EFKAN VURAL'IN EĞİTİM KÜLTÜR ve BİLGİ SİTESİ
Efkan Vural'ın Yazıları
23 Mayıs 2026 Cumartesi
Diyanet İşleri Başkanlığının 22.05.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:SÖZ AHLAKI VE SOSYAL MEDYA
SÖZ AHLAKI VE SOSYAL MEDYA
Muhterem Müslümanlar!
Söz, insanın iç dünyasını dışarıya yansıtan aynasıdır. Güzel bir söz; yaralı kalpleri iyileştiren merhem, kurumuş gönülleri yeşerten can suyudur. Hoş bir kelam; ruhu ilmek ilmek işleyen zarif bir nakış, hataları incitmeden düzelten nazik bir hitaptır.
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in buyurduğu üzere,
“Gönül alıcı söz, sadakadır.”[1]
Aziz
Müminler!
Sözün tesiri, sesin yüksekliğinde değil; samimiyetin derinliğinde, üslubun inceliğinde gizlidir. Evet, en yakınımıza dahi sesimizi duyuramıyorsak, akrabalarımızla ortak paydada buluşamıyorsak, komşularımıza ulaşmaya bir yol bulamıyorsak, bunun sebeplerinden biri de konuşma usulümüzdür. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), mümini şöyle tarif etmektedir:
“Mümin; insanları karalayan, lânet
eden, kaba ve kötü sözlü, hayâsız birisi değildir.”[2]
Kıymetli Müslümanlar!
Gönül kapıları, içeriden açılan kilide benzer; o kilidin yegâne anahtarı ise yumuşak bir sözdür.
Kur’an-ı Kerim’de,
“Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler; yoksa şeytan aralarına girer. Kuşkusuz şeytan, insanların apaçık düşmanıdır”[3] buyrulmaktadır.
Bu sebeple; yuvasında huzur arayan, dilini zarafetle süslesin. Evladına ulaşmak isteyen, önce onun gönlüne bir çift tatlı kelamla misafir olsun. Saygınlık bekleyen, dilini doğrulukla mühürlesin. Berekete nail olmak isteyen, sözüne dürüstlük katsın.
Hâsılı, Allah Resûlü (s.a.s)’in buyurduğu üzere,
“Allah’a ve ahiret
gününe inanan, ya hayır söylesin ya da sussun.”[4]
Değerli
Müminler!
Söz ahlakının en çok ihlal edildiği alanların başında dijital mecralar gelmektedir. Kimi insanlar, sanal kumar ve uyuşturucu madde gibi bağımlılıklarla; kimileri de şiddete sevk eden dijital oyunlar aracılığıyla kötülüğün günden güne yayılmasına zemin hazırlamaktadır. Kimi insanlar; kimliklerini gizleyerek kalp kırmayı, başkalarının şahsiyetine, şeref ve haysiyetine dil uzatmayı marifet saymaktadır. Kimileri de yalan haberler ile toplumun sinesine fitne ve fesat tohumları ekmektedir.
Yüce Rabbimizin bu husustaki
uyarısı gayet açıktır: “İnsanın
yanında, söylediği her sözü kaydeden bir melek mutlaka hazır bulunur.”[5]
Aziz
Müslümanlar!
Bizler, teknolojik imkânlarla gelen tehlikeleri, fırsatların
arkasına gizlenmiş sinsi tuzakları fark edebilirsek, sanal âlemin zararlarını
asgari düzeye indirebiliriz. Dijital teknolojileri, etik değerlerimizi
gözeterek kullanabilirsek, kültürümüzle bağdaşmayan söz ve içeriklerden
kendimizi ve ailemizi muhafaza edebiliriz.
Hutbemizi, Peygamber
Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz:
“Faydasız söz ve davranışları terk etmesi, kişinin iyi bir Müslüman
olduğunun göstergesidir.”[6]
19 Mayıs 2026 Salı
15 Mayıs 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 15.05.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:TOPLUMSAL SORUMLULUKLARIMIZ
TOPLUMSAL SORUMLULUKLARIMIZ
Muhterem
Müslümanlar!
İslam, kişinin; Rabbine ve kendisine karşı görevleri yanında, ailesine ve içinde yaşadığı topluma karşı sorumluluklarını da düzenleyen bir dindir.
Allah Resûlü (s.a.s)’in hadislerinde yer alan şu ifade ne kadar da önemlidir:
“Üzerinde kendinin hakkı vardır. Rabbinin hakkı vardır.
Misafirinin hakkı vardır. Ailenin hakkı vardır. O halde her hak sahibine
hakkını ver!”[1]
Aziz
Müminler!
Eşlerin sevgi ve saygıyla birbirine bağlı kaldığı, büyüklere hürmetin eksik edilmediği, çocuklarla bereketlenen bir aile yuvası kurmak, onu korumak ve güçlendirmek insani ve toplumsal sorumluluğumuzdur. Zira kişinin; ruhsal, duygusal ve zihinsel olarak huzur bulduğu, inanç ve medeniyet değerleriyle buluştuğu ilk yer ailesidir. Erdemli bireylerin oluşturduğu faziletli bir toplum ve barış içinde bir dünya inşa etmenin yolu aileden geçmektedir.
Yüce Rabbimiz,
“Kendileri ile huzur
bulasınız diye size kendi türünüzden eşler yaratması ve aranıza sevgi ile
merhamet koyması O’nun varlığının delillerindendir”[2] buyurarak, bizlere, ailenin ilahî bir lütuf
olduğunu hatırlatmaktadır. Dolayısıyla hiçbir yapı, aile kurumunun alternatifi değildir. Ve yine hiçbir şey;
eşlerin birbirlerine duyduğu muhabbetin, çocukların verdiği neşenin, anne ve
babanın hissettirdiği mutluluğun, dede ve ninenin sağladığı güvenin yerini asla
dolduramaz.
Kıymetli Müslümanlar!
Dinine bağlı, mukaddesatına saygılı nesiller yetiştirmek, ihmal edemeyeceğimiz diğer bir sorumluluğumuzdur. Ecdadımızdan bize miras kalan; kimlik, aidiyet ve fedakârlık gibi hasletleri gençlerimize kazandırmak asli vazifelerimizdendir. Evlatlarımıza değer vermek, onları dinlemek, iki cihan saadetleri için kendilerine rehberlik etmek vazgeçemeyeceğimiz görevlerimizdendir.
Allah Resûlü (s.a.s), bu hususta bizleri şöyle uyarmaktadır:
“Bakmakla yükümlü olduğu kimseleri ihmal
etmesi, kişiye günah olarak yeter.”[3]
Değerli
Müminler!
Engelleri azimle aşmaya çalışan kardeşlerimize ve ailelerine karşı duyarlı olmak ise dini, ahlaki ve toplumsal sorumluluğumuzdur.
Bu sebeple
“Kim,
kardeşinin ihtiyacını giderirse Allah da onun ihtiyacını giderir”[4] nebevi
tavsiyesine uyarak; ibadethanelerimizi, okullarımızı, binalarımızı,
sokaklarımızı, engelli kardeşlerimizin kullanabileceği şekilde imar etmeliyiz.
Hayatı, özel gereksinimli kardeşlerimiz için kolaylaştırmanın gayretinde
olmalıyız.
Aziz
Müslümanlar!
Bugün, topyekûn bütün insanlık, pek çok
yıkıcı unsurla karşı karşıyadır. Hiçbir sınır ve değer tanımayanlar tarafından;
dijital mecralar, reklamlar, televizyon programları ve filmler aracılığıyla
toplumun yapı taşı olan aile müessesesi zayıflatılmak istenmektedir. Sapkın
akımlar ve batıl ideolojiler eliyle, gençlerin zihin dünyaları bulandırılmaya
çalışılmaktadır. Böylesine bir çağda bize düşen; Rabbimizin emirlerine hakkıyla
uymak, fıtratımıza sahip çıkmak, nebevî ahlakı ailemize ve nesillerimize
aktarmaktır.
Hutbemizi, Kur’an-ı Kerim’de yer
alan şu dua ile bitiriyoruz: “…Rabbim! ‘Bana, anne ve babama verdiğin nimetlere şükretmeyi,
razı olacağın işleri yapmayı’ bana nasip et. Neslimi de salih kimseler eyle…”[5]