Ayın Seçme Sözü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ayın Seçme Sözü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2021 Çarşamba

AYIN SÖZÜ

                                Ayın Seçme Sözü ve Yorumu

(Resûlüm!) De ki:

Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?

                                                         (Zümre Suresi 9. Ayet)                                                                                                                                Okulların açılmaya başladığı Eylül ayında elbette en önemli

 konu eğitim, öğretim, öğretme ve öğrenmedir.

Öğrencilerimiz maalesef 1,5 yıldır eğitim ve öğretimlerini uzaktan

 almaya çalışıyorlardı.

Bu pandemi döneminden en fazla olumsuz etkilenen şeylerin başında

 eğitim ve öğretim faaliyetleri gelmektedir.

Toplumun kalkınması ve ileri seviyeye ulaşması için eğitim ve öğretim

 işleri çok önemlidir.

Bilginin olmadığı yerde cahillik ve bilgisizlik meydana gelir. Bilgiden

 yoksun kalan toplumlar geriler, zayıflar ve başkalarına bağlı

 yaşamaya başlar.

Sahip olduğumuz inancımız gereği okumak ve öğrenmek şarttır.

Allah’ın bize ilk emri Oku! Dur. Okumadan öğrenme olmaz.

 Öğrenmeden de bilgiye ulaşamayız.

Bilgi sahibi olarak bilimsel çalışmalarla tüm insanlığa ışık olmak en

 büyük yardımdır. İnsanlığa karşı yapılan güzel ve faydalı buluşlar

 kutsal niteliktedir.

Bugün dünyayı esareti altına alıp korku saçan “KORONA” illetine karşı

 bulunacak bir ilaç veya etkili bir aşı insanlığa yapılacak en büyük bir

 katkıdır.

Sağlıklı ve güven içinde yaşanacak bir hayat insan oğlunun en çok

 istediği bir durumdur.

Böyle bir hayatı yaşayacak buluşları ancak okumak, öğrenmek ve

 araştırmakla elde edebiliriz.

Yüce Allah bilenlerle bilmeyenlerin bir olamayacağını belirterek bizleri

 bilime ve araştırmaya yönlendirmektedir.

Kur’an’da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “(Resûlüm!) De ki: Hiç

 bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri

 bunları hakkıyla düşünür.” (Zümre Suresi 9. Ayet)

İlim yapmak, ilim yolunda olmak ve bu uğurda can vermek dinimizde

 üstünlük olarak telakki edilmiştir.

Okulların (İlk,orta,lise ve Üniversiteler) açılmaya başladığı Eylül ayı

 vesilesiyle okumaya daha fazla önem vermeye gayret edelim.

Sadece öğrenciler değil! Hepimiz okuyup öğrenelim.

Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?

 Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

 

 

 

 

 

 

 

1 Ağustos 2021 Pazar

AYIN SÖZÜ

                  Ayın Seçme Sözü ve Yorumu


         
“Size öyle bir vatan aldım ki, ebediyen sizin olacaktır.” 

                                                                         Sultan ALPARSLAN

İnanan Müslümanlar için dünyada vatan ahirette de iman çok önemlidir.

Dünyada düzgün bir hayat sürdürebilmek için iyi bir barınak şarttır. Ahirette de kurtuluşa ermek ve cennete girebilmek için de iman şarttır. Ahireti kazanma yeri de dünya hayatıdır.

Dünya hayatını iyi bir şekilde geçirebilmek için barınak gerekir. Evsiz ve park sız olarak yaşamak çok zordur.

Kışın soğuk ve yağışlı günlerde evi ve yuvası olmayan kişilerin yaşamlarını sürdürebilmesi mümkün olmaz.

Hayvanların bile yuvaları yıkılınca hayata tutunmaları zorlaşır.

İnsanlar için barınak çok önemlidir. Ancak barınağın yanında çok daha önemli olan şey “Vatan”’dır.

Bağımsız bir vatanın yoksa evin ve barınağın ne önemi olabilir. Başka milletin egemenliğindeki vatan, vatan sayılmaz. Orada köle durumundasın. Orada ruhumuz işkence içinde olur. Huzurumuz olmaz. Moral sıfırlanır.

Çünkü her an başkasının emrindesin…Kölesin yani… Hürriyetin ve özgürlüğün yoktur.

İşte böylesine önemlidir bağımsız bir vatan.

Bu bakımdan Türkiye’miz en büyük değerimizdir. Çünkü Türkiye bağımsız bir Türk Vatanıdır. Vatanımız bize atalarımızdan emanettir.

Bugün Anadolu topraklarında bağımsız T.C. Devletimizin resmi sınırları kutsal vatandır.

Bu toprakları ilk defa 1071 de Türklere açan Sultan ALPARSLAN’dır. Anadolu’yu bize ebedi yurt olarak bırakan Selçuklu sultanı ALPARSAL şöyle der: “Size öyle bir vatan aldım ki, ebediyen sizin olacaktır.”

1071 den bu yana Anadolu toprakları Türk Milletine vatan olmuştur. Allah’ın izniyle kıyamete kadar bu topraklar bize vatan olarak kalacaktır. Anadolu’nun kıyamete kadar elimizde olması için her türlü fedakârlığı göstermeliyiz. Canımız pahasına olsun vatanımızı korumalıyız. Vatanımıza, bayrağımıza, birliğimize göz diken iç ve dış düşmanlarımıza hiçbir zaman fırsat vermemeliyiz.

Bu vatan topraklarımıza her zaman düşman saldırıları ve istilaları olmuştur. Milletimizin birlik ve beraberliğiyle bu saldırılar bertaraf edilmiş, bağımsızlığımız korunmuştur.

Bunlara tarihte pek çok örnek verilebilir. 1915 Çanakkale muharebeleri, Kurtuluş savaşı, Sakarya Meydan Muharebesi, Büyük Taarruz,15 Temmuz hain girişim durdurulması ve birçok tarihi mücadelelerimizi dile getirebiliriz. Bunların her birinde milletimiz büyük komutan ve askerleriyle topyekûn vatanı savunmuşlar. Tarihi zaferler kazanmışlardır.

Biz de tarihte olduğu gibi her daim teyakkuz halinde olmalıyız. Ekonomik ve  bilimsel yönden güçlü olmalıyız. İnsan gücümüzü ve askeri alanda ilerleme kaydetmeliyiz.

1071’den beri bu toprakları bize vatan yapan başta Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arsalan ve tüm gazi ve şehitlerimize minnettarız.

Ruhları şad, mekanları cennet olsun.

Kutsal vatan TÜRKİYEMİZ bize emanet.

Kıyamete kadar vatanımızı koruyacağımıza ve vatan için çalışacağımıza söz veriyoruz.

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog: 

 

 

 

 

 

 

 

  

                                  

1 Temmuz 2021 Perşembe

AYIN SÖZÜ

                          Ayın Seçme Sözü ve Yorumu


“Herhangi bir işi yarına bırakma. Zira her günün derdi gibi işi

 de kendine yeter.” 

                                                  Ord.Prof.Dr. Ali Fuat Başgil 

Başarılı olabilmek için bir takım kural ve ilkeler vardır.

Başarıya inanmak şartıyla odaklanıp, çalışmak en önemli olan

 adımlardan ve ilkelerden  birincisidir.

 İnsan inandığı bir şey için elinden gelen gayreti

 titizlikle  göstermeye çalışır.

Başarılı olmanın ikinci önemli ilkesi planlı bir şekilde yapılan

 düzenli çalışmalardır.

 Başarılı olmanın bu iki ilkesinden sonra yapacaklarımızı

 zamanında yapmak ve çalışmaları başka bir zamana

 bırakmamak; üçüncü ilkeyi teşkil eder.

İşler zamanında yapılmazsa, birbirlerine karışır ve çözümleri

 zorlaşır.  Böyle bir durumda başarıya ulaşmak zorlaşır ve 

 başarısız olunabilir.

Çalışma hayatında ve özellikle öğrencilik dönemlerinde

 bugünün işini yarına bırakmamak lazım.

Her günün işini o gün içinde yapmak başarının lokomotifi olur.

Bugünün işini yarına aksatırsak, yarının kendine has işleri

 olduğu için; başarı yolunda sıkıntılar artmış olur.

Ord.Prof.Dr. Ali Fuat BAŞGİL, bu konuda şöyle der:

“Herhangi bir işi yarına bırakma. Zira her günün derdi gibi işi

 de kendine yeter.”                                                               

   Her günün işi kendine özgüdür. Her günün farklı farklı işleri

 vardır.

Her farklı günün dertleri ve sıkıntıları ayrı ayrıdır. Bunları günü

 gününde çözemezsek; işler karmakarışık bir hal alır.

 Karşımıza nelerin çıkabileceğini önceden kestiremeyebiliriz.

Yapmamız gerekenleri zamanında yapabilirsek, önümüze

 çıkacak diğer işleri güzel

ve düzgün yapma imkânımız olmuş olur. Buda başarımızı artırır.

Bu durumu daha iyi anlamak için öğrencilerin ders çalışma

 şeklini örnek verebiliriz.

Yaz tatilinin başlayacağı bu günlerde, yaz tatilini

 değerlendirmek isteyenler

 öncelikle bir çalışama planı hazırlamalıdırlar.

Okullar açılana kadar geçmişe dönük yapılacak çalışmalar

öğrencinin başarısını artıracak ve çalışmayan akranlarından

 daha ilerde olacaktır.

Tatilde yapılan plana uygun olarak günlük çalışmalarını

 zamanında yapan,

 bir kişi için başarıyı yakalamak kolay olacak ve akranlarına

 göre özgüveni daha da artacaktır.

Özellikle 11.sınıftan 12.sınıfa geçen öğrenciler yazın

 yapacakları çalışmalarla eksikliklerini tamamlayabilir ve

 Eylül’de başlayacak eğitim

 öğretim faaliyetleri ve yapılacak çalışmalar için hazır olmuş

 olurlar. Okul günlerinde iş güç, ders, ödev ve projeler birbirini

 kovalayıp duracak.

Zamanında yapılacak çalışmalar bizi her günün işini

 zamanında yapmamıza yardımcı olacaktır.

Başarıyı yakalamak kolay değildir.

Başarıya ulaşabilmek için bize düşen görev ve vazifeleri

 zamanı içinde yerine getirmeliyiz.

Gerisi Allah’ın takdiriyle başarıya ulaşmak olacaktır.

Önce, planlı bir şekilde ve zamanında çalışmak

 suretiyle tedbir; sonrasında da başarıyı beklemek takdir

 olacaktır.

Ne mutlu çalışıp başarılı olabilenlere….

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

                              

5 Haziran 2021 Cumartesi

AYIN SÖZÜ

 Ayın Seçme Sözü ve Yorumu


“Sabır önceleri zehirdir; Huy edinirsen bal olur.”  Hz.Mevlana                                                 

İnsanı diğer canlılardan ayıran bir takım özellikler vardır. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz.

Akıl, irade, düşünme, ifade eme, inanma, güvenme, sevme, sevilme, sabırlı olma, tahammül, yardım severlik, cömertlik vb.

İnsanoğlu hayatta birçok şeyle karşılaşabilir. İnsanın karşı karşıya kaldığı bazı şeyler var ki, onlar kişiyi darmadağınık eder.

İnsanın en önemli özelliklerinden biri de aceleci oluşu ve sabırsızlığıdır. Sabır göstermek ve sabırlı olmak büyük bir maharettir. Gerçekten sabır zor bir iştir. Sıkıntıyla ve zorlukla başlayan sabır sonunda rahatlık ve güzellik sağlar .

Karşılaştığımız bir sorunu hemen ortadan kaldırmamız mümkün olmayabilir. Sorunun bertaraf edilebilmesi için gerekenlerin yapılarak sonucunun sabırla beklenmesi gerekir. Bazen elden gelen her şeyi yaptığı halde insanoğlunun artık yapabileceği bir şey olmuyor. İşte böyle durumlarda sabır ve tevekkül devreye giriyor.

Sabır başlangıçta zor olsa da zamanla bir çıkış yolu bulunuyor ve sorun çözüme kavuşuyor. Sabır bir bakıyorsunuz ilaç gibi geliyor  ve iyileştiriyor her şeyi…

İlaç başta içilirken acı geliyor. Tedavi acı ve zorluklarla başlıyor. İğne, operasyon, ilaç serum gibi uygulamalar hastaya sıkıntı veriyor. Sonunda da iyileşme ile huzur ve mutluluğa ulaşılmış olunuyor. Eziyetler sonunda ulaşılan sağlıklı yaşam insan için bal ve şeker gibi olur.

Mevlana Celaleddin er-Rumi Hazretleri de  bundan dolayı “sabır” için söylediği şu söz önem kazanmaktadır: “Sabır önceleri zehirdir; Huy edinirsen bal olur.”

İnsanın başarıya ulaşabilmesi için sabırla çalışıp gayret göstermesi gerekir. Hemen sonuca ulaşmamız mümkün olmayabilir. Sabırla gayret edip beklemek lazım gelir. Uğraş, eziyet ve zorluklar sonrasında, kişinin başarıya ulaşması onu sevindir ve huzura kavuşturur.

Öğrenciler sabırla gece gündüz ders çalışır, uğraşırlar didinirler, nefislerinin arzularına gem vururlar. Sonrasında da başarılı olurlar ve istedikleri  yerlere gelirler. Öğrencinin uğraşı ve çalışması nefse zor gelir. Herkes gezip dolaşırken okuluyla ve dersiyle sabırla uğraşan  kişi için o anlar bir çile ve bir işkence gibidir. Ama sonrası sevinç ve  mutluluk olur… Acı ve zehirle başlayan mücadele sevinç ve mutlulukla yani balla son bulmuş olur.

Borç ve kredi olan bir esnaf önce eziyetli bir mücadele verir sonrasında borcunu öder  ve iyi bir duruma gelir.   

Hayatta  iyi bir şeye ulaşmak için sabırla gayret etmek gerekir. Peygamberimiz ve inanan ilk Müslümanlar Mekke’de yaşadıkları eziyet ve işkencelere sabretmişler ve  imanlarını korumuşlardır. Allah’ta onların sabırla yaptıkları bu mücadele sonunda Medine’nin yolunu açmıştır.  Medine’de Müslümanların yaşadığı altın yıllara “asrı saadet” denilmiştir. İşte bu yıllarda Müslümanlar mutluluğa kavuşmuş ve cenneti hak etmişlerdi.

Müslümanların başta yaşadıkları haller zehir gibi, ama sabır sonucunda bal gibi bir hayata kavuşmuş oluyorlar.

İşte Mevlana da bunu ifade etmek istemiştir.

Bizlerde yaşayışımızda zorluklara sabrederek hayat mücadelesini sabırla vermek zorundayız. Her zorluktan sonra bir kolaylık var diyor , Rabbimiz. (İnşirâh Suresi - 5. Ayet)

Unutmayalım ki sabrın sonu selamettir.

Sadece sabır yeterli değil…

Sabırla gayret etmeli ve tevekkül ile sabretmeliyiz.

Ne mutlu sabredenlere…

 Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

Celalin Penceresinden

7 Ocak 2021 Perşembe

AYIN SÖZÜ VE YORUMU

                             AYIN SEÇME SÖZÜ 

Sevgili Okurlarım,

Bundan sonra sayfamızda her ay bir söz  seçerek  yorumunu yapmaya çalışacağız.

Bu şekilde  motivasyonumuzu artırmak ve  hayata bakışımızı zenginleştirmek için adım atmaya başlayalım; artık.


AYIN SÖZÜ: Besmele  (بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ) 

              Rahmân ve rahîm olan Allah’ın adıyla... 

                                  (Fâtiha Suresi, 1 . Ayet)


                                   YORUM

Kur'an-ı Kerim'in ilk başlangıç cümlesi besmeledir. Kur'an besmele ayeti ile başlamaktadır.

Kur'an'ın ilk suresi olan Fatiha suresinin 1.ayeti besmeledir. 

Besmelenin anlamı şöyledir: Rahman ve Rahim olan olan Allah'ın adıyla...

Tevbe suresi hariç tüm surelerin başında besmele bulunur.

Besmele ile başlamak demek; her işimize hayırla başlamak demektir.

Yani besmele ile şunu ifade etmiş oluruz:

"Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla...diyerek bir işe başlarız.

Uykudan kalkınca, abdest alırken, yemek yerken, Kur'an okurken, Kitap okurken, yazı yazarken, dersimize otururken, evden çıkarken, iş yerimizin kapısını açarken, iş yerimize adım atarken, işimize başlarken, Çalışma masasına otururken, sınıfımıza girerken, bilgisayarımızı açarken, önemli iş ve anlaşmalara imza atarken... ve bunun gibi tüm yapacak olduğumuz şeylere başlarken besmele ifadesini söyleriz. 

Kısaca "Bismillahir-Rahmanir-Rahim." sözünü söyleyerek işlerimize başlarız. 



Bu şekilde her işimize Allah'ın adıyla başladığımızda niyetimizi ortaya koymuş oluyoruz.

Besmele ile başladığımız bir iş ve faaliyet için şunları ifade etmiş oluyoruz:

 1-Hak'tan ayrılmayacağımızı ifade etmiş oluyoruz.

2-Yaşantımızı Allah'ın ve Resulünün  istediğine göre düzenliyoruz.

3-Yaptığımız işlerde kul hakkına riayet ediyoruz.

4-Yaptığımız işi en iyi bir biçimde yapıyoruz.

5-Helal ve haram çizgisine dikkat ediyoruz.

6-Her an Allah'ın bizi gördüğünü unutmuyoruz.

7-Yaptıklarımızın hesabını Yüce Yaratıcıya vereceğimi biliyorum.

İşte besmele ile bunların anahtarını açıyoruz. Bu bakımdan besmele bu saydıklarımıza ulaşmanın şifresi gibidir.

Kısaca besmele bizi doğruya ve güzele yönlendiren paroladır. 


Efkan VURAL