İlim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İlim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Eylül 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 03.09.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:ALLAH İLİM YOLCUSUNA CENNETİ KOLAYLAŞTIRIR

 ALLAH İLİM YOLCUSUNA CENNETİ KOLAYLAŞTIRIR

Muhterem Müslümanlar!

Peygamber Efendimiz (s.a.s), bir defasında ilmin kıymetini ashabına şöyle anlatmıştır: “Kim ilim için yola çıkarsa Allah ona cennete giden yolu kolaylaştırır. Melekler, hoşnutluklarından dolayı ilim talebesine kanatlarını serer. Sudaki balıklara varıncaya kadar yer ve gök ehli âlim kişinin bağışlanması için Allah’a yakarır. Âlimin, âbide üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Kuşkusuz âlimler peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler miras olarak ne altın ne de gümüş bırakmışlardır; onların bıraktıkları yegâne miras ilimdir. Dolayısıyla kim onu alırsa büyük bir pay almış olur.[1]

Aziz Müminler!

İslam’ın gönderiliş hikmetlerinden biri de insana hak ve hakikate

 götüren yolları öğretmek, cehaleti ortadan kaldırmaktır. İnsan,

 hangi yaşta ve hangi konumda olursa olsun eğitim ve öğretime,

 edep ve terbiyeye muhtaçtır. Zira insan, vahyi ilimle ve eğitimle

 doğru anlar. Dünyasını ilimle ve eğitimle imar eder. Kalbini,

 ruhunu ve vicdanını ilimle aydınlatır. Yaratılış gayesine ilimle

 ulaşır. Ahlak ve adabı ilimle kuşanır.

Kıymetli Müslümanlar!

İlmin kaynağı, Allah Teâlâ’dır. O, Alîm’dir, her şeyi bilendir. İnsana bilmediklerini ve kalemle yazmayı öğretendir. Dolayısıyla ilim, kişiyi Allah’a ulaştırdığı ve imanla buluşturduğu oranda değerlidir. Yoksa dünyevi menfaat elde etmek, fertleri karanlığa ve toplumları fesada sürüklemek için yapılan ilmî faaliyetlerin Allah katında kıymeti yoktur. Böylesi bir uğraş beyhûdedir ve ayet-i kerime gayet açıktır:

“Onlar, iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir.[2]

Değerli Müminler!

Kur’an-ı Kerim’de 

“Allah’a karşı ancak kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.”[3] buyrulur. 

Evet, ilim Yüce Rabbimizi hakkıyla bilmeye, gönlümüzde O’nun sevgisini ve saygısını sürekli hissetmeye vesiledir. Diğer yandan insanlığa faydalı olan her türlü bilgi ve yöntem kıymetlidir. Ancak, dünya huzuru ve ahiret mutluluğu, amele yani pratiğe dönüşen bilgiyle gerçekleşir. Bu, öylesine önemlidir ki Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) fayda vermeyen ilimden Rabbine sığınmıştır.[4]

Aziz Müslümanlar!

Uzun bir aradan sonra göz aydınlığı çocuklarımız, okullarına

 kavuşuyor elhamdülillah! Ancak, çocuklarımızın okullarından

 bir daha ayrı kalmamaları için salgın hastalıkla mücadelede

 hepimize düşen sorumluluklar olduğunu unutmayalım ve her

 türlü tedbiri elden bırakmayalım.

Bu vesileyle Cenâb-ı Hak’tan çocuklarımızı ve bizi, gönüllerimize ve bedenlerimize isabet edebilecek her türlü maddî ve manevî hastalıktan muhafaza buyurmasını niyaz ediyor, öğretmen ve yavrularımıza başarılar diliyoruz.



[1] Tirmizî, İlim, 19.

[2] Kehf, 18/104.

[3] Fâtır, 35/28.

[4] Nesâî, İstiâze, 13.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

29 Mayıs 2021 Cumartesi

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ إِذَا مَاتَ الْإِنْسَانُ انْقَطَعَ عَنْهُ عَمَلُهُ إِلَّا مِنْ ثَلَاثَةِ أَشْيَاءَ مِنْ صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ أَوْ عِلْمٍ يُنْتَفَعُ بِهِ أَوْ وَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ

Ebû Hureyre'den demiştir ki: Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) (şöyle) buyurmuştur: “İnsan Öldüğü zaman (bütün) amel(ler)i kendisinden kesilir. Ancak üç şey müstesna; sadaka-i cariye, faydalanılan ilim ve kendisine dua eden mu'min evlâd."” (

M                                   (Müslim, Vasiyyet,14) 

 

14 Mayıs 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının14.05.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:VAKIF: ŞEFKAT VE MERHAMET MEDENİYETİ

                 VAKIF: Şefkat ve MERHAMET                                          mEDENİYETİ





Muhterem Müslümanlar!


Peygamber Efendimiz (s.a.s), bir gün ashâbına şöyle demiştir: “İnsan ölünce şu üçü dışında bütün amellerinin sevabı kesilir: Sadaka-i câriye yani faydası kalıcı hayır, kendisinden istifade edilen ilim ve arkasından dua eden hayırlı evlât.”[1]

 Bu hadis-i şerifte ifade edilen sadaka-i cariyenin en güzel örneklerinden biri, İslam medeniyetinin simgesi olan vakıflardır.


Aziz Müminler!


Vakıflar, İslam’ın bütün varlık âlemine karşı şefkat ve merhametinin müesseseleşmiş halidir. İnsana emanet olarak verilen malın, bütün insanlığın hatta bütün canlıların hizmetine sunulmasıdır. Zayıf ve düşkünlerin elinden tutma, muhtaçların sıkıntısına kalıcı çözüm bulma çabasıdır. Nitekim Hz. Ömer (r.a), bir gün Peygamberimize gelerek, 

“Yâ Resûlallah! Benim çok güzel bir hurma bahçem var. Bu bahçeyi bağışlamak istiyorum.” deyince, Allah Resûlü (s.a.s), ona şu tavsiyede bulunmuştur: 

“Aslını vakfet. Mahsulünü de sadaka olarak dağıt.”[2]


Kıymetli Müslümanlar!


Ecdadımız, vakıfları birer “vefa müessesesi” olarak görmüş ve kazandığı serveti, tekrar insanlığın hizmetine sunmuştur. Bu anlayışla cami, mescit, mektep, medrese, kütüphane, hastane, aşevi, çeşme, köprü gibi nice eser inşa etmiştir. Böylece işsize iş, yoksula aş, borçluya destek, evsize yuva, hastaya şifa götürmüştür. “Kardeşlik sınır tanımaz” şiarıyla iyiliği yeryüzüne egemen kılmış, mazlumlara yurt, gariplere umut olmuştur. İslam’ın bu engin şefkat ve merhametinden sadece insanlar değil, sahipsiz hayvanlar, yuvasız kuşlar hatta yırtıcılar dahi nasibini almıştır.


Aziz Müminler!


Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Ölümsüz olan iyi işler, Rabbinin nezdinde hem sevapça daha hayırlı, hem de ümit bağlamaya daha lâyıktır.”[3]

O halde, geçici dünya nimetlerini amel defterimizi ebedi açık tutacak vesileler olarak görelim. Vakıfların kurulmasına, korunmasına ve ihya edilmesine katkı sunalım. Unutmayalım ki vakıf medeniyetinin temeli merhamettir. Merhamet ise Allah Teâlâ’nın Rahmân ve Rahîm ism-i şeriflerinin tecellisidir.


Kardeşlerim!


Hak ve hukuk tanımayan, insaf ve vicdandan

 yoksun zalimler, Filistin’deki kardeşlerimizin

 topraklarını işgal etmeye, çocuk, yaşlı, kadın

 demeden canice saldırmaya devam ediyor.

 Geliniz, duaların kabul edildiği bu icabet

 vaktinde ellerimizi açıp Rabbimize yalvaralım:

Ya Rab! Sen kimsesizlerin sahibi, mazlumların

 sığınağısın, bizlere rahmetinle muamele eyle.

Sen bizim Mevla’mızsın, zalimlere karşı bize

 yardım eyle.

Şu mübarek günler hürmetine, ilk kıblemiz

 Mescid-i Aksâ’yı ve Peygamberler şehri

 Kudüs’ü zalimlerin işgalinden kurtar Allah’ım!

Ya Rabbi! Miracın basamağı Mescid-i Aksâ’yı

 korumayı, bu uğurda mücadele etmeyi

 yeryüzündeki bütün Müslümanlara ve bizlere

 nasip eyle.

Allah’ım! Evlerinden yurtlarından kovulan, öz

 vatanlarında garip kalan mazlum bütün

 Müslümanlara kurtuluş nasip eyle.

Mazlumların umudu, gariplerin yurdu cennet

 vatanımızı ve aziz milletimizi her türlü

 tehlikeden koru Allah’ım!



[1] Müslim, Vasiyyet, 14.

[2] Müslim, Vasiyyet, 15.

[3] Kehf, 18/46.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK: