EFKAN VURAL'IN EĞİTİM KÜLTÜR ve BİLGİ SİTESİ
Efkan Vural'ın Yazıları
5 Eylül 2026 Cumartesi
Diyanet İşleri Başkanlığının 03.09.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:PEYGAMBERİMİZ VE GÜZEL AHLAK
PEYGAMBERİMİZ VE GÜZEL AHLAK
Ey Fahr-i Kâinat Efendimiz!
Veladetinin sene-i devriyesinde,
“Ne mutlu beni görmeden iman edenlere”[1]
diyerek müjdelediğin kardeşlerin olmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz.
Bizleri ümmetin olmakla şereflendiren Yüce Rabbimize sonsuz hamd ve sena
ediyoruz. Salât ü selâm, tahiyyât ü ikrâm, her türlü ihtirâm sana, âline ve
ashabına olsun.
Aziz Müminler!
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), Cenâb-ı Hakk’ın
“Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin”[2] övgüsüne mazhar olan, ilahî mesajın nasıl hayat bulacağını gösteren bir kılavuzdur. Ve onun ahlakı, yaşadığı çağda kalan ya da uzaktan hayranlık duyulan bir örneklikten ibaret değildir. Efendimiz (s.a.s)’in rahmet mesajlarında bütün insanlık için hikmetler vardır.
Nitekim Peygamberimiz (s.a.s) buyurdular ki: “Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.”[3]
Yine buyurdular ki: “Doğruluktan ayrılmayın. Çünkü doğruluk iyiliğe, iyilik de cennete götürür… Yalandan sakının! Çünkü yalan insanı kötülüğe, kötülük de cehenneme götürür…”[4]
Ve yine buyurdular ki: “Her dinin kendine özgü bir ahlakı vardır; İslam
ahlakının özü hayâdır.”[5]
Kıymetli Müslümanlar!
Allah Resûlü (s.a.s), iki cihan saadetinin yolunu
“Kıyamet gününde müminin terazisinde güzel ahlaktan daha ağır bir şey olmayacaktır”[6] hadis-i şerifleriyle göstermiştir. İman ile ahlakın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini,
“İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerçek manada iman etmiş olmazsınız”[7] sözleriyle vurgulamıştır.
Toplumsal huzur ve barışı sağlamanın yöntemini ise, “Birbirinizden
nefret etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey
Allah’ın kulları, kardeş olun”[8]
uyarısıyla bizlere öğretmiştir.
Değerli Müminler!
Ailede, eğitimde, iş ve ticarette, hâsılı hayatın her alanında insanlığı iyiliğe ulaştıracak tüm hasletleri Resûl-i Ekrem (s.a.s) haber vermektedir.
“İçinizden Allah’ın lütfuna ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar,
Allah’ı çokça zikredenler için hiç şüphe yok ki, Resûlullah’ta güzel bir
örneklik vardır”[9] ayet-i kerimesi, bu hakikati bizlere hatırlatmaktadır. O, işçiye hak ettiği ücreti teri kurumadan ödememizi emretmekte,[10]
komşumuz açken tok olarak uyumaktan bizleri nehyetmektedir.[11]
“Bir yetimin başını okşadın mı? Bir muhtacı doyurdun mu? Bir hastayı ziyaret
ettin mi?” gibi sorularla da ahlaki sorumluluklarımızı bizlere hatırlatmaktadır.
Aziz Müslümanlar!
Bugün; maddeyi önceleyip manayı öteleyen, görünür olmayı yegâne hedef hâline
getiren, fâni olanı bâkiye, yalanı hakikate tercih eden anlayış, hepimizi
derinden etkilemektedir. Böylesi bir ortamda artık kendimizle yüzleşmeliyiz.
Peygamberimiz (s.a.s)’in güler yüzü, nazik tabiatı, ince
ve hassas ruhu ile temsil ettiği nebevî ahlakını hayatımıza yansıtmalıyız.
Unutmayalım ki; insan onuruna layık bir hayat yaşamanın
yolu, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in cihanşümul ahlakını tanımaktan ve ona
sımsıkı sarılmaktan geçmektedir.
Yüce Rabbimizden niyazımız, Resûl-i
Ekrem (s.a.s)’in şu duasıdır:
“Allah’ım! Beni güzel ahlaka eriştir. Senden başka güzel ahlaka eriştirecek
yoktur. Kötü ahlakı benden uzaklaştır. Senden başka kötü ahlakı benden
uzaklaştıracak yoktur.”[12]
[1] İbn Hanbel, III, 155.
[2]
Kalem, 68/4.
[3]
Müslim, Birr, 34.
[4]
Müslim, Birr, 105.
[5] İbn Mâce, Zühd, 17.
[6] Tirmizî,
Birr, 62.
[7] Müslim,
Îmân, 93.
[8]
Buhârî, Edeb, 62.
[9]
Ahzâb, 33/21.
[10] İbn
Mâce, Rühûn, 4.
[11] İbn
Ebû Şeybe, Musannef, Îmân ve rü’yâ, 6.
[12]
Müslim, Müsâfirîn, 201.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
2 Eylül 2026 Çarşamba
28 Ağustos 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 28.08.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:VATAN SEVGİSİ
VATAN
SEVGİSİ
Muhterem Müslümanlar!
Millet olarak, Malazgirt Zaferi’nin 955, Büyük Taarruz’un 104’üncü
yıl dönümünü idrak ediyoruz. Malazgirt’ten Büyük
Taarruz’a uzanan şanlı tarihimiz, yüce milletimizin vatanına, istiklal ve
istikbaline olan bağlılığının en büyük nişanelerindendir. Aziz vatanımız; Malazgirt Destanıyla
bizlere yurt olmuş, İstanbul’un fethiyle Anadolu’daki hâkimiyetimiz perçinlenmiş,
Büyük Taarruz’la da düşmanlara geçit verilmeyeceği tüm dünyaya ilan edilmiştir.
Kıymetli Kardeşlerim!
Bir
insan için, en kıymetli varlıklardan biri de üzerinde özgürce yaşadığı vatan
toprağıdır. Vatanı korumak öyle kutsaldır ki onun uğruna canını verenler,
şehadetle ödüllendirilmiştir. Çünkü vatanımız varsa devletimiz vardır,
kimliğimiz vardır, onurumuz vardır. Vatanımız varsa yuvamız vardır, işimiz
vardır, aşımız vardır. Vatanımız varsa huzurumuz vardır, güvenliğimiz vardır, geleceğimiz
vardır.
Değerli Müslümanlar!
Vatan sevgisi medeniyetimizde imandan bir parça olarak
görülmüştür. Vatan sevgisinden maksat ise;
istiklalimizin
sembolü bayrağımıza, kardeşliğimizin nişanesi ezanlarımıza, bizi millet kılan mukaddes
değerlerimize sahip çıkmaktır. Vatanı sevmek; yeri geldiğinde “Ellerinizle, dillerinizle
ve mallarınızla cihad edin”[1]
nebevi emrine gönülden bağlanmaktır. Vatanı sevmek, işimizi en doğru ve en güzel
şekilde yapmak; dürüstlüğün ve adaletin hâkim olduğu bir toplum inşa etmektir.
Kıymetli Müminler!
Tarih boyunca gittiği her yere huzur ve
barışı götürmüş bir milletin evlatları olarak, bizler biliyoruz ki; düşmanlarımız,
vatanımıza göz dikmekten geri durmamışlardır. Zaman değişse, zulüm farklı
kisvelere bürünse, fitne başka adlarla anılsa da, hak ile batılın mücadelesi son bulmamıştır. Ancak bizler inanıyoruz ki, “Gevşeklik
göstermeyin, üzülmeyin; eğer inanmışsanız şüphesiz en üstün olan sizsiniz”[2]
buyruğuna sarılırsak; vatanımıza, milletimize ve dirliğimize yönelik
oyunlara karşı uyanık olursak, Allah tuzak kuranların tuzaklarını başlarına
geçirecek,[3]
Hak galip gelecek, batıl yok olacaktır.[4]
Aziz Müslümanlar!
Yüce Rabbimizden niyazımız; milletimizin
birlik ve beraberliğini daim, devletimizi kaim, ülkemizi ilelebet huzur ve
esenlik yurdu kılmasıdır. Cenabı-ı Hak, bu toprakları bize vatan kılan aziz
şehitlerimize ve ahirete göç eden kahraman gazilerimize rahmet eylesin.
Hutbemizi, Âl-i İmrân suresinde yer alan bir
ayet-i kerimenin mealiyle bitiriyoruz: “Ey iman edenler! Sabredin; düşman
karşısında sebat gösterin; cihad için hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’tan korkun
ki başarıya erişebilesiniz.”[5]