Efkan Vural'ın Yazıları
23 Temmuz 2024 Salı
19 Temmuz 2024 Cuma
HAFTANIN HADİSİ
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:
تَقُولُوا لِلْمُنَافِقِ سَيِّدٌ فإنَّهُ إنْ يَكُ سَيِّداً فَقَدْ أسْخَطْتُمُ اللّهَ تَعال
"Münafığa "efendi" demeyin. Zira eğer o, seyyid olursa Allah'ı kızdırırsınız."
[Ebu Davud, Edeb 83, (4977).]
Diyanet İşleri Başkanlığının 19.07.2024 Tarihli Cuma Hutbesi :MÜSLÜMAN TAKVA SAHİBİDİR
MÜSLÜMAN TAKVA SAHİBİDİR
Muhterem Müslümanlar!
Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Ey
Âdemoğulları! Size mahrem yerlerinizi örtecek giysi, süsleneceğiniz elbise
yarattık. Takvâ elbisesi de hayırlıdır. Bunlar, Allah’ın ayetlerindendir.
Umulur ki düşünüp öğüt alırlar.”[i]
Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor:
“İnsanlık, ilk
günden beri bütün peygamberlerin üzerinde ittifak ettikleri bir söz öğrenmiştir:
Şayet utanmıyorsan
dilediğini yap!”[ii]
Aziz
Müminler!
Yüce dinimiz İslam, yeme içmeden söz ve
davranışa, giyim kuşamdan alışveriş ve eğlenceye kadar hayatın her alanında belli
ölçüler koymuştur. Cenâb-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de bunları haber vermiş, Sevgili
Peygamberimiz (s.a.s) ise yaşayarak bizlere öğretmiştir. Bu ölçülere riayet
etmeye takva sahibi olmak diyoruz.
Takva, Allah’tan hakkıyla sakınmaktır. İyiliğe yönelmek
kötülükten uzak durmaktır. Her türlü günah ve haramdan korunmaktır. Rabbimizin
her an bizi görüp gözettiği, yaptığımız her şeyden haberdar olduğu bilinciyle
yaşamaktır. Ölümü, yeniden dirilişi, hesabı, cennet ve cehennemi unutmadan bir
ömür geçirmektir.
Değerli
Müslümanlar!
Takva, kalbimize yerleşince gönlümüz iyiliklerin merkezi
haline gelir. Riya, kibir, gurur ve gösteriş gibi kötü duygulardan bizi
arındırır. Takva, dilimize yansıyınca sözlerimiz
doğru ve güzel olur. Gıybet, yalan, dedikodu ve iftira gibi afetlerden bizi uzak
tutar. Takva, zihnimize yön verince davranışlarımız nezaket ve zarafete, merhamet
ve adalete, ülfet ve muhabbete dönüşür. Zulüm, haksızlık ve şiddet gibi
dünyamızı karartan kötülükler hayatımızda yer bulamaz.
Kıymetli Müminler!
Takva, giyim kuşamda kendini gösterince bedenimizin saygınlığını koruruz. Zira kadın erkek her insanın beden mahremiyeti vardır. Yüce dinimiz İslam, bu mahremiyetin zarar görmemesi için; bedenimizin örtülmesi gereken yerlerini örtmemizi, başkalarına teşhir etmememizi emretmiştir. Kadınlar için yabancı erkeklerin yanında ve evlerinin dışına çıkarken örtülmesi gereken yerler; yüz, eller ve ayaklar hariç bedenin tamamıdır. Erkeklerde ise göbek ile diz kapağı arasıdır. Uzuvları belli eden dar ya da açık elbise giymek, Rabbimizin emaneti olan bedenin saygınlığını ihlal etmektir. Şu husus unutulmamalıdır ki, tesettür her şeyden önce Allah’ın bir emridir, kişisel bir tercih değildir. Tesettür müminin süsüdür, fıtri bir gerekliliktir. Allah Resûlü (s.a.s) bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır:
“Allah halîmdir, hayâ sahibidir, kusurları
örtendir. Hayâyı ve örtünmeyi sever.”[iii]
Aziz Müslümanlar!
Takva; nişan, nikâh ve düğün merasimlerimize yansıdığında yuvalarımız huzur, mutluluk ve muhabbet üzere inşa edilir. İslam, meşru çerçevede düğünlerde eğlenmeye müsaade etmiştir. Ancak, yüksek sesle çevreye rahatsızlık verilen, alkolün tüketildiği, mahremiyet sınırlarının ihlal edildiği, yolların kapatıldığı, sevinçleri hüzne çeviren silahla kutlama yapıldığı bir düğün eğlencesi dinimizde yoktur ve İslam ahlakına uygun değildir. Ayrıca evlilik için yapılan gereğinden fazla harcamalar, hem evlenen çiftlerin hem de ailelerin maddi ve manevi birçok sıkıntıya düşmelerine sebep olmaktadır. Bu da gençlerimizin ya hiç evlenmemelerine ya da evliliklerini geciktirmelerine yol açmaktadır.
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in bu husustaki uyarısı gayet açıktır:
إِنَّ أَعْظَمَ النِّكَاحِ بَرَكَةً أَيْسَرُهُ مُؤْنَةً
“En bereketli nikâh, külfeti en az olandır.”[iv]
Değerli Müminler!
Takva şuurunu hayatımızın her anına ve alanına hâkim
kılmanın gayretinde olalım. Saygınlığımızı
zedeleyen, insan onuruyla bağdaşmayan her türlü yanlış söz, tutum ve
davranıştan uzak duralım. Unutmayalım ki, dünyamızı mamur, ahiretimizi cennet
kılacak olan; imanımız, salih amellerimiz, güzel ahlakımız ve sorumluluk
bilincimizdir.
Hutbemi
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in yaptığı şu duayla bitiriyorum: “Allah’ım! Senden
hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği istiyorum.”[v]
16 Temmuz 2024 Salı
15 Temmuz 2024 Pazartesi
12 Temmuz 2024 Cuma
HAFTANIN HADİSİ
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:
كُلُّ ذَنْبٍ عَسَى اللّهُ أنْ يَغْفِرَهُ إَّ مَنْ مَاتَ مُشْرِكاً، أوْ مُؤْمِنٌ
قَتَلَ مُؤْمناً مُتَعَمِّداً
"Müşrik olarak ölenle, bir müslümanı haksız yere öldüren hariç, Allah bütün günahları affedebilir."
[Ebu Dâvud, Fiten 6,
(4270).]
Diyanet İşleri Başkanlığının 12.07.2024 Tarihli Cuma Hutbesi :15 TEMMUZ: MİLLETİMİZİN DESTANSI ZAFERİ
15 TEMMUZ: MİLLETİMİZİN DESTANSI ZAFERİ
Muhterem
Müslümanlar!
Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Onlara, ‘Yeryüzünde
fesat çıkarmayın’ denildiğinde, ‘Biz ancak ıslah edicileriz’ derler. Hâlbuki
onlar fesatçıların ta kendileridir. Lâkin onlar anlamak istemezler.”[1]
Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor:
“Dini dünyaya
alet ederek istismar eden insan ne kötüdür!... Arzu ve isteklerinin kendisini
saptırdığı insan ne kötüdür!”[2]
Aziz
Müminler!
Önümüzdeki Pazartesi günü Yüce Rabbimizin yardımı, devletimizin
dirayeti, milletimizin cesaretiyle küresel şer odaklarına ve onların
taşeronluğunu yapan FETÖ’ye karşı elde ettiğimiz destansı zaferimizin sekizinci
yıl dönümü. Bizler, tarihin her döneminde olduğu gibi 15 Temmuz gecesinde de
kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla bir kez daha omuz omuza verdik. Minarelerden
yankılanan salâlar eşliğinde; birlik, beraberlik ve dayanışma ruhuyla hep
birlikte meydanlara akın ettik. İstiklâl Şairimizin, “Âsım’ın nesli... diyordum
ya... nesilmiş gerçek:/İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek” mısralarında
ifade ettiği gibi vatanımız ve milletimiz üzerinde oynanmak istenen kirli
oyunları hep birlikte boşa çıkardık. 15 Temmuz, aziz milletimizin hiç kimsenin
boyunduruğu altına girmeyeceğinin, zalimin karşısında asla eğilmeyeceğinin son
örneğidir. 15 Temmuz, azmin ve cesaretin zillete ve korkaklığa galebe çaldığı
şanlı bir direniştir.
Değerli Müslümanlar!
15 Temmuz
ihanetini gerçekleştiren FETÖ, inancımızı, ibadetlerimizi, milli ve manevi
değerlerimizi istismar etmiş, istiklâlimizi ve istikbalimizi hedef almıştır. Sûret-i
haktan görünerek vatanımızın bölünmez bütünlüğüne, devletimizin bekasına,
milletimizin canına kastetmiştir. Yüce dinimiz İslam’ın en temel kavramlarını
kendi çıkarları için kullanmıştır. Gençlerimizi ailelerinden koparmak;
kalplerinden vatan sevgisini, millet olma şuurunu, ümmet olma bilincini söküp
atmak için her türlü hile ve tuzağa başvurmuştur.
Kıymetli
Müminler!
Önümüzdeki Salı ise 10
Muharrem Âşûrâ günü. Peygamber Efendimiz (s.a.s), Âşûrâ gününü içine alacak
şekilde bir gün öncesi veya bir gün sonrasıyla iki gün oruç tutmayı bizlere
tavsiye etmiştir.[3]
Âşûrâ, aynı zamanda Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in dünyadaki çiçeğim, reyhanım[4] diyerek sevdiği, cennet gençlerinin efendisi[5] olarak övdüğü torunu Hz. Hüseyin Efendimizin ve çoğu ehl-i
beyt-i Mustafa’dan olan yetmişten fazla Müslümanın Kerbelâ’da şehit edildiği
gündür. Üzerinden asırlar geçse de bu elim hadisenin acısı hâlâ taptazedir ve
hâlâ yüreğimizdedir. Hz. Ali ve Hz. Fâtıma’nın ciğerparesine bu zulmü reva
görenler ise ümmet-i Muhammed’in mâşerî vicdanında mahkûm olmuştur ve olmaya da
devam edecektir.
Aziz Müslümanlar!
Cennet vatanımızda gözü olanlar, aramıza nifak tohumu
ekerek muhabbetimizi ve kardeşliğimizi bozmak isteyenler dün olduğu gibi bugün
de hain emellerinden vazgeçmiş değildir. O halde, bu hain tuzaklara bir daha
düşmemek için sahih dini bilgiyi, ehil ve güvenilir kişilerden öğrenmeye gayret
gösterelim. Göz nuru çocuklarımızı ve
geleceğimizin teminatı olan gençlerimizi Kur’an ve sünnet ışığında sağlıklı,
dengeli ve şeffaf bir din eğitimiyle buluşturalım. Fitne ve fesadı körüklemek
isteyenlere, ümmet coğrafyamızda yeni Kerbelâlar yaşanmasını arzulayanlara karşı
uyanık olalım. Birlik ve beraberliğimizden asla ödün vermeyelim. Milletimizin
mayası olan ve dini hayatımızı ayakta tutan Anadolu irfanına sahip çıkalım.
Bu vesileyle başta Hz. Hüseyin Efendimiz
ve ehl-i beyt-i Mustafa olmak üzere, Bedir’den Malazgirt’e, Çanakkale’den Milli
Mücadele’ye, 15 Temmuz’dan günümüze din, vatan ve mukaddesat uğruna şehadet
şerbetini içen aziz şehitlerimizi, ahirete irtihal eden kahraman gazilerimizi
rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum. Hayatta olan bütün gazilerimize ise
sağlık, sıhhat ve afiyet diliyorum. Yüce Rabbim her daim devletimizi payidar,
aziz milletimizi bahtiyar eylesin. Birlik ve beraberliğimize, huzur ve güvenimize
kastedenlere fırsat vermesin. Güvenlik güçlerimizi hak ve hakikat mücadelesinde
her zaman muzaffer eylesin.

