3 Nisan 2026 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

Diyanet İşleri Başkanlığının03.04.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:CUMA VE ÜMMET BİLİNCİ

                               CUMA VE ÜMMET BİLİNCİ



                    

Muhterem Müslümanlar!

Bugün Cuma… Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in buyurduğu üzere, 

“Güneşin üzerine doğduğu en hayırlı gün, Cuma günüdür...”[1] Bugün, biz müminlerin haftalık buluşma günüdür. Birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin perçinlendiği müstesna bir zaman dilimidir.

Aziz Müminler!

Cuma günü yerine getirmemiz gereken sorumlulukların başında Cuma namazını eda etmek gelmektedir. 

Yüce Rabbimiz, 

“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır”[2] buyurmaktadır. Bu çağrı, sadece bedenlerin bir mekânda toplanması için değil; ruhların kaynaşması, kalplerin aynı hakikatle bütünleşmesi içindir. Bu çağrı, omuzların birbirine değdiği gibi gönüllerin de birbirine dokunması içindir. Bu çağrı; dilleri, renkleri, mezhepleri, makamları ve mevkileri farklı olan bütün müminlerin, bir duvarın tuğlaları gibi birbirine destek olmalarını hatırlatmak içindir.

Değerli Müminler!

Cuma namazına yapılan çağrı, Müslümanlara; ayrılıkları bir kenara bırakıp vahdeti kuşanmayı, tefrikadan uzaklaşıp birbirlerine tutunmayı, yani ümmet olmayı öğretmek içindir. Bu çağrı; sohbet ve hutbeyi, başlarının üzerinde bir kuş varmış da kıpırdayınca uçup gidecekmiş gibi dinleyen[3] sahâbe-i kirâmın örnek hayatına işaret içindir. Ve bu çağrı; İslam’ın hak ve hakikatlerini, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in rahmet yüklü mesajlarını dünyanın her köşesine ulaştırmamız içindir.

Kıymetli Müslümanlar!

Cuma günü Allah’ın divanına durmak için bedenine, elbisesine ve kokusuna özen gösteren müminler; sosyal hayatta da söz ve davranışlarına özen göstermeli, birbirlerine sırt çevirmemelidir. Birbirlerinin dertlerine derman, sıkıntılarına çare olmalı; kısır çekişmelere girmemeli, sığ anlayışlara mahkûm olmamalıdır. Cuma namazını eda etmek üzere cami ve mescitlerde bir araya gelen ve aynı kıbleye yönelen ümmet-i Muhammed; cami dışında da saflarını sık tutmalı, zorluklar karşısında beraberce sabır göstermelidir. Düşmanlarına karşı yekvücut olmalı; camisine, mescidine, kıblesine, yurduna sahip çıkmalıdır.

Aziz Müslümanlar!

Savaşların ve acıların yaşandığı, insanlığın barışa hasret kaldığı, zalimlerin Mescid-i Aksâ’da secdeyi engellediği şu günlerde bizlere düşen; Cuma ve ümmet bilincini diri tutmaktır. Zihinlerimizi ve gönüllerimizi aynı inançta, aynı duyguda ve aynı idealde buluşturmaktır. Cuma gününü; kardeşlik ahdimizi yenilememize, bir vücudun azaları gibi kenetlenmemize, dirliğimize ve dayanışmamıza vesile kılmaktır. Birlikte rahmetin, ayrılıkta azabın olduğunu unutmamaktır.

Cumamızı tebrik ediyor, hutbemizi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifiyle bitiriyoruz: “Kim güzelce abdest alıp Cumaya gelir, hutbeyi can kulağıyla dinlerse, o Cuma ile gelecek Cuma arasındaki günahları affolunur...”[4]



[1] Müslim, Cum’a, 18.

[2] Cuma, 62/9.

[3] Ebû Dâvûd, Tıb, 1.

[4] Müslim, Cum’a, 27.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

30 Mart 2026 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

              Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


                   *   وَلَا تَقُولَنَّ لِشَا۬يْءٍ اِنّ۪ي فَاعِلٌ ذٰلِكَ غَدًاۙ

         اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُۘ وَاذْكُرْ رَبَّكَ اِذَا نَس۪يتَ وَقُلْ عَسٰٓى                  

                     اَنْ يَهْدِيَنِ رَبّ۪ي لِاَقْرَبَ مِنْ هٰذَا رَشَدًا


 Allah'ın dilemesine bağlamadıkça (inşâallah demedikçe) hiçbir şey için «Bunu yarın yapacağım» deme. Bunu unuttuğun takdirde Allah'ı an ve: «Umarım Rabbim beni, doğruya bundan daha yakın olan bir yola iletir» de.

                        Kehf Sûresi(18) 24. Ayet

İYİ İNSAN OLMAK

 Önce, iyinin ne demek olduğunu söyleyelim.

İyi; güzel ve sağlam olan ,beğenilen, faydalı olan, istenilen, ahlaka uygun olumlu ve hoş olan şeyler, kötü olan şeylerin zıddı iyi olan şeyler.

İnsan ise;kültürel bir çevrede yaşayan, düşünen, konuşan, evreni algılayıp biçimlendirebilen, en gelişmiş zekaya sahip  canlı türü. Biyolojik, psikolojik, sosyal ve kültürel yönleri olan insan, hem yapıcı hem de yıkıcı özellikler barındıran, değerler üretebilen karmaşık bir varlıktır.

İnsan karmakarışık bir varlıktır. Çok iyi ola bilen bir insan bir anda çok kötü olabiliyor. İnsan,karmakarışık bir varlıktır.

Aslında insan canlılar içinde en üstün özelliklerle yaratılmıştır.

İnsan akıl,ruh,kalb ve beden den ibarettir.İnsanın ayrılmaz önemli bir özelliği de nefis sahibi olmasıdır.

İnsanı erdemli ve iyi yapan şey onun güzel ahlakıdır.

Nefsini yenen insan akıl ve kalbini iyi kullandığında ilahi mesaja da kulak verdiğinde onun yaşamı iyi insan olarak devam etmektedir.Tamamen nefsinin arzularına teslim olan insan iyi olmayan yollara sapmaktadır.

Allah insanı en güzel biçimde yaratmıştır. "Eşrefi mahlukat" İnsan en şerefli mahlukattır. Ama insan kendini en aşağılara indirgemektedir.

Esfeli safilin" aşağıların en aşağısı olabiliyor.

Peki iyi insan kimdir;Yada İyi insan nasıl olur;

İyi bir insanın özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:


27 Mart 2026 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) şöyle buyurur: 

             "Zenginlik; mal çokluğu ile değil, göz tokluğu iledir." 

                       (Buhârî, "Rikâk", 15)

Diyanet İşleri Başkanlığının 27.03.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:TEVEKKÜL

                                          TEVEKKÜL




Muhterem Müslümanlar!

Yüce dinimiz İslam’ın hayatımızın her alanına yansıtmamızı emrettiği ilkelerden biri tevekküldür.

Tevekkül; Müslümanın, sorumluluklarını hakkıyla yerine getirip Allah’ın rahmet ve merhametine sığınmasıdır. Üzerine düşen tedbirleri alıp Allah’ın takdirini beklemesidir. Meşru isteklerine ulaşmak için sebeplere sarılması, aklını ve iradesini doğru yönde kullanması, Allah’a güvenip dayanmasıdır.

Aziz Müminler!

Tevekkül, bir ebeveynin; Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, “Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunamaz”[1] buyruğuna uyarak evlatlarına güzel örnek olması, daha sonra onlardan erdem ve fazilet beklemesidir.

 Bir gencin, 

“Yaptığınız işi güzel yapın. Allah işini güzel yapanları sever”[2] ilkesi gereğince geleceğini; ilim, sanat ve meslek çerçevesinde şekillendirmesi, sonra Allah’tan başarı istemesidir.

Kıymetli Müslümanlar!

Kimi zaman tevekkül; bir tüccarın, ölçüyü ve tartıyı eksiksiz yaptıktan sonra Allah’tan hayırlı kazanç dilemesi olarak karşımıza çıkar.

 Kimi zaman da tevekkül; bir çiftçinin toprağı doğru işleyip, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in,

“‘Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. Sadece Allah’a tevekkül ettik.’ deyiniz”[3] hadis-i şerifi gereğince hasadın bereketini Allah’a havale etmesi olarak hayata yansır.

Değerli Müminler!

Tevekkül, tembelliğin sığınağı, miskinliğin bahanesi değil, uyanışın ve kendine gelmenin vesilesidir. Allah’ın yardımını ümit ederek fiili duada bulunmak; zamanın gereklerine uygun bilgi ve teknoloji üretmektir. Zaferlerin emeksiz elde edilemeyeceği bilinciyle düşmanları caydıracak güce ulaşmak için gayret etmek, Cenâb-ı Hak’tan nusret ve inayet dilemektir.

Aziz Müslümanlar!

“Allah’ın dediği olur” kanaatiyle tedbiri elden bırakmak, “Kaderde ne varsa o gelir başa” anlayışıyla sorumlulukları ihmal etmek, “Nasıl olsa Allah rızkımı verir” düşüncesiyle çalışmayı terk etmek, İslam’ın tevekkül anlayışında kendisine asla yer bulamaz. Müslümana düşen; ‘Tedbir kuldan, takdir Allah’tan’ şuuruyla gecesini gündüzüne katarak çalışmaktır. 

Yüce Rabbimizin bu husustaki uyarısı gayet açıktır: 

“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve çalışmasının karşılığı ileride mutlaka görülecektir.”[4]

Kıymetli Kardeşlerim!

Kalplerimizin huzur bulabilmesi için hayatımızın her alanında; okurken, çalışırken, ailemizin rızkını temin ederken, zorluklara karşı mücadele verirken tevekküle ihtiyacımız vardır. Zaman, kendimize gelme ve tevekkül anlayışımızı gözden geçirme zamanıdır. Vakit, çalışmayı, üretmeyi ve mücadeleyi hayatımızın vazgeçilmez bir parçası kılma vaktidir.

Hutbemizi İstiklal Şairimizin şu veciz sözleriyle bitiriyoruz:

Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol,

Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol!



[1] Tirmizî, Birr, 33.

[2] Bakara, 2/195.

[3] Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 8.

[4] Necm, 53/39, 40.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

24 Mart 2026 Salı