Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:
اَلْيَدُ الْعُلْياَ خَيْرٌ مِنَ الْيَدِ السُّفْلَى
“Veren el, alan elden daha hayırlıdır”.
Buharî: Zekât 18; Müslim: Zekât 94
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:
اَلْيَدُ الْعُلْياَ خَيْرٌ مِنَ الْيَدِ السُّفْلَى
“Veren el, alan elden daha hayırlıdır”.
Buharî: Zekât 18; Müslim: Zekât 94
Sahip Olduğumuz Nimetlere Karşılık
Çok Az Şükrediyoruz.
İnsan yaratılanlar içerisinde en mükemmel olanıdır. Allah insana birçok
özellik ve nitelik vermiştir. Bütün yaratılar kendilerine has birtakım
özelliklere sahiptir.
Canlı cansız tüm varlıkların sahip olduğu farklılıkları görmekteyiz. Bu farklı
olma durumlarını hiçbiri kendi kendine elde etmesi mümkün değildir. Her şey bir
etki ve tepkiye göre meydana gelmektedir.
Elimizde bulunan bir cep telefonunu düşünelim.
Telefondaki yazılım ve tüm programlar cihaza yüklenmemiş olsa telefonun hiçbir
özelliği olmaz. Telefonun değerini artıran yazılım ve programlardır. Cihazın
teknik kalitesi de çok önemlidir elbette. Telefonu değerli ve kullanılır kılan
tüm özellikleri, mühendislik ölçüsünde birtakım çalışmalarla yapılır. Hiçbir cihaz
kendiliğinden meydana gelmez. Her şeyin bir tasarımcısı ve ustası var.
İşte
bunun gibi insanoğlunun ve diğer tüm canlıların sahip olduğu özellikler Yüce
Allah tarafından tasarlanıp oluşturulmuştur.
Doğuştan
sahip olduğumuz, görme, işitme, ses çıkarma, yeme, içme, tat alma, kalp damar
sistemi, beyin sinir sistemi, karaciğer, akciğer, kan dolaşımı, mide, kalın
bağırsak ve boşaltım sistemi gibi sayısız özellik ve nitelikler bize
programlanarak karşılıksız hibe edilmiştir.
Biz bu programları hazır bulduk. Hiçbir uğraş
vermeden sahip olduğumuz bunca özellikleri bize yükleyen yüce bir varlık olan
Allah’tır. Allah bize bunları karşılıksız verdi. Nimetlere karşılık, bize de
şükretmek düşer.
Allah bizi bu konuda Kur’an-ı Kerim’de
şöyle aydınlatır:
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle
buyurmaktadır:
“(Resûlüm!) De ki: Sizi yaratan, size işitme
duyusu, gözler ve kalpler veren O'dur. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!” (Mülk Sûresi,23.Ayet)
Bunca
nimete karşılık Allah bizden kendisini tanımayı, kendisine ibadet etmeyi kısaca
bizden kulluk istemektedir. Allah’a yaptığımız kulluk karşılığında da cennetle
ödüllendirilmiş olacağız.
Size
bir kişi bir ikramda bulunursa, bir çay ikram etse, ona hemen teşekkür
edersiniz memnuniyetinizi belli edersiniz. Önemli bir işimizde bize yardım eden
birine karşı ne kadar çok müteşekkir oluruz. Onun yaptığı iyiliği unutamayız.
Biz de onun iyiliğine karşılık veririz.
Allah’ın
vermiş olduğu sayısız nimetine karşılık biz de O’na bolca şükretmeliyiz.
Şükrümüzü söz ile ifade etmek yeterli değil. Şükrümüzü, Allah’a karşı özel
ibadetlerimizle göstermeliyiz.
Namaz,
oruç, zekat, iyilik ve yardım yapmak, zikir, Kur’an okumak, yetimle ilgilenmek,
çalışmak, ilim yapmak gibi işlerle şükrümüzü fiiliyata çevirmeliyiz.
İbadetlerimizle
ve güzel ahlaklı yaşam süreciyle şükrümüzü her daim
göstermeliyiz.
Ne mutlu Allah’ın verdiği nimetleri fark ederek, hayatını şükür ve
ibadetle geçirenlere…
Efkan VURAL
Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:
İnfak TOPLUMUN ŞİFASıDIR
Muhterem Müslümanlar!
Okuduğum ayet-i kerimede Yüce
Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Herhangi birinize ölüm
gelip de, ‘Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip
iyilerden olsam!’ demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah
yolunda infak edin.”[1]
Okuduğum hadis-i kutsîde Resûl-i Ekrem (s.a.s),
Cenâb-ı Hakk’ın şöyle buyurduğunu bizlere haber veriyor: “Ey Âdemoğlu! İnfak et ki, ben de sana infak edeyim.”[2]
Aziz Müminler!
İnfak, Allah’ın bize emanet ettiği mal ve servetten, verdiği
nimetlerden başkalarına da ikram etmektir. İhtiyaç sahiplerini koruyup
gözetmek, onlara kol kanat germektir. Ailemize, akrabamıza, komşumuza, din
kardeşimize hâsılı tüm insanlığa faydalı olmak için çaba göstermektir.
Kıymetli Müslümanlar!
İnfak, beden ve ruhlara şifadır. Bizler, infakla
nefsimizi ve malımızı arındırırız. Üzüntü ve
kederi paylaşır, Rabbimizin hoşnutluğunu
kazanırız.
İnfak, toplumlara da şifadır. Kardeşlerimizle
aramızdaki ahenk, huzur, birlik ve beraberlik
infakla pekişir. Yardımlaşma ve dayanışma,
infakla yaygınlaşır. Ve nihayet müminler infakla
Cenâb-ı Hakk’ın nusretine nail olur. Nitekim
Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır:
“Kul, kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da onun yardımcısı olur.”[3]
Değerli Müminler!
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:
“Allah’a karşı gelmekten sakınanların mallarında, muhtaç ve yoksullar
için bir hak vardır.”[4]
O halde, kardeşlerimizin üzerimizdeki haklarını
gönül huzuru içinde onlara ulaştıralım. Fakir ve yoksullara, yetim ve
kimsesizlere destek olalım. Fitre ve zekâtımızla
başta akraba ve komşularımız olmak üzere bütün ihtiyaç sahiplerinin dertlerine
derman olmaya çalışalım. Unutmayalım ki, sevdiğimiz şeylerden Allah yolunda
infak etmedikçe iyiliğe asla ulaşamayız.[5]
Aziz Müslümanlar!
Türkiye Diyanet Vakfımız, her
yıl olduğu gibi bu yıl da “Kardeşlerini
Unutma, Beklenen Sensin” şiarıyla hayır ve
hasenatımızı, fitre ve zekâtımızı ihtiyaç sahipleriyle buluşturmaya devam
ediyor. İl ve ilçe müftülüklerimiz aracılığıyla ya da vakfımızın kurumsal web sayfası
üzerinden bu yardım seferberliğimize katkıda bulunabilirsiniz. Ayrıca inşaatı
devam eden üniversite camilerimiz için Cuma namazı sonrası yardımlarınıza
başvuracağız. Yaptığımız ve yapacağımız bütün yardımların makbul olmasını Cenâb-ı
Hak’tan niyaz ediyorum.
Hadis-i Şerifler aydınlatıyor-7
Ramazanda Cennet kapıları açılır...
Dinimizde üç aylar olarak bilinen Recep, Şaban ve Ramazan aylarının
fazileti çok büyüktür. Bu aylardaki dini ve manevi atmosfer inananları bir çok
nimete kavuşturur.
Bu aylara mahsus maneviyatı yüksek gece ve anlar vardır.
Bu aylar Müslümanlar için ganimet aylarıdır.
Üç ayların en önemlisi olan Ramazan ayının faziletine ulaşabilmek için Recep ve Şaban aylarının feyiz ve manevi
iklimini iyi değerlendirmemiz lazım.
Bu manevi iklimle Ramazana ulaşarak, Ramazanın feyiz ve rahmet deryasına
girmiş oluruz.
Ramazanın fazileti çok büyük olmasının bir takım sebepleri vardır.
Ramazan ayında oruç ibadeti vardır. Orucun fazileti ve insana
kazandırdıkları çok önemlidir.
Tüm insanlığın kurtuluşunu sağlayan Kur’an-ı Kerim bu ayda Kadir
gecesinde inmeye başlamıştır.
Bu ayda iyilikler yapılarak zekat ve fitrelerin verilmesiyle elde edilen
manevi haz ile huzur ve mutluluğun yolu açılmış olur.
Bu ayda manevi atmosfer öylesine yüksek olur ki, Cennet kapıları açılır
,cehennem kapıları kapanır ve aynı zamanda şeytan bağlanır.
Bu konuda sevgili Peygamberimiz bir hadisinde bizi şöyle aydınlatır.
Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur:
“Ramazan
girdiğinde Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, bütün şeytanlar
da zincire vurulur.”
(Sahih-i Buhari,Muhtasarı Tecrid-i Sarih
Terc.,Cilt:6 Sh.252 D.İ.B.Yay.7.Baskı )
Ramazan ayında Allah’ın rahmeti ve merhameti
her yeri kaplar. Her isteyen cennete girebilsin diye Allah Ramazanda cennetin
kapılarını sonuna kadar açar.
Cennetin kapılarının açılmasından kasıt, bu
ayda cennetlik olabilmek ve cennete girebilmek daha kolay olur. Çünkü Ramazanı
gereği gibi oruçlu olarak geçirenler kendilerini kötülüklerden korumuş olur ve
böylelikle cennet yolu açılmış olur.
Yine bu ayda cehennem kapıları kapanır ve şeytan
zincirle bağlanır.
Bundan da kasıt şudur:
Ramazanı samimi bir şekilde oruçlu olarak geçiren biri her an ibadet halinde olduğu
için şeytanın tuzağına düşmez ve bu şekilde cehennemden uzak olur.
Bu ayı iyi değerlendirenler için kurtuluş yolu
açılır, kötü ve çirkin yönelişler son bulur. Bu durumda Şeytan etkisiz hale
gelir.
Oruçlu olan bir Müslümanın hali şu şekilde olur:
1-Her an ibadet halinde olduğu bilinciyle
hareket eder.
2-Yüce Allah’ın kendisini her zaman ve her
yerde gördüğünü bilir.
3-Bir gün Allah’a döndürüleceğini ve
yaptıklarının hesabını vereceğini aklından hiç çıkarmaz.
4-Yalan,iftira,gıybet, dedi kodu, yolsuzluk, rüşvet,
kul hakkı, kamu malına zarar, kamu malını kendi menfaatine kullanma gibi kötü
davranışlarda bulunmaz.
5-Düşkünlere,yoksullara kimsesizlere yardım
etme gibi güzel davranışlar gösterir.
Oruçlu olan bir kimse nefsinin arzu ve
isteklerini kontrol altına alır. Böyle bir durumda oruçlu maneviyatını artırır
ve ibadetini çoğaltır. Kur’an okuyarak ve Türkçe anlamını düşünerek cennet
yolunu görür. Şeytanın tuzaklarını görür ve cehennem yolundan kendini uzak
tutar.
Bu şekilde Allah’ın rahmeti ile kurtuluşa ermiş
olur.
ŞİFA AYI RAMAZAN
Muhterem
Müslümanlar!
Sahurla berekete, oruçla sıhhate, Kur’an’la şifaya, teravihle
huzura, zekâtla kardeşlerimize, itikâfla özümüze
eriştiğimiz bir Ramazan ayına daha kavuştuk
elhamdülillah.
Aziz Müminler!
Ramazan, sabır ve irademizle bizi takvaya eriştiren
oruç ayıdır. Oruç, Rabbimizin bize bağışladığı kutlu bir nimet ve
emanettir. Her yıl bize gelen bir
medeniyet, bir diriliş mucizesidir. Vücudumuz, duygularımız, beynimiz ve
kalbimiz oruçla yenilenir. Bedenimiz oruçla sıhhat bulur. Kişiliğimiz oruçla
mayalanır. Nefsimiz oruçla terbiye olur. Ruhumuz oruçla temizlenir. Nitekim
Resûl-i Ekrem (s.a.s) bir hadisinde şöyle buyurur: “Kim inanarak ve karşılığını yalnızca Allah’tan umarak Ramazan orucunu
tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.”[1]
Kıymetli Müslümanlar!
Ramazan, varlık âlemine eşsiz bir ufuk sunan Kur’an-ı
Kerim’in indirildiği ve en çok okunduğu aydır. O Kur’an ki
hayat ışığımız, gören gözümüz, çalışan kalbimizdir. Kur’an
insana şifa, toplumlara şifa, medeniyetlere şifadır. O
halde, Kur’an’la şifa bulalım. Yuvalarımızı ve gönüllerimizi
Kur’an’la buluşturalım. Rabbimizin kelamını özenle
okumaya, anlamaya ve yaşamaya çalışalım.
Mukabelelerimizle Peygamberimizin sünnetini ihya edelim.
İhya edelim ki Kur’an ruhumuza işlesin, Kur’an’ın aydınlığı
yüzümüzü kaplasın.
Değerli Müminler!
Ramazan, dinimizin direği olan namazla huzur bulduğumuz
aydır. Öyleyse zikrimizi, şükrümüzü, tefekkürümüzü, dua
ve niyazımızı namazla artıralım. Her türlü kötülükten,
hayâsızlık ve fenalıktan namazla korunalım. Yorulan
ruhlarımızı,
teravihle sükûnete erdirelim.
Aziz Müslümanlar!
Ramazan, yardımlaşma ve dayanışma ayıdır. Geliniz, infak
ve sadakamızla, hayır ve hasenatımızla malımızı
bereketlendirelim. Zekât ve fitremizle kardeşlerimizin
derdine derman olalım. Hüzünlerini dindirip sevinçlerini
çoğaltalım.
Yüce Rabbim hepimize Kur’an’la, oruçla ve namazla
dirilmeyi nasip eylesin. Hutbemi Cenâb-ı Hakkın şu emriyle bitiriyorum: “Ey
iman edenler, rükû edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki
kurtuluşa eresiniz.”[2]
RAMAZAN: KUTLU MİSAFİR
Muhterem
Müslümanlar!
Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Ramazan ayı, insanlar için
bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık
delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği aydır. Öyle ise içinizden kim
bu aya ulaşırsa onu oruçlu geçirsin.”[1]
Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor:
“Ramazan ayı geldiğinde
cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır.”[2]
Aziz
Müminler!
Rahmet, mağfiret ve bereket iklimi üç ayların
sonuncusu, özlemle beklediğimiz Ramazan ayına yaklaştık. Önümüzdeki
Pazartesi’yi Salı’ya bağlayan gece ilk teravihimizi kılacağız ve sahura
kalkacağız inşallah.
Kıymetli Müslümanlar!
Kutlu misafirimiz Ramazan,
Rabbimizden bize gelen yüce bir davettir. Hidayet rehberimiz Kur’an-ı Kerim’i
daha çok okumaya, tefekkür edip yaşamaya çağrıdır. Tuttuğumuz oruçlarla
irademizi güçlendirmek ve nefsimizi terbiye etmek için en güzel fırsattır. Sahuruyla,
iftarıyla yuvalarımızda huzur ve berekettir. Beş vakit namazın yanında
kıldığımız teravihlerle bedenimize sıhhat, ruhumuza sükûnettir. Zekât, fitre ve
sadakamızla; yakınlarımız, komşularımız ve bütün kardeşlerimizle aramızda
muhabbettir. Bu ayda müminler olarak bize düşen en büyük sorumluluk, bu kutlu
misafire gönlümüzde yer açmak, bu ilahi davete yürekten icabet etmektir.
Değerli
Müminler!
Yorulan
ruhlarımızı, Ramazan-ı şerifle teskin edelim. Bunalan gönüllerimize Rabbimizden
inşirah dileyelim. Özümüze ve fıtratımıza yönelip kulluk şuurumuzu
artıralım. Sabır ve merhamet, kanaat ve
şükür bilincimizi kuşanalım. Elimizi, dilimizi, gözümüzü, aklımızı, kalbimizi
hâsılı ruh ve bedenimizi günahlardan korumaya söz verelim.
Aziz
Müslümanlar!
Ramazan ayımız şimdiden
mübarek olsun. Gönül ve zihin dünyamız Kur’an’la şifa bulsun. Bu mübarek ay, her
türlü sıkıntı ve hastalıktan bilhassa yaşadığımız salgından kurtulmamıza vesile
olsun inşallah.