30 Ekim 2026 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

Diyanet İşleri Başkanlığının 30.10.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:BİRLİK VE BERABERLİK

                                       BİRLİK VE BERABERLİK




Muhterem Müslümanlar!

Bir gün, Resûl-i Ekrem (s.a.s), ashâbına şöyle buyurdu: “Allah’ın peygamber ya da şehit olmayan öyle kulları vardır ki kıyamet gününde Allah’a yakınlıkları sebebiyle, peygamberler ve şehitler onlara gıpta ederler.” 

Ashâb-ı kiram, ‘Ya Resûlallah! Bunlar kimlerdir?’ diye sorunca Rahmet Elçisi (s.a.s), “Bunlar, aralarında akrabalık bağı ya da herhangi bir menfaat bulunmayıp sırf Allah için birbirlerini sevenlerdir”[1] cevabını verdi.

Aziz Kardeşlerim!

Bizleri ayakta tutan, hayatın zorluklarına karşı koruyan ve yarınlara güvenle taşıyan en büyük gücümüz birlik ve beraberliğimizdir. Ortak bir inanca, müşterek değerlere ve birlikte yaşama iradesine sahip oluşumuzdur. En büyük gücümüz, kalplerimizi aynı duygular etrafında birleştirmek, birbirimizin sevinç ve kederlerini paylaşmaktır.

Kıymetli Müminler!

Cumhuriyetin ilanının 103. yıl dönümünde şu hakikati bir kez daha dile getirelim ki, bizler; hür olmanın onuruyla yaşadığımız vatanımızı birlik ve beraberliğimiz sayesinde kendimize yurt kıldık. İstikbalimizin şahidi ezanlarımızı kardeşlik bağımızla semalarda yankılattık. İstiklalimizin sembolü bayrağımızı el ele vererek göklerde dalgalandırdık. Aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin emaneti olan mukaddes değerleri, tek yürek oluşumuz sayesinde koruduk. İhanet, fitne ve fesat hareketlerinin karşısında yekvücut durarak huzurumuzu muhafaza ettik.

Kıymetli Aileler! Sevgili Gençler!

Şanlı ecdadımızın büyük bedeller ödeyerek bize vatan kıldığı bu topraklarda birlik ve beraberliğimizi korumak, istisnasız hepimizin vazifesidir. Zira dayanışma ruhunu diri tutan milletler, en çetin imtihanlardan başarıyla çıkmışlar, ayrılığa düşenler ise tarih sahnesinden silinip gitmişlerdir. 

Yüce Rabbimiz, 

“Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir yapı gibi saf bağlayarak çarpışanları sever”[2] buyurarak, hak yolunda omuz omuza durmamızı istemektedir. Dolayısıyla eli kalem tutanlar yazdıklarıyla, dili kelam edenler söyledikleriyle, herkes duasıyla birlik ve beraberliğimize katkı sunmalıdır. Aileler, evlatlarını dinine, milli ve manevi değerlerine bağlı bir şekilde yetiştirmelidir. Gençler de vatanına, milletine, bayrağına ve kutsallarına sahip çıkarak geleceğimizi inşa etmelidir.  

Aziz Müminler!

Birazdan bu camiden ayrılacak; her birimiz günlük meşgalelerimize döneceğiz. Asıl mesele, camide yan yana durduğumuz gibi hayatın içinde de birbirimize destek olabilmektir. Elbette hepimizin taşıdığı yükler, yüreğini yoran imtihanlar vardır. Ancak unutmayalım ki; kardeşlik bağımızı sımsıkı tuttuğumuz müddetçe aşamayacağımız hiçbir engel, üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir sıkıntı yoktur.

Hutbemizi, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu uyarısıyla bitiriyoruz: 

“…Birlik ve beraberliğe sarılın; ayrılıktan, bölünüp parçalanmaktan sakının...”[3]



[1] Ebû Dâvûd, Büyû’, (İcâre), 76.

[2] Saff, 61/4.

[3] Tirmizî, Fiten, 7.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

29 Ekim 2026 Perşembe

CUMHURİYETİMİZİN 103.YILI ve 29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI

 CUMHURİYETİMİZİN 102.YILI 

                                                  ve 

  29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI  

 

 Cumhuriyetimiz bundan tam 103  yıl önce TBMM' de ilan

 edilmişti.

Bugün 29 Ekim 2023 yani bugün itibarıyla Cumhuriyetimiz 103

 yaşında..

Cumhuriyet halkın kendi kendini yönetmesidir, kısaca.

Bugün bizim için önemli ve değerli bir gündür.

 Çünkü bugünde, 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet kurulmuş ve

 insanlar Cumhuriyetle birlikte özünde var olan özgürlük ve

 eşitlik gibi unsurları kavramıştır.

Cumhuriyet bir halk yönetimi şeklidir. Cumhuriyet yönetiminde

 egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.

Bağımsızlık , özgürlük ve eşitlik Türk ulusunun önem

verdiği unsurlar olduğu için, Türk ulusu ancak

 bir Cumhuriyet yönetim şekliyle yönetilebilir.

Cumhuriyete kavuşmamız tabi iki de kolay olmamıştır.

Çünkü atalarımız uzun yıllar bu uğurda savaşıp, kanlarını ve

 canlarını vermişlerdir.

Türk Milleti 1.dünya savaşı sonrası yenilmiş sayılmış ve

 toprakları işgale başlanmıştı.

Osmanlı devletinin başkenti İstanbul başta olmak üzere

 ülkenin hemen hemen tamamı işgal edilmişti.

Bu işgal ve esaretten Türk Milletinin azmi ve gayreti ile kısa

 sürede kurtulup bağımsızlığa ulaşılmıştır.

Mustafa Kemal önderliğinde Türk Milleti vermiş olduğu

 mücadele ile  Kurtuluş  savaşını kazanarak zafere

 ulaşılmıştır.

Artık Türk Milletinin kurmuş olduğu yeni Türk Devletinin adı

 konulup yönetim şekli belirlendi.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti

Ülkemiz tüm dünyaya tanıtılması sağlandı.

Bundan 103 yıl önce emperyalistlere rağmen Yeni Türkiye

 Cumhuriyeti Kurularak tüm mazlum milletlere örnek olmuştur.

Bugün de Türkiye Cumhuriyeti Devleti tüm mazlumların

 yanındadır. 

Tüm mazlum milletlere örnek olmaya devam etmektedir.

 Bu gün yine emperyalistler iş başındalar...Filistin Gazze'de

 ölüm yağdırmaktalar....

Öyle anlaşılıyor ki, Türkiye çok daha güçlü olmak zorunda...

Türkiye Cumhuriyetinin rolü geçmişte olduğu gibi her zaman

 çok önemlidir.

Bunun için hepimiz çok çalışacağız. Birlik ve beraberlikle

 çözemeyeceğimiz hiç bir sorun olmayacaktır.

Büyük bir millet olduğumuzu unutmamalıyız...

Büyüklüğümüze layık olmalıyız.

Gece gündüz durmadan çok çalışmalıyız...

Bizden yardım bekleyenlere derman olmalıyız...

Tabi önce kendimiz iyi olacağız.

Soba misali önce kendini ısıtıp sonra çevresine ısı verecektir.

Bu şuur ile  Cumhuriyetimizin ilanının 103. yılının da  başta

 Gazi Mustafa  Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşları olmak

 üzere, vatanımızın aziz topraklarını canları pahasına savunan

 ve asil milletimizin küllerinden yeniden doğmasını sağlayan

 tüm  şehit ve gazilerimizi rahmetle anıyoruz.

 Cumhuriyet'e sahip çıkmanın onurunu yaşıyor,

Aziz Türk Milleti'nin Cumhuriyetinin 103. yılını ve 29 Ekim

 Cumhuriyet Bayramı'nı kutluyor saygı ve sevgiler sunuyoruz.

                 Efkan VURAL

HAFTANIN AYETİ

AYETLERİN IŞIĞINDA-6

23 Ekim 2026 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

Diyanet İşleri Başkanlığının 23.10.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:AİLE

 

                                           AİLE




Muhterem Müslümanlar!

İnsanın hayata gözlerini açtığı, kişiliğinin ve değerlerinin şekillendiği ilk yer ailedir. İnsan; güzel sözün gönül aldığını, merhametin yaraları sardığını ailede öğrenir. Doğruluğun, büyüklerinin sözünde; merhametin, kendisine gösterilen şefkatte; adaletin ise kardeşler arasında kurulan dengede olduğunu orada tanır. Dünyanın hengâmesinde yorulan yüreğini,

“Allah, evlerinizi sizin için bir huzur ve sükûn yeri yaptı…”[1] ayet-i kerimesinde buyrulduğu üzere ailesinde huzura kavuşturur.

Aziz Müminler!

Aile, sadece dünyevi bir birliktelik ya da geçici heveslerle kurulan bir hayat ortaklığı değildir. Bilakis aile; kişinin, hayatı boyunca sığınacağı en güvenli limandır. Aile; hastalığında anne babanın bakımını üstlenmek, ateşi yükseldiğinde evladının başında beklemek, bayram sabahında kucaklaşmaktır. Unutulmasın ki huzurevleri, çocuk evleri yapılabilir; fakat bir çocuğa şefkatle sarılacak annenin, ona güzel örnek olacak babanın, torununa masal anlatacak dede ve ninenin yeri doldurulamaz.

Kıymetli Müslümanlar!

Çocuklar, ilk dualarını annelerinin dizinde, namazlarını babalarının yanı başında öğrenirler. Büyüğe hürmeti, küçüğe şefkati; merhameti ve paylaşmayı aile ocağında görürler. Yalanın günah, kul hakkının ağır olduğunu ailede kavrarlar. 

Peygamber Efendimiz (s.a.s), 

“Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir miras bırakamaz”[2] buyurmuştur. Dolayısıyla çocuklarını ekranlara mahkûm edip ilgi göstermeyen bir anne ve baba, onları bu mirastan mahrum bırakıyor demektir.

Değerli Kardeşlerim!

Ailede kazanılan sorumluluk bilinci, toplum hayatına da yansır.  Ailesinde sevgi, saygı, dostluk, arkadaşlık ve paylaşmayı öğrenen çocuklar; okulda, iş yerinde, hayatının her aşamasında örnek bir insan olurlar. Bununla birlikte ailesinde kavga ve şiddet gören, ilgisiz ve sevgisiz kalan çocuklar ise bu yaraların izlerini hayatları boyunca taşırlar.

Değerli Anne Babalar!

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), ‘Her birimizin ailemizden sorumlu olduğumuzu’ beyan etmiştir.[3] Çocuklarımızın kimlerle arkadaşlık ettiğini, sanal âlemde hangi uygulamalarda vakit geçirdiğini, ibadetlerini yapıp yapmadıklarını bilmek ve takip etmek bu beyanın gereğidir. Ailemize ayırdığımız vakit, karşılıklı yaptığımız fedakârlıklar birer ibadet mesabesindedir. Kim; evinin kapısından girerken günün yorgunluğunu dışarıda bırakır, ailesine vakit ayırır, güler yüz gösterirse Peygamberimiz (s.a.s)’in sünnetini ihya eder. Kim de bunu ihmal ederse kendisi ve ailesini Peygamberimiz (s.a.s)’in sünnetinden mahrum bırakır.  

Kıymetli Genç Kardeşlerim!

Yuva kurmak; sizi günahlardan koruyacak bir kalkan, ruhunuza sükûnet verecek bir nimettir. 

Yuva kurmak;

“Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır…”[4] buyuran Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in nebevi mirasına yeni bir halka eklemektir. Unutmayalım ki Peygamberimiz (s.a.s)’in övgüsüne mazhar olacak nesiller yetiştirmek, ahirette amel defterinin açık kalmasına vesile olacaktır.


Hutbemizi, Cenâb-ı Hakk’ın bizlere öğrettiği şu dua ile bitirelim: “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle!”[5]



[1] Nahl, 16/80.

[2] Tirmizî, Birr, 33.

[3] Buhârî, Cum’a, 11; İstikrâz, 20.

[4] Tirmizî, Menâkıb, 63.

[5] Furkân, 25/74.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü