RAB etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
RAB etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aralık 2021 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْۚ اِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَيْءٌ عَظٖيمٌ 

Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir.

                          (Hac Sûresi(22) 1. Ayet)

17 Aralık 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 17.12.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:MÜSLÜMAN, DİNÎ VE AHLAKİ DEĞERLERİYLE YAŞAR

       MÜSLÜMAN, DİNÎ VE AHLAKİ DEĞERLERİYLE YAŞAR




Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor: 

“Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyar ve Allah’a iman edersiniz…”[i] 

Aziz Müminler!

“En hayırlı ümmet” övgüsüne mazhar olan her bir mümin, zihnine ve gönlüne yalnızca İslam’ın yüce değerlerini nakşeder.  Kaynağı vahiy olmayan her çeşit düşünce, uygulama ve alışkanlıklar karşısında dikkatli davranır. İmanına zarar verebilecek tehlikelerden uzak durur. Söz ve davranışlarına İslam ahlakını yansıtır. Dünyevî heves ve arzuların peşinden koşmaz. Alın terinin kıymetini, helal kazancın bereketini unutmaz. Aldığının ve sattığının hesabını vereceğini aklından çıkarmaz. Az da olsa yalnızca helalle yetinir. Aklı uyuşturan alkolle, ocaklar söndüren kumarla ömrünü zayi etmez.

Kıymetli Müslümanlar!

Kimliğini muhafaza eden bir Müslüman, popüler kültürün girdabında kaybolmaz. Başka dünyalara ait yaşam tarzlarını bilinçsizce taklit etmez. Dinimizde ve sahih geleneğimizde yeri olmayan sembolleri, eğlence biçimlerini, tutum ve davranışları benimsemez. Bunun, Müslüman kimliğini zedelediğini, toplumu ve gelecek nesilleri dinine, tarihine ve değerlerine yabancılaştırdığını bilir. Tarih sahnesinden silinen nice milletin önce inanç ve değerlerini, sonra da kültür, edebiyat ve sanatını kaybettiğini unutmaz.

Değerli Müminler!

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) bir hadisinde bizleri şöyle uyarmaktadır: 

“Kim bir topluluğa benzemeye çalışırsa, o da onlardandır.”[ii] 

Yani bir kimse, kendi değerlerini yaşamak ve yaşatmak yerine başkasına özenir, onun inanç ve adetlerini benimserse, sonunda onlar gibi düşünmeye ve onlar gibi yaşamaya başlar. Zira maddi ve fiziki benzeşmenin manevi sonuçlar doğurması kaçınılmazdır.

O halde, Rabbimize, insanlığa ve gelecek nesillerimize karşı sorumluluğumuzun bilincinde olalım. Kur’an’a ve sünnete sımsıkı sarılalım. Hayatımızın her alanında İslam ahlakını ve terbiyesini kuşanalım. Yaratılış gayemizden uzaklaştıran, kültür ve medeniyetimizi yozlaştıran her türlü söz, anlayış ve davranıştan uzak duralım. Unutmayalım ki toplumlar, dinî ve ahlaki değerleriyle ayakta durur ve bu değerlerden beslenen şuurla yaşarlar.



[i] Âl-i İmrân, 3/110.

[ii] Ebû Dâvûd, Libâs, 4.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

13 Aralık 2021 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:

اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ يَهْد۪يهِمْ رَبُّهُمْ بِا۪يمَانِهِمْۚ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُ ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِ

İman edip güzel işler yapanlara gelince, imanları sebebiyle Rableri onları nimet dolu cennetlerde, alt tarafından ırmaklar akan (saraylara) erdirir.

                (Yunus Sûresi(10) 9. Ayet)

12 Temmuz 2021 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


                       وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ اِلَيْهِ تَبْت۪يلًاۜ


 "Rabbinin adını an. Bütün varlığınla O'na yönel."

                                 (Müzzemmil Suresi 8. Ayet)

21 Haziran 2021 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


وَقَضٰى رَبُّكَ اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّٓا اِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًاۜ اِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ اَحَدُهُمَٓا اَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُلْ لَهُمَٓا اُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُلْ لَهُمَا قَوْلًا كَر۪يمًا


Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine «of!» bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle.

                  (İsrâ Suresi 23. Ayet)

18 Haziran 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 18.06.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:MÜSLÜMAN ŞAHSIYETİ

 

müslüman şahsiyeTİ




Muhterem Müslümanlar!


İslam, insanı şahsiyetiyle inşa eden bir dindir. İslam’ın ortaya koyduğu ilke ve değerler, bir yandan duygu, düşünce ve davranışlarımızı inşa ederken diğer yandan da kişiliğimizin olgunlaşmasına katkı sağlar. Hayatın anlam ve gayesine, varlığın kökeni ve serüvenine, bilginin kaynağı ve sıhhatine, iyi, kötü ve estetiğe dair tüm sorular, İslam’ın inşa etmek istediği Müslüman şahsiyetinde cevaplarını bulur.

Aziz Müminler!

Müslüman şahsiyetini oluşturan en önemli imkân, dünyayı ve ahireti anlamlandıran imandır. İman, kişiyi kulluk yolculuğundaki savrulmalardan koruyup ebedî mutluluğa ulaştıran en büyük hazinedir.

Müslüman şahsiyetinin sapasağlam olmasında imandan sonra gelen, kulu Rabbine yaklaştıran ibadetler ve ibadetlerin somut neticesi olan güzel ahlaktır. Kişinin maneviyatını besleyen bu iki değer, zihnini ve gönlünü Rabbine bağlamış Müslümanın ayırt edici vasfıdır. Bu sebeple Müslümandan beklenen imanının göstergesi olan ibadetlere ve güzel ahlaka yönelmesidir. Çünkü ibadet, onun yaratılış gayesi ve kulluğunun özüdür. Güzel ahlak ise zihnini inşa eden ve ona şahsiyet kazandıran yüce davranışların tamamıdır.

Aziz Müminler!

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:

İçinizden Allah’ın lütfuna ve âhiret gününe umut bağlayanlar, Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Resûlullah’ta güzel bir örneklik vardır.”[1]

O halde bize düşen, Peygamber Efendimizin örnekliğinden bir an olsun ayrılmamaktır. Tıpkı onun gibi, temelinde tevhid olan, ibadetlerle mayalanan, ahlakla olgunlaşan bir duruş sergilemektir. İslam’ın izzet ve şerefini kuşanmak, zamana ve zemine göre değişmeyen sağlam bir karaktere sahip olmaktır. Daima hayrın peşinde koşmak, hayırlı işlerde yarışmaktır. Haksızlığa, zulme ve şiddete asla meyletmemektir. Başta anne ve babamız, eşimiz ve çocuklarımız olmak üzere hayat bulan her cana şefkat ve merhametle davranmaktır. Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in buyurduğu gibi, “Elinden ve dilinden hiç kimsenin zarar görmediği bir Müslüman”[2] olabilmek için gayret göstermektir.

Hutbemi Yüce Rabbimizin şu ayetiyle bitiriyorum: 

“Şüphesiz ‘Rabbimiz Allah’tır’ deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: ‘Korkmayın, üzülmeyin, size dünyada iken vadedilen cennetle sevinin!’”[3]



[1] Ahzâb, 33/21.

[2] İbn Hanbel, VI, 22.

[3] Fussilet, 41/30.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

21 Mayıs 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 21.05.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:ZULÜM CEZASIZ KALMAZ

                                      ZULÜM CEZASIZ KALMAZ

 


Muhterem Müslümanlar!

 

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah onları cezalandırmayı, korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.[1]

Bu ayet, mazlumlar için bir umut ve teselli; zalimler için bir ihtar ve tehdittir. Bu tehdide aldırış etmeyen zalimler, dünyada da ahirette de huzur bulamayacaktır. Onlar için dünyada rezillik, ahirette ise büyük bir azap vardır. Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in buyurduğu gibi,

 “Zulüm, zalim için kıyamet gününde zifiri karanlık olacaktır.”[2]

 

Aziz Müminler!

 

İnsaf, vicdan ve merhamet duygularının yitirildiği, zulmün sıradanlaştığı ve zalimin destek bulduğu bir çağda yaşıyoruz. Hak ve hukuk tanımayan zorbalar, çocuk, yaşlı, kadın demeden mazlum Filistin halkının üzerine bombalar yağdırıyor. Gözü dönmüş caniler, dünyanın gözleri önünde Filistinli masum kardeşlerimizi katlediyor. Kan ve gözyaşından beslenenler, Kudüs ve çevresindeki Müslümanları, baskı ve şiddetle evlerinden, yurtlarından çıkarıyor, yaşama haklarını ellerinden alıyor. Mabet dokunulmazlığını hiçe sayıp Mescid-i Aksâ’nın maneviyatını çiğniyor. Ancak biz inanıyoruz ki mazlumla Allah arasında perde yoktur.[3] “Kahhâr” olan Rabbimiz, zalimleri kahr u perişan edecektir.

 

Kıymetli Müslümanlar!

 

Mümin, zulme taraftar olmaz ve zulmü alkışlamaz. Zulüm karşısında susmaz, zalimin sesi olmaz. Müminin gönlü asla zulme razı değildir. Mümin, hak ve adaletin yanındadır, zulmün karşısında daima dimdik ayaktadır. Mümin, zalime hasım, mazluma umuttur. Yeryüzünün her neresinde olursa olsun kanayan bir yara gördü mü ciğeri yanar. Zira o, Hakka tabidir ve Hak yolunun yolcusudur. Mümin bilir ki hak ve adaletin hizmetinde olduğu sürece Allah’ın rahmeti ve yardımı kendisiyle birliktedir. Hakkı tutup kaldırdığı sürece zalimler asla mazluma ve mağdura zarar veremeyecektir.

 

Değerli Müminler!

 

Peygamber Efendimiz (s.a.s), bir hadisinde şöyle buyurur:

“Kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse kalbi ile o kötülüğe tavır koysun. Bu da imanın asgarî gereğidir.”[4]

O halde, mazlumların feryadı arşa uzanırken, ümmet-i Muhammed olarak bir araya gelip zulme ve işgale karşı çıkalım. Mazlum kardeşlerimize gücümüz nispetinde destek olalım. Bilelim ki Rabbimizin yardımı, müminlerin vahdeti, feraseti, cesareti ve onurlu duruşuyla zalimlerin sonu berbat olacak, huzura ve barışa kastedenler er ya da geç cezasını bulacaktır.

 

Aziz Kardeşlerim!


Bugün Filistin’de yaşananlar bize önemli sorumluluklar yüklemektedir. Gün, Müslüman idrakiyle yola revan olup Rabbimize samimiyetimizi arz etme günüdür. Gün, Sevgili Peygamberimizin ümmet idealini kuşanma günüdür. Gün, kardeşlerimizle bir olma günüdür. Sizleri Cuma namazından sonra Filistin’deki kardeşlerimize el uzatmaya, onların yaralarını sarmaya davet ediyorum. Yüce Mevlâ, iyiliklerimizi kabul buyursun.



[1] İbrâhîm, 14/42.

[2] Buhârî, Mezâlim, 8.

[3] Buhârî, Zekât, 63.

[4] Müslim, Îmân, 78.

 Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

14 Mayıs 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının14.05.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:VAKIF: ŞEFKAT VE MERHAMET MEDENİYETİ

                 VAKIF: Şefkat ve MERHAMET                                          mEDENİYETİ





Muhterem Müslümanlar!


Peygamber Efendimiz (s.a.s), bir gün ashâbına şöyle demiştir: “İnsan ölünce şu üçü dışında bütün amellerinin sevabı kesilir: Sadaka-i câriye yani faydası kalıcı hayır, kendisinden istifade edilen ilim ve arkasından dua eden hayırlı evlât.”[1]

 Bu hadis-i şerifte ifade edilen sadaka-i cariyenin en güzel örneklerinden biri, İslam medeniyetinin simgesi olan vakıflardır.


Aziz Müminler!


Vakıflar, İslam’ın bütün varlık âlemine karşı şefkat ve merhametinin müesseseleşmiş halidir. İnsana emanet olarak verilen malın, bütün insanlığın hatta bütün canlıların hizmetine sunulmasıdır. Zayıf ve düşkünlerin elinden tutma, muhtaçların sıkıntısına kalıcı çözüm bulma çabasıdır. Nitekim Hz. Ömer (r.a), bir gün Peygamberimize gelerek, 

“Yâ Resûlallah! Benim çok güzel bir hurma bahçem var. Bu bahçeyi bağışlamak istiyorum.” deyince, Allah Resûlü (s.a.s), ona şu tavsiyede bulunmuştur: 

“Aslını vakfet. Mahsulünü de sadaka olarak dağıt.”[2]


Kıymetli Müslümanlar!


Ecdadımız, vakıfları birer “vefa müessesesi” olarak görmüş ve kazandığı serveti, tekrar insanlığın hizmetine sunmuştur. Bu anlayışla cami, mescit, mektep, medrese, kütüphane, hastane, aşevi, çeşme, köprü gibi nice eser inşa etmiştir. Böylece işsize iş, yoksula aş, borçluya destek, evsize yuva, hastaya şifa götürmüştür. “Kardeşlik sınır tanımaz” şiarıyla iyiliği yeryüzüne egemen kılmış, mazlumlara yurt, gariplere umut olmuştur. İslam’ın bu engin şefkat ve merhametinden sadece insanlar değil, sahipsiz hayvanlar, yuvasız kuşlar hatta yırtıcılar dahi nasibini almıştır.


Aziz Müminler!


Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Ölümsüz olan iyi işler, Rabbinin nezdinde hem sevapça daha hayırlı, hem de ümit bağlamaya daha lâyıktır.”[3]

O halde, geçici dünya nimetlerini amel defterimizi ebedi açık tutacak vesileler olarak görelim. Vakıfların kurulmasına, korunmasına ve ihya edilmesine katkı sunalım. Unutmayalım ki vakıf medeniyetinin temeli merhamettir. Merhamet ise Allah Teâlâ’nın Rahmân ve Rahîm ism-i şeriflerinin tecellisidir.


Kardeşlerim!


Hak ve hukuk tanımayan, insaf ve vicdandan

 yoksun zalimler, Filistin’deki kardeşlerimizin

 topraklarını işgal etmeye, çocuk, yaşlı, kadın

 demeden canice saldırmaya devam ediyor.

 Geliniz, duaların kabul edildiği bu icabet

 vaktinde ellerimizi açıp Rabbimize yalvaralım:

Ya Rab! Sen kimsesizlerin sahibi, mazlumların

 sığınağısın, bizlere rahmetinle muamele eyle.

Sen bizim Mevla’mızsın, zalimlere karşı bize

 yardım eyle.

Şu mübarek günler hürmetine, ilk kıblemiz

 Mescid-i Aksâ’yı ve Peygamberler şehri

 Kudüs’ü zalimlerin işgalinden kurtar Allah’ım!

Ya Rabbi! Miracın basamağı Mescid-i Aksâ’yı

 korumayı, bu uğurda mücadele etmeyi

 yeryüzündeki bütün Müslümanlara ve bizlere

 nasip eyle.

Allah’ım! Evlerinden yurtlarından kovulan, öz

 vatanlarında garip kalan mazlum bütün

 Müslümanlara kurtuluş nasip eyle.

Mazlumların umudu, gariplerin yurdu cennet

 vatanımızı ve aziz milletimizi her türlü

 tehlikeden koru Allah’ım!



[1] Müslim, Vasiyyet, 14.

[2] Müslim, Vasiyyet, 15.

[3] Kehf, 18/46.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

6 Mayıs 2021 Perşembe

Kur'an-ı Kerimden Mesaj Var-41

                                       Kur’an’ı Kerim’den Mesaj Var

                              Oruç inananları korur

Allah insanları ve tüm varlıkları yaratandır. İnsanı en iyi tanıyan Yüce Allah’tır. Yaratıcımız İnsanın ihtiyaçlarını ve insan için gerekli olan her şeyi bildirmiştir.

İnsanoğlu tabiatı gereği iyilik yapmaya da kötülük yapmaya da yatkındır.

Allah insanın yaratılıştan gelen güzelliklere yönelmesini  ve hoş olmayan davranışlardan uzak durmasını ister. Bunun için de Allah insanlara bazı vecibeler yüklemiştir.

Bu vecibelerle insanı kötülüklerden uzak tutarak iyi olan şeylere yöneltir.

Rabbimiz inananlara, namaz, oruç, zekat, hac, kurban vs. ibadetleri emrederek onları çirkin davranışlardan koruyarak iyi ve güzel  olan davranışlara yöneltmek istemiştir.

Yüce Allah Müslümanları kendilerini günahlardan   korunması için orucu farz kılmıştır.

Bu konu ile ilgili Allah’ın Kur’an’ı Kerim’deki mesajı şöyledir: 

“Ey iman sahipleri! oruç sizden öncekiler üzerine yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazılmıştır. Bu sayede korunmanız umulmaktadır.” (Bakara,2/183)

Bu ayette Allah oruç ibadetini her ümmete  farz kılmak suretiyle, orucun değerinin  ne kadar büyük olduğunu vurgulamak istemiştir.

Ayette ayrıca İnananların korunması için orucun çok önemli bir fonksiyon olduğunu da dile getirilmiştir.

Oruçlu bir kimse, her an oruç ibadeti içinde olduğundan davranışlarında dikkatli ve ölçülü olur. İbadet içinde olan bir kimsenin ibadet ile aynı anda çirkin bir davranış sergilemesi düşünülemez.

 Eğer kötü bir davranışta bulunursa ibadeti boşa çıkacak ve oruç için aç susuz kalması gereksiz hale gelecektir.

İnanan birinin oruç ibadetinin Allah katında değeri olması için, tüm davranışlarını  Allah’ın rızasına uygun olarak yapması gerekir. Aynı zaman da kötü, çirkin ve beğenilmeyen davranışlardan da uzak durmalıdır.

İslam dinide yasak olan ve yapılmasında sakınca görülen tüm

 davranışlardan uzak durması gereken oruçlu bir kimse,

 kendini günahlardan korumuş olur. Buda peygamberimizin

 belirttiği bibi oruç sayesinde olur. Çünkü peygamberimiz

 orucun Müslümanlar için “Kalkan” olduğunu ifade etmiştir. (Buhari, Savm. 2)

Oruçlu aşağıda sıralayacağımız bazı davranışlardan uzak kalırsa, kendisini korumuş olacaktır:

1-Yalan söylemek.

2-İftira yapmak.

3-Gıgbet ve dedikodu  yapmak.

4-Kişilerin gizli hallerini araştırmak.

5-İki yüzlülük yapmak.

6-Başkalarına beğenmeyeceği bir isimle çağırmak.

7-Çirkin ve kötü söz söylemek.

8-Haset yapmak.(Çekememezlik)

9-Kin ve nefret beslemek.

10-Fitne ve fesat çıkarmak.

11-Hırsızlık yapmak, Kumar oynamak.

12-İçki içmek, sarhoş olmak.

13-Zina yapmak ve Edepsiz olmak.

14-Rüşvet almak ve vermek.

15-Devlet ve Millet malına zarar vermek.

16-Kul ve yetim hakkı yemek.

17-Haksızlık,zulüm ve işkence yapmak.

 18-İsraf yapmak.

19-Hayvanlara eziyet etmek ve çevreye zarar vermek.

20-Asalak olmak, başkalarının sırtından geçinmek.

21-Adaletsizlik yapmak. Yetkisini taraflı kullanmak.

22-Toplumun genel ahlak kurallarının dışına çıkmak vb.

İşte, Oruçlu ve her daim ibadet bilincinde olan bir Müslüman,  yukarıda sıraladığımız uygun olmayan davranışlardan uzak durur. Bu davranışlardan uzak durduğu içinde günahlardan korunmuş olur.

Tuttuğu oruç açlığın ötesinde gerçek bir kurtuluş olur.

Ne mutlu bu bilinçle oruç ibadetini yerine getirip, kurtuluşa erenlere….

                Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

 

26 Mart 2021 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:

“Şâban ayının on beşinci gecesi olduğu zaman, gecesinde ibadete kalkın. Gündüzünde oruç tutun. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ dünyaya rahmet nazarı ile bakar ve fecir oluncaya kadar şöyle buyurur: ‘Benden af dileyen yok mu, onu bağışlayayım! Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım! Sıkıntıya uğrayan yok mu, ona afiyet vereyim!..’”

                                                  (İbn Mâce, İkâmet, 191.)

Diyanet İşleri Başkanlığının26.03.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:BERAT GECESI: AF VE MAĞFIRET GECESI

Berat gecesi: Af ve mağfiret gecesi




Muhterem Müslümanlar!


On bir ayın sultanı Ramazan-ı şerifin gölgesi üzerimize

 düştü. Yarın, Ramazan’ın muştusu olan Berat gecesini

 idrak edeceğiz. Cenâb-ı Hak, bu gece hürmetine aziz

 Milletimize ve ümmet-i Muhammed’e hayır ve bereket

 ihsan eylesin. Berat Gecemiz mübarek olsun.


  Aziz Müminler!


  Yine böyle bir gece vakti Hz. Âişe validemiz uyanmış, Resûl-i Ekrem (s.a.s)’i yanında göremeyince dışarı çıkıp aramaya koyulmuştu. Nihayetinde onu Bakî‘ mezarlığında, başını göğe kaldırmış, dua eder vaziyette bulmuştu. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), hem Hz. Âişe’nin merakını gidermek hem de Allah’ın rahmetinin bu gece ne kadar geniş olduğunu anlatmak için şöyle buyurmuştu:

“Şaban ayının yarısına denk gelen bu gece, Allah dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Kelb kabilesinin koyunlarının yünlerinden daha fazla sayıda insanı affeder.”[1]

Kıymetli Müslümanlar!


Hidayet rehberimiz Kur’an-ı Kerim’de, ebedi kurtuluş

 beratını alanların ahiretteki durumu şöyle anlatılır: 

“İşte o vakit, kitabı sağ tarafından verilen kimse der ki,

 ‘Alın kitabımı okuyun; Doğrusu ben, hesabımla

 karşılaşacağımı zaten biliyordum.’ Artık o, hoşnut

 olacağı bir hayat içindedir; yüce bir cennettedir.”[2]

Bu ayet-i kerimeden öğreniyoruz ki Allah’ın rızasını

 kazanıp cennetine kavuşmak, dünyadayken ahiret için

 hazırlık yapmakla; iman, ibadet ve istikamet üzere hayat

 sürmekle mümkündür.

Cenâb-ı Hakkın bize lütfettiği bu özel fırsat ve bereket ayları, geçmişin muhasebesini ve geleceğin planlamasını yapacağımız tefekkür vakitleridir. Nefsimizin bitmek bilmeyen isteklerine göre değil, Rabbimizin rızası doğrultusunda yaşamaya azmedeceğimiz karar vakitleridir. Hata ve günahlarımızdan tevbe edip, Rabbimizin af ve mağfiretine sığınacağımız dua ve niyaz vakitleridir. Nitekim Allah Resûlü (s.a.s) bize şu tavsiyede bulunmaktadır:

“Şâban ayının on beşinci gecesi olduğu zaman, gecesinde ibadete kalkın. Gündüzünde oruç tutun. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ dünyaya rahmet nazarı ile bakar ve fecir oluncaya kadar şöyle buyurur: ‘Benden af dileyen yok mu, onu bağışlayayım! Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım! Sıkıntıya uğrayan yok mu, ona afiyet vereyim!..’”[3]

Değerli Müminler!

Hutbemin sonunda önemli bir hususu tekrar hatırlatmak

 istiyorum. Salgın hastalıkla mücadelemiz devam ediyor.

 Tedbirlere riayet konusunda bugüne kadar gösterdiğimiz

 hassasiyeti bundan sonra da aynı ciddiyetle devam

 ettirelim. Yüce Rabbimiz en kısa zamanda salgın

 hastalıktan kurtulmayı bizlere nasip eylesin.



[1] Tirmizî, Savm, 39.

[2] Hâkka, 69/19-22.

[3] İbn Mâce, İkâmet, 191.


Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK: