Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:
اَلْيَدُ الْعُلْياَ خَيْرٌ مِنَ الْيَدِ السُّفْلَى
“Veren el, alan elden daha hayırlıdır”.
Buharî: Zekât 18; Müslim: Zekât 94
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:
اَلْيَدُ الْعُلْياَ خَيْرٌ مِنَ الْيَدِ السُّفْلَى
“Veren el, alan elden daha hayırlıdır”.
Buharî: Zekât 18; Müslim: Zekât 94
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:
|
مَا مِنْ مُسْلِمٍ
يَغْرِسُ غَرْسًا أوْ يَزْرَعُ زَرْعًا فَيَـأكُلُ مِنْهُ طَيْرٌ أوْ
إِنْسَانٌ أوْ بَهِيمَةٌ إِلاَّ كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ |
|
"Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve
kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır." (Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.) |
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:
|
الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ وَإِرْشَادُكَ الرَّجُلَ فِي أرْضِ الضَّلاَلِ لَكَ صَدَقَةٌ وَإِمَاطَتُكَ الْحَجَرَ وَالشَّوْكَ وَالْعَظْمَ عَنِ الطَّرِيقِ لَكَ
صَدَقَةٌ |
|
(Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır. (Tirmizî, Birr, 36.) |
VAKIF: Şefkat ve MERHAMET mEDENİYETİ
Muhterem
Müslümanlar!
Peygamber Efendimiz (s.a.s), bir gün ashâbına şöyle
demiştir: “İnsan ölünce şu üçü dışında bütün amellerinin
sevabı kesilir: Sadaka-i câriye yani faydası kalıcı hayır, kendisinden istifade
edilen ilim ve arkasından dua eden hayırlı evlât.”[1]
Bu hadis-i şerifte ifade edilen sadaka-i
cariyenin en güzel örneklerinden biri, İslam medeniyetinin simgesi olan
vakıflardır.
Aziz Müminler!
Vakıflar, İslam’ın bütün varlık âlemine karşı şefkat ve merhametinin müesseseleşmiş halidir. İnsana emanet olarak verilen malın, bütün insanlığın hatta bütün canlıların hizmetine sunulmasıdır. Zayıf ve düşkünlerin elinden tutma, muhtaçların sıkıntısına kalıcı çözüm bulma çabasıdır. Nitekim Hz. Ömer (r.a), bir gün Peygamberimize gelerek,
“Yâ Resûlallah! Benim çok güzel bir hurma bahçem var. Bu bahçeyi bağışlamak istiyorum.” deyince, Allah Resûlü (s.a.s), ona şu tavsiyede bulunmuştur:
“Aslını vakfet. Mahsulünü
de sadaka olarak dağıt.”[2]
Kıymetli Müslümanlar!
Ecdadımız,
vakıfları birer “vefa müessesesi” olarak görmüş ve kazandığı serveti, tekrar
insanlığın hizmetine sunmuştur. Bu anlayışla cami, mescit, mektep, medrese,
kütüphane, hastane, aşevi, çeşme, köprü gibi nice eser inşa etmiştir. Böylece işsize iş, yoksula aş, borçluya destek, evsize yuva,
hastaya şifa götürmüştür. “Kardeşlik sınır tanımaz” şiarıyla iyiliği yeryüzüne
egemen kılmış, mazlumlara yurt, gariplere umut olmuştur. İslam’ın bu engin
şefkat ve merhametinden sadece insanlar değil, sahipsiz hayvanlar, yuvasız
kuşlar hatta yırtıcılar dahi nasibini almıştır.
Aziz Müminler!
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:
“Ölümsüz olan iyi işler, Rabbinin nezdinde hem
sevapça daha hayırlı, hem de ümit bağlamaya daha lâyıktır.”[3]
O halde, geçici
dünya nimetlerini amel defterimizi ebedi açık tutacak vesileler olarak görelim.
Vakıfların kurulmasına, korunmasına ve ihya edilmesine katkı sunalım.
Unutmayalım ki vakıf medeniyetinin temeli merhamettir. Merhamet ise Allah
Teâlâ’nın Rahmân ve Rahîm ism-i şeriflerinin tecellisidir.
Kardeşlerim!
Hak ve hukuk tanımayan, insaf ve vicdandan
yoksun zalimler, Filistin’deki kardeşlerimizin
topraklarını işgal etmeye, çocuk, yaşlı, kadın
demeden canice saldırmaya devam ediyor.
Geliniz, duaların kabul edildiği bu icabet
vaktinde ellerimizi açıp Rabbimize yalvaralım:
Ya Rab! Sen kimsesizlerin sahibi, mazlumların
sığınağısın, bizlere rahmetinle muamele eyle.
Sen bizim Mevla’mızsın, zalimlere karşı bize
yardım eyle.
Şu mübarek günler hürmetine, ilk kıblemiz
Mescid-i Aksâ’yı ve Peygamberler şehri
Kudüs’ü zalimlerin işgalinden kurtar Allah’ım!
Ya Rabbi! Miracın basamağı Mescid-i Aksâ’yı
korumayı, bu uğurda mücadele etmeyi
yeryüzündeki bütün Müslümanlara ve bizlere
nasip eyle.
Allah’ım! Evlerinden yurtlarından kovulan, öz
vatanlarında garip kalan mazlum bütün
Müslümanlara kurtuluş nasip eyle.
Mazlumların umudu, gariplerin yurdu cennet
vatanımızı ve aziz milletimizi her türlü
tehlikeden koru Allah’ım!
İnfak TOPLUMUN ŞİFASıDIR
Muhterem Müslümanlar!
Okuduğum ayet-i kerimede Yüce
Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Herhangi birinize ölüm
gelip de, ‘Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip
iyilerden olsam!’ demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah
yolunda infak edin.”[1]
Okuduğum hadis-i kutsîde Resûl-i Ekrem (s.a.s),
Cenâb-ı Hakk’ın şöyle buyurduğunu bizlere haber veriyor: “Ey Âdemoğlu! İnfak et ki, ben de sana infak edeyim.”[2]
Aziz Müminler!
İnfak, Allah’ın bize emanet ettiği mal ve servetten, verdiği
nimetlerden başkalarına da ikram etmektir. İhtiyaç sahiplerini koruyup
gözetmek, onlara kol kanat germektir. Ailemize, akrabamıza, komşumuza, din
kardeşimize hâsılı tüm insanlığa faydalı olmak için çaba göstermektir.
Kıymetli Müslümanlar!
İnfak, beden ve ruhlara şifadır. Bizler, infakla
nefsimizi ve malımızı arındırırız. Üzüntü ve
kederi paylaşır, Rabbimizin hoşnutluğunu
kazanırız.
İnfak, toplumlara da şifadır. Kardeşlerimizle
aramızdaki ahenk, huzur, birlik ve beraberlik
infakla pekişir. Yardımlaşma ve dayanışma,
infakla yaygınlaşır. Ve nihayet müminler infakla
Cenâb-ı Hakk’ın nusretine nail olur. Nitekim
Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır:
“Kul, kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da onun yardımcısı olur.”[3]
Değerli Müminler!
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:
“Allah’a karşı gelmekten sakınanların mallarında, muhtaç ve yoksullar
için bir hak vardır.”[4]
O halde, kardeşlerimizin üzerimizdeki haklarını
gönül huzuru içinde onlara ulaştıralım. Fakir ve yoksullara, yetim ve
kimsesizlere destek olalım. Fitre ve zekâtımızla
başta akraba ve komşularımız olmak üzere bütün ihtiyaç sahiplerinin dertlerine
derman olmaya çalışalım. Unutmayalım ki, sevdiğimiz şeylerden Allah yolunda
infak etmedikçe iyiliğe asla ulaşamayız.[5]
Aziz Müslümanlar!
Türkiye Diyanet Vakfımız, her
yıl olduğu gibi bu yıl da “Kardeşlerini
Unutma, Beklenen Sensin” şiarıyla hayır ve
hasenatımızı, fitre ve zekâtımızı ihtiyaç sahipleriyle buluşturmaya devam
ediyor. İl ve ilçe müftülüklerimiz aracılığıyla ya da vakfımızın kurumsal web sayfası
üzerinden bu yardım seferberliğimize katkıda bulunabilirsiniz. Ayrıca inşaatı
devam eden üniversite camilerimiz için Cuma namazı sonrası yardımlarınıza
başvuracağız. Yaptığımız ve yapacağımız bütün yardımların makbul olmasını Cenâb-ı
Hak’tan niyaz ediyorum.
Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:
اِنَّ الْمُسْلِم۪ينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْقَانِت۪ينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِق۪ينَ وَالصَّادِقَاتِ وَالصَّابِر۪ينَ وَالصَّابِرَاتِ وَالْخَاشِع۪ينَ وَالْخَاشِعَاتِ وَالْمُتَصَدِّق۪ينَ وَالْمُتَصَدِّقَاتِ وَالصَّٓائِم۪ينَ وَالصَّٓائِمَاتِ وَالْحَافِظ۪ينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِر۪ينَ اللّٰهَ كَث۪يرًا وَالذَّاكِرَاتِ اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْرًا عَظ۪يمًا
Şüphesiz
müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü’min erkeklerle mü’min kadınlar,
itaatkâr erkeklerle itaatkâr kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar,
sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a derinden saygı duyan erkekler,
Allah’a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren
kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan
erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça
anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükâfat
hazırlamıştır.
|
اَلدَّالُّ عَلىَ الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ |
|
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir. Tirmizî, İlm, 14. |