Cuma Namazı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cuma Namazı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ağustos 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 06.08.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:ZORLUKLAR BİRLİKTE AŞILIR

                           ZORLUKLAR BİRLİKTE AŞILIR




Muhterem Müslümanlar!

Geçen hafta afet gerçeğiyle bir kez daha karşılaştık. Cennet yurdumuzun akciğerleri ormanlarımızda çıkan yangınların çoğu söndürüldü elhamdülillah. Bazı bölgelerimizde ise söndürme çalışmaları devam ediyor. Cenâb-ı Hak, en kısa sürede bu afetten de kurtulmayı bizlere nasip eylesin. Milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın.

Aziz Müminler!

Evet, bugün mahzunuz, üzüntümüz çok büyük. Kaybettiğimiz kardeşlerimiz, yanan ormanlarımız, yitirdiğimiz masum canlar her birimizin yüreğini dağlıyor. Ancak biliyor ve inanıyoruz ki bizi biz yapan değerlerin etrafında kenetlenip kardeşlik şuurumuzu diri tuttukça başaramayacağımız imtihan yoktur. Tarih boyunca Allah’ın yardımı, devletimizin kararlılığı ve milletimizin azmiyle nice zorluğu birlikte göğüsledik. Bugün de devlet millet dayanışması içinde aşamayacağımız engel yoktur. Toplu vurdukça yüreklerimiz üstesinden gelemeyeceğimiz zorluk yoktur. Nitekim Rabbimizin müjdesi açıktır: 

“Şüphesiz zorlukla beraber kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber kolaylık vardır.”[1]

Kıymetli Müslümanlar!

Gün, ayrışma değil kenetlenme günüdür. Gün, birliğimizi, beraberliğimizi ve muhabbetimizi canlı tutma günüdür. Sevinç ve mutluluğumuz gibi hüzün ve kederimizi de paylaşma günüdür. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s) biz müminleri şöyle tarif etmektedir: 

“Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir beden gibidir.[2]

Değerli Müminler!

İbrahim (a.s)’ın atıldığı ateşi söndürmeye koşan karınca misali, bugün her birimize düşen sorumluluklar vardır. Her şeyden önce sağduyumuzu ve sükûnetimizi muhafaza edelim. Yangın, sel, deprem ve salgın hastalık gibi afetlere karşı bilinçli, duyarlı ve tedbirli olmayı milli bir mücadele olarak görelim. Gerekli hallerde yetkili mercileri haberdar edelim. Küçücük bir hata ve ihmalin çok ağır neticeleri olabileceğini unutmayalım.

Bu vesileyle başta yangınlar olmak üzere afetlerde hayatını

 kaybedenlere Cenâb-ı Hak’tan rahmet, yaralılara acil şifalar

 diliyorum. Yüce Rabbimiz, afetlerle canla başla mücadele eden

 kardeşlerimizin işini kolaylaştırsın ve onların yardımcısı olsun.



[1] İnşirâh, 94/5,6.

[2] Müslim, Birr, 66.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:



30 Temmuz 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 30.07.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:AFETLERE KARŞI SORUMLULUĞUMUZUN İDRAKİNDE OLALIM

 

AFETLERE KARŞI SORUMLULUĞUMUZUN İDRAKİNDE

 OLALIM




Muhterem Müslümanlar!


Bizler, bir çevrenin içinde ve bir çevreye muhtaç halde

 yaratıldık. Çevremiz bizler için hayat demektir; hayatın rengi,

 ahengi, dirliği ve birliği demektir. Kâinat, Cenâb-ı Hakk’ın eseri

 ve insana emanetidir. Bu sebepledir ki yeryüzünün şerefli

 halifesi olarak bizler, bütün insanları, canlı cansız bütün

 mahlûkatı korumakla, onlara karşı şefkatli ve merhametli

 olmakla yükümlüyüz. Bu sorumluluğumuzu yerine

 getirdiğimizde çevremizle birlikte bizler de ihya oluruz. Aksi

 halde zarar görecek olan sadece yeryüzü ve gökyüzü değil aynı

 zamanda hepimiz ve geleceğimizdir.


Aziz Müminler!


Son günlerde yaşadığımız afetler hepimizi derinden üzdü. Bir yandan sellerin açtığı yaraları sarmaya çalışıyoruz. Diğer yandan ciğerlerimizi dağlayan orman yangınlarıyla mücadele ediyoruz. Böylesi zor günlerde şunu bir kez daha hatırlamalıyız ki sel, heyelan, yangın, deprem, kuraklık ve salgın hastalık gibi afetler karşısında can ve mal kaybımızı en aza indirmek ancak gerekli tedbirleri almakla mümkündür. Zira tabiat olayları, sünnetullah yani ilahi düzen ve kanunlar gereği, sebep-sonuç ilişkisi içerisinde meydana gelmektedir. Dolayısıyla bir mümin, sorumluluğunu ihmal edip göz göre göre afetlere kapı aralayamaz. Yeryüzünde dengeleri bozacak adımlar atamaz. Nitekim afetlerin kötü neticelerinin önemli bir kısmı insanoğlunun kendi hata ve ihmalleri sebebiyledir. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu.”[1]

Kıymetli Müslümanlar!

Cenâb-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Kendi kendinizi tehlikeye atmayın.”[2]

O halde sel, heyelan ve deprem riski bulunan bölgelerde tabiatın dengelerine, bölgenin gerçeklerine uygun, doğru ve sağlam adımlar atalım. Yangınlara sebebiyet verecek ihmalden ve sorumsuz davranışlardan uzak duralım. Ormanlarımızı bilerek yakan, vatanımıza göz diken, milletimizin canına kast edenlere gelince dünyada ve ahirette Allah’ın, meleklerin, insanların ve diri diri yanan bütün canlıların laneti onların üzerinedir. Onlar her iki âlemde de yaptıklarının cezasını çekeceklerdir.

Değerli Müminler!

Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadisinde şöyle buyurmaktadır:

“Nerede olursan ol, Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde ol!”[3] 

Öyleyse geliniz, üzerimize düşen sorumlulukların idrakinde olalım. Acı tecrübelerden ders alalım. Güvenli bir hayat için afetlere karşı hazırlıklı olalım. İçinde bulunduğumuz yaz günlerinde başta orman yangınları olmak üzere her türlü afet ve acil durum anlarında duyarlı olalım ve yetkili mercileri haberdar edelim. 

Bu vesileyle afetlerde hayatını kaybeden kardeşlerimize

 Rabbimizden rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil

 şifalar diliyoruz.



[1] Rûm, 30/41.

[2] Bakara, 2/195.

[3] Tirmizî, Birr, 55.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:


18 Haziran 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 18.06.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:MÜSLÜMAN ŞAHSIYETİ

 

müslüman şahsiyeTİ




Muhterem Müslümanlar!


İslam, insanı şahsiyetiyle inşa eden bir dindir. İslam’ın ortaya koyduğu ilke ve değerler, bir yandan duygu, düşünce ve davranışlarımızı inşa ederken diğer yandan da kişiliğimizin olgunlaşmasına katkı sağlar. Hayatın anlam ve gayesine, varlığın kökeni ve serüvenine, bilginin kaynağı ve sıhhatine, iyi, kötü ve estetiğe dair tüm sorular, İslam’ın inşa etmek istediği Müslüman şahsiyetinde cevaplarını bulur.

Aziz Müminler!

Müslüman şahsiyetini oluşturan en önemli imkân, dünyayı ve ahireti anlamlandıran imandır. İman, kişiyi kulluk yolculuğundaki savrulmalardan koruyup ebedî mutluluğa ulaştıran en büyük hazinedir.

Müslüman şahsiyetinin sapasağlam olmasında imandan sonra gelen, kulu Rabbine yaklaştıran ibadetler ve ibadetlerin somut neticesi olan güzel ahlaktır. Kişinin maneviyatını besleyen bu iki değer, zihnini ve gönlünü Rabbine bağlamış Müslümanın ayırt edici vasfıdır. Bu sebeple Müslümandan beklenen imanının göstergesi olan ibadetlere ve güzel ahlaka yönelmesidir. Çünkü ibadet, onun yaratılış gayesi ve kulluğunun özüdür. Güzel ahlak ise zihnini inşa eden ve ona şahsiyet kazandıran yüce davranışların tamamıdır.

Aziz Müminler!

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:

İçinizden Allah’ın lütfuna ve âhiret gününe umut bağlayanlar, Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Resûlullah’ta güzel bir örneklik vardır.”[1]

O halde bize düşen, Peygamber Efendimizin örnekliğinden bir an olsun ayrılmamaktır. Tıpkı onun gibi, temelinde tevhid olan, ibadetlerle mayalanan, ahlakla olgunlaşan bir duruş sergilemektir. İslam’ın izzet ve şerefini kuşanmak, zamana ve zemine göre değişmeyen sağlam bir karaktere sahip olmaktır. Daima hayrın peşinde koşmak, hayırlı işlerde yarışmaktır. Haksızlığa, zulme ve şiddete asla meyletmemektir. Başta anne ve babamız, eşimiz ve çocuklarımız olmak üzere hayat bulan her cana şefkat ve merhametle davranmaktır. Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in buyurduğu gibi, “Elinden ve dilinden hiç kimsenin zarar görmediği bir Müslüman”[2] olabilmek için gayret göstermektir.

Hutbemi Yüce Rabbimizin şu ayetiyle bitiriyorum: 

“Şüphesiz ‘Rabbimiz Allah’tır’ deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: ‘Korkmayın, üzülmeyin, size dünyada iken vadedilen cennetle sevinin!’”[3]



[1] Ahzâb, 33/21.

[2] İbn Hanbel, VI, 22.

[3] Fussilet, 41/30.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

11 Haziran 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 11.06.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:AILEMDE MERHAMET VE HUZUR VAR

      ailemde MERHAMET ve huzur var




Muhterem Müslümanlar!


Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“İçinizden kendileri ile huzura kavuşacağınız eşler yaratıp aranızda muhabbet ve rahmet var etmesi, O’nun varlığının delillerindendir. Bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.”[1]

Okuduğum hadis-i şerifte ise Rahmet Elçisi (s.a.s) şöyle buyurmaktadır:

“Merhamet edene Rahmân da merhamet eder. Siz yerdekilere merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsin.”[2]


Aziz Müminler!


Yüce Allah, varlıkların en kıymetlisi olan insanoğlunu dünya hayatında yalnız bırakmamış, ona aile olmayı lütfetmiştir. Aile, insanoğlunun ruhuna huzur, sükûnet ve şifa veren bir nimettir.

 Yüce Rabbimizin rahmeti ile korunan; sevgi, şefkat ve merhametle güzelleşen bir kurumdur. Kadının erkeğe, erkeğin kadına hâsılı bütün aile fertlerinin birbirine emanet edildiği sıcak bir yuvadır. Aile, toplumun çekirdeği ve özüdür. Bunun içindir ki aile kurmak, aynı zamanda bir toplum inşa etmektir.


Kıymetli Müminler!


Aile kurmak kadar aile olmak da önemlidir. Aile

 olmak, aynı duygu ve düşünce dünyasında

 buluşmaktır. Allah’ın rızası doğrultusunda bir

 ömrü paylaşmaktır. Sadece bu dünyada değil

 ahirette de bir arada olacağı bilinciyle

 yaşamaktır.

Aile olmak, aileyi ayakta tutan değerlere sımsıkı sarılmaktır. Aileyi ayakta tutan değerlerin başında ise merhamet gelmektedir. Rabbimizin “Rahmân” isminin tecellisi olan merhamet; yaratılanı, Yaratandan dolayı sevmektir. Merhamet, hiçbir canı incitmemek ve hiç kimseden incinmemektir. Merhamet; paylaşmaktır, affetmektir ve hoş görmektir. Merhamet, yufka yürekli olmak, sevgi diliyle konuşmaktır.


Değerli Müminler!


Günümüzde yüreklerimizi ve vicdanlarımızı merhametle eğitmeye ne kadar da muhtacız. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu tavsiyesine kulak vermeye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var: “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olandır. İçinizde ailesine karşı en hayırlı olan da benim.”[3]

O halde Allah’ın emri Peygamberimizin sünneti

 üzere kurduğumuz yuvalarımızı huzurla

 buluşturmak, aile olmak ve aile kalmak için

 gayret gösterelim. Sevgiyle mayalanan aile

 ocağımızda gönül dilini, nezaketi ve adaleti

 hâkim kılalım. Ailemizin her bir ferdinin,

 özellikle çocuklarımızın ve yaşlılarımızın

 merhamet pınarından kana kana içmesine vesile

 olalım. Hanemiz, merhamet rehberimiz Allah

 Resûlü’nün aile saadetinden izler taşısın. Hep

 birlikte, aileden başlayıp topluma yayılan

 merhamet medeniyetini yeniden inşa edelim.



[1] Rûm, 30/21.

[2] Ebû Dâvûd, Edeb, 58.

[3] Tirmizî, Menâkıb, 63.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

21 Mayıs 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 21.05.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:ZULÜM CEZASIZ KALMAZ

                                      ZULÜM CEZASIZ KALMAZ

 


Muhterem Müslümanlar!

 

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah onları cezalandırmayı, korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.[1]

Bu ayet, mazlumlar için bir umut ve teselli; zalimler için bir ihtar ve tehdittir. Bu tehdide aldırış etmeyen zalimler, dünyada da ahirette de huzur bulamayacaktır. Onlar için dünyada rezillik, ahirette ise büyük bir azap vardır. Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in buyurduğu gibi,

 “Zulüm, zalim için kıyamet gününde zifiri karanlık olacaktır.”[2]

 

Aziz Müminler!

 

İnsaf, vicdan ve merhamet duygularının yitirildiği, zulmün sıradanlaştığı ve zalimin destek bulduğu bir çağda yaşıyoruz. Hak ve hukuk tanımayan zorbalar, çocuk, yaşlı, kadın demeden mazlum Filistin halkının üzerine bombalar yağdırıyor. Gözü dönmüş caniler, dünyanın gözleri önünde Filistinli masum kardeşlerimizi katlediyor. Kan ve gözyaşından beslenenler, Kudüs ve çevresindeki Müslümanları, baskı ve şiddetle evlerinden, yurtlarından çıkarıyor, yaşama haklarını ellerinden alıyor. Mabet dokunulmazlığını hiçe sayıp Mescid-i Aksâ’nın maneviyatını çiğniyor. Ancak biz inanıyoruz ki mazlumla Allah arasında perde yoktur.[3] “Kahhâr” olan Rabbimiz, zalimleri kahr u perişan edecektir.

 

Kıymetli Müslümanlar!

 

Mümin, zulme taraftar olmaz ve zulmü alkışlamaz. Zulüm karşısında susmaz, zalimin sesi olmaz. Müminin gönlü asla zulme razı değildir. Mümin, hak ve adaletin yanındadır, zulmün karşısında daima dimdik ayaktadır. Mümin, zalime hasım, mazluma umuttur. Yeryüzünün her neresinde olursa olsun kanayan bir yara gördü mü ciğeri yanar. Zira o, Hakka tabidir ve Hak yolunun yolcusudur. Mümin bilir ki hak ve adaletin hizmetinde olduğu sürece Allah’ın rahmeti ve yardımı kendisiyle birliktedir. Hakkı tutup kaldırdığı sürece zalimler asla mazluma ve mağdura zarar veremeyecektir.

 

Değerli Müminler!

 

Peygamber Efendimiz (s.a.s), bir hadisinde şöyle buyurur:

“Kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse kalbi ile o kötülüğe tavır koysun. Bu da imanın asgarî gereğidir.”[4]

O halde, mazlumların feryadı arşa uzanırken, ümmet-i Muhammed olarak bir araya gelip zulme ve işgale karşı çıkalım. Mazlum kardeşlerimize gücümüz nispetinde destek olalım. Bilelim ki Rabbimizin yardımı, müminlerin vahdeti, feraseti, cesareti ve onurlu duruşuyla zalimlerin sonu berbat olacak, huzura ve barışa kastedenler er ya da geç cezasını bulacaktır.

 

Aziz Kardeşlerim!


Bugün Filistin’de yaşananlar bize önemli sorumluluklar yüklemektedir. Gün, Müslüman idrakiyle yola revan olup Rabbimize samimiyetimizi arz etme günüdür. Gün, Sevgili Peygamberimizin ümmet idealini kuşanma günüdür. Gün, kardeşlerimizle bir olma günüdür. Sizleri Cuma namazından sonra Filistin’deki kardeşlerimize el uzatmaya, onların yaralarını sarmaya davet ediyorum. Yüce Mevlâ, iyiliklerimizi kabul buyursun.



[1] İbrâhîm, 14/42.

[2] Buhârî, Mezâlim, 8.

[3] Buhârî, Zekât, 63.

[4] Müslim, Îmân, 78.

 Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK: