11 Ocak 2018 Perşembe

Kur’an-ı Kerim’den Mesaj Var-22




Kur’an-ı Kerim’den Mesaj Var-22

İnsan doğar,büyür ve hayatını sürdürür. Sonra  ömrünü tamamlayarak bu dünyadan öbür aleme geçiş yapar. Yani insan bu dünya yaşamının sonunda  başka bir mekana gidecektir. Bu  gerçek gözümüzün önünde cereyan etmektedir.

Dünya  hayatından öteki aleme geçiş anı çok önemlidir. Ahirete geçiş yapacağımız ölüm anında iyi bir kimse olmamız bize büyük bir anvantaj sağlayacaktır. Herkes o an,  Allah’ın huzuruna iyi bir kimse olarak çıkmak ister.

İşte bunun için hayatımız boyunca iyi bir kimse olmaya çalışmalıyız. Zaten bir müslüman olarak dünya hayatında iyi ve güzel davranışlar sergilemek zorundayız. Allah’ın istediği ve peygamberimizin tavsiye ettiği şeyler insanı her zaman iyiliğe ve güzelliğe yönlendirir.

İyi bir kişi güzel davranışlarda bulunur. Allah bizlerden  iyi ve güzel davranışlarımızı ömrümüzün sonuna kadar kesintisiz olarak  devam ettirmemizi ister.

Yüce Allah’ın huzuruna iyi ve güzel bir  kimse olarak çıkmak, herkesin en büyük arzusudur.  Allah’ın huzuruna  iyi ve güzel bir kişi olarak çıkabilmek için de  dünya haytında  her zaman iyi ve güzel davranışlarda bulunmak gerekir.

Ölümün ne zaman geleceğini bilemeyiz. Allah’ın huzuruna iyi bir kimse olarak çıkmak istiyorsak, her anımızı iyi bir kimse olarak geçirmeliyiz. Her daim  güzel davranışlar içinde olmalıyız.

Bir an olsun iyilik ve güzelliklerden uzak durmamalıyız ki,ölüm bizi yakaladığında iyi bir kimse olarak son nefesimizi verelim , İnşallah...

İyi bir müslüman olarak ruhumuzu reslim edersek , Allah’ın huzuruna iyi kimseler olarak çıkarız İnşallah....

Yüce Allah’ın Kur’an-ı Kerim’deki mesajı şöyledir:
“Melekler, onların canlarını iyi kimseler olarak alırken, “Selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete” derler. ”
(Nahl  suresi, 32.ayet)

Ne mutlu iyi kimse olarak can verenlere,...  
Ne mutlu yaptıkları iyilikler yüzünden cennete girenlere...


Efkan VURAL


Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

8 Ocak 2018 Pazartesi

Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var – 3





Peygamberimizin  Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var  – 3

İnanan müslümanların en büyük arzusu sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed’e yakın omak, kıyamet gününde yakınında olabilmek  ve cennette onunla komşu olmaktır.
Sevgili peygamberimize yakın dost olmak istiyorsak,iman sahibi olmak şartıyla güzel ahlaklı olmamız gerekir.

İyi bir insan demek güzel ahlaklı demektir. Güzel ahlaklı insanların düşünceleri,konuşmaları,yaşantıları,hareketleri,insan  ilişkileri, diğer varlıklarla ilişkileri düzenli hakikata ve hukuka uygun olur.

Güzel ahlaklı kişiler her zaman Yüce Allah’ın kendilerini görüp gözettiklerine inanırlar.
Yaptıkları her şeyde Allah’ın kendilerini gördüğünü düşünürler ve ona göre davranırlar. Her zaman kul hakkına riayet ederler ve bir gün hesaba çekileceklerine inanırlar.





Genel olarak güzel ahlaklı kişilerde şu özellikler bulunur:

Allah’ı severler ve yaptıkları her iyiliği Allah rızası için yaparlar.
Gösteriş yapmazlar,iki yüzlü değillerdir.
Herkese yardım ederler. Hoşgörülüdürler.
Doğru ve dürüst davranırlar. Yalan konuşmazlar. Verdikleri sözde dururlar.
Kimseyi incitmezler, güler yüzlüdürler. Güvenilir kişilerdir.
Yetim ve düşkünlere yardım ederler. Engelli ve hastalarla ilgilenirler.
Doğayı severler ve çevreyi korurlar. Temiz kimselerdir.
Hayvanlara ve çevreye zarar vermezler.
Yaratılanı Yaratandan ötürü severler...
Güzel ahlaklı olmanın daha bir çok  özelliği sayılabilir.

İşte, yukarıda bahsettiğimiz güzel davranışları sergileyen mü’minler Sevgili Peygamberimize komşu olacaktır.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in  hadis-i  şeriflerdeki  mesajı  şöyledir:
Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki, “ Muhakkak ki ahlakı  en güzel olanlarınız, bence en sevimliniz ve kıyamet gününde  en yakınıma oturanlarınız (olacak) tır.” 
(Buhari, Fezailu’sahabe.27.)

Ne mutlu Peygamberimize yakın olabileceklere...

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:


5 Ocak 2018 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 05/01/2018 Tarihli Cuma Hutbesi:DÜNYADAKİ CENNETİMİZ: AİLE







                                           DÜNYADAKİ CENNETİMİZ: AİLE


Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!

Genç bir kız, Peygamberimiz (s.a.s)’in yanına geldi ve “Yâ Resûlallah! İstemediğim hâlde babam beni kardeşinin oğlu ile evlendirmeyi düşünüyor.” diyerek serzenişte bulundu. Rahmet Elçisi, derhal kızın babasını çağırttı. Zira olayı bir kez de babadan dinlemek ve şayet fikri sorulmadan evlendirilmek isteniyorsa kıza tercih hakkı tanımak istemişti. Bu durum karşısında kendini güvende hisseden genç kız, “Ey Allah’ın Resûlü! Nikâh konusunda kadınların da söz hakkının olup olmadığını öğrenmek istediğim için size müracaat ettim.” dedi.[1]
Kıymetli Kardeşlerim!

Peygamberimiz (s.a.s), bu davranışıyla hayatının en önemli kararı olan nikâhta da kadının görüşüne başvurulup rızasının alınmasına işaret etmişti. Nitekim O, “Rızaları olmadan kızlarınızı evlendirmeyin!”[2] buyurmuştu. Ve bu olay, onun nezdinde kadının yeri, onuru ve değerini gösteren örneklerden sadece biriydi.
Aziz Müminler!

Yüce dinimiz İslam, sağlıklı bir evliliğe ve mutlu bir aile kurmaya büyük önem atfetmiştir. Peygamberimiz (s.a.s), nikâha derin bir anlam ve yüce bir ruh kazandırmıştır. Zira inancımızda nikâh, ağır bir misaktır; vebali büyük bir sözleşmedir.  Nikâh, Yüce Allah’ın adını şahit tutarak eşlerin bir ömrü paylaşmak üzere birbirlerine verdikleri sözdür. Nikâh, kadın ve erkeğin, gönül rızası ve hür iradeleriyle beraberce yüklendikleri ahlâkî ve hukukî bir sorumluluktur.
Kültür ve geleneğimizde evlilik, sadece iki insanı aynı çatı altında buluşturmak değildir. Bilakis evlilik, toplumu ve nesilleri korumak amacıyla atılan sağlam bir temeldir. Aile olmak, sevgi ve saygıyla, şefkat ve merhametle, ilgi ve hassasiyetle hayatı paylaşmaktır. Aile olmak, dünyanın türlü meşakkatlerini beraberce göğüslemektir. Sevinci ve kederi, varlığı ve yokluğu birlikte yaşamaktır. Aile olmak, iyi günde, kötü günde vefakârlık ve fedakârlıkla bir bütünü tamamlamaktır.
Değerli Kardeşlerim!

Bizler, ailelerimizin dünyadaki cennetimiz olmasını arzu ederiz. Yuva kurarken Rabbimizden şöyle niyazda bulunuruz: “Allah’ım! Bu anlaşmayı bereketli ve mübarek eyle. Bu çifti ülfet, muhabbet ve bağlılık duygularıyla kaynaştır. Tıpkı Hz. Âdem ile Hz. Havva’yı, Peygamber Efendimiz ile Hz. Hatice validemizi ve Hz. Ali ile Hz. Fâtıma’yı kaynaştırdığın gibi...”
Bizler, hayatı daha anlamlı ve bereketli kılan evliliğe anne ve babalarımızın, akraba ve komşularımızın, kardeşlerimiz ve sevdiklerimizin huzurunda adım atarız. Rabbimizin adını anarak bir ömür devam etmesi niyetiyle başladığımız birlikteliğimize insanları da şahit tutarız.
Ve bizler, sıcacık yuvalarımızın temelini atarken evlenecek çiftlerin ehliyetini, karşılıklı rızasını, sevgisini ve sadakatini esas alırız. Zira evlilik, tek taraflı bir menfaat ilişkisi değildir. Aksine evlilik, kadın olsun erkek olsun eşlerin istikballerine beraberce karar vermeleridir. Bir başkasının iradesini esir alma, onun üzerinde mülkiyet iddiasında bulunma ve geleceğini belirleme hakkı ve yetkisi hiç kimsede yoktur. Canların yegâne sahibi Allah’tır. Ve Peygamberimizin dilinde eşler birbirine emanettir.
Aziz Müminler!

Bütün bunlara rağmen, zaman zaman doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü ayırt edebilme yetisine sahip olmayan çocuk yaştaki kızlarımız evlendirilebilmektedir. Hatta cehalet ve sorumsuzluktan kaynaklanan bu yanlış algı ve uygulamalar, kimilerince dine dayandırılmaya çalışılmaktadır.
Şu bir gerçektir ki; yüce dinimiz İslam’da evlilik, gelişigüzel ve keyfi uygulamalara kapalı olan ciddi bir adımdır. Evlilik, bilinç ve sorumluluk gerektirir. Dinimizde ise sorumluluk, ceza ve mükâfat konusunda irade hürriyeti esastır. İnsanın, onuruna uygun bir şekilde hayatını sürdürme hakkını gasp etmek ve özellikle çocukları türlü istismarlara maruz bırakmak dinimizde asla caiz değildir. Kendine, Rabbine ve çevresine karşı henüz sorumluluk bilincinde olmayan bir çocuğun evliliğe zorlanmasının dinî ve ilmî hiçbir meşruiyeti, hiçbir temeli yoktur. Yuva kurmanın, eş ve anne olmanın anlamını idrak etme rüştüne erişmemiş bir kızın evlendirilmeye çalışılması asla kabul edilemez bir durumdur. Gerek dinimizin ilkeleri, gerekse Peygamberimiz (s.a.s)’in sünneti doğrultusunda ailede kalıcı huzur ve mutluluğu sağlamak adına evlilikte her iki tarafın da hakları gözetilmelidir.
Kardeşlerim!

Hutbemizi bir âyet ve bir hadisle bitirmek istiyorum:
Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda sevgi ve merhamet var etmesi Allah’ın varlığının ve kudretinin delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.”[3]
Peygamberimiz (s.a.s) de şöyle buyuruyor: Evleneceğiniz eş konusunda seçici davranın, denginizle evlenin. Kızlarınızı da emsalleriyle evlendirin.[4]





[1] Nesâî, Nikâh, 36; İbn Hanbel, VI, 135.
[2] Buhârî, Nikâh, 42.
[3] Rum, 30/21.
[4] İbn Mâce, Nikâh, 46.

4 Ocak 2018 Perşembe

Kur’an-ı Kerim’den Mesaj Var-21




                                     




Kur’an-ı Kerim’den Mesaj Var-21


İnsan olmanın bir takım özellikleri vardır. İnsan, yardım etmeyi,iyiliği ve başkalarına yararlı olmayı ister. Bunun için gayret gösterir.

İnsanın güzel özellikleri yanında, kötü özellikleri de vardır. Kötülük yapmak, yalancılık ,hırsızlık vb.davranışlarda insanın yapabileceği şeylerdir. İnsan oğlu İyi ve kötü olan şeyleri yapma özelliğine sahiptir. Yani insan iyiliğe de kötülüğe de  yönelebilecek yapıda yaratılmıştır.

Yüce Allah insana hür irade vermiştir. İyiliğede kötülüğede kendi isteği ile yönelmektedir. Allah insana akıl veriyor ve tercihinde serbest bırakıyor. Allah İnsanı yaptığı her şeyden sorumlu tutuyor ve yaptıklarının karşılığını sevap veye günah olarak ta vermektedir.

Allah insanı dünyaya gönderdikten sonra tekrar kendine döndürecektir. Dünyada yaptıklarından dolayı hesaba çekecektir.

Dünyada yaptığımız her  şey kendimiz içindir. İyiliklerimiz de kötülülüklerimizde bize ait olacaktır.

Yaşam sürecinde bir  gün Yüce Allah’a döndürüleceğimizi  düşünerek, davranışlarımızı ona göre kontrol etmeliyiz.

Doğru, dürüst , iyi ve  güzel ahlaklı olmaya özen göstermeliyiz. Kötü ve çirkin olan davranışlardan uzak durmaya çalışmalıyız.

Unutmayalım ki, bir gün Rabbimize döndürüleceğiz...
İyiliklerimiz de kötülüklerimiz de bize dönecektir.

Yüce Allah’ın Kur’an-ı Kerim’deki mesajı şöyledir:
“Kim yararlı iş işlerse kendinedir; kim kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Sonra Rabbinize döndürülürsünüz. ”
(Casiye, suresi,15.ayet)

.



Rabbine döndürüleceğine inanıp  ta, güzel  ve iyi davranışlar sergileyenlere ne mutlu...



Efkan VURAL


Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

1 Ocak 2018 Pazartesi

Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var – 2


2017 Gitti;unutma ki,2018'de gidecek !

 Yüce Allah’tan hayırlarla dolu sağlıklı güzel bir YIL geçirmenizi niyaz ederiz. 








Bugün yeni bir yıl olan  2018 yılına girmiş olduk.  2017 yılı elimizden çıktı. Geçen zamanın bir daha geri gelmesi mümkün değildir.

Geçen yılı şöyle bir gözden geçirdiğimizde, bir çok şeyi yapamadığımızı, hatalarımızı ve eksiklerimizi görürüz.

Geçen zamanın geri döndürülmesi mümkün değildir. Ne yaparsan yap, ömürden geçen günler,fırsatlar ve sağlığımız geri gelmez.

Allah bize her günümüzü bir nimet olarak sunar. Gün bu gündür, anı iyi değerlendirmeliyiz.
Dün geçmiştir,yarın da gelmemiştir. Gün bu gündür. Günü, anı iyi değerlendirmeliyiz.
Yapmamız gereken şeyleri  öncelik sırasına göre  yerine getirmeliyiz.

Vakit elimizden kaçıp gitmektedir. Zamanımızı iyi değerlendirmeliyiz.
Sağlık Allah’ın bize verdiği büyük bir nimettir. Sağlığımızın kıymetini iyi bilmeliyiz. Sağlıklı iken yapmamız gereken şeyleri tam ve güzel olarak yapmalıyız.

Bir gün sağlığımızı yitirebiliriz. Sağlığımızı iyi korumalıyız. Vücudumuzu zararlı alışkanlıklardan korumalıyız. Beslenmemize dikkat etmeliyiz.

Sağlıklı günlerimizde vaktimizi boşa harcamamalıyız. Allah’ın bize emrettiği şeyleri  zamanında yerine getirmeliyiz.

Namaz,oruç, kurban,hac ibadetleri hem sağlıkla ilgili ve hem de zamanla ilgilidir.
Sağlıklı iken ve zamanında yerine getiremediğimiz ibadetlerimizi ve iyiliklerimizi bir daha yapma şansımız olmayabilir. Bunun  için zamanımızı iyi değerlendirmeliyiz.







Sağlık ve zaman Allah’ın bize verdiği en büyük iki nimettir. Bu iki nimeti yitirdiğimiz vakit değerlerini daha iyi anlıyoruz. Hasta olduğumuzda sağlığımızı; vakit geçtiğinde de zamanın değerini anlıyoruz.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in  hadis-i  şeriflerdeki  mesajı  şöyledir:

“ İki nimet vardır ki,insanların çoğu bunlarda  aldanmıştır.(Kıymetini bilememiştir.) Bunlar: Sağlık ve vakit (boş vakit). (Buhari,Rikak,1)

Efkan VURAL


Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:


2018 Yeni Yılın Duası



YILINDA  DUAMIZ


Allah’ım bizi öncelikle sağlam  imanlı  eyle.
Bizi sana hakiki kul olanlardan eyle.
Allah’ım  bze,dinini  gerçek anlamda yaşamayı nasip eyle.
Allah’ım bize  iyilik ve yardım yapma fırsatı ver.
Allah’ım yaptığımız tüm ibadetleri iyiliklerimizi kabul eyle.
Allah’ım bizi gösterişten, riyadan ve kibirden koru.
Allah’ım bizi cennetlik eyle ve cennetine koy. Cehennem azabından bizleri  koru.
Bizi her türlü hastalıklardan,kazalardan, belalardan ve sıkıntılardan koru.
Allah’ım hastalara sabır ve şifa ver. Hasta yakınlarına sabır ver, Ya Rabbim.
Allah’ım rızkımızı helal kazanıp, helal yolda harcamayı nasip eyle.
Allah’ım bizi başkalarına muhtaç eyleme.
Ya Rabbi çalışma arzumuzu artır.
Allah’ım bize yardım eyle.
Allah’ım işimizde,derslerimizde tüm uğraşlarımızda bizi başarılı eyle.
Allah’ım vatanımıza ve ülkemize göz dikenlere fırsat verme.
Allah’ım  bağımsızlığımızın sembölü olan al bayrağımızı her zaman dalgalandır.
Allah’ım minarelerimizden ezanlarımızı susturma.
Bizi peygamberimize ümmet eyle. Bizi hakiki müslüman eyle.
Allah’ım Peygamberimiz Hz. Muhammed’i her zaman örnek almayı, bize nasip eyle.
Allah’ım dinimizi yaşamayı bizlere nasip eyle.
Allah’ım ülkemize, milletimize, tüm müslümanlara huzur güven ve mutluluk ver.
Allah’ım milletimize İslam aleminin kurtuluşu için yardım eyle.
Ya Rabbim, müslümanları yalnız bırakma
Allah’ım birliğimizi dirliğimizi koru.
Ordumuza, Polisimize ve tüm güvenlik güçlerimize yardım eyle.
Anne babalarımıza, büyüklerimize  sağlık ve afiyet  ver.
Çocuklarımızı okullarında, derslerinde ve sınavlarında  başarılı eyle.
Allah’ım  tüm dünyada müslümanlara uyanış nasip eyle. Onları her zaman başarılı eyle.
Allah’ım bizi iyi kimselerle karşılaştır.
Allah’ım komşularımıza, akrabalarımıza ve arkadaşlarımıza iyilik ver.
Allah’ım  verdiğin sayısız nimetlere şükürler olsun.
Allah’ım bizi kıtlıktan ve yoksulluktan koru.
Allah’ım toplumun aynası ailelerimizi huzurlu eyle.
Allah’ım gençlerimize hayırlı bir aile kurmalarına yardım eyle.
Allah’ım bizleri güzel ahlaklı eyle.
Allah’ım toplumda güzel ahlakı yaygınlaştır.
Allah’ım vatanımızı ve  milletimizi terör belasından kurtar.
Ya Rabbı terörle mücadelede devletimizi başarılı eyle.
Düşmanlarımıza fırsat verme. Onları kurdukları tuzaklara düşür, Ya Rabbi!
Teröristlerin kurduğu pusulardan bizleri koru.
Allah’ım şeytan’ın,cinlerin ve insanların şerrinden (kötülüğünden)  bizi koru.
Allah’ım nefsimizin şerrinden bizi koru. Bizi nefsimizle başbaşa bırakma.
Allah’ım ilmimizi artır. İlmiyle amel eden kullarından eyle bizi.
Ahirette, cennetine girebilmek için; bu dünyada istediğin biçimde imanlı yaşamayı ve güzel işler yapmayı nasip eyle.
Allah’ım müslüman olarak yaşamayı ve müslüman olarak ölmeyi nasip eyle bize.
Allah’ım kabirde sorguda bizi rahatlat.
Allah’ım son nefesimizde “La ilahe illallah- Muhammedün Rasulullah” sözünü söylemeyi nasip eyle...
Ya Rabbi, bizi razı olduğun kullarından eyle....
Yarabbı 2018 yılında ve yaşayacağımız diğer yıllarda yukarda ki dualarımızı kabul eyle... Ve yukarda ki dualar  doğrultusunda  yaşamamızı nasip eyle. Amin!


Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:



29 Aralık 2017 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 29/12/2017 Tarihli Cuma Hutbesi :EŞSİZ SERMAYEMİZ: ÖMÜR





EŞSİZ SERMAYEMİZ: ÖMÜR

Cumanız Mübarek Olsun Aziz Müminler!

Yüce Rabbimiz, okuduğum âyet-i kerimede şöyle buyuruyor: “Allah, hanginizin daha iyi amel işlediğini ortaya koymak amacıyla sizi imtihan etmek için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.”[1]
Peygamber Efendimiz (s.a.s) de okuduğum hadis-i şerifte şöyle buyuruyor: “İki nimet vardır ki insanların çoğu bunları değerlendirme hususunda aldanmıştır: Sağlık ve boşa geçirilen vakit.”[2]
Kardeşlerim!
Bugünlerde yeni bir miladi yılın eşiğindeyiz. En değerli sermayemiz olan ömrümüzden bir yılı daha geride bırakmak üzereyiz. Yüce Rabbimiz, hepimize bereketli bir ömür nasip eylesin. Gelecek günlerimizi, geride bıraktığımız günlerden daha hayırlı kılsın.
Kıymetli Kardeşlerim!
Yılları ister hicri, ister miladi diye adlandıralım. Günleri ister hicri ister miladi takvime göre hesaplayalım. Zamanın yegâne sahibi Yüce Rabbimizdir. Her bir ânımızı bizlere emanet olarak lütfeden O’dur.  Ve Rabbimizin katında asıl önemli olan, zamanı nasıl geçirdiğimizdir. Sayılı nefeslerimizi ne uğrunda tükettiğimizdir. Ömür nimetini, yaratılış gayemize uygun değerlendirip değerlendirmediğimizdir.
Kardeşlerim!
Rabbimizin dünya imtihanında bizler için takdir ettiği kısa zaman dilimine ömür diyoruz. Ömür, mamur edilmesi, ebedi kazanca dönüştürülmesi gereken hayatı ifade eder. Eğer fani dünya hayatı, Allah’a iman ve salih amellerle donatılmışsa mamur edilmiş demektir. Eğer bu kısacık hayat, emanet ve sorumluluk bilinciyle Allah’ın razı olacağı şekilde yaşanmışsa bereketlenmiş demektir.
Aziz Kardeşlerim!
Yüce Rabbimiz, ömrümüzü daha anlamlı ve bereketli kılabilmemiz için fırsatlar sunar her birimize. Zamanın hızla geçişini haber veren her yeni yılın başlangıcı da bu fırsatlardan biridir. Bu fırsat, hayata adeta yeni bir başlangıç yapmamız ve tertemiz bir sayfa daha açmamız içindir. Bir yıla yönelik yeni niyetler ve yüce idealler belirlememiz, hayırlı planlar yapmamız içindir. Bu fırsat, kendimizi hesaba çekmemiz, hatalarımızı gözden geçirip düzeltmemiz ve günahlarımıza tövbe etmemiz içindir.
Kardeşlerim!
Öyleyse ömrümüzden bir seneye daha veda ederken hep birlikte kendimize şu soruları yöneltelim:
Yerde ve gökte bulunan varlıklar, kendi lisanlarıyla Yüce Allah’ı tesbih ederken biz O’na ne kadar yakın olabildik? 

       
 “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”[3] sualine karşı Allah’a verdiğimiz söze ne kadar sadık kalabildik? O’nun emirlerini ne kadar tutabildik? Yasaklarından ne kadar sakınabildik?
Bu yıl boyunca sevap hanemize hangi hayırları, hangi iyilik ve güzellikleri kaydedebildik? Elimizi, dilimizi, gözümüzü, kulağımızı, zihnimizi, gönlümüzü haram ve günahlardan ne kadar koruyabildik?
İki günü birbirine denk olanın zararda olduğu şu hayatta acaba kaç günümüzü diğerinden daha verimli kılabildik? Kaç günümüzü ebedi kazanca dönüştürebildik?
Anne ve babamıza, eş ve evladımıza, akraba ve komşularımıza karşı vazifelerimizi ne kadar yerine getirebildik? İhtiyaç sahiplerinin derdiyle ne kadar dertlenebildik? Dünyanın neresinde olursa olsun mağdur ve mazlum kardeşlerimizin acısını dindirmek için neler yapabildik?
Kardeşlerim!
Bütün bu soruların cevabını vermemiz gereken saatleri, inancımızda, kültür ve geleneğimizde olmayan bir takım yanlış davranışlarla israf etmek bizlere yakışmaz. Piyango ve şans oyunlarına umut bağlayarak alın teri dökmeden, emek harcamadan kazanmaya çalışmak, dinimizin helal kazanç duyarlılığıyla bağdaşmaz. Alkollü içkilerle sağlığı heba etmek, sınırsız ve uygunsuz eğlencelerle vakti öldürmek, müminde bulunması gereken emanet bilinciyle asla uyuşmaz.
Zira Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in ifade ettiği gibi mümin, hastalığa yakalanmadan önce sağlığının kıymetini bilmelidir. Meşguliyete düşmeden önce boş zamanını faydalı işlerle geçirmelidir. İhtiyarlık gelip çatmadan önce gençliğini hayırlı amellerle değerlendirmelidir. Darlığa ve yokluğa maruz kalmadan önce varlığını ve imkânlarını dünya ve ahiret saadetine vesile kılabilmelidir.[4]
Kardeşlerim!
Yılın bu son Cuma vaktinde Yüce Rabbimizden niyazımız odur ki; bahşettiği iman nimetini son nefesimize kadar taşıyabilmeyi bizlere lütfeylesin. Günlerimizi, aylarımızı, yıllarımızı salih amellerle bereketli kılsın. Bizleri iyi olan ve iyi işler yapan, kötüden uzak duran ve kötülüğe engel olan kullarından eylesin. Cennetini kazandıracak işleri yapabilme, cehenneme götürecek davranışlardan kaçınabilme konusunda bizlerden yardımını esirgemesin.




[1] Mülk, 67/2.
[2] Buhâri, Rikâk, 1.
[3] A’râf, 7/172.
[4] Hâkim, el-Müstedrek, IV, 341.
                               Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü