Peygamberimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Peygamberimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Aralık 2021 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:    


Her ümmetin bir fitnesi (imtihan vesilesi) vardır, benim ümmetimin fitnesi ise maldır.

(Tirmizî, "Zühd", 26)


19 Aralık 2021 Pazar

Hadis-i Şerifler aydınlatıyor-13

                             Hadis-i Şerifler aydınlatıyor:

Davete İcabet Sünnettir

İnsanların yalnız başına yaşamaları zor bir durumdur. Her işimizi kendi başımıza yapmamız mümkün değildir. İnsan yalnız başına fert olarak hayatını sürdürürken kendini toplumdan sıyıramaz. İnsan oğlu her an başkalarına muhtaçtır.

Tamamen kendini yalnızlığa itenler sorunlarıyla baş edemez ve içine kapanarak hayatını kaosa çevirir.

 Hayatın getirdiği sorunları ve problemleri eşimizle ve dostumuzla çözüme kavuşturabiliriz.

Hayatımızı kolaylaştırmak için ailemize, komşularımıza ve diğer katmanlara ihtiyacımız olacaktır. Bunun için insanlar iç içe yaşamak zorunda.

Toplumdan kaçamayız. Bu hem inancımıza ve hem de kültürümüze ters düşer.

Dinimiz komşusu aç iken ,tok sabahlayanlardan olmamamızı ister.

Atalarımız da ne güzel söylemiş. “Ev alma komşu al.” “Komşu komşunun külüne muhtaçtır.”

İnsanlar toplu halde yaşarlar. Sorunlarını birlikte çözerler.

Hastalık anında, düğünde, cenaze de ve diğer törenlerde birlikte olmak ve  birbirine destek olmak insanlığın ve insanca yaşamanın gereğidir.

Bu konuda peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde bizi şöyle aydınlatır:

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur:

“Biriniz din kardeşini düğün ve benzeri bir şeye davet ettiği zaman o, (bu davete icabet etsin).” (Buhari,Nikah,74.)

Evet, şu koronalı  günlerde birbirimizi unutur olduk. Cenaze ve düğünlere gitmez olduk.

Davetlere katılma konusundaki eksikliklerimizi ve kusurumuzu  korona bahanesiyle görmemezlikten geliyoruz. Bu durumu gözden geçirmeliyiz…

Davetleri ihmal etmemeliyiz. Eş, dost, akraba ve tanıdıklarımızın davetlerine hasta ve riskli değilsek; maske mesafe ve hijyene dikkat ederek katılmaya çalışmalıyız.

Düğün ve hayırlı işlere katılamadığımız durumlarda hediyelerimizi gönderebilir ve bu şekilde birbirimizi desteklemiş oluruz.

İyi bir insan ve samimi bir Müslüman yakınlarının davetine gerekli özeni göstermelidir.

Unutmayalım ki, şu geçici boş dünyada yarayışlı ve iyi şeyler yaparsak; gerçek ve sonsuz olan ahiret hayatına (azık) hazırlık yapmış oluruz.

Ne mutlu dünya hayatında iyi şeyler yaparak sevaplarını biriktirenlere…

Ne mutlu davetlere icabet edenlere…


 Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:


 

 

10 Aralık 2021 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:                                                               


İşlerinizde orta yolu tutunuz, dosdoğru olunuz. Biliniz ki hiçbirinizi ameli cennete girdiremez. Şunu da biliniz ki Allah katında en değerli amel, az da olsa devamlı olanıdır.

                                                                      (Buhârî, "Rikâk", 18)


6 Ağustos 2021 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

     Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:


إِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ

 وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ ألاَ وَهِيَ الْقَلْبُ


"İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir."

(Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107.)


Diyanet İşleri Başkanlığının 06.08.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:ZORLUKLAR BİRLİKTE AŞILIR

                           ZORLUKLAR BİRLİKTE AŞILIR




Muhterem Müslümanlar!

Geçen hafta afet gerçeğiyle bir kez daha karşılaştık. Cennet yurdumuzun akciğerleri ormanlarımızda çıkan yangınların çoğu söndürüldü elhamdülillah. Bazı bölgelerimizde ise söndürme çalışmaları devam ediyor. Cenâb-ı Hak, en kısa sürede bu afetten de kurtulmayı bizlere nasip eylesin. Milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın.

Aziz Müminler!

Evet, bugün mahzunuz, üzüntümüz çok büyük. Kaybettiğimiz kardeşlerimiz, yanan ormanlarımız, yitirdiğimiz masum canlar her birimizin yüreğini dağlıyor. Ancak biliyor ve inanıyoruz ki bizi biz yapan değerlerin etrafında kenetlenip kardeşlik şuurumuzu diri tuttukça başaramayacağımız imtihan yoktur. Tarih boyunca Allah’ın yardımı, devletimizin kararlılığı ve milletimizin azmiyle nice zorluğu birlikte göğüsledik. Bugün de devlet millet dayanışması içinde aşamayacağımız engel yoktur. Toplu vurdukça yüreklerimiz üstesinden gelemeyeceğimiz zorluk yoktur. Nitekim Rabbimizin müjdesi açıktır: 

“Şüphesiz zorlukla beraber kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber kolaylık vardır.”[1]

Kıymetli Müslümanlar!

Gün, ayrışma değil kenetlenme günüdür. Gün, birliğimizi, beraberliğimizi ve muhabbetimizi canlı tutma günüdür. Sevinç ve mutluluğumuz gibi hüzün ve kederimizi de paylaşma günüdür. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s) biz müminleri şöyle tarif etmektedir: 

“Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir beden gibidir.[2]

Değerli Müminler!

İbrahim (a.s)’ın atıldığı ateşi söndürmeye koşan karınca misali, bugün her birimize düşen sorumluluklar vardır. Her şeyden önce sağduyumuzu ve sükûnetimizi muhafaza edelim. Yangın, sel, deprem ve salgın hastalık gibi afetlere karşı bilinçli, duyarlı ve tedbirli olmayı milli bir mücadele olarak görelim. Gerekli hallerde yetkili mercileri haberdar edelim. Küçücük bir hata ve ihmalin çok ağır neticeleri olabileceğini unutmayalım.

Bu vesileyle başta yangınlar olmak üzere afetlerde hayatını

 kaybedenlere Cenâb-ı Hak’tan rahmet, yaralılara acil şifalar

 diliyorum. Yüce Rabbimiz, afetlerle canla başla mücadele eden

 kardeşlerimizin işini kolaylaştırsın ve onların yardımcısı olsun.



[1] İnşirâh, 94/5,6.

[2] Müslim, Birr, 66.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:



31 Temmuz 2021 Cumartesi

HAFTANIN HADİSİ

     Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:


مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَغْرِسُ غَرْسًا أوْ يَزْرَعُ زَرْعًا فَيَـأكُلُ مِنْهُ


طَيْرٌ أوْ إِنْسَانٌ أوْ بَهِيمَةٌ إِلاَّ كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ


"Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır."

(Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.)


30 Temmuz 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 30.07.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:AFETLERE KARŞI SORUMLULUĞUMUZUN İDRAKİNDE OLALIM

 

AFETLERE KARŞI SORUMLULUĞUMUZUN İDRAKİNDE

 OLALIM




Muhterem Müslümanlar!


Bizler, bir çevrenin içinde ve bir çevreye muhtaç halde

 yaratıldık. Çevremiz bizler için hayat demektir; hayatın rengi,

 ahengi, dirliği ve birliği demektir. Kâinat, Cenâb-ı Hakk’ın eseri

 ve insana emanetidir. Bu sebepledir ki yeryüzünün şerefli

 halifesi olarak bizler, bütün insanları, canlı cansız bütün

 mahlûkatı korumakla, onlara karşı şefkatli ve merhametli

 olmakla yükümlüyüz. Bu sorumluluğumuzu yerine

 getirdiğimizde çevremizle birlikte bizler de ihya oluruz. Aksi

 halde zarar görecek olan sadece yeryüzü ve gökyüzü değil aynı

 zamanda hepimiz ve geleceğimizdir.


Aziz Müminler!


Son günlerde yaşadığımız afetler hepimizi derinden üzdü. Bir yandan sellerin açtığı yaraları sarmaya çalışıyoruz. Diğer yandan ciğerlerimizi dağlayan orman yangınlarıyla mücadele ediyoruz. Böylesi zor günlerde şunu bir kez daha hatırlamalıyız ki sel, heyelan, yangın, deprem, kuraklık ve salgın hastalık gibi afetler karşısında can ve mal kaybımızı en aza indirmek ancak gerekli tedbirleri almakla mümkündür. Zira tabiat olayları, sünnetullah yani ilahi düzen ve kanunlar gereği, sebep-sonuç ilişkisi içerisinde meydana gelmektedir. Dolayısıyla bir mümin, sorumluluğunu ihmal edip göz göre göre afetlere kapı aralayamaz. Yeryüzünde dengeleri bozacak adımlar atamaz. Nitekim afetlerin kötü neticelerinin önemli bir kısmı insanoğlunun kendi hata ve ihmalleri sebebiyledir. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu.”[1]

Kıymetli Müslümanlar!

Cenâb-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Kendi kendinizi tehlikeye atmayın.”[2]

O halde sel, heyelan ve deprem riski bulunan bölgelerde tabiatın dengelerine, bölgenin gerçeklerine uygun, doğru ve sağlam adımlar atalım. Yangınlara sebebiyet verecek ihmalden ve sorumsuz davranışlardan uzak duralım. Ormanlarımızı bilerek yakan, vatanımıza göz diken, milletimizin canına kast edenlere gelince dünyada ve ahirette Allah’ın, meleklerin, insanların ve diri diri yanan bütün canlıların laneti onların üzerinedir. Onlar her iki âlemde de yaptıklarının cezasını çekeceklerdir.

Değerli Müminler!

Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadisinde şöyle buyurmaktadır:

“Nerede olursan ol, Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde ol!”[3] 

Öyleyse geliniz, üzerimize düşen sorumlulukların idrakinde olalım. Acı tecrübelerden ders alalım. Güvenli bir hayat için afetlere karşı hazırlıklı olalım. İçinde bulunduğumuz yaz günlerinde başta orman yangınları olmak üzere her türlü afet ve acil durum anlarında duyarlı olalım ve yetkili mercileri haberdar edelim. 

Bu vesileyle afetlerde hayatını kaybeden kardeşlerimize

 Rabbimizden rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil

 şifalar diliyoruz.



[1] Rûm, 30/41.

[2] Bakara, 2/195.

[3] Tirmizî, Birr, 55.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:


9 Temmuz 2021 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:


  خِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ


Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.

(Tirmizî, Radâ’, 11; ‹bn Mâce, Nikâh, 50.)

2 Temmuz 2021 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

          Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:


مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أدَبٍ حَسَنٍ


Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir

hediye veremez.

Tirmizî, Birr, 33.


Diyanet İşleri Başkanlığının 02.07.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:DÜĞÜNLERIMIZDE NEBEVÎ ÖLÇÜYE RIAYET EDELIM

 düğünlerimizde nebevî ölçüye riayet edelim




Muhterem Müslümanlar!


Peygamber Efendimiz (s.a.s), sevgili kızı Fâtıma’yla

 amcasının oğlu Hz. Ali’yi evlendirmişti. Hz. Fâtıma’nın

 çeyizi, bir parça kadife, bir su tulumu ve bir yastıktan

 ibaretti. Hz. Fâtıma’nın çeyizi gibi mehri ve düğün yemeği

 de gayet sadeydi. Bu mütevazı düğüne şahit olanlar, 

“Biz, Fâtıma’nın düğününden daha güzel bir düğün

 görmedik.” demişlerdi.[1]


Aziz Müminler!


Evlilik, Allah’ın emri, Resûlüllah’ın sünnetidir. Dünyada

 mutluluğa ve berekete, ahirette ise huzura ve cennete

 ulaştıran kıymetli bir başlangıçtır. Sevgili Peygamberimizin

 buyurduğu gibi evlilik, “dinin yarısını korumaya” vesiledir.[2]

Evliliğin ilk adımı olan nikâh ve düğünlerimiz ise

 sevdiklerimizin şahitliği ve güzel dilekleri eşliğinde

 gerçekleşen törenlerdir. Düğünle yeni bir ailenin kurulduğu

 ilan edilir. Sevinçler paylaşılır; geleceğe dair umutlar

 güçlenir. Eşler arasına muhabbet ve merhamet lütfetmesi,

 onlara sağlıklı ve hayırlı nesiller ihsan etmesi için Allah’a

 dua edilir.


Kıymetli Müslümanlar!


Dinimiz, hem düğün hazırlıklarımızın hem de nikâh ve düğün törenlerimizin kolaylaştırılmasını öğütler. Her işimizde olduğu gibi düğünlerimizin de gösterişten uzak ve sade yapılmasını tavsiye eder. Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.s) bir hadisinde şöyle buyurur: “En bereketli nikâh, zorluğu ve külfeti en az olanıdır.”[3]


Değerli Müminler!


Maalesef günümüzde, evlenmek isteyen birçok gencimiz, düğün masraflarının makul ölçüleri aşması sebebiyle zorlanmakta, hatta evlilikten uzak durmaktadır. Gereğinden fazla yapılan düğün harcamaları ile aileler, düğünden sonra uzun süre borç ödemektedir. Bu durum genç çiftlerin, evliliklerinin ilk yıllarını maddi sıkıntı ve huzursuzlukla geçirmesine neden olmaktadır. Hâlbuki Nebevî ölçü açıktır: Kolaylaştırın, zorlaştırmayın! Müjdeleyin, nefret ettirmeyin!”[4]


Aziz Müslümanlar!


Her işimizde olduğu gibi düğünlerimizde de Allah’ın rızasına, Resûlü’nün sünnetine uygun davranalım. Evliliklerimizi kolaylaştıralım. Düğünlerimizi israfa ve gösterişe dönüştürmeden yapmaya gayret edelim. Eğlenirken İslam’ın çizdiği meşruiyet dairesinde hareket edelim; ölçülü ve dengeli olalım, helale ve harama riayet edelim. Düğünlerimizi, Kur’an’da “Kendileriyle huzur bulmamız için bizlere eşler yarattığını, aramızda sevgi ve rahmet bağları var ettiğini”[5] buyuran Rabbimize şükretmek için birer vesile kılalım.



[1] İbn Mâce, Nikâh, 24.

[2] Beyhaki, Şuabü’l-İman IV, 382.

[3] İbn Hanbel, VI, 83.

[4] Buhârî, İlim, 11.

[5] Rûm, 30/21.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:


27 Haziran 2021 Pazar

Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var-23

 

 Dürüst ve Güvenilir Ticaret Erbabı Şehitlerle Beraberdir

İnsanoğlunun yaşamını sürdürebilmesi ve hayatta kalabilmesi için maddi ihtiyaçlarını karşılaması şarttır. Maddi bir bolluğa ve zenginliğe ulaşmak için çalışmak ve mücadele vermek gerekir.

Toplumda birçok kimse maddi kazanç elde etmek için esnaflık ve tüccarlık yapmaktadır. Ticaretin para kazanmada önemli bir araç olduğu eskiden beri süre gelmektedir. Ticaret herkesi ilgilendiren bir faaliyettir. İnsanlar ya satıcı veya alıcıdır. Herkes alıcı durumdadır. Dolayısıyla satıcı olan esnaf ve tüccarların toplumsal yaşamda rolleri çok büyüktür. Bunların dürüst ve güvenilir olmaları da çok önemli bir davranıştır.

Tüccar ve esnaflar topluma karşı sorumludurlar. Ticaret erbabının dürüstlüğü ve güvenirliği toplumda örnek alınan güzel bir erdemdir. Çünkü toplumun temeli güven ve samimiyete dayanır. 

Tüccar ve esnafların yani ticaretle uğraşan kişilerin en önemli vasıfları dürüst ve güvenilir olmalarıdır. Bir ürünü, üreten, pazarlayan, satan kişi dürüst olmalıdır. Ürün hakkında söylenenlerin gerçeğe uygunluğu ve ürünün kalitesi noktasında dürüst davranılması çok mühimdir. Ürün ile ilgili yanıltıcı bilgiler alıcıyı aldatma ve kandırma olarak kabul edilir. Dinimizde aldatma ve yalancılık kötü bir davranıştır.

Ticarette dürüstlük söz ile değil, yapılan alış verişte belli olur. Gerçekten ticaret yapan kişi dürüst davrandığında Allah katında onun değeri çok büyük olur.

Peygamberimiz Hz. Muhammed bir hadis-i şerifinde bu konuda bize şöyle mesaj vermektedir:

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: ”Dürüst ve kendisine güvenilen tüccar; nebiler, Sıddıklar ve şehitlerle beraberdir.”(Tirmizi,buyū,4)

Her çeşit yapılan ticari faaliyetlerde dürüst ve güvenilir olmak dinimizde çok önemsenmiştir. Çünkü İslam dinin temeli dürüstlüktür. Bir Müslüman dürüst olmak zorundadır. Peygamberimiz dürüstlüğün ve güvenilir olmanın ne kadar çok önemli olduğunu işte bu sözüyle dile getirmek istiyor.

Düşünebiliyor musunuz, insanların manen en değerlileri nebilerdir, (peygamberler), Sıddıklardır, (dosdoğru olanlar) ve şehitlerdir. Bu değerli kişilerle birlikte olmak her Mü’minin en büyük arzusudur.

Peygamberimiz de dürüst olan ticaret erbabının bu güzel insanlarla beraber olacağını müjdeleyerek dürüst ve güvenilir olmanın önemini vurgulamak istemiştir.

Çünkü, dürüstlük dinimizin temeli sayılır, Bir gün bir Müslüman Peygamberimize gelerek şöyle bir soru sorar: Ey Allah’ın elçisi, bana İslam’a dair öyle bir söz söyle ki, o hususta sizden başka hiçbir kimseden sormaya ihtiyacım kalmasın. Diyen bir Müslüman’a peygamberimiz:”-Allah’a inandım de, sonra dosdoğru ol.” buyurmuştur.(Müslim,iman,62.)

Ne mutlu her hususta doğruluktan ayrılmayan güvenilir olan imanlı kişilere…

Efkan VURAL

9 Mayıs 2021 Pazar

Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var –22

     Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var 

                 Orucu Değerli Kılan Nedir

İslam dininin beş temel esasından biri de oruç

 ibadetidir.

Oruç tutmak her akıl ve baliğ olan Müslümana

 farzdır. Yani oruç ibadetini yerine getirmek

 Allah’ın zorunlu emirlerindendir.

Ramazan ayında yerine getirilen bu ibadetin

 önemi çok büyüktür.

Oruç ibadetinin birçok hikmeti vardır. Oruç

 ibadeti aç ve susuz kalmanın ötesinde nefsi

 terbiye etmektir.

Oruç, nefsin kötü arzu ve isteklerini frenleyip

 durdurmasına yardım eder.

Peygamberimi Hz.Muhammed bir hadis-i

 şerifinde bize şöyle mesaj vermektedir:

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: ”

“Kim ki yalan söylemeyi ve yalanla iş yapmayı bırakmazsa, Allah o kimsenin yemesini ve içmesini bırakmasına hiç değer vermez.”
(Sahih-i Buhari,Muhtasarı Tecrid-i Sarih

 Terc.,Cilt:6 Sh.253 D.İ.B.Yay.7.Baskı )

Oruç ibadetinde esas olan güzel davranışlar

 sergileyebilmektir.

Bunun içinde oruç ibadetini samimi bir şekilde

 yerine getirmeliyiz. Sırf aç ve susuz kalmakla

 bu ibadet yerine getirilmiş sayılmaz. Oruçlu

 günlerde ve sonrasında davranışlarımız her

 zaman Allah’ın rızasına uygun olmalıdır.

Oruç ibadeti insana sabırlı ve kanaatkâr olmayı

 öğretir. 

Oruç ile nefsin arzu ve isteklerine sınırlama

 koyarak davranışlarımızı kontrol altına almaya

 çalışırız.

Oruçlu iken konuşmalarımıza, yaptıklarımıza,

 düşündüklerimize ve yaptığımız her şeye

 dikkat etmeliyiz.

Özellikle, yalancılıktan ve yalan sözden,

 iftiradan, gıybetten, kıskançlıktan, hasetlikten,

 kin ve nefretten uzak kalmaya gayret

 etmeliyiz.

Bu ve benzeri kötü davranışlardan uzak

 kalamadığımız sürece, tuttuğumuz oruçlarda

 aç ve susuz kalmamızın hiçbir önemi

 kalmamaktadır.

Oruçlu olan bir Müslüman, her an ibadet halinde olduğu bilinciyle hareket etmelidir. Yüce Allah’ın kendisini her zaman ve her yerde gördüğünü bilerek yaptıklarının hesabını bir gün Allah’a vereceğini aklından hiç çıkarmamalıdır.

Oruçlu bir kimse Allah’ın yasaklamış olduğu

 şeylerden uzak durarak, davranışlarını kontrol

 altına almak suretiyle orucunu korumuş olur.

İşte bu şekilde tutulan oruç Allah katında

 kıymetli ve değerli olur.

Ne mutlu Allah’ın değerli bulduğu oruçları

 tutanlara…

 

  Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog: