12 Mart 2021 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:


اِتَّقِ اللَّهَ حَـيْثُمَا كُنْتَ وَأتْبِـعِ السَّـيِّـئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا

وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ


Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.

(Tirmizî, Birr, 55.)

Diyanet İşleri Başkanlığının12.03.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:İSTİKLÂL MARŞI: HAKKIDIR HAKKA TAPAN MİLLETİMİN İSTİKLÂL!

 

İSTİKLÂL MARŞI:

Hakkıdır hakka tapan milletimin istiklÂl!




Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Allah size yardım ederse artık sizi yenebilecek hiç kimse yoktur; eğer sizi yardımsız bırakırsa O’ndan sonra size kim yardım edebilir? Müminler yalnız Allah’a güvensinler.”[1]

Okuduğum hadis-i şerif’te ise Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: 

“Hamd, vaadini yerine getiren, kuluna yardım eden ve düşman topluluklarını tek başına yenilgiye uğratan Allah’a mahsustur.[2]  

Aziz Müminler!

Bundan yüz yıl önce topyekûn bir var oluş mücadelesi

 verdik. Kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla vatanımızı

 savunmak için seferber olduk. Canımızdan,

 cânânımızdan, bütün varımızdan geçtik ancak cennet

 vatanımıza nâmahrem eli değdirmedik. İşte o en zorlu

 günlerimizde sarsılmaz imanımızın, hak yolundaki

 sadakatimizin, vatan sevgimizin, asalet ve cesaretimizin

 mısralara bürünmüş hali olan İstiklâl Marşımız vücut

 buldu. Bu muhteşem marş, milletimizin her bir ferdinin

 zihnine ve gönlüne işleyen aidiyet mührü oldu.

Kıymetli Müslümanlar!

İstiklâl Marşımız şu ayet-i kerimenin ruhunu yansıtır: “Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin; iman etmişseniz üstün olan sizsiniz.”[3]

İstiklâl Marşımız, var oluş gayemizi, kim olduğumuzu ve

 nasıl var olmaya devam edeceğimizi öğretir. En son

 ocağımız sönmeden bağımsızlığımızın sembolü olan al

 bayrağımızın inmeyeceğini haykırır.  Şehit kanlarıyla

 sulanmış vatan toprağımızın asla düşmana çiğnetilemez

 olduğunu telkin eder. Şehâdetleri dinin temeli olan ezan-ı

 Muhammedî’nin ebediyen yurdumuzun üstünde inlemesini

 niyaz eder. Şu mısralarla milletimize ebedi istiklâli

 muştular:

Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!

Değerli Müminler!

12 Mart,  İstiklâl Marşımızın kabulünün, 18 Mart ise

 Çanakkale Zaferimizin yıldönümüdür. Bu vesileyle, tarih

 boyunca adaletin, barışın ve güvenin bayraktarlığını

 yapan, aziz vatanımızı bizlere emanet eden kahraman

 şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla

 yâd ediyorum.



[1] Âl-i İmrân, 3/160.

[2] İbn Mâce, Diyât, 5.

[3] Âl-i İmrân, 3/139. 

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 
KAYNAK:

9 Mart 2021 Salı

Miraç ve Namaz

 

                                          Miraç ve Namaz



Yarın akşam,
Miraç Kandili,kandilinizi tebrik ederim.               
Mübarek üç ayların ilki olan Recep ayının 26.gününü 27’ye bağlayan gece Miraç kandili olarak kutlanır.

O gecede sevgili Peygamberimiz Kabe’den  Mescid-i Aksa’ya oradan da  Yüce Allah’ın huzuruna çıkartılmıştır.
Bu olay  Kur’an-ı Kerim’de “İsra” kelimesiyle anlatılmıştır. İsra sözlükte geceleyin yürümek demektir.


Kur’an’ı Kerim’de İsra suresinde Miraçla İlgili şöyle buyrulur:


”Bir gece, kendisine öğütlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Haram’dan , çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir... O gerçekten işitendir, görendir.” (İsra suresi,1.ayet)
Peygamberimiz Mescid-i Haram’dan Burak adlı bir bineğe bindirildi. Cebrail ile birlikte o gece Kudüs’teki Beyt-i Makdis’e getirildi. Orada bütün peygamberlerle namaz kılındı. Sonra oradan yüksek makamlara çıkmak için bir miraç, bir manevi merdiven kuruldu. Gök katları birer birer geçildi. Her katta  peygamberlerle görüşüldü. Birinci katta Hz. Adem peygamberle, ikinci katta  Hz. İsa ve  Hz.Yahya Peygamberle, üçüncü  katta Hz. Yusuf peygamberle, dördüncü katta Hz. İdris peygamberle, beşinci katta  Hz.Harun peygamberle, altıncı katta Hz. Musa peygamberle ve ye
dinci katta da Hz.İbrahim  peygamberle karşılaştı. Hepsine selam verdi. Onlarda   Hz. Muhammed’e Ey Salih Kardeş ‘ Ey Salih Peygamber! dediler.
Peygamberimize gök katlarından sonra Sidre-i Münteha sahası açıldı. Cebrail (a.s.) Sidre-i Münteha’dan ileri geçemedi. Peygamberimiz Yüce Allah ile hiçbir aracı olmadan  görüşüp bir çok sırlara ve müjdelere eriştirilerek Allah’ın vahyine direkt muhatap olmuştur.
Sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed, Yüce Allah ile hiçbir aracı olmadan yaptığı görüşmede arada sadece bir perde vardı.

Allah ile bu kadar yakın görüşen tek insan Peygamberimiz Hz.Muhammed’dir.

Bu büyük şerefe ulaşan Peygamberimiz her zaman olduğu gibi ümmetini düşünmüştür. Ve ümmeti için Allah’tan müjdeler istemiştir.


Peygamberimiz Hz.Muhammed’e Mirac’da şu üç şey verilmiştir:
1-Bakara suresinin son ayetleri. (Amenerrasuluh…)
2-Allah’a ortak koşmayanların Cennete gireceği müjdesi.
3-Beş vakit namaz farz kılındı.

Yüce Allah kullarına namazı bir  müjde ve ödül olarak gönderiyor. Çünkü namazla kulları kendisiyle baş başa görüşme imkanı bulmaktadır.

Miraç olayında en önemli hususlardan biri elbette namaz ibadetidir.

Namaz kulun Allah ile görüşme seanslarıdır. Bu bakımdan namaz Mü’minin miracıdır. Hem de bu miraç sürekli gerçekleşmektedir.

Bundan dolayı namazın önemi çok büyüktür.

Namaz, İslam’ın Beş Şartı’ndan biri olan ibadet. Kur’an’da günün belli vaktilerinde ve abdest şartını yerine getirerek namaz kılınması gerektiği belirtilmiştir. Kur’an ayetlerine göre namaz bir temizlenme aracıdır. Aynı zamanda Allah’ı anarak teslimiyetini yaratıcıya gösterme biçimdir.

Peygamberimizin bir hadisi şeriflerinde kulun Allah’a en yakın yerinin secde olduğunu belirtmesi, namaz kılan her mü’minin manen miraca erdiği şeklinde yorumlanmıştır.

Yüce Allah namazla ilgili Kuran-ı Kerim’de bazı ayetlerde şöyle buyurur:

“Namazı kılın, zekatı verin, kendiniz için önden gönderdiğiniz her hayrı Allah katında bulacaksınız. Allah yaptıklarınızı şüphesiz görür.” (Bakara Suresi 110. Ayet).

“…Ahirete iman edenler, namazlarına gereği üzre devam ettikleri halde Kur'an'a da inanırlar.”( En’âm Suresi 92. Ayet)

Ve onlar ki, namazlarına devam ederler.”(Mü'minûn Sûresi,9.ayet)

“Hayır! Sakın sen ona uyma; secde et ve Rabbine yaklaş.”( Alak Suresi,19. Ayet)

Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.” (Nisâ Suresi,103. Ayet)

“Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah’a gönülden boyun eğerek namaza durun” (Bakara Suresi,238.ayet)

Namazla ilgili Peygamberimiz de bazı hadislerinde şöyle buyurmaktadır:

“Dinin başı İslam (Kelime-i şehadet getirerek Allah’a teslim olmak), direği ise namazdır.” (Tirmizî, Îmân, 8; İbn Hanbel, V, 231)

“Kim hiçbir ortağı olmayan, tek olan Allah’a ihlâsla ibadet ederek, namazı dosdoğru kılarak, zekâtı vererek dünyadan ayrılırsa, Allah kendisinden razı olduğu hâlde ölmüş olur.” (İbn Mâce, Sünnet, 9)

“... Benim nasıl namaz kıldığımı gördüyseniz siz de öyle namaz kılın.” (Buhârî, Ezân, 18)

“Her kim sabah namazını kılarsa, o kimse Allah’ın koruması altındadır.” (Müslim, Mesâcid, 262)

“Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi kat daha faziletlidir.” (Buhârî, Ezân, 30; Müslim, Mesâcid, 249)

“İkindi namazını kaçıran kimse, sanki ailesini ve malını yitirmiş gibidir.” (Buhârî, Mevâkîtü’s-Salât, 14; Müslim, Mesâcid, 200)

“Bir adam Hz. Peygamber’e (s.a.s.), ‘Amellerin / İbadetlerin en faziletlisi hangisidir?’ diye sordu. Peygamber Efendimiz, ‘Vaktinde kılınan namazdır.’ buyurdu.” (Buhârî, Tevhîd, 48)

“Kulun Rabbine en yakın olduğu (an) secde hâlidir. Öyleyse (secdede iken) çokça dua ediniz.” (Müslim, Salât, 215)

 “Büyük günah işlenmedikçe beş vakit namaz ve iki cuma, aralarındaki günahlara kefarettir.” (Müslim, Tahâret, 14)

 “(Kıyamet günü) kulun ilk hesaba çekileceği şey namazıdır. Eğer bunu tam olarak yapmışsa (ne âlâ!) Ama (farz namazları tamam) değilse Yüce Allah, ‘Kulumun nafilelerine bakın.’ buyurur. Eğer nafile namazı bulunursa, ‘Onunla farzları tamamlayın.’ buyurur”. (Nesâî, Salât, 9)    

 

      

   Miraç gecesini  en güzel biçimde değerlendirmek gerekir. Gündüzünü de mümkünse oruçlu geçirebilirsek iyi olur.                                                          

   Bu gece sebebiyle kendimizi hesaba çekerek, Allah’ın verdiği bunca nimet karşısında şükrümüzü eda edelim, İnşallah.                     

  Yaratılış gayemizin yalnızca Allah’ı tanımak olduğunu hatırlayalım. Allah’a karşı görevlerimizi ne ölçüde yerine getirebildiğimizi düşünelim. Komşularla ilişkilerimizi gözden geçirelim. İnsanlara karşı davranışlarımızı değerlendirelim. Yetim ve yoksullar için neler yapıp neler yapamadığımızı düşünelim. Çevremizdeki engelli kişilerin yaşam mücadelelerini nasıl devam ettirdiklerini ve engellilere ne derece önem verebildiğimizi aklımıza getirelim.

Evet, maneviyatı çok büyük olan bu gecede yaratıcımıza bol bol ibadet edelim.

Namazın farz kılındığı bu gecede bolca namaz kılalım. Özellikle kılamadığımız farz namazların kazasını yapmaya çalışalım.

Kur’an okuyalım. İsra suresinin anlamını okuyup düşünelim. Bol bol  dua edelim.

Kendi  iç dünyamızda Yüce Allah’a çok yaklaşarak ,ona miraç edelim.

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:


Milliyet Blog:

 

7 Mart 2021 Pazar

HAFTANIN AYETİ

Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


 Ancak (samimiyetle) dinleyenler daveti kabul eder. Ölülere gelince, Allah onları diriltecek, sonra da O'na döndürülecekler.

                           (En’âm Suresi 36. Ayet)

5 Mart 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 05.03.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:İSRÂ VE MİRAÇ


                                   İSRÂ VE MİRAÇ


سُبْحَانَ ا لـَذ۪ٓ ي اسَْرٰى بِعَبْدِه۪ٓ ليَْلاً مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ الِىَ الْمَسْجِدِ الَْْقْصَا ال ذَ۪ٓي باَرَكْنَا حَوْلهَُ لنُِرِيهَُ مِنِْ اٰياَتنَِاۜ ا نِهَُ هُوَ ال سَم۪ٓيعُ الْبَص۪ٓيرُ .

 وَقَالَ رَسُولُ ا هللّٰ صَليَٰ ا هللُّٰ عَ ليَْ ِه وَسَلمََٰ  :ائِْتُوهُ فَصَل وُا فِيهِ فَإنِْ لمَْ تأَْتوُهُ وَتصَُل وُا فِيهِ فَابْعَثُوا بِزَيْتٍ يسُْرَجُ فِى قنََادِيلِهِ .

يسُْرَجُ فِى قنََادِيلِهِ .



Muhterem Müslümanlar!


Rahmet ve mağfiret, lütuf ve ihsan iklimi üç aylardayız. Önümüzdeki Çarşamba’yı Perşembe’ye bağlayan gece inşallah Miraç Gecesini idrak edeceğiz. Cenâb-ı Hak, bu gece vesilesiyle aziz milletimize, ümmet-i

Muhammed’e ve bütün insanlığa sağlık, huzur ve afiyet ihsan eylesin. Miraç Gecemiz mübarek olsun. 


Aziz Müminler!


Yüce Rabbimiz İsrâ suresinin ilk ayetinde şöyle buyurur: “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını göstermek için kulunu bir gece Mescidi Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, görendir.”[1] 


              Bu     sureye    adını     veren    İsrâ,      Sevgili

Peygamberimizin bir gece, Mekke’deki Mescid-i

Harâm’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya yolculuğudur. Miraç ise Resûl-i Ekrem’in (s.a.s) Allah’ın kudret ve azametine şahit; rahmet, mağfiret ve müjdesine nail olduğu kutlu yükseliştir. 


Kıymetli Müslümanlar!


Miracın ilk durağı, Mescid-i Aksâ’dır. Peygamber Efendimiz bu mübarek mabetle ilgili şöyle buyurmuştur: 

“Gidin ve Mescid-i Aksâ’da namaz kılın. Şayet gidemez ve orada namaz kılamazsanız, oranın kandillerini aydınlatacak yağ gönderin.”[2] 


Bu hadis-i şerif, Mescid-i Aksâ sevgisini gönüllere aşılamanın, kadim değerimize sahip çıkmanın, maddi ve manevi imarı için çalışmanın her müminin görevi olduğunu öğretmektedir. 


Mescid-i Aksâ’nın bulunduğu mukaddes belde Kudüs, bir İslam beldesidir. “Darü’s-selâm” yani barış ve selamet yurdudur. Kudüs, tarih boyunca Müslümanların himayesinde özgürlüğün, adaletin ve huzur içinde birlikte yaşamanın sembolü olmuştur.


Değerli Müminler!


Geliniz, Rabbimizin İsrâ suresinde yer alan öğütlerinden bazılarına kulak verelim: Yalnızca Allah’a kulluk et. Anne-babana iyi davran, yaşlanıp sana muhtaç hâle geldiklerinde onlara kol kanat ger, “öf!” bile deme. Akrabaya, yoksula ve darda kalana yardım et. Cimrilikten ve israftan kaçın. Zinaya yaklaşma. Haksız yere cana kıyma, asla kan davası gütme. Yetimin malına el uzatma. Ahde vefa göster. Ölçü ve tartıda hile yapma. Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Yeryüzünde böbürlenerek yürüme.


Aziz Müslümanlar!


Hutbemi bitirirken, dün Bingöl’den Bitlis Tatvan’a giden askeri helikopterimizin düşmesi sonucu şehit olan Mehmetçiklerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabır ve başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. 



[1] İsrâ, 17/1.

[2] Ebû Dâvûd, Salât, 14.


Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 
KAYNAK:

HAFTANIN HADİSİ

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:

“Kulun Rabbine en yakın olduğu (an) secde hâlidir. Öyleyse (secdede iken) çokça dua ediniz.”

                           (Müslim, Salât, 215)

Tatvan'da Düşen Helikopterde 11 Vatan Evladı Şehit Oldu

 Şehitlerimiz Milletimizi Yasa Boğdu




04/03/2021 Perşembe günü, "Bingöl'den Tatvan'a gitmek üzere  13.55'te kalkış yapan Kara Kuvvetleri Komutanlığına ait Cougar tipi bir helikopter  ile saat 14.25'te irtibat kesilmişti.

Daha sonra helikopterin düştüğü bildirildi. 

İlk belirlemeye göre 9 askerimiz şehit oldu. 4 yaralı askerimiz hastaneye kaldırıldı.

2 askerimiz daha hastanede şehit oldu. Heberi duyan şehit yakınları ve milletimiz yasa boğuldu.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Bitlis'in Tatvan ilçesinde kaza kırıma uğrayan helikopterde bulunan;

Korgeneral Osman Erbaş (Yozgat-Yerköy),

 Astsubay Üstçavuş Nazmi Yılmaz (Kahramanmaraş-Afşin),

 Albay Şentürk Aydınyer (Kars), 

Yüzbaşı Salih Sarıoğlu (Samsun-Bafra),

 Astsubay Kıdemli Başçavuş Mehmet Demir (Kahramanmaraş-Onikişubat), 

Astsubay Kıdemli Üstçavuş Ömer Umulu (Kırıkkale), 

Pilot Yüzbaşı Tayfun Kureş (Trabzon-Of), 

Pilot Yüzbaşı Gökhan Uysal (Afyonkarahisar-Dinar), 

Astsubay Kıdemli Çavuş Şükrü Karadirek (Afyonkarahisar),

 Uzman Çavuş Tolga Demirci (Kayseri-Pınarbaşı),

Uzman Çavuş Hakan Gül (Amasya) şehit oldu.

Açıklamada yaralananların ise :

Binbaşı Alptekin Köprülü (Gümüşhane),

Yüzbaşı Ender Uzunçakmak (Ordu-Kabadüz),

 olduğu bildirildi.

Şehitlerimize Yüce Allah'tan rahmet diler, yaralı askerlerimize de acil şifalar dileriz.

Şehit yakınlarına ve milletimize  sabırlar diliyorum.

05/03/2021 Cuma günü şehitlerimize önce Elazığ'da tören yapıldı. Şehitlerimiz Elaziğ'dan  Ankara'ya gönderildi.

Ankara'da Ahmet Akseki Camiinde devlet töreni düzenlenerek cenaze namazı kılınarak şehitlerimizin bazıları Ankara'da bazıları da memleketlerinde toprağa verildi.

            11 VATAN evladı askerlerimiz Allah'ın izniyle Sevgili Peygamberimizin müjdelediği şehitlik makamına ulaşmaları ve Peygamberimize komşu olmaları inancı en büyük tesellimizdir.

Şehitlik herkese nasip olmaz. 

Allah'ın takdiryle şehitliğe ulaşılabilir. 

Cennete girme ve cennet nimetlerinden faydalanma Allah'ın verdiği bir nimettir. Böyle büyük nimetler kendiliğinden oluşmaz. Bunlar Yüce Allah tarafından bahşedilir. 

Şehitliği  Allah sevdiği kullarına nasip eder.

Birçok Müslüman şehit olmak ister. Ama herkese bu makam nasip olmaz.

Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de şehitlerle ilgili şöyle buyurmaktadır:

“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü zannetme! Aksine onlar diridirler ve Rableri yanında rızıklanmaktadırlar.

O şehitler, Allah’ın kendilerine bağışladığı nimetlerle sonsuz bir mutluluk duyarlar. Arkalarından gelecek olup, henüz kendilerine katılmamış olan mücâhid kardeşleri adına da: “Onlara hiçbir korku yok, onlar asla üzülmeyecekler” müjdesiyle sevinirler.

Yine onlar, Cenâb-ı Hakk’ın kendilerine olan büyük lütfu ve ihsânıyla sevindikleri gibi, ayrıca Allah’ın, mü’minlerin mükâfatını zâyi etmeyeceği yolundaki va‘dinden dolayı da büyük bir sevinç duyarlar.” (Al-i İmran suresi,169-171.Ayetler)

“O mü’minler, savaşta bunca yara aldıktan sonra bile, Allah ve Rasûlü’nün tekrar savaşa dönme çağrısına uymuşlardı. İşte böyle güzel davranışta bulunanlarla, Allah’a ve Rasûlü’ne karşı gelmekten sakınanları âhirette büyük mükâfatlar beklemektedir.” (Al-i İmran suresi,172.Ayet)

“Kim Allah’a ve Peygamber’e itaat ederse, işte onlar Allah’ın kendilerine nimetler verdiği peygamberler, sıddîklar, şehitler ve sâlihlerle beraberdirler. Bunlar ne güzel arkadaştır! Bu, Allah’ın bahşettiği çok büyük bir lutuftur. Ona kimlerin lâyık olduğunu ve bunların derecesini Allah’ın bilmesi yeter!” (Nisa suresi,69-70.Ayetler)


Peygamberlikten sonra en makbul mertebe, şehitlik mertebesidir. Bundan dolayı ashâb-ı kiram, şehit olmak için can atarlardı.

Fahr-i Kâinat Efendimiz, bir hadislerinde şöyle buyurmuştur:“…Ümmetime ağır gelmeyecek olsaydı, hiçbir seriyyeden geri kalmaz, hepsine katılırdım. Allah yolunda şehit olmak, sonra diriltilip tekrar şehit olmak yine diriltilip tekrar şehit olmak isterdim.” (Buhârî, Îman 26; Müslim, İmâre 103, 107)

Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur: “Cennete giren hiçbir kimse, yeryüzündeki her şey kendisinin olsa dahî dünyaya geri dönmeyi arzu etmez. Sadece şehit, gördüğü ileri derecedeki itibar ve ikram sebebiyle tekrar dünyaya dönmeyi ve on defa şehit olmayı ister.” (Buhârî, Cihâd 21; Müslim, İmâre 109)

Cennet, sonsuz mutluluğun yaşanacağı yerdir. Cennette ne arzu edilirse hemen önünüze gelir. Cennette hayal edemediğimiz şeyler dahi elimizin altında olacaktır.  Oraya giren bir kişi  bir daha oradan çıkmak istemez. 

Fakat şehitlik makamına ulaşanlar tekrar tekrar dünyaya dönüp şehit olmak isterler.

Çünkü şehitlere iltifatlar çoktur.

Öyle inanıyorum  ki, şehitler öteki alemde bütün peygamberler, şehitler, gaziler, alimler evliyalar ve bilumum faziletli kişiler huzurunda Peygamberimiz Hz.Muhammed tarafından övgüyle takdim edilecek ve  sahneye çıkarılacaktır. Orada şehitlere verilecek ödüller peygamberlerin elinden alınacak.

İşte böyle bir iltifatı tekrar tekrar görmek için şehitler dünyaya dönmek ve tekrar tekrar şehit olmak isterler.

 Şehit olmayı canı gönülden arzu edip ve Allah yolunda gayret sarf edenlerinde şehitler gibi sevap alacağı müjdelenmiştir.

Enes radıyallahu anh'  den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem  şöyle buyurdu: "Şehitliği gönülden arzu eden bir kimse, şehit olmasa bile sevabına nâil olur." (Müslim, İmâre 156)

İşte inancımızda ve kültürümüzde şehitlik bundan dolayı çok önemli ve kutsal bir makamdır.

Allah yolunda olan, vatan ve millet için, bağımsızlık ve bayrak için canını bu yolda acımayan asker, polis ,diğer  görevliler ve sivil gönüllülerin vefatlarıyla şehit, yaralanma ile de gazi olurlar.

Vatanımız ve Milletimiz şehitler ve gazilerimiz ile  yaşayacaktır. Bu anlayışla bize kimse zarar veremeyecektir.

Yeter ki, birlik içinde olalım, birlikten ayrılmayalım.


Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez!


Efkan VURAL