Mesaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mesaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Aralık 2021 Pazar

Kur'an-ı Kerim'den Mesaj var-48

                        Kur'an-ı Kerim'de Mesaj var:

                                Hikmet Dolu Kitap

Evreni ve içindeki her şeyi yaratan Allah’tır. Allah’ın yarattığı her varlığın hayatını sürdürebilmesi için birtakım ilkeler ortaya koymuştur.

Her varlığın kendine has özellikleri ve kendilerine ait özel gereksinimleri vardır. Allah hepsinin ihtiyaçlarını bir sistem dahilinde gidermektedir.

Allah’ın yarattığı varlıkların içinde farklı özelliklere sahip insanın ihtiyaç duyduğu maddi ve manevi şeyleri oluşturarak hizmetine vermiştir.

İnsanın ihtiyaç duyduğu manevi şeylerin en önemlisi “din” dir. Allah gönderdiği dinleri peygamberleri aracılığıyla öğretmiştir.

Dinlerin tüm ilkelerini ortaya koyan kitaplar göndermiştir. İnsanlar kendilerine gelen dinleri ve kutsal kitapları değiştirmiş, kendi istek ve arzularına göre yeniden şekillendirerek orijinallerini yok etmişlerdir. Bozulan ve değiştirilen kutsal kitapların yerine yenilerini gönderen Yüce Allah en son gönderdiği kitap olan Kur’an-ı Kerim’i değiştirilemeyecek bir vaad ile kıyamete kadar koruma altına almıştır. Muhkem olarak

Son ilahi kitabımız Kur’an, “Hikmet Sahibi”,”Hakim” ve “Muhkem” olarak insanlığın ortak kutsal kitabıdır. Allah’ın bu konuda Kur’an’daki mesajı şöyledir:

Yüce Allah şöyle buyurur: 

“Hakîm (Hikmet dolu)Kur'an hakkı için” (Yâsîn Suresi 2. Ayet)

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’i tüm insanlığa hikmet dolu, muhkem bir kitap olarak, gerçeği açıklayan, şüpheyi gideren delil, sahih ve muhkem bir söz, ilmi ve gerçeği bulduran, önünden ve arkasından batılın sızmadığı, işleri sağlam ve kusursuz yapan bir uyarıcı kitap olarak göndermiştir.

Kur’an evrensel bir ölçüde insanlık için yüzlerce güzel bilgi, emir, ibadet, dua, öğüt vb. şeyler içermektedir.

Bunlara birkaç örnek verecek olursak;

Allah bir tektir eşi benzeri yoktur. (Şûrâ Suresi – 11)

Muhammed Allah’ın Rasûludür. (Fetih Suresi 29. Ayet)

Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır. (Ahzâb Sûresi, 21. Ayet)

De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? (Zümer suresi 9. Ayet)

Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur. (Mâide Suresi 32. Ayet)

Muhakkak ki Allah adaleti, ihsanı, akrabaya karşı cömert

 olmayı emreder; hayâsızlığı, kötülüğü ve zorbalığı yasaklar.

 İşte Allah, aklınızı başınıza alasınız diye size böyle öğüt

 veriyor. (Nahl Suresi,90.Ayet)

Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri

 sevmez. (A'râf Suresi,31.Ayet)

Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu (karşılığını) görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu (karşılığını) görür. (Zilzâl Suresi,7-8.Ayetler)

Siz kendinizi unutarak diğer insanlara iyilik yapmayı ve erdemli olmayı mı emredersiniz, hem de Allah'ın kitabını okuyup durduğunuz halde, siz hiç aklınızı kullanmaz mısınız? (Bakara Suresi, 44. Ayet)

“Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi

 de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.”

 (Kâf Suresi 16. Ayet)

Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de bunlar gibi nice ayeti kerime

 vardır.

Kur’an bize bu hayatta yol gösteren yegane ilahi belgedir.

Günümüzde ve her zaman kıyamete kadar tek çözüm kaynağı

 Kur’an’dır.

Sözde değil özde Müslüman olmalıyız. Kur’an’ı yaşamalıyız.

Bilmek değil yaşamak çok önemli,

Uygulamak çok önemli…

Ne mutlu Allah’ın kitabını yaşam ölçüsü haline

 getirebilenlere…


Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

5 Eylül 2021 Pazar

Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var-25

 

Hadis-i Şeriften Mesaj Var

Helal Yolda Yürümek Harama Yaklaşmamak

İnsanlar hayatlarını sürdürebilmeleri ve refah içinde yaşayabilmeleri için rızık peşinde koşmalıdırlar.

Rızkımızı helal yollardan elde etmeye çalışmalıyız.

Hiçbir uğraş vermeden, eziyet çekmeden, çalışıp çabalamadan geçimimizi sağlayamayız.

Dünya hayatını huzurlu, sağlıklı ve rahat geçirebilmek için maddi ve manevi ihtiyaçların yerine getirilmesi şarttır.

Maddi ihtiyaçlarımızı elde etmek için helal yolları kullanarak çalışıp rızkımızı temin etmeliyiz. İşimize gücümüze haramı karıştırmamalıyız. Kazancımızı elde ederken yalandan ve hileden uzak durmalıyız. Yaptığımız her türlü faaliyetler helal çizgi üzerinde olmalıdır.

Dinimizin yasakladığı haram olan şeyleri yaşam alanlarımızın her köşesinden uzakta tutmalıyız.

Resmi işlerimizde, ticari faaliyetlerimizde, kazancımızda, üretim faaliyetlerimizde, tarımsal işlerimizde ve bil umum yaptığımız her işimizi helal yoldan yapmalıyız. Haramı haram bilip, her daim haramdan ve şüpheli olan şeylerden uzak durmalıyız.

Peygamberimiz Hz. Muhammed bir hadis-i şerifinde bu konuda bize şöyle mesaj vermektedir:

Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:

”(Rızık temin ederken)helal olanı alın haram olanı terk edin.” (İbni Mace,Ticaret,2.)

Peygamberimizin bu hadisinde bize vermiş olduğu mesajı iş hayatımızda kısaca şu şekilde uygulamaya çalışabiliriz:

1-Öğrencilik hayatımızda, ders ve sınavlarımızda usulsüzlük yapmamalıyız.

2-İş ve çalışmalarımızda dürüst olmalıyız.

3-Çevremizde yaptığımız davranışlarımızla güven vermeliyiz.

4-Yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı düşünerek, ölçerek ve aklımızı kullanarak yerine getirmeliyiz.

5-İş ahlakımızdan yalan, hile ve dolandırıcılığı tamamen uzaklaştırmalıyız.

6-Her daim çalışkan, samimi ve dürüst olmalıyız.

7-Rızkı veren Allah’tır. Bize düşen çalışmak ve gayrettir. Rızık konusunda endişeye kapılıp, yalan ve hileye baş vurmamalıyız.

8-Kazancımızı helal yollardan elde etmeye çalışmalıyız.

9-İşimize besmele ile (Allah’ın adıyla) başlamalıyız. Allah’ın adıyla işimize samimi olarak başlarsak, harama düşmekten korkar, Allah’tan utanır ve bu durumu hatırımızdan çıkarmamış oluruz.

10-Yaptığımız iş ve davranışlarımızda (her türlü faaliyetlerde) Allah’ın bizi her daim gördüğünü, meleklerin de izleyip kayıt ettiklerini düşünmeliyiz. Bu şekilde de haramdan ve günahtan uzak durmaya çalışırız.

Ne mutlu helal-haram çizgisini takip edip, helal yoldan rızıklarını kazananlara…

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

29 Ağustos 2021 Pazar

Kur'an-ı Kerim'den Mesaj var-44

 Kur'an-ı Kerim'den Mesaj var:

Orman Yangınları Allah’a   Yapılan

 Tesbihatı Engelliyor.

Bu yıl ülkemizde bu güne kadar böylesi büyük çaplı orman yangınlarına şahit olmamıştık.

Orman yangınlarında binlerce ağaç ve milyonlarca canlı yanarak yaşamları sona ermektedir.

Ormanlarda yaşamlarını sürdüren tüm canlıların hayat hakkını yok edenler ve yangınlara sebep olanların hesabı Allah tarafından görülecektir.

Bilerek orman yangınlarını çıkaranlar ve yangınlara sebep olanlar yok ettikleri canların kul hakkı olarak karşılarına çıkacaklarını iyi bilmelidirler. Kul hakkı en büyük günahlardandır. Allah kul hakkını asla affetmeyecek.

Kul hakkının ödenmesi için kullardan helallik almaları lazım.

Yani ormanlarda yanan tüm canlılardan helallik almak gerekmektedir.

Bir de çok önemli bir husus gözlerden uzak tutulmamalıdır.

Bu husus her bir varlığın Yüce Allah’ı tesbih etmesi ve zikretmesidir.

Yangınlarda canlarını yitiren tüm varlıkların aynı zamanda Allah’ı tesbih ve zikretmeleri engellemiş olmaktadır.

Allah’ı anmaktan ve O’nu zikretmekten alıkoymak çok büyük bir günahtır.

Ormanları ve ağaçları ve içindeki milyonlarca canlıyı yakmakla Allah’a tesbih eden bunca varlığın ibadetini de engellenmiş olmaktadır. İşin bu yönü de düşünülmesi gerekir.

Bu konu ile ilgili Allah’ın Kur’an’ı Kerim’deki mesajı şöyledir: 

“Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. Her şey O’nu hamd ile tespih eder. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız. O, halîm’dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.” (İsrâ Suresi 44. Ayet)

Yine bu konuda başka bir ayette Yüce Allah mesajında şöyle devem etmektedir.

“Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde etmektedir…” (Hac Sûres,18. Ayet)

İnsanlar kendi dışındaki varlıklarında hak ve hukuklarına riayet etmelidir. Başkalarının hak ve hukukunu çiğnemek kul hakkıdır. İnancımızda kul hakkı Allah’ın affetmediği günahlardandır.

Yaptıklarımız yanımıza kalmayacaktır. Elbette bir gün bunlarla yüzleşeceğiz.

Çünkü Allah her şeyin hesabını en ince noktasına kadar soracaktır. Zerre miktarı da olsa karşılığı sevap veya günah olarak verilecektir.

İşte bu bakımdan orman yangınları gibi kul hakkına giren birçok şeye dikkat etmeliyiz.

Hiçbir canlı ve cansız varlığın hakkını engellememeliyiz.

Ne mutlu yaptığı her şeyin hesabını vereceğine inananlara ve bu şuurla hareket edenlere….

 Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

 

 

18 Temmuz 2021 Pazar

Kur'an-ı Kerim'den Mesaj var-43

                 İman Edip İyi İşler Yapanlar

Dünya hayatı geçici bir süreyle bizlere bahşedilmiştir. Allah bizi dünyaya gönderirken bizden maddi bir şey istemiyor. O insanı sadece Rabbini tanıması, büyüklüğünü görebilmesi ve O’na kulluk etmesi için yaratmıştır.

Allah insanı sayısız nimetlerle donattığı bir dünyaya gönderiyor. Bu nimetlerin kıymetini bilerek Yüce Allah’a şükretmeli ve kulluğumuzu yerine getirmeliyiz.

İnsanoğlu yaratılış gayesini ve kulluk vazifesinin ne olduğunu kendi kendine bilemez. Allah bunları peygamberleri aracılığıyla bildirmiştir.

Allah tüm insanları elçileriyle uyarmıştır. Çeşitli kitap ve peygamberler gönderen Yüce ALLAH en son gönderdiği peygamberi Hz. Muhammed’e kıyamete kadar tüm insanlığı uyarıcı nitelikte olan Kur’an’ı indirmiştir.

Kur’an’da dünya hayatında insanların uyacağı her husus bildirilmiştir. Dünya hayatının ahiret hayatının kazanılacağı bir saha olduğu bildirilmiştir. Adete dünyanın ahiretin bir tarlası olduğu vurgulanmıştır. Tarla ekilir, sulanır ve bakımı yapılırsa, bol ürünler elde edilir.

Bunun gibi dünyada inanan ve güzel işler yapan ve düzgün hayat sürdüren bir kişi buradan ayrılıp öteki aleme geçiş yaptığında orada dünyada yaptıklarının karşılığını alacaktır. Yaptığı iyiliklerine karşı cennetteki nimetleri hak edecektir.

Bu konu ile ilgili Allah’ın Kur’an’ı Kerim’deki mesajı şöyledir: 

İman edip iyi işler yapanlara gelince, onlar, cennette nimetlere ve sevince mazhar olacaklardır.”( Rûm Sûresi 15. Ayet)

Cennetteki nimetlere mazhar olmak için öncelikli şart Allah’a iman etmektir. Allah’a iman etmek için; Allah’ın bir tek olduğuna inanmak, Hz.Muhammed’in peygamber olduğuna ve ona gönderilen Kur’an’a inanmak gerekir.

İman ettikten sonra cennetteki nimetlere kavuşmak için; bol ibadet, bol iyilik, güzel ve faydalı şeyler yapmak gerekir.

Allah kutsal kitabımız Kur’an’ı Kerim’de bu dünya yaşamımızda ne yapmamız ve nelerden uzak durmamız gerektiğini ortaya koymuştur. Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.) kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’in emir ve nehiylerini insanlara öğretmiş ve onların Kur’an’a uymalarını sağlamıştır. Bu şekilde Kur’an’a inanan ve Hz. Muhammed’in elçiliğini kabul edip, Allah’a iman eden Mü’minlerin yaptıkları her iyilik ve güzel işler karşılığında cennetle mükafatlandırılacaktır.

Müslümanlar, Ahirette mükafat olarak cennette karşılaştıkları nimetlerle sevince mazhar olacaklardır.

Ne mutlu ahirette nimetler içinde mutlu sonsuz bir hayata ulaşabilenlere…

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

27 Haziran 2021 Pazar

Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var-23

 

 Dürüst ve Güvenilir Ticaret Erbabı Şehitlerle Beraberdir

İnsanoğlunun yaşamını sürdürebilmesi ve hayatta kalabilmesi için maddi ihtiyaçlarını karşılaması şarttır. Maddi bir bolluğa ve zenginliğe ulaşmak için çalışmak ve mücadele vermek gerekir.

Toplumda birçok kimse maddi kazanç elde etmek için esnaflık ve tüccarlık yapmaktadır. Ticaretin para kazanmada önemli bir araç olduğu eskiden beri süre gelmektedir. Ticaret herkesi ilgilendiren bir faaliyettir. İnsanlar ya satıcı veya alıcıdır. Herkes alıcı durumdadır. Dolayısıyla satıcı olan esnaf ve tüccarların toplumsal yaşamda rolleri çok büyüktür. Bunların dürüst ve güvenilir olmaları da çok önemli bir davranıştır.

Tüccar ve esnaflar topluma karşı sorumludurlar. Ticaret erbabının dürüstlüğü ve güvenirliği toplumda örnek alınan güzel bir erdemdir. Çünkü toplumun temeli güven ve samimiyete dayanır. 

Tüccar ve esnafların yani ticaretle uğraşan kişilerin en önemli vasıfları dürüst ve güvenilir olmalarıdır. Bir ürünü, üreten, pazarlayan, satan kişi dürüst olmalıdır. Ürün hakkında söylenenlerin gerçeğe uygunluğu ve ürünün kalitesi noktasında dürüst davranılması çok mühimdir. Ürün ile ilgili yanıltıcı bilgiler alıcıyı aldatma ve kandırma olarak kabul edilir. Dinimizde aldatma ve yalancılık kötü bir davranıştır.

Ticarette dürüstlük söz ile değil, yapılan alış verişte belli olur. Gerçekten ticaret yapan kişi dürüst davrandığında Allah katında onun değeri çok büyük olur.

Peygamberimiz Hz. Muhammed bir hadis-i şerifinde bu konuda bize şöyle mesaj vermektedir:

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: ”Dürüst ve kendisine güvenilen tüccar; nebiler, Sıddıklar ve şehitlerle beraberdir.”(Tirmizi,buyū,4)

Her çeşit yapılan ticari faaliyetlerde dürüst ve güvenilir olmak dinimizde çok önemsenmiştir. Çünkü İslam dinin temeli dürüstlüktür. Bir Müslüman dürüst olmak zorundadır. Peygamberimiz dürüstlüğün ve güvenilir olmanın ne kadar çok önemli olduğunu işte bu sözüyle dile getirmek istiyor.

Düşünebiliyor musunuz, insanların manen en değerlileri nebilerdir, (peygamberler), Sıddıklardır, (dosdoğru olanlar) ve şehitlerdir. Bu değerli kişilerle birlikte olmak her Mü’minin en büyük arzusudur.

Peygamberimiz de dürüst olan ticaret erbabının bu güzel insanlarla beraber olacağını müjdeleyerek dürüst ve güvenilir olmanın önemini vurgulamak istemiştir.

Çünkü, dürüstlük dinimizin temeli sayılır, Bir gün bir Müslüman Peygamberimize gelerek şöyle bir soru sorar: Ey Allah’ın elçisi, bana İslam’a dair öyle bir söz söyle ki, o hususta sizden başka hiçbir kimseden sormaya ihtiyacım kalmasın. Diyen bir Müslüman’a peygamberimiz:”-Allah’a inandım de, sonra dosdoğru ol.” buyurmuştur.(Müslim,iman,62.)

Ne mutlu her hususta doğruluktan ayrılmayan güvenilir olan imanlı kişilere…

Efkan VURAL

20 Haziran 2021 Pazar

Kur'an-ı Kerimden Mesaj Var-42

                                    Birkaç  saatlık Dünya Hayatı

İnsanoğlu doğar büyür yaşar ve belli bir zaman sonra dünya hayatını terk eder.

İnsanın dünyada kalma ve hayatını yaşama  zamanını tayin etme, kendi elinde değildir. Bazılarımız doğmadan, bazılarımız genç yaşta, bazılarımız orta yaşlarda, bir kısmımız da yaşlı olduğumuz zamanlarda ömrümüzü tamamlayarak, bu dünyayı terk ederiz.

Bu durum “Her nefis ölümü tadacaktır” ayeti gereği gerçekleşmektedir. (Âl-i İmrân Suresi 185. Ayet)

Hiçbir kimse dünyaya kazık çakıp kalamayacaktır. Hepimiz bir yolcu misali istasyonumuz geldiğinde oradan inerek treni terk edeceğiz.

Dünya hayatını geçirip buradan ayrılıp, öteki aleme geçiş yaptığımızda orada yeni bir hayat başlayacak. Orada yani ahirette yaşam sonsuz olacaktır. Ahirette başlayacak hayatın yanında bu dünyada yaşadığımız hayatımız birkaç saatlik yaşadığımız bir hayat olarak anımsanacaktır.

Bu konu ile ilgili Allah’ın Kur’an’ı Kerim’deki mesajı şöyledir: 

“Kıyamet gününü gördüklerinde (dünyada) sadece bir akşam vakti ya da kuşluk zamanı kadar kaldıklarını sanırlar.” (Nâziât Sûresi,46. Ayet)

Bu birkaç saatlik  olarak anımsanan dünya hayatımız kısada olsa sonsuz ahiret hayatının kazanılmasını sağlayacak çok önemli bir andır.

Bu dünya  hayatı  sınav anı gibidir. Bu öyle sınav ki, bu sınava bir kere girme şansınız var. Bu sınavı kazanmak zorundasın.

İşte yaşantımızda sonsuz olan ahiret hayatını kazanmak için bize sunulan ömür çerçevesinde sınavımızı başarmak zorunda olduğumuzu fark etmeliyiz.

Çok uzun yaşasan da çok kısa yaşasan da önemli olan asıl ebedi hayatı hak edebilmektir.

İnsanın çok yaşaması uzun ömürlü olması elde ettiği bir başarı değildir. Dünyada ne kadar uzun kalırsan kal. Bu öldükten sonra kısa bir süre olarak algılanacak. Önemli olan insanın dünya hayatında imanlı olarak yaşayıp güzel şeyler yapmasıdır. Ve yine imanlı olarak göç edebilmek önemlidir.

 İmanlı olabilmek için İslam dini üzerinde olmamız şarttır. Allah’a ve Peygamberi Hz.Muhammed’e inanmalıyız.  Hz.Muhammed’in Allah’tan aldıklarına yani Kur’an’a inanmak,imanın diğer şartlarına inanmak, Kur’an ve sünnete uygun bir hayat yaşamaktır önemli olan. Uzun veya kısa ömürlü olmak değil.

Güzel ahlak üzerine olabilmek ve ahireti kazanabilmektir, mesele….

Ne mutlu şu kısacık dünya hayatını anlamlı geçirenlere.

Ne mutlu iman ehli olup, imanlı olarak göç edenlere.

Ne mutlu Allah’ın kendisinden razı olanlara.         

 Ne mutlu ebedi hayatını kazananlara…

Efkan VURAL

Efkan VURAL

 Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

 

9 Mayıs 2021 Pazar

Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var –22

     Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var 

                 Orucu Değerli Kılan Nedir

İslam dininin beş temel esasından biri de oruç

 ibadetidir.

Oruç tutmak her akıl ve baliğ olan Müslümana

 farzdır. Yani oruç ibadetini yerine getirmek

 Allah’ın zorunlu emirlerindendir.

Ramazan ayında yerine getirilen bu ibadetin

 önemi çok büyüktür.

Oruç ibadetinin birçok hikmeti vardır. Oruç

 ibadeti aç ve susuz kalmanın ötesinde nefsi

 terbiye etmektir.

Oruç, nefsin kötü arzu ve isteklerini frenleyip

 durdurmasına yardım eder.

Peygamberimi Hz.Muhammed bir hadis-i

 şerifinde bize şöyle mesaj vermektedir:

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: ”

“Kim ki yalan söylemeyi ve yalanla iş yapmayı bırakmazsa, Allah o kimsenin yemesini ve içmesini bırakmasına hiç değer vermez.”
(Sahih-i Buhari,Muhtasarı Tecrid-i Sarih

 Terc.,Cilt:6 Sh.253 D.İ.B.Yay.7.Baskı )

Oruç ibadetinde esas olan güzel davranışlar

 sergileyebilmektir.

Bunun içinde oruç ibadetini samimi bir şekilde

 yerine getirmeliyiz. Sırf aç ve susuz kalmakla

 bu ibadet yerine getirilmiş sayılmaz. Oruçlu

 günlerde ve sonrasında davranışlarımız her

 zaman Allah’ın rızasına uygun olmalıdır.

Oruç ibadeti insana sabırlı ve kanaatkâr olmayı

 öğretir. 

Oruç ile nefsin arzu ve isteklerine sınırlama

 koyarak davranışlarımızı kontrol altına almaya

 çalışırız.

Oruçlu iken konuşmalarımıza, yaptıklarımıza,

 düşündüklerimize ve yaptığımız her şeye

 dikkat etmeliyiz.

Özellikle, yalancılıktan ve yalan sözden,

 iftiradan, gıybetten, kıskançlıktan, hasetlikten,

 kin ve nefretten uzak kalmaya gayret

 etmeliyiz.

Bu ve benzeri kötü davranışlardan uzak

 kalamadığımız sürece, tuttuğumuz oruçlarda

 aç ve susuz kalmamızın hiçbir önemi

 kalmamaktadır.

Oruçlu olan bir Müslüman, her an ibadet halinde olduğu bilinciyle hareket etmelidir. Yüce Allah’ın kendisini her zaman ve her yerde gördüğünü bilerek yaptıklarının hesabını bir gün Allah’a vereceğini aklından hiç çıkarmamalıdır.

Oruçlu bir kimse Allah’ın yasaklamış olduğu

 şeylerden uzak durarak, davranışlarını kontrol

 altına almak suretiyle orucunu korumuş olur.

İşte bu şekilde tutulan oruç Allah katında

 kıymetli ve değerli olur.

Ne mutlu Allah’ın değerli bulduğu oruçları

 tutanlara…

 

  Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog: