EFKAN VURAL'IN EĞİTİM KÜLTÜR ve BİLGİ SİTESİ
Efkan Vural'ın Yazıları
9 Ekim 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 09.10.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:İNSANLIĞIN SINAVI GAZZE
İNSANLIĞIN SINAVI GAZZE
Muhterem Müslümanlar!
Zalimlerin Gazze’de kardeşlerimize yönelik
başlatmış olduğu soykırımın üzerinden üç yıl geçti. Enkaza dönmüş şehirde bugün
bile camiler, haneler, okullar ve
hastaneler bombalanıyor. Kardeşlerimizin evleri ellerinden alınıyor, bağ ve
bahçeleri talan ediliyor, iş yerleri yakılıp yıkılıyor. Müslümanların
kutsalları çiğneniyor; çocuklar, yaşlılar, kadınlar, engelliler, hâsılı topyekûn
bir toplum, tüm dünyanın gözü önünde acımasızca katlediliyor.
Aziz Müminler!
Gazze’de
yaşanan acılar, sadece Filistinli kardeşlerimizin maruz kaldığı bir felaketten
ibaret değildir. Yeryüzündeki her bir insanın; vicdanının, ahlakının ve
onurunun sınandığı tarihi bir sınavdır. Bununla birlikte Gazze’de arşa yükselen
feryatlar; adaleti, hakkaniyeti ve merhameti şiar edinen her insanın yüreğini
dağlamaktadır. Dünyanın dört bir yanında; katliamın sona ermesi, sivillerin
korunması ve yardımların
ulaştırılması için seslerin ve tepkilerin yükselmesi ise vicdanların körelmediğini
ve insanlığın ölmediğini göstermektedir.
Muhterem Müslümanlar!
Tarih boyunca bütün zalimler aynı yanılgıya düştüler, kendilerini
yenilmez zannettiler. Ancak hakkın galip geleceğini yüzlerine haykıran birileri
daima çıkıverdi. Tıpkı Gazzeli bir yavrumuzun dediği gibi: “Evimizi yıkarsanız yenisini yaparız, okulumuzu yıkarsanız yenisini
kurarız. Biz hiçbir yere gitmiyoruz!” Evet, zulmün asla ebedî olamayacağına,
bir gün mutlaka son bulacağına insanlık daima şahit olmuştur. Zira zalimler ne kadar güçlü olurlarsa
olsunlar Yüce Rabbimizin hükmü kesindir: “…Nice
az topluluklar, Allah’ın izniyle çok kalabalık topluluklara galip gelmiştir.
Allah sabredenlerle beraberdir.”[1]
Kıymetli Müslümanlar!
Gazze, insanlığın izzet sancağını
göğe yükselten tarihi bir direnişin adıdır. Oradaki kardeşlerimiz, evlatlarının
acısıyla, canlarının endişesiyle ve yurtlarının yerle bir edilmesiyle sınanırken;
bizler de duruşumuzla ve duyarlılığımızla imtihana tabi tutulmaktayız. Gazzeli
kardeşlerimizin imtihanı sabretmekse bizim imtihanımız unutmamak, onların
imtihanı direnmekse bizim imtihanımız duyarlı olmak, onların imtihanı yoklukla
mücadeleyse bizim imtihanımız imkânlarımızı onlarla paylaşmaktır. Bununla beraber, sahip olduğumuz tüketim
gücünü de hafife almamak, boykotu gelip geçici bir tepki değil, zulme karşı
bilinçli ve ahlaki bir tavır olarak görmektir. Yüce Rabbimizin uyarısı
gayet açıktır: “Size ne oluyor da Allah
yolunda ve ‘Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize tarafından
bir sahip gönder ve bize katından bir yardımcı yolla!’ diyen çaresiz erkekler,
kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?”[2]
Kardeşlerim!
Müslümanlar; “Onlara haksız bir saldırı yapıldığında elbirliğiyle kendilerini
savunurlar”[3]
ayetine icabet edip birbirlerinin yardımına koştuklarında Mescid-i Aksâ ve
Harem-i İbrâhim Camii’ne saygısızlık yapan zalimler hezimete uğrayacak, başta Gazze ve Doğu Türkistan’daki kardeşlerimiz
olmak üzere yeryüzündeki tüm mazlumlar felaha erecektir.
Hutbemizi, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle
bitiriyoruz: “…Müslümanlar, başkalarına karşı tek bir eldir. Güçlüleri
zayıfları korur; önden gidenler geride kalanları gözetir…”[4]
5 Ekim 2026 Pazartesi
2 Ekim 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 02.10.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:CAMİ VE SOSYAL HAYAT
CAMİ VE SOSYAL HAYAT
Muhterem Müslümanlar!
Kardeşliğimizin nişanesi, bağımsızlığımızın
sembolü, imanımızın hayata yansıması olan camiler; müminleri aynı inanç ve
ideal etrafında birleştiren, aynı kıbleye yönelten kutsal mekânlardır. Her cami, bir istikamet pusulası, bir tevhit
nişanesi ve bir vahdet merkezidir. Birlik ve beraberliğimizi pekiştiren, gönüllerimizi birbirine kaynaştıran
ülfet ve muhabbet yeridir.
Aziz Müminler!
İslam medeniyetinde camiler, sadece namaz kılınan yerler olmamış, bilakis hayatın tam merkezinde yer almıştır. Şehirlerimiz, camilerin çevresinde gelişmiş; medreseler, kütüphaneler, çarşılar, hanlar, hamamlar ve vakfiyeler camilerin etrafında insanlığa hizmet etmiştir.
Cenâb-ı Hakk’ın,
“Müminlerin
erkekleri de kadınları da birbirlerinin yardımcılarıdır. Onlar; iyiliği
emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a
ve Resûlüne itaat ederler…”[1] ilahi fermanı, camilerden başlayıp toplumsal hayatın
her alanına sirayet etmiştir. Düğünlerin sevinci, camilerin yanı başında
paylaşılmış; cenazelerin hüznü, camilerde teskin olmuş; gariplerin umudu,
camiler etrafında filizlenmiş; yetimler ve kimsesizler, camilerde himaye
edilmiştir.
Kardeşlerim!
Üzülerek ifade edelim ki, günümüzde hızlı kentleşme, dünyevileşme ve bireyselleşme camilerin temsil ettiği değerlerin unutulmasına sebebiyet vermektedir. Bu durum, aynı inanca sahip gönüller arasında mesafe oluşmasına, sosyal bağların zayıflamasına ve insanların yalnız kalmasına neden olmaktadır. Oysaki bizleri huzur ve sükûnete erdirecek, kardeşliğimizi güçlendirecek en önemli yerlerin başında camilerimiz gelmektedir.
Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s), camide namaz için bir araya gelen müminlere şöyle seslenmiştir:
“Saflarınızı düzgün tutun, ayrı
durmayın ki kalpleriniz de ayrılmasın…”[2]
Kıymetli Müminler!
Her yıl, Ekim ayının ilk haftasını “Camiler ve
Din Görevlileri Haftası” olarak kutluyoruz. Bu yıl, bir farkındalık
oluşturabilmek, camilerimizin tarihi fonksiyonunu yeniden canlandırabilmek için
“Cami ve Sosyal Hayat” temasıyla haftamızı idrak edeceğiz.
Müftülüklerimiz ve din görevlilerimiz vasıtasıyla gerçekleştireceğimiz
programlarla camilerimizin sosyal hayatla olan bağının daha da güçlenmesine
katkı sunacağız. Camilerimizi; çocuklarımızın ibadet alışkanlığı kazanacakları,
gençlerimizin ders halkaları oluşturacakları, büyüklerimizin avlusunda hasbihal
edecekleri, hâsılı ailece bir arada olmanın coşkusunu yaşayacağımız sosyal
hayatın bir parçası haline getirebilmenin gayretinde olacağız.
Aziz Müslümanlar!
Geçmişten günümüze aziz milletimizin manevi imarında katkısı bulunan hocalarımızdan,
camilerimizin yapımında emeği geçen hayır sahiplerinden ve cemaatimizden
ahirete irtihal edenlere rahmet ve mağfiret, hayatta olanlara sağlık ve afiyet
diliyoruz.
