Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:
Hediyeleşin! Zira hediyeleşme, kalpteki kin ve hasedi yok eder.
(Ahmed b. Hanbel, Müsned, 15,
141)
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:
Hediyeleşin! Zira hediyeleşme, kalpteki kin ve hasedi yok eder.
(Ahmed b. Hanbel, Müsned, 15,
141)
TÖVBE: GÜNAHLARDAN ARINMA İRADESİ
Muhterem Müslümanlar!
Okuduğum ayet-i kerimede Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor:
“Ey
iman edenler! İçtenlikle ve kararlılık içinde Allah’a tövbe edin. Umulur ki
Rabbiniz kötülüklerinizi örter ve sizi içinden ırmaklar akan cennetlerine
koyar...”[i]
Okuduğum hadis-i şerifte Allah Resûlü (s.a.s) şöyle
buyuruyor: “Günahından tövbe eden, hiç günahı olmayan kimse
gibidir.”[ii]
Aziz Müminler!
İnsanoğlundan istenen daima
iyiye ve güzele yönelmesidir. Yüce Allah’ın emir ve yasakları doğrultusunda bir
hayat sürmesidir. Ne var ki insan bazen, bilerek veya bilmeyerek günaha
sürüklenir. Zira o, hem iyiye hem de kötüye meyilli yaratılmıştır. Cenâb-ı
Hakk’ın kullarına lütfettiği tövbe ise günahlardan kurtulmak için bir rahmet ve
umut kapısıdır.
Kıymetli Müslümanlar!
Tövbe,
nefsimizle hesaplaşmak, içtenlikle ve samimiyetle günahlardan pişmanlık
duymaktır. Hata ve günahta ısrar etmemek, bir daha onlara dönmeme kararlılığını
göstermektir. Hevâ ve hevesimizin esiri olmamaya söz vermektir. Tövbe,
günahlarla kirlenen yüreklerimizi paslarından arındırmaktır. Yenilenmek ve
tertemiz bir başlangıç yapabilmektir. Yüce Rabbimizin sevgisine, hoşnutluğuna
talip olmaktır.
Değerli Müminler!
Günahları örten, çok affedici ve bağışlayıcı olan
Yüce Mevlâmız bizleri tövbeye davet ediyor:
وَتُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ جَم۪يعاً اَيُّهَ
الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
“Ey müminler, hep birlikte Allah’a tövbe ediniz ki kurtuluşa
eresiniz!”[iii]
Öyleyse geliniz, tövbelerimizi dilimizden kalbimize
indirelim ve içtenlikle “Tevvâb” olan Rabbimize yönelelim. Gönülden, nasûh tövbelerle kalben ve ruhen arınalım,
Rabbimizle aramızdaki bağı kuvvetlendirelim. O’na layık bir kul olamadığımız
için nedametle ve gözyaşlarıyla tövbe ve istiğfar edelim. Allah Resûlü’ne yaraşır
bir ümmet olamadığımız için af dileyelim. Yeryüzünde kötülüğü
engelleyemediğimiz, iyiliği hâkim kılamadığımız için bağışlanma isteyelim.
Dilimizle işlediğimiz yalan, gıybet ve kötü sözler için tövbe edelim. Harama
uzanan ellerimiz, günaha giden ayaklarımız için bağışlanma dileyelim. Gözümüzü,
kulağımızı haramdan sakınamadığımız için istiğfar edelim. Kalbimizi kaplayan
kin, haset, kibir, bencillik gibi kötü hasletler için tövbe edelim. Ömrümüzü
salih amellerle bereketlendiremediğimiz için tövbe ve istiğfar edelim;
bıkmadan, yorulmadan.
Aziz Müslümanlar!
Hutbemi Peygamber
Efendimizin bizlere öğrettiği tövbe-istiğfarın en güzeliyle bitiriyorum.
Söylediklerimi lütfen içinizden tekrarlayınız: “Allah’ım, benim Rabbim sensin, senden başka ilâh
yok. Beni sen yarattın ve ben senin kulunum. Ben gücüm yettiğince sana verdiğim
söz üzereyim ve senin vaadine de güveniyorum. Yaptıklarımın şerrinden sana
sığınırım. Bana olan nimetini itiraf ediyorum. Günahlarımı da itiraf ediyorum.
Günahlarımı bağışla, çünkü günahları senden başka bağışlayacak hiç kimse
yoktur.”[iv]
Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:
Güneşi aydınlatıcı, ayı ise aydınlık yapan, yılların sayısını ve hesaplamayı bilesiniz diye ona menziller belirleyen O’dur. Allah bütün bunları hikmet ve fayda esasına göre yarattı. Bilme kabiliyetinde olanlar için de âyetlerini detaylı bir şekilde gözler önüne seriyor
Yûnus Suresi 5. Ayet
Ayın Seçme Sözü ve Yorumu
“Yeni yıl yeni bir fırsattır.” (Bir Söz)
Allah her
varlığa belli bir ömür vermiştir. Bir kimse ne zaman, nerede ve nasıl bir
şekilde ömrünü tamamlayacağını bilemez.
Yaşadığımız
süre zarfında bize verilen ömrümüzü iyi değerlendirmeliyiz.
Yaşam
felsefemiz “Yaşadığımız anı iyi bir şekilde yaşamak” olmalıdır. Geçen geçti, gelecek
henüz gelmedi yaşadığın an seninledir. Anı iyi ve güzel yaşa, aklını kullan
nefsine esir olma.
Sahip
olduğumuz zaman veya ömür geçicidir. Yaşadığın her gün sana verilen bir
ganimettir.
Bugün yeni
bir yıla girmiş bulunuyoruz. 2022 yılı hepimize hayırlı ve uğurlu olur
inşallah.
Yeni bir yıl
yeni bir fırsat demektir. Bir an düşünün ki 2021 yılının sonunda vefat
etmişsiniz. Veya Allah göstermesin felç vb. bir durum yaşamışsınız. Böyle bir
durum da yeni yılın bize katkısı ne olabilir.
Yüce Allah bu
yıla girmeyi nasip etmişse büyük bir nimete kavuştuğumuzu fark edelim. Ve bu
yeni yılın her anını iyi bir şekilde değerlendirelim.
2022 yılını fırsat yılı olarak görelim ve
geçen yıllarda yapamadıklarımızı yapmaya çalışalım.
Yeni plan ve
programlar yapalım. Ama mutlaka planlarımızı gerçekleştirmeye çalışalım.
Yeni hayaller kuralım ve hayallerimize bir adım daha yaklaşmaya
çalışalım.
İyilik peşinde koşalım.
Çevremize örnek olalım.
Çok çalışalım.
Helal kazanç elde edelim.
Tasarruflu olalım, israftan kaçınalım.
Hoşgörülü olalım.
Bireysel farklılıklarımızın farkında olalım.
Davranışlarımızı empati ile yapalım.
İnançlarımıza sımsıkı sarılalım.
İbadetlerimizi artırmaya çalışalım. Eksik bırakmayalım.
Her daim işimizi önemseyelim.
Vatanımıza, bayrağımıza, milli ve manevi değerlerimize her zaman sahip
çıkalım.
Yeni yılda yeni fırsatlar arayalım.
Yeni yılımız, sağlıklı, mutlu ve kutlu olsun.
Efkan VURAL
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:
“İki nimet vardır ki, insanların çoğu bu nimetleri kullanmakta aldanmıştır: Sıhhat ve boş vakit.” (Buhârî, Rikak 1.
GEÇMİŞİMİZİ MUHASEBE
EDELİM, GELECEĞİMİZE YÖN VERELİM
Muhterem
Müslümanlar!
İslam’ın ikinci halifesi,
adaletin timsali Hz. Ömer, bir defasında arkadaşlarına şöyle seslenmişti: “Hesaba
çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin, büyük hesap günü için kendinizi
hazırlayın! Çünkü kıyamet gününde hesap, ancak dünyada iken kendisini hesaba
çekenler için kolay olacaktır.”[i]
Aziz Müslümanlar!
Günler ayları, aylar yılları
kovalıyor. Zaman süratle akıp gidiyor. Ömür sermayemiz her geçen gün tükeniyor.
Sayılı nefeslerimiz bitiyor. Acısı ve tatlısıyla, hüznü ve sevinciyle miladî
bir yılı daha geride bırakıyoruz. Geliniz, mübarek Cuma gününün şu icabet
vaktinde kendimizle yüzleşme kararı verelim. Yapıp ettiklerimizin muhasebesini
yapalım. Hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekelim.
Kıymetli Müslümanlar!
Muhasebenin özü, kişinin
kendini bilmesidir. Hakikat aynasına bakıp kendine gelmesidir. Nereden
geldiğini, niçin geldiğini ve nereye gideceğini tefekkür etmesidir.
Muhasebenin başı, her türlü nefsanî ve
şehevî arzulara dur diyebilmektir. Kötü huy ve davranışları terk edebilmektir. Bütün
günahlarımıza tevbe etmek, bir daha aynı günahlara dönmemeye karar vermektir.
Muhasebe, imanımızı kemale erdirme ve istikametimizi
muhafaza etme çabasıdır. Allah’ın helal kıldığı söz ve davranışlara sımsıkı
sarılma, haram kıldıklarından uzak durma gayretidir. Ölüm bize gelinceye kadar
ibadetten bir an olsun ayrılmama kararlılığıdır. Yüce ahlak üzere gönderilen
Peygamber Efendimizin ahlakını kuşanma azmidir.
Nihayetinde muhasebe, tam bir teslimiyetle
Allah’a kul olmak, kul hakkına da titizlikle riayet etmektir. Mâsivâyı, yani Rabbimizden
başka ne varsa hepsini gönlümüzden söküp atmaktır.
Değerli Müminler!
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:
“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Evet, Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”[ii]
Bu ayet-i kerime bizleri imanımızın gereği
olarak nefsimizi muhasebe etmeye çağırmaktadır. Yaratılış amacımıza uygun bir
gelecek planı yapmaya davet etmektedir.
Öyleyse, miladî yılın bu son gününde geçmişimizi muhasebe
edip geleceğe yön vermek adına kendimize şu soruları soralım: “Elestü bi
Rabbiküm” sorusuna karşılık Rabbimize verdiğimiz kulluk ahdine sadık kalabildik
mi? Ömrümüzü imanla, ibadetle ve güzel ahlakla geçirebildik mi? Rabbimizin haram
kıldığı her şeyden uzak durabildik mi? Canlı cansız tüm mahlûkata karşı sorumluluklarımızı
yerine getirebildik mi? Hâsılı her yılımızın, her ayımızın, her günümüzün,
hatta her saatimizin kıymetini bilebildik mi?
Hutbemi
Allah Resûlü (s.a.s)’in şu hadisiyle bitiriyorum: “Akıllı kişi,
nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için hazırlık yapandır. Zavallı kişi ise
nefsinin arzu ve isteklerine uyan ve buna rağmen hâlâ Allah’tan iyilik temenni
edendir.”[iii]
Allah’ın bizden istediği hayat Müslümanca yaşamaktır. Müslümanca yaşamak
ise Fatiha suresinin ışığında yürümekle mümkün olur.
Yüce Allah insanı yarattıktan
sonra ihtiyaç duyacağı her şeyi de var etmiştir. İnsanın yaşamını
sürdürebilmesi için tüm gereksinimlerine ulaşması için Allah birçok sebep
vermiştir.
İnsan aklı sayesinde istediği
ve ihtiyaç duyduğu şeylere ulaşabilir. Allah insana sayısız nimetler sunmuştur.
Bunları saymakla bitiremeyiz.
Allah insanı maddi ve manevi
ihtiyaçlarla yaratmıştır. Allah maddi ihtiyaçlarını gidermesi için verdiği
nimetler gibi manevi ihtiyaçlarını da giderebilmesi için peygamberler
aracılığıyla vahiyler göndermiştir.
Allah insanlara dünya
hayatında lazım olan kuralları ve prensipleri ilahi kitaplarında bildirmiştir.
Allah’ın gönderdiği ilahi kurallar insanlar tarafından zaman içinde bozulmuş ve
değiştirilmiştir. Bu ilahi kurallar bozuldukça veya değiştirildikçe Allah
tekrar yenilerini göndermiştir.
Allah hiçbir zaman bozulmayacak
ve değiştirilemeyecek ilahi kuralları, ilke ve prensipleri son elçisi Hz.Muhammed’e
göndermiştir.
Allah’ın gönderdiği bu
ilkelere uymamız istenmektedir. Dinimizin ilke ve prensipleri kutsal kitabımız
Kur’an’da bildirilmiştir.
Kur’an’ın önsözü sayılan ve
kitabın özünü teşkil eden Fatiha suresinin
Önemi çok büyüktür. Fatiha
suresinin ışığında hayatımızı düzenlemek dinimizin gereğidir.
Fatiha suresi Kur’an’ın özeti
sayılır. Fatiha suresi kitabın anası kabul edilmiştir.
Fatiha suresi Müslümanın
hayatının kırmızı çizgilerini oluşturur. Fatiha suresi kurtuluş yoludur. Fatiha
suresi adeta köprüden önce son çıkış gibidir.
Fatiha suresine göre bir
Müslümanın şu şekilde olması istenmektedir.
Müslüman yapacağı bir işe
besmele ile başlamalı. Bir işe Allah’ın
adıyla başlayan biri zihninde yüce Allah’ın yanında olduğunu hatırlar ve işini
yürütürken titiz davranarak harama ve günaha giremez.
Fatiha suresinin bize
kazandırdığı diğer bir konu ise hamdüsenadır. İnsan sahip olduğu tüm değerler
için Allah’a şükretmesi gerekir. Sağlığımız başta olmak üzere birçok nimete
sahip olduğumuzdan dolayı şükretmeliyiz. Sağlığımız yerinde olmazsa rızkımızı
kazanamazdık. Rızkı bize nasip eden Allah’a şükretmeliyiz. Allah’ın vermiş
olduğu bunca nimete şükretmemek nankörlüktür.
Bir nimetin kıymetini o nimeti
kaybettiğimizde anlarız. Önemli olan nimetin güzelliğini önceden anlayıp,
Allah’a şükretmektir.
Fatiha suresinin ışığıyla
hayatımızı etkileyen diğer bir alan da ahiretin varlığıdır. Fatiha suresinde
Allah’ın din gününün sahibi olduğu bildirilmektedir. Fatiha suresine göre bir
Müslümanın öldükten sonra hesaba çekileceğini ve dünyada yaptıklarının
karşılığını göreceğine inanır. Hayat felsefesini buna göre gerçekleştirir.
Fatiha suresi yolumuzu
aydınlatarak bizi yalnızca Allah’a kulluğa ve yalnızca ona ibadet etmeye yönlendirir.
Ve yine Fatiha suresi ile yalnızca Allah’tan yardım istememiz gerektiği bildirilmektedir.
Allah’tan başkasına kulluk
yapılamaz. Allah’ın dışındaki herhangi bir kişi ve varlıktan yardım istenmez.
Allah’ın dışında başka varlıklardan yardım istemek ve onlara kulluk yapmak
şirktir.
Fatiha suresiyle birlikte her
daim doğruluk üzerinde olmayı Allah’tan istemekteyiz.
Fatiha suresinin çizdiği yol
“sırat-ı müstakım”dir. Yani dosdoğru yol. O yol k, nimet verilen iyi kimselerin
yolu, kötü kişilerin yolu değil tabi ki. İyi bir Müslüman her zaman dosdoğru
yol üzerinde yürümelidir. Namazın her rekatında günde kırk defa dosdoğru yol
üzerinde olmayı niyaz eden bir Müslümanın şeytanın yolundan gitmesi mümkün
olamaz.
Namazına devam eden biri
Fatiha’nın bu ışığıyla kendisinin doğru yolda yürümesi gerektiğini anlar ve
doğru yol olan İslam yolunda yürümeye gayret eder.
Namazlarda günde kırk defa
Fatiha suresi bize ışık oluyor yol gösteriyor.Ama; bu ışığı görmeden karanlıkta
yürüyoruz. Işığın farkında bile değiliz.
Oysa ışık bize yolumuzu gösteriyor.
İşaretleri gösteriyor.
Tehlikeleri gösteriyor.
Çıkmaz yolları belirliyor.
Ters yönleri gösteriyor.
Doğru ve düzgün yolu
gösteriyor.
Fatiha’nın ışığı dünyada
olduğu gibi öldükten sonra da ruhumuza okunacak bir Fatiha ile kabrimiz
nurlanacaktır, İnşallah! Bunun için ölülerimize Fatiha suresini esirgemeyelim.
Kabirdeki ölülerimize Fatiha
okurken, Fatiha’nın anlamını düşünerek Fatiha’nın ışığını kendimize tutalım.
Fatiha’nın ışığıyla dosdoğru yol olan İslam yolunda yürüyelim…
Ne mutlu Fatiha suresinin
anlamını kavrayarak, yaşam ışığını Fatiha’dan alabilenlere…
Ne mutlu dosdoğru yolda olabilenlere…
Fatiha’nın yolunda…
Efkan VURAL
Fatiha Suresinin Anlamı:
Bismillahirrahmânirrahîm (1)
(Rahman ve Rahim olan Allah’ın
adıyla)
Hamd, Âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, hesap ve ceza gününün (ahiret
gününün) maliki Allah'a mahsustur. (2-4)
(Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden
yardım dileriz. (5)
Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna
ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil. (6-7)
Efkan VURAL
Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır: