Yetim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yetim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2021 Pazar

Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var-24

                                      Hadis-i Şeriften Mesaj Var

İyiliği Esirgememek

İnsanın yalnız başına yaşaması ve hayatını sürdürebilmesi zordur. İnsanoğlunun maddi özellikleri yanında manevi özellikleri de vardır. İnsan sadece maddi bir varlık değildir.

İnsan maddi ve manevi ihtiyaçlarını giderdiği ölçüde mutlu olur.

İnsanın hem beden sağlığı ve hem de ruh sağlığı çok önemlidir. Hiçbirini ihmal etmemeliyiz. Her ikisi de dengeli olmalıdır.

Bedenimizin sağlıklı olması için gereken şeyleri yerine getirmeliyiz.

Ruhsal yönümüzün de güçlü ve sağlam olması için manevi ihtiyaçlarımızı zamanında karşılamalıyız.

Ruhsal yönümüzün v e maneviyatımızın güçlenmesi için başkalarına karşılık beklemeden iyilik etmeliyiz.

Yaptığımız iyilik ve yardımlar karşılığında; alacak olduğumuz sevaplar bizi dünyada ve ahirette mutlu edecektir.

Dünyada yaptığımız iyilikler öteki taraf için azık (yol için alınan yiyecek) olacaktır.

Dünyada biriktirdiğimiz azıklar bizi ahirette cennete ve oradaki nimetlere ulaştıracaktır. Bu inanış bizi mutlu edecektir. Yine bu inanış ruhumuzu huzura kavuşturup, maneviyatımızı yükseltecektir.

Ruh sağlığına kavuşmuş ve ruh sağlığını korumuş olmakla, beden sağlığımızı da korumuş oluruz.

İnsanlara elimizden gelen her türlü iyiliği yapmalıyız.

Yapabilme imkanına sahip olduğumuz en küçük bir iyiliği bile insan ve diğer canlılardan esirgememeliyiz.

Peygamberimiz Hz. Muhammed bir hadis-i şerifinde bu konuda bize şöyle mesaj vermektedir:

Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: ”Kardeşini güler yüzle karşılamak gibi en küçük bir iyilik dahi olsa, onu hor görme” (Müslim,Birr ve Sıla,144)

İnsanlara, hayvanlara ve tüm canlılara iyilik yapmak bir insani erdemdir. Elimizden gelen her türlü iyiliği yapmaya gayret etmeliyiz.

Yapabileceğimiz bazı iyilikleri şöyle sıralayabiliriz:

1-Ayırım yapmadan ve karşılık beklemeden herkese iyilik yapmak.

2-Allah’ın selamını esirgememek.

3-Hoşgörülü olmak ve nazik davranışlar sergilemek.

4-Çevremize iyi örnek olmak.

5-Maddi ve manevi desteklerde bulunmak.

6-Görevlerimizi titizlikle yerine getirmek.

7-Hasta, yaşlı ve engellilere hürmet etmek ve yardımcı olmak.

8-Yetim, yoksul, ihtiyaç sahibi ve borçlulara kol kanat germek.

9-Hayvanları korumak onlara yardım etmek ve çevreyi korumak.

10-Allah’ın razı olacağı şeyleri yapmak ve başkalarına önermek.

Yapılan yardım ve iyilikleri gizli yapmak dinimizce uygun olur. İyiliklerin Allah katında değerli olabilmesi için tamamen karşılıksız olarak yapılmalıdır. İyilikleri sadece Allah rızası için yapılmalıdır. Görsünler, desinler, işitsinler için yapılan iyiliklerin bir faydası olmayacaktır.

Gizli açık yapılan her şeyi Yüce ALLAH bilir.

Hani bir söz vardır ya;“İyilik et, suya at. Balık bilmezse Halik bilir.”

Ne mutlu yaptığı iyilikleri sadece Allah rızası için yapanlara….

Ne mutlu yaptığı iyilikleri Allah katında makbul olanlara…

Ne mutlu yaptığı iyilikler yüzünden cennette ödüllendirilenlere…

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog: 

 

30 Nisan 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 30.04.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:İNFAK TOPLUMUN ŞİFASIDIR

 

İnfak TOPLUMUN ŞİFASıDIR




Muhterem Müslümanlar!


Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Herhangi birinize ölüm gelip de, ‘Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!’ demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda infak edin.”[1]

Okuduğum hadis-i kutsîde Resûl-i Ekrem (s.a.s), Cenâb-ı Hakk’ın şöyle buyurduğunu bizlere haber veriyor: “Ey Âdemoğlu! İnfak et ki, ben de sana infak edeyim.”[2]


Aziz Müminler!


İnfak, Allah’ın bize emanet ettiği mal ve servetten, verdiği nimetlerden başkalarına da ikram etmektir. İhtiyaç sahiplerini koruyup gözetmek, onlara kol kanat germektir. Ailemize, akrabamıza, komşumuza, din kardeşimize hâsılı tüm insanlığa faydalı olmak için çaba göstermektir.


Kıymetli Müslümanlar!


İnfak, beden ve ruhlara şifadır. Bizler, infakla 

nefsimizi ve malımızı arındırırız. Üzüntü ve 

kederi paylaşır, Rabbimizin hoşnutluğunu 

kazanırız.

İnfak, toplumlara da şifadır. Kardeşlerimizle 

aramızdaki ahenk, huzur, birlik ve beraberlik 

infakla pekişir. Yardımlaşma ve dayanışma, 

infakla yaygınlaşır. Ve nihayet müminler infakla 

Cenâb-ı Hakk’ın nusretine nail olur. Nitekim 

Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır: 

“Kul, kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da onun yardımcısı olur.”[3]


Değerli Müminler!


Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:

“Allah’a karşı gelmekten sakınanların mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır.”[4]

O halde, kardeşlerimizin üzerimizdeki haklarını gönül huzuru içinde onlara ulaştıralım. Fakir ve yoksullara, yetim ve kimsesizlere destek olalım. Fitre ve zekâtımızla başta akraba ve komşularımız olmak üzere bütün ihtiyaç sahiplerinin dertlerine derman olmaya çalışalım. Unutmayalım ki, sevdiğimiz şeylerden Allah yolunda infak etmedikçe iyiliğe asla ulaşamayız.[5]


Aziz Müslümanlar!


Türkiye Diyanet Vakfımız, her yıl olduğu gibi bu yıl da “Kardeşlerini Unutma, Beklenen Sensin” şiarıyla hayır ve hasenatımızı, fitre ve zekâtımızı ihtiyaç sahipleriyle buluşturmaya devam ediyor. İl ve ilçe müftülüklerimiz aracılığıyla ya da vakfımızın kurumsal web sayfası üzerinden bu yardım seferberliğimize katkıda bulunabilirsiniz. Ayrıca inşaatı devam eden üniversite camilerimiz için Cuma namazı sonrası yardımlarınıza başvuracağız. Yaptığımız ve yapacağımız bütün yardımların makbul olmasını Cenâb-ı Hak’tan niyaz ediyorum.



[1] Münâfikûn, 63/10.

[2] Müslim, Zekât, 36.

[3] Ebû Dâvûd, Edeb, 60.

[4] Zâriyât, 51/19.

[5] Âli İmrân, 3/92.


Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:



23 Nisan 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 23.04.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:YETİM: CENÂB-I HAKK’IN İNSANLIĞA EMANETİ

        Yetim: CENÂB-I HAKK’ın insanlığa emaneti



Muhterem Müslümanlar!


Uhud savaşı sona ermiş, Müslümanlar Medine’ye dönmüştü. Küçük bir çocuk Peygamberimize yaklaşarak “Babama ne oldu?” diye sordu. Allah Resûlü’nün ağzından “Baban şehit oldu, Allah ona rahmet etsin” sözleri dökülüverdi. Bunun üzerine çocuk ağlamaya başladı. Rahmet Elçisi (s.a.s) bu duruma dayanamadı, çocuğu bağrına basıp “Ağlama” diye teselli etti. Sonra da “Ben senin baban olayım, Âişe de senin annen olsun istemez misin? buyurdu. Çocuğun yüzünde güller açmıştı. Sevinçle “Evet! Çok isterim” dedi. Allah Resûlü (s.a.s), şehidin emanetini kucaklamış, ona yalnızlığını ve yetim olduğunu unutturmuştu.[1]

Aziz Müminler!

Yüce dinimiz İslam, yetimleri himaye etmeyi, koruyup gözetmeyi emreder. Onlara karşı duyarlı davranmayı, şefkat ve merhametle yaklaşmayı öğütler. Zira yetimler, Cenâb-ı Hakk’ın hepimize emanet ettiği masum kullarıdır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), bir hadis-i şeriflerinde bu gerçeğe şöyle işaret eder: 

“Müslümanların evleri arasında en hayırlı ev, içinde kendisine iyi davranılan bir yetimin bulunduğu evdir.”[2]


Kıymetli Müslümanlar!


Yetimleri ihmal etmek, onları yalnız ve ilgisiz bırakmak büyük bir vebaldir. Yetimlerin haklarını çiğnemek, mallarına el uzatmak sorumluluğu ağır bir günahtır. Nitekim Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bizi şöyle uyarır:

“Öyleyse sakın yetimi ezme! El açıp isteyeni de sakın azarlama. Ve Rabbinin nimetini, minnet ve şükranla an.”[3]


Değerli Müminler!


Resûl-i Ekrem (s.a.s), bir defasında işaret ve orta parmağını bir araya getirerek “Ben ve yetime kol kanat geren kimse, cennette böyle yan yana olacağız”[4] buyurmuştur.

Resûlüllah’a yürekten bağlı olan aziz milletimiz tarih boyunca yetime, kimsesize, mağdura, mazluma kucak açmıştır. Bizler de bugün aynı şuurla yetimlerimize gönüllerimizi açalım. Gözlerindeki ışıltıyı, yüzlerindeki sevinci artırmak için çaba gösterelim. Güzel ahlaklı ve iyi eğitimli bireyler olarak yetişmelerine katkı sunalım. Maddi ve manevi bakımdan yanlarında olup geleceklerine umut taşıyalım. Unutmayalım ki yetime el uzatmak, Rabbimizin rızasını kazanmaktır.



[1] İbn Hacer, İsâbe, I, 302.

[2] İbn Mâce, Edeb, 6.

[3] Duhâ, 93/9-11.

[4] Buhârî, Talâk, 25.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK: