7 Ocak 2022 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:    

Hediyeleşin! Zira hediyeleşme, kalpteki kin ve hasedi yok eder. 

(Ahmed b. Hanbel, Müsned, 15, 141)


Diyanet İşleri Başkanlığının 07.01.2022 Tarihli Cuma Hutbesi:TÖVBE: GÜNAHLARDAN ARINMA İRADESİ

                          TÖVBE: GÜNAHLARDAN ARINMA İRADESİ





Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! İçtenlikle ve kararlılık içinde Allah’a tövbe edin. Umulur ki Rabbiniz kötülüklerinizi örter ve sizi içinden ırmaklar akan cennetlerine koyar...[i]

Okuduğum hadis-i şerifte Allah Resûlü (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Günahından tövbe eden, hiç günahı olmayan kimse gibidir.”[ii]

Aziz Müminler!

İnsanoğlundan istenen daima iyiye ve güzele yönelmesidir. Yüce Allah’ın emir ve yasakları doğrultusunda bir hayat sürmesidir. Ne var ki insan bazen, bilerek veya bilmeyerek günaha sürüklenir. Zira o, hem iyiye hem de kötüye meyilli yaratılmıştır. Cenâb-ı Hakk’ın kullarına lütfettiği tövbe ise günahlardan kurtulmak için bir rahmet ve umut kapısıdır.

Kıymetli Müslümanlar!

Tövbe, nefsimizle hesaplaşmak, içtenlikle ve samimiyetle günahlardan pişmanlık duymaktır. Hata ve günahta ısrar etmemek, bir daha onlara dönmeme kararlılığını göstermektir. Hevâ ve hevesimizin esiri olmamaya söz vermektir. Tövbe, günahlarla kirlenen yüreklerimizi paslarından arındırmaktır. Yenilenmek ve tertemiz bir başlangıç yapabilmektir. Yüce Rabbimizin sevgisine, hoşnutluğuna talip olmaktır.

Değerli Müminler!

Günahları örten, çok affedici ve bağışlayıcı olan Yüce Mevlâmız bizleri tövbeye davet ediyor:

وَتُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ جَم۪يعاً اَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

Ey müminler, hep birlikte Allah’a tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!”[iii]  

Öyleyse geliniz, tövbelerimizi dilimizden kalbimize indirelim ve içtenlikle “Tevvâb” olan Rabbimize yönelelim. Gönülden, nasûh tövbelerle kalben ve ruhen arınalım, Rabbimizle aramızdaki bağı kuvvetlendirelim. O’na layık bir kul olamadığımız için nedametle ve gözyaşlarıyla tövbe ve istiğfar edelim. Allah Resûlü’ne yaraşır bir ümmet olamadığımız için af dileyelim. Yeryüzünde kötülüğü engelleyemediğimiz, iyiliği hâkim kılamadığımız için bağışlanma isteyelim. Dilimizle işlediğimiz yalan, gıybet ve kötü sözler için tövbe edelim. Harama uzanan ellerimiz, günaha giden ayaklarımız için bağışlanma dileyelim. Gözümüzü, kulağımızı haramdan sakınamadığımız için istiğfar edelim. Kalbimizi kaplayan kin, haset, kibir, bencillik gibi kötü hasletler için tövbe edelim. Ömrümüzü salih amellerle bereketlendiremediğimiz için tövbe ve istiğfar edelim; bıkmadan, yorulmadan.

Aziz Müslümanlar!

Hutbemi Peygamber Efendimizin bizlere öğrettiği tövbe-istiğfarın en güzeliyle bitiriyorum. Söylediklerimi lütfen içinizden tekrarlayınız: “Allah’ım, benim Rabbim sensin, senden başka ilâh yok. Beni sen yarattın ve ben senin kulunum. Ben gücüm yettiğince sana verdiğim söz üzereyim ve senin vaadine de güveniyorum. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım. Bana olan nimetini itiraf ediyorum. Günahlarımı da itiraf ediyorum. Günahlarımı bağışla, çünkü günahları senden başka bağışlayacak hiç kimse yoktur.”[iv]



[i] Tahrîm, 66/8.

[ii] İbn Mâce, Zühd, 30.

[iii] Nûr, 24/31.

[iv] Tirmizî, Deavât, 15.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

3 Ocak 2022 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

  Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:

هُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ الشَّمْسَ ضِيَٓاءً وَالْقَمَرَ نُورًا وَقَدَّرَهُ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّن۪ينَ وَالْحِسَابَۜ مَا خَلَقَ اللّٰهُ ذٰلِكَ اِلَّا بِالْحَقِّۜ يُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُون

Güneşi aydınlatıcı, ayı ise aydınlık yapan, yılların sayısını ve hesaplamayı bilesiniz diye ona menziller belirleyen O’dur. Allah bütün bunları hikmet ve fayda esasına göre yarattı. Bilme kabiliyetinde olanlar için de âyetlerini detaylı bir şekilde gözler önüne seriyor

Yûnus Suresi 5. Ayet

1 Ocak 2022 Cumartesi

AYIN SÖZÜ

                            Ayın Seçme Sözü ve Yorumu

“Yeni yıl yeni bir fırsattır. (Bir Söz)

Allah her varlığa belli bir ömür vermiştir. Bir kimse ne zaman, nerede ve nasıl bir şekilde ömrünü tamamlayacağını bilemez.

Yaşadığımız süre zarfında bize verilen ömrümüzü iyi değerlendirmeliyiz.

Yaşam felsefemiz “Yaşadığımız anı iyi bir şekilde yaşamak” olmalıdır. Geçen geçti, gelecek henüz gelmedi yaşadığın an seninledir. Anı iyi ve güzel yaşa, aklını kullan nefsine esir olma.

Sahip olduğumuz zaman veya ömür geçicidir. Yaşadığın her gün sana verilen bir ganimettir.

Bugün yeni bir yıla girmiş bulunuyoruz. 2022 yılı hepimize hayırlı ve uğurlu olur inşallah.

Yeni bir yıl yeni bir fırsat demektir. Bir an düşünün ki 2021 yılının sonunda vefat etmişsiniz. Veya Allah göstermesin felç vb. bir durum yaşamışsınız. Böyle bir durum da yeni yılın bize katkısı ne olabilir.

Yüce Allah bu yıla girmeyi nasip etmişse büyük bir nimete kavuştuğumuzu fark edelim. Ve bu yeni yılın her anını iyi bir şekilde değerlendirelim.

 2022 yılını fırsat yılı olarak görelim ve geçen yıllarda yapamadıklarımızı yapmaya çalışalım.

Yeni plan ve programlar yapalım. Ama mutlaka planlarımızı gerçekleştirmeye çalışalım.

Yeni hayaller kuralım ve hayallerimize bir adım daha yaklaşmaya çalışalım.

İyilik peşinde koşalım.

Çevremize örnek olalım.

Çok çalışalım.

Helal kazanç elde edelim.

Tasarruflu olalım, israftan kaçınalım.

Hoşgörülü olalım.

Bireysel farklılıklarımızın farkında olalım.

Davranışlarımızı empati ile yapalım.

İnançlarımıza sımsıkı sarılalım.

İbadetlerimizi artırmaya çalışalım. Eksik bırakmayalım.

Her daim işimizi önemseyelim.

Vatanımıza, bayrağımıza, milli ve manevi değerlerimize her zaman sahip çıkalım.

Yeni yılda yeni fırsatlar arayalım.

Yeni yılımız, sağlıklı, mutlu ve kutlu olsun.

Efkan VURAL

 Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:


31 Aralık 2021 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:    

 “İki nimet vardır ki, insanların çoğu bu nimetleri kullanmakta aldanmıştır: Sıhhat ve boş vakit.” (Buhârî, Rikak 1. 

Diyanet İşleri Başkanlığının31.12.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:GEÇMİŞİMİZİ MUHASEBE EDELİM, GELECEĞİMİZE YÖN VERELİM

 

GEÇMİŞİMİZİ MUHASEBE EDELİM, GELECEĞİMİZE YÖN VERELİM




Muhterem Müslümanlar!

İslam’ın ikinci halifesi, adaletin timsali Hz. Ömer, bir defasında arkadaşlarına şöyle seslenmişti: “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin, büyük hesap günü için kendinizi hazırlayın! Çünkü kıyamet gününde hesap, ancak dünyada iken kendisini hesaba çekenler için kolay olacaktır.”[i]

Aziz Müslümanlar!

Günler ayları, aylar yılları kovalıyor. Zaman süratle akıp gidiyor. Ömür sermayemiz her geçen gün tükeniyor. Sayılı nefeslerimiz bitiyor. Acısı ve tatlısıyla, hüznü ve sevinciyle miladî bir yılı daha geride bırakıyoruz. Geliniz, mübarek Cuma gününün şu icabet vaktinde kendimizle yüzleşme kararı verelim. Yapıp ettiklerimizin muhasebesini yapalım. Hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekelim.

Kıymetli Müslümanlar!

Muhasebenin özü, kişinin kendini bilmesidir. Hakikat aynasına bakıp kendine gelmesidir. Nereden geldiğini, niçin geldiğini ve nereye gideceğini tefekkür etmesidir.

Muhasebenin başı, her türlü nefsanî ve şehevî arzulara dur diyebilmektir. Kötü huy ve davranışları terk edebilmektir. Bütün günahlarımıza tevbe etmek, bir daha aynı günahlara dönmemeye karar vermektir.

Muhasebe, imanımızı kemale erdirme ve istikametimizi muhafaza etme çabasıdır. Allah’ın helal kıldığı söz ve davranışlara sımsıkı sarılma, haram kıldıklarından uzak durma gayretidir. Ölüm bize gelinceye kadar ibadetten bir an olsun ayrılmama kararlılığıdır. Yüce ahlak üzere gönderilen Peygamber Efendimizin ahlakını kuşanma azmidir.

Nihayetinde muhasebe, tam bir teslimiyetle Allah’a kul olmak, kul hakkına da titizlikle riayet etmektir. Mâsivâyı, yani Rabbimizden başka ne varsa hepsini gönlümüzden söküp atmaktır.

Değerli Müminler!

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Evet, Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”[ii] 

Bu ayet-i kerime bizleri imanımızın gereği olarak nefsimizi muhasebe etmeye çağırmaktadır. Yaratılış amacımıza uygun bir gelecek planı yapmaya davet etmektedir.

Öyleyse, miladî yılın bu son gününde geçmişimizi muhasebe edip geleceğe yön vermek adına kendimize şu soruları soralım: “Elestü bi Rabbiküm” sorusuna karşılık Rabbimize verdiğimiz kulluk ahdine sadık kalabildik mi? Ömrümüzü imanla, ibadetle ve güzel ahlakla geçirebildik mi? Rabbimizin haram kıldığı her şeyden uzak durabildik mi? Canlı cansız tüm mahlûkata karşı sorumluluklarımızı yerine getirebildik mi? Hâsılı her yılımızın, her ayımızın, her günümüzün, hatta her saatimizin kıymetini bilebildik mi?

Hutbemi Allah Resûlü (s.a.s)’in şu hadisiyle bitiriyorum: Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için hazırlık yapandır. Zavallı kişi ise nefsinin arzu ve isteklerine uyan ve buna rağmen hâlâ Allah’tan iyilik temenni edendir.[iii]



[i] Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 25.

[ii] Haşr, 59/18.

[iii] Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 25.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

30 Aralık 2021 Perşembe

Fatiha’nın Işığında Yaşamak

          Allah’ın bizden istediği hayat Müslümanca yaşamaktır. Müslümanca yaşamak

 ise Fatiha suresinin ışığında yürümekle mümkün olur.

Yüce Allah insanı yarattıktan sonra ihtiyaç duyacağı her şeyi de var etmiştir. İnsanın yaşamını sürdürebilmesi için tüm gereksinimlerine ulaşması için Allah birçok sebep vermiştir.

İnsan aklı sayesinde istediği ve ihtiyaç duyduğu şeylere ulaşabilir. Allah insana sayısız nimetler sunmuştur. Bunları saymakla bitiremeyiz.

Allah insanı maddi ve manevi ihtiyaçlarla yaratmıştır. Allah maddi ihtiyaçlarını gidermesi için verdiği nimetler gibi manevi ihtiyaçlarını da giderebilmesi için peygamberler aracılığıyla vahiyler göndermiştir.

Allah insanlara dünya hayatında lazım olan kuralları ve prensipleri ilahi kitaplarında bildirmiştir. Allah’ın gönderdiği ilahi kurallar insanlar tarafından zaman içinde bozulmuş ve değiştirilmiştir. Bu ilahi kurallar bozuldukça veya değiştirildikçe Allah tekrar yenilerini göndermiştir.

Allah hiçbir zaman bozulmayacak ve değiştirilemeyecek ilahi kuralları, ilke ve prensipleri son elçisi Hz.Muhammed’e göndermiştir.

Allah’ın gönderdiği bu ilkelere uymamız istenmektedir. Dinimizin ilke ve prensipleri kutsal kitabımız Kur’an’da bildirilmiştir.

Kur’an’ın önsözü sayılan ve kitabın özünü teşkil eden Fatiha suresinin

Önemi çok büyüktür. Fatiha suresinin ışığında hayatımızı düzenlemek dinimizin gereğidir.

Fatiha suresi Kur’an’ın özeti sayılır. Fatiha suresi kitabın anası kabul edilmiştir.

Fatiha suresi Müslümanın hayatının kırmızı çizgilerini oluşturur. Fatiha suresi kurtuluş yoludur. Fatiha suresi adeta köprüden önce son çıkış gibidir.

Fatiha suresine göre bir Müslümanın şu şekilde olması istenmektedir.

Müslüman yapacağı bir işe besmele  ile başlamalı. Bir işe Allah’ın adıyla başlayan biri zihninde yüce Allah’ın yanında olduğunu hatırlar ve işini yürütürken titiz davranarak harama ve günaha giremez.

Fatiha suresinin bize kazandırdığı diğer bir konu ise hamdüsenadır. İnsan sahip olduğu tüm değerler için Allah’a şükretmesi gerekir. Sağlığımız başta olmak üzere birçok nimete sahip olduğumuzdan dolayı şükretmeliyiz. Sağlığımız yerinde olmazsa rızkımızı kazanamazdık. Rızkı bize nasip eden Allah’a şükretmeliyiz. Allah’ın vermiş olduğu bunca nimete şükretmemek nankörlüktür.

Bir nimetin kıymetini o nimeti kaybettiğimizde anlarız. Önemli olan nimetin güzelliğini önceden anlayıp, Allah’a şükretmektir.

Fatiha suresinin ışığıyla hayatımızı etkileyen diğer bir alan da ahiretin varlığıdır. Fatiha suresinde Allah’ın din gününün sahibi olduğu bildirilmektedir. Fatiha suresine göre bir Müslümanın öldükten sonra hesaba çekileceğini ve dünyada yaptıklarının karşılığını göreceğine inanır. Hayat felsefesini buna göre gerçekleştirir.

Fatiha suresi yolumuzu aydınlatarak bizi yalnızca Allah’a kulluğa ve yalnızca ona ibadet etmeye yönlendirir. Ve yine Fatiha suresi ile yalnızca Allah’tan yardım istememiz  gerektiği bildirilmektedir.

Allah’tan başkasına kulluk yapılamaz. Allah’ın dışındaki herhangi bir kişi ve varlıktan yardım istenmez. Allah’ın dışında başka varlıklardan yardım istemek ve onlara kulluk yapmak şirktir.

Fatiha suresiyle birlikte her daim doğruluk üzerinde olmayı Allah’tan istemekteyiz.

Fatiha suresinin çizdiği yol “sırat-ı müstakım”dir. Yani dosdoğru yol. O yol k, nimet verilen iyi kimselerin yolu, kötü kişilerin yolu değil tabi ki. İyi bir Müslüman her zaman dosdoğru yol üzerinde yürümelidir. Namazın her rekatında günde kırk defa dosdoğru yol üzerinde olmayı niyaz eden bir Müslümanın şeytanın yolundan gitmesi mümkün olamaz.

Namazına devam eden biri Fatiha’nın bu ışığıyla kendisinin doğru yolda yürümesi gerektiğini anlar ve doğru yol olan İslam yolunda yürümeye gayret eder.

Namazlarda günde kırk defa Fatiha suresi bize ışık oluyor yol gösteriyor.Ama; bu ışığı görmeden karanlıkta yürüyoruz. Işığın farkında bile değiliz.

Oysa ışık bize yolumuzu gösteriyor.

İşaretleri gösteriyor.

Tehlikeleri gösteriyor.

Çıkmaz yolları belirliyor.

Ters yönleri gösteriyor.

Doğru ve düzgün yolu gösteriyor.

Fatiha’nın ışığı dünyada olduğu gibi öldükten sonra da ruhumuza okunacak bir Fatiha ile kabrimiz nurlanacaktır, İnşallah! Bunun için ölülerimize Fatiha suresini esirgemeyelim.

Kabirdeki ölülerimize Fatiha okurken, Fatiha’nın anlamını düşünerek Fatiha’nın ışığını kendimize tutalım. Fatiha’nın ışığıyla dosdoğru yol olan İslam yolunda yürüyelim…

Ne mutlu Fatiha suresinin anlamını kavrayarak, yaşam ışığını Fatiha’dan alabilenlere…

Ne mutlu dosdoğru yolda olabilenlere…

Fatiha’nın yolunda…

Efkan VURAL

Fatiha Suresinin Anlamı:

Bismillahirrahmânirrahîm (1) 

(Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla)

Hamd, Âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, hesap ve ceza gününün (ahiret

 gününün) maliki Allah'a mahsustur. (2-4)

(Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. (5)

Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil. (6-7)

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog: