15 Temmuz 2021 Perşembe

15 Temmuz ve Düşündürdükleri

                                                               15 TEMMUZ 


15 Temmuz 2016 günü ülkemizde hain bir darbe girişimi yapılmıştı. Türk

 halkı bu hain kalkışmaya topyekün karşı koymak suretiyle darbe girişimi

 başarısız hale getirilmişti.

Hain FETÖ Terör örgütü tarafından düzenlenen kalkışmayı bertaraf etmek için 250 evladımızı şehit verdik.

Ve yine yüzlerce vatan evladımız gazi olmuştu.

Kalkışmayı bastırmak ve bertaraf etmek için gayret eden her Türk vatandaşımızıa yürekten teşekkür eder ve onlara minnettar olduğumu her daim dile getirmek isterim.

Bunun gibi bir hain saldırıyı tarihimizde hiçbir zaman böylesine yaşamamıştık.

Kendini Türk askeri zanneden bir kısım Fetöcü hainler milletin malıyla millete silah doğrultmuş ve hiç çekinmeden ateş etmişlerdir. Bunlar Türk halkının iman gücünü hesaba katmamışlardı.

Allah’ın yardımıyla ve halkımızın cesaret ve kahramanlığı karşısında darbeciler başarısız oldular.

Ülkemiz ve milletimiz büyük bir bela ve musibetten kurtuldu.

                         

                               15 Temmuz bize şunları unutturmayacaktır:

1- 15 Temmuz’da darbe teşebbüsüne karşı verdiği mücadele ile Türk halkı, büyük bir destan yazmıştır.

2-15 Temmuz, Türk halkının yenilmez ve geçilmez bir güç olduğunun dosta ve düşmana ilan edildiği gündür.

3-15 Temmuz’da Türk halkı, hem darbe teşebbüsüne kalkışan TSK içindeki FETÖ’cü teröristleri hem de darbe teşebbüsüne destek veren herkesi ve karanlık güçleri yenmiştir.

4-15 Temmuz’da verdiği mücadele ile Türk halkı; demokrasi, millet, devlet ve vatan düşmanlarına en büyük darbeyi indirmiştir.

5-15 Temmuz’da milletin gücü tankın gücünü yenmiştir.

6-Ülkemiz ve milletimiz hiçbir zaman bölünemeyecektir.

7-Vatanımızın ve T.C. Devletimizin sahibi milletimizdir. Ne pahasına olursa olsun kanımızın son damlasına kadar vatanı ve milleti koruruz.
8-Demokrası ve Millet iradesi hiçbir şekilde engellenemez ve müdahale edilemez.
9-Hiçbir kimsenin özgürlüğü ve yaşama hakkı engellenemez.
10-Hiçbir kimsenin inancı ve ibadeti engellenemez.
11-Vatan, bayrak ve tüm kutsal değerler uğruna can vermek şehitliğe ermektir. Şehitlik insanın maneviyatta erişeceği en büyük makamdır.
12- Vatan, bayrak ve tüm kutsal değerler uğruna yapılan mücadelede yaralanan ve savaşa katılanlara gazi denir. Gazilik dünyada en değerli bir unvandır.
13-Şehitler ölmez vatan bölünmez.
14-Bayrak inmez, ezan dinmez.
15-Ülkemizde yaşayan tüm vatandaşlarımız aynı haklara sahiptir.

16-Temmuz, Türk demokrasi tarihinde bir dönüm noktasıdır. Artık Türkiye’de muhtıralar, darbe teşebbüsleri ve darbeler devri kapanmıştır.

 17-Bundan sonra darbe teşebbüsüne niyetlenecek ve kalkışacak hain alçaklar, daima karşılarında Türk halkını bulacaktır.

İşte 15 Temmuz bize bu ve benzeri ülkülerimizi hatırlatır. Bunların kıymetini ve önemini anımsatır.
İnsanın onuru, hürriyeti, can güvenliği, bağımsızlığı en mühim şeylerdir. 
Bütün bu değerler bir gecede alt üst olacaktı. Ama Türk milleti buna müsaade etmedi.
Artık bundan sonra da asla müsaade etmeyecektir.

İç ve dış tüm düşmanlarımız sinsi veya açık boş durmayacaklardır. Onlara hiçbir zaman fırsat vermemeliyiz.

15 Temmuz  vesile ile ülkemize ve milletimize yaşatılan 15 Temmuz Darbe Girişimini yapan FETÖ TERÖR ÖRGÜDÜ ’nü, tüm terör örgütlerini ve destekçilerini  bir kez daha kınıyor ve lanetliyorum.

YAŞASIN  TÜRK MİLLETİNİN BİRLİK VE BERABERLİĞİ...

Bugüne kadar bağımsız bir şekilde vatanımızda huzurlu yaşamamıza katkı sunan tüm şehitlerimize Allah rahmet eylesin.

Gazilerimize de Allah sağlık ve afiyet versin,inşllah.

 Beş yıl önce 15 Temmuz gecesi vermiş olduğumuz

 251 ŞEHİDİMİZİ Rahmetle anıyor, GAZİLERİMİZE saygılar sunuyorum.

                                

                                   Sizlere Minnettarız.

Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez.

 Vatan Güvende Şehitler Yüreğimizde.

Vatan söz konusu ise gerisi teferruattır.

Türk Yurdunda ve Türk Bayrağı Altında Kıyamete Kadar Kardeşçe

 Yaşamak Hepimizin İdeali Olmalıdır.

 15 Temmuzu unutmayacağız ve unutturmayacağız.

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

 

 

 

 

12 Temmuz 2021 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


                       وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ اِلَيْهِ تَبْت۪يلًاۜ


 "Rabbinin adını an. Bütün varlığınla O'na yönel."

                                 (Müzzemmil Suresi 8. Ayet)

11 Temmuz 2021 Pazar

Hadis-i Şerifler Aydınlatıyor-9

                         Babaların Hakkı Çok Büyük

Yılın bir gününü babalar günü olarak ilan edip, o gün babaların gönlünü almak suretiyle onların hakkı ödenemez.

Anne ve baba hakkı her evladın önemseyeceği şeylerin en başında yer almalıdır. Onların üzerimize olan hakkını ödemeye kalkarsak bunu yapamayız. Yani tam olarak yapamayız demek istiyorum. Çünkü hakları asla ödenemez.

Hiçbir baba evlatlarına yaptıklarını bir hak olarak görmez. Analık ve babalık duygusu Allah’ın insanoğluna vermiş olduğu bir özelliktir. Anneler ve babalar herhangi bir karşılık beklemeden rollerini eksiksiz yerine getirirler.

Önemli olan bizler bir evlat olarak anne ve babamızın kıymetini ve değerini bilmektir. Onlara karşı sorumluluğumuz çok büyüktür. Onların hakkı kolay kolay ödenmez. 

Bu konuda Sevgili Peygamberimiz bir hadisinde bizi şöyle aydınlatır.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur:

“Hiçbir evlât, babasının hakkını ödeyemez. Şayet onu köle olarak bulur ve satın alıp âzâd ederse (hürriyetine kavuşturursa), babalık hakkını (ancak o zaman) ödemiş olur.”

(Müslim, İtk, 25; Ebû Dâvûd, Edeb, 119-120; Tirmizî, Birr, 8/1906).

Bu hadis-i şerifte babanın hakkının ne kadar büyük olduğunu görmekteyiz. Burada anne ve babamıza karşı çok daha fazla hassas olmamız kastedilmektedir.

Anne ve babalarımıza karşı görev ve sorumluluklarımızdan bazılarını sıralamak istiyorum:

1-Anne ve babalarımızın  gönlünü almaya gayret edelim.

2- Hediyelerimiz yanında, onlara vereceğimiz en büyük hediye ; yalnız olmadıklarını ,bir gün değil her gün gerektiğinde yanlarında olabileceğimiz güvenini verebilmeye çalışalım.

3-Gerektiğinde yanlarına koşalım. İş ve güçlerinde onlara yardım edelim.

4-Sağlık hizmetlerini takip ederek onların huzurlu yaşamalarına ön ayak olalım.

5-Maddi ve manevi yönden her zaman yanlarında olmaya çalışalım.

6-Onları mutlu etmek için bizim nasıl olmamızı istiyorlarsa (iyi bir kişi) öyle biri olmaya gayret edelim.

7- Eğer anne ve babamız vefat etmişse ruhlarını analım. Onlar için sadaka verelim. İyilik yapalım.

Ne mutlu anne ve babasına karşı davranışlarından dolayı cennete gidebilenlere…

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:


9 Temmuz 2021 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:


  خِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ


Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.

(Tirmizî, Radâ’, 11; ‹bn Mâce, Nikâh, 50.)

Diyanet İşleri Başkanlığının 09.07.2021 Tarihli Cuma Hutbesi: İHANETE KARŞI SADAKATE, CESARETE VE ŞEHADETE ŞAHİDİZ

 İHANETE KARŞI SADAKATE, CESARETE VE ŞEHADETE ŞAHİDİZ




Muhterem Müslümanlar!

İslâmiyet’in Medine’de güçlenerek yayılmasından münafıklar rahatsız oluyor ve bu gelişmeyi önleyemedikleri için hayıflanıyordu. Her geçen gün güçlerini kaybeden münafıklar, Müslümanların birliğine kasteden bozgunculuk faaliyetlerinden de geri durmuyordu. Müslümanlar aleyhine gizlice ve rahatça görüşebilmek amacıyla bir mescit inşa ettiler. Kur’ân-ı Kerîm’de “Mescid-i Dırâr” olarak isimlendirilen bu mescitte Peygamber Efendimizin namaz kılmasını istediler. Böylece meşruiyet kazanacak olan bu mekân, şehirde sürdürdükleri nifak hareketlerinin merkezi olacaktı. Allah Resûlü (s.a.s), bu mescitte namaz kılmaya hazırlanırken meselenin iç yüzünü haber veren şu ayet-i kerimeler nazil oldu:

“Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak, küfre yardım etmek, müminler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır. Bunlar, ‘Bizim iyilikten başka hiçbir kastımız yok’ diye de mutlaka yemin ederler. Ama Allah şâhitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar. Onun içinde asla namaz kılma. İlk günden temeli takva üzerine kurulan mescit, içinde namaz kılmana elbette daha layıktır...[i]

Aziz Müminler!

Henüz Peygamberimiz hayattayken gerçekleşen bu hadise, din istismarının en bariz örneklerinden biridir.  Tarih boyunca da birçok kişi ve grup, dinin insanlar üzerindeki etkisinden faydalanarak çıkar elde etmekten, din istismarcılığı yapmaktan çekinmemiştir. İslami değer ve kavramları istismar eden fırsatçılar dün olduğu gibi bugün de karşımızdadır. Hâlbuki Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in uyarısı gayet açıktır:

“Dini dünyaya alet eden insan ne kötüdür! Arzu ve isteklerinin kendisini saptırdığı insan ne kötüdür!”[ii]

Kıymetli Müslümanlar!

Bundan beş yıl önce 15 Temmuz gecesi, muazzez değerlerimizin arkasına gizlenen FETÖ’nün hain darbe girişimine hep birlikte şahit olduk. İhanet şebekesi olan bu örgüt, istiklal ve istikbalimizi hedef aldı. Vatanımıza, devletimize ve aziz milletimizin canına kastetti.

Unutmayalım ki FETÖ, İslam’ın yüce hakikatlerini kendi menfaati için kullanmıştır. Dinimizin temel değerlerini ve kavramlarını tahrif etmiştir. İnsanımızın dinî duygularını istismar etmiştir. Suret-i haktan görünerek aramıza fitne ve fesat tohumları ekmekten, bozgunculuk yapmaktan asla çekinmemiştir. Kur’an-ı Kerim’de fesatçılar hakkında şöyle buyrulmaktadır: “Onlara ‘Yeryüzünde fesat çıkarmayın’ denildiğinde, ‘Biz ancak ıslah edicileriz’ derler. Şunu bilin ki onlar bozguncuların ta kendileridir, lakin anlamak istemezler.”[iii]

Değerli Müminler!

Rabbimize sonsuz hamd ü sena olsun ki 15 Temmuz’da, Rabbimizin yardımına, hakkın batıl karşısında zaferine şahit olduk. Bizler o gece, hainlerin emellerini kursaklarında bırakan milletimizin destansı direnişine ve cesaretine şahit olduk. Bedenlerini bu vatan için siper eden şehitlerimizin şehadetine, gazilerimizin kahramanlıklarına şahit olduk.

Bir daha böyle bir tabloyla karşılaşmamak için bize düşen, güvenilir kaynaklardan öğreneceğimiz sahih dini bilgiyle hayatımıza yön vermektir. Kur’an-ı Kerim’in rehberliği ve Peygamberimizin örnekliğiyle hayatımıza istikamet vermektir. Millî ve manevî değerlerimizi istismar etmek isteyenlere asla fırsat vermemektir. Ülkemizi ve milletimizi fitneye sürüklemek isteyen istismarcılara karşı yekvücut, tek yürek olmaktır.

Hutbemi bitirirken geçmişten günümüze din ü devlet, mülk ü millet yolunda canından geçen aziz şehitlerimize ve dâr-ı bekâya irtihal eden kahraman gazilerimize Yüce Rabbimden rahmet diliyorum.



[i] Tevbe, 9/107,108.

[ii] Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 17.

[iii] Bakara, 2/11,12.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:


7 Temmuz 2021 Çarşamba

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:

وَلَقَدْ صَرَّفْنَا فِي هَذَا الْقُرْآنِ لِلنَّاسِ مِن كُلِّ مَثَلٍ وَكَانَ الْإِنسَانُ أَكْثَرَ شَيْءٍ جَدَلًا


"Hakikaten biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali sayıp dökmüşüzdür. Fakat tartışmaya en çok düşkün varlık insandır."

                      (Kehf Suresi 54. Ayet)

4 Temmuz 2021 Pazar

Kur'an Ayetleri Aydınlatıyor-9

 Sahip Olduğumuz Nimetlere Karşılık

               Çok Az Şükrediyoruz.

İnsan yaratılanlar içerisinde en mükemmel olanıdır. Allah insana birçok özellik ve nitelik vermiştir. Bütün yaratılar kendilerine has birtakım özelliklere sahiptir.

Canlı cansız tüm varlıkların sahip olduğu farklılıkları görmekteyiz. Bu farklı olma durumlarını hiçbiri kendi kendine elde etmesi mümkün değildir. Her şey bir etki ve tepkiye göre meydana gelmektedir.

       Elimizde bulunan bir cep telefonunu düşünelim. Telefondaki yazılım ve tüm programlar cihaza yüklenmemiş olsa telefonun hiçbir özelliği olmaz. Telefonun değerini artıran yazılım ve programlardır. Cihazın teknik kalitesi de çok önemlidir elbette. Telefonu değerli ve kullanılır kılan tüm özellikleri, mühendislik ölçüsünde birtakım çalışmalarla yapılır. Hiçbir cihaz kendiliğinden meydana gelmez. Her şeyin bir tasarımcısı ve ustası var.

       İşte bunun gibi insanoğlunun ve diğer tüm canlıların sahip olduğu özellikler Yüce Allah tarafından tasarlanıp oluşturulmuştur.

       Doğuştan sahip olduğumuz, görme, işitme, ses çıkarma, yeme, içme, tat alma, kalp damar sistemi, beyin sinir sistemi, karaciğer, akciğer, kan dolaşımı, mide, kalın bağırsak ve boşaltım sistemi gibi sayısız özellik ve nitelikler bize programlanarak karşılıksız hibe edilmiştir.

       Biz bu programları hazır bulduk. Hiçbir uğraş vermeden sahip olduğumuz bunca özellikleri bize yükleyen yüce bir varlık olan Allah’tır. Allah bize bunları karşılıksız verdi. Nimetlere karşılık, bize de şükretmek düşer.

Allah bizi bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle aydınlatır:

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“(Resûlüm!) De ki: Sizi yaratan, size işitme duyusu, gözler ve kalpler veren O'dur. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!” (Mülk Sûresi,23.Ayet)

       Bunca nimete karşılık Allah bizden kendisini tanımayı, kendisine ibadet etmeyi kısaca bizden kulluk istemektedir. Allah’a yaptığımız kulluk karşılığında da cennetle ödüllendirilmiş olacağız.

      Size bir kişi bir ikramda bulunursa, bir çay ikram etse, ona hemen teşekkür edersiniz memnuniyetinizi belli edersiniz. Önemli bir işimizde bize yardım eden birine karşı ne kadar çok müteşekkir oluruz. Onun yaptığı iyiliği unutamayız. Biz de onun iyiliğine karşılık veririz.

       Allah’ın vermiş olduğu sayısız nimetine karşılık biz de O’na bolca şükretmeliyiz. Şükrümüzü söz ile ifade etmek yeterli değil. Şükrümüzü, Allah’a karşı özel ibadetlerimizle göstermeliyiz.

       Namaz, oruç, zekat, iyilik ve yardım yapmak, zikir, Kur’an okumak, yetimle ilgilenmek, çalışmak, ilim yapmak gibi işlerle şükrümüzü fiiliyata çevirmeliyiz.

       İbadetlerimizle ve güzel ahlaklı yaşam süreciyle şükrümüzü her daim

       göstermeliyiz.

        Ne mutlu Allah’ın verdiği nimetleri fark ederek, hayatını şükür ve ibadetle geçirenlere…

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog: