11 Temmuz 2021 Pazar

Hadis-i Şerifler Aydınlatıyor-9

                         Babaların Hakkı Çok Büyük

Yılın bir gününü babalar günü olarak ilan edip, o gün babaların gönlünü almak suretiyle onların hakkı ödenemez.

Anne ve baba hakkı her evladın önemseyeceği şeylerin en başında yer almalıdır. Onların üzerimize olan hakkını ödemeye kalkarsak bunu yapamayız. Yani tam olarak yapamayız demek istiyorum. Çünkü hakları asla ödenemez.

Hiçbir baba evlatlarına yaptıklarını bir hak olarak görmez. Analık ve babalık duygusu Allah’ın insanoğluna vermiş olduğu bir özelliktir. Anneler ve babalar herhangi bir karşılık beklemeden rollerini eksiksiz yerine getirirler.

Önemli olan bizler bir evlat olarak anne ve babamızın kıymetini ve değerini bilmektir. Onlara karşı sorumluluğumuz çok büyüktür. Onların hakkı kolay kolay ödenmez. 

Bu konuda Sevgili Peygamberimiz bir hadisinde bizi şöyle aydınlatır.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur:

“Hiçbir evlât, babasının hakkını ödeyemez. Şayet onu köle olarak bulur ve satın alıp âzâd ederse (hürriyetine kavuşturursa), babalık hakkını (ancak o zaman) ödemiş olur.”

(Müslim, İtk, 25; Ebû Dâvûd, Edeb, 119-120; Tirmizî, Birr, 8/1906).

Bu hadis-i şerifte babanın hakkının ne kadar büyük olduğunu görmekteyiz. Burada anne ve babamıza karşı çok daha fazla hassas olmamız kastedilmektedir.

Anne ve babalarımıza karşı görev ve sorumluluklarımızdan bazılarını sıralamak istiyorum:

1-Anne ve babalarımızın  gönlünü almaya gayret edelim.

2- Hediyelerimiz yanında, onlara vereceğimiz en büyük hediye ; yalnız olmadıklarını ,bir gün değil her gün gerektiğinde yanlarında olabileceğimiz güvenini verebilmeye çalışalım.

3-Gerektiğinde yanlarına koşalım. İş ve güçlerinde onlara yardım edelim.

4-Sağlık hizmetlerini takip ederek onların huzurlu yaşamalarına ön ayak olalım.

5-Maddi ve manevi yönden her zaman yanlarında olmaya çalışalım.

6-Onları mutlu etmek için bizim nasıl olmamızı istiyorlarsa (iyi bir kişi) öyle biri olmaya gayret edelim.

7- Eğer anne ve babamız vefat etmişse ruhlarını analım. Onlar için sadaka verelim. İyilik yapalım.

Ne mutlu anne ve babasına karşı davranışlarından dolayı cennete gidebilenlere…

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:


9 Temmuz 2021 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:


  خِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ


Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.

(Tirmizî, Radâ’, 11; ‹bn Mâce, Nikâh, 50.)

Diyanet İşleri Başkanlığının 09.07.2021 Tarihli Cuma Hutbesi: İHANETE KARŞI SADAKATE, CESARETE VE ŞEHADETE ŞAHİDİZ

 İHANETE KARŞI SADAKATE, CESARETE VE ŞEHADETE ŞAHİDİZ




Muhterem Müslümanlar!

İslâmiyet’in Medine’de güçlenerek yayılmasından münafıklar rahatsız oluyor ve bu gelişmeyi önleyemedikleri için hayıflanıyordu. Her geçen gün güçlerini kaybeden münafıklar, Müslümanların birliğine kasteden bozgunculuk faaliyetlerinden de geri durmuyordu. Müslümanlar aleyhine gizlice ve rahatça görüşebilmek amacıyla bir mescit inşa ettiler. Kur’ân-ı Kerîm’de “Mescid-i Dırâr” olarak isimlendirilen bu mescitte Peygamber Efendimizin namaz kılmasını istediler. Böylece meşruiyet kazanacak olan bu mekân, şehirde sürdürdükleri nifak hareketlerinin merkezi olacaktı. Allah Resûlü (s.a.s), bu mescitte namaz kılmaya hazırlanırken meselenin iç yüzünü haber veren şu ayet-i kerimeler nazil oldu:

“Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak, küfre yardım etmek, müminler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır. Bunlar, ‘Bizim iyilikten başka hiçbir kastımız yok’ diye de mutlaka yemin ederler. Ama Allah şâhitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar. Onun içinde asla namaz kılma. İlk günden temeli takva üzerine kurulan mescit, içinde namaz kılmana elbette daha layıktır...[i]

Aziz Müminler!

Henüz Peygamberimiz hayattayken gerçekleşen bu hadise, din istismarının en bariz örneklerinden biridir.  Tarih boyunca da birçok kişi ve grup, dinin insanlar üzerindeki etkisinden faydalanarak çıkar elde etmekten, din istismarcılığı yapmaktan çekinmemiştir. İslami değer ve kavramları istismar eden fırsatçılar dün olduğu gibi bugün de karşımızdadır. Hâlbuki Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in uyarısı gayet açıktır:

“Dini dünyaya alet eden insan ne kötüdür! Arzu ve isteklerinin kendisini saptırdığı insan ne kötüdür!”[ii]

Kıymetli Müslümanlar!

Bundan beş yıl önce 15 Temmuz gecesi, muazzez değerlerimizin arkasına gizlenen FETÖ’nün hain darbe girişimine hep birlikte şahit olduk. İhanet şebekesi olan bu örgüt, istiklal ve istikbalimizi hedef aldı. Vatanımıza, devletimize ve aziz milletimizin canına kastetti.

Unutmayalım ki FETÖ, İslam’ın yüce hakikatlerini kendi menfaati için kullanmıştır. Dinimizin temel değerlerini ve kavramlarını tahrif etmiştir. İnsanımızın dinî duygularını istismar etmiştir. Suret-i haktan görünerek aramıza fitne ve fesat tohumları ekmekten, bozgunculuk yapmaktan asla çekinmemiştir. Kur’an-ı Kerim’de fesatçılar hakkında şöyle buyrulmaktadır: “Onlara ‘Yeryüzünde fesat çıkarmayın’ denildiğinde, ‘Biz ancak ıslah edicileriz’ derler. Şunu bilin ki onlar bozguncuların ta kendileridir, lakin anlamak istemezler.”[iii]

Değerli Müminler!

Rabbimize sonsuz hamd ü sena olsun ki 15 Temmuz’da, Rabbimizin yardımına, hakkın batıl karşısında zaferine şahit olduk. Bizler o gece, hainlerin emellerini kursaklarında bırakan milletimizin destansı direnişine ve cesaretine şahit olduk. Bedenlerini bu vatan için siper eden şehitlerimizin şehadetine, gazilerimizin kahramanlıklarına şahit olduk.

Bir daha böyle bir tabloyla karşılaşmamak için bize düşen, güvenilir kaynaklardan öğreneceğimiz sahih dini bilgiyle hayatımıza yön vermektir. Kur’an-ı Kerim’in rehberliği ve Peygamberimizin örnekliğiyle hayatımıza istikamet vermektir. Millî ve manevî değerlerimizi istismar etmek isteyenlere asla fırsat vermemektir. Ülkemizi ve milletimizi fitneye sürüklemek isteyen istismarcılara karşı yekvücut, tek yürek olmaktır.

Hutbemi bitirirken geçmişten günümüze din ü devlet, mülk ü millet yolunda canından geçen aziz şehitlerimize ve dâr-ı bekâya irtihal eden kahraman gazilerimize Yüce Rabbimden rahmet diliyorum.



[i] Tevbe, 9/107,108.

[ii] Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 17.

[iii] Bakara, 2/11,12.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:


7 Temmuz 2021 Çarşamba

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:

وَلَقَدْ صَرَّفْنَا فِي هَذَا الْقُرْآنِ لِلنَّاسِ مِن كُلِّ مَثَلٍ وَكَانَ الْإِنسَانُ أَكْثَرَ شَيْءٍ جَدَلًا


"Hakikaten biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali sayıp dökmüşüzdür. Fakat tartışmaya en çok düşkün varlık insandır."

                      (Kehf Suresi 54. Ayet)

4 Temmuz 2021 Pazar

Kur'an Ayetleri Aydınlatıyor-9

 Sahip Olduğumuz Nimetlere Karşılık

               Çok Az Şükrediyoruz.

İnsan yaratılanlar içerisinde en mükemmel olanıdır. Allah insana birçok özellik ve nitelik vermiştir. Bütün yaratılar kendilerine has birtakım özelliklere sahiptir.

Canlı cansız tüm varlıkların sahip olduğu farklılıkları görmekteyiz. Bu farklı olma durumlarını hiçbiri kendi kendine elde etmesi mümkün değildir. Her şey bir etki ve tepkiye göre meydana gelmektedir.

       Elimizde bulunan bir cep telefonunu düşünelim. Telefondaki yazılım ve tüm programlar cihaza yüklenmemiş olsa telefonun hiçbir özelliği olmaz. Telefonun değerini artıran yazılım ve programlardır. Cihazın teknik kalitesi de çok önemlidir elbette. Telefonu değerli ve kullanılır kılan tüm özellikleri, mühendislik ölçüsünde birtakım çalışmalarla yapılır. Hiçbir cihaz kendiliğinden meydana gelmez. Her şeyin bir tasarımcısı ve ustası var.

       İşte bunun gibi insanoğlunun ve diğer tüm canlıların sahip olduğu özellikler Yüce Allah tarafından tasarlanıp oluşturulmuştur.

       Doğuştan sahip olduğumuz, görme, işitme, ses çıkarma, yeme, içme, tat alma, kalp damar sistemi, beyin sinir sistemi, karaciğer, akciğer, kan dolaşımı, mide, kalın bağırsak ve boşaltım sistemi gibi sayısız özellik ve nitelikler bize programlanarak karşılıksız hibe edilmiştir.

       Biz bu programları hazır bulduk. Hiçbir uğraş vermeden sahip olduğumuz bunca özellikleri bize yükleyen yüce bir varlık olan Allah’tır. Allah bize bunları karşılıksız verdi. Nimetlere karşılık, bize de şükretmek düşer.

Allah bizi bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle aydınlatır:

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“(Resûlüm!) De ki: Sizi yaratan, size işitme duyusu, gözler ve kalpler veren O'dur. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!” (Mülk Sûresi,23.Ayet)

       Bunca nimete karşılık Allah bizden kendisini tanımayı, kendisine ibadet etmeyi kısaca bizden kulluk istemektedir. Allah’a yaptığımız kulluk karşılığında da cennetle ödüllendirilmiş olacağız.

      Size bir kişi bir ikramda bulunursa, bir çay ikram etse, ona hemen teşekkür edersiniz memnuniyetinizi belli edersiniz. Önemli bir işimizde bize yardım eden birine karşı ne kadar çok müteşekkir oluruz. Onun yaptığı iyiliği unutamayız. Biz de onun iyiliğine karşılık veririz.

       Allah’ın vermiş olduğu sayısız nimetine karşılık biz de O’na bolca şükretmeliyiz. Şükrümüzü söz ile ifade etmek yeterli değil. Şükrümüzü, Allah’a karşı özel ibadetlerimizle göstermeliyiz.

       Namaz, oruç, zekat, iyilik ve yardım yapmak, zikir, Kur’an okumak, yetimle ilgilenmek, çalışmak, ilim yapmak gibi işlerle şükrümüzü fiiliyata çevirmeliyiz.

       İbadetlerimizle ve güzel ahlaklı yaşam süreciyle şükrümüzü her daim

       göstermeliyiz.

        Ne mutlu Allah’ın verdiği nimetleri fark ederek, hayatını şükür ve ibadetle geçirenlere…

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:


2 Temmuz 2021 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

          Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:


مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أدَبٍ حَسَنٍ


Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir

hediye veremez.

Tirmizî, Birr, 33.


Diyanet İşleri Başkanlığının 02.07.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:DÜĞÜNLERIMIZDE NEBEVÎ ÖLÇÜYE RIAYET EDELIM

 düğünlerimizde nebevî ölçüye riayet edelim




Muhterem Müslümanlar!


Peygamber Efendimiz (s.a.s), sevgili kızı Fâtıma’yla

 amcasının oğlu Hz. Ali’yi evlendirmişti. Hz. Fâtıma’nın

 çeyizi, bir parça kadife, bir su tulumu ve bir yastıktan

 ibaretti. Hz. Fâtıma’nın çeyizi gibi mehri ve düğün yemeği

 de gayet sadeydi. Bu mütevazı düğüne şahit olanlar, 

“Biz, Fâtıma’nın düğününden daha güzel bir düğün

 görmedik.” demişlerdi.[1]


Aziz Müminler!


Evlilik, Allah’ın emri, Resûlüllah’ın sünnetidir. Dünyada

 mutluluğa ve berekete, ahirette ise huzura ve cennete

 ulaştıran kıymetli bir başlangıçtır. Sevgili Peygamberimizin

 buyurduğu gibi evlilik, “dinin yarısını korumaya” vesiledir.[2]

Evliliğin ilk adımı olan nikâh ve düğünlerimiz ise

 sevdiklerimizin şahitliği ve güzel dilekleri eşliğinde

 gerçekleşen törenlerdir. Düğünle yeni bir ailenin kurulduğu

 ilan edilir. Sevinçler paylaşılır; geleceğe dair umutlar

 güçlenir. Eşler arasına muhabbet ve merhamet lütfetmesi,

 onlara sağlıklı ve hayırlı nesiller ihsan etmesi için Allah’a

 dua edilir.


Kıymetli Müslümanlar!


Dinimiz, hem düğün hazırlıklarımızın hem de nikâh ve düğün törenlerimizin kolaylaştırılmasını öğütler. Her işimizde olduğu gibi düğünlerimizin de gösterişten uzak ve sade yapılmasını tavsiye eder. Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.s) bir hadisinde şöyle buyurur: “En bereketli nikâh, zorluğu ve külfeti en az olanıdır.”[3]


Değerli Müminler!


Maalesef günümüzde, evlenmek isteyen birçok gencimiz, düğün masraflarının makul ölçüleri aşması sebebiyle zorlanmakta, hatta evlilikten uzak durmaktadır. Gereğinden fazla yapılan düğün harcamaları ile aileler, düğünden sonra uzun süre borç ödemektedir. Bu durum genç çiftlerin, evliliklerinin ilk yıllarını maddi sıkıntı ve huzursuzlukla geçirmesine neden olmaktadır. Hâlbuki Nebevî ölçü açıktır: Kolaylaştırın, zorlaştırmayın! Müjdeleyin, nefret ettirmeyin!”[4]


Aziz Müslümanlar!


Her işimizde olduğu gibi düğünlerimizde de Allah’ın rızasına, Resûlü’nün sünnetine uygun davranalım. Evliliklerimizi kolaylaştıralım. Düğünlerimizi israfa ve gösterişe dönüştürmeden yapmaya gayret edelim. Eğlenirken İslam’ın çizdiği meşruiyet dairesinde hareket edelim; ölçülü ve dengeli olalım, helale ve harama riayet edelim. Düğünlerimizi, Kur’an’da “Kendileriyle huzur bulmamız için bizlere eşler yarattığını, aramızda sevgi ve rahmet bağları var ettiğini”[5] buyuran Rabbimize şükretmek için birer vesile kılalım.



[1] İbn Mâce, Nikâh, 24.

[2] Beyhaki, Şuabü’l-İman IV, 382.

[3] İbn Hanbel, VI, 83.

[4] Buhârî, İlim, 11.

[5] Rûm, 30/21.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK: