EFKAN VURAL'IN EĞİTİM KÜLTÜR ve BİLGİ SİTESİ
Efkan Vural'ın Yazıları
8 Mayıs 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 08.05.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:İBADETLER, BİZİ RABBİMİZE YAKINLAŞTIRIR
İBADETLER, BİZİ RABBİMİZE YAKINLAŞTIRIR
Muhterem Müslümanlar!
İbadetlerimiz, bizi; Rabbimize yakınlaştıran, O’nun rızasına ulaştıran ve güzel ahlakla donatan kulluk vazifemizdir.
“De ki: Benim namazım, ibadetlerim,
hayatım ve ölümüm ancak âlemlerin Rabbi olan Allah içindir”[1]
ayet-i kerimesi bunun en açık ifadesidir.
Namazımız, bizi günahlardan
ve kötülüklerden alıkoyar. Kalbimize ferahlık, ruhumuza huzur verir. Zekâtımız
ve sadakamız, malımıza ve ömrümüze bereket katar. Yardımlaşma ve dayanışma
bilincinin bütün topluma yayılmasına vesile olur. Orucumuz; gönlümüzü, dünyevi
hırs ve tutkuların esaretinden kurtarır. Ahlakımızı olgunlaştırır, bize
şahsiyet kazandırır.
Aziz
Müminler!
Haccımız ve umremiz, Allah’a teslimiyetimizin nişanesi olan ibadetlerimizdendir.
Kur’an-ı Kerim’de,
“Haccı ve umreyi Allah için eksiksiz yerine
getirin”[2]
buyrulmaktadır. Hacı adaylarımızı kutsal beldelere yolcu ettiğimiz şu günlerde
bizler biliyoruz ki, haccımız ve umremiz; dili, ırkı ve mezhebi farklı olan
Müslümanları bir araya getiren, onlara kulluk bilinci ve ümmet şuuru kazandıran
kardeşlik buluşmasıdır. Müminin, Allah’ın sonsuz rahmet ve merhametine
sığındığı, samimi tövbeler ve gözyaşlarıyla günahlarının bağışlanmasını umduğu kutlu
bir yolculuktur. İnananlara, geçmişin muhasebesini yaparak geleceklerini inşa
etme fırsatı sunan yenilenme ve diriliş zamanıdır.
Kıymetli
Müslümanlar!
Yüce Rabbimize olan kurbiyyetimizi artıran bir diğer ibadet ise kurbandır. Yine bugünlerde hazırlığına başladığımız kurban ibadetimiz, malımızı ve canımızı Cenâb-ı Hakk’ın yolunda feda edebileceğimizin bir göstergesidir.
“Kurbanların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. O’na
ulaşacak olan ancak sizin takvanızdır”[3] ayet-i kerimesinde buyrulduğu üzere, kurbandan
maksat, Allah’ın emrine boyun eğmektir. O’na olan sadakati izhar
etmektir. Kurbandan
maksat; bencillik,
cimrilik ve tamahkârlık gibi kötü huylardan arınmaktır. Ve kurbandan maksat; gönüllerimizi
birbirine açmaktır, birlik ve beraberliğimizi pekiştirmektir. Böylelikle
iyiliği yeryüzüne hâkim kılmanın gayretinde olmaktır.
Değerli
Müminler!
Kurban, bir iyilik hareketidir. Milletimizi bir umut olarak gören
insanlarla aramızda kurduğumuz gönül köprüsüdür. Kurban, yolumuzu hasretle bekleyen kardeşlerimizin
hanelerine muhabbet taşımak, sofralarında bayram sevincini yaşatmaktır. Bu
vesileyle; arzu eden kardeşlerimiz, vekâlet yoluyla kestirmek istedikleri kurbanlarını,
Diyanet İşleri Başkanlığımız ve Türkiye
Diyanet Vakfımıza emanet ederek bu iyilik hareketine destek verebilirler.
Yüce Rabbimizden; bizleri, sağlık ve afiyet içerisinde
Kurban Bayramı’na ulaştırmasını niyaz ediyoruz. Hutbemizi, Peygamber
Efendimiz (s.a.s)’in şu duasıyla bitiriyoruz:
“…Allah’ım! Bu kurban Sendendir
ve Hz. Muhammed (s.a.s) ile ümmeti tarafından Senin rızan için sunulmuştur.”[4]
4 Mayıs 2026 Pazartesi
3 Mayıs 2026 Pazar
1 Mayıs 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 01.05.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:ALIN TERİ MUKADDESTİR
ALIN TERİ MUKADDESTİR
Muhterem Müslümanlar!
İslam; kazanç ile infakı, zanaat ile ahlakı bir araya getiren hayat dinidir. Dinimiz, bütün insanlığı; iş hayatında hak ve hukuka riayet etmeye, helal-haram bilincini kuşanmaya davet etmektedir. Alın terini mukaddes saymakta, helal ve meşru yollardan rızık temin etmeyi ibadet olarak görmektedir.
Peygamber Efendimiz (s.a.s), bir hadis-i
şeriflerinde bizleri çalışmaya şöyle teşvik etmektedir: “Sizden birinizin,
urganıyla sırtında bir bağ odun satması, böylece Allah’ın onun itibarını
koruması, verip vermeyecekleri belli olmayan kimselerden bir şeyler
istemesinden daha hayırlıdır.”[1]
Aziz
Müminler!
Bugün,
dini ve insani değerlerin çalışma hayatının dışına itilmeye çalışıldığına
şahitlik ediyoruz. Üzülerek ifade edelim ki, biz Müslümanlar da bu yanlış
gidişattan nasibimizi almaktayız. Oysaki iş ve ticaret hayatındaki faaliyetler
ve elde edilen gelirler, Müslüman için bir amaç ya da bir hedef olmamalıdır. Bilakis,
Allah’ın rızasına ulaşmada, iki cihan saadetini elde etmede bir araç olmalıdır.
Bu nedenledir ki, biz Müslümanlar; ticaretimizde, alış-verişimizde, işçi ve işveren
ilişkilerimizde iyiliği, adaleti ve merhameti esas alan, ahlaki ilkeleri
usta-çırak eğitimi çerçevesinde nesilden nesile aktaran bir anlayışı benimsemek
durumundayız.
Kıymetli İşçi ve İşveren Kardeşlerim!
İşyerini sadece bir geçim kapısı değil, karşılıklı güvenin hâkim olduğu birer ‘emniyet yurdu’ haline getirmek, herkesin ortak görevidir.
Bununla birlikte işçi; Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in,
“Allah Teâlâ, işinizi en güzel şekilde
yapmanızdan hoşnut olur”[2] nasihatine kulak
vermeli; işini, sağlam ve kaliteli yapmalıdır. Yaptığı işin ve çalıştığı işyerinin
kendisine bir emanet olduğu bilinciyle hareket etmeli; evine, alın teriyle elde
ettiği helal lokmayı götürmenin gayretinde olmalıdır. İşveren ise; Allah Resûlü (s.a.s)’in, “Her kimin yanında kardeşi çalışırsa, ona
yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara güçlerini aşan işler yüklemeyin”[3] emri gereğince,
işçiye hakkını tam ve zamanında ödemeye çalışmalı, onun sosyal haklarını
gözetmelidir. İşçinin güvenli ve sağlıklı bir ortamda çalışması için gerekli tüm
tedbirleri almalıdır. Bu amaçla yapılacak her çalışmanın;
sadece bir insanın değil, ailenin ve toplumun geleceğini korumak olduğunu
unutmamalıdır.
Değerli Müminler!
İşveren ya da işçi olmanın, insani açıdan hiçbir
üstünlüğü yoktur. Allah katında insanların en faziletlisi; imanla nasiplenen,
ibadet ve güzel ahlakla hayatını süsleyen, takva elbisesine bürünendir. İnsanların
en faziletlisi; hakkaniyeti,
dürüstlüğü, yardımlaşma ve dayanışmayı bütün menfaatlerin üstünde görendir.
Hutbemizi, Yüce Rabbimizin şu ayet-i kerimesi ile
bitiriyoruz: “Allah’ın sana verdiği şeylerle ahiret yurdunu ara. Dünyadan da
nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap...”[4]