20 Haziran 2026 Cumartesi

HAFTANIN HADİSİ

Diyanet İşleri Başkanlığının 19.06.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:BİRLİKTE RAHMET VARDIR

                                    BİRLİKTE RAHMET VARDIR




Muhterem Müslümanlar!

Yüce Rabbimizin saygı duyulmasını emrettiği dört aydan[1] biri olan, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in,

“Hürmete layık”[2] olarak zikrettiği Muharrem ayının manevi iklimi içerisindeyiz. 

Resûl-i Ekrem (s.a.s), 

“Ramazan’dan sonra tutulan en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur”[3] buyurarak, bu mübarek ayın; ibadet ve taatle, hamd ve şükürle, tövbe ve istiğfarla değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatmıştır.

Aziz Müminler!

Önümüzdeki perşembe Âşûrâ gününü idrak edeceğiz. Birçok peygamberin hayatında önemli gelişmelere sahne olan Âşûrâ günü; ne hazindir ki, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, “Cennet gençlerinin efendisi”[4] diyerek övdüğü, torunu Hz. Hüseyin Efendimiz ile çoğu Ehl-i Beyt’e mensup yetmişi aşkın Müslümanın Kerbelâ’da acımasızca şehit edildiği gündür.

Kıymetli Müslümanlar!

Kerbelâ, müminlere; birlik ve beraberlik içinde hareket etmeyi, ayrılık ve gayrılığa düşmemeyi hatırlatır. Hak ve hakikati ayakta tutmayı, adaletten ve iyilikten ayrılmamayı anlatır. Kerbelâ, aramıza fitne ve fesat tohumu ekmek, kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenlere karşı feraset ve basiretle davranmamızı tavsiye eder. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, “Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır”[5] uyarısına kulak vermemizi; sevinci ve nimeti paylaştığımız gibi hüznü ve meşakkati de paylaşmamızı telkin eder.

Değerli Müminler!

Bugün, inananları; acı ve gözyaşına mahkûm etmek, İslam beldelerinin yer altı ve yer üstü zenginliklerini sömürmek isteyen zalimler, başta Gazze ve Filistin olmak üzere birçok farklı coğrafyada yeni Kerbelâlar yaşanması için her türlü yolu denemektedir. Ümmet-i Muhammed olarak bizler de bir daha aynı hüznü yaşamak ve şer odaklarını sevindirmek istemiyorsak, aramızdaki ihtilafları derinleştirmek yerine ortak paydada buluşmanın yollarını aramalıyız. Zira Rabbimiz bir, Peygamberimiz bir, Kitabımız bir, Kıblemiz birdir.

Cenâb-ı Hakk’ın, 

“Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın”[6] emri gereğince birbirimize kenetlenmeli; İslam kardeşliğine zarar verecek her türlü söz, tutum ve davranıştan kaçınmalıyız.

Bu vesileyle, başta Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt-i Mustafa olmak üzere; din, vatan ve mukaddesat uğruna canlarını feda eden bütün şehitlerimizi rahmetle yâd ediyoruz.

Hutbemizi, Allah Resûlü (s.a.s)’in şu uyarısı ile bitiriyoruz:

Birbirinize nefret ve düşmanlık beslemeyin. Birbirinize haset etmeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun…”[7]



[1] Tevbe, 9/36.

[2] Müslim, Sıyâm, 203.

[3] Müslim, Sıyâm, 202.

[4] Tirmizî,  Menâkıb, 30.

[5] İbn Hanbel, IV, 278.

[6] Âl-i İmrân, 3/105.

[7] Buhârî, Edeb, 62.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

12 Haziran 2026 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

Diyanet İşleri Başkanlığının 12.06.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:HİCRİ YENİ YILA GİRERKEN

                                       HİCRİ YENİ YILA GİRERKEN




Muhterem Müslümanlar!

İslam’ın ilk yıllarında müminler, Mekkeli müşriklerin günden güne artan eza ve cefasına, işkence ve boykotuna maruz kalmışlardır. Müslümanlar, yaşadıkları bütün zorluklara rağmen imanlarından asla taviz vermemişlerdir. Nihayet Peygamber Efendimiz (s.a.s) ve ashâb-ı güzîn, Cenâb-ı Hakk’ın emriyle, Mekke’den Medine’ye hicret etmişlerdir. İşte bu yıl, daha sonra hicri takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir.

Aziz Müminler!

Hicret, yalnızca bir yerden başka bir yere göç etmek değildir. Hicret, Allah ve Resûlünün rızasını her şeyden üstün tutma idealidir. Hakka yönelmenin ve hakikate sımsıkı bağlanmanın gayretidir. Nefsin gayr-ı meşru istek ve arzularından, şeytanın bitmek bilmeyen vesveselerinden uzaklaşıp salih ameller ve güzel ahlakla dolu bir ömür geçirme azmidir. Hicret, hata ve günahlardan tövbe edip Yüce Rabbimizin engin rahmet ve mağfiretine sığınma çabasıdır. Haramlardan helallere, kötülüklerden iyiliklere doğru adım atma kararlılığıdır. 

Peygamber Efendimiz (s.a.s), 

“Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların zarar görmediği kişidir. Muhacir ise, Allah’ın yasaklarını terk eden kimsedir[1] buyurarak bu hususa dikkatlerimizi çekmektedir.

Kıymetli Müslümanlar!

Her birimizin, gerçekleştireceği bir hicreti mutlaka vardır. Yeter ki, hatalarımızı fark edip yanlışlarımızla yüzleşelim. Kendimizle barışık olalım. Fıtratımızın sesine kulak verelim. Yaratılış gayemizi hatırımızdan çıkarmayalım.

Değerli Kardeşlerim!

Müslümanın hicreti; kibirden tevazua, öfkeden merhamete, bencillikten diğerkâmlığa, zulümden adalete, karamsarlıktan umuda doğru yol almasıdır.

Müslümanın hicreti; yalan, iftira, fitne ve gıybet gibi dilin afetlerinden uzaklaşıp; doğruluğu, kardeşliği ve muhabbeti kuşanmasıdır.

Müslümanın hicreti; nefsini ve neslini, sapkın fikirlerden, bâtıl ideolojilerden ve yanlış yönelişlerden koruması; dinine, değerlerine, kültürüne ve örfüne uygun bir ömür sürmesidir.

Müslümanın hicreti; alkol, zina, faiz, rüşvet, stokçuluk ve karaborsacılık gibi huzur ve güveni zedeleyen haramlara tevessül etmemesi, helallerle yetinmesidir.

Müslümanın hicreti; kul ve kamu hakkını ihlal edecek her türlü günahtan uzak durması; sözüne, davranışlarına ve işine dikkat etmesidir.

Aziz Müslümanlar!

Müslümanlara düşen; hicri yeni yılda, hicretin anlam ve önemini yeniden kavramaları, içinde bulundukları dönemi doğru okumaları, hayatlarının muhasebesini yaparak geleceğe yön vermeleri olmalıdır. İslam kardeşliğini esas almaları, birbirlerine kenetlenmeleri, maddi ve manevi imkânlarını birbirleriyle paylaşmaları olmalıdır.

Bu vesileyle, önümüzdeki salı günü idrak edeceğimiz hicri yeni yılımızın; mazlumların yüzlerinin gülmesine, insanlığın huzura ermesine, birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin pekişmesine vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyoruz.

Hutbemizi, şu ayet-i kerimenin mealiyle bitiriyoruz: İman edip hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler, muhacirleri barındırıp yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin dostlarıdır…”[2]



[1] Buhârî, Îmân, 4.

[2] Enfâl, 8/72.

 

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

9 Haziran 2026 Salı