27 Temmuz 2020 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


كُتِبَ عَلَيْهِ أَنَّهُۥ مَن تَوَلَّاهُ فَأَنَّهُۥ يُضِلُّهُۥ وَيَهْدِيهِ إِلَىٰ عَذَابِ ٱلسَّعِيرِ

Şeytan hakkında, “Her kim onu dost edinirse, mutlaka o kimseyi saptırır ve onu cehennem azabına sürükler” diye yazılmıştır.

(Hac Suresi 4. Ayet)

24 Temmuz 2020 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 24.07.2020 Tarihli Cuma Hutbesi:AYASOFYA: FETHİN NİŞANESİ, FATİH’İN EMANETİ


                 AYASOFYA: FETHİN NİŞANESİ,
                                      FATİH’İN EMANETİ





Muhterem Müslümanlar!


Bugün, Ayasofya’nın kubbelerinde yeniden tekbir, tehlil ve 
salavatların yankılandığı, minarelerinden ezan ve 
salâların yükseldiği gündür. Evlad-ı Fatihan’ın hasreti, ulu 
mabedin sessizliği sona eriyor. Ayasofya Cami-i Şerifi 
bugün yeniden mümin ve muvahhit cemaatine kavuşuyor.

Bizleri böyle şerefli ve tarihî bir günde bir araya getiren Rabbimize sonsuz hamd ü senalar olsun. “Konstantiniyye mutlaka fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır! Ve o asker, ne güzel askerdir!”[1] buyurarak fethi müjdeleyen Resûl-i Ekrem Efendimize salat ve selam olsun. 

Bu müjdeye nail olma aşkıyla yollara düşen İstanbul’un 

manevi mimarı Ebû Eyyûb el-Ensârî Hazretleri başta 

olmak üzere, ashab-ı kirama, onların kutlu izinden 

gidenlere, Anadolu’yu bize vatan eylemiş, korumuş ve 

emanet etmiş olan bütün şehit ve gazilerimize selam 

olsun.

Çağının en gelişmiş teknolojisini üreten, gemilerini 

karadan yürüten, Allah’ın izni ve inayetiyle İstanbul’u 

fetheden, sonra da bu aziz şehrin tek bir taşına bile zarar 

gelmesine izin vermeyen, o genç ve dirayetli padişaha, 

Fatih Sultan Mehmet Han’a selam olsun.

Ayasofya, asırlar öncesinden gelen gül rengi bir 

muştudur. 

Ayasofya, fethin nişanesi ve kıyamete kadar cami olması 

kaydıyla onu vakfeden Fatih’in emanetidir. Bu nadide 

emanetin cemaatine kavuşması için dünden bugüne 

canla başla emek veren büyüklerimize, ilim ve fikir 

insanlarımıza, irfan ve ihsan öncülerimize, tüm 

kardeşlerimize selam olsun.

Aziz Müminler!


Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması, beş asır boyunca 

cami olarak müminleri bağrına basan mukaddes bir 

mekânın, aslî vasfını kazanmasıdır.

Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması, başta Mescid-i 

Aksa olmak üzere, yeryüzünün bütün mahzun ve mazlum 

mescitlerinin ümide kavuşmasıdır.

Ayasofya’nın ibadete açılması, temeli tevhid, tuğlası ilim, 

harcı erdem olan medeniyetimizin yükselmeye devam 

edişidir.

Kıymetli Müslümanlar!


Bizim medeniyetimiz, cami merkezli bir medeniyettir. 

Camilerimiz, birlik ve dirliğimizin, ilim ve irfanımızın 

kaynağıdır. Yüce Rabbimiz, cami ve mescitleri imar 

edenler hakkında şöyle buyurmaktadır: 
“Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yolda oldukları umulanlar bunlardır.”[2]

Bir caminin yapılması ve varlığını koruması için gayret 

gösteren kimseleri Peygamberimiz cennetle müjdeler:
“Her kim Allah için bir mescit bina ederse, Allah da ona cennette bu mescidin benzeri bir köşk bina eder.”[3]


Aziz Müslümanlar!

Şimdi bize düşen, birlik ve kardeşlik şuuruyla camilerimizi 

canlı tutmaktır. Camilerimizi hayatımızın merkezine 

almaktır. Kadınıyla erkeğiyle, çocuğuyla, genciyle, 

yaşlısıyla camilerimizde olmak, camilerimizle hayat 

bulmaktır. 
Ayasofya Cami-i Şerifi’nin ifade ettiği ulvi anlamlara sahip 

çıkmak için daha büyük bir inanç, azim, kararlılık, 

heyecan ve özveri ile çalışmaktır.




[1] Ahmet b. Hanbel, Müsned IV, 335.
[2] Tevbe, 9/18.
[3] Müslim, Zühd, 44.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 
KAYNAK:

86 Yıl Sonra Ayasofya-i Kebir Camiin de İlk Cuma Namazı ve Düşündürdükleri

23 Temmuz 2020 Perşembe

Hadis-i Şerifler aydınlatıyor-3

 Hadis-i Şerifler aydınlatıyor-3

Cuma günü boy abdesti almak.(Haftalık temizlik)

Sevgili peygamberimiz Müslümanlara ve tüm insanlığa hadisleriyle ışık tutmaktadır. Dünya yaşamında Peygamberimiz bize en güzel örnektir. O bize dinen uygun olan şeyleri bildirmiştir.


Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.) her hafta en az bir kere tepeden tırnağa yıkanmak suretiyle temizlik yapmamızı önermiştir.


Peygamberimiz temizlik konusunda bizi  aydınlatmaktadır:


Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur:


“ Cumaya geleniniz(Cuma gününe ulaşan kimse) gusletsin (bütün vücudunu yıkasın) (Buhari,Cuma,2,5. Müslim,Cuma,1,2,4.)


Peybamberimiz her Cuma boy abdesti alarak  vücut temizliğimizi yapmamızı istemektedir. Bu temizliği Cuma gecesi veya gündüzü yapabiliriz.


İslam dininde temizlik en önemli hususlardan biridir. Temiz olmak tüm ibadetlerin ön şartıdır. Özellikle namaz öncesi abdest almak en büyük temizliktir.


Cuma günü,bayram günü, yolculuğa çıkarken,Hac ve umre için ihram giymeden önce yıkanmak ve boy abdesti almak dinimizce uygun görülmüştür.


Bu arada boy abdesti alınması gerekiyorsa, yıkanmanın farz olduğunu da hatırlatmakta yarar vardır.


Temizlik her şeyin başıdır. Peygamberimize ilk gelen ayetlerde temizlik üzerine durulmuştur.


Yüce Allah Kur’an’da şöyle buyurmuştur:

“…Elbiseni temiz tut.Her türlü pislikten uzak dur.”  (Müddessir Suresi 4.5. Ayetler)


Peygamberimiz de "Temizlik imandandır."  (Müslim, taharet 1.) buyurarak, temizliğin önemini belirtmiştir.


Temizlik kurallarına uyarak hem dinimizin emirlerini yerine getirmiş oluruz ve ham de sağlığımızı korumaya çalışırız.

Maddi ve manevi temizliğimize dikkat ederek hayatımızı sürdürmeliyiz.


Beden temizliğimiz yanında ruh ve kalp temizliğimize de önem vermeliyiz. Sağlığımızı korumak için hem bedenen ve hem ruhen temiz ve rahat olmalıyız.


Ne mutlu temiz olanlara ve temiz kalanlara…

 

 

HAFTANIN HADİSİ

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:

مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِلِسَانِهِ

 فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِقَلْبِهِ  وَذَلِكَ أضْعَفُ اْلإِيـمَانِ



Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; 


eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da 


gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en 


zayıf derecesidir.


( Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248.)

20 Temmuz 2020 Pazartesi

Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler):67-VÂHİD

                              VÂHİD

Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el-Vâhid’dir.


Vâhid ve ahad kavramları Allah hakkında kullanıldığında, “bölünmesi (tecezzî, inkısâm) ve sayısının artması (tekessür) mümkün olmayan bir, tek, yegâne varlık” mânasını ifade eder. Buradaki birlik, herhangi bir sayı dizisinin ilk basamağı anlamında değildir; Allah’ın cüzlerden teşekkül eden birleşik (mürekkeb) bir varlık olmadığı, benzeri ve dengi bulunmadığı mânasını taşır.

El-Vâhid: Bir ve tektir.

Vâhid,bölünüp parçalara ayrılmaması ve benzerinin bulunmaması demektir.

Vâhid: Zatında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde, hükümlerinde asla eşi ve benzeri olmayan bölünmez ve parçalanmaz olan tek olan Zat demektir.

Allah Teâlâ, tektir, bölünüp parçalara ayrılmaz. Benzeri yoktur. Allah’ın bir olması sayı bakımından değildir, büyüklük ve yücelik açısındandır. O, bölünmesi ve artması mümkün olmayan tek bir varlıktır.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

“De ki: “O, Allah’tır, bir tektir.” (İhlâs Sûresi,1. Ayet)

“Sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. O’ndan başka ilâh yoktur. O, Rahmân’dır, Rahîm’dir.” (Bakara Suresi 163. Ayet)


“De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. (Ne var ki) bana, ‘Sizin ilâh’ınız ancak bir tek ilâhtır” diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın.” (Kehf Suresi 110. Ayet)

“Sizin İlah’ınız tek bir (ilahtır). (Saffât suresi, 4)

“Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, “Şüphesiz, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Öyleyse bana ibadet edin” diye vahyetmişizdir.” (Enbiyâ Suresi 25. Ayet)

De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım. Gücü her şeye yeten tek Allah'tan başka tanrı yoktur." (Sâd Suresi 65. Ayet)

“O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hâkim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar.”(İbrahim Suresi 48. Ayet)


 (Bu yazı,Diyanet İslam Ansiklopedisinden yararlanarak hazırlanmıştır.)

 (Devam edecek)

 

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


وَمَٓا اَمْوَالُكُمْ وَلَٓا اَوْلَادُكُمْ بِالَّت۪ي تُقَرِّبُكُمْ عِنْدَنَا زُلْفٰٓى اِلَّا مَنْ اٰمَنَ وَعَمِلَ صَالِحاًۘ فَاُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ جَزَٓاءُ الضِّعْفِ بِمَا عَمِلُوا وَهُمْ فِي الْغُرُفَاتِ اٰمِنُونَ



"Ey insanlar! Sizi Bana yaklaştıracak olan ne mallarınız ve ne de çocuklarınızdır; yalnız, inanıp yararlı iş işleyen kimselerin, işte onların yaptıklarına karşılık mükafatları kat kattır; işte onlar, yüksek derecelerde, güven içindedirler."


(Sebe’ Suresi 37. Ayet)