Güzel Ahlak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güzel Ahlak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2021 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:

اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ يَهْد۪يهِمْ رَبُّهُمْ بِا۪يمَانِهِمْۚ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُ ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِ

İman edip güzel işler yapanlara gelince, imanları sebebiyle Rableri onları nimet dolu cennetlerde, alt tarafından ırmaklar akan (saraylara) erdirir.

                (Yunus Sûresi(10) 9. Ayet)

4 Temmuz 2021 Pazar

Kur'an Ayetleri Aydınlatıyor-9

 Sahip Olduğumuz Nimetlere Karşılık

               Çok Az Şükrediyoruz.

İnsan yaratılanlar içerisinde en mükemmel olanıdır. Allah insana birçok özellik ve nitelik vermiştir. Bütün yaratılar kendilerine has birtakım özelliklere sahiptir.

Canlı cansız tüm varlıkların sahip olduğu farklılıkları görmekteyiz. Bu farklı olma durumlarını hiçbiri kendi kendine elde etmesi mümkün değildir. Her şey bir etki ve tepkiye göre meydana gelmektedir.

       Elimizde bulunan bir cep telefonunu düşünelim. Telefondaki yazılım ve tüm programlar cihaza yüklenmemiş olsa telefonun hiçbir özelliği olmaz. Telefonun değerini artıran yazılım ve programlardır. Cihazın teknik kalitesi de çok önemlidir elbette. Telefonu değerli ve kullanılır kılan tüm özellikleri, mühendislik ölçüsünde birtakım çalışmalarla yapılır. Hiçbir cihaz kendiliğinden meydana gelmez. Her şeyin bir tasarımcısı ve ustası var.

       İşte bunun gibi insanoğlunun ve diğer tüm canlıların sahip olduğu özellikler Yüce Allah tarafından tasarlanıp oluşturulmuştur.

       Doğuştan sahip olduğumuz, görme, işitme, ses çıkarma, yeme, içme, tat alma, kalp damar sistemi, beyin sinir sistemi, karaciğer, akciğer, kan dolaşımı, mide, kalın bağırsak ve boşaltım sistemi gibi sayısız özellik ve nitelikler bize programlanarak karşılıksız hibe edilmiştir.

       Biz bu programları hazır bulduk. Hiçbir uğraş vermeden sahip olduğumuz bunca özellikleri bize yükleyen yüce bir varlık olan Allah’tır. Allah bize bunları karşılıksız verdi. Nimetlere karşılık, bize de şükretmek düşer.

Allah bizi bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle aydınlatır:

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“(Resûlüm!) De ki: Sizi yaratan, size işitme duyusu, gözler ve kalpler veren O'dur. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!” (Mülk Sûresi,23.Ayet)

       Bunca nimete karşılık Allah bizden kendisini tanımayı, kendisine ibadet etmeyi kısaca bizden kulluk istemektedir. Allah’a yaptığımız kulluk karşılığında da cennetle ödüllendirilmiş olacağız.

      Size bir kişi bir ikramda bulunursa, bir çay ikram etse, ona hemen teşekkür edersiniz memnuniyetinizi belli edersiniz. Önemli bir işimizde bize yardım eden birine karşı ne kadar çok müteşekkir oluruz. Onun yaptığı iyiliği unutamayız. Biz de onun iyiliğine karşılık veririz.

       Allah’ın vermiş olduğu sayısız nimetine karşılık biz de O’na bolca şükretmeliyiz. Şükrümüzü söz ile ifade etmek yeterli değil. Şükrümüzü, Allah’a karşı özel ibadetlerimizle göstermeliyiz.

       Namaz, oruç, zekat, iyilik ve yardım yapmak, zikir, Kur’an okumak, yetimle ilgilenmek, çalışmak, ilim yapmak gibi işlerle şükrümüzü fiiliyata çevirmeliyiz.

       İbadetlerimizle ve güzel ahlaklı yaşam süreciyle şükrümüzü her daim

       göstermeliyiz.

        Ne mutlu Allah’ın verdiği nimetleri fark ederek, hayatını şükür ve ibadetle geçirenlere…

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:


20 Haziran 2021 Pazar

Kur'an-ı Kerimden Mesaj Var-42

                                    Birkaç  saatlık Dünya Hayatı

İnsanoğlu doğar büyür yaşar ve belli bir zaman sonra dünya hayatını terk eder.

İnsanın dünyada kalma ve hayatını yaşama  zamanını tayin etme, kendi elinde değildir. Bazılarımız doğmadan, bazılarımız genç yaşta, bazılarımız orta yaşlarda, bir kısmımız da yaşlı olduğumuz zamanlarda ömrümüzü tamamlayarak, bu dünyayı terk ederiz.

Bu durum “Her nefis ölümü tadacaktır” ayeti gereği gerçekleşmektedir. (Âl-i İmrân Suresi 185. Ayet)

Hiçbir kimse dünyaya kazık çakıp kalamayacaktır. Hepimiz bir yolcu misali istasyonumuz geldiğinde oradan inerek treni terk edeceğiz.

Dünya hayatını geçirip buradan ayrılıp, öteki aleme geçiş yaptığımızda orada yeni bir hayat başlayacak. Orada yani ahirette yaşam sonsuz olacaktır. Ahirette başlayacak hayatın yanında bu dünyada yaşadığımız hayatımız birkaç saatlik yaşadığımız bir hayat olarak anımsanacaktır.

Bu konu ile ilgili Allah’ın Kur’an’ı Kerim’deki mesajı şöyledir: 

“Kıyamet gününü gördüklerinde (dünyada) sadece bir akşam vakti ya da kuşluk zamanı kadar kaldıklarını sanırlar.” (Nâziât Sûresi,46. Ayet)

Bu birkaç saatlik  olarak anımsanan dünya hayatımız kısada olsa sonsuz ahiret hayatının kazanılmasını sağlayacak çok önemli bir andır.

Bu dünya  hayatı  sınav anı gibidir. Bu öyle sınav ki, bu sınava bir kere girme şansınız var. Bu sınavı kazanmak zorundasın.

İşte yaşantımızda sonsuz olan ahiret hayatını kazanmak için bize sunulan ömür çerçevesinde sınavımızı başarmak zorunda olduğumuzu fark etmeliyiz.

Çok uzun yaşasan da çok kısa yaşasan da önemli olan asıl ebedi hayatı hak edebilmektir.

İnsanın çok yaşaması uzun ömürlü olması elde ettiği bir başarı değildir. Dünyada ne kadar uzun kalırsan kal. Bu öldükten sonra kısa bir süre olarak algılanacak. Önemli olan insanın dünya hayatında imanlı olarak yaşayıp güzel şeyler yapmasıdır. Ve yine imanlı olarak göç edebilmek önemlidir.

 İmanlı olabilmek için İslam dini üzerinde olmamız şarttır. Allah’a ve Peygamberi Hz.Muhammed’e inanmalıyız.  Hz.Muhammed’in Allah’tan aldıklarına yani Kur’an’a inanmak,imanın diğer şartlarına inanmak, Kur’an ve sünnete uygun bir hayat yaşamaktır önemli olan. Uzun veya kısa ömürlü olmak değil.

Güzel ahlak üzerine olabilmek ve ahireti kazanabilmektir, mesele….

Ne mutlu şu kısacık dünya hayatını anlamlı geçirenlere.

Ne mutlu iman ehli olup, imanlı olarak göç edenlere.

Ne mutlu Allah’ın kendisinden razı olanlara.         

 Ne mutlu ebedi hayatını kazananlara…

Efkan VURAL

Efkan VURAL

 Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

 

9 Mayıs 2021 Pazar

Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var –22

     Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var 

                 Orucu Değerli Kılan Nedir

İslam dininin beş temel esasından biri de oruç

 ibadetidir.

Oruç tutmak her akıl ve baliğ olan Müslümana

 farzdır. Yani oruç ibadetini yerine getirmek

 Allah’ın zorunlu emirlerindendir.

Ramazan ayında yerine getirilen bu ibadetin

 önemi çok büyüktür.

Oruç ibadetinin birçok hikmeti vardır. Oruç

 ibadeti aç ve susuz kalmanın ötesinde nefsi

 terbiye etmektir.

Oruç, nefsin kötü arzu ve isteklerini frenleyip

 durdurmasına yardım eder.

Peygamberimi Hz.Muhammed bir hadis-i

 şerifinde bize şöyle mesaj vermektedir:

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: ”

“Kim ki yalan söylemeyi ve yalanla iş yapmayı bırakmazsa, Allah o kimsenin yemesini ve içmesini bırakmasına hiç değer vermez.”
(Sahih-i Buhari,Muhtasarı Tecrid-i Sarih

 Terc.,Cilt:6 Sh.253 D.İ.B.Yay.7.Baskı )

Oruç ibadetinde esas olan güzel davranışlar

 sergileyebilmektir.

Bunun içinde oruç ibadetini samimi bir şekilde

 yerine getirmeliyiz. Sırf aç ve susuz kalmakla

 bu ibadet yerine getirilmiş sayılmaz. Oruçlu

 günlerde ve sonrasında davranışlarımız her

 zaman Allah’ın rızasına uygun olmalıdır.

Oruç ibadeti insana sabırlı ve kanaatkâr olmayı

 öğretir. 

Oruç ile nefsin arzu ve isteklerine sınırlama

 koyarak davranışlarımızı kontrol altına almaya

 çalışırız.

Oruçlu iken konuşmalarımıza, yaptıklarımıza,

 düşündüklerimize ve yaptığımız her şeye

 dikkat etmeliyiz.

Özellikle, yalancılıktan ve yalan sözden,

 iftiradan, gıybetten, kıskançlıktan, hasetlikten,

 kin ve nefretten uzak kalmaya gayret

 etmeliyiz.

Bu ve benzeri kötü davranışlardan uzak

 kalamadığımız sürece, tuttuğumuz oruçlarda

 aç ve susuz kalmamızın hiçbir önemi

 kalmamaktadır.

Oruçlu olan bir Müslüman, her an ibadet halinde olduğu bilinciyle hareket etmelidir. Yüce Allah’ın kendisini her zaman ve her yerde gördüğünü bilerek yaptıklarının hesabını bir gün Allah’a vereceğini aklından hiç çıkarmamalıdır.

Oruçlu bir kimse Allah’ın yasaklamış olduğu

 şeylerden uzak durarak, davranışlarını kontrol

 altına almak suretiyle orucunu korumuş olur.

İşte bu şekilde tutulan oruç Allah katında

 kıymetli ve değerli olur.

Ne mutlu Allah’ın değerli bulduğu oruçları

 tutanlara…

 

  Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

 

 

 

 

 

 

 

12 Mart 2021 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:


اِتَّقِ اللَّهَ حَـيْثُمَا كُنْتَ وَأتْبِـعِ السَّـيِّـئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا

وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ


Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.

(Tirmizî, Birr, 55.)