19 Aralık 2021 Pazar

Hadis-i Şerifler aydınlatıyor-13

                             Hadis-i Şerifler aydınlatıyor:

Davete İcabet Sünnettir

İnsanların yalnız başına yaşamaları zor bir durumdur. Her işimizi kendi başımıza yapmamız mümkün değildir. İnsan yalnız başına fert olarak hayatını sürdürürken kendini toplumdan sıyıramaz. İnsan oğlu her an başkalarına muhtaçtır.

Tamamen kendini yalnızlığa itenler sorunlarıyla baş edemez ve içine kapanarak hayatını kaosa çevirir.

 Hayatın getirdiği sorunları ve problemleri eşimizle ve dostumuzla çözüme kavuşturabiliriz.

Hayatımızı kolaylaştırmak için ailemize, komşularımıza ve diğer katmanlara ihtiyacımız olacaktır. Bunun için insanlar iç içe yaşamak zorunda.

Toplumdan kaçamayız. Bu hem inancımıza ve hem de kültürümüze ters düşer.

Dinimiz komşusu aç iken ,tok sabahlayanlardan olmamamızı ister.

Atalarımız da ne güzel söylemiş. “Ev alma komşu al.” “Komşu komşunun külüne muhtaçtır.”

İnsanlar toplu halde yaşarlar. Sorunlarını birlikte çözerler.

Hastalık anında, düğünde, cenaze de ve diğer törenlerde birlikte olmak ve  birbirine destek olmak insanlığın ve insanca yaşamanın gereğidir.

Bu konuda peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde bizi şöyle aydınlatır:

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur:

“Biriniz din kardeşini düğün ve benzeri bir şeye davet ettiği zaman o, (bu davete icabet etsin).” (Buhari,Nikah,74.)

Evet, şu koronalı  günlerde birbirimizi unutur olduk. Cenaze ve düğünlere gitmez olduk.

Davetlere katılma konusundaki eksikliklerimizi ve kusurumuzu  korona bahanesiyle görmemezlikten geliyoruz. Bu durumu gözden geçirmeliyiz…

Davetleri ihmal etmemeliyiz. Eş, dost, akraba ve tanıdıklarımızın davetlerine hasta ve riskli değilsek; maske mesafe ve hijyene dikkat ederek katılmaya çalışmalıyız.

Düğün ve hayırlı işlere katılamadığımız durumlarda hediyelerimizi gönderebilir ve bu şekilde birbirimizi desteklemiş oluruz.

İyi bir insan ve samimi bir Müslüman yakınlarının davetine gerekli özeni göstermelidir.

Unutmayalım ki, şu geçici boş dünyada yarayışlı ve iyi şeyler yaparsak; gerçek ve sonsuz olan ahiret hayatına (azık) hazırlık yapmış oluruz.

Ne mutlu dünya hayatında iyi şeyler yaparak sevaplarını biriktirenlere…

Ne mutlu davetlere icabet edenlere…


 Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:


 

 

17 Aralık 2021 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:    

"Kıyamet günü Allah katında insanların en kötüsü, dünyadayken

 şerrinden korunmak için diğer insanların kendisinden

 uzaklaştığı kimsedir."

 

(Müslim, "Birr", 73)


Diyanet İşleri Başkanlığının 17.12.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:MÜSLÜMAN, DİNÎ VE AHLAKİ DEĞERLERİYLE YAŞAR

       MÜSLÜMAN, DİNÎ VE AHLAKİ DEĞERLERİYLE YAŞAR




Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor: 

“Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyar ve Allah’a iman edersiniz…”[i] 

Aziz Müminler!

“En hayırlı ümmet” övgüsüne mazhar olan her bir mümin, zihnine ve gönlüne yalnızca İslam’ın yüce değerlerini nakşeder.  Kaynağı vahiy olmayan her çeşit düşünce, uygulama ve alışkanlıklar karşısında dikkatli davranır. İmanına zarar verebilecek tehlikelerden uzak durur. Söz ve davranışlarına İslam ahlakını yansıtır. Dünyevî heves ve arzuların peşinden koşmaz. Alın terinin kıymetini, helal kazancın bereketini unutmaz. Aldığının ve sattığının hesabını vereceğini aklından çıkarmaz. Az da olsa yalnızca helalle yetinir. Aklı uyuşturan alkolle, ocaklar söndüren kumarla ömrünü zayi etmez.

Kıymetli Müslümanlar!

Kimliğini muhafaza eden bir Müslüman, popüler kültürün girdabında kaybolmaz. Başka dünyalara ait yaşam tarzlarını bilinçsizce taklit etmez. Dinimizde ve sahih geleneğimizde yeri olmayan sembolleri, eğlence biçimlerini, tutum ve davranışları benimsemez. Bunun, Müslüman kimliğini zedelediğini, toplumu ve gelecek nesilleri dinine, tarihine ve değerlerine yabancılaştırdığını bilir. Tarih sahnesinden silinen nice milletin önce inanç ve değerlerini, sonra da kültür, edebiyat ve sanatını kaybettiğini unutmaz.

Değerli Müminler!

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) bir hadisinde bizleri şöyle uyarmaktadır: 

“Kim bir topluluğa benzemeye çalışırsa, o da onlardandır.”[ii] 

Yani bir kimse, kendi değerlerini yaşamak ve yaşatmak yerine başkasına özenir, onun inanç ve adetlerini benimserse, sonunda onlar gibi düşünmeye ve onlar gibi yaşamaya başlar. Zira maddi ve fiziki benzeşmenin manevi sonuçlar doğurması kaçınılmazdır.

O halde, Rabbimize, insanlığa ve gelecek nesillerimize karşı sorumluluğumuzun bilincinde olalım. Kur’an’a ve sünnete sımsıkı sarılalım. Hayatımızın her alanında İslam ahlakını ve terbiyesini kuşanalım. Yaratılış gayemizden uzaklaştıran, kültür ve medeniyetimizi yozlaştıran her türlü söz, anlayış ve davranıştan uzak duralım. Unutmayalım ki toplumlar, dinî ve ahlaki değerleriyle ayakta durur ve bu değerlerden beslenen şuurla yaşarlar.



[i] Âl-i İmrân, 3/110.

[ii] Ebû Dâvûd, Libâs, 4.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

13 Aralık 2021 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:

اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ يَهْد۪يهِمْ رَبُّهُمْ بِا۪يمَانِهِمْۚ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُ ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِ

İman edip güzel işler yapanlara gelince, imanları sebebiyle Rableri onları nimet dolu cennetlerde, alt tarafından ırmaklar akan (saraylara) erdirir.

                (Yunus Sûresi(10) 9. Ayet)

12 Aralık 2021 Pazar

Kur’an ayetleri aydınlatıyor-13

 Kur’an ayetleri aydınlatıyor:

Allahtan başka ilah yoktur.

İbadet yalnızca Allah’a yapılır.

Yüce Allah tüm evreni ve evrenin içindeki varlıkları yaratmıştır. Allah evreni yaratıp bir kenara bırakmadı. O evreni idare edip her daim yönetmektedir. Tüm canlılara rızıklandırıyor ve onları yalnız bırakmıyor.

İlk insanı yaratan Allah, ona Cebrail meleğini göndererek hayatla ilgili her şeyi öğretiyor. Yine melek aracılığı ile Allah kendini tanıtıyor ve kulluğun ne olduğunu öğretiyor. Kendisinden başka ilah olmadığını ve yalnızca kendisine ibadet edileceğini bildiriyor.

Allah ilk insan olan Hz. Adem’e kulluk adına bildirdiği şeyleri sonraki peygamberlere de tekrar tekrar bildirmiştir.

Peygamberler Allah’tan aldıkları mesajları kavimlerine ileterek onları doğru yola çağırmışlardı.

Her peygamber öncelikle yaratıcının bir tek olduğunu ve O’ndan başka ilah olmadığını ve yalnızca O’na kulluk edileceğini bildirmiştir.

Allah bu konuda Kur’an’da bizi bir ayette şöyle aydınlatır:   

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Senden önce gönderdiğimiz her peygambere: "Benden başka tanrı yoktur, Bana kulluk edin" diye vahyetmişizdir.”( Enbiyâ Sûresi,25. Ayet)

Her peygamber insanlara Allah’ın bir tek olduğunu, eşi ve benzeri olmadığını, O’ndan başka tapılacak Tanrının bulunmadığını ve yalnızca kendine ibadet edileceğini öğretmiştir.

Tüm peygamberlere bildirilen bu ilahi ferman son olarak ve kıyamete kadar devam edecek şekilde Hz. Muhammed’e de bildirilmiştir. Çünkü Allah’ın gönderdiği tüm ilahi dinlerde en önemli esasın TEVHİD  olduğu görülmektedir.

İslam dininin temelini oluşturan esasın da tevhid olduğunu yani  Yüce Allah’ın bir tek oluşudur.

Bugün de bizler dinimizin bu temel esasını göz önüne alarak, Allah’tan başka hiçbir ilahın olmadığına ve kulluğun yalnızca Allah’a yapılması gerektiğini iyice bilmeliyiz. İbadetlerimizi bu bilinçle yerine getirmeliyiz. İbadetler yalnızca Allah rızası için yapılmalıdır. Yapılan ibadetlerde, kulluk ta, gösteriş ve menfaata yer vermemeliyiz. Bunun için çok dikkatli davranmalıyız.

Gösteriş ve menfaat düşünerek ibadet edenlerin yaptıkları ibadetlerin kendilerine bir fayda vermeyecektir.

Yaptığımız her davranışı Allah rızası için yapmalıyız.

İbadet, dua ve yardım konularında yalnız Allah’a yönelmeliyiz.

Dini sadece Allah’a mahsus bir şekilde yaşamaya çalışmalıyız.

Allah’ın dışında hiçbir şeye, hiçbir güce ve kuvvete yer vermemeliyiz.

Yalnızca ve yalnızca Allah’a yönelmeliyiz.

Ne mutlu yalnızca Allah’a inananlara ve yalnız O’na ibadet edenlere…

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:


10 Aralık 2021 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:                                                               


İşlerinizde orta yolu tutunuz, dosdoğru olunuz. Biliniz ki hiçbirinizi ameli cennete girdiremez. Şunu da biliniz ki Allah katında en değerli amel, az da olsa devamlı olanıdır.

                                                                      (Buhârî, "Rikâk", 18)


9 Aralık 2021 Perşembe

Diyanet İşleri Başkanlığının 10.12.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:MÜMİN CANA YAKINDIR

                          MÜMİN CANA YAKINDIR




Muhterem Müslümanlar!


Ashâb-ı Kirâm’dan birisi, güzel bir vadiden geçiyordu. Vadideki

 suyun tadı çok hoşuna gitmişti. Manzaradan da oldukça

 etkilenmişti. “İnsanlardan uzaklaşıp şu vadiye yerleşsem” diye

 düşündü. Resûlullah’a giderek niyetini açıkladı. Sevgili

 Peygamberimiz (s.a.s), ona böyle bir şey yapmamasını söyledi.

 İnsanlarla omuz omuza verip Allah yolunda mücadele etmenin,

 evinde tek başına yıllarca ibadet etmekten daha faziletli

 olduğunu buyurdu.[1]

Aziz Müminler!

İslam’ı hakkıyla yaşamak; hem Allah’a karşı görevlerimizi

 yerine getirmek hem de insanlarla ilişkilerimizde dinimizin

 hayat yüklü mesajlarını rehber edinmektir. Toplumdan kopmak,

 yalnızlaşmak, bencil ve bireysel hayatı tercih etmek asla doğru

 değildir. Nitekim namaz, oruç, zekât, hac ve kurban gibi

 ibadetlerin temelinde, Allah’a karşı sorumluluğumuzun yanında

 insanlarla tanışma, kaynaşma, paylaşma ve dayanışma gibi nice

 hikmetler vardır.


Kıymetli Müslümanlar!


Modern çağda ne yazık ki kendi dünyamıza hapsolduk. Bireyselleştik ve yalnızlaştık. Bencilleştik ve kendimizden başkasını düşünemez olduk. Evlerimiz birbirine yaklaşırken gönüllerimiz birbirinden uzaklaştı. Arkadaşlık, dostluk ve komşuluk ilişkilerimiz azaldı. Allah’ın selamını vermeyi, hal hatır sormayı, gönül alıcı tatlı bir sözü, muhabbet dolu bir tebessümü birbirimizden esirger hale geldik. Kimi zaman yanı başımızdaki komşumuzun hastalığından hatta vefatından dahi haberimiz olmadı.

Dijital dünya bizlere pek çok imkân sundu. Ancak sanal âlemin cazibesine kapılıp kendimizi kaybettik. Dijital ortamlarda güzel ahlakı muhafaza edemedik; hakkı, hukuku gözetemedik. Bilgisayar, tablet ve akıllı telefonların esiri olduk. Gerçek hayatla bağımız koptukça kalabalıklar içinde yalnızlaştık. Dünyanın diğer ucundaki insanlarla çevrim içi iletişim kurarken aynı evi, aynı ortamı paylaştığımız ailemizle, çocuklarımızla, komşularımızla hasbihal etmeyi unuttuk.


Değerli Müminler!


Cenâb-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de Peygamberimize hitaben şöyle buyurmaktadır: 

“Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi…”[2]

O halde, ümmeti olmakla şeref bulduğumuz Peygamberimizin

 ahlakını örnek alalım. Şefkati ve merhameti, fedakârlığı ve

 kanaatkârlığı, tatlı sözü ve güler yüzü şiar edinelim. Ailemizden

 başlayarak akrabalarımızla, komşularımızla ve bütün insanlarla

 iyi ilişkiler kuralım. Huzuru ve mutluluğu; bireysellik ve

 bencillikte değil, Rabbimizin rızasında ve kardeşlerimizin

 duasında arayalım.

Hutbemi Allah Resûlü (s.a.s)’in mümini tarif ettiği şu hadis-i

 şerifi ile bitiriyorum:

“Mümin cana yakındır. İnsanlarla yakınlık kurmayan ve kendisiyle yakınlık kurulamayan kimsede hayır yoktur.”[3]



[1] Tirmizî, Fedâilü’l-cihad, 17.

[2] Âl-i İmrân, 3/159.

[3] İbn Hanbel, II, 400.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK: