EFKAN VURAL'IN EĞİTİM KÜLTÜR ve BİLGİ SİTESİ
Efkan Vural'ın Yazıları
16 Ekim 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 16.10.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:İNSAN!
İNSAN!
Muhterem Müslümanlar!
Yüce
Rabbimiz, insanı; aklıyla düşünen, kalbiyle hisseden, iradesiyle seçen ve
yaptığı tercihlerle hayatına anlam katan müstesna bir varlık olarak yaratmıştır.
Evet, insan olarak doğmak büyük bir lütuftur; fakat asıl olan bir ömür boyu insan
kalabilmektir. Allah’ın rızasını gözetebilmek, yaratılış gayesine uygun bir
hayat sürebilmektir. İçimizdeki iyilik kapılarını açık tutmak, ancak; kötülükleri
de içeriye sokmamaktır.
Aziz Müminler!
İnsanlığı çoğu zaman büyük işlerde ararız. Oysa insanlık gündelik hayatın küçük anlarında saklıdır. Asr-ı saadette yaşanan şu hadise bizim için çok büyük hikmetler barındırmaktadır. Bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.s)’i görmek için yaşlı bir adam gelmişti.
Oradakiler ona yer açmakta ağır davranınca Rahmet Elçisi (s.a.s) şöyle buyurdu:
“Küçüğümüze merhamet
etmeyen ve büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir.”[1] Evet, yaşlılara hürmet gösteren, hayatı
boyunca hürmete nail olur. Çocuklara şefkatle davranan, kalbinin katılığından kurtulur.
Anne ve babasına iyilikte bulunan, huzur ve mutluluğu yanı başında bulur.
Hastaları ziyaret eden, ruhuna esenlik katar. Sofrasını yetim ve kimsesizlerle
paylaşan, rahmet ve bereketi evine taşır. Komşusuna selam veren, sevgi ve
muhabbetin toplumda yayılmasına vesile olur.
Kıymetli
Müslümanlar!
Cenâb-ı Hak,
“İnsan, kendisinin başıboş
bırakılacağını mı zanneder?”[2] sorusu ile
bizlerin dikkatini çekerken; insan, Rabbinin kendisine verdiği kıymeti
unutuverir. Makamını üstünlük sebebi, servetini övünç vesilesi, bilgisini kibir
aracı, gücünü başkalarını incitmenin bahanesi hâline getirebilir. Oysaki
dinimiz İslam bizlere şunları öğretmektedir: Değerimiz; dış görünüşümüzden,
sahip olduğumuz servetten, makamımızdan veya toplumdaki konumumuzdan
kaynaklanmaz. Gerçek zenginlik, ihtiyaç sahiplerini gözetebilmek; gerçek güç,
öfkeyi dizginleyebilmek; gerçek üstünlük ise takva sahibi olabilmektir.
Kardeşlerim!
Bazen
yüzümüze gösterdiğimiz özeni kalbimize gösteremiyoruz. Aynada geçirdiğimiz
vakit kadar iç muhasebemize vakit ayıramıyoruz. Küçücük bir sözü büyük bir kine
dönüştürebiliyoruz. Aramızdaki kırgınlıkları yıllarca yaşatabiliyor, af ve
mağfiret yolunu tutmayabiliyoruz. Miras kavgası yüzünden kardeşlerimizin
kapısını çalmayabiliyoruz. Aynı safta omuz omuza durduğumuz komşularımızla
selamlaşmıyor, akrabalarımızla sıla-i rahmi kesebiliyoruz.
Aziz Müslümanlar!
Hutbemizin başında ifade
ettiğimiz hususu önemine binaen bir daha zikretmek istiyorum. İnsan olarak
doğmak büyük bir lütuftur; fakat asıl olan bir ömür boyu insan kalabilmektir.
Öyleyse bugünden tezi yok; evlerimize şefkati, sokaklarımıza merhameti,
ticaretimize dürüstlüğü yeniden hâkim kılmak için harekete geçelim. Dilimizi
gıybetten, kalbimizi kibirden arındıralım. Gücümüzü zayıflara sığınak olmak
için kullanalım; sözümüzü kırılan kalpleri onarmaya adayalım. İşte o zaman yeryüzündeki fani yürüyüşümüz anlam
kazanacak, bu dünyada ektiğimiz merhamet ahirette sonsuz bir rahmete
dönüşecektir.
12 Ekim 2026 Pazartesi
9 Ekim 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 09.10.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:İNSANLIĞIN SINAVI GAZZE
İNSANLIĞIN SINAVI GAZZE
Muhterem Müslümanlar!
Zalimlerin Gazze’de kardeşlerimize yönelik
başlatmış olduğu soykırımın üzerinden üç yıl geçti. Enkaza dönmüş şehirde bugün
bile camiler, haneler, okullar ve
hastaneler bombalanıyor. Kardeşlerimizin evleri ellerinden alınıyor, bağ ve
bahçeleri talan ediliyor, iş yerleri yakılıp yıkılıyor. Müslümanların
kutsalları çiğneniyor; çocuklar, yaşlılar, kadınlar, engelliler, hâsılı topyekûn
bir toplum, tüm dünyanın gözü önünde acımasızca katlediliyor.
Aziz Müminler!
Gazze’de
yaşanan acılar, sadece Filistinli kardeşlerimizin maruz kaldığı bir felaketten
ibaret değildir. Yeryüzündeki her bir insanın; vicdanının, ahlakının ve
onurunun sınandığı tarihi bir sınavdır. Bununla birlikte Gazze’de arşa yükselen
feryatlar; adaleti, hakkaniyeti ve merhameti şiar edinen her insanın yüreğini
dağlamaktadır. Dünyanın dört bir yanında; katliamın sona ermesi, sivillerin
korunması ve yardımların
ulaştırılması için seslerin ve tepkilerin yükselmesi ise vicdanların körelmediğini
ve insanlığın ölmediğini göstermektedir.
Muhterem Müslümanlar!
Tarih boyunca bütün zalimler aynı yanılgıya düştüler, kendilerini
yenilmez zannettiler. Ancak hakkın galip geleceğini yüzlerine haykıran birileri
daima çıkıverdi. Tıpkı Gazzeli bir yavrumuzun dediği gibi: “Evimizi yıkarsanız yenisini yaparız, okulumuzu yıkarsanız yenisini
kurarız. Biz hiçbir yere gitmiyoruz!” Evet, zulmün asla ebedî olamayacağına,
bir gün mutlaka son bulacağına insanlık daima şahit olmuştur. Zira zalimler ne kadar güçlü olurlarsa
olsunlar Yüce Rabbimizin hükmü kesindir: “…Nice
az topluluklar, Allah’ın izniyle çok kalabalık topluluklara galip gelmiştir.
Allah sabredenlerle beraberdir.”[1]
Kıymetli Müslümanlar!
Gazze, insanlığın izzet sancağını
göğe yükselten tarihi bir direnişin adıdır. Oradaki kardeşlerimiz, evlatlarının
acısıyla, canlarının endişesiyle ve yurtlarının yerle bir edilmesiyle sınanırken;
bizler de duruşumuzla ve duyarlılığımızla imtihana tabi tutulmaktayız. Gazzeli
kardeşlerimizin imtihanı sabretmekse bizim imtihanımız unutmamak, onların
imtihanı direnmekse bizim imtihanımız duyarlı olmak, onların imtihanı yoklukla
mücadeleyse bizim imtihanımız imkânlarımızı onlarla paylaşmaktır. Bununla beraber, sahip olduğumuz tüketim
gücünü de hafife almamak, boykotu gelip geçici bir tepki değil, zulme karşı
bilinçli ve ahlaki bir tavır olarak görmektir. Yüce Rabbimizin uyarısı
gayet açıktır: “Size ne oluyor da Allah
yolunda ve ‘Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize tarafından
bir sahip gönder ve bize katından bir yardımcı yolla!’ diyen çaresiz erkekler,
kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?”[2]
Kardeşlerim!
Müslümanlar; “Onlara haksız bir saldırı yapıldığında elbirliğiyle kendilerini
savunurlar”[3]
ayetine icabet edip birbirlerinin yardımına koştuklarında Mescid-i Aksâ ve
Harem-i İbrâhim Camii’ne saygısızlık yapan zalimler hezimete uğrayacak, başta Gazze ve Doğu Türkistan’daki kardeşlerimiz
olmak üzere yeryüzündeki tüm mazlumlar felaha erecektir.
Hutbemizi, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle
bitiriyoruz: “…Müslümanlar, başkalarına karşı tek bir eldir. Güçlüleri
zayıfları korur; önden gidenler geride kalanları gözetir…”[4]

