Din etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Din etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Aralık 2021 Pazar

Kur'an-ı Kerim'den Mesaj var-48

                        Kur'an-ı Kerim'de Mesaj var:

                                Hikmet Dolu Kitap

Evreni ve içindeki her şeyi yaratan Allah’tır. Allah’ın yarattığı her varlığın hayatını sürdürebilmesi için birtakım ilkeler ortaya koymuştur.

Her varlığın kendine has özellikleri ve kendilerine ait özel gereksinimleri vardır. Allah hepsinin ihtiyaçlarını bir sistem dahilinde gidermektedir.

Allah’ın yarattığı varlıkların içinde farklı özelliklere sahip insanın ihtiyaç duyduğu maddi ve manevi şeyleri oluşturarak hizmetine vermiştir.

İnsanın ihtiyaç duyduğu manevi şeylerin en önemlisi “din” dir. Allah gönderdiği dinleri peygamberleri aracılığıyla öğretmiştir.

Dinlerin tüm ilkelerini ortaya koyan kitaplar göndermiştir. İnsanlar kendilerine gelen dinleri ve kutsal kitapları değiştirmiş, kendi istek ve arzularına göre yeniden şekillendirerek orijinallerini yok etmişlerdir. Bozulan ve değiştirilen kutsal kitapların yerine yenilerini gönderen Yüce Allah en son gönderdiği kitap olan Kur’an-ı Kerim’i değiştirilemeyecek bir vaad ile kıyamete kadar koruma altına almıştır. Muhkem olarak

Son ilahi kitabımız Kur’an, “Hikmet Sahibi”,”Hakim” ve “Muhkem” olarak insanlığın ortak kutsal kitabıdır. Allah’ın bu konuda Kur’an’daki mesajı şöyledir:

Yüce Allah şöyle buyurur: 

“Hakîm (Hikmet dolu)Kur'an hakkı için” (Yâsîn Suresi 2. Ayet)

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’i tüm insanlığa hikmet dolu, muhkem bir kitap olarak, gerçeği açıklayan, şüpheyi gideren delil, sahih ve muhkem bir söz, ilmi ve gerçeği bulduran, önünden ve arkasından batılın sızmadığı, işleri sağlam ve kusursuz yapan bir uyarıcı kitap olarak göndermiştir.

Kur’an evrensel bir ölçüde insanlık için yüzlerce güzel bilgi, emir, ibadet, dua, öğüt vb. şeyler içermektedir.

Bunlara birkaç örnek verecek olursak;

Allah bir tektir eşi benzeri yoktur. (Şûrâ Suresi – 11)

Muhammed Allah’ın Rasûludür. (Fetih Suresi 29. Ayet)

Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır. (Ahzâb Sûresi, 21. Ayet)

De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? (Zümer suresi 9. Ayet)

Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur. (Mâide Suresi 32. Ayet)

Muhakkak ki Allah adaleti, ihsanı, akrabaya karşı cömert

 olmayı emreder; hayâsızlığı, kötülüğü ve zorbalığı yasaklar.

 İşte Allah, aklınızı başınıza alasınız diye size böyle öğüt

 veriyor. (Nahl Suresi,90.Ayet)

Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri

 sevmez. (A'râf Suresi,31.Ayet)

Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu (karşılığını) görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu (karşılığını) görür. (Zilzâl Suresi,7-8.Ayetler)

Siz kendinizi unutarak diğer insanlara iyilik yapmayı ve erdemli olmayı mı emredersiniz, hem de Allah'ın kitabını okuyup durduğunuz halde, siz hiç aklınızı kullanmaz mısınız? (Bakara Suresi, 44. Ayet)

“Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi

 de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.”

 (Kâf Suresi 16. Ayet)

Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de bunlar gibi nice ayeti kerime

 vardır.

Kur’an bize bu hayatta yol gösteren yegane ilahi belgedir.

Günümüzde ve her zaman kıyamete kadar tek çözüm kaynağı

 Kur’an’dır.

Sözde değil özde Müslüman olmalıyız. Kur’an’ı yaşamalıyız.

Bilmek değil yaşamak çok önemli,

Uygulamak çok önemli…

Ne mutlu Allah’ın kitabını yaşam ölçüsü haline

 getirebilenlere…


Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

17 Aralık 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 17.12.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:MÜSLÜMAN, DİNÎ VE AHLAKİ DEĞERLERİYLE YAŞAR

       MÜSLÜMAN, DİNÎ VE AHLAKİ DEĞERLERİYLE YAŞAR




Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor: 

“Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyar ve Allah’a iman edersiniz…”[i] 

Aziz Müminler!

“En hayırlı ümmet” övgüsüne mazhar olan her bir mümin, zihnine ve gönlüne yalnızca İslam’ın yüce değerlerini nakşeder.  Kaynağı vahiy olmayan her çeşit düşünce, uygulama ve alışkanlıklar karşısında dikkatli davranır. İmanına zarar verebilecek tehlikelerden uzak durur. Söz ve davranışlarına İslam ahlakını yansıtır. Dünyevî heves ve arzuların peşinden koşmaz. Alın terinin kıymetini, helal kazancın bereketini unutmaz. Aldığının ve sattığının hesabını vereceğini aklından çıkarmaz. Az da olsa yalnızca helalle yetinir. Aklı uyuşturan alkolle, ocaklar söndüren kumarla ömrünü zayi etmez.

Kıymetli Müslümanlar!

Kimliğini muhafaza eden bir Müslüman, popüler kültürün girdabında kaybolmaz. Başka dünyalara ait yaşam tarzlarını bilinçsizce taklit etmez. Dinimizde ve sahih geleneğimizde yeri olmayan sembolleri, eğlence biçimlerini, tutum ve davranışları benimsemez. Bunun, Müslüman kimliğini zedelediğini, toplumu ve gelecek nesilleri dinine, tarihine ve değerlerine yabancılaştırdığını bilir. Tarih sahnesinden silinen nice milletin önce inanç ve değerlerini, sonra da kültür, edebiyat ve sanatını kaybettiğini unutmaz.

Değerli Müminler!

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) bir hadisinde bizleri şöyle uyarmaktadır: 

“Kim bir topluluğa benzemeye çalışırsa, o da onlardandır.”[ii] 

Yani bir kimse, kendi değerlerini yaşamak ve yaşatmak yerine başkasına özenir, onun inanç ve adetlerini benimserse, sonunda onlar gibi düşünmeye ve onlar gibi yaşamaya başlar. Zira maddi ve fiziki benzeşmenin manevi sonuçlar doğurması kaçınılmazdır.

O halde, Rabbimize, insanlığa ve gelecek nesillerimize karşı sorumluluğumuzun bilincinde olalım. Kur’an’a ve sünnete sımsıkı sarılalım. Hayatımızın her alanında İslam ahlakını ve terbiyesini kuşanalım. Yaratılış gayemizden uzaklaştıran, kültür ve medeniyetimizi yozlaştıran her türlü söz, anlayış ve davranıştan uzak duralım. Unutmayalım ki toplumlar, dinî ve ahlaki değerleriyle ayakta durur ve bu değerlerden beslenen şuurla yaşarlar.



[i] Âl-i İmrân, 3/110.

[ii] Ebû Dâvûd, Libâs, 4.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

12 Aralık 2021 Pazar

Kur’an ayetleri aydınlatıyor-13

 Kur’an ayetleri aydınlatıyor:

Allahtan başka ilah yoktur.

İbadet yalnızca Allah’a yapılır.

Yüce Allah tüm evreni ve evrenin içindeki varlıkları yaratmıştır. Allah evreni yaratıp bir kenara bırakmadı. O evreni idare edip her daim yönetmektedir. Tüm canlılara rızıklandırıyor ve onları yalnız bırakmıyor.

İlk insanı yaratan Allah, ona Cebrail meleğini göndererek hayatla ilgili her şeyi öğretiyor. Yine melek aracılığı ile Allah kendini tanıtıyor ve kulluğun ne olduğunu öğretiyor. Kendisinden başka ilah olmadığını ve yalnızca kendisine ibadet edileceğini bildiriyor.

Allah ilk insan olan Hz. Adem’e kulluk adına bildirdiği şeyleri sonraki peygamberlere de tekrar tekrar bildirmiştir.

Peygamberler Allah’tan aldıkları mesajları kavimlerine ileterek onları doğru yola çağırmışlardı.

Her peygamber öncelikle yaratıcının bir tek olduğunu ve O’ndan başka ilah olmadığını ve yalnızca O’na kulluk edileceğini bildirmiştir.

Allah bu konuda Kur’an’da bizi bir ayette şöyle aydınlatır:   

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Senden önce gönderdiğimiz her peygambere: "Benden başka tanrı yoktur, Bana kulluk edin" diye vahyetmişizdir.”( Enbiyâ Sûresi,25. Ayet)

Her peygamber insanlara Allah’ın bir tek olduğunu, eşi ve benzeri olmadığını, O’ndan başka tapılacak Tanrının bulunmadığını ve yalnızca kendine ibadet edileceğini öğretmiştir.

Tüm peygamberlere bildirilen bu ilahi ferman son olarak ve kıyamete kadar devam edecek şekilde Hz. Muhammed’e de bildirilmiştir. Çünkü Allah’ın gönderdiği tüm ilahi dinlerde en önemli esasın TEVHİD  olduğu görülmektedir.

İslam dininin temelini oluşturan esasın da tevhid olduğunu yani  Yüce Allah’ın bir tek oluşudur.

Bugün de bizler dinimizin bu temel esasını göz önüne alarak, Allah’tan başka hiçbir ilahın olmadığına ve kulluğun yalnızca Allah’a yapılması gerektiğini iyice bilmeliyiz. İbadetlerimizi bu bilinçle yerine getirmeliyiz. İbadetler yalnızca Allah rızası için yapılmalıdır. Yapılan ibadetlerde, kulluk ta, gösteriş ve menfaata yer vermemeliyiz. Bunun için çok dikkatli davranmalıyız.

Gösteriş ve menfaat düşünerek ibadet edenlerin yaptıkları ibadetlerin kendilerine bir fayda vermeyecektir.

Yaptığımız her davranışı Allah rızası için yapmalıyız.

İbadet, dua ve yardım konularında yalnız Allah’a yönelmeliyiz.

Dini sadece Allah’a mahsus bir şekilde yaşamaya çalışmalıyız.

Allah’ın dışında hiçbir şeye, hiçbir güce ve kuvvete yer vermemeliyiz.

Yalnızca ve yalnızca Allah’a yönelmeliyiz.

Ne mutlu yalnızca Allah’a inananlara ve yalnız O’na ibadet edenlere…

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:


4 Temmuz 2021 Pazar

Kur'an Ayetleri Aydınlatıyor-9

 Sahip Olduğumuz Nimetlere Karşılık

               Çok Az Şükrediyoruz.

İnsan yaratılanlar içerisinde en mükemmel olanıdır. Allah insana birçok özellik ve nitelik vermiştir. Bütün yaratılar kendilerine has birtakım özelliklere sahiptir.

Canlı cansız tüm varlıkların sahip olduğu farklılıkları görmekteyiz. Bu farklı olma durumlarını hiçbiri kendi kendine elde etmesi mümkün değildir. Her şey bir etki ve tepkiye göre meydana gelmektedir.

       Elimizde bulunan bir cep telefonunu düşünelim. Telefondaki yazılım ve tüm programlar cihaza yüklenmemiş olsa telefonun hiçbir özelliği olmaz. Telefonun değerini artıran yazılım ve programlardır. Cihazın teknik kalitesi de çok önemlidir elbette. Telefonu değerli ve kullanılır kılan tüm özellikleri, mühendislik ölçüsünde birtakım çalışmalarla yapılır. Hiçbir cihaz kendiliğinden meydana gelmez. Her şeyin bir tasarımcısı ve ustası var.

       İşte bunun gibi insanoğlunun ve diğer tüm canlıların sahip olduğu özellikler Yüce Allah tarafından tasarlanıp oluşturulmuştur.

       Doğuştan sahip olduğumuz, görme, işitme, ses çıkarma, yeme, içme, tat alma, kalp damar sistemi, beyin sinir sistemi, karaciğer, akciğer, kan dolaşımı, mide, kalın bağırsak ve boşaltım sistemi gibi sayısız özellik ve nitelikler bize programlanarak karşılıksız hibe edilmiştir.

       Biz bu programları hazır bulduk. Hiçbir uğraş vermeden sahip olduğumuz bunca özellikleri bize yükleyen yüce bir varlık olan Allah’tır. Allah bize bunları karşılıksız verdi. Nimetlere karşılık, bize de şükretmek düşer.

Allah bizi bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle aydınlatır:

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“(Resûlüm!) De ki: Sizi yaratan, size işitme duyusu, gözler ve kalpler veren O'dur. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!” (Mülk Sûresi,23.Ayet)

       Bunca nimete karşılık Allah bizden kendisini tanımayı, kendisine ibadet etmeyi kısaca bizden kulluk istemektedir. Allah’a yaptığımız kulluk karşılığında da cennetle ödüllendirilmiş olacağız.

      Size bir kişi bir ikramda bulunursa, bir çay ikram etse, ona hemen teşekkür edersiniz memnuniyetinizi belli edersiniz. Önemli bir işimizde bize yardım eden birine karşı ne kadar çok müteşekkir oluruz. Onun yaptığı iyiliği unutamayız. Biz de onun iyiliğine karşılık veririz.

       Allah’ın vermiş olduğu sayısız nimetine karşılık biz de O’na bolca şükretmeliyiz. Şükrümüzü söz ile ifade etmek yeterli değil. Şükrümüzü, Allah’a karşı özel ibadetlerimizle göstermeliyiz.

       Namaz, oruç, zekat, iyilik ve yardım yapmak, zikir, Kur’an okumak, yetimle ilgilenmek, çalışmak, ilim yapmak gibi işlerle şükrümüzü fiiliyata çevirmeliyiz.

       İbadetlerimizle ve güzel ahlaklı yaşam süreciyle şükrümüzü her daim

       göstermeliyiz.

        Ne mutlu Allah’ın verdiği nimetleri fark ederek, hayatını şükür ve ibadetle geçirenlere…

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:


14 Haziran 2021 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


اَلَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَالصَّابِر۪ينَ عَلٰى مَٓا اَصَابَهُمْ

وَالْمُق۪يمِي الصَّلٰوةِۙ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ


"Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir."

                     (Hac Sûresi,35. Ayet)

4 Haziran 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 04.06.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:İSLAM ZARARLI ALIŞKANLIKLARI YASAKLAR

           İSLAM ZARARLI ALIŞKANLIKLARI YASAKLAR




Muhterem Müslümanlar!

Yüce dinimiz İslam, canın, malın, aklın, dinin ve neslin korunmasını emretmiştir. Sağlıklı ve huzurlu bir hayat için yararlı ve temiz şeyleri helâl, zararlı olanları da haram kılmıştır. İnsanın aklını ve bedenini tahrip eden zararlı alışkanlıklar da bu kapsamdadır. Zira insan sağlığını tehdit eden, maneviyatını örseleyen zararlı alışkanlıklar, hem Rabbimizin insana emanet olarak verdiği canları heba etmekte hem de hayır yolunda harcanması gereken mal ve serveti heder etmektedir.

Aziz Müminler!

Günümüzde insanlığı kuşatan zararlı alışkanlıkların başında sigara gelmektedir. İçinde birçok zararlı maddeyi barındıran sigara, vücudu yavaş yavaş imha etmektedir. Sigara kullanan kişi aslında kendi eliyle sonunu hazırlamakta, soluduğumuz havayı zehirleyerek başta kendisi ve ailesi olmak üzere etrafındakilerin sağlığını tehlikeye atmaktadır. Ne hazindir ki ülkemizde her yıl yüz binden fazla insanımız sigaraya bağlı hastalıklardan hayatını kaybetmektedir. Hâlbuki Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın.”[1]

 

Kıymetli Müslümanlar!


Son yıllarda yapılan birçok araştırma sigaranın insan sağlığı üzerinde pek çok zararlı etkisinin olduğunu bilimsel olarak ortaya koymuştur. Hem içene hem de çevresine verdiği zararlar göz önüne alındığında sigara içmenin Allah’ın koyduğu sınırları ihlal anlamı taşıdığı açıktır. Dolayısıyla bir Müslümanın pek çok zararı bünyesinde bulunduran sigarayı içmesi caiz değildir.

Öte yandan, malımızı saçıp savurmak, sorumsuzca harcamak israftır. İsraf ise dinimizce haram kılınmıştır. Cenâb-ı Hak, Yiyin, için, fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”[2] buyurarak ölçülü davranmamızı, nimetlerin değerini bilmemizi ve israftan kaçınmamızı emretmiştir.

Değerli Müminler!

Peygamberimiz (s.a.s), çoğu insanın kıymetini bilemediği iki nimetten birinin sağlık olduğunu bize haber vermiştir.[3]

O halde, sağlıklı bir nefesin ve sıhhatli bir bedenin kıymetini bilelim. Salgın hastalık sürecinde artan duyarlılığımızı sigara ve diğer zararlı alışkanlıklar konusunda da devam ettirelim. Çocuklarımızın ve gençlerimizin bu tür tuzaklara düşmemesi için milletçe mücadele edelim. Sağlıklı, huzurlu ve mutlu nesiller yetiştirmek için hep birlikte gayret gösterelim.



[1] Bakara, 2/195.

[2] A’râf, 7/31.

[3] Buhârî, Rikâk, 1.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

23 Nisan 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 23.04.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:YETİM: CENÂB-I HAKK’IN İNSANLIĞA EMANETİ

        Yetim: CENÂB-I HAKK’ın insanlığa emaneti



Muhterem Müslümanlar!


Uhud savaşı sona ermiş, Müslümanlar Medine’ye dönmüştü. Küçük bir çocuk Peygamberimize yaklaşarak “Babama ne oldu?” diye sordu. Allah Resûlü’nün ağzından “Baban şehit oldu, Allah ona rahmet etsin” sözleri dökülüverdi. Bunun üzerine çocuk ağlamaya başladı. Rahmet Elçisi (s.a.s) bu duruma dayanamadı, çocuğu bağrına basıp “Ağlama” diye teselli etti. Sonra da “Ben senin baban olayım, Âişe de senin annen olsun istemez misin? buyurdu. Çocuğun yüzünde güller açmıştı. Sevinçle “Evet! Çok isterim” dedi. Allah Resûlü (s.a.s), şehidin emanetini kucaklamış, ona yalnızlığını ve yetim olduğunu unutturmuştu.[1]

Aziz Müminler!

Yüce dinimiz İslam, yetimleri himaye etmeyi, koruyup gözetmeyi emreder. Onlara karşı duyarlı davranmayı, şefkat ve merhametle yaklaşmayı öğütler. Zira yetimler, Cenâb-ı Hakk’ın hepimize emanet ettiği masum kullarıdır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), bir hadis-i şeriflerinde bu gerçeğe şöyle işaret eder: 

“Müslümanların evleri arasında en hayırlı ev, içinde kendisine iyi davranılan bir yetimin bulunduğu evdir.”[2]


Kıymetli Müslümanlar!


Yetimleri ihmal etmek, onları yalnız ve ilgisiz bırakmak büyük bir vebaldir. Yetimlerin haklarını çiğnemek, mallarına el uzatmak sorumluluğu ağır bir günahtır. Nitekim Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bizi şöyle uyarır:

“Öyleyse sakın yetimi ezme! El açıp isteyeni de sakın azarlama. Ve Rabbinin nimetini, minnet ve şükranla an.”[3]


Değerli Müminler!


Resûl-i Ekrem (s.a.s), bir defasında işaret ve orta parmağını bir araya getirerek “Ben ve yetime kol kanat geren kimse, cennette böyle yan yana olacağız”[4] buyurmuştur.

Resûlüllah’a yürekten bağlı olan aziz milletimiz tarih boyunca yetime, kimsesize, mağdura, mazluma kucak açmıştır. Bizler de bugün aynı şuurla yetimlerimize gönüllerimizi açalım. Gözlerindeki ışıltıyı, yüzlerindeki sevinci artırmak için çaba gösterelim. Güzel ahlaklı ve iyi eğitimli bireyler olarak yetişmelerine katkı sunalım. Maddi ve manevi bakımdan yanlarında olup geleceklerine umut taşıyalım. Unutmayalım ki yetime el uzatmak, Rabbimizin rızasını kazanmaktır.



[1] İbn Hacer, İsâbe, I, 302.

[2] İbn Mâce, Edeb, 6.

[3] Duhâ, 93/9-11.

[4] Buhârî, Talâk, 25.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:


18 Nisan 2021 Pazar

Hadis-i Şerifler aydınlatıyor-7

            Hadis-i Şerifler aydınlatıyor-7


      Ramazanda Cennet kapıları açılır...

Dinimizde üç aylar olarak bilinen Recep, Şaban ve Ramazan aylarının fazileti çok büyüktür. Bu aylardaki dini ve manevi atmosfer inananları bir çok nimete kavuşturur.

Bu aylara mahsus maneviyatı yüksek gece ve anlar vardır.

Bu aylar Müslümanlar için ganimet aylarıdır.

Üç ayların en önemlisi olan Ramazan ayının faziletine ulaşabilmek  için Recep ve Şaban aylarının feyiz ve manevi iklimini iyi değerlendirmemiz lazım.

Bu manevi iklimle Ramazana ulaşarak, Ramazanın feyiz ve rahmet deryasına girmiş oluruz.

Ramazanın fazileti çok büyük olmasının bir takım sebepleri vardır.

Ramazan ayında oruç ibadeti vardır. Orucun fazileti ve insana kazandırdıkları çok önemlidir.

Tüm insanlığın kurtuluşunu sağlayan Kur’an-ı Kerim bu ayda Kadir gecesinde inmeye başlamıştır.

Bu ayda iyilikler yapılarak zekat ve fitrelerin verilmesiyle elde edilen manevi haz ile huzur ve mutluluğun yolu açılmış olur.

Bu ayda manevi atmosfer öylesine yüksek olur ki, Cennet kapıları açılır ,cehennem kapıları kapanır ve aynı zamanda şeytan bağlanır.





Bu konuda sevgili Peygamberimiz bir hadisinde bizi şöyle aydınlatır.

Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur:

 “Ramazan girdiğinde Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, bütün şeytanlar da zincire vurulur.”
(Sahih-i Buhari,Muhtasarı Tecrid-i Sarih Terc.,Cilt:6 Sh.252 D.İ.B.Yay.7.Baskı )

Ramazan ayında Allah’ın rahmeti ve merhameti her yeri kaplar. Her isteyen cennete girebilsin diye Allah Ramazanda cennetin kapılarını sonuna kadar açar.

Cennetin kapılarının açılmasından kasıt, bu ayda cennetlik olabilmek ve cennete girebilmek daha kolay olur. Çünkü Ramazanı gereği gibi oruçlu olarak geçirenler kendilerini kötülüklerden korumuş olur ve böylelikle cennet yolu açılmış olur.

Yine bu ayda cehennem kapıları kapanır ve şeytan zincirle bağlanır.

Bundan da kasıt şudur:

Ramazanı samimi bir şekilde oruçlu olarak  geçiren biri her an ibadet halinde olduğu için şeytanın tuzağına düşmez ve bu şekilde cehennemden uzak olur.

Bu ayı iyi değerlendirenler için kurtuluş yolu açılır, kötü ve çirkin yönelişler son bulur. Bu durumda Şeytan etkisiz hale gelir.

Oruçlu olan bir Müslümanın hali şu şekilde olur:

1-Her an ibadet halinde olduğu bilinciyle hareket eder.

2-Yüce Allah’ın kendisini her zaman ve her yerde gördüğünü bilir.

3-Bir gün Allah’a döndürüleceğini ve yaptıklarının hesabını vereceğini aklından hiç çıkarmaz.

4-Yalan,iftira,gıybet, dedi kodu, yolsuzluk, rüşvet, kul hakkı, kamu malına zarar, kamu malını kendi menfaatine kullanma gibi kötü davranışlarda bulunmaz.

5-Düşkünlere,yoksullara kimsesizlere yardım etme gibi güzel davranışlar gösterir.

Oruçlu olan bir kimse nefsinin arzu ve isteklerini kontrol altına alır. Böyle bir durumda oruçlu maneviyatını artırır ve ibadetini çoğaltır. Kur’an okuyarak ve Türkçe anlamını düşünerek cennet yolunu görür. Şeytanın tuzaklarını görür ve cehennem yolundan kendini uzak tutar.

Bu şekilde Allah’ın rahmeti ile kurtuluşa ermiş olur.

 

Efkan VURAL

 Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

16 Nisan 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 16.04.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:ŞİFA AYI RAMAZAN

                                                    

                                                      ŞİFA AYI RAMAZAN




Muhterem Müslümanlar!


Sahurla berekete, oruçla sıhhate, Kur’an’la şifaya, teravihle

 huzura, zekâtla kardeşlerimize, itikâfla özümüze

 eriştiğimiz bir Ramazan ayına daha kavuştuk

 elhamdülillah.


Aziz Müminler!


Ramazan, sabır ve irademizle bizi takvaya eriştiren oruç ayıdır. Oruç, Rabbimizin bize bağışladığı kutlu bir nimet ve emanettir.  Her yıl bize gelen bir medeniyet, bir diriliş mucizesidir. Vücudumuz, duygularımız, beynimiz ve kalbimiz oruçla yenilenir. Bedenimiz oruçla sıhhat bulur. Kişiliğimiz oruçla mayalanır. Nefsimiz oruçla terbiye olur. Ruhumuz oruçla temizlenir. Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.s) bir hadisinde şöyle buyurur: Kim inanarak ve karşılığını yalnızca Allah’tan umarak Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.”[1]

Kıymetli Müslümanlar!

Ramazan, varlık âlemine eşsiz bir ufuk sunan Kur’an-ı

 Kerim’in indirildiği ve en çok okunduğu aydır. O Kur’an ki

 hayat ışığımız, gören gözümüz, çalışan kalbimizdir. Kur’an

 insana şifa, toplumlara şifa, medeniyetlere şifadır. O

 halde, Kur’an’la şifa bulalım. Yuvalarımızı ve gönüllerimizi

 Kur’an’la buluşturalım. Rabbimizin kelamını özenle

 okumaya, anlamaya ve yaşamaya çalışalım.

 Mukabelelerimizle Peygamberimizin sünnetini ihya edelim.

 İhya edelim ki Kur’an ruhumuza işlesin, Kur’an’ın aydınlığı

 yüzümüzü kaplasın.

Değerli Müminler!

Ramazan, dinimizin direği olan namazla huzur bulduğumuz

 aydır. Öyleyse zikrimizi, şükrümüzü, tefekkürümüzü, dua

 ve niyazımızı namazla artıralım. Her türlü kötülükten,

 hayâsızlık ve fenalıktan namazla korunalım.  Yorulan

 ruhlarımızı, teravihle sükûnete erdirelim.


Aziz Müslümanlar!


Ramazan, yardımlaşma ve dayanışma ayıdır. Geliniz, infak

 ve sadakamızla, hayır ve hasenatımızla malımızı

 bereketlendirelim. Zekât ve fitremizle kardeşlerimizin

 derdine derman olalım. Hüzünlerini dindirip sevinçlerini

 çoğaltalım. 

Yüce Rabbim hepimize Kur’an’la, oruçla ve namazla dirilmeyi nasip eylesin. Hutbemi Cenâb-ı Hakkın şu emriyle bitiriyorum: “Ey iman edenler, rükû edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.”[2]



[1] Buhârî, Îmân, 28.

[2] Hac, 22/77.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK: