Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:
قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ
Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:
قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ
Birilerinin Yanında Fısıldaşarak Konuşmak
Dinimizde ibadetler çok önemlidir. İbadetlerimizin başında namaz, oruç, zekat,
hac ve kurban gelmektedir.
İbadetler kadar ahlaki davranışlarımız da çok önemlidir. Hatta ahlaki
davranışlarımızda ibadetten sayılmaktadır. Dinimizde yaptığımız güzel
davranışlar ve kaçınığımız kötü davranışlar karşısında sevap alarak cennette
ödüllendirileceğiz.
Mesela; yol üzerinde bulunan ve başkalarına zarar veren bir taşı, cam parçasını,
teneke parçasını veya diken vb. şeyleri kenara almak ibadet olarak addedilmiş
ve karşılığında sevap alınacağı bildirilmiştir.
Allah’ın yasakladığı ve haram kıldığı ve dinimizde hoş karşılanmayan
davranışlardan da uzak durmak ibadet sayılmıştır.
Yalan konuşmamak, yalan yere şahitlik yapmamak, İftira ve gıybetten uzak
durmak, başkalarını dışlamamak, ayrımcılık yapmamak ve bunun gibi hoş olmayan
davranışlardan uzaklaşmak erdemli ve faziletli iyi kimselerin
özelliklerindendir.
Toplumsal davranışlarımızda kimseyi incitecek davranışlarda
bulunmamalıyız.
Bu konuda peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde bizleri şöyle
aydınlatır:
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur:
“Üç kişi iken ikiniz diğerini bırakıp da fısıldaşmasın
Böyle bir durum üçüncü kişiyi üzer.” (Müslim,Selam,38.)
Evet, bu hadis-i şerifle sevgili Peygamberimiz bizi
toplumun çokça içine düştüğü bu yanlış davranışa düşmememiz için bizi
uyarmaktadır.
Üç kişinin olduğu ortamda ikisi birbiriyle diğerinin
duymayacağı bir sesle konuşması uygun değildir. İyi bir Müslümana bu davranış
yakışmaz. Böyle bir davranıştan uzak durmalıyız. Bu durum diğer kimseyi üzer.
Böyle bir davranış üçüncü kişiyi dışlar ve bize olan güvenini kaybeder. Aradaki
dostluk ve arkadaşlığı zedeler ve hatta yok edebilir. Bir ve beraber olma
duygusunu zayıflatır. Kişileri ferdiyetçiliğe iter.
İnsanların yalnız başına yaşayıp mutlu olmaları mümkün
değildir. Birbirimize muhtacız. Yalnız başına hayatla mücadele zor bir
durumdur. Hatta bu imkansızdır.
İşte bundan dolayı arkadaşlarımızı ve yakınlarımızı
dışlamadan ilişkilerimizi sürdürmeliyiz.
Bir ve beraber olmalıyız.
Efkan VURAL
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:
مَا
مِنْ مَوْلُودٍ إِلَّا يُولَدُ عَلَى الْفِطْرَةِ
Her çocuk fıtrat üzere doğar (İslam dinine uygun)
Müslim, Kader, 22.
BAĞIMLILIK: İNSAN ONURUYLA BAĞDAŞMAYAN HASTALIK
Muhterem Müslümanlar!
Okuduğum ayet-i kerimede Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor: “Andolsun biz insanoğluna şan, şeref ve
nimetler verdik; onları karada ve denizde taşıdık, kendilerine güzel güzel
rızıklar verdik ve onları yarattıklarımızın çoğundan üstün kıldık.”[i]
Aziz Müminler!
Yüce Rabbimiz, insanı eşref-i mahlûkat, yani varlık âleminin en şerefli
üyesi olarak yaratmıştır. Tertemiz fıtratını korumak, dünya ve ahiret saadetine
ermesini sağlamak için ona bazı sınırlar çizmiştir. İnsanoğlunun yaratılış gaye
ve hikmetine uygun olan güzellikleri helal kılmış; insanın onur ve haysiyetini
zedeleyen, ona zarar veren çirkinlikleri ise yasaklamıştır. Yüce dinimizin
yasaklarından biri de insanın iradesini elinden alan, onu bedenen ve ruhen
tükenişe sürükleyen bağımlılıktır.
Kıymetli Müslümanlar!
Çağımızda toplumları derinden sarsan önemli bir sorundur bağımlılık. Alkol,
uyuşturucu, kumar, sigara ve teknoloji gibi bağımlılıklar çocuklarımızı,
gençlerimizi, gelecek nesillerimizi ve bütün insanlığı tehdit etmektedir. Zira
bağımlılıkla birçok hastalığa kapı aralanıyor. İnsan onuruyla bağdaşmayan
şiddet körükleniyor. Bin bir emekle kurulan
yuvalar dağılıyor, ocaklar sönüyor. Haksız kazançla kin ve düşmanlık tohumları
ekiliyor. Dijital ekranların esareti altında asıl sorumluluklar unutuluyor,
ihmal ediliyor. Nice insan gerçek hayattan uzak, yalnızlık girdabında
kayboluyor; hayal dünyasında sahte mutlulukların peşinden koşuyor.
Değerli Müminler!
Bağımlılık,
varoluş gayemizi unutturan bir hastalıktır ve her şeyden önce Rabbimizin
bizlere bahşettiği akıl, irade, sağlık, ömür, servet gibi nimetlere karşı
nankörlüktür. Bizim için takdir edilen insan olma şerefine gölge düşürmektir. Sadece bugünümüzü değil; yarınlarımızı ve ahiretimizi
de tehlikeye atmaktır.
O halde bize düşen bağımlılıklara karşı uyanık
olmaktır. Beden ve ruh sağlığımızın en büyük düşmanı olan alkol ve uyuşturucu gibi
zararlı maddelerin her türlüsünden sakınmak ve sakındırmaktır. Kumar illetiyle
ömrümüzü, mal ve servetimizi heder etmemektir.
Teknolojiyi bilinçli kullanmak, vaktimizi beyhûde tüketmemektir. Güzel
alışkanlıkların ve ahlakın aile içinde kazanıldığını; yavrularımızın ancak
bizim ilgi ve desteğimizle bağımlılıktan uzak kalabileceğini unutmamaktır.
Ailemizde ya da çevremizde bağımlı olan varsa danışmanlık ve tedavi
merkezlerine yönlendirmektir.
Kıymetli Müslümanlar!
Hutbemi Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in şu uyarısıyla bitiriyorum:
“Kıyamet gününde insanoğlu şu beş şeyden hesaba çekilmedikçe Rabbinin
huzurundan bir yere kımıldayamaz: Ömrünü nerede ve nasıl geçirdiğinden,
gençliğini nerede yıprattığından, malını nereden kazandığından, malını nerede
harcadığından, bildiği ile amel edip etmediğinden.”[ii]
Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:
مَنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ اَطَاعَ اللّٰهَۚ وَمَنْ تَوَلّٰى فَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَف۪يظًاۜ
Kim peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse, (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik.
Nisâ Sûresi,80. Ayet
Ey İman Edenler! İman Ediniz
Allah’ın
insanları yaratmasının en önemli nedeni, insanın Rab’ını tanıması ve O‘na
kulluk etmesidir. İnsanın manevi ihtiyaçlarının en başında din ve iman
gelmektedir.
İslam
dinine girme ve Müslüman olmanın ilk şartı iman etmektir. İnsanın kurtuluşa
ermesi ve ahirette cennetle ödüllendirilmesi için bir takım inanılması gereken
şeyler vardır.
Mü’min
olmak için nelere inanılması gerektiği Yüce Allah tarafından Kur’an-ı Kerim’de
bildirilmiştir.
Bu
konuda Yüce Allah bizi şöyle aydınlatmaktadır:
Allah
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:” Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine,
Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve
ahiret gününü inkâr ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur.” (Nisâ Sûresi,136.
Ayet)
Bu
ayet-i kerimede Allah inananlara imanın şartlarından 5 tanesini bildirmektedir.
Yüce
Allah bu ayette Mü’minlere ilginç bir şekilde hitap etmektedir. Şöyle ki; “Ey
iman edenler! İman ediniz.” Allah iman edenlere iman ediniz diyor.
İnananlara
neden iman ediniz denmektedir. Bunun sebebini şöyle açıklamak mümkün olabilir.
1-İman
kesin olmalıdır.
2-İman
söz ile değil, kalp ile tasdiktir.
3-İman
devamlı ve daim olmalıdır.
4-İmanda
nelere inanılması gerektiği bildirilmiştir.
5-İman
edenler içinde imanı zayıf olanlar, başka din mensupları ve iki yüzlüler
olabileceği düşüncesiyle bu ayet bildirilmiştir.
6-Kur’an’ın
her çağa hitap etmesi nedeniyle bugün inananların nelere inanması gerektiğini
bilmemiz için bu ayet bize bilgi vermektedir.
Bu
ayette bildirilen imanın şartlarından Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını,
peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur.
Hem dünya yaşamını ve hem de ahiret hayatını mahvetmiş olur.
Ne
mutlu gerçek anlamda Allah’a iman edenlere ve kurtuluşa erenlere….
Efkan VURAL
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:
خَيْرُكُمْ
مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ وَعَلَّمَهُ
En hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir.
The most dutiful amongst you is the one who learns and teaches the Qur'an.
Buhari, Fezâilü’l-Kur’an, 21. Tirmizi,
Sevâbü’l-Kur’an, 15. İbn Mace, Mukaddime, 16. Darimî, Fezâilü’l-Kur’an, 2.