Nefis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nefis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2021 Pazar

Kur'an-ı Kerimden Mesaj Var-42

                                    Birkaç  saatlık Dünya Hayatı

İnsanoğlu doğar büyür yaşar ve belli bir zaman sonra dünya hayatını terk eder.

İnsanın dünyada kalma ve hayatını yaşama  zamanını tayin etme, kendi elinde değildir. Bazılarımız doğmadan, bazılarımız genç yaşta, bazılarımız orta yaşlarda, bir kısmımız da yaşlı olduğumuz zamanlarda ömrümüzü tamamlayarak, bu dünyayı terk ederiz.

Bu durum “Her nefis ölümü tadacaktır” ayeti gereği gerçekleşmektedir. (Âl-i İmrân Suresi 185. Ayet)

Hiçbir kimse dünyaya kazık çakıp kalamayacaktır. Hepimiz bir yolcu misali istasyonumuz geldiğinde oradan inerek treni terk edeceğiz.

Dünya hayatını geçirip buradan ayrılıp, öteki aleme geçiş yaptığımızda orada yeni bir hayat başlayacak. Orada yani ahirette yaşam sonsuz olacaktır. Ahirette başlayacak hayatın yanında bu dünyada yaşadığımız hayatımız birkaç saatlik yaşadığımız bir hayat olarak anımsanacaktır.

Bu konu ile ilgili Allah’ın Kur’an’ı Kerim’deki mesajı şöyledir: 

“Kıyamet gününü gördüklerinde (dünyada) sadece bir akşam vakti ya da kuşluk zamanı kadar kaldıklarını sanırlar.” (Nâziât Sûresi,46. Ayet)

Bu birkaç saatlik  olarak anımsanan dünya hayatımız kısada olsa sonsuz ahiret hayatının kazanılmasını sağlayacak çok önemli bir andır.

Bu dünya  hayatı  sınav anı gibidir. Bu öyle sınav ki, bu sınava bir kere girme şansınız var. Bu sınavı kazanmak zorundasın.

İşte yaşantımızda sonsuz olan ahiret hayatını kazanmak için bize sunulan ömür çerçevesinde sınavımızı başarmak zorunda olduğumuzu fark etmeliyiz.

Çok uzun yaşasan da çok kısa yaşasan da önemli olan asıl ebedi hayatı hak edebilmektir.

İnsanın çok yaşaması uzun ömürlü olması elde ettiği bir başarı değildir. Dünyada ne kadar uzun kalırsan kal. Bu öldükten sonra kısa bir süre olarak algılanacak. Önemli olan insanın dünya hayatında imanlı olarak yaşayıp güzel şeyler yapmasıdır. Ve yine imanlı olarak göç edebilmek önemlidir.

 İmanlı olabilmek için İslam dini üzerinde olmamız şarttır. Allah’a ve Peygamberi Hz.Muhammed’e inanmalıyız.  Hz.Muhammed’in Allah’tan aldıklarına yani Kur’an’a inanmak,imanın diğer şartlarına inanmak, Kur’an ve sünnete uygun bir hayat yaşamaktır önemli olan. Uzun veya kısa ömürlü olmak değil.

Güzel ahlak üzerine olabilmek ve ahireti kazanabilmektir, mesele….

Ne mutlu şu kısacık dünya hayatını anlamlı geçirenlere.

Ne mutlu iman ehli olup, imanlı olarak göç edenlere.

Ne mutlu Allah’ın kendisinden razı olanlara.         

 Ne mutlu ebedi hayatını kazananlara…

Efkan VURAL

Efkan VURAL

 Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

 

16 Mayıs 2021 Pazar

Kur’an ayetleri aydınlatıyor-8

                         Kur’an ayetleri aydınlatıyor

                             Yahudilerin Zulmü

Allah insanları yaratırken onlara hür bir irade vermiştir. İnsan iradesini istediği gibi kullanabilir. İnsan iradesini kontrol altına edebilmesi için akıl gibi bir nimetle yaratılmıştır.

İnsanı yöneten aklıdır. Akıllı insan yapılması gereken şeyleri bilir. Nelerin iyi nelerin kötü olduğunu, faydalı olan ile zararlı olanı ayırt eden en önemli şey akıldır.

Allah’ın  insanoğluna  verdiği akıl ve irade yanında bir de nefis vermiştir.

Nefis akıl ve iradeyi hakimiyetine aldığında o zaman insanın yaptıkları kötü ve zararlı olur.

Aklı kontrol altına almak için Yüce Allah insana vahiy göndermiştir.

Allah insanoğlu için gerekli olan ve akla yol göstermek için peygamberler ve kitaplar göndermiştir.

Kutsal metinler insanlar tarafından tahrif edilmiş ve bozulmuştur.

Allah her zaman yeni mesajlarını Peygamberleriyle iletmiştir.

En son iletmiş olduğu İslam mesajı hiçbir değişikliğe uğratılmadan kıyamete kadar devam edecektir. Allah bu durumu taahhüt etmiştir.

Allah Kur’an-i Kerim’de insana gönderdiği mesajda hiçbir varlığa zarar verilmemesini herkesin helal daire içinde yaşaması gerektiği bildirilmektedir.

Allah’ın canlılara vermiş olduğu en önemli nimet yaşama hakkıdır.Ama bu hakka bazı insanlar ve  bazı topluluklar engel olmaktadır.

Tarihten günümüze insanlar bir birlerinin hakkına müdahale etmektedir.

Milyonlarca insan haksızlığa uğratılmış yerleri ve malları alınmış ve hatta yaşamlarına son verilmiştir.

Tarihin sayfaları karanlıklarla doludur. Bunlar leke değil bir pisliktir.

Uygur  Türklerine uygulanan Çinlilerin zulmü, Müslüman Türklere uygulanan Bulgar zulmü, Yunan Zulmü, Bosna ve Kosova’da Müslüman Boşnaklara uygulanan Sırp zulmü, Ermenilerin Karabağ'da Azeri Türklerine yaptıkları Zulüm, , Kerkük Türklerine uygulanan asimilasyon ve zulüm, Çeçenlere yapılan Rus zulmü, Halepçe de  yapılan zulüm, Kırım Türklerine yapılan zulüm, Arakan’da Müslümanlara yapılan zulüm, diğer Afrika ülkelerinde uygulanan zulümler, Mısır halkına uygulanan baskı ve zulüm, Suriye'deki iç savaş ile yaşanan sıkıntılar  ve  İsrail’in Gazze ve Filistin’de Müslümanlara uyguladıkları zulüm  vb. diğer tüm ayrılıkçı ve baskıcı rejimlerin uygulamaları tarihimizde hep kara sayfa olarak kalacaktır.

 Bugünlerde gündeme gelen İsrail zulmü, maalesef Ramazan ayı ve Ramazan bayramı demeden devam etmektedir.

Filistinlilerin en doğal hakkı olan evlerinde ve topraklarında yaşam hakları herkesin gözleri önünde Yahudiler tarafından alınmaktadır.

Yüce Allah Yahudiler hakkında Kur’an’da insanlığı şöyle aydınlatmaktadır.

Yüce Allah şöyle buyurur:

Yahudiler dediler ki: "Allah'ın eli bağlıdır." Kendi elleri bağlandı/elleri bağlanasıcalar! Söylemiş oldukları yüzünden lanetlendiler. Söylediklerinin aksine, Allah'ın iki eli de alabildiğine açıktır; dilediği gibi bağışta bulunur. İnan olsun ki, Rabbinden sana indirilen, küfür ve taşkınlık yönünden onları iyice azdıracaktır. Onların arasına, ta kıyamet gününe kadar düşmanlık ve nefret atmışızdır. Ne zaman savaş için bir ateş yaksalar, Allah onu söndürür de onlar yeryüzünde yine bozgunculuğa koşarlar. Ama Allah, bozguncuları sevmez.”( Mâide Suresi 64. Ayet)

Yahudiler yeryüzünde fitne fesat çıkarmakla kalmayıp peygamberi bile  öldürmüşlerdir.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

“…Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.”( Bakara Suresi 61. Ayet)

Yaşadığımız bu çağda Yahudilerin haksızlıkları ve hadsizlikleri  ne zaman son bulacak?

Yapılan zulüm ve işkenceler hepimizin içi yakmaktadır.

Yahudilerin Filistinli Müslümanlara uyguladıkları zulüm ve haksızlıkları karşısında İslam alemi kınama dışında bir icraat yapmamaktadır.

Bu konuda Arap alemi her zaman sınıfta kalmıştır. Şimdi de olduğu gibi hiçbir zaman elleri kıpırdamıyor.

Elbette Allah bunun hesabını herkesten soracaktır.

Yapılan haksızlık ve zulüm kınama ile geçiştirilemez Bazı adımlar atılmalıdır.

Türk Milleti öncülüğünde güçlü bir birlik içinde olunmak şartıyla bu ve benzeri zulümlere son verebiliriz.

Tüm dünyada yapılan haksızlık ve zulümlerin çözümü için;

Yüksek sesle söylüyoruz:

Dünya Beşten Büyüktür

Efkan VURAL


Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

 

9 Mayıs 2021 Pazar

Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var –22

     Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var 

                 Orucu Değerli Kılan Nedir

İslam dininin beş temel esasından biri de oruç

 ibadetidir.

Oruç tutmak her akıl ve baliğ olan Müslümana

 farzdır. Yani oruç ibadetini yerine getirmek

 Allah’ın zorunlu emirlerindendir.

Ramazan ayında yerine getirilen bu ibadetin

 önemi çok büyüktür.

Oruç ibadetinin birçok hikmeti vardır. Oruç

 ibadeti aç ve susuz kalmanın ötesinde nefsi

 terbiye etmektir.

Oruç, nefsin kötü arzu ve isteklerini frenleyip

 durdurmasına yardım eder.

Peygamberimi Hz.Muhammed bir hadis-i

 şerifinde bize şöyle mesaj vermektedir:

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: ”

“Kim ki yalan söylemeyi ve yalanla iş yapmayı bırakmazsa, Allah o kimsenin yemesini ve içmesini bırakmasına hiç değer vermez.”
(Sahih-i Buhari,Muhtasarı Tecrid-i Sarih

 Terc.,Cilt:6 Sh.253 D.İ.B.Yay.7.Baskı )

Oruç ibadetinde esas olan güzel davranışlar

 sergileyebilmektir.

Bunun içinde oruç ibadetini samimi bir şekilde

 yerine getirmeliyiz. Sırf aç ve susuz kalmakla

 bu ibadet yerine getirilmiş sayılmaz. Oruçlu

 günlerde ve sonrasında davranışlarımız her

 zaman Allah’ın rızasına uygun olmalıdır.

Oruç ibadeti insana sabırlı ve kanaatkâr olmayı

 öğretir. 

Oruç ile nefsin arzu ve isteklerine sınırlama

 koyarak davranışlarımızı kontrol altına almaya

 çalışırız.

Oruçlu iken konuşmalarımıza, yaptıklarımıza,

 düşündüklerimize ve yaptığımız her şeye

 dikkat etmeliyiz.

Özellikle, yalancılıktan ve yalan sözden,

 iftiradan, gıybetten, kıskançlıktan, hasetlikten,

 kin ve nefretten uzak kalmaya gayret

 etmeliyiz.

Bu ve benzeri kötü davranışlardan uzak

 kalamadığımız sürece, tuttuğumuz oruçlarda

 aç ve susuz kalmamızın hiçbir önemi

 kalmamaktadır.

Oruçlu olan bir Müslüman, her an ibadet halinde olduğu bilinciyle hareket etmelidir. Yüce Allah’ın kendisini her zaman ve her yerde gördüğünü bilerek yaptıklarının hesabını bir gün Allah’a vereceğini aklından hiç çıkarmamalıdır.

Oruçlu bir kimse Allah’ın yasaklamış olduğu

 şeylerden uzak durarak, davranışlarını kontrol

 altına almak suretiyle orucunu korumuş olur.

İşte bu şekilde tutulan oruç Allah katında

 kıymetli ve değerli olur.

Ne mutlu Allah’ın değerli bulduğu oruçları

 tutanlara…

 

  Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog: