Diyanet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Diyanet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Aralık 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 24.12.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:AHİRET DAHA HAYIRLI VE SÜREKLİDİR

 

AHİRET DAHA HAYIRLI VE SÜREKLİDİR





Muhterem Müslümanlar!

Allah Resûlü (s.a.s) ashabıyla beraber bir cenazedeydi. Peygamber Efendimiz kabrin kenarına oturdu. Şahit olduğu manzara kendisini çok etkilemişti. Mübarek yanaklarından yaşlar süzülmeye başladı. Öyle ki gözyaşlarıyla toprak ıslandı. Ümmetinin dünya ve ahiret mutluluğunu her şeyden daha fazla arzulayan Resûl-i Ekrem (s.a.s) ashabına şöyle buyurdu: “Kardeşlerim! Ölüm için hazırlık yapın.”[i] 

Aziz Müminler!

Geleceğe dair bitmez tükenmez emellerin peşinde koşarken kimi zaman yaratılış amacımızı unutuyor, ölümü aklımızın ucundan dahi geçirmiyoruz. Çevremizde veya medyada karşılaştığımız ölüm hadiselerini sıradan karşılıyor, aldırış etmiyoruz. Her gün salgın hastalıktan kaybettiğimiz canların sayısına bile göz ucuyla bakıp geçiyoruz maalesef.

Nitekim hepimiz bilir ve iman ederiz ki, ölüm ve yeniden diriliş haktır. Gelip geçici misafirleriz bu hayatta. İmtihan için geldiğimiz bu dünyadan ansızın göçüp gideceğiz asıl yurdumuz olan ahirete. Âlemlerin Rabbinin huzurunda iyi ya da kötü yaptıklarımızın hesabını vereceğiz. Ya sonsuz bir mükâfata kavuşacak ya da elim bir azaba dûçâr olacağız.

Kıymetli Müminler!

Hayatımıza yön veren, anlam ve değer katan en önemli esas ahirete olan imanımızdır. Zira ahirete iman eden kişi, ebedî mutluluğun anahtarının bu dünyada olduğunun bilincindedir. Bu şuur ve inançla Allah’ın rızasını kazandırabilecek bir hayatı yaşama gayretindedir. Mümin, imanının bir gereği olarak işlediği salih amellerle hayatını bereketlendirir. Yaşantısını güzel ahlakla süsler. Takva azığı ile Cenâb-ı Hakkın katında yücelmeye çalışır. Huzuru Allah’ı anmakta bulur. Rabbini unutturacak çirkinliklerden uzak durur. Dua ile Yüce Yaratan’a kulluğunu arz eder. Nimetlere şükreder. Ailesi, çevresi ve toplumu ile barışık yaşar.

Değerli Müslümanlar!

Ahiret yurdunun daha hayırlı ve kalıcı olduğunun idrakinde olalım. Dünyayı ahirete tercih edenlerden olmayalım.[ii]

 يَٓا اَيُّهَا الْاِنْسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْـكَر۪يمِۙ

Ey insan! Yüce Rabbin hakkında seni yanıltıp aldatan nedir?[iii] sorusuna muhatap olmamak için Rabbimize hakkıyla kulluk edelim.

 اِقْرَأْ كِتَابَكَۜ كَفٰى بِنَفْسِكَ الْيَوْمَ عَلَيْكَ حَس۪يباًۜ

“Kitabını oku! Bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter.”[iv] nidasıyla karşılaşmadan önce, kendimizi hesaba çekelim. Rahatlıkla, “Alın kitabımı okuyun. Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten bekliyordum.”[v] diyebilmek için amel defterimizi salih amellerle dolduralım. Unutmayalım ki, “Kim ahireti ister ve bir mümin olarak ahiret için ona yaraşır bir çabayla çalışırsa işte böylelerinin çabaları karşılık görecektir.”[vi]



[i] İbn Mâce, Zühd, 19.

[ii] A’lâ, 87/16, 17.

[iii] İnfitâr, 82/6.

[iv] İsrâ, 17/14.

[v] Hâkka, 69/19, 20.

[vi] İsrâ, 17/19.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

17 Aralık 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 17.12.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:MÜSLÜMAN, DİNÎ VE AHLAKİ DEĞERLERİYLE YAŞAR

       MÜSLÜMAN, DİNÎ VE AHLAKİ DEĞERLERİYLE YAŞAR




Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor: 

“Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyar ve Allah’a iman edersiniz…”[i] 

Aziz Müminler!

“En hayırlı ümmet” övgüsüne mazhar olan her bir mümin, zihnine ve gönlüne yalnızca İslam’ın yüce değerlerini nakşeder.  Kaynağı vahiy olmayan her çeşit düşünce, uygulama ve alışkanlıklar karşısında dikkatli davranır. İmanına zarar verebilecek tehlikelerden uzak durur. Söz ve davranışlarına İslam ahlakını yansıtır. Dünyevî heves ve arzuların peşinden koşmaz. Alın terinin kıymetini, helal kazancın bereketini unutmaz. Aldığının ve sattığının hesabını vereceğini aklından çıkarmaz. Az da olsa yalnızca helalle yetinir. Aklı uyuşturan alkolle, ocaklar söndüren kumarla ömrünü zayi etmez.

Kıymetli Müslümanlar!

Kimliğini muhafaza eden bir Müslüman, popüler kültürün girdabında kaybolmaz. Başka dünyalara ait yaşam tarzlarını bilinçsizce taklit etmez. Dinimizde ve sahih geleneğimizde yeri olmayan sembolleri, eğlence biçimlerini, tutum ve davranışları benimsemez. Bunun, Müslüman kimliğini zedelediğini, toplumu ve gelecek nesilleri dinine, tarihine ve değerlerine yabancılaştırdığını bilir. Tarih sahnesinden silinen nice milletin önce inanç ve değerlerini, sonra da kültür, edebiyat ve sanatını kaybettiğini unutmaz.

Değerli Müminler!

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) bir hadisinde bizleri şöyle uyarmaktadır: 

“Kim bir topluluğa benzemeye çalışırsa, o da onlardandır.”[ii] 

Yani bir kimse, kendi değerlerini yaşamak ve yaşatmak yerine başkasına özenir, onun inanç ve adetlerini benimserse, sonunda onlar gibi düşünmeye ve onlar gibi yaşamaya başlar. Zira maddi ve fiziki benzeşmenin manevi sonuçlar doğurması kaçınılmazdır.

O halde, Rabbimize, insanlığa ve gelecek nesillerimize karşı sorumluluğumuzun bilincinde olalım. Kur’an’a ve sünnete sımsıkı sarılalım. Hayatımızın her alanında İslam ahlakını ve terbiyesini kuşanalım. Yaratılış gayemizden uzaklaştıran, kültür ve medeniyetimizi yozlaştıran her türlü söz, anlayış ve davranıştan uzak duralım. Unutmayalım ki toplumlar, dinî ve ahlaki değerleriyle ayakta durur ve bu değerlerden beslenen şuurla yaşarlar.



[i] Âl-i İmrân, 3/110.

[ii] Ebû Dâvûd, Libâs, 4.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

3 Eylül 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 03.09.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:ALLAH İLİM YOLCUSUNA CENNETİ KOLAYLAŞTIRIR

 ALLAH İLİM YOLCUSUNA CENNETİ KOLAYLAŞTIRIR

Muhterem Müslümanlar!

Peygamber Efendimiz (s.a.s), bir defasında ilmin kıymetini ashabına şöyle anlatmıştır: “Kim ilim için yola çıkarsa Allah ona cennete giden yolu kolaylaştırır. Melekler, hoşnutluklarından dolayı ilim talebesine kanatlarını serer. Sudaki balıklara varıncaya kadar yer ve gök ehli âlim kişinin bağışlanması için Allah’a yakarır. Âlimin, âbide üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Kuşkusuz âlimler peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler miras olarak ne altın ne de gümüş bırakmışlardır; onların bıraktıkları yegâne miras ilimdir. Dolayısıyla kim onu alırsa büyük bir pay almış olur.[1]

Aziz Müminler!

İslam’ın gönderiliş hikmetlerinden biri de insana hak ve hakikate

 götüren yolları öğretmek, cehaleti ortadan kaldırmaktır. İnsan,

 hangi yaşta ve hangi konumda olursa olsun eğitim ve öğretime,

 edep ve terbiyeye muhtaçtır. Zira insan, vahyi ilimle ve eğitimle

 doğru anlar. Dünyasını ilimle ve eğitimle imar eder. Kalbini,

 ruhunu ve vicdanını ilimle aydınlatır. Yaratılış gayesine ilimle

 ulaşır. Ahlak ve adabı ilimle kuşanır.

Kıymetli Müslümanlar!

İlmin kaynağı, Allah Teâlâ’dır. O, Alîm’dir, her şeyi bilendir. İnsana bilmediklerini ve kalemle yazmayı öğretendir. Dolayısıyla ilim, kişiyi Allah’a ulaştırdığı ve imanla buluşturduğu oranda değerlidir. Yoksa dünyevi menfaat elde etmek, fertleri karanlığa ve toplumları fesada sürüklemek için yapılan ilmî faaliyetlerin Allah katında kıymeti yoktur. Böylesi bir uğraş beyhûdedir ve ayet-i kerime gayet açıktır:

“Onlar, iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir.[2]

Değerli Müminler!

Kur’an-ı Kerim’de 

“Allah’a karşı ancak kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.”[3] buyrulur. 

Evet, ilim Yüce Rabbimizi hakkıyla bilmeye, gönlümüzde O’nun sevgisini ve saygısını sürekli hissetmeye vesiledir. Diğer yandan insanlığa faydalı olan her türlü bilgi ve yöntem kıymetlidir. Ancak, dünya huzuru ve ahiret mutluluğu, amele yani pratiğe dönüşen bilgiyle gerçekleşir. Bu, öylesine önemlidir ki Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) fayda vermeyen ilimden Rabbine sığınmıştır.[4]

Aziz Müslümanlar!

Uzun bir aradan sonra göz aydınlığı çocuklarımız, okullarına

 kavuşuyor elhamdülillah! Ancak, çocuklarımızın okullarından

 bir daha ayrı kalmamaları için salgın hastalıkla mücadelede

 hepimize düşen sorumluluklar olduğunu unutmayalım ve her

 türlü tedbiri elden bırakmayalım.

Bu vesileyle Cenâb-ı Hak’tan çocuklarımızı ve bizi, gönüllerimize ve bedenlerimize isabet edebilecek her türlü maddî ve manevî hastalıktan muhafaza buyurmasını niyaz ediyor, öğretmen ve yavrularımıza başarılar diliyoruz.



[1] Tirmizî, İlim, 19.

[2] Kehf, 18/104.

[3] Fâtır, 35/28.

[4] Nesâî, İstiâze, 13.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

6 Ağustos 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 06.08.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:ZORLUKLAR BİRLİKTE AŞILIR

                           ZORLUKLAR BİRLİKTE AŞILIR




Muhterem Müslümanlar!

Geçen hafta afet gerçeğiyle bir kez daha karşılaştık. Cennet yurdumuzun akciğerleri ormanlarımızda çıkan yangınların çoğu söndürüldü elhamdülillah. Bazı bölgelerimizde ise söndürme çalışmaları devam ediyor. Cenâb-ı Hak, en kısa sürede bu afetten de kurtulmayı bizlere nasip eylesin. Milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın.

Aziz Müminler!

Evet, bugün mahzunuz, üzüntümüz çok büyük. Kaybettiğimiz kardeşlerimiz, yanan ormanlarımız, yitirdiğimiz masum canlar her birimizin yüreğini dağlıyor. Ancak biliyor ve inanıyoruz ki bizi biz yapan değerlerin etrafında kenetlenip kardeşlik şuurumuzu diri tuttukça başaramayacağımız imtihan yoktur. Tarih boyunca Allah’ın yardımı, devletimizin kararlılığı ve milletimizin azmiyle nice zorluğu birlikte göğüsledik. Bugün de devlet millet dayanışması içinde aşamayacağımız engel yoktur. Toplu vurdukça yüreklerimiz üstesinden gelemeyeceğimiz zorluk yoktur. Nitekim Rabbimizin müjdesi açıktır: 

“Şüphesiz zorlukla beraber kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber kolaylık vardır.”[1]

Kıymetli Müslümanlar!

Gün, ayrışma değil kenetlenme günüdür. Gün, birliğimizi, beraberliğimizi ve muhabbetimizi canlı tutma günüdür. Sevinç ve mutluluğumuz gibi hüzün ve kederimizi de paylaşma günüdür. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s) biz müminleri şöyle tarif etmektedir: 

“Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir beden gibidir.[2]

Değerli Müminler!

İbrahim (a.s)’ın atıldığı ateşi söndürmeye koşan karınca misali, bugün her birimize düşen sorumluluklar vardır. Her şeyden önce sağduyumuzu ve sükûnetimizi muhafaza edelim. Yangın, sel, deprem ve salgın hastalık gibi afetlere karşı bilinçli, duyarlı ve tedbirli olmayı milli bir mücadele olarak görelim. Gerekli hallerde yetkili mercileri haberdar edelim. Küçücük bir hata ve ihmalin çok ağır neticeleri olabileceğini unutmayalım.

Bu vesileyle başta yangınlar olmak üzere afetlerde hayatını

 kaybedenlere Cenâb-ı Hak’tan rahmet, yaralılara acil şifalar

 diliyorum. Yüce Rabbimiz, afetlerle canla başla mücadele eden

 kardeşlerimizin işini kolaylaştırsın ve onların yardımcısı olsun.



[1] İnşirâh, 94/5,6.

[2] Müslim, Birr, 66.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:



30 Temmuz 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 30.07.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:AFETLERE KARŞI SORUMLULUĞUMUZUN İDRAKİNDE OLALIM

 

AFETLERE KARŞI SORUMLULUĞUMUZUN İDRAKİNDE

 OLALIM




Muhterem Müslümanlar!


Bizler, bir çevrenin içinde ve bir çevreye muhtaç halde

 yaratıldık. Çevremiz bizler için hayat demektir; hayatın rengi,

 ahengi, dirliği ve birliği demektir. Kâinat, Cenâb-ı Hakk’ın eseri

 ve insana emanetidir. Bu sebepledir ki yeryüzünün şerefli

 halifesi olarak bizler, bütün insanları, canlı cansız bütün

 mahlûkatı korumakla, onlara karşı şefkatli ve merhametli

 olmakla yükümlüyüz. Bu sorumluluğumuzu yerine

 getirdiğimizde çevremizle birlikte bizler de ihya oluruz. Aksi

 halde zarar görecek olan sadece yeryüzü ve gökyüzü değil aynı

 zamanda hepimiz ve geleceğimizdir.


Aziz Müminler!


Son günlerde yaşadığımız afetler hepimizi derinden üzdü. Bir yandan sellerin açtığı yaraları sarmaya çalışıyoruz. Diğer yandan ciğerlerimizi dağlayan orman yangınlarıyla mücadele ediyoruz. Böylesi zor günlerde şunu bir kez daha hatırlamalıyız ki sel, heyelan, yangın, deprem, kuraklık ve salgın hastalık gibi afetler karşısında can ve mal kaybımızı en aza indirmek ancak gerekli tedbirleri almakla mümkündür. Zira tabiat olayları, sünnetullah yani ilahi düzen ve kanunlar gereği, sebep-sonuç ilişkisi içerisinde meydana gelmektedir. Dolayısıyla bir mümin, sorumluluğunu ihmal edip göz göre göre afetlere kapı aralayamaz. Yeryüzünde dengeleri bozacak adımlar atamaz. Nitekim afetlerin kötü neticelerinin önemli bir kısmı insanoğlunun kendi hata ve ihmalleri sebebiyledir. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu.”[1]

Kıymetli Müslümanlar!

Cenâb-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Kendi kendinizi tehlikeye atmayın.”[2]

O halde sel, heyelan ve deprem riski bulunan bölgelerde tabiatın dengelerine, bölgenin gerçeklerine uygun, doğru ve sağlam adımlar atalım. Yangınlara sebebiyet verecek ihmalden ve sorumsuz davranışlardan uzak duralım. Ormanlarımızı bilerek yakan, vatanımıza göz diken, milletimizin canına kast edenlere gelince dünyada ve ahirette Allah’ın, meleklerin, insanların ve diri diri yanan bütün canlıların laneti onların üzerinedir. Onlar her iki âlemde de yaptıklarının cezasını çekeceklerdir.

Değerli Müminler!

Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadisinde şöyle buyurmaktadır:

“Nerede olursan ol, Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde ol!”[3] 

Öyleyse geliniz, üzerimize düşen sorumlulukların idrakinde olalım. Acı tecrübelerden ders alalım. Güvenli bir hayat için afetlere karşı hazırlıklı olalım. İçinde bulunduğumuz yaz günlerinde başta orman yangınları olmak üzere her türlü afet ve acil durum anlarında duyarlı olalım ve yetkili mercileri haberdar edelim. 

Bu vesileyle afetlerde hayatını kaybeden kardeşlerimize

 Rabbimizden rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil

 şifalar diliyoruz.



[1] Rûm, 30/41.

[2] Bakara, 2/195.

[3] Tirmizî, Birr, 55.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:


2 Temmuz 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 02.07.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:DÜĞÜNLERIMIZDE NEBEVÎ ÖLÇÜYE RIAYET EDELIM

 düğünlerimizde nebevî ölçüye riayet edelim




Muhterem Müslümanlar!


Peygamber Efendimiz (s.a.s), sevgili kızı Fâtıma’yla

 amcasının oğlu Hz. Ali’yi evlendirmişti. Hz. Fâtıma’nın

 çeyizi, bir parça kadife, bir su tulumu ve bir yastıktan

 ibaretti. Hz. Fâtıma’nın çeyizi gibi mehri ve düğün yemeği

 de gayet sadeydi. Bu mütevazı düğüne şahit olanlar, 

“Biz, Fâtıma’nın düğününden daha güzel bir düğün

 görmedik.” demişlerdi.[1]


Aziz Müminler!


Evlilik, Allah’ın emri, Resûlüllah’ın sünnetidir. Dünyada

 mutluluğa ve berekete, ahirette ise huzura ve cennete

 ulaştıran kıymetli bir başlangıçtır. Sevgili Peygamberimizin

 buyurduğu gibi evlilik, “dinin yarısını korumaya” vesiledir.[2]

Evliliğin ilk adımı olan nikâh ve düğünlerimiz ise

 sevdiklerimizin şahitliği ve güzel dilekleri eşliğinde

 gerçekleşen törenlerdir. Düğünle yeni bir ailenin kurulduğu

 ilan edilir. Sevinçler paylaşılır; geleceğe dair umutlar

 güçlenir. Eşler arasına muhabbet ve merhamet lütfetmesi,

 onlara sağlıklı ve hayırlı nesiller ihsan etmesi için Allah’a

 dua edilir.


Kıymetli Müslümanlar!


Dinimiz, hem düğün hazırlıklarımızın hem de nikâh ve düğün törenlerimizin kolaylaştırılmasını öğütler. Her işimizde olduğu gibi düğünlerimizin de gösterişten uzak ve sade yapılmasını tavsiye eder. Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.s) bir hadisinde şöyle buyurur: “En bereketli nikâh, zorluğu ve külfeti en az olanıdır.”[3]


Değerli Müminler!


Maalesef günümüzde, evlenmek isteyen birçok gencimiz, düğün masraflarının makul ölçüleri aşması sebebiyle zorlanmakta, hatta evlilikten uzak durmaktadır. Gereğinden fazla yapılan düğün harcamaları ile aileler, düğünden sonra uzun süre borç ödemektedir. Bu durum genç çiftlerin, evliliklerinin ilk yıllarını maddi sıkıntı ve huzursuzlukla geçirmesine neden olmaktadır. Hâlbuki Nebevî ölçü açıktır: Kolaylaştırın, zorlaştırmayın! Müjdeleyin, nefret ettirmeyin!”[4]


Aziz Müslümanlar!


Her işimizde olduğu gibi düğünlerimizde de Allah’ın rızasına, Resûlü’nün sünnetine uygun davranalım. Evliliklerimizi kolaylaştıralım. Düğünlerimizi israfa ve gösterişe dönüştürmeden yapmaya gayret edelim. Eğlenirken İslam’ın çizdiği meşruiyet dairesinde hareket edelim; ölçülü ve dengeli olalım, helale ve harama riayet edelim. Düğünlerimizi, Kur’an’da “Kendileriyle huzur bulmamız için bizlere eşler yarattığını, aramızda sevgi ve rahmet bağları var ettiğini”[5] buyuran Rabbimize şükretmek için birer vesile kılalım.



[1] İbn Mâce, Nikâh, 24.

[2] Beyhaki, Şuabü’l-İman IV, 382.

[3] İbn Hanbel, VI, 83.

[4] Buhârî, İlim, 11.

[5] Rûm, 30/21.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:


25 Haziran 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 25.06.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:KUR’AN’IN MANEVÎ İKLİMİYLE BULUŞALIM

 KUR’AN’IN MANEVÎ İKLİMİYLE BULUŞALIM




Muhterem Müslümanlar!

Medine’nin huzur dolu günlerinden biriydi. Peygamber Efendimiz (s.a.s), Abdullah b. Mesûd’u çağırdı ve ona şöyle seslendi: “Ey Abdullah! Bana Kur’an oku.” Bir an şaşkınlık yaşayan Abdullah, “Yâ Resûlallah, Kur’an size indirilmişken, ben mi size okuyayım?” diye cevap verdi. Allah Resûlü, “Evet, ben Kur’an’ı başkasından dinlemeyi çok seviyorum.” buyurdu. Abdullah b. Mesûd, Nisâ Suresi’nden okumaya başladı. Nihayet,



 “Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman, bakalım onların hâli nice olacak!”  ayetine gelince Rahmet Elçisi’nin gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı ve “Bu kadar yeter.” buyurdu. 

Aziz Müminler!

Kur’an; Allah’ın kitabı, sözlerin en güzeli ve en doğrusudur. O, bizi en doğru yola ileten şifa kaynağımız, hidayet rehberimiz ve rahmet vesilemizdir. Nitekim bir ayet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır: “Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet olan Kur’an geldi.” 

Evet! Kur’an-ı Kerim, insanları inançsızlığın karanlıklarından hidayetin aydınlığına çıkarmak için Yüce Allah’tan gelen eşsiz bir hitaptır. Daralan gönüllerimize ferahlık veren Rahmânî bir ses ve nefestir. Sevgili Peygamberimizin ümmetine bıraktığı en değerli emanettir. 

Kıymetli Müslümanlar!

Kur’an-ı Kerim’i okumak, doğru anlamak ve en güzel şekilde yaşamak hayatımızın ana gayesi olmalıdır. Göz aydınlığımız olan yavrularımızı Kur’an’ın manevî iklimiyle buluşturmak, onun mesajlarını, helal ve haramlarını evlatlarımıza öğretmek en büyük idealimiz olmalıdır. Unutmayalım ki çocuklarımız, Yüce Allah’ın bize birer emanetidir. Bu nadide emanete sahip çıkmak, onları Kur’an ve sünnetin rehberliğinde büyütmekle mümkündür. Yavrularımızı Allah’a kul, Resûlüllah’a ümmet olma şuuru kazanmış,  güzel ahlaklı, vatanına, milletine ve insanlığa faydalı nesiller olarak yetiştirmek en önemli görevimizdir. Peygamberimizin buyurduğu gibi “Hiçbir anne baba çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunmamıştır.” 

Kıymetli Müminler!

Çocuklarımızın Kur’an’la, ibadetle, Sevgili Peygamberimizin örnek hayatıyla buluşup tanışacakları güzel bir fırsat mevsimi yaklaşıyor. 5 Temmuz Pazartesi gününden itibaren yavrularımız,  hem yüz yüze hem de çevrim içi olarak Yaz Kur’an Kurslarımız ile buluşacak inşallah. Bu vesileyle sizleri bir an önce cami ve Kur’an kurslarımıza başvurarak ya da Başkanlığımızın web sitesi üzerinden kayıt yaptırmaya davet ediyorum. 

Geliniz, göz aydınlığımız ve yarınlarımız olan evlatlarımızı Allah’ın yeryüzündeki manevî sofrası Kur’an’la nimetlendirelim. Gönüllerinin ve zihinlerinin Kur’an’ın nuruyla aydınlanmasına öncülük edelim. Masum yüreklerine Allah ve Resûlü’nün, İslam ve Kur’an’ın sevgisini nakşetmeye vesile olalım. 

Hutbemi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu hadisiyle bitiriyorum: “Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir.” 

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK: