18 Haziran 2020 Perşembe

HAFTANIN AYETİ


          Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:

 يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُونُوا۟ قَوَّٰمِينَ بِٱلْقِسْطِ شُهَدَآءَ لِلَّهِ وَلَوْ عَلَىٰٓ أَنفُسِكُمْ أَوِ ٱلْوَٰلِدَيْنِ وَٱلْأَقْرَبِينَ ۚ إِن يَكُنْ غَنِيًّا أَوْ فَقِيرًا فَٱللَّهُ أَوْلَىٰ بِهِمَا ۖ فَلَا تَتَّبِعُوا۟ ٱلْهَوَىٰٓ أَن تَعْدِلُوا۟ ۚ وَإِن تَلْوُۥٓا۟ أَوْ تُعْرِضُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا


Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.


                   (Nisâ Suresi 135. Ayet)


































HAFTANIN HADİSİ

:Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur

رِضَى الرَّبِّ في رِضَى الْـوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ في سَخَطِ الْـوَالِدِ

.Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır

.Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir

(Tirmizî, Birr, 3)

.



Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler):66-MÂCİD

                                  MÂCİD

 Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el-Mâcid’dir

Mâcid Allah’a nispet edildiğinde “yetkinliğin karşıtı olan her türlü nitelikten münezzeh, lütuf ve ikramı bol” anlamına gelir.
Mâcid; şânı ve kadri büyük; kerem ve cömertliği bol demektir.

El-Mâcid: Kadri ve şanı büyüktür.




El-Mâcid:  Şanı yüce, kerem ve iyilikleri bol olan O'dur.

 El-Mâcid: Azamet ve şerefle vasıflandırılmış, şanlı, şerefli, şanı yüce ve keremi bol olan, şanı büyük, kerem ve cömertliği sonsuz olan demektir.

Allah Teâlâ, yardımı, ihsânı bol olandır. O’nun kullarına olan kerem ve cömertliği ifadeye sığmaz, ölçüye gelmez. Bir taraftan kullarını iyi işler yapmaya muvaffak kılar; öbür taraftan onları güzel sıfatlara sahip olduklarından dolayı  över. Kusurlarını af eder, onları bağışlar.

Mevla’nın kullarına verdiği nimetler ölçüsüzdür. Çünkü O, sevdiği kullarına ölçüsüz verir, karşılıksız ikram eder ve dilediği an onları mağfiret eder.  Zira O’nun ihsanı boldur. Bunu bilmek ve O’na şükretmek lazımdır.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

“(O), Arşın Sahibi’dir, Mecid’dir (çok yüce ve şereflidir).”
 (Bürûc Sûresi,15. Ayet)

“(Melekler) dediler ki: “Allah’ın emrine mi şaşırıyorsun? Ey ev halkı, Allah’ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinize!” Muhakkak ki O, Hamîd’dir (çok övülen, çok hamdedilendir), Mecîd’dir (şanı, yüce olandır).”( Hûd Suresi 73. Ayet)



Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan ve sonra arşa hükmeden, gündüzü durmadan kovalayan gece ile bürüyen; güneşi, ayı, yıldızları, hepsini buyruğuna baş eğdirerek var eden Allah'tır. Bilin ki yaratma da emir de O'nun hakkıdır. Alemlerin Rabbi olan Allah Yüce'dir.”
 ( A'râf Sûresi,54. Ayet)

(Bu yazı,Diyanet İslam Ansiklopedisinden yararlanarak hazırlanmıştır.)
 (Devam edecek)

Efkan VURAL

16 Haziran 2020 Salı

Beyaz Bir Türk Zenciyi Ağlattı


ZENCİ İLE KUÇAKLAŞTI ZENCİ AĞLAMAYA BAŞLADI

Zenci Beyazla toklaşınca Ağladı



Beyaz Bir Türk Zenciyi Ağlattı

Beyaz bir adam siyahi bir kişiyle toklaşıp sarıldığında, siyah adam ağlamaya başladı.

Beyaz olan Müslüman Türk, ağlayan zenciye niçin ağladığını sorar….

Bu olay yıllar önce bir televizyon kanalında dile getirilmişti.

Olayı yaşayan ve duygulanarak anlatan kişi eski TRT Genel Müdürlerinden Merhum Nevzat YALÇINTAŞ’tı.

Bu günlerde  zencilere uygulanan ayırımcılık hareketleri artarak devam ederken, aklıma Nevzat YALÇINTAŞ’ın anlattığı olay aklıma geldi.

Tüm dünya bu olaya kulak verir İnşallah!

Burada  İslam dininin üstünlüğünü ve güzelliğini görmeliyiz. 

Her zaman olduğu gibi bu günlerde de öne çıkan ırkçı ayırım ve adaletsizlikler ayyuka çıkmıştır. Amerika’da öldürülen siyahı George Floyd, bardağı taşıran son damla oldu.

Amerika’da  ve bir çok Avrupa ülkesinde ırkçılığı reddedici gösteriler yapılıyor.

Dünyada  siyahlar beyazlar tarafından 2.sınıf olarak görülmüştür.

Müslümanlar başkalarını ayrıma tutmadan herkesi aynı ölçüde görmektedir. Hiçbir Müslüman ırk,renk,statü, coğrafi bölge vb. ayrımcılık yapmaz. Çünkü dinimiz İslam buna fırsat vermez. Dinimizin esası kardeşliktir. Bu kardeşlik din kardeşliğidir.

Yüce Allah’a inanan  mü’minlerin kardeş olduğu ilan edilmiştir.

Kur’an’ı Kerim’de Allah şöyle buyurmaktadır:

 “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.” (Hucurât Suresi 10. Ayet)

Peygamberimiz de veda hutbesinde siyah beyaz hiçbir kimsenin birbirine üstün olmadığını ilan etmiştir.

Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

“Ey insanlar, sizin Rabbiniz birdir, babanız da birdir. Haberiniz olsun ki, takva dışında hiçbir Arabın Arap olmayana, hiçbir Acemin Araba, hiçbir siyahın beyaza, hiçbir beyazın siyaya karşı bir üstünlüğü yoktur. Şüphesiz ki ilahi huzurda en değerliniz  Allah’tan en fazla korkanınızdır.(en muttakî olanınızdır)” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I-V, Beyrut ts., VI, 11.)

Görüldüğü gibi Müslümanlıkta asla siyah,beyaz,ırk ayırımı yoktur. Tarihte kurulan İslam ülkelerinde buna benzer hiçbir ayırım yapılmamıştır.

Siyah beyaz ayırımı yapılmadığı aksine siyahlara değer verildiğini  gösteren bir çok olaylar vardır.

Bunlardan biri olan ve  İslam kardeşliği söz konusu olunca devamlı örnek verdiğim şu olayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Yıllar önce bir TV programında izlemiştim. Programın konuğu eski TRT Genel Müdürlerinden Merhum Nevzat YALÇINTAŞ’tı.

Sunucu,Nevzat YALÇINTAŞ’tan  görevi esnasında unutamadığı bir olayı anlatmasını istiyor.
Prof.Dr.Nevzat YALÇINTAŞ,hiçbir zaman unutamadığı ve çok etkilendiği şu olayı anlatır.

Afrika ülkelerinde resmi ziyarete  gittikleri yerlerin  yetkilileriyle  sarılarak  tokalaştığı bir grupta siyahi bir yetkili  hünkür hünkür ağlamaya başlar.

YALÇINTAŞ,meraklanır, Siyahiye niye ağladığını sorar.

Siyahi ağlayarak  şu manidar cevabı verir:

Ömrümde ilk defa bir beyaz benimle tokalaştı ve bana sarıldı.(Musafaha yaptı-Tokalaştı). Beni insan yerine koydunuz. Bir beyazın bunu yapmasından çok duygulandım ve ağladım.
Bunun üzerine Prof.Dr. Nevzat YALÇINTAŞ,

Biz Müslümanız.

Bizler kardeşiz.

Birbirimizden farkımız yok… demek suretiyle ayrımcılığı reddetmiştir.

İşte beyaz siyah demeden, ırk ayırımı yapmadan,cinsiyet farkı gözetmeden herkesin insan olduğunu ve herkesin hür olduğunu her yerde ve her ortamda göstermeliyiz.

Dünyada insana değer verildiği bir zamana mı geldik acaba?

Artık tüm dünya İslam’ın koyduğu esaslara doğru yürümek mecburiyetindedir.

Çünkü İslamın esaslarını gönderen Yüce ALLAH’tır. İnsanı yaratan Allah’tır. İnsanların ihtiyaçlarını en iyi bilen Allah’tır.

İnsanlar için de Allah İslamı göndermiştir.

Allah herkesin Allah’ı dır.

Efkan VURAL

 


12 Haziran 2020 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 12.06.2020 Tarihli Cuma Hutbesi:MÜSTAKİM OL, EMİN OL HER TASADAN!



MÜSTAKİM OL,
EMİN OL HER TASADAN!




Muhterem Müslümanlar!

Bir sahabi, Peygamber Efendimizin yanına gelerek ona şöyle dedi: “Ey Allah’ın Resûlü, bana İslâm ile ilgili öyle bir nasihat ver ki, bu konuda başka kimseye soru sorma ihtiyacım kalmasın.” Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurdu:
“Allah’a inandım de, sonra da dosdoğru ol”[1]

Aziz Müminler!

İnsanın yaratılış gayesi kulluktur, en önemli vazifesi ise Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak sonra da bu imanın gereği olarak dosdoğru yaşamaktır. Zira iman gönüllere işleyince, duygulara, düşüncelere ve davranışlara yansır. Kişiyi hak ve hakikate, dürüstlük ve istikamete yöneltir.  İşte o zaman mümin, huzurlu ve onurlu bir hayat yaşar. Her iki dünyada da sıkıntı ve kederden emin olur. Takvaya ve ilâhî ikrama kavuşur.

Kıymetli Müslümanlar!

İstikamet; imanda sebat etmek ve ahdine vefa göstermektir. Cenâb-ı Hakka itaat, Resûlüllah’a ittiba etmektir. Özü, sözü bir olmak, olduğu gibi görünmek ve göründüğü gibi olmaktır.
İstikamet; küfürden ve şirkten arınmak, günahtan ve isyandan kaçınmaktır. Fitne ve fesattan uzak durmak, nefsin aşırı istekleri ve şeytanın vesvesesi ile mücadele etmektir.

Değerli Müminler!

İstikamet sahibi bir mümin, doğruluktan ödün vermez. Sözünü eğip bükmez, asla yalan söylemez. Adaleti gözetir, haksızlığa meyletmez. İyi niyetli ve samimidir, riyakârlık göstermez. İşini sağlam ve güzel yapar; hileye tevessül etmez. Yaratan’a olan sevgi ve saygısıyla, yaratılana merhamet gösterir, hiçbir canı incitmez. Hâsılı sırât-ı müstakim üzere yaşar. Allah’ın rızasını kazanmayı her türlü kazançtan aziz bilir. Rabbinin gizli ya da aşikâr her şeyi görüp işittiğinin ve kullarını hesaba çekeceğinin bilincinde bir hayat sürer.
Hutbemi Yüce Rabbimizin şu müjdesiyle bitiriyorum: 
“Rabbimiz Allah’tır deyip sonrada dosdoğru olanlara ne bir korku vardır ne de onlar üzüntü çekeceklerdir.” [2]




[1] İbn Hanbel, III, 413.
[2] Ahkâf, 46/13.


Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 
KAYNAK:


11 Haziran 2020 Perşembe

Ayasofya Caminin İbadete Açılması ile İlgili Önemli bir Proje


                                             AYASOFYA İÇİN İLGİNÇ TEKLİF



İbadete Açılsın, Ziyarete Devam.
Lise yıllarımdan beri Ayasofya Camisi her zaman içimde bir uhtedir.
İlk öğretmenliğe başladığım tarihten bugüne kadar öğrencilerime İstanbul’dan,Sultan Ahmet Camiinden, Ayasofya camisinden, Eyüb Sultan’dan ve Büyük Kağan Fatih Sultan Mehmet Han’dan övgüyle söz ederim.

Hala büyük bir heyecanla bu davranışımı sürdürüyorum.

Ayasofya’nın durumu, ülkemizde yıllardır çözüm bekleyen işlerin en başında yer almaktadır.
Eninde sonunda   Ayasofya  Cami olarak ibadete açılacaktır. Buna kimse engel olamayacaktır.

Ayasofya meselesi bağımsızlığımız kadar önemlidir. Tam bağımsız olduğumuzu ifade etmek için hiçbir şeyden çekinmeden Ayasofya Camisini ibadete açmalıyız.

Ayasofya Camisini ibadete açmakla, bu tarihi yapıya ve içindeki sanat eserlerine hiçbir zarar gelmeyecektir.

Caminin içi ibadet saatleri dışında ziyarete açık olacaktır.

Sultan Ahmet Camii gibi hem ibadet ve hem de ziyaret yapılabilecektir.

Bir yaz günü sabah saat 10:da, Sultan Ahmet Camiine ziyaret için gitmiştim. Turistlerin sayısı o kadar  fazla idi ki, camiye girmekte zorlanmıştım.

İçeride onlarca  turist hayranlıkla camiyi  geziyorlardı.

Ayasofya’nın ibadete açılmasıyla ilgili sürekli aklımdan geçen bir proje vardı.
Bu düşüncemin ilginç bir proje olacağını düşünüyorum.

Ayasofya’nın  böylesine gündemde olduğu  bu  günlerde projeme ilgi duyulacağına inanıyorum.

Kısaca proje şöyle;
Ayasofya’nın içinde bulunan tarihi ve sanatsal resimlere zarar vermeden ibadet saatlerinde örtülmesi. İbadetin ardından örtülerin kaldırılarak resimlerin ve görüntülerin ziyaretçilere açılması. 

Bu şekilde ibadet esnasında resimler kimsenin dikkatini dağıtmaz. Camide huşu içinde namaz kılınır. Namaz sonrasında da isteyen ziyaretçiler ve turistler camiyi ziyaret edebilirler.
Bunu yaparken Ayasofya’nın tarihi dokusuna  ve resimlere zarar verilmemesi esas olacaktır.
Cami içindeki resimlerin örtülmesi için iki yol düşünülmektedir.

Birinci yol: Farklı renklerden oluşan bir ışık sistemiyle resimlerin örtülmesi ve İslami motiflerin oluşturulması. Burada ışıklı sistemi resimlere ve dokuya zarar verip vermemesi araştırılmalıdır.

İkinci yol:Teknik bir yapıyla resimlerin ,İslam motifleriyle süslü bezlerle örtülmesi. Namaz ibadeti esnasında bu bezlerle resimler örtülecek,namaz sonrasında resimler tekrar açılacak. Bu mekanizma estetik, zararsız ve dikkat çekmeyecek  bir şekilde kurulmalıdır.
Tabii ki, bunu üzerinde uzmanlar çalışmalıdır. Bizim gençlerimiz bu projeyi hemen geliştirip yaparlar. Yeter ki, onlara yetki verilsin.

Bu iki yol dışında da başka şeyler düşünülebilir.

Artık Ayasofya sorunu çözülmeli. Her ne tür yol bulunacaksa bulunmalıdır.

Ayasofya eski durumuna döndürülmeli Ayasofya Fetih Cami olarak Fatih’in vasiyetine uygun halde ibadete açılmalıdır.

Ayasofya zulümden kurtarılmalı,

Ayasofya özgürlüğüne kavuşmalı,

Yakındır,İnşallah!

Maksat ,bağcıyı dövmeden  üzüm yemektir. Maalesef kendi bağımızda bulunan üzümleri yemekten aciz durumdayız.

Bu nasıl bir bağımsızlık ve hürriyet…

Efkan VURAL
Bu yazı aşağıdaki web sitelerinde yayınlanmıştır:

MİLLİYET BLOG

EFKAN CORDANOĞLU WEB SİTESİ




HAFTANIN HADİSİ

:Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur

اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ  قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ 
وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ         

(Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. 
“Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. 
O da;
 “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.

                  (Müslim, İmân, 95.)