22 Mayıs 2020 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 22.05.2020 Tarihli Cuma Hutbesi:BİR ÖMRÜ RAMAZAN GİBİ YAŞAMAK


BİR ÖMRÜ RAMAZAN GİBİ YAŞAMAK




Muhterem Müslümanlar!

Yüce Rabbimizin, müminlere lütfu olan Ramazan; bereketiyle, esenliğiyle, rahmetiyle bir ay boyunca bizi kuşattı. İlâhi tedrisatıyla eğitti. Edâ edilen ibadetlerle, kulluğun zirvesine eriştirdi. Ötelerden haber verdiği muştularla, gönüllerimizde ümidi yeşertti. Şimdi ise getirdiği müjdelerle bizi sevindiren rahmet ayına veda etmenin hüznü içerisindeyiz.
Ramazan-ı şerif’in bu son günlerinde her birimizin niyazı, bağışlanmış bir kul olarak Rabbimizin rızasına nail olmaktır. Bu ayda kazandığımız tüm güzel hasletleri bir ömür muhafaza ederek, istikamet üzere hayatımızı idâme ettirmektir. Zira Allah’a kulluk vazifemiz, “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.”[1] ayetinde buyurulduğu üzere son nefesimize kadar bir ömrü Ramazan gibi yaşamaktır.

Aziz Müminler!

Kur’ân ayı Ramazan’da, hayat rehberimiz Kitâbullâh’ı okumaya ve anlamaya her zamankinden daha fazla gayret gösterdik. Hak ve bâtılın ayrımını daha çok idrâk ettik. Gönül ve zihin dünyamızı Kur’ân’ın nuruyla aydınlattık. Onun uyarılarıyla dünya ve ahiret sorumluklarımızı yeniden hatırladık. Kelâmullâh’ın sadrâ şifa, gönüllere rahmet olduğunu en derinden hissettik. Kurân ahlâkını kuşanmanın ne yüce bir mertebe olduğunu anladık.
O halde geliniz! Kur’ân’ın bize öğrettiği değerleri bir ömür yaşayalım, yaşatalım. Ramazan’dan sonra da Yüce Kitabımızla irtibatımızı koparmayalım. Her gün bir miktar okuyalım. Öğütlerine kulak verelim. Hayatımızı onun ilkeleri doğrultusunda inşa edelim.

Kıymetli Müslümanlar!

Bir ay boyunca tuttuğumuz oruçla irade eğitimi ve sabır imtihanından geçtik. Orucumuzu nefsimizin heva ve heveslerine kalkan eyledik. Her türlü kötülüğe karşı Sevgili Peygamberimizin tavsiyesiyle “Ben oruçluyum”[2] dedik. Kendimizi tutarak elimize, dilimize, kalbimize hâkim olduk. Oruç tutmanın rikkatiyle sevgiyi, şefkâti, merhameti kuşandık. Rabbimizin bize bahşettiği sayısız nimetlere karşı şükrümüzü artırdık.
Öyleyse geliniz! Orucun eğittiği iradelerimizin değerini bilelim. Nefsimizin arzu ve isteklerine karşı kendimizi tutalım. Dilimizi yalan, iftira gıybet, koğuculuk gibi çirkin sözlerden uzak kılalım. Kalbimizi her türlü kin, haset, nefret, bencillik, öfke gibi kötü duygulardan arındıralım. Ailemize, çevremize ve tüm mahlûkâta şiddetle değil, merhametle yaklaşalım. Zihnimizi hakikat, gönlümüzü muhabbet üzere tutalım.

Değerli Müminler!

Ramazan’da can u gönülden edâ ettiğimiz ibadetlerle Cenâb-ı Hakk’a olan kurbiyyetimizi artırmaya çalıştık. Bu ibadetlerden birisi de “Secde et ve Rabbine yaklaş.”[3] ayetinde buyurulduğu üzere namazdır. Bu sene camilerimizde terâvih namazlarını birlikte edâ edememenin üzüntüsü içerisindeydik. Fakat evlerimizde aile fertlerimizle cemaat oluşturarak hanelerimizi mescide çevirmenin sevincini ve coşkusunu yaşadık. Ailece kıldığımız namazlarla çocuklarımızda namaz bilinci oluşturduk. Namazın, Rabbimizle buluşma anı olduğunu kalben hissettik.
Şimdi geliniz! Yüce Rabbimizin “Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et.[4] emri gereği aile fertlerimizle birlikte “dinimizin direği” olan namazlarımızı kılmaya özen gösterelim. Gözümüzün nuru, gönlümüzün süruru olan namazı, günlük telaşlarımız arasına sıkıştırmayalım. Aksine tüm bu hengâmeden kaçmak için ona sığınalım. Namazı, zikir ve şükür vesilesi kılalım.

Aziz Müslümanlar!

Hayır hasenatı çoğaltma mevsimi olan rahmet ayında, Allah’ın bize ihsan ettiği maddî mânevî nimetlerden, ihtiyacı olan kardeşlerimize ikrâm ettik. İnfakla iyilikleri çoğalttık, kalplerimizi birleştirdik. İnfakın verdikçe bereketlenen bir iyilik damarı olduğunu gördük. Daha çok biriktirme ve tüketme hırsımıza, infakla dur dedik. Allah Resûlü (s.a.s)’in, Her iyilik bir sadakadır.”[5] hadis-i şerifini ilke edinerek, nice iyilikler biriktirdik.
Geliniz! Malımızı, ilmimizi, sevgimizi, şefkatimizi, tecrübemizi, emeğimizi kardeşlerimizle paylaşmayı sürdürelim. Tüm hayatımızı, infak bilinciyle yaşayalım. Mümin kardeşimizin derdiyle dertlenip, hayır duasını alalım. Sadakalarımızla kazalardan, belalardan, hastalıklardan korunalım. İnfak anlayışıyla güzîde vatanımızın dört bucağından, yedi kıtaya uzanan gönül köprüleri kuralım. Şu fânî dünyada yaptığımız iyiliklerle kubbede hoş bir sadâ bırakalım.

Muhterem Müminler!

Mağfiret ayında merhametlilerin en merhametlisi olan Yüce Allah’a iltica ettik. İşlediğimiz günahlardan pişman olup, Gaffâr olan Rabbimizden af diledik. Settâr ismiyle ayıplarımızı, kusurlarımızı örtmesini niyaz ettik. Rahmân’ın katında affa mazhar olmanın, O’nun kullarını affetmekten geçtiğini öğrendik. Dargın olduğumuz mümin kardeşimizi bağışlayarak, affetmenin şerefine nail olduk.
O halde, Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in, “Bir daha dönmemek üzere günahı terk etmek”[6] olarak nitelendirdiği nasuh tevbemizi bozmayalım. Tevbeyle yeni açtığımız tertemiz sayfamızı salih amellerle süsleyelim. Cenab-ı Hakk’ın kıyamet gününde kusurlarımızı örtmesini istiyorsak öncelikle biz birbirimizin kusurlarını örtelim. Mümin kardeşlerimizi en güzel üslupla ve özel olarak uyarıp günahlarını asla ortaya dökmeyelim. Hataları affederek, aramızdaki gönül mesafelerini kaldıralım.

Değerli Müslümanlar!

Ramazan ayında manevî duygularımız yoğunlaştı. İbadetlerimiz, hayır hasenatımız arttı, hamdolsun! Ancak kulluk vazifemiz sadece bu mübarek ayla sınırlı değildir. Zira Peygamber Efendimiz (s.a.s), “Allah’a en sevimli gelen amel, az da olsa devamlı olanıdır.”[7] buyurmaktadır.
Kulluk sorumluluğumuzun bir ömür devam ettiğini unutmayalım. Takva bilinciyle her an kendimizi Allah’ın huzurunda hissederek davranışlarımıza yön verelim. O’nun emir ve yasaklarına riayet ederek dünyada mutluluğa, ahirette kurtuluşa erelim. “Ey iman edenler! Allah için takva sahibi olun. Herkes yarın için ne hazırladığına baksın!”[8] ayetine kulak verip, ebedi hayatımız için bugünden hazırlık yapalım.

Kıymetli Müminler!

Onbir ayın sultanı Ramazan’da edâ ettiğimiz ibadetlerle, Cenâb-ı Hakk’a yakınlığımızı artırdık. Bu yakınlığı kaybetmeyelim. Rahmet ayında tattığımız kulluk lezzetini, gönül huzurunu, bir ömre yayalım. İşte o zaman dünya hayatımız Ramazan, ahiretimiz de bayram olacaktır.
Hutbemi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu duasıyla bitiriyorum: “Allah’ım! Her işimin koruyucusu olan dinim ile beni ıslah eyle, kurtuluşa erdir. İçinde yaşadığım, geçimimi sağladığım dünyamı benim için ıslah eyle, hayırlı kıl. Gidip ebedî yaşayacağım ahiret hayatımı benim için hayırlı eyle. Hayatımda her türlü hayrı ziyadesiyle ihsan eyle. Ömrümü de her türlü şerlerden muhafaza eyle.”[9]




[1] Hicr, 15/99.
[2] Buhârî, Savm, 2.
[3] Alak, 96/15.
[4] Tâhâ, 20/132.
[5] Buhârî, Edeb, 33.
[6] İbn Hanbel, I, 446.
[7] Buhârî, Libâs, 43.
[8] Haşr, 59/18.
[9] Müslim, Dua, 71.
KAYNAK: 
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 


19 Mayıs 2020 Salı

Kur’an ayetleri aydınlatıyor-1


BİN AYDAN DAHA HAYIRLI OLAN KADİR GECENİZİ TEBRİK EDER,HAYIRLARA VESİLE OLMASINI YÜCE ALLAHTAN DİLERİM.


Kur’an ayetleri  aydınlatıyor-1

Kur’anı Kerim İslam dinin birinci ve en önemli kaynağıdır. Yüce Allah tüm insanları aydınlatmak ve uyarmak için Kur’an’ı Hz.Muhammed’e indirdi.

Hz.Muhammed’de Allah’tan aldığı Kur’an ayetlerini çevresindekilere aktarıyor ve onları aydınlatıyordu.  Hz.Muhammed’in yanındakiler gelen ayetleri yazıyor ve ezberliyordu.

İnsan oğlu  çevresine bakarak bir çok sorunun cevabını aramaktadır.
Bu sorulara birkaç örnek vermek istiyorum.

Evren nasıl yaratıldı. Evreni kim yarattı. İnsan ilk nasıl yaratıldı. Allah nasıl bir varlıktır. Ruh nedir. Hayatın sonu ölüm niçin vardır. Öldükten sonra neler olacaktır. Kıyamet ne zaman ve nasıl kopacaktır. Ahiret halleri,cennet ve cehennem, hayatın anlamı ,dünyada huzurun kaynağı, iyi ve kötü olanlar, çeşitli inanışlar ve davranışlar nelerdir? ……. Bu soruları uzatıp gidebiliriz.

İşte bütün bu soruların cevabını Kur’an’da ve Peygamberimizin hadislerinde bulabiliyoruz.
İnsanlar özellikle din,ahlak ve hayat konularında  başkalarının ağzına  bakarak din görüşlerini oluşturmaktadırlar. Tam olarak tanımadığı kişilerin yaşam tarzını hayatlarına uyguluyor. Ve böylece taklit yoluyla kendilerini cahil bırakıyorlar.

Gerçek bilgi ve gerçek aydınlanma  Allah’ın ayetlerinde, Hz. Muhammed’in söz ve hareketlerinde aranmalıdır.
İslam’ın iki kaynağı : Alah’ın Kur’anı  ve Hz.Muhammed’in sünnetidir.
Bu iki kaynaktan aydınlanmamız  gerekir. Din ve hayatla ilgili bilgi ve uygulamaları bu iki kaynaktan sizlere aktarmak için; üç adet  yazı dizisi ile blog  sayfasında yazılar yayınlamaktayım. Bu yazı dizilerine inşallah iki tane daha eklemek istiyorum.
Bu yazı dizileri şöyle;
1-      Kur’anı Kerim’den Mesaj Var.
2-      Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var.
3-      Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın  Öğretisi.
4-      Kur’an ayetleri  aydınlatıyor.
5-       Hadis-i Şerifler  aydınlatıyor.

Kur’an ayetleri  aydınlatıyor” yazı dizisinin ilkinde inşallah bugünün önemine binaen kadir suresini kısaca dile getirmeye çalışacağız.



Yüce Allah Kur’anı Kerim’de şöyle buyurur:”
“Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
1. Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik.
2. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin!
3. Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
4. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner.
5. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.”(Kadir suresi,1-5.Ayetler)
Görüldüğü üzere bu ayetler çok açık anlaşılmaktadır.
Yüce Allah bu ayetlerde bizi kısaca şöyle aydınlatmaktadır:
1-Kur’an Yüce Allah tarafından indirilerek gönderilmiştir.
2-Kur’an’ın indirildiği gecenin 1000 aydan(yaklaşık 83 yıl) daha hayırlı ve üstün olduğu bildirilmektedir.
3-Kadir gecesinde melekler inerek iyi ve güzel şeyler için  yer yüzüne yayılırlar.
4-O gece sabaha kadar esenlik ve huzur vardır. Allah’ın feyzi ve keremi yayılacaktır.
5-Kadir gecesinin üstünlüğü elbette bu gecede inen “Kur’an” hürmetindendir.
6-Kur’an’ın insanlık için ne kadar önemli olduğu anlaşılmaktadır
7-Kur’an’ın meal ve tefsirini okuyarak dinimiz konusunda her zaman aydınlanmalıyız.
Bu ayetlerden kısaca şunu anlamalıyız. Kur’an bir Müslüman için ve aslında tüm insanlık için çok üstün ve çok önemli bir kitaptır. Bu kitaba göre hareket etmeliyiz.
İnşallah bu yazı dizisi ile kutsal kitabımız Kuranı kerimden  ayetler aktararak aydınlanmaya çalışacağız. Hayırlara vesile olur İnşallah...
Bu geceyi elimizden geldiğince değerlendirmeye çalışalım.
Sadece bu gece ile yetinmemeliyiz. Bazı geceler de Yüce Allah’a özel niyazda bulunmalı, manevi hazzımızı devam ettirmeliyiz.
Kadir gecesinin tüm insanlığa hayırlar  getirmesini diler,sağlıklar sunarım.
Bu yazı aşağıdaki web sitelerinde yayınlanmıştır:

MİLLİYET BLOG

EFKAN CORDANOĞLU WEB SİTESİ

15 Mayıs 2020 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 15.05.2020 Tarihli Cuma Hutbesi:KUR’AN’LA YAŞAMAK



KUR’AN’LA YAŞAMAK    

Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimelerde Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Şüphesiz, biz Kur’ân’ı Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Cebrâil o gece, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yeri ağarıncaya kadar esenlik doludur.”[1]
Okuduğum hadis-i şerifte Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) bizleri şöyle müjdeliyor: “Kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak Kadir gecesini ihyâ ederse geçmiş günahları bağışlanır.”[2]

Aziz Müminler!

Önümüzdeki Salı gününü Çarşamba’ya bağlayan gece Kadir gecesini idrak edeceğiz inşallah. Kadir gecesi, Rabbimizin, kullarına af ve mağfiretinin, esenlik ve merhametinin tecelli ettiği, ilahî lütuf ve ihsanlarla dolu bir gecedir. İnsanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği gecedir. İnsanoğlunun Kur’an’ın aydınlığıyla tanıştığı, eşsiz bir ufka eriştiği müstesna bir gecedir.

Kıymetli Müslümanlar!

Bu gece kıymetini Kur’an-ı Kerim’den alır. Zira Kur’an, insanlığa öğüt, kalplere şifadır. Müminler için rahmet kaynağıdır. İnananların yolunu aydınlatan bir nurdur. Sözlerin en güzeli, Yüce Rabbimizin biz kullarına en büyük ikramıdır. Okumak, anlamak ve yaşamak için gönderilen bir hayat kitabıdır.  Zorlukları aşmada, doğru kararlar vermede, sonu huzur ve başarıyla biten sağlam adımlar atmada insana yardımcı olan eşsiz bir rehberdir. Küçük büyük, kadın erkek, herkes için umut ve bereket kaynağıdır. Kur’an, insanlığın muhtaç olduğu itikadi ve ameli en mükemmel hükümleri içerir. Nitekim Yüce Rabbimiz “Bu Kur’an, bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Ona uyun ve günahtan korunun ki size rahmet edilsin.”[3]buyurmaktadır.
O halde, geliniz! Bizleri Kur’an’ın nazil olduğu Kadir gecesine eriştiren Rabbimize şükrümüzün nişânesi, Sevgili Peygamberimize itaatimizin alameti, hayatımızda yeni bir başlangıcın arefesi olması için onun bazı ayetlerini birlikte tefekkür edelim.

Değerli Müminler!

Vahyin ilk mesajı, “oku” emriyle başlar söze. 
                   
  اِقْرَأْبِاسْمِرَبِّكَالَّذ۪يخَلَقَۚ

“Yaratan rabbinin adıyla oku!”[4]ayeti bilginin değerini hatırlatır bize. Vahyi anlamayı, Allah’ı tanımayı, varlık âlemini okumayı, ders ve ibret almayı emreder. Allah’ın adıyla ve yalnızca O’nun rızasını elde etmek, insanlığa faydalı olmak için ilim elde etmeyi öğütler.
Kur’an, yaratan Rabbimizi tanıtır bize. Doğru bir Allah tasavvuru yerleştirir zihnimize.

                قُلْهُوَاللّٰهُاَحَدٌۚ. اَللّٰهُالصَّمَدُۚ. لَمْيَلِدْوَلَمْيُولَدْۙ. وَلَمْيَكُنْلَهُكُفُواًاَحَدٌ.

“De ki O Allah’tır, bir tektir. Allah Samed’dir. Doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir.”[5]
Bu surede, İslam’ın esası olan tevhid özetlenir. Allah’ın birliği, tekliği, eşsizliği anlatılır.  Her şey O’na muhtaçken O’nun hiçbir şeye ihtiyaç duymadığı bildirilir. Rabbimizin her şeyin maliki ve mukadderatının hâkimi olduğu ilan edilir.

Aziz Müslümanlar!

Yüce Allah, insanlığa doğru yolu göstermek üzere nice peygamber ve kitap göndermiştir. Ne var ki insanoğlu tarihin çeşitli dönemlerinde akl-ı selimden uzaklaşmış, vahyin aydınlığında yürümek yerine ihtiraslarının esiri olmuştur. Rabbimiz, Peygamberlerin sonuncusu Muhammed Mustafa (s.a.s) ve son kitap Kur’an-ı Kerim ile dinini kemale erdirmiş, kullarına nimetini tamamlamış ve din olarak İslam’ı seçmiştir.[6] Şu halde
                اِنَّالدّ۪ينَعِنْدَاللّٰهِالْاِسْلَامُ۠

“Şüphesiz Allah katında din İslam’dır.”[7] Allah’ın hoşnutluğunu elde etmenin ve cennete varis olmanın yegâne yolu İslam’ın hükümlerine bütünüyle inanmak ve onları hayata aktarmaktır.

Muhterem Müminler!

Hidayet rehberimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur:

    وَنَفْسٍوَمَاسَوّٰيهَاۙۖ.فَاَلْهَمَهَافُجُورَهَاوَتَقْوٰيهَاۙۖ.  قَدْاَفْلَحَمَنْزَكّٰيهَاۙۖ.وَقَدْخَابَمَنْدَسّٰيهَاۜ.

“Nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.”[8]
Bu ayet-i kerimeler bize bildirmektedir ki Allah Teâlâ, insanın fıtratına doğruyu ve yanlışı, iyiliği ve kötülüğü, günahı ve sevabı bilme,  birini diğerine tercih etme gücü ve özgürlüğü bahşetmiştir. Bu özgürlüğün, fücurdan değil takvadan, günahtan değil sevaptan, isyandan değil ibadetten yana kullanılmasını istemiştir. Ancak o zaman insan Rabbinin hoşnutluğunu kazanacak ve ebedi kurtuluşa erecektir.

Kıymetli Müminler!

Kul olmak Allah’a saygılı olmayı, O’na asi olmamayı, nimetlerine nankörlük etmemeyi, hiçbir zaman O’nu unutmamayı gerektirir. Nitekim bu hakikat Kur’an-ı Kerim’de şu şekilde ifade edilir:

                يَٓااَيُّهَاالَّذ۪ينَاٰمَنُوااتَّقُوااللّٰهَحَقَّتُقَاتِه۪وَلَاتَمُوتُنَّاِلَّاوَاَنْتُمْمُسْلِمُونَ

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gereği gibi saygılı olun ve ancak Müslüman olarak can verin.”[9]O haldemümin bu bilinçle daima Rabbine itaat etmeli, verdiği nimetlere şükretmeli ve O’nu bir an olsun hatırından çıkarmamalıdır. Hayatı boyunca aynı hassasiyetle imanını muhafaza etmelidir.

Değerli Müslümanlar!

Kul olmak
                وَتَعَاوَنُواعَلَىالْبِرِّوَالتَّقْوٰىوَلَاتَعَاوَنُواعَلَىالْاِثْمِوَالْعُدْوَانِۖ

“İyilik ve takvâ hususunda yardımlaşın, günah ve haksızlık yolunda yardımlaşmayın.”[10]ayetini rehber edinmeyi gerektirir. Onun içindir ki mümin kul, daima Allah’ın rızasını gözetmeli ve insanlığın hayrı için çaba göstermelidir. Kulluk ve takvada, iyilik ve ihsanda yardımlaşmalı,  günah ve inkâra,  zulüm ve düşmanlığa sebep olabilecek söz ve davranışlardan kaçınmalıdır.
Kul olmak söz ve davranışında, niyet ve inancında, Allah’a saygı ve bağlılığında dürüst olanlarla beraber olmaktır, onları kendisine örnek almaktır.

                      يَٓااَيُّهَاالَّذ۪ينَاٰمَنُوااتَّقُوااللّٰهَوَكُونُوامَعَالصَّادِق۪ينَ

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.”[11]ayetine kulak vermektir.
Muhterem Müminler!
Yüce kitabımızda insanın, yaratılış gayesine uygun olarak dünya hayatında birçok imtihandan geçeceği anlatılır.

                  اَحَسِبَالنَّاسُاَنْيُتْرَكُٓوااَنْيَقُولُٓوااٰمَنَّاوَهُمْلَايُفْتَنُونَ

“İnsanlar, denenip sınanmadan, sadece ‘İman ettik’ demekle bırakılacaklarını mı sanıyorlar?[12]Unutulmamalıdır ki niceleri başarır, niceleri ise kaybeder bu imtihanları. Bize düşen görev, amaçsız yaratılmadığımızı, başıboş bırakılmadığımızı unutmamaktır. İbadetimizle, salih amelimizle ve güzel ahlakımızla iman kalemizi güçlü kılmaktır. Rabbimizin şu müjdesine gönülden iman etmektir:

         اِنَّالَّذ۪ينَاٰمَنُواوَعَمِلُواالصَّالِحَاتِاِنَّالَانُض۪يعُاَجْرَمَنْاَحْسَنَعَمَلاًۚ

“İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlar bilmelidirler ki, biz güzel iş yapanların ecrini asla zâyi etmeyiz.”[13]Zira Cenab-ı Hak, mülkün yegâne sahibidir. İyilik de kötülük de O’nun katında malumdur. Rızası doğrultusunda çalışanı, gönülleri yapanı, garipleri sevindireni, imanının gereği ile hayatını imar edeni asla ihmal etmez. Samimiyetle yapılan hiçbir iyiliği, hiçbir emeği karşılıksız bırakmaz.

Aziz Müslümanlar!

Yüce Rabbimizin bin aydan daha hayırlı olduğunu müjdelediği Kadir gecesine yaklaşıyoruz. Bu mübarek gecenin kadr ü kıymetini bilip bereketinden istifade edelim.  Kur’an-ı Kerim’in kalplere huzur veren tilâvetini bir nimet olarak görelim. Ruhumuzun açlığını doyurmak için Kur’an sofrasına yönelelim. Ayetlerini tefekkür ederek nice dersler çıkaralım, hikmet kapılarını aralayalım. İlahi hakikatleri bize duyurmasına fırsat tanıyalım. Umutsuzluğumuza onunla umut aşılayalım. Manevi sıkıntılarımıza onunla şifa bulalım.  Ahlakımızı onunla güzelleştirelim. Hayatımızı Yüce Mevlamızın vahyi ile yönlendirelim. Hesabını verebileceğimiz bir hayatı yaşayabilmek için Kur’an’la yaşayalım. Onu hayatımızın rehberi yapalım.  
Bu vesileyle Kadir gecemizin aziz milletimize, İslam âlemine ve bütün insanlığa hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Cenâb-ı Hak, her birimizi sağlık, huzur ve afiyet içerisinde bayrama kavuştursun. Ülkemize ve dünyaya musallat olan salgın hastalıktan bir an önce kurtulmayı bizlere lütfetsin.




[1]  Kadir, 97/1-5.
[2]Buhârî, FadluLeyleti'l-Kadr, 3.
[3]  Enâm,6/155.
[4]  Alak,96/1.
[5]İhlas, 112/1-4.
[6]Mâide, 5/3.
[7]Âl-i İmrân, 3/19.
[8]  Şems, 91/7-10.
[9]Âl-i İmrân, 3/102.
[10] Mâide,5/2.
[11]Tevbe, 9/119.
[12] Ankebût,29/2.
[13] Kehf,18/30.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

14 Mayıs 2020 Perşembe

Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var –18



Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var



Yaşamımızı sürdürürken hiçbir kişiye zarar vermemeye dikkat etmeliyiz. İyi bir Müslüman kimseye kötülük yapmaz ve hiçbir varlığa hor davranmaz.

Kendi işlerimizi başkalarına yaptırmamalıyız. Kendi işimizi kendimiz görmeliyiz. Kişisel menfaatlerimizi temin için başkalarını kullanmamalıyız.

Sorumlu olduğumuz bir görevi yerine getirirken karşımızdakileri üzmemeye ve kırmamaya özen göstermeliyiz.

Resmi görevli olan kimseler muhataplarının iş ve işlemlerini kolaylaştırmalıdır. Onlara karşı zorluk ve meşakkat çıkarmamalıdır.

Bir kısım kimselerden şöyle yakınmalar duyarız:
Falan yerde,falan kurumda,falan dairede işimi yapmadılar,zorluk çıkardılar. Bugün git yarın gel dediler. Tekrar gittim şunlar eksik, tamamla da gel diler….

Bu ve benzeri davranışlar insanları çileden çıkarıyorlar… Hatta işinizi görmek için torpil veya rüşvet söz konusu olduğu duyulmaktadır.

İşte bunlar ,insanlara verilen işkenceler ve meşakkatler kul hakkına girmektedir.

Resmi olsun özel olsun herhangi bir iş hususunda insanlara karşı iyi davranmalıyız, işlerini kolaylaştırmalıyız,yardım etmeliyiz  ve onlara yol göstermeliyiz.

İnsanların hak ve hukuklarını gözetlemeliyiz. 

Yaptığımız iş ve davranışlarda özellikle “kul hakkına” dikkat etmeliyiz.

Hareketlerimizde ölçülü olursak, kul hakkına riayet edersek kimseye sıkıntı vermemiş oluruz. Bu şekilde de Allah’ın sevdiği bir kul olabiliriz.

Yok eğer, yaptığımız davranışlarla başkalarına meşakkat çıkarır ve zarar verirsek, Allah’ta bize zarar verir. Bundan dolayı olumsuzluklar yaşarız.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in bir hadis-i şerifte mesajı şöyledir:

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “(Bir kimseye) zarar  verene Allah’ta zarar verir.Meşakkat verene Allah’ta meşakkat verir.” (Tirmizi,Birr ve Sıla,27.)

Efkan VURAL