İman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aralık 2021 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْۚ اِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَيْءٌ عَظٖيمٌ 

Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir.

                          (Hac Sûresi(22) 1. Ayet)

13 Aralık 2021 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:

اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ يَهْد۪يهِمْ رَبُّهُمْ بِا۪يمَانِهِمْۚ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُ ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِ

İman edip güzel işler yapanlara gelince, imanları sebebiyle Rableri onları nimet dolu cennetlerde, alt tarafından ırmaklar akan (saraylara) erdirir.

                (Yunus Sûresi(10) 9. Ayet)

18 Temmuz 2021 Pazar

Kur'an-ı Kerim'den Mesaj var-43

                 İman Edip İyi İşler Yapanlar

Dünya hayatı geçici bir süreyle bizlere bahşedilmiştir. Allah bizi dünyaya gönderirken bizden maddi bir şey istemiyor. O insanı sadece Rabbini tanıması, büyüklüğünü görebilmesi ve O’na kulluk etmesi için yaratmıştır.

Allah insanı sayısız nimetlerle donattığı bir dünyaya gönderiyor. Bu nimetlerin kıymetini bilerek Yüce Allah’a şükretmeli ve kulluğumuzu yerine getirmeliyiz.

İnsanoğlu yaratılış gayesini ve kulluk vazifesinin ne olduğunu kendi kendine bilemez. Allah bunları peygamberleri aracılığıyla bildirmiştir.

Allah tüm insanları elçileriyle uyarmıştır. Çeşitli kitap ve peygamberler gönderen Yüce ALLAH en son gönderdiği peygamberi Hz. Muhammed’e kıyamete kadar tüm insanlığı uyarıcı nitelikte olan Kur’an’ı indirmiştir.

Kur’an’da dünya hayatında insanların uyacağı her husus bildirilmiştir. Dünya hayatının ahiret hayatının kazanılacağı bir saha olduğu bildirilmiştir. Adete dünyanın ahiretin bir tarlası olduğu vurgulanmıştır. Tarla ekilir, sulanır ve bakımı yapılırsa, bol ürünler elde edilir.

Bunun gibi dünyada inanan ve güzel işler yapan ve düzgün hayat sürdüren bir kişi buradan ayrılıp öteki aleme geçiş yaptığında orada dünyada yaptıklarının karşılığını alacaktır. Yaptığı iyiliklerine karşı cennetteki nimetleri hak edecektir.

Bu konu ile ilgili Allah’ın Kur’an’ı Kerim’deki mesajı şöyledir: 

İman edip iyi işler yapanlara gelince, onlar, cennette nimetlere ve sevince mazhar olacaklardır.”( Rûm Sûresi 15. Ayet)

Cennetteki nimetlere mazhar olmak için öncelikli şart Allah’a iman etmektir. Allah’a iman etmek için; Allah’ın bir tek olduğuna inanmak, Hz.Muhammed’in peygamber olduğuna ve ona gönderilen Kur’an’a inanmak gerekir.

İman ettikten sonra cennetteki nimetlere kavuşmak için; bol ibadet, bol iyilik, güzel ve faydalı şeyler yapmak gerekir.

Allah kutsal kitabımız Kur’an’ı Kerim’de bu dünya yaşamımızda ne yapmamız ve nelerden uzak durmamız gerektiğini ortaya koymuştur. Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.) kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’in emir ve nehiylerini insanlara öğretmiş ve onların Kur’an’a uymalarını sağlamıştır. Bu şekilde Kur’an’a inanan ve Hz. Muhammed’in elçiliğini kabul edip, Allah’a iman eden Mü’minlerin yaptıkları her iyilik ve güzel işler karşılığında cennetle mükafatlandırılacaktır.

Müslümanlar, Ahirette mükafat olarak cennette karşılaştıkları nimetlerle sevince mazhar olacaklardır.

Ne mutlu ahirette nimetler içinde mutlu sonsuz bir hayata ulaşabilenlere…

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

27 Haziran 2021 Pazar

Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var-23

 

 Dürüst ve Güvenilir Ticaret Erbabı Şehitlerle Beraberdir

İnsanoğlunun yaşamını sürdürebilmesi ve hayatta kalabilmesi için maddi ihtiyaçlarını karşılaması şarttır. Maddi bir bolluğa ve zenginliğe ulaşmak için çalışmak ve mücadele vermek gerekir.

Toplumda birçok kimse maddi kazanç elde etmek için esnaflık ve tüccarlık yapmaktadır. Ticaretin para kazanmada önemli bir araç olduğu eskiden beri süre gelmektedir. Ticaret herkesi ilgilendiren bir faaliyettir. İnsanlar ya satıcı veya alıcıdır. Herkes alıcı durumdadır. Dolayısıyla satıcı olan esnaf ve tüccarların toplumsal yaşamda rolleri çok büyüktür. Bunların dürüst ve güvenilir olmaları da çok önemli bir davranıştır.

Tüccar ve esnaflar topluma karşı sorumludurlar. Ticaret erbabının dürüstlüğü ve güvenirliği toplumda örnek alınan güzel bir erdemdir. Çünkü toplumun temeli güven ve samimiyete dayanır. 

Tüccar ve esnafların yani ticaretle uğraşan kişilerin en önemli vasıfları dürüst ve güvenilir olmalarıdır. Bir ürünü, üreten, pazarlayan, satan kişi dürüst olmalıdır. Ürün hakkında söylenenlerin gerçeğe uygunluğu ve ürünün kalitesi noktasında dürüst davranılması çok mühimdir. Ürün ile ilgili yanıltıcı bilgiler alıcıyı aldatma ve kandırma olarak kabul edilir. Dinimizde aldatma ve yalancılık kötü bir davranıştır.

Ticarette dürüstlük söz ile değil, yapılan alış verişte belli olur. Gerçekten ticaret yapan kişi dürüst davrandığında Allah katında onun değeri çok büyük olur.

Peygamberimiz Hz. Muhammed bir hadis-i şerifinde bu konuda bize şöyle mesaj vermektedir:

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: ”Dürüst ve kendisine güvenilen tüccar; nebiler, Sıddıklar ve şehitlerle beraberdir.”(Tirmizi,buyū,4)

Her çeşit yapılan ticari faaliyetlerde dürüst ve güvenilir olmak dinimizde çok önemsenmiştir. Çünkü İslam dinin temeli dürüstlüktür. Bir Müslüman dürüst olmak zorundadır. Peygamberimiz dürüstlüğün ve güvenilir olmanın ne kadar çok önemli olduğunu işte bu sözüyle dile getirmek istiyor.

Düşünebiliyor musunuz, insanların manen en değerlileri nebilerdir, (peygamberler), Sıddıklardır, (dosdoğru olanlar) ve şehitlerdir. Bu değerli kişilerle birlikte olmak her Mü’minin en büyük arzusudur.

Peygamberimiz de dürüst olan ticaret erbabının bu güzel insanlarla beraber olacağını müjdeleyerek dürüst ve güvenilir olmanın önemini vurgulamak istemiştir.

Çünkü, dürüstlük dinimizin temeli sayılır, Bir gün bir Müslüman Peygamberimize gelerek şöyle bir soru sorar: Ey Allah’ın elçisi, bana İslam’a dair öyle bir söz söyle ki, o hususta sizden başka hiçbir kimseden sormaya ihtiyacım kalmasın. Diyen bir Müslüman’a peygamberimiz:”-Allah’a inandım de, sonra dosdoğru ol.” buyurmuştur.(Müslim,iman,62.)

Ne mutlu her hususta doğruluktan ayrılmayan güvenilir olan imanlı kişilere…

Efkan VURAL

25 Haziran 2021 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

                   Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:


مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ 

فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أوْ لِيَصْمُتْ


Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda  bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.

(Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.)


20 Haziran 2021 Pazar

Kur'an-ı Kerimden Mesaj Var-42

                                    Birkaç  saatlık Dünya Hayatı

İnsanoğlu doğar büyür yaşar ve belli bir zaman sonra dünya hayatını terk eder.

İnsanın dünyada kalma ve hayatını yaşama  zamanını tayin etme, kendi elinde değildir. Bazılarımız doğmadan, bazılarımız genç yaşta, bazılarımız orta yaşlarda, bir kısmımız da yaşlı olduğumuz zamanlarda ömrümüzü tamamlayarak, bu dünyayı terk ederiz.

Bu durum “Her nefis ölümü tadacaktır” ayeti gereği gerçekleşmektedir. (Âl-i İmrân Suresi 185. Ayet)

Hiçbir kimse dünyaya kazık çakıp kalamayacaktır. Hepimiz bir yolcu misali istasyonumuz geldiğinde oradan inerek treni terk edeceğiz.

Dünya hayatını geçirip buradan ayrılıp, öteki aleme geçiş yaptığımızda orada yeni bir hayat başlayacak. Orada yani ahirette yaşam sonsuz olacaktır. Ahirette başlayacak hayatın yanında bu dünyada yaşadığımız hayatımız birkaç saatlik yaşadığımız bir hayat olarak anımsanacaktır.

Bu konu ile ilgili Allah’ın Kur’an’ı Kerim’deki mesajı şöyledir: 

“Kıyamet gününü gördüklerinde (dünyada) sadece bir akşam vakti ya da kuşluk zamanı kadar kaldıklarını sanırlar.” (Nâziât Sûresi,46. Ayet)

Bu birkaç saatlik  olarak anımsanan dünya hayatımız kısada olsa sonsuz ahiret hayatının kazanılmasını sağlayacak çok önemli bir andır.

Bu dünya  hayatı  sınav anı gibidir. Bu öyle sınav ki, bu sınava bir kere girme şansınız var. Bu sınavı kazanmak zorundasın.

İşte yaşantımızda sonsuz olan ahiret hayatını kazanmak için bize sunulan ömür çerçevesinde sınavımızı başarmak zorunda olduğumuzu fark etmeliyiz.

Çok uzun yaşasan da çok kısa yaşasan da önemli olan asıl ebedi hayatı hak edebilmektir.

İnsanın çok yaşaması uzun ömürlü olması elde ettiği bir başarı değildir. Dünyada ne kadar uzun kalırsan kal. Bu öldükten sonra kısa bir süre olarak algılanacak. Önemli olan insanın dünya hayatında imanlı olarak yaşayıp güzel şeyler yapmasıdır. Ve yine imanlı olarak göç edebilmek önemlidir.

 İmanlı olabilmek için İslam dini üzerinde olmamız şarttır. Allah’a ve Peygamberi Hz.Muhammed’e inanmalıyız.  Hz.Muhammed’in Allah’tan aldıklarına yani Kur’an’a inanmak,imanın diğer şartlarına inanmak, Kur’an ve sünnete uygun bir hayat yaşamaktır önemli olan. Uzun veya kısa ömürlü olmak değil.

Güzel ahlak üzerine olabilmek ve ahireti kazanabilmektir, mesele….

Ne mutlu şu kısacık dünya hayatını anlamlı geçirenlere.

Ne mutlu iman ehli olup, imanlı olarak göç edenlere.

Ne mutlu Allah’ın kendisinden razı olanlara.         

 Ne mutlu ebedi hayatını kazananlara…

Efkan VURAL

Efkan VURAL

 Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

 

21 Mayıs 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 21.05.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:ZULÜM CEZASIZ KALMAZ

                                      ZULÜM CEZASIZ KALMAZ

 


Muhterem Müslümanlar!

 

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah onları cezalandırmayı, korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.[1]

Bu ayet, mazlumlar için bir umut ve teselli; zalimler için bir ihtar ve tehdittir. Bu tehdide aldırış etmeyen zalimler, dünyada da ahirette de huzur bulamayacaktır. Onlar için dünyada rezillik, ahirette ise büyük bir azap vardır. Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in buyurduğu gibi,

 “Zulüm, zalim için kıyamet gününde zifiri karanlık olacaktır.”[2]

 

Aziz Müminler!

 

İnsaf, vicdan ve merhamet duygularının yitirildiği, zulmün sıradanlaştığı ve zalimin destek bulduğu bir çağda yaşıyoruz. Hak ve hukuk tanımayan zorbalar, çocuk, yaşlı, kadın demeden mazlum Filistin halkının üzerine bombalar yağdırıyor. Gözü dönmüş caniler, dünyanın gözleri önünde Filistinli masum kardeşlerimizi katlediyor. Kan ve gözyaşından beslenenler, Kudüs ve çevresindeki Müslümanları, baskı ve şiddetle evlerinden, yurtlarından çıkarıyor, yaşama haklarını ellerinden alıyor. Mabet dokunulmazlığını hiçe sayıp Mescid-i Aksâ’nın maneviyatını çiğniyor. Ancak biz inanıyoruz ki mazlumla Allah arasında perde yoktur.[3] “Kahhâr” olan Rabbimiz, zalimleri kahr u perişan edecektir.

 

Kıymetli Müslümanlar!

 

Mümin, zulme taraftar olmaz ve zulmü alkışlamaz. Zulüm karşısında susmaz, zalimin sesi olmaz. Müminin gönlü asla zulme razı değildir. Mümin, hak ve adaletin yanındadır, zulmün karşısında daima dimdik ayaktadır. Mümin, zalime hasım, mazluma umuttur. Yeryüzünün her neresinde olursa olsun kanayan bir yara gördü mü ciğeri yanar. Zira o, Hakka tabidir ve Hak yolunun yolcusudur. Mümin bilir ki hak ve adaletin hizmetinde olduğu sürece Allah’ın rahmeti ve yardımı kendisiyle birliktedir. Hakkı tutup kaldırdığı sürece zalimler asla mazluma ve mağdura zarar veremeyecektir.

 

Değerli Müminler!

 

Peygamber Efendimiz (s.a.s), bir hadisinde şöyle buyurur:

“Kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse kalbi ile o kötülüğe tavır koysun. Bu da imanın asgarî gereğidir.”[4]

O halde, mazlumların feryadı arşa uzanırken, ümmet-i Muhammed olarak bir araya gelip zulme ve işgale karşı çıkalım. Mazlum kardeşlerimize gücümüz nispetinde destek olalım. Bilelim ki Rabbimizin yardımı, müminlerin vahdeti, feraseti, cesareti ve onurlu duruşuyla zalimlerin sonu berbat olacak, huzura ve barışa kastedenler er ya da geç cezasını bulacaktır.

 

Aziz Kardeşlerim!


Bugün Filistin’de yaşananlar bize önemli sorumluluklar yüklemektedir. Gün, Müslüman idrakiyle yola revan olup Rabbimize samimiyetimizi arz etme günüdür. Gün, Sevgili Peygamberimizin ümmet idealini kuşanma günüdür. Gün, kardeşlerimizle bir olma günüdür. Sizleri Cuma namazından sonra Filistin’deki kardeşlerimize el uzatmaya, onların yaralarını sarmaya davet ediyorum. Yüce Mevlâ, iyiliklerimizi kabul buyursun.



[1] İbrâhîm, 14/42.

[2] Buhârî, Mezâlim, 8.

[3] Buhârî, Zekât, 63.

[4] Müslim, Îmân, 78.

 Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

13 Mayıs 2021 Perşembe

Diyanet İşleri Başkanlığının13.05.2021 Tarihli Ramazan Bayramı Hutbesi:KÜDÜS’ÜN ÖZGÜR OLDUĞU BAYRAMLARA

 

KÜDÜS’ÜN ÖZGÜR OLDUĞU

 BAYRAMLARA




Muhterem Müslümanlar!


Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da salgın hastalığın gölgesinde buruk bir bayram sevinci yaşıyoruz. Ancak bu bayram sabahında ulu mabetlerin altında buluştuk elhamdülillah. Rabbimizden dileğimiz odur ki tedbirlere riayet ederek geçireceğimiz bu bayram, coşkulu bayramlarımızın müjdecisi olsun. O’nun nusret ve inayet kapılarının ardına kadar açılmasına vesile olsun. 

“Şüphesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık vardır.”[1] ayet-i kerimesi, Müslümanlar ve tüm insanlık için tecelli etsin.


Aziz Müminler!


Bayramlar, yıkılan gönülleri tamir etme, ülfet, ünsiyet ve muhabbet köprüleri kurma günleridir. Öyleyse, hastalığın yayılmasına sebep olmamak ve kul hakkına girmemek için bu bayram da ziyaretlerimizi erteleyelim. Ancak iletişim imkânlarımızı kullanarak ana babamızla, dost, akraba ve komşularımızla bayramlaşıp hallerini ve hatırlarını soralım. Bir arada olamasak da manen yanlarında olduğumuzu hissettirelim. Bayram günlerini küskünlükleri ve dargınlıkları sonlandırmak için fırsat bilelim. Ramazan-ı şerifte kazandığımız güzel alışkanlıklarımızı kaybetmemeye özen gösterelim.


Kıymetli Müslümanlar!


Bu bayram, mahzunuz; çünkü ismiyle mukaddes, çevresiyle mübarek kılınmış Kudüs yaralıdır. Mescid-i Aksâ’ya ve Filistinli kardeşlerimize karşı azgın ve zorba bir topluluğun barbarca saldırılarına şahit oluyoruz. Bu bayram hüzünlüyüz; zira hukuku, ahlakı, kutsal değerleri hiçe sayan işgalciler, Kudüs’ün kutsiyetini ve insanlık için değerini ihlal etmektedir. Çocuk, yaşlı, kadın demeden masum canları şehit etmekte, Müslümanların Kudüs’e giriş ve çıkışlarını, Mescid-i Aksâ’da ibadet etme hürriyetlerini engellemektedir. Hâlbuki Rabbimizin buyruğu son derece açıktır:

“Allah’ın mescitlerinde O’nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olması için çalışandan daha zalim kim olabilir? Aslında bunların oralara ancak korka korka girmeleri gerekir. Böyleleri için dünyada zillet, ahirette ise büyük azap vardır.[2]


Değerli Müminler!


İnsanlığın en köklü mirasına şahitlik eden

 Kudüs, bir İslam  yurdudur. 

İslam’ın ilk kıblesi olan Mescid-

 Aksâ,  Müslümanlara aittir.


 Kudüs meselesi,  sadece  Filistinlilerin

 değil bütün  Müslümanların ortak meselesidir.

 Dün  olduğu gibi bugün  de desteğimiz ve

 duamız, Filistinli  kardeşlerimizin yanındadır.

 Yüce Rabbim, bu bayram sabahının hürmetine

 bütün  mazlumlara, evlerinden ve yurtlarından

 çıkarılmış mağdurlara  kurtuluş nasip eylesin.

 Ümmet bilincimizi ve  iman  kardeşliğimizi

 pekiştirmeyi bizlere lütfeylesin. 

 Kudüs, Mescid-i  Aksâ ve işgal altındaki bütün

 İslam beldelerinin  özgürce  kutlayacağı gerçek

 bayramlara bizleri  kavuştursun. Bayramımız

 mübarek olsun.

Hutbemi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifiyle bitiriyorum:

“Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir beden gibidir.[3]



[1] İnşirâh, 94/5,6.

[2] Bakara, 2/114.

[3] Müslim, Birr, 66.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

1 Mayıs 2021 Cumartesi

AYIN SÖZÜ

                        

          Ayın Seçme Sözü ve Yorumu



“İstanbul elbette alınacaktır. Onu fetheden komutan ne

 güzel komutandır. Onun askeri ne güzel askerdir.”

(Ahmed bin Hanbel, Müsned; c.4, s.335)

Mayıs ayında İstanbul’un  Türkler tarafından fethedilmesi

 nedeniyle bu ayın sözünü İstanbul’un fethiyle ilgili Sevgili

 Peygamberimizin müjdesi olan hadisini seçmiş

 bulunmaktayız.

İstanbul’un fethi dünya tarihinde çok önemli bir yer tutar.

 İstanbul’un fethiyle Fatih Sultan Mehmet Han yeni bir çağ

 açmıştır.



İstanbul Türkler ve Müslümanlar için önemli bir simge şehir

 olmuştur. İstanbul’un fethiyle Türk ve İslam birliği güçlenmiştir.

İstanbul’un fethiyle Anadolu artık ebed müddet Müslüman

 Türklerin ana yurdu olmuştur.

Ve yine Allah’ın izniyle, Anadolu ebed müddet ana yurdumuz

 olarak kalacaktır.

Bugün ve her zaman ülkümüz şudur: “Devlet Ebed Müddet”

 dir.

İstanbul’un fethi yıl dönümlerinde de milletimizin birlik ve

 beraberliğinin ne derece önemi olduğunu  bir kez daha

 hatırlamış oluyoruz.

Peygamberimizin müjdesine mazhar olan milletimiz için

 İstanbul’un alınması kadar korunması da o kadar hatta daha

 fazla önem arz etmektedir.



İstanbul’u korumak, yurdu korumaktır. Yani vatanı korumaktır.

Vatanı sevmek ve korumak bizim için imanın gereğidir.

İman bir Müslümanı bu dünyada ve ebedi alemde sonsuz

 mutluluğa erdirir.

İstanbul’u korumak ve İstanbul’u Türk ve İslam şehri olarak

 yaşatmak ta Türk Milletinin ülküsüdür.

 Bu ahirette kurtuluşumuzu sağlayacak imanımız gibi

 önemlidir.

Allah göstermesin; Vatansız olmak çok kötü bir durum.

 Vatansız olmak din ve imansız olmak gibi.

Bağımsız vatanın yoksa din ve inancın da başkalarının

 müsaadesinde kalacaktır. Din ve imanda özgürlük esastır.

 İman zoru ve esareti kabul etmez.

İman isteyerek ve gönülden olur. Bundan dolayıdır ki,

 İstanbul ve tüm vatanımız bağımsız olarak, kıyamete kadar

 bizim olacaktır.

“Devlet Ebed Müddet”

“Söz Konusu Vatan İse Gerisi Teferruattır”

 

Efkan VURAL

 

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

13 Nisan 2021 Salı

HAFTANIN AYETİ

    Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَۙ


Ey iman sahipleri! Oruç sizden 

 öncekiler üzerine yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazılmıştır. 

Bu sayede korunmanız umulmaktadır.

(Bakara Suresi 183. Ayet)






5 Nisan 2021 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:

                                      اَحَسِبَ النَّاسُ اَنْ يُتْرَكُٓوا اَنْ يَقُولُٓوا اٰمَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُو         


İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece «İman ettik» demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?

                        (Ankebût Suresi 2. Ayet)


25 Mart 2021 Perşembe

Muhsin YAZICIOĞLU Anısına

 

                Muhsin Yazıcıoğlu




 Vefatının 12. Sene-i devriyesinde Muhsin YAZICIOĞLUNU

 rahmetle anıyor, mekanının cennet olmasını Allahtan diliyorum.

Türk siyasetinin öncü isimlerinden olan Muhsin Yazıcıoğlu 25 Mart

 2009 tarihinde  yaşanan bir helikopter kazasında hayatını

 kaybetmişti.

O karlı ve soğuk günde kulaklarımızı çınlatan Muhabir İsmail

 Güneş’ın telefon konuşmasını ve ölüme yolculuğunu anımsıyoruz.

Kaza Haberini  duyan tüm vatandaşlarımız hüzne boğuldu. Kurtarma

 çalışmalarında kaza yerine uzun zaman sonra varılması ve  başarı

 sağlanamaması hepimizin içinde bir yara  ve bir de şüpheli bir ölüm

 bıraktı.

Muhsin Yacıcıoğlu, gönüllere taht kuran, herkesin gönlünü

 kazanmış, sağlam inançlı ve güven veren bir kişiydi.

Gençlerin İslam ahlakıyla ahlaklanmasını ve sağlam imanlı

 olmalarını isterdi.

Şanlı Türk Milletinin  tarihteki yerinin bugünde yaşanabilmesi için

 çok çalışmamız gerektiğini savunurdu.

 Bu güzel insan herkesin gönlüne yer etmiş ve sevgisi her daim

 devam etmiştir.  Bizden sonra gelecek nesillerimize her zaman

 örnek olacaktır.


Gönüllerde taht kuran bu kıymetli insanın zihinlerde yerleşen ve

 dillerde terennüm edilen bazı önemli sözlerini sıralamak

 istiyorum:

 Önümüzde iki seçenek var: Ya ibret almayanlar gibi tarihin

 tekerrürüne seyirci kalacağız ya da bu ezberi bozacağız. Bizler

 ikinci yolu seçiyoruz.

 İnanmadığım yolda milyonlarla yürüyeceğime, inandığım yolda tek

 başıma yürürüm.

 Zor yola kolay insanlarla çıkarsanız… Seni de satar, yolu da satar

 yolcuyu da satar!. Bu bayrak öyle bir bayraktır ki; içinde VATAN

 vardır, dökülen KAN vardır, iki CİHAN vardır, DİN vardır, İMAN

 vardır.

 Vatanı sevmenin çilesini biz çektik, edebiyatını onlar yaptı.

Türk ata bindiğinde Alparslan’dır, Yavuz’dur… Attan indiğinde ise

 Mevlana’dır, Yunustur…

İki saniye sonrasına garantimiz olmayan bir hayatımız için fırıldak

 olmaya gerek yok.

Zindanmış bu karanlık oda ne gam! Bana imanımın ışığı yeter!

Bizim milliyetçiliğimiz ete, kemiğe, kana veya ırka değil, kültüre

 dayanır.

Kan dökmeyi seven bir millet değiliz ancak söz konusu vatan ise;

 dünyanın şah damarını keseriz.

Namlusunu millete çeviren tanka selam durmam.

Bizim çocukları kitap okumak sıkar. O yüzden fikri tartışmalarda

 biraz zayıf kalırlar. Ama kavga var dersen, Ayrancı’dan Kızılay’a

 koşa koşa gelirler.

Bu ülkede dürüst olmak başa beladır ama o bela başımızın tacıdır.

Biz, Fatih Sultan Mehmed Han kadar Türk, Said Nursi Hz. kadar

 Kürdüz! Ve hepimiz aynı kilimin desenleriyiz.

Vatanı sevmenin çilesini biz çektik, edebiyatını onlar yaptı.

Ölüm inançsız insanlar için korkunç bir sondur ama inananlar için ne

 kadar zevkli bir başlangıçtır!

Bir elinde Bilgisayar, Bir elinde KUR’AN olsun.

Firavun’a karşı çıkmak yetmez, Musa’nın yanında olmak gerekir!

Ölüm inançsız insanlar için korkunç bir sondur ama inananlar için ne

 kadar zevkli bir başlangıçtır!

İslam hassasiyeti olmayan milliyetçiliğin içi boştur.

Hayat böyledir dostum geçer beklemekle. Ümitlerin bittiği yerde

 abdest al ve sabahı bekle.

Zulüm Azrail olsa, hep Hakk’ı tutacağım.

 

Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir.

 

Haksız bir davada zirve olmaktansa, haklı bir davada zerre olmayı

 tercih ederim.

Yönetenlerine güvensin bu millet dünyayı yerinden kaldırır.

Vatan aşkı maya gibidir. Sütü bozuklarda tutmaz…

Benim adım Muhsin Yazıcıoğlu! Bana baskı sökmez! Bizim

 Allah’tan başka kimseden korkumuz yok.

Ben Avrupa Birliği kapısında zorlanan, aşağılanan Türkiye

 istemiyorum. Ben kendi medeniyetimle olurum. Ben yeniden Türk-

İslam medeniyetinin inşaatını istiyorum.


Vefatının 12.yıl dönümünde sizlere  Muhsin YAZICIOĞLU için

 söylenen bazı sözleri paylaşmak  istiyorum:

Türk siyasi hayatında iz bırakan, vatan ve millet sevdalısı bir dava

 adamı.

Kurtlar dağlarda ölür.

Büyük Reis Ruhun Şâd mekanın cennet olsun.

Sen yoksun biz hala üşüyoruz.

Milletin has evladı, iman ve mücadele adamı,

Mekanın cennet olsun koca yürekli adam

Ömür yürüyüşünü dümdüz bir hak çizgisine konuşlandırdı.

Türk Milliyetçilerinin Abisi.

 Ülkücülerin Yol Arkadaşı.

Tehditlere, şantajlara boyun eğmeyen, ne davasını ne de kendini

 satmayan O'dur.

Vatan için canımı seve seve veririm diyen O'dur

.Başına ne geldiyse Allah'tan bilip;Kahrın hoş lûtfun da hoş diyen

 O'dur.

 Bir yiğit adam, yürekli insan, iyi ki tanımışım, ne mutlu ki dostluk

 yapmışım dediğim adam. Siyaset dünyamızın ilkeli, namuslu, temiz

 kalmış ismi.

Her zaman birleştirici vasfı olan Yazıcıoğlu.

Yazıcıoğlu, duruşundan taviz vermeyen değerli bir siyasetçiydi.

Büyük bir vatansever, büyük bir vatan evladı, millet için çok acı

 çekmiş, ıstırap çekmiş büyük bir vatansever.

Milletimizin varlığı, birliği ve geleceği konusunda çok büyük

 hizmetler sunmuş bir dava insanı.

 Milletin gönlüne girmiş, sevgi ve saygı kazanmış er kişi.

Türk-İslam düşünce sistemi ve Türk milliyetçilik hareketinin büyük

 lideri,  çok iyi yetişmiş çok büyük mücadeleler vermiş, aziz bir

 evlat.

Muhsin başkan kendisini milletin birliğine, dirliğine, devletimizin

 sonsuza dek yaşamasına adamış değerli bir dava adamıydı. Çok

 sıkıntı, çok çile çekti ama hiçbir zaman bu davasından, ülküsünden

 taviz vermedi. O sıradan bir siyasetçi değildi. Yüzlerce, binlerce

 gencimize yeni ufuklar açmış, onları etrafında toplamış büyük bir

 dava adamıydı.

Türk siyaseti çok kıymetli, ahlak ve doğruluk simgesi, dürüst, örnek

 bir insanı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşamaktadır. Yeri

 doldurulamayacak, yokluğu her daim hissedilecektir.

Milletimiz yiğit bir evladını, ülkemiz dürüst bir siyasetçisini,

 gençliğimiz doğru bir liderini kaybetmiştir.

"Ben sonsuzluğu düşünüyorum

Ey sonsuzluğun sahibi

Sana ulaşmak istiyorum"

 Ruhun Şad Olsun, Mekanın Cennet Olsun.

 


Üşüyorum

Bir coşku var içimde bugün kıpır kıpır

Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum

Gözlerim parke parke taş duvarlarda

Açılıyor hayal pencerelerim

Hafif bir rüzgar gibi, süzülüyorum

Kekik kokulu koyaklardan aşarak

Güvercinler ülkesinde dolaşıyor

Bir çeşme başı arıyorum

Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp

Mis gibi nane kokuları arasında

Ruhumu dinlemek istiyorum

Zikre dalmış her şey

Güne gülümserken papatyalar

Dualar gibi yükselir ümitlerim

Güneşle kol kola kırlarda koşarak

Siz peygamber çiçekleri toplarken

Ben çeşme başında uzanmak istiyorum

Huzur dolu içimde

Ben sonsuzluğu düşünüyorum

Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum

Durun kapanmayın pencerelerim

Güneşimi kapatmayın

Beton çok soğuk, üşüyorum…

Muhsin Yazıcıoğlu


Yazıyı Düzenleyen:

Efkan VURAL