EFKAN VURAL'IN EĞİTİM KÜLTÜR ve BİLGİ SİTESİ
Efkan Vural'ın Yazıları
24 Mart 2026 Salı
23 Mart 2026 Pazartesi
Diyanet İşleri Başkanlığının 20.03.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:HAYATI RAMAZAN KILMAK
HAYATI RAMAZAN KILMAK
Muhterem
Müslümanlar!
Yüce
Rabbimiz, bu yıl aynı günde iki bayramı bizlere ikram etti. Ramazan Bayramının
ilk gününü idrak ederken, biz müminlerin bayramı Cuma namazını eda etmek üzere
bir aradayız hamdolsun.
Aziz Müminler!
Ramazan-ı şerif, maddi ve manevi pek çok güzelliği elde ettiğimiz bir
mektep idi. Bu mübarek ayda; camilerimiz cemaatle, gönüllerimiz muhabbet ile
dolup taştı. Tekbir ve salavatların yükseldiği kubbelerimiz altında ümmet-i
Muhammed olmanın coşkusunu hep birlikte yaşadık. Sahurla bereketlendik. Oruç
ile ruhlarımızı arındırdık. Kur’an-ı Kerim ile gönüllerimizi nurlandırdık. Teravih ve
teheccüd namazlarıyla gecelerimizi huzura erdirdik. Zekât ve fitrelerimizle
paylaşmanın ve yardımlaşmanın sevincini yaşadık. Geçmişin muhasebesini yaptık,
hata ve günahlarımız için Cenâb-ı Hak’tan bağışlanma diledik.
Kıymetli Müslümanlar!
Allah’ın razı olduğu bir kul, insanların hoşnut olduğu bir Müslüman
olmanın yolu, hayatı Ramazan kılmakla mümkündür. Hayatı Ramazan kılmak ise; Kur’an-ı
Kerim’i okumaya, onun istediği gibi bir mümin olmaya gayret göstermekle olur.
Hayatı Ramazan kılmak; Rabbimizin zikrini dilimize ve kalbimize
yerleştirmekle, zikrin en büyüğü olan namazlarımızı eda etmekle olur. “Kim, Ramazan orucunu tutar ve
ona Şevval ayından altı gün daha eklerse, bütün yıl oruç tutmuş gibidir”[i] hadis-i şerifi gereğince içinde bulunduğumuz Şevval ayında oruç
tutmakla olur.
Değerli Müminler!
Hayatı Ramazan kılmak; yıl boyunca ihtiyaç sahiplerini, yetim ve
öksüzleri gözetmekle, iyiliği yeryüzüne hâkim kılmak için çaba sarf etmekle
olur. Etrafımızı ateş çemberine çevirmek isteyenlere karşı feraset ve basireti
kuşanmakla, birlik ve dirlikle olur.
Hayatı Ramazan kılmak; ticaretimizi helal kazançla bereketlendirmekle
olur. Ailemizde sevgi ve merhameti, sosyal hayatta adalet ve hakkaniyeti hâkim
kılmakla olur. Hâsılı hayatı Ramazan kılmak; elimizi, belimizi ve dilimizi
muhafaza ettiğimiz bir ömür sürmekle olur. Yüce Rabbimiz böyle bir hayatı sürdürenlere
şu müjdeyi vermektedir: “‘Rabbimiz
Allah’tır’ deyip sonra da istikamet üzere yaşayanlara korku yoktur ve onlar
üzülmeyeceklerdir. Onlar cennetliktir. Yapmakta olduklarına karşılık, orada ebedi
kalacaklardır.”[ii]
Aziz Müslümanlar!
Şu hususu unutmayalım ki; Ramazan
mektebinde alınan eğitim, bir ömre aktarıldığında gerçek anlamını kazanacaktır.
Hutbemizi; Sevgili
Peygamberimiz (s.a.s)’in, ‘Allah’ın en sevdiği amel nedir?’ diye soran kişiye
verdiği şu cevapla bitiriyoruz: “Allah katında amellerin en sevimlisi az da olsa devamlı
olanıdır.”[iii]
Diyanet İşleri Başkanlığının 20.03.2026 Tarihli Ramazan Bayramı Hutbesi:RAMAZAN BAYRAMI
RAMAZAN BAYRAMI
Muhterem
Müslümanlar!
Bugün
Ramazan Bayramı. Bir yandan Ramazan-ı şerifi idrak etmenin huzurunu diğer
yandan bayrama kavuşmanın sevincini yaşamaktayız.
Bayramlar; birlik ve beraberlik günleridir. Sevgili
Peygamberimiz (s.a.s), “Birbirinizle ilgi ve alakayı kesmeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin.
Birbirinize kin beslemeyin. Birbirinize haset etmeyin. Ey Allah’ın kulları!
Kardeş olun”[1] buyurarak bizleri
kardeşliğe davet etmektedir. Ümmet-i
Muhammed olarak bizler de aramızdaki küskünlükleri
sonlandırabilir, ayrılık ve gayrılığı bir tarafa bırakabilirsek; bayramın
neşe, sevinç ve mutluluğunu daha fazla hissedebiliriz. Aramıza fitne ve fesat tohumları ekmek isteyenlere
karşı uyanık olur, gönlümüzü
birbirimize samimiyetle açabilirsek her günümüzü bayram kılabiliriz.
Aziz Müminler!
Bayramlar; ailece bir
arada olduğumuz, aynı havayı soluduğumuz, sevgi ve muhabbeti paylaştığımız özel
günlerdir. Anne-babamızın hoşnutluğunu kazandığımız, ellerini öpüp
hayır dualarını aldığımız bereket günleridir.
Bayramlar; Allah
Resûlü (s.a.s)’in, “Ey insanlar! Selâmı aranızda yayın, yemek
yedirin, akrabalık bağlarınızı gözetin, insanlar uykuda iken namaz kılın ve selametle
cennete girin”[2] tavsiyesine uyarak akrabalık ve komşuluk hukukumuzu gözettiğimiz günlerdir.
Kıymetli Müslümanlar!
Bayramlar; millet
olarak Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, “Kim,
bir kardeşinin ihtiyacını giderirse Allah da onun ihtiyacını giderir”[3]
müjdesine nail olmak umuduyla ihtiyaç
sahiplerinin sıkıntılarına çare, darda kalanların yaralarına merhem, zulüm
altındaki kardeşlerimizin dertlerine derman olduğumuz
günlerdir.
Bayramlar; aynı zamanda
mukaddes değerler uğruna canından geçen aziz şehitlerimizin, ahirete göç
eden kahraman gazilerimizin, bu günlere gelmemize vesile olan geçmişlerimizin kabirlerini ziyaret edip onlar için
dua ettiğimiz günlerdir.
Değerli Müminler!
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in,
Uhud Savaşından sonra yetim kalan bir çocuğa, “Ben
senin baban, Âişe de annen olsun istemez misin?”[4] örneği,
yetimlere karşı davranışımızı belirlemektedir. Bugün, bizler de Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in güzel ahlakını
kuşanarak yetim ve öksüzlere kol kanat gerelim, onların bayram sevinçlerini
paylaşalım. Küçüğüyle büyüğüyle, genciyle yaşlısıyla, hastasıyla
sağlıklısıyla, yetim, öksüz ve tüm çocuklarıyla bayramı hep birlikte
birbirimize bayram kılalım.
Aziz Müslümanlar!
Mescid-i Aksâ günlerdir kapalı. Zalimler,
harîm-i ismetimiz olan Mescid-i Aksâ’nın dokunulmazlığını hiçe saymaktadır.
Ancak şu husus unutulmamalıdır ki; mabetlere el uzatılamaz, saygınlığına halel
getirilemez, içinde ibadet edilmesine yasak konulamaz. Dolayısıyla Mescid-i
Aksâ derhal açılmalıdır. Müslümanlar, kendi camilerinde hür bir şekilde
ibadetlerini eda etmelidir. Bu hususta Yüce Rabbimizin uyarısı gayet açıktır: “Allah’ın mescitlerinde O’nun adının
anılmasına engel olan ve onların harap olması için çalışandan daha zalim kim
olabilir?”[5]
Bu vesileyle başta Mescid-i Aksâ olmak üzere, mazlum
coğrafyaların, zulüm altında inleyenlerin, yurtsuz kalmış bütün insanların daha
güzel günlere kavuşması temennisiyle Ramazan Bayramımızı tebrik ediyoruz.
Hutbemizi Yüce Rabbimizin şu
ayet-i kerimesi ile bitiriyoruz: “Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak
koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak
komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin.
Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.” [6]
15 Mart 2026 Pazar
KADİR GECESİ VE RAMAZAN BAYRAMI
KADİR GECESİ VE RAMAZAN BAYRAMI
Peygamber Efendimiz tarafından Ramazan ayının son on gecesinde aranması
tavsiye edilen Kadir Gecesi bütün İslam dünyasında ve ülkemizde 27. gece kabul
edilerek kutlana gelmiştir. Fakat Ramazanın yirmisinden sonraki geceleri, her
biri Kadir Gecesi imiş gibi düşünmek ve kıymetlendirmeye çalışmak uygun olur.
Zaten gizlenmesinin hikmeti de müslümanların Ramazan gece ve gündüzlerini daha
iyi değerlendirmeye teşviktir.
Kur’an’ın ifadesine göre Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Bin ay
yaklaşık seksen üç yıl eder.Bu bakımdan kadir gecesini iyi değerlendirmeliyiz.
Kur’anın bu gecede indirilmesi nedeniyle, Kadir gecesinin bin aydan daha
hayırlı olduğu bildirilmektedir. Bu durumda geceyi değerli kılan Kur’an’dır. Bu
bakımdan Kur’an’ önem vermeliyiz,Kur’an’ı öğrenmeliyiz, özellikle Kur’an-ı
Kerim’in anlamına vakıf olmalıyız. Bunun içinde Kur’an’ın Türkçe mealini
okumalıyız. Gerek duyulan ayetlerin de tefsirlerine bakmalıyız.
Bu gecenin başlıca özellikleri şunlardır.
1-
Sevgili Peygamberimize gönderilen en büyük mucize olan
Kur’an-ı Kerim bu gece indirilmiştir.
2-
Bu gecede bin aydan daha hayırlıdır.
3-
O yıl içinde meydana gelecek şeyler hakkındaki Allah’ın ezeli
takdiri bu gece meleklere açıklanır ve duyurulur. Bu sebeple bu gece; “hüküm
gecesi” diye yorumlanmıştır.
4-
Kadri kıymeti çok olması dolayısıyla “şeref ve azamet gecesi”
diye yorumlanmıştır.
5-
O gece meleklere yeryüzü dar geldiği için; “tazyik gecesi”
diye yorumlanmıştır. Ancak buradaki tazyik ve sıkışıklıktan maksat değerli ve
hayırlı işlerin ortaya çıkmasıdır.
6-
Çok kıymetli bir gece olduğu için “ K a d r ” kelimesi,
Kur’an-ı Kerim’de bir sureye ad olmuştur. Bu geceyi iyi değerlendirmek gerekir.
Bunun
için de ;
1-Bu gecelerde ibadet edilmeli: Geçmiş namazlar kaza
edilmeli, geçmiş namazı olmayanlar nafile namaz kılmalı.
2-Kur’an, okunmalı, Kur’an okuyanlar dinlenmeli, Kur’an’ın
anlamı (emir ve yasakları) üzerinde düşünmeli. Kur’anı Türkçe mealinden
okumalı.
3-Bol bol dua edilmeli
4-Tevbe-istiğfar edilmeli, günahlardan arınmak için Yüce
Allah’a yalvarılmalı.
5-Zikr ve tefekkür edilmeli; Cenab-ı Hakk’a olan iman, sevgi
ve bağlılıklar tazelenmeli.
6-Dini öğütlere kulak verilmeli.
7- Bu geceden sonra yaşadığımız sürece Kur’an’a bağlı
kalacağımıza, O’nun mealini sürekli okuyacağımıza ve Kur’an’ın sunduğu bilgiye uygun
olarak iman etmeye ve İslamı yaşamaya gönülden söz vermeliyiz.
Bu geceye adını veren Kadir suresinin anlamı şöyledir:
Bismillahirrahmanirrahim
Rahman
ve Rahim olan Allah’ın adıyla.
1.
Doğrusu, Biz, Kuran'i kadir gecesinde indirmişizdir.
2.
Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?
3.
Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır.
4.
Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler.
5.
O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir. Evet, her geceyi kadir
gecesi,her günü Cuma, her ayı da Ramazan ayı gibi düşünerek hareketlerimizi
düzenlemeliyiz…
Ramazan Bayramı
Ramazan ayı
denildiğinde akla ilk gelen şey oruçtur.Bir ay boyunca oruç tutulur. Nefsi
arzuları bir kenara koyarak, Kur’an’ı Kerim okuyarak, zikrederek, selavat
getirerek, teravih namazını kılarak, fitreyi vererek, günlerini iyilik ve
fazilet üzerine geçirerek bir ay sabreden Müslümanlara Allah’ın bahşettiği
Ramazan Bayramı sevinç ve coşkunun yaşandığı, kardeşlik duygularının
kabardığı,sevgi ve saygının öne çıktığı bir gündür.
Bayramlar vesilesiyle
dargınlıklara son vermeli, sırf Allah rızası için tanıdığımız veya
tanımadığımız kimselerle bayramlaşmalı, hal ve hatırları sorulmalı. Bayram
günlerinde İslam kardeşliği bir kez daha önem kazanır.
Sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v) şöyle buyurur:
“Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz.” (Buhari.nikah.45.)
Sevgi barış ve kardeşliğin öne çıktığı bayram günleri dışında da bu güzel hasletleri devam ettirmeliyiz. Birbirimizi Allah için sevmeliyiz.
Peygamberimiz
şöyle buyurmaktadır:
“Mü’min olmadıkça
cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de Mü’min olamazsınız…”
(Müslim,İman, 93.) Kendimiz için istediğimizi din kardeşimiz için de
istemeliyiz.
Sevgili
peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v) şöyle buyurur :
Hiç biriniz kendi nefsi
için istediğini (Mü’min ) kardeşi için de istemedikçe (tam) Mü’min olamaz.”(Buhari,İman, 7) Başka
bir hadiste ise peygamberimiz şöyle buyurmaktadır:
“Müslüman müslümanın kardeşidir, ona hiyanet etmez,yalan
konuşmaz ve onu sahipsiz bırakmaz. Müslümanın her şeyı ; ırzı malı ve kanı
müslümana haramdır…”
(Müslim ,birr ve sıla, 32.) Bayram dolayısıyla küs ve dargınlıkarı
sonlandırmalı, barış ve sevgi içinde yaşamalıyız. S
evgili
Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır:
“ Bir müslümana kardeşine üç günden fazla küsmesi helal olmaz. (Buhari, edeb,
57-62.)
Evet bayram
günlerinde şunları yaparsak Allah’ın rızasını kazanmış oluruz:
1-
Bayram
namazını kılmak,
2-
Bayram
namazı sonrasında cemaatle bayramlaşmak,
3-
Bayramlaşırken
selavat getirmek,
4-
Çocukları
ve yetimleri sevindirmek,
5-
Ailemizle
bayramlaşmak, aile fertleri arasında sevgi ve saygıyı artırmak,
6-
Komşu
ve akrabalarla bayramlaşmak,
7-
Hastaları ziyaret etmek, onlarla bayramlaşmak,
Engelli kardeşlerimizi ihmal etmemek.
8-
İkramda
bulunmak,
9-
Mezarlıkları
ziyaret etmek, Ölümü düşünmek,
10-
Dargınları
barıştırmak,
11-
Bayram
vesilesiyle sevgi,barış,kardeşlik ve höşgörüyü yaygınlaştrmak ve bayram
sonrasına taşımak. Ramazan bayramını tebrik eder, Milletimize ve tüm İslam
alemine hayırlara vesile olmasını Yüce Allahtan dilerim. Nice bayramlara…….
Efkan VURAL