Hz.Muhammed etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hz.Muhammed etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mart 2023 Cumartesi

HAFTANIN HADİSİ

            Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:  

                اَلْيَدُ الْعُلْياَ خَيْرٌ مِنَ الْيَدِ السُّفْلَى


 “Veren el, alan elden daha hayırlıdır”.

                             Buharî: Zekât 18; Müslim: Zekât 94


24 Şubat 2023 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:  


صَلاَةُ الْجَمَاعَةِ أَفْضَلُ مِنْ صَلاَةِ الْفَذِّ بِسَبْعٍ وَعِشْـرِينَ دَرَجَةً


“Cemaatle kılınan namaz, yalnız kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir”.

                          (Buharî: Ezan 30; Müslim: Mesacid 249)


17 Şubat 2023 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

         Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:  

  مَثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فيِ تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعَاطُفِهِمْ مَثَلُ الْجَسَدِ: إِذاَ اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَداَعَى لَهُ ساَئِرُ الْجَسَدِ بِالسَّهَرِ وَالْحُمَّى


 “Müminler, birbirlerini sevme, birbirlerine merhamet etme ve birbirlerine şefkat gösterme konusunda bir vücut gibidirler. Vücudun bir organı rahatsız olsa, diğer organlar uykusuzluk ve hararette ona ortak olurlar”.

                                              (Malik, Muvatta: Şiir 16.)

30 Aralık 2021 Perşembe

Fatiha’nın Işığında Yaşamak

          Allah’ın bizden istediği hayat Müslümanca yaşamaktır. Müslümanca yaşamak

 ise Fatiha suresinin ışığında yürümekle mümkün olur.

Yüce Allah insanı yarattıktan sonra ihtiyaç duyacağı her şeyi de var etmiştir. İnsanın yaşamını sürdürebilmesi için tüm gereksinimlerine ulaşması için Allah birçok sebep vermiştir.

İnsan aklı sayesinde istediği ve ihtiyaç duyduğu şeylere ulaşabilir. Allah insana sayısız nimetler sunmuştur. Bunları saymakla bitiremeyiz.

Allah insanı maddi ve manevi ihtiyaçlarla yaratmıştır. Allah maddi ihtiyaçlarını gidermesi için verdiği nimetler gibi manevi ihtiyaçlarını da giderebilmesi için peygamberler aracılığıyla vahiyler göndermiştir.

Allah insanlara dünya hayatında lazım olan kuralları ve prensipleri ilahi kitaplarında bildirmiştir. Allah’ın gönderdiği ilahi kurallar insanlar tarafından zaman içinde bozulmuş ve değiştirilmiştir. Bu ilahi kurallar bozuldukça veya değiştirildikçe Allah tekrar yenilerini göndermiştir.

Allah hiçbir zaman bozulmayacak ve değiştirilemeyecek ilahi kuralları, ilke ve prensipleri son elçisi Hz.Muhammed’e göndermiştir.

Allah’ın gönderdiği bu ilkelere uymamız istenmektedir. Dinimizin ilke ve prensipleri kutsal kitabımız Kur’an’da bildirilmiştir.

Kur’an’ın önsözü sayılan ve kitabın özünü teşkil eden Fatiha suresinin

Önemi çok büyüktür. Fatiha suresinin ışığında hayatımızı düzenlemek dinimizin gereğidir.

Fatiha suresi Kur’an’ın özeti sayılır. Fatiha suresi kitabın anası kabul edilmiştir.

Fatiha suresi Müslümanın hayatının kırmızı çizgilerini oluşturur. Fatiha suresi kurtuluş yoludur. Fatiha suresi adeta köprüden önce son çıkış gibidir.

Fatiha suresine göre bir Müslümanın şu şekilde olması istenmektedir.

Müslüman yapacağı bir işe besmele  ile başlamalı. Bir işe Allah’ın adıyla başlayan biri zihninde yüce Allah’ın yanında olduğunu hatırlar ve işini yürütürken titiz davranarak harama ve günaha giremez.

Fatiha suresinin bize kazandırdığı diğer bir konu ise hamdüsenadır. İnsan sahip olduğu tüm değerler için Allah’a şükretmesi gerekir. Sağlığımız başta olmak üzere birçok nimete sahip olduğumuzdan dolayı şükretmeliyiz. Sağlığımız yerinde olmazsa rızkımızı kazanamazdık. Rızkı bize nasip eden Allah’a şükretmeliyiz. Allah’ın vermiş olduğu bunca nimete şükretmemek nankörlüktür.

Bir nimetin kıymetini o nimeti kaybettiğimizde anlarız. Önemli olan nimetin güzelliğini önceden anlayıp, Allah’a şükretmektir.

Fatiha suresinin ışığıyla hayatımızı etkileyen diğer bir alan da ahiretin varlığıdır. Fatiha suresinde Allah’ın din gününün sahibi olduğu bildirilmektedir. Fatiha suresine göre bir Müslümanın öldükten sonra hesaba çekileceğini ve dünyada yaptıklarının karşılığını göreceğine inanır. Hayat felsefesini buna göre gerçekleştirir.

Fatiha suresi yolumuzu aydınlatarak bizi yalnızca Allah’a kulluğa ve yalnızca ona ibadet etmeye yönlendirir. Ve yine Fatiha suresi ile yalnızca Allah’tan yardım istememiz  gerektiği bildirilmektedir.

Allah’tan başkasına kulluk yapılamaz. Allah’ın dışındaki herhangi bir kişi ve varlıktan yardım istenmez. Allah’ın dışında başka varlıklardan yardım istemek ve onlara kulluk yapmak şirktir.

Fatiha suresiyle birlikte her daim doğruluk üzerinde olmayı Allah’tan istemekteyiz.

Fatiha suresinin çizdiği yol “sırat-ı müstakım”dir. Yani dosdoğru yol. O yol k, nimet verilen iyi kimselerin yolu, kötü kişilerin yolu değil tabi ki. İyi bir Müslüman her zaman dosdoğru yol üzerinde yürümelidir. Namazın her rekatında günde kırk defa dosdoğru yol üzerinde olmayı niyaz eden bir Müslümanın şeytanın yolundan gitmesi mümkün olamaz.

Namazına devam eden biri Fatiha’nın bu ışığıyla kendisinin doğru yolda yürümesi gerektiğini anlar ve doğru yol olan İslam yolunda yürümeye gayret eder.

Namazlarda günde kırk defa Fatiha suresi bize ışık oluyor yol gösteriyor.Ama; bu ışığı görmeden karanlıkta yürüyoruz. Işığın farkında bile değiliz.

Oysa ışık bize yolumuzu gösteriyor.

İşaretleri gösteriyor.

Tehlikeleri gösteriyor.

Çıkmaz yolları belirliyor.

Ters yönleri gösteriyor.

Doğru ve düzgün yolu gösteriyor.

Fatiha’nın ışığı dünyada olduğu gibi öldükten sonra da ruhumuza okunacak bir Fatiha ile kabrimiz nurlanacaktır, İnşallah! Bunun için ölülerimize Fatiha suresini esirgemeyelim.

Kabirdeki ölülerimize Fatiha okurken, Fatiha’nın anlamını düşünerek Fatiha’nın ışığını kendimize tutalım. Fatiha’nın ışığıyla dosdoğru yol olan İslam yolunda yürüyelim…

Ne mutlu Fatiha suresinin anlamını kavrayarak, yaşam ışığını Fatiha’dan alabilenlere…

Ne mutlu dosdoğru yolda olabilenlere…

Fatiha’nın yolunda…

Efkan VURAL

Fatiha Suresinin Anlamı:

Bismillahirrahmânirrahîm (1) 

(Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla)

Hamd, Âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, hesap ve ceza gününün (ahiret

 gününün) maliki Allah'a mahsustur. (2-4)

(Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. (5)

Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil. (6-7)

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog: 



 

 

26 Aralık 2021 Pazar

Kur'an-ı Kerim'den Mesaj var-48

                        Kur'an-ı Kerim'de Mesaj var:

                                Hikmet Dolu Kitap

Evreni ve içindeki her şeyi yaratan Allah’tır. Allah’ın yarattığı her varlığın hayatını sürdürebilmesi için birtakım ilkeler ortaya koymuştur.

Her varlığın kendine has özellikleri ve kendilerine ait özel gereksinimleri vardır. Allah hepsinin ihtiyaçlarını bir sistem dahilinde gidermektedir.

Allah’ın yarattığı varlıkların içinde farklı özelliklere sahip insanın ihtiyaç duyduğu maddi ve manevi şeyleri oluşturarak hizmetine vermiştir.

İnsanın ihtiyaç duyduğu manevi şeylerin en önemlisi “din” dir. Allah gönderdiği dinleri peygamberleri aracılığıyla öğretmiştir.

Dinlerin tüm ilkelerini ortaya koyan kitaplar göndermiştir. İnsanlar kendilerine gelen dinleri ve kutsal kitapları değiştirmiş, kendi istek ve arzularına göre yeniden şekillendirerek orijinallerini yok etmişlerdir. Bozulan ve değiştirilen kutsal kitapların yerine yenilerini gönderen Yüce Allah en son gönderdiği kitap olan Kur’an-ı Kerim’i değiştirilemeyecek bir vaad ile kıyamete kadar koruma altına almıştır. Muhkem olarak

Son ilahi kitabımız Kur’an, “Hikmet Sahibi”,”Hakim” ve “Muhkem” olarak insanlığın ortak kutsal kitabıdır. Allah’ın bu konuda Kur’an’daki mesajı şöyledir:

Yüce Allah şöyle buyurur: 

“Hakîm (Hikmet dolu)Kur'an hakkı için” (Yâsîn Suresi 2. Ayet)

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’i tüm insanlığa hikmet dolu, muhkem bir kitap olarak, gerçeği açıklayan, şüpheyi gideren delil, sahih ve muhkem bir söz, ilmi ve gerçeği bulduran, önünden ve arkasından batılın sızmadığı, işleri sağlam ve kusursuz yapan bir uyarıcı kitap olarak göndermiştir.

Kur’an evrensel bir ölçüde insanlık için yüzlerce güzel bilgi, emir, ibadet, dua, öğüt vb. şeyler içermektedir.

Bunlara birkaç örnek verecek olursak;

Allah bir tektir eşi benzeri yoktur. (Şûrâ Suresi – 11)

Muhammed Allah’ın Rasûludür. (Fetih Suresi 29. Ayet)

Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır. (Ahzâb Sûresi, 21. Ayet)

De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? (Zümer suresi 9. Ayet)

Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur. (Mâide Suresi 32. Ayet)

Muhakkak ki Allah adaleti, ihsanı, akrabaya karşı cömert

 olmayı emreder; hayâsızlığı, kötülüğü ve zorbalığı yasaklar.

 İşte Allah, aklınızı başınıza alasınız diye size böyle öğüt

 veriyor. (Nahl Suresi,90.Ayet)

Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri

 sevmez. (A'râf Suresi,31.Ayet)

Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu (karşılığını) görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu (karşılığını) görür. (Zilzâl Suresi,7-8.Ayetler)

Siz kendinizi unutarak diğer insanlara iyilik yapmayı ve erdemli olmayı mı emredersiniz, hem de Allah'ın kitabını okuyup durduğunuz halde, siz hiç aklınızı kullanmaz mısınız? (Bakara Suresi, 44. Ayet)

“Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi

 de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.”

 (Kâf Suresi 16. Ayet)

Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de bunlar gibi nice ayeti kerime

 vardır.

Kur’an bize bu hayatta yol gösteren yegane ilahi belgedir.

Günümüzde ve her zaman kıyamete kadar tek çözüm kaynağı

 Kur’an’dır.

Sözde değil özde Müslüman olmalıyız. Kur’an’ı yaşamalıyız.

Bilmek değil yaşamak çok önemli,

Uygulamak çok önemli…

Ne mutlu Allah’ın kitabını yaşam ölçüsü haline

 getirebilenlere…


Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

24 Aralık 2021 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:    


Her ümmetin bir fitnesi (imtihan vesilesi) vardır, benim ümmetimin fitnesi ise maldır.

(Tirmizî, "Zühd", 26)


19 Aralık 2021 Pazar

Hadis-i Şerifler aydınlatıyor-13

                             Hadis-i Şerifler aydınlatıyor:

Davete İcabet Sünnettir

İnsanların yalnız başına yaşamaları zor bir durumdur. Her işimizi kendi başımıza yapmamız mümkün değildir. İnsan yalnız başına fert olarak hayatını sürdürürken kendini toplumdan sıyıramaz. İnsan oğlu her an başkalarına muhtaçtır.

Tamamen kendini yalnızlığa itenler sorunlarıyla baş edemez ve içine kapanarak hayatını kaosa çevirir.

 Hayatın getirdiği sorunları ve problemleri eşimizle ve dostumuzla çözüme kavuşturabiliriz.

Hayatımızı kolaylaştırmak için ailemize, komşularımıza ve diğer katmanlara ihtiyacımız olacaktır. Bunun için insanlar iç içe yaşamak zorunda.

Toplumdan kaçamayız. Bu hem inancımıza ve hem de kültürümüze ters düşer.

Dinimiz komşusu aç iken ,tok sabahlayanlardan olmamamızı ister.

Atalarımız da ne güzel söylemiş. “Ev alma komşu al.” “Komşu komşunun külüne muhtaçtır.”

İnsanlar toplu halde yaşarlar. Sorunlarını birlikte çözerler.

Hastalık anında, düğünde, cenaze de ve diğer törenlerde birlikte olmak ve  birbirine destek olmak insanlığın ve insanca yaşamanın gereğidir.

Bu konuda peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde bizi şöyle aydınlatır:

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur:

“Biriniz din kardeşini düğün ve benzeri bir şeye davet ettiği zaman o, (bu davete icabet etsin).” (Buhari,Nikah,74.)

Evet, şu koronalı  günlerde birbirimizi unutur olduk. Cenaze ve düğünlere gitmez olduk.

Davetlere katılma konusundaki eksikliklerimizi ve kusurumuzu  korona bahanesiyle görmemezlikten geliyoruz. Bu durumu gözden geçirmeliyiz…

Davetleri ihmal etmemeliyiz. Eş, dost, akraba ve tanıdıklarımızın davetlerine hasta ve riskli değilsek; maske mesafe ve hijyene dikkat ederek katılmaya çalışmalıyız.

Düğün ve hayırlı işlere katılamadığımız durumlarda hediyelerimizi gönderebilir ve bu şekilde birbirimizi desteklemiş oluruz.

İyi bir insan ve samimi bir Müslüman yakınlarının davetine gerekli özeni göstermelidir.

Unutmayalım ki, şu geçici boş dünyada yarayışlı ve iyi şeyler yaparsak; gerçek ve sonsuz olan ahiret hayatına (azık) hazırlık yapmış oluruz.

Ne mutlu dünya hayatında iyi şeyler yaparak sevaplarını biriktirenlere…

Ne mutlu davetlere icabet edenlere…


 Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:


 

 

17 Aralık 2021 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:    

"Kıyamet günü Allah katında insanların en kötüsü, dünyadayken

 şerrinden korunmak için diğer insanların kendisinden

 uzaklaştığı kimsedir."

 

(Müslim, "Birr", 73)


12 Aralık 2021 Pazar

Kur’an ayetleri aydınlatıyor-13

 Kur’an ayetleri aydınlatıyor:

Allahtan başka ilah yoktur.

İbadet yalnızca Allah’a yapılır.

Yüce Allah tüm evreni ve evrenin içindeki varlıkları yaratmıştır. Allah evreni yaratıp bir kenara bırakmadı. O evreni idare edip her daim yönetmektedir. Tüm canlılara rızıklandırıyor ve onları yalnız bırakmıyor.

İlk insanı yaratan Allah, ona Cebrail meleğini göndererek hayatla ilgili her şeyi öğretiyor. Yine melek aracılığı ile Allah kendini tanıtıyor ve kulluğun ne olduğunu öğretiyor. Kendisinden başka ilah olmadığını ve yalnızca kendisine ibadet edileceğini bildiriyor.

Allah ilk insan olan Hz. Adem’e kulluk adına bildirdiği şeyleri sonraki peygamberlere de tekrar tekrar bildirmiştir.

Peygamberler Allah’tan aldıkları mesajları kavimlerine ileterek onları doğru yola çağırmışlardı.

Her peygamber öncelikle yaratıcının bir tek olduğunu ve O’ndan başka ilah olmadığını ve yalnızca O’na kulluk edileceğini bildirmiştir.

Allah bu konuda Kur’an’da bizi bir ayette şöyle aydınlatır:   

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Senden önce gönderdiğimiz her peygambere: "Benden başka tanrı yoktur, Bana kulluk edin" diye vahyetmişizdir.”( Enbiyâ Sûresi,25. Ayet)

Her peygamber insanlara Allah’ın bir tek olduğunu, eşi ve benzeri olmadığını, O’ndan başka tapılacak Tanrının bulunmadığını ve yalnızca kendine ibadet edileceğini öğretmiştir.

Tüm peygamberlere bildirilen bu ilahi ferman son olarak ve kıyamete kadar devam edecek şekilde Hz. Muhammed’e de bildirilmiştir. Çünkü Allah’ın gönderdiği tüm ilahi dinlerde en önemli esasın TEVHİD  olduğu görülmektedir.

İslam dininin temelini oluşturan esasın da tevhid olduğunu yani  Yüce Allah’ın bir tek oluşudur.

Bugün de bizler dinimizin bu temel esasını göz önüne alarak, Allah’tan başka hiçbir ilahın olmadığına ve kulluğun yalnızca Allah’a yapılması gerektiğini iyice bilmeliyiz. İbadetlerimizi bu bilinçle yerine getirmeliyiz. İbadetler yalnızca Allah rızası için yapılmalıdır. Yapılan ibadetlerde, kulluk ta, gösteriş ve menfaata yer vermemeliyiz. Bunun için çok dikkatli davranmalıyız.

Gösteriş ve menfaat düşünerek ibadet edenlerin yaptıkları ibadetlerin kendilerine bir fayda vermeyecektir.

Yaptığımız her davranışı Allah rızası için yapmalıyız.

İbadet, dua ve yardım konularında yalnız Allah’a yönelmeliyiz.

Dini sadece Allah’a mahsus bir şekilde yaşamaya çalışmalıyız.

Allah’ın dışında hiçbir şeye, hiçbir güce ve kuvvete yer vermemeliyiz.

Yalnızca ve yalnızca Allah’a yönelmeliyiz.

Ne mutlu yalnızca Allah’a inananlara ve yalnız O’na ibadet edenlere…

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:


10 Aralık 2021 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:                                                               


İşlerinizde orta yolu tutunuz, dosdoğru olunuz. Biliniz ki hiçbirinizi ameli cennete girdiremez. Şunu da biliniz ki Allah katında en değerli amel, az da olsa devamlı olanıdır.

                                                                      (Buhârî, "Rikâk", 18)


5 Eylül 2021 Pazar

Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var-25

 

Hadis-i Şeriften Mesaj Var

Helal Yolda Yürümek Harama Yaklaşmamak

İnsanlar hayatlarını sürdürebilmeleri ve refah içinde yaşayabilmeleri için rızık peşinde koşmalıdırlar.

Rızkımızı helal yollardan elde etmeye çalışmalıyız.

Hiçbir uğraş vermeden, eziyet çekmeden, çalışıp çabalamadan geçimimizi sağlayamayız.

Dünya hayatını huzurlu, sağlıklı ve rahat geçirebilmek için maddi ve manevi ihtiyaçların yerine getirilmesi şarttır.

Maddi ihtiyaçlarımızı elde etmek için helal yolları kullanarak çalışıp rızkımızı temin etmeliyiz. İşimize gücümüze haramı karıştırmamalıyız. Kazancımızı elde ederken yalandan ve hileden uzak durmalıyız. Yaptığımız her türlü faaliyetler helal çizgi üzerinde olmalıdır.

Dinimizin yasakladığı haram olan şeyleri yaşam alanlarımızın her köşesinden uzakta tutmalıyız.

Resmi işlerimizde, ticari faaliyetlerimizde, kazancımızda, üretim faaliyetlerimizde, tarımsal işlerimizde ve bil umum yaptığımız her işimizi helal yoldan yapmalıyız. Haramı haram bilip, her daim haramdan ve şüpheli olan şeylerden uzak durmalıyız.

Peygamberimiz Hz. Muhammed bir hadis-i şerifinde bu konuda bize şöyle mesaj vermektedir:

Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:

”(Rızık temin ederken)helal olanı alın haram olanı terk edin.” (İbni Mace,Ticaret,2.)

Peygamberimizin bu hadisinde bize vermiş olduğu mesajı iş hayatımızda kısaca şu şekilde uygulamaya çalışabiliriz:

1-Öğrencilik hayatımızda, ders ve sınavlarımızda usulsüzlük yapmamalıyız.

2-İş ve çalışmalarımızda dürüst olmalıyız.

3-Çevremizde yaptığımız davranışlarımızla güven vermeliyiz.

4-Yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı düşünerek, ölçerek ve aklımızı kullanarak yerine getirmeliyiz.

5-İş ahlakımızdan yalan, hile ve dolandırıcılığı tamamen uzaklaştırmalıyız.

6-Her daim çalışkan, samimi ve dürüst olmalıyız.

7-Rızkı veren Allah’tır. Bize düşen çalışmak ve gayrettir. Rızık konusunda endişeye kapılıp, yalan ve hileye baş vurmamalıyız.

8-Kazancımızı helal yollardan elde etmeye çalışmalıyız.

9-İşimize besmele ile (Allah’ın adıyla) başlamalıyız. Allah’ın adıyla işimize samimi olarak başlarsak, harama düşmekten korkar, Allah’tan utanır ve bu durumu hatırımızdan çıkarmamış oluruz.

10-Yaptığımız iş ve davranışlarımızda (her türlü faaliyetlerde) Allah’ın bizi her daim gördüğünü, meleklerin de izleyip kayıt ettiklerini düşünmeliyiz. Bu şekilde de haramdan ve günahtan uzak durmaya çalışırız.

Ne mutlu helal-haram çizgisini takip edip, helal yoldan rızıklarını kazananlara…

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

3 Eylül 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 03.09.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:ALLAH İLİM YOLCUSUNA CENNETİ KOLAYLAŞTIRIR

 ALLAH İLİM YOLCUSUNA CENNETİ KOLAYLAŞTIRIR

Muhterem Müslümanlar!

Peygamber Efendimiz (s.a.s), bir defasında ilmin kıymetini ashabına şöyle anlatmıştır: “Kim ilim için yola çıkarsa Allah ona cennete giden yolu kolaylaştırır. Melekler, hoşnutluklarından dolayı ilim talebesine kanatlarını serer. Sudaki balıklara varıncaya kadar yer ve gök ehli âlim kişinin bağışlanması için Allah’a yakarır. Âlimin, âbide üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Kuşkusuz âlimler peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler miras olarak ne altın ne de gümüş bırakmışlardır; onların bıraktıkları yegâne miras ilimdir. Dolayısıyla kim onu alırsa büyük bir pay almış olur.[1]

Aziz Müminler!

İslam’ın gönderiliş hikmetlerinden biri de insana hak ve hakikate

 götüren yolları öğretmek, cehaleti ortadan kaldırmaktır. İnsan,

 hangi yaşta ve hangi konumda olursa olsun eğitim ve öğretime,

 edep ve terbiyeye muhtaçtır. Zira insan, vahyi ilimle ve eğitimle

 doğru anlar. Dünyasını ilimle ve eğitimle imar eder. Kalbini,

 ruhunu ve vicdanını ilimle aydınlatır. Yaratılış gayesine ilimle

 ulaşır. Ahlak ve adabı ilimle kuşanır.

Kıymetli Müslümanlar!

İlmin kaynağı, Allah Teâlâ’dır. O, Alîm’dir, her şeyi bilendir. İnsana bilmediklerini ve kalemle yazmayı öğretendir. Dolayısıyla ilim, kişiyi Allah’a ulaştırdığı ve imanla buluşturduğu oranda değerlidir. Yoksa dünyevi menfaat elde etmek, fertleri karanlığa ve toplumları fesada sürüklemek için yapılan ilmî faaliyetlerin Allah katında kıymeti yoktur. Böylesi bir uğraş beyhûdedir ve ayet-i kerime gayet açıktır:

“Onlar, iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir.[2]

Değerli Müminler!

Kur’an-ı Kerim’de 

“Allah’a karşı ancak kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.”[3] buyrulur. 

Evet, ilim Yüce Rabbimizi hakkıyla bilmeye, gönlümüzde O’nun sevgisini ve saygısını sürekli hissetmeye vesiledir. Diğer yandan insanlığa faydalı olan her türlü bilgi ve yöntem kıymetlidir. Ancak, dünya huzuru ve ahiret mutluluğu, amele yani pratiğe dönüşen bilgiyle gerçekleşir. Bu, öylesine önemlidir ki Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) fayda vermeyen ilimden Rabbine sığınmıştır.[4]

Aziz Müslümanlar!

Uzun bir aradan sonra göz aydınlığı çocuklarımız, okullarına

 kavuşuyor elhamdülillah! Ancak, çocuklarımızın okullarından

 bir daha ayrı kalmamaları için salgın hastalıkla mücadelede

 hepimize düşen sorumluluklar olduğunu unutmayalım ve her

 türlü tedbiri elden bırakmayalım.

Bu vesileyle Cenâb-ı Hak’tan çocuklarımızı ve bizi, gönüllerimize ve bedenlerimize isabet edebilecek her türlü maddî ve manevî hastalıktan muhafaza buyurmasını niyaz ediyor, öğretmen ve yavrularımıza başarılar diliyoruz.



[1] Tirmizî, İlim, 19.

[2] Kehf, 18/104.

[3] Fâtır, 35/28.

[4] Nesâî, İstiâze, 13.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

13 Ağustos 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 13.08.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:KERBELÂ’YI İBRET NAZARIYLA OKUYALIM

             KERBELÂ’YI İBRET NAZARIYLA OKUYALIM




Muhterem Müslümanlar!

Geçtiğimiz Pazartesi, Muharrem ayının ilk günüydü. Yeni bir hicri yıla daha kavuştuk elhamdülillah. Hicri 1443. yılımızın aziz milletimize, İslam âlemine ve bütün insanlığa hayırlı olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

Aziz Müminler!

Hicri takvim, Peygamber Efendimiz (s.a.s) ve ashabının Mekke’den Medine’ye hicretiyle başlar. Hicret, bir mekândan diğerine yapılan yolculuk değildir sadece. Hicret, Allah’a ve O’nun kutlu elçisine gönülden bağlılığın, sadakat ve teslimiyetin ifadesidir. Bâtıldan, boş şeylerden, ömrü israf eden her türlü arzu ve istekten uzaklaşarak hak ve hakikate, ahlak ve irfana yolculuğun adıdır. Hicret, yardımlaşma, dayanışma, paylaşma, dostluk ve kardeşliğin öyküsüdür.

Kıymetli Müslümanlar!

Hicri yılımızın ilk ayı, Muharrem’dir. Muharrem, hürmete layık demektir. Bu ayın fazilet ve rahmeti bol, ilahî feyz ve bereketi çoktur. Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.s),

 Ramazan orucundan sonra en faziletli orucun bu ay içinde tutulan oruç olduğunu bizlere haber vermiştir.[i]

Değerli Müminler!

Önümüzdeki Çarşamba ise 10 Muharrem Âşûrâ günüdür. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) Medine’ye hicret ettiğinde Yahudilerin Âşûrâ orucu tuttuğunu görmüş ve bunun sebebini sormuştu. Yahudiler, “Bugün Allah’ın, Musa’yı ve kavmini kurtarıp Firavun’u ve kavmini suda boğduğu büyük bir gündür. Musa, şükretmek için bugün oruç tutardı, biz de bu amaçla oruç tutuyoruz.” dediler. Bunun üzerine Allah Resûlü (s.a.s), 

“Biz Musa’ya sizden daha yakınız.”[ii] buyurdu ve bir gün öncesi veya bir gün sonrasıyla birlikte Âşûrâ orucu tutmayı ümmetine tavsiye etti.[iii]

Aziz Müslümanlar!

Âşûrâ günü aynı zamanda hatırladıkça yüreklerimizi dağlayan büyük bir hüznün, Kerbelâ hadisesinin yaşandığı gündür. Peygamberimizin 

“Benim dünyadaki çiçeğim, reyhanım”[iv] buyurduğu ve “Cennet gençlerinin efendisi”[v] olarak nitelediği sevgili torunu Hz. Hüseyin Efendimiz ve çoğu Ehl-i Beyt-i Mustafa’dan olan 70’i aşkın mümin, bir Âşûrâ günü Kerbelâ’da katledilerek şehadet şerbetini içmişlerdir. Hz. Hüseyin ve beraberindekiler, haksızlığa ve zulme karşı onurlu direnişleriyle, doğruluk adına samimi yürüyüşleriyle, bütün müminlerin gönüllerinde taht kurmuşlardır. Onlara bu zulmü reva görenler ise Müslümanların ortak vicdanında mahkûm edilmişlerdir.

Kıymetli Müminler!

Kerbelâ, İslam ümmeti olarak hepimizin ortak acısı, tarihimizin yürek yarasıdır. Ne hazindir ki geçmişteki acı olaylardan yeterince ibret alınmadığı için bugün de İslam coğrafyasında hırs ve menfaat uğruna yeni Kerbelâlar yaşanmaktadır. Hâlbuki Kerbelâ denince bağrı yanan, Hz. Hüseyin anılınca “Ah!” eden her Müslümana düşen, Kerbelâ’yı doğru okumak ve anlamaktır. Yeni Kerbelâlar yaşamamak için tevhid ve vahdet bilincini kuşanmak, birlik ve beraberliğimize sahip çıkmaktır. Hakkın yanında, hakikatin yolunda olmaktır. Fitne zamanlarında basiret ve ferasetle hakikati görmektir. Tıpkı Hz. Hüseyin gibi zulme ve haksızlığa karşı çıkmaktır.

Bu vesileyle Seyyidü’ş-Şühedâ Hz. Hüseyin Efendimiz başta olmak üzere mukaddesat uğruna canını feda eden bütün şehitlerimize Cenâb-ı Hak’tan rahmet diliyorum. 

Hutbemi Rabbimizin şu ayetiyle bitiriyorum: 

“Allah’a ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”[vi]



[i] Tirmizî, Savm, 40.

[ii] Müslim, Sıyâm, 128.

[iii] İbn Hanbel, I, 240.

[iv] Buharî, Fezâil-ü Ashâbi’n-Nebî, 22.

[v] Tirmizî, Menâkıb, 30.

[vi] Enfâl, 8/46.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK: