11 Temmuz 2017 Salı

Kur’an-ı Kerim’den mesaj var – 13








Hiç düşündünüz mü? Allah’ın 99 ismi onun aynı zamanda sıfatları yani Allah’ın özellikleridir.
Allah’ın 99 isminden biri de Adaletli olmaktır. Adaletli olmak Allah’ın emridir. Adalet herkes içidir. Adil olmak bir müslümanın en önemli özelliği olmalıdır. Yaptığımız iş ve davranışlarda adaleti esas almalıyız.

Mülkün temeli adalettir. Devletin de devamı için adalet şarttır. Hiçbir surette adaletten ödün vermemeliyiz. Adaletin uygulanmadığı veya adaletsiz uygulamalarda toplumda güvensizlik oluşur. Güvensiz toplumların birlik ve beraberliği kolayca çözülür. Milleti bir ve beraber yapan adalet anlayışı ve adaletin tarafsız uygulanışıdır.

Dolayısıyle yediden yetmişe herkesin adaletli olması ve adaleti savunup hayat iksiri olarak kabul etmesi lazım. Adaletten asla ödün verilmemelidir. Adaleti devlet sağlamalıdır.
Mahkemeler adaletin kılıcı olmlıdır. Hakimler ve savcılar kararlarında tamamen hür ve serbest olmalıdır. Kararlarını kanunlara  göre ve vicdanlarının sesini de  dinleyerek vermelidirler.

Adaletli davranma konusunda  Yüce dinimizin  bize vermiş olduğu öğütler, Allah’ın emirleri ve Peygamberimizin uygulamaları  bizim için çok önemlidir.

Peygamberimiz bizim için her konuda olduğu gibi adaletli davranma   ve  adaleti tam uygulama konusunda da iyi bir örnektir.

Bu konuda  Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Beni  Mahzûm kabilesinden hırsızlık yapan bir kadının durumu Kureyşlileri çok üzmüştü.Onlar: – Bu konuyu Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile kim konuşabilir, diye kendi aralarında müzakere ettiler.Bazıları: – Buna Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in çok sevdiği Üsâme İbni Zeyd’den başka kimse cesaret edemez, dediler. Üsâme, onların istekleri doğrultusunda Resûlullah ile konuştu. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Üsâme’ye:– “Allah’ın koyduğu cezalardan birinin uygulanmaması için aracılık mı yapıyorsun?”diye sordu; sonra ayağa kalktı ve halka şöyle hitap etti:“Sizden önceki milletler şu sebeple yok olup gittiler: Aralarından soylu, mevki ve makam sahibi biri hırsızlık yapınca onu bırakıverirler, zayıf ve kimsesiz biri hırsızlık yapınca da onu hemen cezalandırırlardı. Allah’a yemin ederim ki, Muhammed’in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı, elbette onun da elini keserdim. (Buhârî, Enbiyâ 54,Müslim, Hudûd 8, 9.
Peygamberimiz İslam devleti yönetiminde adaletten ödün vermemiştir. Onun adalet anlayışı ve adaleti uygulayışı kendisinden sonraki yöneticilere  örnek olmuştur. 

Yüce Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de ki,  mesajı şöyledir:

“Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakışan (bir davranış) tır. Allah'a isyandan sakının. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilmektedir.” (Maide suresi 8.ayet)

Ne mutlu adaleti ayakta tutanlara...

9 Temmuz 2017 Pazar

Kadir Gecesi ve Ramazan Bayramı



Peygamber Efendimiz tarafından Ramazan ayının son on gecesinde aranması tavsiye edilen Kadir Gecesi bütün İslam dünyasında ve ülkemizde 27. gece kabul edilerek kutlana gelmiştir. Fakat Ramazanın yirmisinden sonraki geceleri, her biri Kadir Gecesi imiş gibi düşünmek ve kıymetlendirmeye çalışmak uygun olur. Zaten gizlenmesinin hikmeti de müslümanların Ramazan gece ve gündüzlerini daha iyi değerlendirmeye teşviktir. Kur’an’ın ifadesine göre Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Bin ay yaklaşık seksen üç yıl eder.Bu bakımdan kadir gecesini iyi değerlendirmeliyiz.
Kur’anın bu gecede indirilmesi nedeniyle, Kadir gecesinin bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilmektedir. Bu durumda geceyi değerli kılan Kur’an’dır. Bu bakımdan Kur’an’ önem vermeliyiz,Kur’an’ı öğrenmeliyiz, özellikle Kur’an-ı Kerim’in anlamına vakıf olmalıyız. Bunun içinde Kur’an’ın Türkçe mealini okumalıyız. Gerek duyulan ayetlerin de tefsirlerine bakmalıyız.
Bu gecenin başlıca özellikleri şunlardır.
1- Sevgili Peygamberimize gönderilen en büyük mucize olan Kur’an-ı Kerim bu gece indirilmiştir.
2- Bu gecede bin aydan daha hayırlıdır.
3- O yıl içinde meydana gelecek şeyler hakkındaki Allah’ın ezeli takdiri bu gece meleklere açıklanır ve duyurulur. Bu sebeple bu gece; “hüküm gecesi” diye yorumlanmıştır.
4- Kadri kıymeti çok olması dolayısıyla “şeref ve azamet gecesi” diye yorumlanmıştır.
5- O gece meleklere yeryüzü dar geldiği için; “tazyik gecesi” diye yorumlanmıştır. Ancak buradaki tazyik ve sıkışıklıktan maksat değerli ve hayırlı işlerin ortaya çıkmasıdır.
6-Çok kıymetli bir gece olduğu için “ K a d r ” kelimesi, Kur’an-ı Kerim’de bir sureye ad olmuştur.

Bu geceyi iyi değerlendirmek gerekir. Bunun için de ;
1-Bu gecelerde ibadet edilmeli: Geçmiş namazlar kaza edilmeli, geçmiş namazı olmayanlar nafile namaz kılmalı.
2-Kur’an, okunmalı, Kur’an okuyanlar dinlenmeli, Kur’an’ın anlamı (emir ve yasakları) üzerinde düşünmeli. Kur’anı Türkçe mealinden okumalı.
3-Bol bol dua edilmeli
4-Tevbe-istiğfar edilmeli, günahlardan arınmak için Yüce Allah’a yalvarılmalı.
5-Zikr ve tefekkür edilmeli; Cenab-ı Hakk’a olan iman, sevgi ve bağlılıklar tazelenmeli.
6-Dini öğütlere kulak verilmeli.
7- Bu geceden sonra yaşadığımız sürece Kur’an’a bağlı kalacağımıza, O’nun mealini sürekli okuyacağımıza ve Kur’an’ın sunduğu bilgiye uygun olarak iman etmeye ve İslamı yaşamaya gönülden söz vermeliyiz.
Bu geceye adını veren Kadir suresinin anlamı şöyledir:
Bismillahirrahmanirrahim
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.
1. Doğrusu, Biz, Kuran'i kadir gecesinde indirmişizdir.
2. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?
3. Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır.
4. Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler.
5. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.

Evet, her geceyi kadir gecesi,her günü Cuma, her ayı da Ramazan ayı gibi düşünerek hareketlerimizi düzenlemeliyiz…
Ramazan Bayramı
Ramazan ayı denildiğinde akla ilk gelen şey oruçtur.Bir ay boyunca oruç tutulur. Nefsi arzuları bir kenara koyarak, Kur’an’ı Kerim okuyarak, zikrederek, selavat getirerek, teravih namazını kılarak, fitreyi vererek, günlerini iyilik ve fazilet üzerine geçirerek bir ay sabreden Müslümanlara Allah’ın bahşettiği Ramazan Bayramı sevinç ve coşkunun yaşandığı, kardeşlik duygularının kabardığı,sevgi ve saygının öne çıktığı bir gündür.

Bayramlar vesilesiyle dargınlıklara son vermeli, sırf Allah rızası için tanıdığımız veya tanımadığımız kimselerle bayramlaşmalı, hal ve hatırları sorulmalı.

Bayram günlerinde İslam kardeşliği bir kez daha önem kazanır. Sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v) şöyle buyurur: “Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz.” (Buhari.nikah.45.)

Sevgi barış ve kardeşliğin öne çıktığı bayram günleri dışında da bu güzel hasletleri devam ettirmeliyiz. Birbirimizi Allah için sevmeliyiz. Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “Mü’min olmadıkça cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de Mü’min olamazsınız…” (Müslim,İman, 93.)

Kendimiz için istediğimizi din kardeşimiz için de istemeliyiz. Sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v) şöyle buyurur : Hiç biriniz kendi nefsi için istediğini (Mü’min ) kardeşi için de istemedikçe (tam) Mü’min olamaz.”(Buhari,İman, 7) Başka bir hadiste ise peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “Müslüman müslümanın kardeşidir, ona hiyanet etmez,yalan konuşmaz ve onu sahipsiz bırakmaz. Müslümanın her şeyı ; ırzı malı ve kanı müslümana haramdır…” (Müslim ,birr ve sıla, 32.)

Bayram dolayısıyla küs ve dargınlıkarı sonlandırmalı, barış ve sevgi içinde yaşamalıyız. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “ Bir müslümana kardeşine üç günden fazla küsmesi helal olmaz. (Buhari, edeb, 57-62.)

Evet bayram günlerinde şunları yaparsak Allah’ın rızasını kazanmış oluruz:

1- Bayram namazını kılmak,
2- Bayram namazı sonrasında cemaatle bayramlaşmak,
3- Bayramlaşırken selavat getirmek,
4- Çocukları ve yetimleri sevindirmek,
5- Ailemizle bayramlaşmak, aile fertleri arasında sevgi ve saygıyı artırmak,
6- Komşu ve akrabalarla bayramlaşmak,
7- Hastaları ziyaret etmek, onlarla bayramlaşmak, Engelli kardeşlerimizi ihmal etmemek.
8- İkramda bulunmak,
9- Mezarlıkları ziyaret etmek, Ölümü düşünmek,
10-Dargınları barıştırmak,
11- Bayram vesilesiyle sevgi,barış,kardeşlik ve höşgörüyü yaygınlaştrmak ve bayram sonrasına taşımak.
Ramazan bayramını tebrik eder, Milletimize ve tüm İslam alemine hayırlara vesile olmasını Yüce Allahtan dilerim.

Nice bayramlara…….
 

9 Haziran 2017 Cuma

Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var – 1


Bugün 09 Haziran 2017  Cuma, okulların tatile girdiği gündür. Öğrenciler tatilin keyfini nasıl çıkaracaklarını düşünmektedir. Tabii ki, öğrencilerin tatil yapmaları  ve dinlenmeleri onların doğal hakkıdır.

Yaz tatilinin tamamını dinlenmek ve eğlenmek için harcamak  uygun olmaz. Tatilde bazı aktiviteler yapmak lazım. Seyahat etme, Kitap okuma,derslere göz atma,yazı yazma,şiir yazma, şiir okuma,müzik,spor vb. şeyler yanında Kutsal kitabımız Kur’an’ı öğrenme faaliyeti içine girmek gerekir.  

Bir işi bitirince başka bir işe yönelmek gerekir. Boş durmak ve  zamanı  boşa geçirmek dinimizde uygun görülmemiştir.

Okullar kapanabilir ama  eğitim süreklidir. Bunun için camilerimiz ve kur’an kurslarımız kapılarını herkese açmıştır.

Diyanet işleri başkanlığının kontrolünde yaz kur’an kursları başlatılmıştır. Camilerimize ve kur’an kurslarımıza  müracaat edilmelidir.

Kutsal kitabımızı öğrenmek ve okumak her müslümanın önemli görevlerindendir. Kutsal kitabımızı Arapça olarak orijinal metinden okumayı öğrenen bir kimse,okuduğu ayetlerin Türkçe mealini de okuyarak din ile ilgili bilgileri  birinci kaynaktan öğrenmelidir.
Kur’an öğrenerek ve kur’an okuyarak kalbimizi ve evimizi süslemeliyiz. Kalbimizi  ve gönlümüzü Kur’anla dolduramazsak başka şeyler kalbimizi ve yüreğimizi işgal eder.Şeytanın istediği de budur.

Yaz tatilini Kur’an öğrenerek ve Kur’an okuyarak değerlendirenler  hem bu dünyada
 ve hem de ahrette mutlu olacaklardır.

Peygamberimizin  hadislerindeki mesajı  şöyledir:

“ En hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir.
Allah’ın sevdiği kullardan olmak için;

Haydi çocuklar ve gençler, camilere… Kur’an kurslarına……

Efkan VURAL


Bu yazı aşağıdaki sitelerde yayınlanmıştır:




Celal'in penceresinden:

6 Haziran 2017 Salı

İlk Teravih namazı ve Başbakan Binali Yıldırım




2017 Ramazan ayının ilk teravih namazını Ankara Hacı Bayram Camiinde kılma fırsatı bulduk. İlk teravih namazını burada kılmayı planlamıştım. Allah’a şükürler olsun bunu bize nasip etti. Çünkü Hacı  Bayram Camii Ankara’nın manevi atmosferinin en yoğun olduğu bir mekandır. Cami hocaları da  sahasında seçkin kişilerdir. Hacı Bayram Veli önemli bir şahsiyet olup Allah’ın veli kuludur. Türbesi de caminin hemen önündedir.

İlk teravihin kalabalık olabileceği endişesiyle komşumla beraber akşam namazı  vaktinde  camiye girdik. Namaz sonrası caminin bahçesinde dolaşarak, Hacı Bayram Veli Hazretlerinin türbesini ziyaret ettik. Kur’an okuyarak dualar yaptık. Sonra tekrar camiye girdik. İkinci safta yerimizi aldık. Vaiz, cami kürsîsine çıkarak Ramazan ayı ve oruç ibadetiyle ilgili sohbete başladı. Vaaz devam ederken cami içinde bir hareketlilik görüldü. Mihrabın arkasındaki saftan üç kişiyi yerlerinden kaldırdılar. Yaşlı bir amca yerinden neden kaldırıldığını anlamadığı için kalkmakta zorluk çıkardı ve sonunda yerinden kaldırıldı. Orada 3 kişilik yer ayrılmıştı. Cami de korumalar telaşlı bir şekilde birbirleriyle iletişime geçiyorlar. Önemli birinin buraya geleceği belliydi. Caminin orta tarafındaki kapıdan mihrabın olduğu yere kadar bir geçiş yolu ayarlamak için birçok kişiyi yerlerinden kaldırarak geçiş yolunu açtılar. Vaaz süresince korumalar bu geçiş yolunu açık tutmak için sürekli bir telaş içinde dinleyenleri rahatsız etmekteydiler. Bazı kişiler bu davranışın yanlış olduğunu kendi kendilerine söylenip duruyorlardı. Korumalar,dinleyenlere  verdikleri rahatsızlığın farkında değillerdi. Onlar gelecek şahsın hatasız bir şekilde yerine gitmesini düşünmekteydiler.
Ezan okunuyordu, korumalar bir anda hareketlendiler. Beklenen önemli kişi geliyordu, gelen başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’dı. Başbakan kapıdan içeri girer girmez  sade bir vatandaş gibi cemaatın içine dalarak hemen boş bulduğu yere oturdu. Korumalar birbirine bakakaldılar. Tabii ki, birazda matara oldular. Bunca insana vermiş oldukları eziyet  boşuna olmuştu.

Başbakana kendisi için yer ayarlandığı ve ön tarafa alınmak  istenmesine rağmen ,  başbakan aldırış etmeden yerine oturdu. Çünkü başbakan camide  her kul gibi cemaatin bir üyesi olup,Allah’ın huzuruna sade bir kul olarak çıkmak istiyordu.

 Ezan bittikten sonra namaz için yağa kalkıldı. Cami imamı, “Sayın başbakanım buraya buyurunuz” hitabına başbakan Yıldırım,hiç aldırış etmedi ve cemaatın arasında namaza durdu. Böylelikle,Başbakanımız  Binali Yıldırım Anadolu insanı olduğunu gösterdi.
Helal olsun Başbakanım herkese örnek oldun. İyi ki,ilk teravih namazını burada kıldık ve bu manzaraya şahit olduk. Durumu not düşmek için bu yazıyı kaleme almayı düşündüm.
İşte İslam’da insanların birbirlerinden farkının olmadığını  bu davranışıyla başbakanımız ortaya koymuştur.  Allah katında üstünlük sadece takva iledir. Yani kim Allah’tan daha çok sakınırsa ve O’na kulluk ederse üstün odur.  Bu durumu oradaki cemaate yaşattığı için Başbakanımız Binali Yıldırım’dan Allah razı olsun.

Devletimiz var olsun.

Milletimizin kardeşliği, birlik ve beraberliği daim olsun.

Bu davranış hepimize örnek olsun.


Yolun açık olsun Başbakanım… 


Efkan VURAL 

Bu yazı aşağıdaki sitede yayınlanmıştır:

1 Haziran 2017 Perşembe

Kur’an-ı Kerim’den mesaj var – 12

Ramazan ayı din ikliminin hakim olduğu bir aydır. Bu ayda başta oruç ibadeti olmak üzere,namaz,zekat,sadaka ve özellikle fıtır sadakası gibi ibadetler öne çıkar.

Ramazan ayında önemsediğimiz bu ibadetleri ramazan dışında da devam ettirmeliyiz.
İbadetler insanı olgunlaştırır. İbadetlerimiz manevi hayatımızı düzenler ve ruh dünyamızı güzelleştirerek huzura kavuşmamızı sağlar.

İnsan sadece maddi bir varlık değildir. İnsanın bir de manevi yönü vardır.
Maddi ihtiyaçlarımız yanında manevi ihtiyaçlarımızda vardır.

Maddi ve manevi ihtiyaçlarımızı gidererek sağlıklı bir yaşam sürdürürüz.
Maddi veya manevi yönden eksikleri olan biri mutlu olamaz.

Maddi ihtiyaçlarımızı karşılayarak bu dünyada rahat yaşarız. Manevi ihtiyaçlarımızı karşılamak suretiyle de hem bu dünya ve hem de ahrette mutluluğa erişiriz.
Öldükten sonra, cennete gitmek ve rahat etmek istiyorsak, Allah’ın bizden istediği şeyleri yerine getirmeli ve yasakladıklarından da kaçınmalıyız.

Yüce Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de ki,  mesajı şöyledir:

Allah şu  kişiler  için bir affediş ve büyük bir ödül hazırlamıştır: Müslüman erkekler, Müslüman kadınlar, mümin erkekler, mümin kadınlar, itaat eden erkekler, itaat eden kadınlar, özü-sözü doğru erkekler, özü-sözü doğru kadınlar, sabreden erkekler, sabreden kadınlar, Allah korkusuyla ürperen erkekler, Allah korkusuyla ürperen kadınlar, sadaka veren erkekler, sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler, oruç tutan kadınlar, ırz ve iffetlerini koruyan erkekler, ırz ve iffetlerini koruyan kadınlar, Allah'ı çok anan erkekler, Allah'ı çok anan kadınlar.” (Ahzâb suresi,35.ayet)


Bu ayette, Allah’ın anlattığı kimselerden olmaya çalışmalıyız.

Efkan VURAL

31 Mayıs 2017 Çarşamba

İçerde dizisi nefes kesiyor. Polis can sıkıyor.



İçerde dizisini büyük bir çoğunluğun izlediğini düşünüyorum. Her bölümü nefes kesiyor. Yeni bölümünü seyretmek için Pazartesine odaklanıyor insan.

Oyuncu karakterleri harika, oyuncuların hepsi rollerini çok iyi yapıyor. Organizasyon,teknik ekip ve çekim mükemmel.
Diziyi epey zamandır takip etmekteyim. Bölümleri izlerken bazen eleştiri yapmak istiyordum. Filmlerde olur böyle sahneler diyerekten eleştiriden vazgeçiyordum.

Ama 35.bölümde Polisin vermiş olduğu yanlış bir izlenimi burada zikretmek istiyorum. Çünkü, diziyi,gençler dikkatle izliyor,herkes izliyor, yeni polisler izliyor,polis adayı olacak bir çok çocuk ve genç izliyor. Yanlış bir anlayış veya hareketi normal gibi düşünemeyiz.

Polis müdürü Yusuf mafya babası Celal tarafından öldürülüyor. Yusuf müdürü gizli polis olan Sarp’ın öldürdüğü süsü verilmek isteniyor. Gerçek katil gizlenmek suretiyle, Sarp’ın üzerine büyük bir oyun oynanıyor.

Polis ekipleri her şey bitince gelirler ya. Aynen içerde de öyle olur. Yusuf müdür öldürülmüş, gizli polis Sarp’ta tuzağa düşürülmüştür. Kalabalık bir Polis ekibi gelir. 
Ekibin içinde Yusuf müdürün oğlu Polis  Gökhan da vardır.
Babasının öldürüldüğünü ve Sarp’ı da elinde silahla babasının yanında gördüğü için polis Gökhan’ın gözü dönmüştür. Polis Gökhan Sarp’ı öldürmek ister. Sonunda Sarp nezarete  atılır.

Yusuf müdürün yerine atanan yeni  polis müdürü konuyu inceler. Sarp’ı çağırır ve onunla konuşur. Sarp’a gizli sicil numarasını sorar. Sistemden sorgulanarak Sarp’ın polis olup olmadığı anlaşılacaktı. Sistemin başına Yusuf müdürün oğlu oturur. Sicil numarasını  sisteme girer ve Sarp’ın gizli Polis olduğunu görür. O an babasını öldürdüğünü  düşünür, o duyguyla Sarp’ı sistemden siler. Sarp sistemde kayıtlı  olmadığı için,mahkemeye sevk edilir.

Evet bir polis bunu nasıl yapar. Gizli bir bilgiyi sistemden nasıl olurda  yok eder. Oysa Polis güvenilir biridir.
Hadi buna baba acısı diyelim. Üzüntüsüne yorumlayalım.
Peki mafya temsilcisi olan Davut’un söylediklerine neden inanır. Ve ısrarla Sarp’ı katil olarak  görür.
Polis Gökhan,babasının özel tuttuğu dosyayı da hiç düşünmeden ve sorgulamadan yakar.

 Sarp’ı kurtaracak tüm delilleri yok ederek, Polis Gökhan babasının gerçek katilini farkında olmadan gizlemektedir.
Polis delilleri toplaması gerekirken, delilleri yok etmektedir.
Diziler aynı zamanda toplumu eğitmektedir. Yanlış bir polis imajı ilerde derin yaralar açabilir.
Tüm dizi filmlerde,tiyatro ve gösterilerde meslek gruplarının yanlış tanıtılmaması gerekir.

Polis,öğretmen,subay,hakim,savcı,avukat,doktor,imam,hoca ,mühendis,müdür,kaymakam,vali,  vb. tüm meslek sahipleri olması gerektiği gibi tanıtılmalıdır.

Elbette dizilerde  tüm meslek gruplarının yanlış uygulamaları ele alınarak doğru ve güzel olan şeyler anlatılmalıdır.
Ama bu bölümde polisin delilleri yok etme imajı kabul edilemez….

Her şeye rağmen iki kardeşin buluşması final gibiydi….
Her şeyin bittiği an… Sevinçten ağlayan iki kardeş…
Allah hiçbir zaman kardeşleri ve arkadaşları birbirinden ayırmasın!

Ayrı olanları da, Yüce Allah en kısa zaman da bir araya getirsin…Amin!

Efkan VURAL

Bu yazı aşağıdaki sitelerde yayınlanmıştır:



27 Mayıs 2017 Cumartesi

KİTAP:"İçimdeki Bitmeyen Özlem"





Sevgili Celal ÇELİK’in uzun yıllar üzerinde çalışarak  ve büyük bir uğraş  vererek yazmış olduğu “İçimdeki Bitmeyen Özlem” adlı kitabı Egemen yayınları tarafından basılmıştır.
Kitap,Mayıs 2017 ‘de 1.baskısıyla okuyucusuyla buluştu.
Kitap, Egemen yayınları kültür serisinin 11.kitabı olarak yayınlanarak büyük bir hizmete imza atılmıştır.
Kitap, 16 bölümden ve  150 alt başlıktan oluşup, 271 sayfadan ibarettir.

1973 Yılında Konya Ereğli de  doğan celal ÇELİK kendi hayat hikayesini anlatmaktadır.

Celal ÇELİK,üniversite yıllarına kadar her genç gibi hayatını yaşamaya çalışmıştır.

Karşısına çıkan bir kıza aşık olur. Onu çok sever. Ama kader bu, sevdiği kıza kavuşamaz.

Celal ÇELİK’te  var olan ama henüz ortaya çıkmamış hastalığı, yavaş yavaş kendini göstermeye başlar.

Sevdiği kızdan ayrı kalması Celal’in hastalığını hızlandırır. Artık Celal ÇELİK  Friedreich Ataksisi (FA) hastasıdır. Bu hastalık vücudun fiziksel hareketlerinin zayıflaması,hücrelerin erken yaşlanması olarak görülür.

Celal ÇELİK, engelli oluşuna isyan etmemiş, Allah’ın takdiri olarak görür ve hatta bunu ödül olarak kabul eder.

Üniversiteyi bitirdikten sonra özel bir şirkette tekniker olarak göreve başlayan Celal ÇELİK,tekerlekli sandalye ile iş hayatını sürdürür. 2010 yılında emekli olur.

Emekli olduktan sonra yazılar yazarak, insanlara faydalı olmak ister. Özel web sayfasında ve blog sayfalarında,çeşitli gruplarda yayınladığı yazılarla  özellikle gençlere iman konularında yol göstermek ister.

Celal ÇELİK,her şeye rağmen yaşamanın çok güzel olduğunu her durumda dile getirir.

Allah’ın vermiş olduğu sayısız nimetlere şükretmek gerektiğini dile getirir.
Hayata bakışı olumludur.
Celal ÇELİK , Kitap’ta anlatmak istediği  en önemli şey de galiba maddi aşktan manevi aşka geçiştir.

Evet, “İçimdeki Bitmeyen Özlem” adlı kitabı okuyunca;göreceksiniz:
Hayata bakışınız değişecektir.
Yaşadığınız hayatın değerini daha iyi anlayacaksınız…
Allah’a olan aşkınızın arttığını göreceksiniz…
İbadet etme arzunuzun oluşacağını  hissedeceksiniz...
Kitabı okudukça etrafınızda ki,  nice engelli kişileri fark edeceksiniz…

Eminim Celal ÇELİK’in bu kitabını  bir solukta okuyacaksınız,
Şimdiden iyi okumalar…

NOT:İnşallah bu kitabı ilerde daha geniş bir biçimde tanıtmayı düşünüyorum.

Efkan VURAL



Bu yazı aşağıdaki sitelerde yayınlanmıştır: