14 Temmuz 2013 Pazar

Ramazan Ayı ve Oruç İbadeti





Ramazan,mübarek üç aylardan bir tanesidir. Ramazan ayı denince akla oruç gelir. Ramazan ayında oruç tutmak Müslümanlara farz kılınmıştır. Ramazan ayında oruç tutulduğu için bu aya “oruç ayı”da denir.
Ramazan ayının üstünlüğü sadece oruç tutulan ay olmasından değildir. Ramazan ayının faziletli olmasının bir sebebi de Kur’anıkerim’in bu ayda indirilmeye başlanmasıdır. Bu konuda Yüce Allah şöyle buyurur: ”Ramazan öyle bir aydır ki, bu ayda Kur’an , insanlara yol gösterici ve doğruyu yanlıştan ayırıcı belgeler olarak indirildi. Sizden bu aya ulaşan oruç tutsun…”(Bakara,2/185)
Ramazan ayı içinde öyle bir gece vardır ki, o gece bin aydan daha üstündür. Bin ay yaklaşık 83 yıl dır .Yüce Allah Kur’an’da şöyle buyurmaktadır.”Biz onu (Kur’anı)Kadir gecesinde indirdik.”(Kadir suresi,97/1)
Ramazan ayının rahmet ve bereketi çok büyüktür. Bu ay da tevbe etmeli(yaptığımız günahlardan dolayı pişmanlık duymak ve bir daha yapmamak) , Kur’an’ı okumalı ve anlamını Türkçe meallerden okuyup düşünmeli, bol ,bol ibadet etmeli,Allah’ı anmalı,dua etmeli,yoksul ve muhtaçlara yardım etmeli ,hayvanları sevmeli ve korumalı… Bunlar yapılırsa Ramazan ayından yararlanmış oluruz.Dolayısıyla her zaman yapmamız gereken kulluk görevimizi yerine getirmiş oluruz


Oruç İbadeti
İslam dininin beş temel esasından biri de oruçtur. Oruç ibadeti Yüce Allah’ın kesin yapılmasını emrettiği bir ibadettir.İslam dininde oruç ibadetinin önemi çok büyüktür.
Orucun Tanımı: Tanyerinin ağarmasından başlayarak, güneşin batışına kadar (akşam vaktine kadar) yemekten,içmekten ve cinsel arzulardan uzak durmaya oruç ibadeti denir.
Ramazanın dışında da istediğimiz zaman oruç tutabiliriz. Oruç tutmanın fazileti çok büyüktür. Oruç ibadeti sadece aç kalmak ve cinsel arzulardan uzak kalmakla bırakılmamalı.Orucu tüm organlarla ve tüm duygularla tutmalıyız. Oruç ibadetiyle nefsimizi kontrol altına almalıyız .Oruçlu iken davranışlarımıza da düzeltmeliyiz. Kimseni aleyhinde konuşmamalıyız.Gıybet ve dedikodu gibi dinimizin yasakladığı kötü davranışlardan uzak durmalıyız. Ramazan ayında ki bu güzellikleri diğer aylarda da devam ettirmeliyiz.Çünkü her gün ayrı bir gündür ve her günün hesabı ayrı ayrı verilecektir.
Oruç Kimlere Farzdır
1-Oruç Müslüman olanlara,
2-Oruç akıllı olanlara
3-Ergenlik çağına girmiş olanlara
4-Sağlıklı olanlara
Hastalar oruç tutmaz. Hastalar iyileşince tutamadıkları oruçların kazasını yapar.Hiç iyileşmeyecek hastalar ,devamlı tedavi gören hastalar ile çok zayıf ve düşkün yaşlılar oruç tutmaz.Tutamadıkları oruçların her biri için bir fitre miktarı yiyecek veya para vermesi gerekir.Buna Orucun Fidyesi denir. Bu parayı veremeyecek durumda olanların ödemesi gerekmez.
5-Yolcu olmamak:Yolcu olanlar oruç tutmaya bilirler.Sonra kaza ederler.Yolcular isterse oruç tutabilirler.
6-Doğum yapan,emzikli anneler ve adet günlerinde bayanlar oruç tutmazlar. Daha sonra tutamadıkları oruçları kaza ederler.
7-Oruç tutmaya niyet etmek gerekir. Her ibadette niyet şarttır.Niyeti söz ile belirtiriz.Sahura kalkmak ta niyet sayılır.Niyet kalb ile düşünce de olması gerekir.Örneğin sözle niyet etmeyi unutan biri gündüz yemiyor içmiyor; çünkü o,oruçlu olduğunu biliyor.Önemli olan oruç tuttuğunu bilmesidir.
Ayrıca;oruçlu bir kimse açlık ve susuzluk yüzünden hayati bir tehlike ile karşılaşırsa orucunu bozabilir.Oruçlu bir kimse tehdit edilirse,can tehlikesi durumunda orucunu bozabilir.




Orucu Bozan Durumlar
A-Orucu Bozup Kefareti Gerektiren Durumlar:
Aşağıdaki durumlarda oruç bozulur ve kefaret gerekir. (61 gün oruç tutulması gerekir)
1-Oruçlu iken herhangi bir şey yemek ve içmek.
2-Ağza giren kar, yağmur ve doluyu bilerek ve isteyerek yutmak.
3-Sigara içmek, esrar, eroin, afyon gibi uyuşturucu maddeler kullanmak.
4-Cinsel ilişkide bulunmak.
5-Unutarak orucu bozan biri , nasıl alsa orucum bozuldu diyerek yiyip, içmek.
B-ORUCU BOZUP YALNIZ KAZAYI GEREKTİREN DURUMLAR:
Aşağıdaki durumlarda oruç bozulur ve sadece bozulan orucun bir günlük kazası yapılır.
1-Zorlama ve tehdit karşısında orucu bozmak.
2-Toprak ve toprak cinsi maddeler yemek.
3-Zeytin çekirdeği,nohut gibi şeyler yemek.
4-Pamuk ve kağıt gibi şeyleri yemek
5-Ham iken yenilmeyen bir meyveyi ham ve çiğ olarak yemek.
6-Fındık,fıstık gibi kabuklu yiyecekleri kabuğu ile yutmak.
7-Burundan içeriye su göndermek.
8-Ağıza alınan veya buruna çekilen suyu hata ile yutmak
9-Oruçlu olduğunu bildiği halde isteyerek ağız dolusu kusmak.
10-Unutarak yiyip içtikten sonra oruç bozuldu zannıyla bilerekyemek,içmek.
11-Ramazan orucu dışında bir orucu her hangi şekilde bozmak.

Orucun İnsana Sağladığı Yararlar
Oruç Allah’ın emri olduğu için tutulur.Faydalarını göz önüne alarak oruç tutmak uygun değildir. Sırf Allah’ın rızasını kazanmak için oruç tutulur. Bununla beraber her ibadetin bir hikmeti ve bazı faydaları vardır.Oruç ibadetinin de insana sağladığı bazı yararlar şunlardır:
Allah’ın rızası ve sevgisi kazanılmış olur.
Oruç insanın iradesini kuvvetlendirir.
Oruç insanı kötülüklerden uzaklaştırır.
Oruç nefsi terbiye eder.
Oruç açlığa susuzluğa ve sıkıntılara dayanma gücü kazandırır.
Oruçlu sabırlı olmayı öğrenir.
Oruç tutan bir kimse yoksul ve aç kimselerin durumlarını anlamalarını sağlar.
Oruç şefkat ve merhamet duygularını geliştirir.
Oruç insana ruh sağlığı kazandırır. Dini görevini yerine getirmekle insanın ruhu huzur bulur. Kalbi tatmin olur.
Orucun bedenimize de faydası vardır. Mide, kalp daha az çalışır ve bütün organlar dinlenir. Vücuttaki yağ ve besin depoları yenilenmiş olur.
Herkesin Ramazan ayını kutlar,Hayırlara vesile olmasını dilerim.




Yazı Milliyet blog ve Yazete.com'da yayınlanmıştır.
http://blog.milliyet.com.tr/ramazan-ayi-ve-oruc-ibadeti/Blog/?BlogNo=421709
http://www.yazete.com/genc-kalemler/efkan-vural/ramazan-ayi-ve-oruc-ibadeti/2781/
http://celal1973sevdikleri.blogspot.com.tr/2017/05/efkan-vural-ramazan-ay-ve-oruc-ibadeti.html



Berat kandili



Dinimizde üç aylar olarak bilinen Recep, Şaban ve Ramazan aylarından, Şaban ayının on dördünü on beşe bağlayan geceye “Berat Gecesi” denilmektedir.

Bu gecenin önemi çok büyüktür. Bu gecenin bereketi, feyzi ve rahmeti çok geniştir.

Yüce Allah bu geceyi iyi değerlendiren Müslümanların günahlarını silmekte ve onları bağışlamaktadır. Günahın boyutu ne olursa olsun, içten ve samimi olarak tevbe edip, Allahtan af dileyen kulların günahları ne kadar olursa olsun Allah onları bağışlar ve günahlarını siler.


Yüce Allah şöyle buyurur:
“De ki:- Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O çok bağışlayan, çok esirgeyendir. “ (Zümer,39/53)

Bu gecede tevbe istiğfar etmeli, bol bol ibadet etmeli ve bağışlanma dilemeliyiz.
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim de şöyle buyurur:

“Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah’a dönün Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter…”(Tahrim, 66/8. )

“Kim tevbe edip,iyi davranış gösterirse ,şüphesiz o, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah’a döner. (Furkan, 25/71)

Sevgili peygamberimiz de Allah’a sürekli tevbe istiğfar eder, bağışlanma dilerdi.
Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Vallahı ben, Allahtan günde yetmiş defadan fazla mağfiret diliyor, tevbe ediyorum. (Buhari,deavat 3. )

Bu gecenin bazı özellikleri vardır :

1-Her önemli işin bu gecede hikmetli bir şekilde seçimi vardır.

2-Bu gecede yapılan ibadetlerin,kılınan namazların,okunan kur’anların, yapılan zikir ve duaların ve tüm iyiliklerin fazileti çok büyüktür.

3-Bu gece ilahi feyiz ve bereketin bol olduğu bir gecedir.

4-Bu gece bağışlanma gecesidir.

5-Bu gecede sevgili Peygamberimize şefaatın tamamı verilmiştir.

Bu gecede bol bol ibadet etmeli, kılamadığımız geçmiş namazlarımızı kaza etmeli, kaza namazı yoksa nafile namaz kılmalı,Kur’an okumalı, Kur’an dinlemeli,Kur’an’ın mealini okumalı ve anlamını düşünmeli, tevbe istiğfar etmeli zikir ve tefekkür etmeli ve çokça dua etmeli bağışlanma dilenmelidir.

Bu gece hakkında sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

“Şaban ayının yarısı (Berat gecesi) gelince; gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Şüphesiz ki Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasına iner ve şöyle der:
“ Benden af dileyen yok mu? Onu affedeyim! Rızık dileyen yok mu? Rızık vereyim! Şifa dileyen yok mu? Şifa vereyim !” (İbni Mace,İkametüs-Salat/191. )

Allah, gecesini iyi değerlendiren ,affedilip, duaları kabul edilenlerden eylesin bizi inşallah……


Yazı milliyet blog ve Yazete.com'da yayınlanmıştır.
http://blog.milliyet.com.tr/berat-kandili/Blog/?BlogNo=419970


http://www.yazete.com/genc-kalemler/efkan-vural/berat-kandili/2488/

Miraç


Mübarek üç ayların ilki olan Recep ayının 26’yı 27’ye bağlayan gece mirac kandili olarak kutlanır.
O gecede sevgili Peygamberimiz Kabe’den Mescid-i Aksa’ya oradan da Yüce Allah’ın huzuruna çıkartılmıştır.

Bu olay Kur’an-ı Kerim’de “İsra” kelimesiyle anlatılmıştır. İsra sözlükte geceleyin yürümek demektir.
Kur’an’ı Kerim’de Miracla İlgili şöyle buyrulur:”Bir gece, kendisine öğütlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Haram’dan , çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir..O gerçekten işitendir, görendir.” (İsra, 17/1)
Peygamberimiz Mescid-i Haram’dan Burak adlı bir bineğe bindirildi.Cebrail ile birlikte o gece Kudüs’teki Beyt-i Makdis’e gidildi. Orada bütün peygamberlerle namaz kılındı. Sonra oradan yüksek makamlara çıkmak için bir mirac, bir manevi merdiven kuruldu. Gök katları birer birer geçildi. Her katta peygamberlerle görüşüldü. Birinci katta Hz. Adem peygamberle, ikinci katta Hz. İsa ve Hz.Yahya Peygamberle, üçüncü katta Hz. Yuauf peygamberle, dördüncü katta Hz. İdris peygamberle, beşinci katta Hz.Harun peygamberle, altıncı katta Hz. Musa peygamberle ve yedinci katta da Hz.İbrahim peygamberle karşılaştı. Hepsine selam verdi. Onlarda Hz. Muhammed’e Ey Salih Kardeş ‘ Ey Salih Peygamber! dediler.
Peygamberimize gök katlarından sonra Sidre-i Münteha sahası açıldı. Cebrail (a.s.) Sidre-i Münteha’dan ileri geçemedi. Peygamberimiz Yüce Allah ile hiçbir aracı olmadan görüşüp bir çok sırlara ve müjdelere eriştirilerek Allah’ın vahyine direkt muhatap olmuştur.

Hz. Muhammed aynı gece alındığı yer olan Kabe’ye geri getirildi. Peygamberimiz yaklaşık 1 aylık yürüme mesafesinde olan Küdüs’e götürüldüğünü söyleyince, Kureyşliler kendisine Mescid-i Aksa ile ilgili bazı sorular sordular. Sordukları soruların tamamına doğru cevap almalarına rağmen müşrikler Hz. Muhammed’e inanmadılar. Hz.Ebu Bekir ise bu olayın doğruluğunu kabul etti. Bundan sonra peygamberimiz Hz. Ebu Bekir’e “es-Sıddık” (doğrulayan) ismini vermiştir.
Peygamberimiz yolculuk esnasında Mescid-i Aksayı ayrıntılı olarak görmesi ve onu incelemesi imkansızdı. Orada peygamberlerle namaz kılması ve o anki duygularla Mescid-i Aksayı ayrıntılı olarak fark edemezdi. Buna rağmen Kureyşlilerin sorularına en ince ayrıntılarıyla cevap vemiştir. Çünkü sorular sorulunca Mescid-i Aksa Hz.Muhammed’in gözünün önüne getiriliyordu. Bu konu da sevgili peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “(Mescid-i Aksa’ya sefer ettiğimi söylediğim de) Kureyş beni yalanlayınca Mescid-i Haram’ a gidip ayakta durdum.Sonra Allah benimle Mescid-i Aksa arasındaki mesafeyi kaldırdı da (denemek için ne sordularsa) Mescid-i Aksa’ya bakarak onun işaretlerinden Kureyşe haber vermeye başladım” (Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi.10.cilt. 6.baskı sh:59)
Peygamberimiz Hz.Muhammed’e Mirac’da şu üç şey verilmiştir:
1-Bakara suresinin son ayetleri. (Amenerrasuluh…)
2-Allah’a ortak koşmayanların Cennete gireceği müjdesi.
3-Beş vakit namaz farz kılındı

İsra suresinde Yüce Allah bu gecede Müslümanlara aşağıdaki hususlar bildirilmiştir:
1-Allah’tan başka bir ilah tanıma ve Allah’tan başkasına kulluk etme.
2-Ana babanıza iyi davranın
3-Allah, kötülükten yüz çevirerek tövbeye yönelenleri son derece bağışlayıcıdır.
4-Akrabaya, yoksula,yolcuya, hakkını ver.
5-Gereksiz yere saçıp savurma
6-Eli sıkı olma; büsbütün eli açıkta olma
7-Geçim endişesiyle çocuklarınızın canına kıymayın.
8-Zinaya yaklaşmayın.
9-Cana kıymayın
10-Yetimin malına doğru bir niyetle yaklaşın.
11-Verdiğiniz sözü yerine getirin.
12-Ölçtüğünüz zaman tastamam ölçün.
13-Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme.
14-Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma.
15-İşte bunlar Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdir. (İsra surasi,17/22-39. ayetler)

Evet, maneviyatı çok büyük olan bu gecede yaratıcımıza bol bol ibadet edelim,namaz kılıp, dua edelim.Kendi iç dünyamızda Yüce Allah’a çok yaklaşarak ,ona mirac edelim.
Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “Namaz mü’minin miracıdır.”


YazI Aşağıdaki sitelerde yayınlanmıştır.

Üç Aylar ve Regaib Kandili



Dinimizde kameri aylardan olan Recep, Şaban ve Ramazan ayları “ üç aylar “ olarak adlandırılır. Üç aylar içerisin de, önemli gün ve geceler bulunmaktadır. Bundan dolayı da üç ayların değeri artmaktadır.
Üç ayların fazilet ve üstünlüğünü aşağıda sıralanan durumlar ortaya koymaktadır.
1-Regaib Kandili
Recep ayının İlk Cuma gecesidir. (Bugün 16 Mayıs 2013) Bu gecede Yüce Allah kullarına bol bol rahmet ve mağfirette bulunur.
2-Mirac Kandili
Recep ayının 27. gecesidir. Sevgili peygamberimiz o gece, Mekke’den Mescid’i Aksaya ;oradan da göklere yükseltilerek Yüce Allah ile görüşmesidir.
3-Berat Kandili
Şaban ayının on beşinci gecedir. Bu gece feyiz ve bereketi bol bağışlanma gecesidir.
4-Kadir gecesi
Ramazan ayının 27. gecesidir. Allah bu gecede kutsal kitabımız Kur’an’ı Kerim’i indirmeye başlamıştır. Bu gece öyle bir gecedir ki , tam bin aydan daha hayırlıdır.
5-Ramazan Ayı
Üç ayların üçüncüsü olan Ramazan ayı oruç ayıdır.Bu ay af olma ayıdır.Bu ayda cennet kapıları açılır,cehennem kapıları kapanır, Şeytan zincire vurulur.
Regaib Kandili, dinimizde “ üç aylar “ olarak biline rahmeti, bereketi ve mağfireti bol olan bir atmosfere girdiğimizin habercisidir.Üç ayları ve içinde bulunan kandil gecelerini iyi değerlendirmeliyiz.İnsan oğlu hata yapmaya ve günah işlemeye yatkın bir varlıktır. Günahımız ne kadar fazla olursa olsun; ümitsizliğe kapılmadan bu gece yapacağımız tevbe ve ibadetlerle kurtuluşa erebiliriz. Çünkü Allah bağışlayıcıdır ,affedicidir. Böyle gün ve gecelerin feyiz ,bereket ve rahmetinden yararlanıp, Allah’tan bağışlanma dilemeliyiz.
Yüce Allah bu konuda şöyle buyurur:
“ De ki: Ey kendilerine kötülük edip,aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar.Çünkü O bağışlayandır.merhametlidir. “ (Zümer, 39/53)
“ Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tövbe edin .Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir,çok sevendir. (Hud,11/90)
Peygamberimiz de şöyle buyurmaktadır:
“Vallahi ben, Allah’tan günde yetmiş defadan daha fazla mağfiret diliyor, tövbe ediyorum. ( Buhari,daavat, 3 )
Bu gece ve üç aylarda cennete girebilmek ümidiyle ibadet, hayır ve iyilik yapmalı ;kutsal kitabımızı okuyup,anlamını düşünmeliyiz.
Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır.
“İman edip Salih amel işleyenlere, kendileri için;içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele…”(Bakara,2/25)
Evet, üç aylar ve bu gecede nefis muhasebesi yapalım. Dini duygu ve düşünce ile ruhumuzu donatalım.ibadetlerle kalbimizi süsleyelim. Yaşadığımız müddetçe Allah ve Rasulünun istediği biçimde hareket edelim. Hayatımızı dürüstlükle, çalışkanlıkla,hoşgörüyle,sevgiyle ve ibadet anlayışı içinde sürdürelim.
Hem bu dünyada ve hem de ebedi ahiret yurdunda rahat edelim…

Yazı Milliyet blog ve Yazete.com'da yayınlanmıştır.



Hz.Muhammed (s.a.v.)'in Saadet Devrinden Serisi


Peygamber efendimizin doğumu, çocukluğu, gençliği, peygamberliği, savaşları ve vefatını anlatan  altı seriden oluşan bir kitabı kısaca tanıtmak istiyorum.
Çünkü Peygamberimizin yaşamı bizim için çok önemlidir. İslam dininin kurucusu olan Hz. Muhammad (s.a.v)’ i çok iyi tanımalıyız. Peygamberimiz bizim için en güzel örnektir. O’ nun merhametini, höş görüşünü, kardeşlik anlayışını, barış anlayışını,  yardım severliğini, adaletini, çalışkanlığını, ibadetini, ahlağını ve diğer özelliklerini öğrenerek örnek almalıyız. Kur’an-ı Kerimde Yüce Allah şöyle buyurur: ” Peygamber size neyi haber verirse onu alınız.sizi neden yasaklarsa ondan da vazgeçiniz. ” (Haşr suresi, 59/7) ” Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ,sizin için Allah elçisinde en mükemmel örnek vardır.” (Ahzab,33/21)
Peygamberimizin hayatını romanlaştırarak altı cilt halinde kaleme alan Ahmet Lütfi KAZANCI ’nın eserini  fakülte yıllarında okumuştum. Elinize aldığınızda bırakamayacağınız bir eser. Peygamber efendimizin doğumundan vefatına kadar hayatının işlendiği  “Saadet devrinden” Serisi 6 kitaptan oluşmaktadır.
1-Özlenen Şafak
Hz Muhammad(s.a.v)’ in doğumundan peygamberlik görevini alıncaya kadar geçen hayatını ve içinde yaşadığı cahiliye çağını anlatmaya çalışmaktadır.
2-Aydınlıklara Doğru
Hz.Muhammed(s.a.v)’ in  peygamber oluşundan hicrete kadar olan kısmı anlatılır. Bu cilt sevgili Peygamberimizin ve değerli Ashabının çile devrini içerir. Peygamberliğin gelişinden itibaren hicretin noktalandığı ana kadar geçen on üç yıl…
3-Doğuş
Hz. Muhammed(s.a.v) ’in hicretinden Bedir savaşına kadar geçen zaman anlatılmaktadır. Bu ciltte Peygamberimiz hicretiyle Mekke’ nin bunaltıcı havasından çıkılmış Medine’ nin gönüllere ferahlık veren serinliğine kavuşulmuştur.Artık burada Ebu Lehebler, Ebu Cehiller yoktur. Peygamberimiz uğurunda malıyla, canıyla savaşmayı, hatta ölmeyi şeref bilen insanlarla birliktedir.
4-Yükseliş
Bu ciltte Uhud, Hendek savaşları ve Beni Mustalık gazası anlatılmıştır.
5-Guruba Yaklaşırken Mekke’ ye yöneliş Hudeybiye Barışı ve Mekke’nin Fethine kadar geçen süreyi anlatmaktadır.
6-Kavuşma
Mekke’nin Fethi Veda haccı ve Peygamberimizin vefatı anlatılmaktadır.
Hocamız birinci cildin takdim yazısında  bu eseri  yazmasındaki beklentisini şöyle dile getirir. Olur ki, bu kitabı okuyanlar arasında “Efendimizi daha iyi tanıdım, daha çok sever oldum” diyen bir insan çıkar, huzur-u ilahide böyle şehadet eder. O zaman bu kitaptan beklenen mükafat elde edilmiş olur.
Var mısınız hep beraber Peygamberimizin hayatını okumaya….
(Bu yazı İbni Sina Anadolu  Lisesinin Dijital dergisi olan "Kitap Pencere" nin  dördüncü sayısında yayınlanmıştır. Mayıs 2011)


 Yazı ayrıca Milliyet blog da da yayınlanmıştır.
http://blog.milliyet.com.tr/hzmuhammed--sav--in-saadet-devrinden-serisi/Blog/?BlogNo=414117

29 Mayıs 2013 Çarşamba

29 Mayıs 1453 İstanbul'un Fethi

29 Mayıs 1453 İstanbul'un Fethi

29 Mayıs 1453 İstanbul'un Fethi
Bundan 560 yıl önce  Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u 29 Mayıs 1453 de fethetmiştir.

İstanbul’un tarihi zenginlikleri ve coğrafi güzellikleri elbette tartışılmaz. İstanbul dünyanın en güzel şehirlerindendir. İstanbul’un fethi Türk- İslam tarihi açısından çok önemlidir.

Peygamberimiz bu güzel ve önemli şehir için şöyle söylediği rivayet edilir: “İstanbul elbette alınacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır. Onun askeri ne güzel askerdir.

Peygamberimizin bu işareti üzerine İstanbul’un alınması için nice seferler düzenlenmiş. Bu seferlerin birinde Peygamberimizi Medine’de evinde misafir eden Hz. Eyyub el-Ensari’ İstanbul surları önünde şehit düşmüştü.

İslam orduları İstanbul’u alabilmek için mücadelelerini sürdürmüşlerdir. İstanbul’u alma şerefi büyük Türk komutanı Fatih Sultan Mehmet Han’a ve ordusuna nasip olmuştur. Fatih ve askerleri Kutlu Nebi'nin övgüsüne mazhar olmuşlardır. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethetmesinin en büyük nedeni bu çok önemli merkezi İslamlaştırmaktı.

Fatih İstanbul’a girerken halk tarafından çiçeklerle karşılandı. Fatih Sultan Mehmet halka her konuda hoşgörülü davrandı. Herkes hür ve serbest hareket edebiliyordu.

Fatih Sultan Mehmet ilk iş olarak, fethin sembolü olarak Ayasofya’yı camiye dönüştürmüştü.

İstanbul bizim için çok önemli bir yer. İstanbul ve tüm vatan toprakları milletimiz için kutsaldır. Bütün vatan topraklarında atalarımızın kanları vardır. Bize düşen sadece korumaktır. Vatanı korumak için de bütünlüğümüzü korumalıyız.


İstanbul’un fethiyle ilgili çok şey söylenebilir. Bunlardan bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz.

1- İstanbul Türkler ve Müslümanlar için önemli bir simge şehir olmuştur.
2- İstanbul’un fethiyle Türk ve İslam birliği güçlenmiştir.
3- İstanbul’un fethinde bilim, akıl ve iman bir bütün olarak algılanmıştır.
4- İstanbul’un fethiyle Doğu Roma İmparatorluğu sona ermiştir.
5- Orta çağ kapanıp, yeni çağ açılmıştır.
6- Çağ açıp çağ kapayan Fatih Sultan Mehmet Han, Peygamberimizin müjdesine mazhar olmuş ve gönüllere taht kurmuştur.
7-İstanbul’un fethiyle milletimizin birlik ve beraberliğinin önemi bir kez daha anlaşılmıştır.


29 Mayıs Fetih günü nedeniyle, gençlerimize Fatih Sultan Mehmet’i vtarih bilinci kazandırmalıyız. Geçmişteki başarılarımızdan kuvvet alarak ileriye doğru yürümeliyiz.
e onun gibilerini iyi anlatmalıyız. Gençlerimize

Şanlı tarihimizden örnekler alarak, milletimizin birlik ve beraberliğine katkı sağlayarak, düşmanlarımıza fırsat vermemeliyiz.
                                                                                                                                                  29/05/2013
                                                                                                                               Efkan VURAL
                                                                                     










21 Mayıs 2013 Salı

Gençlerle başbaşa



Gençlerle başbaşa

Gençlere yardımcı olması nedeniyle, gençler için yazılmış 

önemli bir kitabı tanıtmak istiyorum.

 
Gençlere ve kendildisini genç hissedenlere ....

Lise yıllarımızda hocalarımızın tavsiyesi üzerine okuduğum Ali Fuat BAŞGİL’in kaleme aldığı “Gençlerle Başbaşa” adlı eser gençlerin en değerli çağları olan gençlik çağında onlara yol göstermektedir. Özellikle gençlerin ve başarılı olmak isteyen herkesin okuması gereken bir kitap.
***

Kitapta üzerinde durulan konular kısaca şöyle;

1- Başarıya giden yolun tehlike ve düşmanları:
Başarının ilk düşmanı tembelliktir. Başarının diğer bir düşmanı da kötü arkadaş ve kötü örneklerdir.

2- Başarılı olmanın şartları:
İlk şart iradeli olmaktır. İrade ve iradeli olmanın önemi, bize ait olan ve olmayan hareketler,alışkanlıklar ve telkinler başarıyı etkilemektedir.

3- Eğitimin ruh ve karakter üzerindeki etkileri
Yaratılıştan getirdiğimiz huyların bazılarını değiştirmek, elimizdedir. İnsanlar çeşit, çeşit karaktere sahiptir.

4- Verimli çalışmanın şartları:
Verimli çalışmanın ilk şartı sağlıklı olmaktır. İkinci şartı çalışmayı sevmektir. Üçüncü şartı ise çalışmanın tekniğini ve yolunu bilmektir.

5- Çalışma hayatının ve başarılı olmanın genel kanunları:
Kitabın son bölümünde Ali Fuad Başgil hoca okuyucularına başarılı olmanın altın kurallarını sıralamaktadır.

* Çalışmak için müsait gün ve saat bekleme. Bil ki, her gün ve her saat çalışmanın en müsait zamanıdır.

* Çalışmak için müsait yer ve köşe arama. Bil ki, her yer ve her köşe çalışmanın en müsait yeridir.

* Herhangi bir işi yarına bırakma. Zira her günün derdi gibi işi de kendine yeter.

* Başladığın bir işi bitirmeden başka bir işe başlama.

* Çalışmaya başlamadan hangi işi yapacağına karar ver.

* Çalışmaya oturduğun zaman tıpkı ateş hattında düşmanı gözetleyen bir asker gibi uyanık ol ve dikkat kesil.

* Çalıştığın bir iş(bir ders, bir kitap,bir yazı)üzerinde herhangi bir güçlüğü yenmeden bir adım bile gerileme. Ve bil ki, yılgınlık maskeli bir tembelliktir.

* Devamlı ve düzenli çalış. Ve her gün aynı saatlerde mutlaka çalışmaya otur.

* Bir iş üzerinde yorulursan dinlenmek için işini değiştir ve çalışma hızını yavaşlat. Fakat dinleme bahanesiyle asla boş oturma.Boş oturanın içi, işlemeyen demir gibi pas tutar.

* Gece yağına uzandığın zaman, o gün ne iş yaptığını ve yarın ne yapacağını kendine sormadan uyuma.

* Her şeyden evvel ana dilini iyi konuşmayı ve iyi yazmayı öğren.

* Bir işe öfkeli ve sinirli iken karar verme.

* Dilini tut ve bil ki, dil yarası bıçak yarasından daha vahimdir.

* Kimsenin yüzüne karşı söyleyemediğini arkasından söyleme.

* Yalan söyleme, yalan söyleyen,tutulma korkusu içinde yaşayan hırsız gibidir.

* Daima olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol.

* Gençliğinde iyi arkadaş kazan. Yaşlılıkta kazanılan arkadaşlık sağlam olmaz. Zira paslı teneke lehim tutmaz.


* Ahlakını güzelleştirmeğe çalış. Ahlak güzelliği insan için kıymetli bir servettir.


* Dost ol, ta ki sana da dost olsunlar.


* Sonunda pişman olacağın bir işi başında düşün.


* Hayatta cesur ol. Fakat bil ki cesaret gözü kapalı tehlikeye atılmak değildir.


* Kendine yapılmasını istemediğin bir davranışı başkasına yapma.


* Kendinden üstekilere değil, kendinden alta kilere bak, rahat edersin.


* Kibirli olma. Kibirli insan sarımsak kokan ağız gibidir. Herkesi kendinden uzaklaştırır.


* Yazar kitabını şu cümlelerle sonlandırır.



Genç arkadaşım. Yukarıda sıraladığım kaideleri okuyup unutasın diye değil; kulağına küpe yapasın ve ileride beni anasın diye yazdım.

Senden beklediğim, beni hayırla anmandır.


(Bu yazı İbni Sina Lisesinin "Kitap Pencere"adlı dijital dergisinde yayınlanmıştır.Nisan 2011 sayı.3)



BU YAZI AŞAĞIDAKİ WEB SİTELERİNDE YAYINLANMIŞTIR:

Celalin Penceresinden

Milliyet Blog:

Of-Havadis Gazetesi:

12 Mayıs 2013 Pazar

DİNİMİZDE ANNE VE BABA HAKKI





Annemiz ve babamız bizim için en değerli kişilerdir. Bizler anne ve babamızın sayesinde bu günlere gelmişizdir. Annelerimizi ve babalarımızı yılın belli bir günün de hatırlayıp ellerini  öperek, onlara karşı görevlerimizi yerine getirmiş  olamayız.
                  Anne ve babalarımıza her  zaman değer vermeliyiz.Onların bir ihtiyacı olduğunda hemen yardımcı olmalıyız.Onlara karşı hiçbir zaman kırıcı olmamalıyız.
                  Yüce dinimizde anne ve baba hakkına çok önem verilir.Allah birçok ayette anne ve babaya iyi davranmayı ; Onlara “öf ! “ bile dememeyi emreder. Anne ve babaya sürekli iyi ve güzel davranmamızı öğütler.
                  Kur’an’ı Kerimde Yüce Allah bazı ayetlerde anne ve baba hakkında şöyle buyurmaktadır:
                  “ Biz, insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir….. (Ankebut, 29/8)
                   “ Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana –babaya … iyilik edin… (Nisa,4/36)
                     “Rabbin kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi , ana babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri , yada her ikisi  senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa ,sakın onlara “ öf ! “ bile deme; onları azarlama ; onlara güzel söz söyle.  Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve deki : ”Rabbim ! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sende onlara acı. ” (İsra, 17/23-24)
                       Peygamberimize bir kişi,  yapılan işlerin hangisi daha üstündür diye soru sorar:                   
                       Hz. Peygamber (s.a.v.) de “Vaktinde kılınan namaz “ diye cevap verdi.
                        Sonra hangisidir ? diye sorar:
                       Peygamberimiz “ Anne ve babaya iyilik etmektir.”diye buyurur.
                       Allah’ın bizden memnun olmasını istiyorsak Anne ve babamızı memnun etmemiz gerekir. Bu konu da Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır : ”Allah’ın rızası, anne babanın rızasına; gazabı da anne babanın gazabına bağlıdır.” (Tirmizi, birr ve sıla.3)
                        Anne ve babamızın hakkını ödeyemeyiz.Çünkü onların üzerimize hakları çoktur. Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır. ”Hiçbir evlat babanın hakkını ödeyemez.Ancak onu köle olarak bulup satın alır ve azad eylerse müstesna.”
                       Cennete girmek istiyorsak anne ve babamıza karşı sorumluluklarımızın farkına vararak,onlara özellikle ihtiyarlık döneminde ve bize muhtaç olduklarında  yanlarına koşmalıyız..Onları üzücü hiçbir harekette bulunmamalıyız.
                     Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır.
                      “Burrnu yere sürünsün, burnu yere sürünsün, burnu yere sürünsün. ”Kimin ya Rasulallah   denince .”İhtiyarlığı anında annesi ile babasından birine yahut her ikisine yetilşip de (onların rızasını kazanarak) cennete giremiyenin ” buyurdu.
                        Bir adam  Peygamberimize gelerek  ey Allah’ın elçisi insanlar içinde en güzel şekilde  davranmam gereken kimdir ? deyince Peygamberimiz de Annendir “ diye cevap verir.Adam sonra kimdir? diye ikinci ve üçüncü defa sorunca da Hz. Peygamber (s.a.v),  “ Annendir”  buyurdu.Adam sonra kimdir? Deyince  Peygamberimiz, “Sonra babandır.” diye cevap verdi.
                       Evet bugün  12 Mayıs anneler günü annemizin gönlünü almak için hediyelerimiz yanında onlara vereceğimiz en büyük hediye yalnız olmadıklarını ,bir gün değil her gün gerektiğinde yanlarında olabileceğimiz güveni verebilmemizdir.Eğer anne ve babamız vefat etmişse ruhlarını analım.Onlar için sadaka verelim.İyilik yapalım.
                        Var mısınız anne ve babalarımıza iyi davranalım ve cenneti garantileyelim…İnşlallah….
                         
Efkan VURAL