Zekat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zekat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mart 2023 Cumartesi

HAFTANIN HADİSİ

            Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:  

                اَلْيَدُ الْعُلْياَ خَيْرٌ مِنَ الْيَدِ السُّفْلَى


 “Veren el, alan elden daha hayırlıdır”.

                             Buharî: Zekât 18; Müslim: Zekât 94


4 Temmuz 2021 Pazar

Kur'an Ayetleri Aydınlatıyor-9

 Sahip Olduğumuz Nimetlere Karşılık

               Çok Az Şükrediyoruz.

İnsan yaratılanlar içerisinde en mükemmel olanıdır. Allah insana birçok özellik ve nitelik vermiştir. Bütün yaratılar kendilerine has birtakım özelliklere sahiptir.

Canlı cansız tüm varlıkların sahip olduğu farklılıkları görmekteyiz. Bu farklı olma durumlarını hiçbiri kendi kendine elde etmesi mümkün değildir. Her şey bir etki ve tepkiye göre meydana gelmektedir.

       Elimizde bulunan bir cep telefonunu düşünelim. Telefondaki yazılım ve tüm programlar cihaza yüklenmemiş olsa telefonun hiçbir özelliği olmaz. Telefonun değerini artıran yazılım ve programlardır. Cihazın teknik kalitesi de çok önemlidir elbette. Telefonu değerli ve kullanılır kılan tüm özellikleri, mühendislik ölçüsünde birtakım çalışmalarla yapılır. Hiçbir cihaz kendiliğinden meydana gelmez. Her şeyin bir tasarımcısı ve ustası var.

       İşte bunun gibi insanoğlunun ve diğer tüm canlıların sahip olduğu özellikler Yüce Allah tarafından tasarlanıp oluşturulmuştur.

       Doğuştan sahip olduğumuz, görme, işitme, ses çıkarma, yeme, içme, tat alma, kalp damar sistemi, beyin sinir sistemi, karaciğer, akciğer, kan dolaşımı, mide, kalın bağırsak ve boşaltım sistemi gibi sayısız özellik ve nitelikler bize programlanarak karşılıksız hibe edilmiştir.

       Biz bu programları hazır bulduk. Hiçbir uğraş vermeden sahip olduğumuz bunca özellikleri bize yükleyen yüce bir varlık olan Allah’tır. Allah bize bunları karşılıksız verdi. Nimetlere karşılık, bize de şükretmek düşer.

Allah bizi bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle aydınlatır:

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“(Resûlüm!) De ki: Sizi yaratan, size işitme duyusu, gözler ve kalpler veren O'dur. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!” (Mülk Sûresi,23.Ayet)

       Bunca nimete karşılık Allah bizden kendisini tanımayı, kendisine ibadet etmeyi kısaca bizden kulluk istemektedir. Allah’a yaptığımız kulluk karşılığında da cennetle ödüllendirilmiş olacağız.

      Size bir kişi bir ikramda bulunursa, bir çay ikram etse, ona hemen teşekkür edersiniz memnuniyetinizi belli edersiniz. Önemli bir işimizde bize yardım eden birine karşı ne kadar çok müteşekkir oluruz. Onun yaptığı iyiliği unutamayız. Biz de onun iyiliğine karşılık veririz.

       Allah’ın vermiş olduğu sayısız nimetine karşılık biz de O’na bolca şükretmeliyiz. Şükrümüzü söz ile ifade etmek yeterli değil. Şükrümüzü, Allah’a karşı özel ibadetlerimizle göstermeliyiz.

       Namaz, oruç, zekat, iyilik ve yardım yapmak, zikir, Kur’an okumak, yetimle ilgilenmek, çalışmak, ilim yapmak gibi işlerle şükrümüzü fiiliyata çevirmeliyiz.

       İbadetlerimizle ve güzel ahlaklı yaşam süreciyle şükrümüzü her daim

       göstermeliyiz.

        Ne mutlu Allah’ın verdiği nimetleri fark ederek, hayatını şükür ve ibadetle geçirenlere…

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:


30 Nisan 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 30.04.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:İNFAK TOPLUMUN ŞİFASIDIR

 

İnfak TOPLUMUN ŞİFASıDIR




Muhterem Müslümanlar!


Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Herhangi birinize ölüm gelip de, ‘Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!’ demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda infak edin.”[1]

Okuduğum hadis-i kutsîde Resûl-i Ekrem (s.a.s), Cenâb-ı Hakk’ın şöyle buyurduğunu bizlere haber veriyor: “Ey Âdemoğlu! İnfak et ki, ben de sana infak edeyim.”[2]


Aziz Müminler!


İnfak, Allah’ın bize emanet ettiği mal ve servetten, verdiği nimetlerden başkalarına da ikram etmektir. İhtiyaç sahiplerini koruyup gözetmek, onlara kol kanat germektir. Ailemize, akrabamıza, komşumuza, din kardeşimize hâsılı tüm insanlığa faydalı olmak için çaba göstermektir.


Kıymetli Müslümanlar!


İnfak, beden ve ruhlara şifadır. Bizler, infakla 

nefsimizi ve malımızı arındırırız. Üzüntü ve 

kederi paylaşır, Rabbimizin hoşnutluğunu 

kazanırız.

İnfak, toplumlara da şifadır. Kardeşlerimizle 

aramızdaki ahenk, huzur, birlik ve beraberlik 

infakla pekişir. Yardımlaşma ve dayanışma, 

infakla yaygınlaşır. Ve nihayet müminler infakla 

Cenâb-ı Hakk’ın nusretine nail olur. Nitekim 

Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır: 

“Kul, kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da onun yardımcısı olur.”[3]


Değerli Müminler!


Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:

“Allah’a karşı gelmekten sakınanların mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır.”[4]

O halde, kardeşlerimizin üzerimizdeki haklarını gönül huzuru içinde onlara ulaştıralım. Fakir ve yoksullara, yetim ve kimsesizlere destek olalım. Fitre ve zekâtımızla başta akraba ve komşularımız olmak üzere bütün ihtiyaç sahiplerinin dertlerine derman olmaya çalışalım. Unutmayalım ki, sevdiğimiz şeylerden Allah yolunda infak etmedikçe iyiliğe asla ulaşamayız.[5]


Aziz Müslümanlar!


Türkiye Diyanet Vakfımız, her yıl olduğu gibi bu yıl da “Kardeşlerini Unutma, Beklenen Sensin” şiarıyla hayır ve hasenatımızı, fitre ve zekâtımızı ihtiyaç sahipleriyle buluşturmaya devam ediyor. İl ve ilçe müftülüklerimiz aracılığıyla ya da vakfımızın kurumsal web sayfası üzerinden bu yardım seferberliğimize katkıda bulunabilirsiniz. Ayrıca inşaatı devam eden üniversite camilerimiz için Cuma namazı sonrası yardımlarınıza başvuracağız. Yaptığımız ve yapacağımız bütün yardımların makbul olmasını Cenâb-ı Hak’tan niyaz ediyorum.



[1] Münâfikûn, 63/10.

[2] Müslim, Zekât, 36.

[3] Ebû Dâvûd, Edeb, 60.

[4] Zâriyât, 51/19.

[5] Âli İmrân, 3/92.


Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:



18 Nisan 2021 Pazar

Hadis-i Şerifler aydınlatıyor-7

            Hadis-i Şerifler aydınlatıyor-7


      Ramazanda Cennet kapıları açılır...

Dinimizde üç aylar olarak bilinen Recep, Şaban ve Ramazan aylarının fazileti çok büyüktür. Bu aylardaki dini ve manevi atmosfer inananları bir çok nimete kavuşturur.

Bu aylara mahsus maneviyatı yüksek gece ve anlar vardır.

Bu aylar Müslümanlar için ganimet aylarıdır.

Üç ayların en önemlisi olan Ramazan ayının faziletine ulaşabilmek  için Recep ve Şaban aylarının feyiz ve manevi iklimini iyi değerlendirmemiz lazım.

Bu manevi iklimle Ramazana ulaşarak, Ramazanın feyiz ve rahmet deryasına girmiş oluruz.

Ramazanın fazileti çok büyük olmasının bir takım sebepleri vardır.

Ramazan ayında oruç ibadeti vardır. Orucun fazileti ve insana kazandırdıkları çok önemlidir.

Tüm insanlığın kurtuluşunu sağlayan Kur’an-ı Kerim bu ayda Kadir gecesinde inmeye başlamıştır.

Bu ayda iyilikler yapılarak zekat ve fitrelerin verilmesiyle elde edilen manevi haz ile huzur ve mutluluğun yolu açılmış olur.

Bu ayda manevi atmosfer öylesine yüksek olur ki, Cennet kapıları açılır ,cehennem kapıları kapanır ve aynı zamanda şeytan bağlanır.





Bu konuda sevgili Peygamberimiz bir hadisinde bizi şöyle aydınlatır.

Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur:

 “Ramazan girdiğinde Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, bütün şeytanlar da zincire vurulur.”
(Sahih-i Buhari,Muhtasarı Tecrid-i Sarih Terc.,Cilt:6 Sh.252 D.İ.B.Yay.7.Baskı )

Ramazan ayında Allah’ın rahmeti ve merhameti her yeri kaplar. Her isteyen cennete girebilsin diye Allah Ramazanda cennetin kapılarını sonuna kadar açar.

Cennetin kapılarının açılmasından kasıt, bu ayda cennetlik olabilmek ve cennete girebilmek daha kolay olur. Çünkü Ramazanı gereği gibi oruçlu olarak geçirenler kendilerini kötülüklerden korumuş olur ve böylelikle cennet yolu açılmış olur.

Yine bu ayda cehennem kapıları kapanır ve şeytan zincirle bağlanır.

Bundan da kasıt şudur:

Ramazanı samimi bir şekilde oruçlu olarak  geçiren biri her an ibadet halinde olduğu için şeytanın tuzağına düşmez ve bu şekilde cehennemden uzak olur.

Bu ayı iyi değerlendirenler için kurtuluş yolu açılır, kötü ve çirkin yönelişler son bulur. Bu durumda Şeytan etkisiz hale gelir.

Oruçlu olan bir Müslümanın hali şu şekilde olur:

1-Her an ibadet halinde olduğu bilinciyle hareket eder.

2-Yüce Allah’ın kendisini her zaman ve her yerde gördüğünü bilir.

3-Bir gün Allah’a döndürüleceğini ve yaptıklarının hesabını vereceğini aklından hiç çıkarmaz.

4-Yalan,iftira,gıybet, dedi kodu, yolsuzluk, rüşvet, kul hakkı, kamu malına zarar, kamu malını kendi menfaatine kullanma gibi kötü davranışlarda bulunmaz.

5-Düşkünlere,yoksullara kimsesizlere yardım etme gibi güzel davranışlar gösterir.

Oruçlu olan bir kimse nefsinin arzu ve isteklerini kontrol altına alır. Böyle bir durumda oruçlu maneviyatını artırır ve ibadetini çoğaltır. Kur’an okuyarak ve Türkçe anlamını düşünerek cennet yolunu görür. Şeytanın tuzaklarını görür ve cehennem yolundan kendini uzak tutar.

Bu şekilde Allah’ın rahmeti ile kurtuluşa ermiş olur.

 

Efkan VURAL

 Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

16 Nisan 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 16.04.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:ŞİFA AYI RAMAZAN

                                                    

                                                      ŞİFA AYI RAMAZAN




Muhterem Müslümanlar!


Sahurla berekete, oruçla sıhhate, Kur’an’la şifaya, teravihle

 huzura, zekâtla kardeşlerimize, itikâfla özümüze

 eriştiğimiz bir Ramazan ayına daha kavuştuk

 elhamdülillah.


Aziz Müminler!


Ramazan, sabır ve irademizle bizi takvaya eriştiren oruç ayıdır. Oruç, Rabbimizin bize bağışladığı kutlu bir nimet ve emanettir.  Her yıl bize gelen bir medeniyet, bir diriliş mucizesidir. Vücudumuz, duygularımız, beynimiz ve kalbimiz oruçla yenilenir. Bedenimiz oruçla sıhhat bulur. Kişiliğimiz oruçla mayalanır. Nefsimiz oruçla terbiye olur. Ruhumuz oruçla temizlenir. Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.s) bir hadisinde şöyle buyurur: Kim inanarak ve karşılığını yalnızca Allah’tan umarak Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.”[1]

Kıymetli Müslümanlar!

Ramazan, varlık âlemine eşsiz bir ufuk sunan Kur’an-ı

 Kerim’in indirildiği ve en çok okunduğu aydır. O Kur’an ki

 hayat ışığımız, gören gözümüz, çalışan kalbimizdir. Kur’an

 insana şifa, toplumlara şifa, medeniyetlere şifadır. O

 halde, Kur’an’la şifa bulalım. Yuvalarımızı ve gönüllerimizi

 Kur’an’la buluşturalım. Rabbimizin kelamını özenle

 okumaya, anlamaya ve yaşamaya çalışalım.

 Mukabelelerimizle Peygamberimizin sünnetini ihya edelim.

 İhya edelim ki Kur’an ruhumuza işlesin, Kur’an’ın aydınlığı

 yüzümüzü kaplasın.

Değerli Müminler!

Ramazan, dinimizin direği olan namazla huzur bulduğumuz

 aydır. Öyleyse zikrimizi, şükrümüzü, tefekkürümüzü, dua

 ve niyazımızı namazla artıralım. Her türlü kötülükten,

 hayâsızlık ve fenalıktan namazla korunalım.  Yorulan

 ruhlarımızı, teravihle sükûnete erdirelim.


Aziz Müslümanlar!


Ramazan, yardımlaşma ve dayanışma ayıdır. Geliniz, infak

 ve sadakamızla, hayır ve hasenatımızla malımızı

 bereketlendirelim. Zekât ve fitremizle kardeşlerimizin

 derdine derman olalım. Hüzünlerini dindirip sevinçlerini

 çoğaltalım. 

Yüce Rabbim hepimize Kur’an’la, oruçla ve namazla dirilmeyi nasip eylesin. Hutbemi Cenâb-ı Hakkın şu emriyle bitiriyorum: “Ey iman edenler, rükû edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.”[2]



[1] Buhârî, Îmân, 28.

[2] Hac, 22/77.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

9 Nisan 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 09.04.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:RAMAZAN: KUTLU MİSAFİR

                            RAMAZAN: KUTLU MİSAFİR





Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Ramazan ayı, insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği aydır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçlu geçirsin.”[1]


Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor:

“Ramazan ayı geldiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır.”[2]

Aziz Müminler!

Rahmet, mağfiret ve bereket iklimi üç ayların sonuncusu, özlemle beklediğimiz Ramazan ayına yaklaştık. Önümüzdeki Pazartesi’yi Salı’ya bağlayan gece ilk teravihimizi kılacağız ve sahura kalkacağız inşallah.

Kıymetli Müslümanlar!

Kutlu misafirimiz Ramazan, Rabbimizden bize gelen yüce bir davettir. Hidayet rehberimiz Kur’an-ı Kerim’i daha çok okumaya, tefekkür edip yaşamaya çağrıdır. Tuttuğumuz oruçlarla irademizi güçlendirmek ve nefsimizi terbiye etmek için en güzel fırsattır. Sahuruyla, iftarıyla yuvalarımızda huzur ve berekettir. Beş vakit namazın yanında kıldığımız teravihlerle bedenimize sıhhat, ruhumuza sükûnettir. Zekât, fitre ve sadakamızla; yakınlarımız, komşularımız ve bütün kardeşlerimizle aramızda muhabbettir. Bu ayda müminler olarak bize düşen en büyük sorumluluk, bu kutlu misafire gönlümüzde yer açmak, bu ilahi davete yürekten icabet etmektir.

Değerli Müminler!

Yorulan ruhlarımızı, Ramazan-ı şerifle teskin edelim. Bunalan gönüllerimize Rabbimizden inşirah dileyelim. Özümüze ve fıtratımıza yönelip kulluk şuurumuzu artıralım.  Sabır ve merhamet, kanaat ve şükür bilincimizi kuşanalım. Elimizi, dilimizi, gözümüzü, aklımızı, kalbimizi hâsılı ruh ve bedenimizi günahlardan korumaya söz verelim.

Aziz Müslümanlar!

Ramazan ayımız şimdiden mübarek olsun. Gönül ve zihin dünyamız Kur’an’la şifa bulsun. Bu mübarek ay, her türlü sıkıntı ve hastalıktan bilhassa yaşadığımız salgından kurtulmamıza vesile olsun inşallah.



[1] Bakara, 2/185.

[2] Müslim, Sıyâm, 1.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK: