14 Eylül 2020 Pazartesi

HAFTANIN HADİSİ

    Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:


               أَحَبُّ اْلأَعْماَلِ إِلىَ اللهِ تَعاَلىَ: أَدْوَمُهاَ، وَإِنْ قَلَّ


 “Amellerin Allah’a en sevimli olanı: az da olsa devamlı olanıdır”.

                                Müslim: Salâtü’l-Müsafirîn 218

8 Eylül 2020 Salı

Hadis-i Şerifler aydınlatıyor-5

 Hadis-i Şerifler aydınlatıyor-5

İslam Dini İnsanı Fabrika Ayarlarında Formatlar


Her şeyi yaratan ve yoktan var eden Yüce Allah’tır.

Allah’ın kendisi her zaman var olmuştur. O’nun hiçbir an yokluğu düşünülemez. O hep vardır ve her zaman var olacaktır.

Yüce Allah uçsuz bucaksız evreni yarattı. Evren içerisindeki dünyada da insanı ve diğer tüm canlı varlıkları yarattı.


Allah yaratmış olduğu tüm varlıklar için bazı yaşam kanunu ve kuralları koymuştur. Şöyle ki , balıkları suda insanları  karada yaşayabilecek  özellikte yaratmıştır. Bazı canlılara da hem karada ve hem de suda yaşaya bilme özelliği vermiştir.


Balığı sudan dışarı çıkarırsanız bir müddet sonra hayatını kaybedecektir. İnsan da su içerisinde oksijen alamaz ve boğulur.


Balıkların sudan insanların ise havadan oksijeni alarak yaşayabilmesi Yaratıcının koyduğu bir kanundur.


Bunun gibi Allah insan oğlu için dünya yaşamında uygulamasını istediği bazı ilke ve kurallar belirlemiştir. Bu ilke ve kuralları Peygamberleriyle insanlara bildirmiştir.


Allah’ın en son bildirdiği ilke ve kurallar, İslam dini ile kıyamete kadar değişmeden devam edecektir.


İnsanların yaratılış özelliklerine uygun olan bu din kuralları dünya ve ahiret saadetini kazandıran yegane bir yoldur.


Bu yol Hz.Muhammed’in öğrettiği İslam dinidir. İslam dinini Kur’an ve sünnet çizgisinde doğru bir şekilde yaşamak durumundayız. Bu bizim yaratılışımızdan gelen bir ihtiyaçtır.


Bu konuda sevgili Peygamberimiz bir hadisinde bizi şöyle aydınlatıyor:

Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur:

“Her doğan, (İslâm) fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.”

(Buhârî, Cenâiz 92; Ebû Dâvut, Sünne 17; Tirmizî, Kader 5.)


İnsanın yaratılıştan getirdiği özellikler İslam dininin özüne uygun bir biçimdedir.


Bu Allah ve din duygusu başka inanç ve felsefe ile doldurulmaya çalışıldığı takdirde  insanoğlu huzur, güven ve mutluluğa eremeyecektir. Çünkü girdiği yol ve düşünceler onun yaratılışına uygun değildir.


Hiçbir şeye inanmayanlar da zamanla boşluğa düşerek ve şeytanın tuzağına kapılarak karanlık ve çıkmaz yola girerler.

İnsanın yaratılıştan getirdiği bazı temel ihtiyaçlar vardır.

 Bunlar: Yeme içme, giyinme, ısınma, barınma, kazanma, gezme, sevme, sevilme, merhamet, İnanma, güvenme, Yüce bir varlığa ibadet etme gibi birçok söylenebilir.


Bu ihtiyaçları doğru ve sağlıklı bir şekilde gidermeliyiz. Maddi ihtiyaçlar yanında manevi ihtiyaçlar da çok önemlidir. Maddiyat bakımından doyuma ulaşan kimselerde manevi ihtiyaçlarda eksiklik varsa mutlu olamazlar. Bunlar manevi gereksinimlerini de gidermelidirler. Ancak bu şekilde mutluluğa erişebilirler.


İnsanların manevi gereksinimleri  İslam dini ile giderilebilir. İnsanı Yaratan Allah onu en iyi tanıyandır.


 Allah İnsanların gereksinimlerini giderecek, dünya ve ahiret hayatında mutluluğa eriştirecek kuralları İslam dini ile belirlemiş ve Hz.Muhammed’i Peygamber olarak göndermiştir.  


İslam Dini insanın yaratılış özelliklerine uygun olan ve kıyamete kadar geçerli olan tek dindir.


Yani insanın fabrika ayarlarına en yakın ve değişmeyecek son sürüm olan din; Hz.Muhammed’in öğrettiği  İslam dinidir.


Hayatımızı düzgün yaşayabilmek için; zaman zaman fabrika ayarlarımıza Allah’ın Kitabı Kur’an ve Peygamberimizin sünnetiyle ayar vermeliyiz.


Allah’ın kitabı Kur’an’a ve Peygamberimiz Hz.Muhammed’in sünnetine uymakla mutluluğun  ve huzurun kapısını aralamış oluruz..


 Efkan VURAL

HAFTANIN AYETİ

  Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


                              اُدْعُوا رَبَّكُمْ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةًۜ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَد۪ينَۚ


Rabbinize gönülden ve gizlice yalvarın. Doğrusu O aşırı gidenleri sevmez.

                (A’râf Suresi 55. Ayet)



4 Eylül 2020 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 04.09.2020 Tarihli Cuma Hutbesi:İSLAM, TEMİZLİĞİ EMREDER

 İSLAM, TEMİZLİĞİ EMREDER



               Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Şunu iyi bilin ki Allah, çok tövbe edenleri ve içi dışı temiz olanları sever.”[1]

Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmaktadır: “Temizlik, imanın yarısıdır.”[2]

Aziz Müminler!

Temizlik, tabiatın özünde ve insanın fıtratında var olan bir ihtiyaçtır. İnsana yakışan; temiz, nezih, sade ve zarif olmaktır. Yüce dinimiz İslam, temizliği imanın vazgeçilmez bir gereği olarak görür. Müminlere maddi ve manevi kirlerden arınmayı, hayatın her alanında pak ve temiz olmayı emreder.

Kıymetli Müslümanlar!

Temizlik, maddi olduğu kadar, manevi anlamda da güzelliğe erişmektir. Ruhu yoran ve gönül aynasını karartan manevi kirlerden uzaklaşmaktır. Dış dünyamız gibi gönül hanemizi de tertemiz tutarak huzur bulmaktır.

Temizlik, kul olduğumuzu, yaratılış gayemizi unutturan her türlü hatalı tutumu terk etmektir. Kendimizi günah ve haramdan uzak tutmaktır. Öfke ve haset, kin ve nefret, yalan ve iftira, kibir ve riya gibi manevi hastalıklardan arınmaktır. Allah’ın rızasına, güzel ahlâka ve helâl olana yönelmektir.

Değerli Müminler!

Manevi anlamda arınmaya gayret eden Müslüman, maddi temizliğine de özen gösterir. Temiz yaşamak ve sağlığını emanet bilerek korumak, müminin erdemidir. Dininin direği, gözünün nuru olan namaza abdestle hazırlanan her mümin, en çok kirlenen uzuvlarını günde en az beş defa temizlemiş olur. Peygamber Efendimizden aldığı terbiye gereği, kişisel bakımına dikkat eder. Bedenini, giysilerini, evini ve çevresini temiz tutar.

Aziz Müminler!

Resûl-i Ekrem (s.a.s), insanların çoğunun değerini bilemediği iki nimetten birinin sağlık olduğunu söylemiştir.[3] Özensiz davranarak sağlığını tehlikeye atmanın sonucu elbette pişmanlıktır.

O halde, salgın hastalıkla mücadele ettiğimiz şu günlerde, temizliğe her zamankinden daha fazla dikkat edelim. Maske ve mesafe kuralına uyarak çevremize olan saygımızı, yakınlarımıza olan sevgimizi ve Allah’a karşı sorumluluğumuzu gösterelim. Toplum sağlığımızı en az kendi sağlığımız kadar değerli görelim. Tedbirde ihmalin, Rabbimiz katında vebal olduğunu unutmayalım.



[1] Bakara, 2/222.

[2] Müslim, Tahâret, 1.

[3] Buhârî, Rikâk, 1.


Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 
KAYNAK:
Diyanet Cuma Hutbeleri

3 Eylül 2020 Perşembe

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:


اَلدَّالُّ عَلىَ الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ


Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir


(Tirmizî, İlm, 14.)



Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler):72-MUAHHİR

  Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler): 

                                       MUAHHİR


Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el-

Muahhir’dir.

“Geriye bırakmak, geride tutmak”

 anlamındaki te’hîr kökünden sıfat olan muahhir “geriye

 bırakan, erteleyen” demektir.

 İstediğini geri bırakan, geciktiren, istediğini geri alan demektir.

  Dilediğini geri bırakan, erteleyen. Dilediğini sona alan,

 erteleyen, alçaltan. 

El-Muahhir: Dilediğini geri koyan.

El-Muahhir: Dilediğini sona bırakır.

El-Muahhir: Dilediğini arkaya bırakan O'dur.

El-Muahhir: Dilediğini geri bırakan. Tehir eden O'dur.

Allah Teâlâ, hikmeti gereği geri bırakılması gerekenleri geri

 bırakır. El Mukaddim ismi ile el-Muahhir simi esasen  beraber değerlendirilmelidir.


 Bazen Allah Teâlâ, kulların istediklerini bir hikmeti gereği geri

 bırakır. Her şeyin bir hikmeti vardır. İmtihan dünyasında

 olduğumuzu unutmamamız gerekir.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

“Hiçbir millet, ecelinin önüne geçemez, ve onu geciktiremez.” (Hicr Suresi 5. Ayet)

“Sakın Allah'ı, zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma;

 gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne kadar onları

 ertelemektedir.” (İbrahim Sûresi,42.Ayet)

“Eğer Allah, insanları kazandıkları yüzünden hemen

 cezalandıracak olsaydı, yerkürenin sırtında hiçbir canlı

 bırakmazdı. Ne var ki, onları belirli bir süreye kadar

 erteliyor. Nihayet süreleri gelince, (gerekeni yapar).

 Çünkü Allah, kullarını hakkıyla görmektedir.”(Fâtır Suresi 45. Ayet)

“Andolsun, eğer biz onlardan azabı sayılı bir süreye kadar

 ertelesek, mutlaka «Onun gelmesini engelleyen nedir?»

 derler. Bilesiniz ki, kendilerine azap geldiği gün, bir daha

 onlardan uzaklaştırılacak değildir. Ve alay etmekte oldukları

 şey, onları çepeçevre kuşatacaktır.” (Hûd Suresi 8. Ayet)


(Bu yazı,Diyanet İslam Ansiklopedisinden yararlanarak hazırlanmıştır.)

 (Devam edecek)

Efkan VURAL



31 Ağustos 2020 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


                         مَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ لِتَشْقٰىۙ 


                              اِلَّا تَذْكِرَةً لِمَنْ يَخْشٰىۙ 

Biz Kur’an’ı sana mutsuz olasın diye indirmedik.

Ancak Allah korkusu taşıyanlar için öğüt olsun diye indirdik.

                       (Tâhâ Suresi,2-3.Ayetler)