Hak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ağustos 2021 Pazar

Kur'an-ı Kerim'den Mesaj var-44

 Kur'an-ı Kerim'den Mesaj var:

Orman Yangınları Allah’a   Yapılan

 Tesbihatı Engelliyor.

Bu yıl ülkemizde bu güne kadar böylesi büyük çaplı orman yangınlarına şahit olmamıştık.

Orman yangınlarında binlerce ağaç ve milyonlarca canlı yanarak yaşamları sona ermektedir.

Ormanlarda yaşamlarını sürdüren tüm canlıların hayat hakkını yok edenler ve yangınlara sebep olanların hesabı Allah tarafından görülecektir.

Bilerek orman yangınlarını çıkaranlar ve yangınlara sebep olanlar yok ettikleri canların kul hakkı olarak karşılarına çıkacaklarını iyi bilmelidirler. Kul hakkı en büyük günahlardandır. Allah kul hakkını asla affetmeyecek.

Kul hakkının ödenmesi için kullardan helallik almaları lazım.

Yani ormanlarda yanan tüm canlılardan helallik almak gerekmektedir.

Bir de çok önemli bir husus gözlerden uzak tutulmamalıdır.

Bu husus her bir varlığın Yüce Allah’ı tesbih etmesi ve zikretmesidir.

Yangınlarda canlarını yitiren tüm varlıkların aynı zamanda Allah’ı tesbih ve zikretmeleri engellemiş olmaktadır.

Allah’ı anmaktan ve O’nu zikretmekten alıkoymak çok büyük bir günahtır.

Ormanları ve ağaçları ve içindeki milyonlarca canlıyı yakmakla Allah’a tesbih eden bunca varlığın ibadetini de engellenmiş olmaktadır. İşin bu yönü de düşünülmesi gerekir.

Bu konu ile ilgili Allah’ın Kur’an’ı Kerim’deki mesajı şöyledir: 

“Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. Her şey O’nu hamd ile tespih eder. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız. O, halîm’dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.” (İsrâ Suresi 44. Ayet)

Yine bu konuda başka bir ayette Yüce Allah mesajında şöyle devem etmektedir.

“Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde etmektedir…” (Hac Sûres,18. Ayet)

İnsanlar kendi dışındaki varlıklarında hak ve hukuklarına riayet etmelidir. Başkalarının hak ve hukukunu çiğnemek kul hakkıdır. İnancımızda kul hakkı Allah’ın affetmediği günahlardandır.

Yaptıklarımız yanımıza kalmayacaktır. Elbette bir gün bunlarla yüzleşeceğiz.

Çünkü Allah her şeyin hesabını en ince noktasına kadar soracaktır. Zerre miktarı da olsa karşılığı sevap veya günah olarak verilecektir.

İşte bu bakımdan orman yangınları gibi kul hakkına giren birçok şeye dikkat etmeliyiz.

Hiçbir canlı ve cansız varlığın hakkını engellememeliyiz.

Ne mutlu yaptığı her şeyin hesabını vereceğine inananlara ve bu şuurla hareket edenlere….

 Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

 

 

18 Haziran 2021 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

   Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:



“Hiçbir evlât, babasının hakkını ödeyemez. Şayet onu köle olarak bulur ve satın alıp âzâd ederse, babalık hakkını (ancak o zaman) ödemiş olur.” 

             (Müslim, İtk, 25; Ebû Dâvûd, Edeb, 119-120; Tirmizî, Birr, 8/1906).






25 Mart 2021 Perşembe

Muhsin YAZICIOĞLU Anısına

 

                Muhsin Yazıcıoğlu




 Vefatının 12. Sene-i devriyesinde Muhsin YAZICIOĞLUNU

 rahmetle anıyor, mekanının cennet olmasını Allahtan diliyorum.

Türk siyasetinin öncü isimlerinden olan Muhsin Yazıcıoğlu 25 Mart

 2009 tarihinde  yaşanan bir helikopter kazasında hayatını

 kaybetmişti.

O karlı ve soğuk günde kulaklarımızı çınlatan Muhabir İsmail

 Güneş’ın telefon konuşmasını ve ölüme yolculuğunu anımsıyoruz.

Kaza Haberini  duyan tüm vatandaşlarımız hüzne boğuldu. Kurtarma

 çalışmalarında kaza yerine uzun zaman sonra varılması ve  başarı

 sağlanamaması hepimizin içinde bir yara  ve bir de şüpheli bir ölüm

 bıraktı.

Muhsin Yacıcıoğlu, gönüllere taht kuran, herkesin gönlünü

 kazanmış, sağlam inançlı ve güven veren bir kişiydi.

Gençlerin İslam ahlakıyla ahlaklanmasını ve sağlam imanlı

 olmalarını isterdi.

Şanlı Türk Milletinin  tarihteki yerinin bugünde yaşanabilmesi için

 çok çalışmamız gerektiğini savunurdu.

 Bu güzel insan herkesin gönlüne yer etmiş ve sevgisi her daim

 devam etmiştir.  Bizden sonra gelecek nesillerimize her zaman

 örnek olacaktır.


Gönüllerde taht kuran bu kıymetli insanın zihinlerde yerleşen ve

 dillerde terennüm edilen bazı önemli sözlerini sıralamak

 istiyorum:

 Önümüzde iki seçenek var: Ya ibret almayanlar gibi tarihin

 tekerrürüne seyirci kalacağız ya da bu ezberi bozacağız. Bizler

 ikinci yolu seçiyoruz.

 İnanmadığım yolda milyonlarla yürüyeceğime, inandığım yolda tek

 başıma yürürüm.

 Zor yola kolay insanlarla çıkarsanız… Seni de satar, yolu da satar

 yolcuyu da satar!. Bu bayrak öyle bir bayraktır ki; içinde VATAN

 vardır, dökülen KAN vardır, iki CİHAN vardır, DİN vardır, İMAN

 vardır.

 Vatanı sevmenin çilesini biz çektik, edebiyatını onlar yaptı.

Türk ata bindiğinde Alparslan’dır, Yavuz’dur… Attan indiğinde ise

 Mevlana’dır, Yunustur…

İki saniye sonrasına garantimiz olmayan bir hayatımız için fırıldak

 olmaya gerek yok.

Zindanmış bu karanlık oda ne gam! Bana imanımın ışığı yeter!

Bizim milliyetçiliğimiz ete, kemiğe, kana veya ırka değil, kültüre

 dayanır.

Kan dökmeyi seven bir millet değiliz ancak söz konusu vatan ise;

 dünyanın şah damarını keseriz.

Namlusunu millete çeviren tanka selam durmam.

Bizim çocukları kitap okumak sıkar. O yüzden fikri tartışmalarda

 biraz zayıf kalırlar. Ama kavga var dersen, Ayrancı’dan Kızılay’a

 koşa koşa gelirler.

Bu ülkede dürüst olmak başa beladır ama o bela başımızın tacıdır.

Biz, Fatih Sultan Mehmed Han kadar Türk, Said Nursi Hz. kadar

 Kürdüz! Ve hepimiz aynı kilimin desenleriyiz.

Vatanı sevmenin çilesini biz çektik, edebiyatını onlar yaptı.

Ölüm inançsız insanlar için korkunç bir sondur ama inananlar için ne

 kadar zevkli bir başlangıçtır!

Bir elinde Bilgisayar, Bir elinde KUR’AN olsun.

Firavun’a karşı çıkmak yetmez, Musa’nın yanında olmak gerekir!

Ölüm inançsız insanlar için korkunç bir sondur ama inananlar için ne

 kadar zevkli bir başlangıçtır!

İslam hassasiyeti olmayan milliyetçiliğin içi boştur.

Hayat böyledir dostum geçer beklemekle. Ümitlerin bittiği yerde

 abdest al ve sabahı bekle.

Zulüm Azrail olsa, hep Hakk’ı tutacağım.

 

Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir.

 

Haksız bir davada zirve olmaktansa, haklı bir davada zerre olmayı

 tercih ederim.

Yönetenlerine güvensin bu millet dünyayı yerinden kaldırır.

Vatan aşkı maya gibidir. Sütü bozuklarda tutmaz…

Benim adım Muhsin Yazıcıoğlu! Bana baskı sökmez! Bizim

 Allah’tan başka kimseden korkumuz yok.

Ben Avrupa Birliği kapısında zorlanan, aşağılanan Türkiye

 istemiyorum. Ben kendi medeniyetimle olurum. Ben yeniden Türk-

İslam medeniyetinin inşaatını istiyorum.


Vefatının 12.yıl dönümünde sizlere  Muhsin YAZICIOĞLU için

 söylenen bazı sözleri paylaşmak  istiyorum:

Türk siyasi hayatında iz bırakan, vatan ve millet sevdalısı bir dava

 adamı.

Kurtlar dağlarda ölür.

Büyük Reis Ruhun Şâd mekanın cennet olsun.

Sen yoksun biz hala üşüyoruz.

Milletin has evladı, iman ve mücadele adamı,

Mekanın cennet olsun koca yürekli adam

Ömür yürüyüşünü dümdüz bir hak çizgisine konuşlandırdı.

Türk Milliyetçilerinin Abisi.

 Ülkücülerin Yol Arkadaşı.

Tehditlere, şantajlara boyun eğmeyen, ne davasını ne de kendini

 satmayan O'dur.

Vatan için canımı seve seve veririm diyen O'dur

.Başına ne geldiyse Allah'tan bilip;Kahrın hoş lûtfun da hoş diyen

 O'dur.

 Bir yiğit adam, yürekli insan, iyi ki tanımışım, ne mutlu ki dostluk

 yapmışım dediğim adam. Siyaset dünyamızın ilkeli, namuslu, temiz

 kalmış ismi.

Her zaman birleştirici vasfı olan Yazıcıoğlu.

Yazıcıoğlu, duruşundan taviz vermeyen değerli bir siyasetçiydi.

Büyük bir vatansever, büyük bir vatan evladı, millet için çok acı

 çekmiş, ıstırap çekmiş büyük bir vatansever.

Milletimizin varlığı, birliği ve geleceği konusunda çok büyük

 hizmetler sunmuş bir dava insanı.

 Milletin gönlüne girmiş, sevgi ve saygı kazanmış er kişi.

Türk-İslam düşünce sistemi ve Türk milliyetçilik hareketinin büyük

 lideri,  çok iyi yetişmiş çok büyük mücadeleler vermiş, aziz bir

 evlat.

Muhsin başkan kendisini milletin birliğine, dirliğine, devletimizin

 sonsuza dek yaşamasına adamış değerli bir dava adamıydı. Çok

 sıkıntı, çok çile çekti ama hiçbir zaman bu davasından, ülküsünden

 taviz vermedi. O sıradan bir siyasetçi değildi. Yüzlerce, binlerce

 gencimize yeni ufuklar açmış, onları etrafında toplamış büyük bir

 dava adamıydı.

Türk siyaseti çok kıymetli, ahlak ve doğruluk simgesi, dürüst, örnek

 bir insanı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşamaktadır. Yeri

 doldurulamayacak, yokluğu her daim hissedilecektir.

Milletimiz yiğit bir evladını, ülkemiz dürüst bir siyasetçisini,

 gençliğimiz doğru bir liderini kaybetmiştir.

"Ben sonsuzluğu düşünüyorum

Ey sonsuzluğun sahibi

Sana ulaşmak istiyorum"

 Ruhun Şad Olsun, Mekanın Cennet Olsun.

 


Üşüyorum

Bir coşku var içimde bugün kıpır kıpır

Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum

Gözlerim parke parke taş duvarlarda

Açılıyor hayal pencerelerim

Hafif bir rüzgar gibi, süzülüyorum

Kekik kokulu koyaklardan aşarak

Güvercinler ülkesinde dolaşıyor

Bir çeşme başı arıyorum

Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp

Mis gibi nane kokuları arasında

Ruhumu dinlemek istiyorum

Zikre dalmış her şey

Güne gülümserken papatyalar

Dualar gibi yükselir ümitlerim

Güneşle kol kola kırlarda koşarak

Siz peygamber çiçekleri toplarken

Ben çeşme başında uzanmak istiyorum

Huzur dolu içimde

Ben sonsuzluğu düşünüyorum

Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum

Durun kapanmayın pencerelerim

Güneşimi kapatmayın

Beton çok soğuk, üşüyorum…

Muhsin Yazıcıoğlu


Yazıyı Düzenleyen:

Efkan VURAL

 

 

12 Mart 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının12.03.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:İSTİKLÂL MARŞI: HAKKIDIR HAKKA TAPAN MİLLETİMİN İSTİKLÂL!

 

İSTİKLÂL MARŞI:

Hakkıdır hakka tapan milletimin istiklÂl!




Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Allah size yardım ederse artık sizi yenebilecek hiç kimse yoktur; eğer sizi yardımsız bırakırsa O’ndan sonra size kim yardım edebilir? Müminler yalnız Allah’a güvensinler.”[1]

Okuduğum hadis-i şerif’te ise Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: 

“Hamd, vaadini yerine getiren, kuluna yardım eden ve düşman topluluklarını tek başına yenilgiye uğratan Allah’a mahsustur.[2]  

Aziz Müminler!

Bundan yüz yıl önce topyekûn bir var oluş mücadelesi

 verdik. Kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla vatanımızı

 savunmak için seferber olduk. Canımızdan,

 cânânımızdan, bütün varımızdan geçtik ancak cennet

 vatanımıza nâmahrem eli değdirmedik. İşte o en zorlu

 günlerimizde sarsılmaz imanımızın, hak yolundaki

 sadakatimizin, vatan sevgimizin, asalet ve cesaretimizin

 mısralara bürünmüş hali olan İstiklâl Marşımız vücut

 buldu. Bu muhteşem marş, milletimizin her bir ferdinin

 zihnine ve gönlüne işleyen aidiyet mührü oldu.

Kıymetli Müslümanlar!

İstiklâl Marşımız şu ayet-i kerimenin ruhunu yansıtır: “Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin; iman etmişseniz üstün olan sizsiniz.”[3]

İstiklâl Marşımız, var oluş gayemizi, kim olduğumuzu ve

 nasıl var olmaya devam edeceğimizi öğretir. En son

 ocağımız sönmeden bağımsızlığımızın sembolü olan al

 bayrağımızın inmeyeceğini haykırır.  Şehit kanlarıyla

 sulanmış vatan toprağımızın asla düşmana çiğnetilemez

 olduğunu telkin eder. Şehâdetleri dinin temeli olan ezan-ı

 Muhammedî’nin ebediyen yurdumuzun üstünde inlemesini

 niyaz eder. Şu mısralarla milletimize ebedi istiklâli

 muştular:

Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!

Değerli Müminler!

12 Mart,  İstiklâl Marşımızın kabulünün, 18 Mart ise

 Çanakkale Zaferimizin yıldönümüdür. Bu vesileyle, tarih

 boyunca adaletin, barışın ve güvenin bayraktarlığını

 yapan, aziz vatanımızı bizlere emanet eden kahraman

 şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla

 yâd ediyorum.



[1] Âl-i İmrân, 3/160.

[2] İbn Mâce, Diyât, 5.

[3] Âl-i İmrân, 3/139. 

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 
KAYNAK:

19 Şubat 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 19.02.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:İMANIN TADINA ERMEK: ALLAH VE RESÛLÜ’NÜ SEVMEK

İMANIN TADINA ERMEK: ALLAH VE RESÛLÜ’NÜ

 SEVMEK



Aziz Müminler!


Cenâb-ı Hakk’ın varlık âlemine ve ruhumuza nakşettiği en nadide duygu sevgidir. Sevgi; insanı Rabbine bağlayan, gönülleri birleştiren, hayatı anlamlı kılan eşsiz bir duygudur. Öyle ki, Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle, samimi sevgi, Yüce Rabbimizin varlığının delillerinden biridir.[1]

Sevilmeye en çok layık olan hiç şüphesiz Allah Teâlâ’dır. Zira O “Vedûd”dur, sevgiyi yaratan, sevmeyi ve sevilmeyi insana öğretendir. Bütün sevgilerin kaynağı O’dur. Tüm kâinat, O’nun sevgi ve merhametiyle ayakta durmaktadır.


Kıymetli Müslümanlar!


Kur’an-ı Kerim’de

“İman edenlerin Allah sevgisi çok kuvvetlidir.”[2] buyrulur.

 Evet, bir müminin kalbinde en değerli köşe, Cenâb-ı Hakk’ın sevgisine ayrılmıştır. Mümin, Rabbini şartsız ve sınırsız bir biçimde, ihlas ve ihtiram ile sever. Aynı zamanda, Allah’ın sevgisine layık bir kul olabilme gayreti taşır. Mümin, Allah’a duyduğu derin sevgiyle tüm mahlûkata rahmet nazarıyla bakar. Yaratılanı sever Yaratan’dan ötürü!

Değerli Müminler!

Müminin yüreği, Allah Resûlü (s.a.s)’in sevgisiyle de doludur. Zira adı güzel kendi güzel Peygamberimizi sevmek, bize onun ümmeti olma şerefini bahşeden Rabbimizi sevmenin gereğidir. Mümin bilir ki Peygamber Efendimizi sevmek, onun bize emanet olarak bıraktığı yüce Kitabımız Kur’an’a ve hikmet yüklü sünnet-i seniyyesine sımsıkı sarılmak demektir. Onun yolundan gitmek, onun sevdiklerini sevmek, onun ahlakı ile ahlaklanmaktır.

Aziz Müslümanlar!

Allah ve Peygamber sevgisi imandandır, imanın lezzetine varmaktır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) bir hadislerinde şöyle buyurur: “Şu üç özellik kimde bulunursa o kişi imanın tadına erer: Allah ve Resûlü’nü herkesten çok sevmek, sevdiği kişiyi sadece Allah için sevmek, ateşe atılmaktan nasıl korkuyorsa imandan sonra küfre dönmekten de öylece korkmak.”[3]

Ne mutlu Cenâb-ı Hakk’ın sevgisi gönlünde yer etmiş olanlara! Ne mutlu Resûl-i Zişan Efendimizin muhabbetiyle gözleri yaşaranlara! Ne mutlu bu kutlu sevginin gücüyle birbirine kenetlenenlere! 

Kıymetli Müminler!

Hutbeme son verirken geçen hafta hain terör saldırısında şehit edilen kardeşlerimize, kahraman vatan evlatlarına Yüce Rabbimizden sonsuz rahmet; kederli ailelerine, yakınlarına ve aziz milletimize baş sağlığı diliyorum. Cenâb-ı Hak bizleri şehitlerimizin uğrunda can verdikleri mukaddesatımızdan asla ayırmasın.



[1] Rûm, 30/21.

[2] Bakara, 2/165.

[3] Buhârî, Îmân, 9.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 
KAYNAK: