EFKAN VURAL'IN EĞİTİM KÜLTÜR ve BİLGİ SİTESİ
Efkan Vural'ın Yazıları
5 Haziran 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 05.06.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:DUYARLILIK
DUYARLILIK
Muhterem Müslümanlar!
Mutlu
bir insan, huzurlu bir toplum için gerekli olan erdemlerden biri de
duyarlılıktır. Duyarlılık, kendimiz
için istediğimiz iyilikleri başkaları için de istemektir. Sorumluluklarımızı
fark edip onları yerine getirmenin gayretinde olmaktır. Duyarlılık, insanların
can ve malını, kendi can ve malımız gibi kıymetli; insanların izzet ve şerefini,
kendi izzet ve şerefimiz gibi mukaddes bilmektir.
Aziz Müminler!
Ailemize, toplumumuza ve bütün insanlara karşı duyarlı olmak, Müslüman olmamızın bir gereğidir.
Yüce Rabbimiz,
“Ey iman
edenler! Sorumluluklarınıza dikkat edin. Siz doğru gittiğiniz takdirde yanlış
yola sapanlar size zarar veremez”[1] buyurmaktadır. Evet, nemelazımcı
ve vurdumduymaz olmak Müslümana yakışmaz. O, sorumluluklarını bihakkın yerine
getirmenin gayretinde olandır. Duyarlı bir Müslüman; anne babasına, eşine ve
çocuklarına saygı gösteren, onlara hoşgörüyle muamele edendir. Toplumsal barışı
sağlamak için kardeşlik ahlakını hayatının her alanına aktarandır. Dünyanın
neresinde olursa olsun her bir mazlumun acısını, her bir mağdurun sızısını yüreğinde
hisseden ve üzerine düşen vazifelerini yerine getirendir.
Değerli Kardeşlerim!
Müslümandan beklenen, kendisine emanet edilen dünyaya karşı da
duyarlı olmasıdır. Nasıl ki evini, işyerini ve ibadethanesini temiz tutuyor ise
tüm çevresini de aynı titizlikle temiz tutmasıdır. Müslümandan beklenen; ormanına, toprağına ve suyuna hassasiyet
göstermesidir. Yarın, ‘Ciğerlerimiz yanıyor!’ haberleriyle uyanmamak; ‘Barajlarımız
kurudu, suyumuz kalmadı!’ endişesiyle yaşamamak için bugünden gerekli tedbirleri
almasıdır.
Kıymetli Müminler!
Bütün hayatı ve ibadetleri vakit ile tanzim edilmiş Müslümandan beklenen; zamana karşı da duyarlılık göstermesi, onu boşa harcamamasıdır.
Zira çalışmak, Müslümanın şiarıdır. Onun dinlenmesi, bir işi bitirip diğerine başladığındadır.
“Mümin, bal arısına benzer. Bal
arısı gibi hep güzel, temiz, helal şeyler yer. Hep güzel şeyler üretir, hep
iyiliklerin peşinden koşar. Hiçbir şeyi ne döker, ne kırar, ne de ifsat eder”[2] hadis-i şerifi, bu
konuyu bizlere veciz bir şekilde özetlemektedir.
Aziz Müslümanlar!
Unutmayalım ki, kendimiz ve
çocuklarımız için yaşanabilir bir dünya inşa etmenin yolu; çevremize, vaktimize
ve bütün insanlara karşı duyarlı olmaktan geçmektedir.
Hutbemizi,
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz:
“Nerede olursan ol, Allah’a karşı
sorumluluğunun bilincinde ol! Bilerek veya bilmeyerek kötü bir fiil işlersen
peşinden iyi bir şey yap ki onu yok etsin. Bir de insanlara güzel ahlâkla
davran!”[3]
1 Haziran 2026 Pazartesi
29 Mayıs 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 29.05.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:FETİH RUHU VE VAKIF MEDENİYETİ
FETİH RUHU VE VAKIF MEDENİYETİ
Muhterem Müslümanlar!
Aziz milletimiz, yüce dinimiz İslam
ile müşerref olduktan sonra hak ve hakikati hâkim kılmak için mücadele etmiştir.
Bu mukaddes amaç uğruna yılmadan ve usanmadan seferden sefere, zaferden zafere
koşmuştur. Allah’ın inayetiyle nice gönülleri fethetmiş, nice beldelere barış
ve huzur götürmüştür. Bunun için, gemileri dahi karadan yürütmüş ve sonunda Allah
Resûlü (s.a.s)’in müjdesine[1] nail olup İstanbul’u fethetmiştir.
Aziz
Müminler!
Dinimizin bizlere verdiği fetih ruhu, kuru bir cihangirlik davası değildir. Bu ruh; Kur’an-ı Kerim’in rahmet ve esenlik mesajlarını, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in güzel ahlakını bütün insanlığa ulaştırma çabasıdır.
Bu ruh; Cenâb-ı Hakk’ın,
“İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden
bir topluluk bulunsun. İşte onlar, kurtuluşa erenlerdir”[2] davetine icabet
ederek, adalet ve iyiliğin dünyadaki yaşayan temsilcileri olma gayretidir. İlim
ve hikmetle yükselen bir medeniyet oluşturma azmidir.
Kıymetli
Müslümanlar!
Şanlı ecdadımız, fetih ruhunun hayata aktarılması ve kalıcı olması için gittiği her yerde vakıflar kurmuş; insanlığı, İslam’ın mesajlarıyla buluşturmak için gayret göstermiştir.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in,
“İnsanların en hayırlısı,
insanlara faydalı olandır”[3] hadis-i şerifi gereğince;
camiler, medreseler, hastaneler, kütüphaneler, aşevleri, köprüler ve çeşmeler
inşa ederek iyiliği kurumsal hale getirmiştir. Dinine, diline ve rengine
bakmadan; kimsesizlerin kimsesi, yetim ve öksüzlerin hamisi, yolda kalmışların
sığınağı, mazlumların umudu, ilim tahsil edenlerin destekçisi olmuştur. Bütün
dünyaya, merhametin ve güzel ahlakın en güzel örneklerini sunmuş, insanların
hafızalarında silinmez izler bırakmıştır.
Değerli Müminler!
Vakıflar, vakfedenlerin topluma bıraktığı
emanetleridir. Bu hususta bize düşen; vakıf
medeniyetimizi ihya etmektir. Ecdadımızın bizlere bıraktığı muhteşem vakıf eserlerini
korumak ve nesillerimize yeni vakıf mirasları
bırakmaktır.
Bu vesileyle, cennet vatanımızı bizlere emanet eden şanlı ecdadımıza,
şehitlerimize ve ahirete irtihal eden gazilerimize Yüce
Rabbimizden rahmet diliyoruz. Cenâb-ı Hak, vakıflara öncülük edenlerden, destek
verenlerden ve geleceğe aktarılması için çalışanlardan razı olsun.
Hutbemizi, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in
hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz: “Kim,
güzel bir işe öncülük ederse hem kendi yaptığının sevabını hem de kendisinden
sonra o işi yapanların sevaplarını alır. Üstelik onların sevaplarından da bir
şey eksilmez...”[4]