8 Ekim 2021 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:

لاَ تُمَارِ أخَاكَ وَلاَ تُمَازِحْهُ وَلاَ تَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَهُ


(Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.

Tirmizî, Birr, 58.


Diyanet İşleri Başkanlığının 08.10.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:SONSUZ HAYAT AHİRET

                                                 sonsuz hayat ahiret




Muhterem Müslümanlar!

Asr-ı saadette bir adam telaşlı bir şekilde Mescid-i Nebevî’ye girdi ve gür sesiyle Peygamberimize “Ey Allah’ın Resûlü, kıyamet ne zaman kopacak?” diye sordu. Ashâb-ı kirâm, ona susmasını işaret ettiyse de o, aynı soruyu sesini alçaltmadan üç defa tekrarladı. Resûl-i Ekrem (s.a.s), önce namazı kıldırdı, sonra da

“Kıyametin ne zaman kopacağını soran kişi nerede?” diye sordu.

 Adam, “Benim, Yâ Resûlallah.” diye cevap verdi. Peygamberimiz, 

“Peki sen kıyamet için ne hazırladın?” buyurdu.

 Soruyu soran kişi bu defa “Benim çok fazla amelim yok. Fakat ben, Allah ve Resûlü’nü gerçekten çok seviyorum.” deyince, Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurdu:

“Kişi sevdiğiyle beraberdir, sen de sevdiğinle beraber olacaksın.”[1]

Böylelikle Allah Resûlü (s.a.s), kıyametin ne zaman kopacağıyla ilgilenilmesinden ziyade ahiret için hazırlık yapılmasını ümmetine hatırlatmıştır.


Aziz Müminler!


Dünya, insan için bir sınav yeri ve misafirhanedir. Ahiretin

 tarlası ve ona hazırlık yeridir. Ahiret ise, kulluk

 yolculuğumuzun sonsuzluk durağıdır. Bizim asıl yurdumuz

 ve ebedi meskenimizdir. Ahiret, dünyada iken ektiklerimizi

 biçeceğimiz, büyük veya küçük, iyi ya da kötü bütün

 yaptıklarımızın hesabını vereceğimiz yerdir. 


Kıymetli Müslümanlar!


Ahirete iman etmek, hayatımıza, tutum ve davranışlarımıza

 anlam katar. Yaratılış gayemizi idrak etmemizi sağlar.

 Rabbimize imanımızı, ibadet ve itaatimizi güçlü kılar. Canlı

 cansız bütün mahlûkata karşı sorumluluk bilinci kazandırır.


Değerli Müminler!


Ahirete iman eden kişi, ilahi bir gözetim altında olduğunun

 bilincindedir. Daima ölçülü ve dengelidir. Affedicidir,

 bağışlayıcıdır, hoşgörülüdür. Zorluklar karşısında sabırlı ve

 metanetlidir. Hiçbir zaman ümidini yitirmez, daima Allah’a

 tevekkül eder. Huzuru ve mutluluğu, O’na imanda ve

 O’nun rızasını kazandıracak amellerde arar. Zira mümin,

 bilir ki;

وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَراًّ يَرَهُ فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْراً يَرَهُۜ 

“Kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükâfatını

 görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse

 onun cezasını görecektir.”[2]


Aziz Müslümanlar!


Peygamberimiz (s.a.s) bir hadisinde şöyle buyurmuştur:

Ben, dünyada bir ağacın altında gölgelendikten sonra

 yola koyulup orayı terk eden bir yolcu gibiyim.[3]

Evet, hepimiz ahiret yolcusuyuz. Bir misafir misali

 konakladığımız bu dünyadan göç edeceğiz. O büyük gün

 geldiğinde, dünyada yapıp ettiklerimizle yüzleşeceğiz

. Amel defterimiz elimize verilecek, adalet terazileri

 kurulacak ve hesaba çekileceğiz. Her iyiliğimizin

 mükâfatını göreceğimiz gibi, her günahımızın da hesabını

 vereceğiz. Ne mutlu, kendisini hesaba çeken ve ölümden

 sonrası için çalışanlara! Ne mutlu, mahşer günü kitabı

 sağından verilenlere! Razı olacakları bir hayat kendilerine

 bahşedilenlere!

Hutbemi Rabbimizin şu ayetiyle bitiriyorum:

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve

 herkes yarın için ne hazırladığına baksın. Allah’a karşı

 gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan

 haberdardır.”[4]

 



[1] Tirmizî, Zühd, 50.

[2] Zilzâl, 99/7, 8.

[3] Tirmizî, Zühd, 44.

[4] Haşr, 59/18.

 Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

4 Ekim 2021 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

              Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


اَلَّذ۪ينَ اِذَٓا اَصَابَتْهُمْ مُص۪يبَةٌۙ قَالُٓوا اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَۜ

Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler.

                              (Bakara Suresi 156. Ayet)

3 Ekim 2021 Pazar

Kur'an-ı Kerim'den Mesaj var-45

     Hikmet Dolu Kur’an Gafilleri Uyandırıyor

Yüce Allah Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim ile bütün insanları uyarmaktadır. Hikmetlerle dolu kutsal kitabımız gaflet içinde olduğumuzu bize hatırlatarak dünya yaşamımızı helal yollarla sürdürmemiz için çeşitli mesajlarla uyarılarda bulunmaktadır.

İnsanoğlu akıllı ve düşünen bir varlıktır. Aklı ve düşünmesi sayesinde diğer canlılardan ayrılmaktadır. Ancak insan aklını kullanmayarak duygularına ve nefsine teslim olarak gaflete düşmektedir. Bu şekilde iyiyi kötüden ayırt etmez. Helali ve haramı önemsemez. Yaptıklarının hesabını vereceğini unutur. Yaratıcıyı ve yaratıcıya karşı olan sorumluluklarını fark edemez. Allah’a olan şükrünü yerine getirmez. Dünya zevklerinden başka bir şey düşünmez. Ömrünü gaflet içinde geçirir. İlahi gerçekleri hiçbir zaman göremez.

Bu kimseleri anne ve babaları da uyarmaz. Çünkü onlar da ilahi gerçekleri görememişlerdi yani gaflet içinde yaşıyorlardı.

Ancak, Allah’ın kitabına kulak veren ve kitabın uyarılarını dikkate alanlar gaflet uykusundan uyanabilir. Allah böyle kimseleri gafletten uyandırmak ve onları uyarmak için kutsal kitabımızı indirmiştir. Bu konuda Yüce Allah’ın Kur’an’ı Kerim’deki mesajı şöyledir: 

Bu, babaları uyarılmadığından gafil kalmış bir milleti uyarman için güçlü ve merhametli olan Allah'ın indirdiği Kuran'dır.” (Yasin Suresi,5-6.Ayetler)

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’i insanlara göndermek suretiyle tüm insanlığı gafletten kurtulmaya davet ediyor.

Hikmet dolu kutsal kitabımız insanları aşağıdaki hususlardan dolayı gafletten uzak tutmaya yardımcı olmaktadır:

1-Kitabımız okumayı emrediyor.

2-Aklı kullanmayı, düşünmeyi ve araştırmayı emrediyor.

3-İyilik yapmayı ve yardımlaşmayı tavsiye ediyor.

4-Adaletli ve ölçülü olmayı öğütlüyor.

5-Kardeşlik ve arkadaşlığı önemsiyor.

6-Başkalarının hakkına müdahale edilmemesini emrediyor (kul hakkına dikkat çekiyor)

7-İbadeti ve kulluğu önemli olduğunu bildiriyor.

8-Kötü davranışları belirleyip onlardan uzak durulmasını istiyor.

9-Ölümü hatırlatarak, ölüm ve ötesini düşünmemizi ve ona göre dünyada yaptıklarımıza dikkat etmemizi istiyor. Dünya hayatının geçici ve ahiret hayatının ebedi olduğunu bildiriyor.

10- Dünyada yaptıklarımızın karşılığı ahirette verileceği vaat ediyor.

Evet, Kur’an-ı Kerim bunlar gibi yüzlerce güzel olan şeyleri öneriyor.

Kutsal kitabımız Kur’an’a uymaya çalışalım.

Kur’an’ın uyarılarına önce kendimiz kulak verelim. Sonra çevremizin kulak vermesini isteyelim.

En büyük uyarıcımızın Kur’an,Peygamberimizin sünneti ve aklımızın  olduğunu unutmayalım.

Ne mutlu Allah’ın kitabına ve Rasulullah’ın sünnetine aklını kullanarak uyabilenlere…

 Efkan VURAL

 Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

2 Ekim 2021 Cumartesi

HAFTANIN HADİSİ

  Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:

 

يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا وَبَشِّرُوا وَلاَ تُنَفِّرُوا


Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

 

 

(Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6.)


Diyanet İşleri Başkanlığının 01.10.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:MÜMİN CAMİYE VEFALIDIR

                              MÜMİN CAMİYE VEFALIDIR




Muhterem Müslümanlar!

Asr-ı saadette Mescid-i Nebevî’nin bakım ve temizliğiyle ilgilenen bir kadın vardı. Allah Resûlü (s.a.s) bu kadını göremeyince merak edip sahabeye sordu. Ashâb-ı kiram, kadının vefat ettiğini söyledi. Bunun üzerine Peygamberimiz, 

“Bana niçin haber vermediniz?” buyurarak üzüntüsünü dile getirdi. Ardından o kadının kabrine gitti, cenaze namazını kıldı ve ona dua etti.[i]

Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in bu davranışı, Allah’ın mescitlerine hizmet edenlere vefa gösterilmesinin ne kadar da güzel bir örneğidir.

Aziz Müminler!

Bereket ve hidâyet kaynağı olan ilk mabet, Mekke-i Mükerreme’deki Kâbe’dir. Yeryüzündeki her mescit ve cami ise Kâbe’nin birer şubesidir.

Cami ve mescitlerimiz, Beytullah’tır yani Allah’ın evidir. İslam’ın nişanesi, tevhidin merkezi, vahdetin gür sadasıdır. Şehirlerimizin kalbi, hayatımızın merkezidir. İlim, irfan ve hikmet menbaıdır. Resul-i Ekrem (s.a.s)’in ifadesiyle cami ve mescitler, Allah katında beldelerin en sevimli olan mekânlarıdır.[ii]

 

Kıymetli Müslümanlar!

Cami ve mescitlerimiz, Kâbe’ye, Mescid-i Nebevî’ye ve Mescid-i Aksâ’ya duyduğumuz vefanın göstergesidir. Bizler Allah kelamıyla burada tanıştık. Peygamber varisleriyle burada buluştuk. Rahmanî ve nebevî terbiyeyi burada aldık. Adap ve erkânı burada öğrendik. Birlik ve beraberliği, kardeşlik ve vefayı burada kuşandık.

Değerli Müminler!

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:

“Allah’ın mescitlerini, camilerini ancak Allah’a ve âhiret gününe inanan, namazını kılan, zekâtını veren ve yalnız Allah’tan korkan kimseler imar ederler...’’[iii] Evet, cami inşa etmek önemlidir. Ancak asıl önemli olan, camilerimizi varlığımızla imar etmektir. Zihinlerimizi ve gönüllerimizi caminin huzur iklimi ile buluşturmaktır. Kadını, erkeği, çocuğu, genci ve yaşlısıyla camilerimizi şenlendirmektir. Rabbimize ve birbirimize vefayı irfan mektebi camilerimizde pekiştirmektir.

Aziz Müslümanlar!

Her yıl 1-7 Ekim tarihleri “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” olarak kutlanmaktadır. Başkanlığımız, bu yılın temasını, “Cami, Din Görevlileri ve Vefa” olarak belirlemiştir. Hafta vesilesiyle camilerimizin hayatımızda ve gönül dünyamızdaki yerini yeniden idrak edeceğiz. Ömrünü din hizmetine adayan vefa erlerini, fedakâr hocalarımızı, hademe-i hayrâtı, camileri imar, inşa ve ihya eden aziz milletimizi rahmet ve minnetle yâd edeceğiz.

Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nın hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum. Hutbemi, Peygamberimiz (s.a.s)’in cami ve cemaate vefanın önemini ifade eden şu hadisi ile bitiriyorum: 

“Bir kişinin sürekli mescide, camiye gittiğini görürseniz onun imanına şahitlik edin.”[iv]



[i] Buhârî, Salât, 72.

[ii] Müslim, Mesâcid, 288.

[iii] Tevbe, 9/18.

[iv] Tirmizî, Îmân, 8; İbn Mâce, Mesâcid, 19.

 Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:


1 Ekim 2021 Cuma

AYIN SÖZÜ

                                                         Ayın Seçme Sözü ve Yorumu


       “Akıl Vücudun Efendisidir.” Alfred de Vigny

Allah insanı akıllı bir varlık olarak yaratmıştır. İnsan diğer

 yaratılmışlardan akıl ve irade yönünden üstün ve ayrıcalıklı

 yaratılmıştır.

İnsan aklı sayesinde düşünür, düşündüğünü ifade eder, konuşur,

 yazar, etrafındaki şeyleri araştırır ve inceler. Akıl insana bilimsel

 araştırmaları yaptırır, bilimsel sonuçlara ve teknolojik buluşlara

 sebep olur.

İnsanoğlu bugün geldiği seviyeye aklı sayesinde ulaşmıştır.

Akıl insanı yöneten en temel şeydir. Akıl arabayı süren şoför gibidir.

 İnsanı yaşamı boyunca akıl idare eder. Akıl sayesinde dünya

 yaşamını kolaylaştırır.

Akıl insanı insan yapan en önemli özellik ve en önemli bir nimettir.

Akıl ile insan aynı şey demek gibi. Eğer insana ikinci bir isim

 verilseydi, bu isim kanımca “Akıl” olurdu.

İşte akıl insan için çok değerlidir.

Dinimizde de akıl insanın sorumluluğu için en önemli şarttır.

İnsan için aklın ne derece mühim bir şey olduğunu şu ifadelerden de

 anlamak mümkündür. “Akıllı insan”, ”aklı başına”, ”aklı ile hareket

 eden, Akıllı adam” ,”Akıllı ve Uslu” Akıl hocası”, akıl süzgeci” gibi

 söz bunlardandır.

Aklın, insan için önemini vurgulayan Alfred de Vigny bir sözünde

 şöyle der: “Akıl Vücudun Efendisidir.”

Bu derece önemli olan akıl efendilikten köleliğe inebilmektedir.

 İnsanın sahip olduğu nefsi duyguları bazen aklını etkisiz hale

 getirip, istediği şekilde insanı çirkin ve kötü şeylere

 yönlendirmektedir.

Bu duruma düşmemek için nefis ve duyguları frenleyecek ve akla

 yol gösterecek ilahi öğüt ve emirlere kulak verilmelidir.

Yüce Allah bize aklın önemini şöyle anlatmaktadır:

“…Ey akıl sahipleri…” (Bakara Sûresi 197. Ayet)

“…Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? (Enbiyâ Suresi,10. Ayet)

 ”… hiç düşünmüyor musunuz?" (Yûnus Suresi, 16. Ayet)

“Bu Kur’an, âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar

 diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.” (Sâd Suresi 29. Ayet)

Nefsin arzu ve isteklerine uymadan aklı kullanarak Kur’an’ın ve

 sünnetin ışığında davranışlarımızı kontrol etmeliyiz.

Akıllı olmak güzel bir nimettir. Ama en büyük nimet aklı

 kullanabilmektir.

Ne mutlu dinimizin ilkeleri doğrultusunda aklını kullananlara…

 

 Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog: