EFKAN VURAL'IN EĞİTİM KÜLTÜR ve BİLGİ SİTESİ
Efkan Vural'ın Yazıları
2 Ekim 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 02.10.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:CAMİ VE SOSYAL HAYAT
CAMİ VE SOSYAL HAYAT
Muhterem Müslümanlar!
Kardeşliğimizin nişanesi, bağımsızlığımızın
sembolü, imanımızın hayata yansıması olan camiler; müminleri aynı inanç ve
ideal etrafında birleştiren, aynı kıbleye yönelten kutsal mekânlardır. Her cami, bir istikamet pusulası, bir tevhit
nişanesi ve bir vahdet merkezidir. Birlik ve beraberliğimizi pekiştiren, gönüllerimizi birbirine kaynaştıran
ülfet ve muhabbet yeridir.
Aziz Müminler!
İslam medeniyetinde camiler, sadece namaz kılınan yerler olmamış, bilakis hayatın tam merkezinde yer almıştır. Şehirlerimiz, camilerin çevresinde gelişmiş; medreseler, kütüphaneler, çarşılar, hanlar, hamamlar ve vakfiyeler camilerin etrafında insanlığa hizmet etmiştir.
Cenâb-ı Hakk’ın,
“Müminlerin
erkekleri de kadınları da birbirlerinin yardımcılarıdır. Onlar; iyiliği
emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a
ve Resûlüne itaat ederler…”[1] ilahi fermanı, camilerden başlayıp toplumsal hayatın
her alanına sirayet etmiştir. Düğünlerin sevinci, camilerin yanı başında
paylaşılmış; cenazelerin hüznü, camilerde teskin olmuş; gariplerin umudu,
camiler etrafında filizlenmiş; yetimler ve kimsesizler, camilerde himaye
edilmiştir.
Kardeşlerim!
Üzülerek ifade edelim ki, günümüzde hızlı kentleşme, dünyevileşme ve bireyselleşme camilerin temsil ettiği değerlerin unutulmasına sebebiyet vermektedir. Bu durum, aynı inanca sahip gönüller arasında mesafe oluşmasına, sosyal bağların zayıflamasına ve insanların yalnız kalmasına neden olmaktadır. Oysaki bizleri huzur ve sükûnete erdirecek, kardeşliğimizi güçlendirecek en önemli yerlerin başında camilerimiz gelmektedir.
Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s), camide namaz için bir araya gelen müminlere şöyle seslenmiştir:
“Saflarınızı düzgün tutun, ayrı
durmayın ki kalpleriniz de ayrılmasın…”[2]
Kıymetli Müminler!
Her yıl, Ekim ayının ilk haftasını “Camiler ve
Din Görevlileri Haftası” olarak kutluyoruz. Bu yıl, bir farkındalık
oluşturabilmek, camilerimizin tarihi fonksiyonunu yeniden canlandırabilmek için
“Cami ve Sosyal Hayat” temasıyla haftamızı idrak edeceğiz.
Müftülüklerimiz ve din görevlilerimiz vasıtasıyla gerçekleştireceğimiz
programlarla camilerimizin sosyal hayatla olan bağının daha da güçlenmesine
katkı sunacağız. Camilerimizi; çocuklarımızın ibadet alışkanlığı kazanacakları,
gençlerimizin ders halkaları oluşturacakları, büyüklerimizin avlusunda hasbihal
edecekleri, hâsılı ailece bir arada olmanın coşkusunu yaşayacağımız sosyal
hayatın bir parçası haline getirebilmenin gayretinde olacağız.
Aziz Müslümanlar!
Geçmişten günümüze aziz milletimizin manevi imarında katkısı bulunan hocalarımızdan,
camilerimizin yapımında emeği geçen hayır sahiplerinden ve cemaatimizden
ahirete irtihal edenlere rahmet ve mağfiret, hayatta olanlara sağlık ve afiyet
diliyoruz.
28 Eylül 2026 Pazartesi
25 Eylül 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 25.09.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:TEBLİĞ SORUMLULUĞUMUZ
TEBLİĞ SORUMLULUĞUMUZ
Muhterem Müslümanlar!
Medineliler Allah Resûlü (s.a.s)’den İslam
dinini kendilerine öğretecek bir kişi istediler. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s),
bu ulvi görev için Mus‘ab b. Umeyr’i seçti. Hz. Mus‘ab; küçük büyük demeden
herkese İslam’ı tebliğ etti, nice gönlün İslam’la buluşmasına vesile oldu.[1]
Öyle ki, bir yıl içerisinde Medine’de Efendimiz (s.a.s)’den bahsedilmeyen
hiçbir ev kalmadı.[2]
Aziz Müminler!
Genç Mus‘ab’ı kısa bir sürede
bu denli başarılı kılan, Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in güzel ahlakını kendisine
rehber edinmesiydi. Peygamberimiz (s.a.s); yumuşak sözlüydü, güler yüzlüydü. O;
zorlaştıran değil kolaylaştıran, nefret ettiren değil müjdeleyen bir rahmet
elçisiydi.
Kıymetli Müslümanlar!
Cenâb-ı Hak,
“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel
öğütle davet et…”[3]
ayetiyle işaret ettiği üzere İslam’a davet, toplumun bir kısmıyla sınırlı değildir.
İslam’ın güzelliklerini anlatmak ve hayatımızda görünür kılmak, hepimiz için bir
kulluk sorumluluğudur. Her Müslüman; gücü ve imkânı nispetinde söz ve davranışlarıyla
ailesine, çevresine ve bütün insanlara en güzel şekilde örnek olmalı, hak ve
hakikati onlara anlatmak için gayret göstermelidir. Nitekim çocuğunun iki cihan
saadeti için koşuşturan her anne ve baba, öğrencilerinin hayatında olumlu izler
bırakmak için gayret gösteren her öğretmen, müşterisine güven veren her esnaf,
akrabalık bağlarını gözeten ve komşusuyla iyi geçinen her insan nebevî daveti kuşanmış
demektir.
Değerli Müminler!
Tebliğin özünde bir gönle girmek vardır. Bu, bazen bir tebessümle, bazen de bir selam ile olur. Güler yüzle, tatlı dille yürekleri fethetmek isteyen herkes, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in Hz. Âli’ye buyurduğu,
“Allah’a
yemin olsun ki Rabbimizin senin vesilenle bir kişiyi hidayete erdirmesi, senin
için dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır”[4] sözünü, kendisine
yapılmış bir öğüt olarak bilmelidir.
Kardeşlerim!
Teknolojinin gelişimi tebliğ metodumuza yeni yollar açmaktadır. Bu yollar; bizlere, hiç gitmediğimiz coğrafyalardaki insanlarla iletişim imkânı sunmaktadır. Bununla birlikte dikkat edeceğimiz hususlar da artmaktadır.
Dolayısıyla sosyal mecralarda paylaşımda bulunan her bir kardeşimiz; Yüce Rabbimizin,
“İnsan
hiçbir söz söylemez ki onun yanında yaptıklarını gözetleyen ve kaydeden hazır
bir melek bulunmasın”[5] uyarısını
dikkate almalıdır. Bir sözü paylaşmadan
önce doğruluğuna, bir başkasının hayatına dair yorum yapmadan önce ise mahremiyetine
özen göstermelidir. İlim meclislerinde dile getirilmesi gereken konuları sosyal
medyada gelişigüzel ve ölçüsüzce tartışmamalıdır. Düşünülmeden söylenen bir sözün,
önemsenmeden yapılan bir paylaşımın, sinelerde yıllarca taşınacak bir yaraya
dönüşebileceğini unutmamalıdır.
Aziz
Müslümanlar!
Bizi gören, İslam’ın
güzellikleriyle tanışmak istesin. Sözümüzü dinleyen, Peygamberimiz (s.a.s)’in
ahlakını kuşansın ve elimizi uzattığımız, kendini güvende hissetsin.
Hutbemizi Rahmet Elçisi
Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz:
“Allah, bizden bir söz işitip, onu işittiği gibi başkasına ulaştıran
kişinin yüzünü ak etsin.”[6]