Resulullah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Resulullah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ağustos 2025 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

 Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

 “Cennete giren hiçbir kimse, yeryüzündeki her şey kendisinin olsa dahî dünyaya geri dönmeyi arzu etmez. Sadece şehit, gördüğü ileri derecedeki itibar ve ikram sebebiyle tekrar dünyaya dönmeyi ve on defa şehit olmayı ister.” 

                (Buhârî, Cihâd 21; Müslim, İmâre 109)

2 Temmuz 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 02.07.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:DÜĞÜNLERIMIZDE NEBEVÎ ÖLÇÜYE RIAYET EDELIM

 düğünlerimizde nebevî ölçüye riayet edelim




Muhterem Müslümanlar!


Peygamber Efendimiz (s.a.s), sevgili kızı Fâtıma’yla

 amcasının oğlu Hz. Ali’yi evlendirmişti. Hz. Fâtıma’nın

 çeyizi, bir parça kadife, bir su tulumu ve bir yastıktan

 ibaretti. Hz. Fâtıma’nın çeyizi gibi mehri ve düğün yemeği

 de gayet sadeydi. Bu mütevazı düğüne şahit olanlar, 

“Biz, Fâtıma’nın düğününden daha güzel bir düğün

 görmedik.” demişlerdi.[1]


Aziz Müminler!


Evlilik, Allah’ın emri, Resûlüllah’ın sünnetidir. Dünyada

 mutluluğa ve berekete, ahirette ise huzura ve cennete

 ulaştıran kıymetli bir başlangıçtır. Sevgili Peygamberimizin

 buyurduğu gibi evlilik, “dinin yarısını korumaya” vesiledir.[2]

Evliliğin ilk adımı olan nikâh ve düğünlerimiz ise

 sevdiklerimizin şahitliği ve güzel dilekleri eşliğinde

 gerçekleşen törenlerdir. Düğünle yeni bir ailenin kurulduğu

 ilan edilir. Sevinçler paylaşılır; geleceğe dair umutlar

 güçlenir. Eşler arasına muhabbet ve merhamet lütfetmesi,

 onlara sağlıklı ve hayırlı nesiller ihsan etmesi için Allah’a

 dua edilir.


Kıymetli Müslümanlar!


Dinimiz, hem düğün hazırlıklarımızın hem de nikâh ve düğün törenlerimizin kolaylaştırılmasını öğütler. Her işimizde olduğu gibi düğünlerimizin de gösterişten uzak ve sade yapılmasını tavsiye eder. Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.s) bir hadisinde şöyle buyurur: “En bereketli nikâh, zorluğu ve külfeti en az olanıdır.”[3]


Değerli Müminler!


Maalesef günümüzde, evlenmek isteyen birçok gencimiz, düğün masraflarının makul ölçüleri aşması sebebiyle zorlanmakta, hatta evlilikten uzak durmaktadır. Gereğinden fazla yapılan düğün harcamaları ile aileler, düğünden sonra uzun süre borç ödemektedir. Bu durum genç çiftlerin, evliliklerinin ilk yıllarını maddi sıkıntı ve huzursuzlukla geçirmesine neden olmaktadır. Hâlbuki Nebevî ölçü açıktır: Kolaylaştırın, zorlaştırmayın! Müjdeleyin, nefret ettirmeyin!”[4]


Aziz Müslümanlar!


Her işimizde olduğu gibi düğünlerimizde de Allah’ın rızasına, Resûlü’nün sünnetine uygun davranalım. Evliliklerimizi kolaylaştıralım. Düğünlerimizi israfa ve gösterişe dönüştürmeden yapmaya gayret edelim. Eğlenirken İslam’ın çizdiği meşruiyet dairesinde hareket edelim; ölçülü ve dengeli olalım, helale ve harama riayet edelim. Düğünlerimizi, Kur’an’da “Kendileriyle huzur bulmamız için bizlere eşler yarattığını, aramızda sevgi ve rahmet bağları var ettiğini”[5] buyuran Rabbimize şükretmek için birer vesile kılalım.



[1] İbn Mâce, Nikâh, 24.

[2] Beyhaki, Şuabü’l-İman IV, 382.

[3] İbn Hanbel, VI, 83.

[4] Buhârî, İlim, 11.

[5] Rûm, 30/21.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:


25 Haziran 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 25.06.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:KUR’AN’IN MANEVÎ İKLİMİYLE BULUŞALIM

 KUR’AN’IN MANEVÎ İKLİMİYLE BULUŞALIM




Muhterem Müslümanlar!

Medine’nin huzur dolu günlerinden biriydi. Peygamber Efendimiz (s.a.s), Abdullah b. Mesûd’u çağırdı ve ona şöyle seslendi: “Ey Abdullah! Bana Kur’an oku.” Bir an şaşkınlık yaşayan Abdullah, “Yâ Resûlallah, Kur’an size indirilmişken, ben mi size okuyayım?” diye cevap verdi. Allah Resûlü, “Evet, ben Kur’an’ı başkasından dinlemeyi çok seviyorum.” buyurdu. Abdullah b. Mesûd, Nisâ Suresi’nden okumaya başladı. Nihayet,



 “Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman, bakalım onların hâli nice olacak!”  ayetine gelince Rahmet Elçisi’nin gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı ve “Bu kadar yeter.” buyurdu. 

Aziz Müminler!

Kur’an; Allah’ın kitabı, sözlerin en güzeli ve en doğrusudur. O, bizi en doğru yola ileten şifa kaynağımız, hidayet rehberimiz ve rahmet vesilemizdir. Nitekim bir ayet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır: “Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet olan Kur’an geldi.” 

Evet! Kur’an-ı Kerim, insanları inançsızlığın karanlıklarından hidayetin aydınlığına çıkarmak için Yüce Allah’tan gelen eşsiz bir hitaptır. Daralan gönüllerimize ferahlık veren Rahmânî bir ses ve nefestir. Sevgili Peygamberimizin ümmetine bıraktığı en değerli emanettir. 

Kıymetli Müslümanlar!

Kur’an-ı Kerim’i okumak, doğru anlamak ve en güzel şekilde yaşamak hayatımızın ana gayesi olmalıdır. Göz aydınlığımız olan yavrularımızı Kur’an’ın manevî iklimiyle buluşturmak, onun mesajlarını, helal ve haramlarını evlatlarımıza öğretmek en büyük idealimiz olmalıdır. Unutmayalım ki çocuklarımız, Yüce Allah’ın bize birer emanetidir. Bu nadide emanete sahip çıkmak, onları Kur’an ve sünnetin rehberliğinde büyütmekle mümkündür. Yavrularımızı Allah’a kul, Resûlüllah’a ümmet olma şuuru kazanmış,  güzel ahlaklı, vatanına, milletine ve insanlığa faydalı nesiller olarak yetiştirmek en önemli görevimizdir. Peygamberimizin buyurduğu gibi “Hiçbir anne baba çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunmamıştır.” 

Kıymetli Müminler!

Çocuklarımızın Kur’an’la, ibadetle, Sevgili Peygamberimizin örnek hayatıyla buluşup tanışacakları güzel bir fırsat mevsimi yaklaşıyor. 5 Temmuz Pazartesi gününden itibaren yavrularımız,  hem yüz yüze hem de çevrim içi olarak Yaz Kur’an Kurslarımız ile buluşacak inşallah. Bu vesileyle sizleri bir an önce cami ve Kur’an kurslarımıza başvurarak ya da Başkanlığımızın web sitesi üzerinden kayıt yaptırmaya davet ediyorum. 

Geliniz, göz aydınlığımız ve yarınlarımız olan evlatlarımızı Allah’ın yeryüzündeki manevî sofrası Kur’an’la nimetlendirelim. Gönüllerinin ve zihinlerinin Kur’an’ın nuruyla aydınlanmasına öncülük edelim. Masum yüreklerine Allah ve Resûlü’nün, İslam ve Kur’an’ın sevgisini nakşetmeye vesile olalım. 

Hutbemi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu hadisiyle bitiriyorum: “Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir.” 

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

23 Nisan 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 23.04.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:YETİM: CENÂB-I HAKK’IN İNSANLIĞA EMANETİ

        Yetim: CENÂB-I HAKK’ın insanlığa emaneti



Muhterem Müslümanlar!


Uhud savaşı sona ermiş, Müslümanlar Medine’ye dönmüştü. Küçük bir çocuk Peygamberimize yaklaşarak “Babama ne oldu?” diye sordu. Allah Resûlü’nün ağzından “Baban şehit oldu, Allah ona rahmet etsin” sözleri dökülüverdi. Bunun üzerine çocuk ağlamaya başladı. Rahmet Elçisi (s.a.s) bu duruma dayanamadı, çocuğu bağrına basıp “Ağlama” diye teselli etti. Sonra da “Ben senin baban olayım, Âişe de senin annen olsun istemez misin? buyurdu. Çocuğun yüzünde güller açmıştı. Sevinçle “Evet! Çok isterim” dedi. Allah Resûlü (s.a.s), şehidin emanetini kucaklamış, ona yalnızlığını ve yetim olduğunu unutturmuştu.[1]

Aziz Müminler!

Yüce dinimiz İslam, yetimleri himaye etmeyi, koruyup gözetmeyi emreder. Onlara karşı duyarlı davranmayı, şefkat ve merhametle yaklaşmayı öğütler. Zira yetimler, Cenâb-ı Hakk’ın hepimize emanet ettiği masum kullarıdır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), bir hadis-i şeriflerinde bu gerçeğe şöyle işaret eder: 

“Müslümanların evleri arasında en hayırlı ev, içinde kendisine iyi davranılan bir yetimin bulunduğu evdir.”[2]


Kıymetli Müslümanlar!


Yetimleri ihmal etmek, onları yalnız ve ilgisiz bırakmak büyük bir vebaldir. Yetimlerin haklarını çiğnemek, mallarına el uzatmak sorumluluğu ağır bir günahtır. Nitekim Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bizi şöyle uyarır:

“Öyleyse sakın yetimi ezme! El açıp isteyeni de sakın azarlama. Ve Rabbinin nimetini, minnet ve şükranla an.”[3]


Değerli Müminler!


Resûl-i Ekrem (s.a.s), bir defasında işaret ve orta parmağını bir araya getirerek “Ben ve yetime kol kanat geren kimse, cennette böyle yan yana olacağız”[4] buyurmuştur.

Resûlüllah’a yürekten bağlı olan aziz milletimiz tarih boyunca yetime, kimsesize, mağdura, mazluma kucak açmıştır. Bizler de bugün aynı şuurla yetimlerimize gönüllerimizi açalım. Gözlerindeki ışıltıyı, yüzlerindeki sevinci artırmak için çaba gösterelim. Güzel ahlaklı ve iyi eğitimli bireyler olarak yetişmelerine katkı sunalım. Maddi ve manevi bakımdan yanlarında olup geleceklerine umut taşıyalım. Unutmayalım ki yetime el uzatmak, Rabbimizin rızasını kazanmaktır.



[1] İbn Hacer, İsâbe, I, 302.

[2] İbn Mâce, Edeb, 6.

[3] Duhâ, 93/9-11.

[4] Buhârî, Talâk, 25.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK: