EFKAN VURAL'IN EĞİTİM KÜLTÜR ve BİLGİ SİTESİ
Efkan Vural'ın Yazıları
14 Ağustos 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 14.08.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:HER YETİM BİR EMANET
HER YETİM BİR EMANET
Muhterem Müslümanlar!
Bir
şehadet haberiyle kor düşmüştü Medine’ye. Allah Resûlü (s.a.s)’in, ‘Kardeşim!’
dediği amcasının oğlu Ca‘fer-i Tayyâr (r.a) şehit olmuş, ardında üç yetim
bırakmıştı. Rahmet Elçisi (s.a.s), mateme bürünmüş yetimlerin evine vardı.
Onları yanına çağırdı, bağrına bastı, onların ihtiyaçlarını giderdi.[1] Ve bir defasında Rahmet Elçisi
(s.a.s), şehadet ile orta parmağını birleştirerek, “Yetime kol kanat geren kimse ile ben, cennette böyle yan yana olacağız”[2] buyurdu.
Aziz Müminler!
Gönül coğrafyamızın bir yanı ateşler
içindeyken, öbür yanında bizler, zulmün devam ettiğini unutabiliyoruz. Ekranlar
haber yapmayı kestiğinde zulmün de sona erdiği düşüncesine kapılabiliyoruz.
Bizler; günlük
telaşlarımızın ve dünya meşguliyetlerimizin arkasından koşarken, Gazze’de ve farklı coğrafyalarda
insanlar varoluş mücadelesi vermeye devam ediyor. Yine her gün yüzlerce çocuk,
zalimlerin bombaları altında ya can veriyor, ya da yetim ve öksüz kalıyor.
Kıymetli Müslümanlar!
İnsanlığın kaybettiği merhametin acı bir itirafını,
savaşın ortasında minik bir yüreğin ‘Bizim buralarda çocuklar büyümez!’ sözünde
görüyoruz. Oysaki çocukların büyüyemediği; oyun alanlarının kabirleri haline
geldiği bir dünyada,
insanlığın huzurlu olamayacağı açıktır. Yetim ve öksüzlerin; başlarını
okşayacak ve yaralarını saracak şefkatli bir el bulmakta zorlandıkları
çağımızda, Müslümanların rahat olamayacakları bir gerçektir. Ve şu da bir
hakikattir ki; yetimlere sahip çıkmak, onları himaye etmek ve koruyup gözetmek,
kendisi de yetim olan Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in sünnetidir.
Değerli Müminler!
Akrabalarımızın ve
komşularımızın geride bıraktığı; mahallemizde, şehrimizde ve ülkemizde bulunan
yetimler bizim olduğu gibi, mazlum coğrafyalarda hayata tutunmaya çalışan
yetimler de bizimdir, Cenâb-ı Hakk’ın bizlere emanetidir. Zira merhametin
coğrafyası olmaz. Ümmet olmak bir olmaktır, kardeşlik bağını korumaktır. Belki
bugün, elimizden savaşları durdurmak gelmeyebilir. Fakat yarına hazırlık
yapmak, zalimlerin heveslerini kursağında bırakacak güce ulaşmak elimizdedir.
Unutmamak, duyarsızlaşmamak, mazlumların sesi olmak elimizdedir. Yüce
Rabbimizin, “Yetimi sakın incitme!”[3] emri gereğince, yetimleri biçare bırakmamak; evimizi ve
gönlümüzü onlara açmak, yeri geldiğinde koruyucu bir aile olmak, maddi ve
manevi desteğimizle onların yanında durmak elimizdedir.
Aziz Kardeşlerim!
Hutbemizi, Sevgili
Peygamberimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz: “Müslümanların
evleri arasında en hayırlı ev, içinde kendisine iyi davranılan bir yetimin
bulunduğu evdir…”[4]
10 Ağustos 2026 Pazartesi
7 Ağustos 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 07.08.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:KARDEŞLİK
KARDEŞLİK
Muhterem
Müslümanlar!
Yüce dinimiz İslam’ın temel hedefi, hem bu dünya hem
de ebedi âlemde insanlığın huzur ve mutluluğunu sağlamaktır. Huzur ve mutluluğu
sağlamanın yolu ise; kardeş olmaktan, aramızdaki sevgi ve muhabbeti daha da
güçlendirmekten geçmektedir. Öyle ki Rahmet Elçisi Peygamberimiz (s.a.s), birbirimizi
sevmeyi iman etmenin bir gereği olarak ifade etmiştir.[1]
Aziz Müminler!
Savaşların farklı bölgelere yayıldığı, İslam
coğrafyasında kan ve gözyaşının hâkim olduğu, ülkemizin ateş çemberinin içine
çekilmek istendiği bir dönemde; istikbalimiz, kardeşliğimize bağlıdır. Ecdadımızın
canlarını feda ederek bizlere emanet ettiği cennet vatanımızda; sevinçlerimiz,
hüzünlerimiz, dualarımız, zenginlik olarak kabul ettiğimiz farklılıklarımız
bizleri yekvücut kılacaktır.
Kıymetli Müslümanlar!
Dün olduğu gibi bugün de kardeşliğimize göz diken, muhabbetimize kasteden, bizi birbirimize düşürmek isteyenler olacaktır. Şunu unutmayalım ki, sadece Müslümanların değil, mazlum durumda olan bütün insanların umudu olan bizler, gaflet içerisinde olmadığımız müddetçe düşmanlarımızın emelleri kursaklarında kalacaktır.
Cenâb-ı Hakk’ın,
“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın; bölünüp parçalanmayın”[2] emri gereğince dinimize ve mukaddesatımıza bağlı kalırsak fitne ve fesat ateşi bizlere dokunamayacaktır.
Rahmet Peygamberi (s.a.s)’in,
“Birbirinizle ilgi ve alakayı kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, birbirinize kin beslemeyin, birbirinize haset etmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun”[3] çağrısına kulak verirsek ayrılık ve gayrılık bu topraklarda kendine yer bulamayacaktır.
“Müminler ancak
kardeştirler, öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin, Allah’a itaatsizlikten
sakının ki rahmetine mazhar olasınız”[4] emr-i ilahisine göre davranırsak vatanımızın
dirliğini ve ümmetin birliğini kimse bozamayacaktır.
Değerli
Müminler!
Şunu hepimiz biliriz ki;
“Girmeden tefrika bir millete düşman giremez.
Toplu
vurdukça yürekler onu top sindiremez.”
Bugün bize düşen; fitneye karşı basiretle, ayrılığa karşı vahdet şuuru ile hareket etmek, birbirimizi
koruyup gözetmektir. Kardeşliğimizi zedeleyebilecek her türlü
şeyden uzak durmak, birbirimizin yükünü hafifletmektir. Milli ve manevi değerlerimiz etrafında buluşmak; birlikte rahmetin, ayrılıkta azabın olduğunu[5] unutmamaktır.
Aziz Kardeşlerim!
Kendi
inanç ve medeniyet köklerimize tutunduğumuzda, bir binanın tuğlaları gibi birbirimize sımsıkı kenetlendiğimizde yarınlarımız daha huzurlu olacaktır.
Hutbemizi, Yüce Rabbimizin şu uyarısıyla bitiriyoruz:
“Allah’a ve Resûlüne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra
gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah
sabredenlerle beraberdir.”[6]