23 Mart 2026 Pazartesi

Diyanet İşleri Başkanlığının 20.03.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:HAYATI RAMAZAN KILMAK

                                              HAYATI RAMAZAN KILMAK




Muhterem Müslümanlar!

Yüce Rabbimiz, bu yıl aynı günde iki bayramı bizlere ikram etti. Ramazan Bayramının ilk gününü idrak ederken, biz müminlerin bayramı Cuma namazını eda etmek üzere bir aradayız hamdolsun.

Aziz Müminler!

Ramazan-ı şerif, maddi ve manevi pek çok güzelliği elde ettiğimiz bir mektep idi. Bu mübarek ayda; camilerimiz cemaatle, gönüllerimiz muhabbet ile dolup taştı. Tekbir ve salavatların yükseldiği kubbelerimiz altında ümmet-i Muhammed olmanın coşkusunu hep birlikte yaşadık. Sahurla bereketlendik. Oruç ile ruhlarımızı arındırdık. Kur’an-ı Kerim ile gönüllerimizi nurlandırdık. Teravih ve teheccüd namazlarıyla gecelerimizi huzura erdirdik. Zekât ve fitrelerimizle paylaşmanın ve yardımlaşmanın sevincini yaşadık. Geçmişin muhasebesini yaptık, hata ve günahlarımız için Cenâb-ı Hak’tan bağışlanma diledik.

Kıymetli Müslümanlar!

Allah’ın razı olduğu bir kul, insanların hoşnut olduğu bir Müslüman olmanın yolu, hayatı Ramazan kılmakla mümkündür. Hayatı Ramazan kılmak ise; Kur’an-ı Kerim’i okumaya, onun istediği gibi bir mümin olmaya gayret göstermekle olur.

Hayatı Ramazan kılmak; Rabbimizin zikrini dilimize ve kalbimize yerleştirmekle, zikrin en büyüğü olan namazlarımızı eda etmekle olur. “Kim, Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün daha eklerse, bütün yıl oruç tutmuş gibidir”[i] hadis-i şerifi gereğince içinde bulunduğumuz Şevval ayında oruç tutmakla olur.

Değerli Müminler!

Hayatı Ramazan kılmak; yıl boyunca ihtiyaç sahiplerini, yetim ve öksüzleri gözetmekle, iyiliği yeryüzüne hâkim kılmak için çaba sarf etmekle olur. Etrafımızı ateş çemberine çevirmek isteyenlere karşı feraset ve basireti kuşanmakla, birlik ve dirlikle olur.

Hayatı Ramazan kılmak; ticaretimizi helal kazançla bereketlendirmekle olur. Ailemizde sevgi ve merhameti, sosyal hayatta adalet ve hakkaniyeti hâkim kılmakla olur. Hâsılı hayatı Ramazan kılmak; elimizi, belimizi ve dilimizi muhafaza ettiğimiz bir ömür sürmekle olur. Yüce Rabbimiz böyle bir hayatı sürdürenlere şu müjdeyi vermektedir: “‘Rabbimiz Allah’tır’ deyip sonra da istikamet üzere yaşayanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. Onlar cennetliktir. Yapmakta olduklarına karşılık, orada ebedi kalacaklardır.”[ii]

Aziz Müslümanlar!

Şu hususu unutmayalım ki; Ramazan mektebinde alınan eğitim, bir ömre aktarıldığında gerçek anlamını kazanacaktır. Hutbemizi; Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, ‘Allah’ın en sevdiği amel nedir?’ diye soran kişiye verdiği şu cevapla bitiriyoruz: “Allah katında amellerin en sevimlisi az da olsa devamlı olanıdır.”[iii]



[i] Müslim, Sıyâm, 204.

[ii] Ahkâf, 46/13,14.

[iii] Müslim, Müsâfirîn, 216.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

Diyanet İşleri Başkanlığının 20.03.2026 Tarihli Ramazan Bayramı Hutbesi:RAMAZAN BAYRAMI

                                             RAMAZAN BAYRAMI




Muhterem Müslümanlar!

Bugün Ramazan Bayramı. Bir yandan Ramazan-ı şerifi idrak etmenin huzurunu diğer yandan bayrama kavuşmanın sevincini yaşamaktayız.

Bayramlar; birlik ve beraberlik günleridir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), “Birbirinizle ilgi ve alakayı kesmeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Birbirinize kin beslemeyin. Birbirinize haset etmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun”[1] buyurarak bizleri kardeşliğe davet etmektedir. Ümmet-i Muhammed olarak bizler de aramızdaki küskünlükleri sonlandırabilir, ayrılık ve gayrılığı bir tarafa bırakabilirsek; bayramın neşe, sevinç ve mutluluğunu daha fazla hissedebiliriz. Aramıza fitne ve fesat tohumları ekmek isteyenlere karşı uyanık olur, gönlümüzü birbirimize samimiyetle açabilirsek her günümüzü bayram kılabiliriz.

Aziz Müminler!

Bayramlar; ailece bir arada olduğumuz, aynı havayı soluduğumuz, sevgi ve muhabbeti paylaştığımız özel günlerdir. Anne-babamızın hoşnutluğunu kazandığımız, ellerini öpüp hayır dualarını aldığımız bereket günleridir.

Bayramlar; Allah Resûlü (s.a.s)’in, “Ey insanlar! Selâmı aranızda yayın, yemek yedirin, akrabalık bağlarınızı gözetin, insanlar uykuda iken namaz kılın ve selametle cennete girin”[2] tavsiyesine uyarak akrabalık ve komşuluk hukukumuzu gözettiğimiz günlerdir.

Kıymetli Müslümanlar!

Bayramlar; millet olarak Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, “Kim, bir kardeşinin ihtiyacını giderirse Allah da onun ihtiyacını giderir”[3] müjdesine nail olmak umuduyla ihtiyaç sahiplerinin sıkıntılarına çare, darda kalanların yaralarına merhem, zulüm altındaki kardeşlerimizin dertlerine derman olduğumuz günlerdir.

Bayramlar; aynı zamanda mukaddes değerler uğruna canından geçen aziz şehitlerimizin, ahirete göç eden kahraman gazilerimizin, bu günlere gelmemize vesile olan geçmişlerimizin kabirlerini ziyaret edip onlar için dua ettiğimiz günlerdir.

Değerli Müminler!

Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, Uhud Savaşından sonra yetim kalan bir çocuğa, “Ben senin baban, Âişe de annen olsun istemez misin?”[4] örneği, yetimlere karşı davranışımızı belirlemektedir. Bugün, bizler de Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in güzel ahlakını kuşanarak yetim ve öksüzlere kol kanat gerelim, onların bayram sevinçlerini paylaşalım. Küçüğüyle büyüğüyle, genciyle yaşlısıyla, hastasıyla sağlıklısıyla, yetim, öksüz ve tüm çocuklarıyla bayramı hep birlikte birbirimize bayram kılalım.

Aziz Müslümanlar!

Mescid-i Aksâ günlerdir kapalı. Zalimler, harîm-i ismetimiz olan Mescid-i Aksâ’nın dokunulmazlığını hiçe saymaktadır. Ancak şu husus unutulmamalıdır ki; mabetlere el uzatılamaz, saygınlığına halel getirilemez, içinde ibadet edilmesine yasak konulamaz. Dolayısıyla Mescid-i Aksâ derhal açılmalıdır. Müslümanlar, kendi camilerinde hür bir şekilde ibadetlerini eda etmelidir. Bu hususta Yüce Rabbimizin uyarısı gayet açıktır: “Allah’ın mescitlerinde O’nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olması için çalışandan daha zalim kim olabilir?”[5]

Bu vesileyle başta Mescid-i Aksâ olmak üzere, mazlum coğrafyaların, zulüm altında inleyenlerin, yurtsuz kalmış bütün insanların daha güzel günlere kavuşması temennisiyle Ramazan Bayramımızı tebrik ediyoruz.

Hutbemizi Yüce Rabbimizin şu ayet-i kerimesi ile bitiriyoruz: “Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.” [6]

 



[1] Tirmizî, Birr ve Sıla, 24.

[2] İbn Mâce, Et’ıme, 1.

[3] Müslim, Birr, 58.

[4] İbn Hacer, İsâbe, I, 302.

[5] Bakara, 2/114.

[6] Nisâ, 4/36.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

HAFTANIN AYETİ

15 Mart 2026 Pazar

KADİR GECESİ VE RAMAZAN BAYRAMI

                   KADİR GECESİ VE RAMAZAN BAYRAMI

Peygamber Efendimiz tarafından Ramazan ayının son on gecesinde aranması tavsiye edilen Kadir Gecesi bütün İslam dünyasında ve ülkemizde 27. gece kabul edilerek kutlana gelmiştir. Fakat Ramazanın yirmisinden sonraki geceleri, her biri Kadir Gecesi imiş gibi düşünmek ve kıymetlendirmeye çalışmak uygun olur. Zaten gizlenmesinin hikmeti de müslümanların Ramazan gece ve gündüzlerini daha iyi değerlendirmeye teşviktir.

Kur’an’ın ifadesine göre Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Bin ay yaklaşık seksen üç yıl eder.Bu bakımdan kadir gecesini iyi değerlendirmeliyiz. Kur’anın bu gecede indirilmesi nedeniyle, Kadir gecesinin bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilmektedir. Bu durumda geceyi değerli kılan Kur’an’dır. Bu bakımdan Kur’an’ önem vermeliyiz,Kur’an’ı öğrenmeliyiz, özellikle Kur’an-ı Kerim’in anlamına vakıf olmalıyız. Bunun içinde Kur’an’ın Türkçe mealini okumalıyız. Gerek duyulan ayetlerin de tefsirlerine bakmalıyız.

Bu gecenin başlıca özellikleri şunlardır.

1-  Sevgili Peygamberimize gönderilen en büyük mucize olan Kur’an-ı Kerim bu gece indirilmiştir.

2-  Bu gecede bin aydan daha hayırlıdır.

3-  O yıl içinde meydana gelecek şeyler hakkındaki Allah’ın ezeli takdiri bu gece meleklere açıklanır ve duyurulur. Bu sebeple bu gece; “hüküm gecesi” diye yorumlanmıştır.

4-  Kadri kıymeti çok olması dolayısıyla “şeref ve azamet gecesi” diye yorumlanmıştır.

5-  O gece meleklere yeryüzü dar geldiği için; “tazyik gecesi” diye yorumlanmıştır. Ancak buradaki tazyik ve sıkışıklıktan maksat değerli ve hayırlı işlerin ortaya çıkmasıdır.

6-  Çok kıymetli bir gece olduğu için “ K a d r ” kelimesi, Kur’an-ı Kerim’de bir sureye ad olmuştur. Bu geceyi iyi değerlendirmek gerekir.

Bunun için de ;

1-Bu gecelerde ibadet edilmeli: Geçmiş namazlar kaza edilmeli, geçmiş namazı olmayanlar nafile namaz kılmalı.

2-Kur’an, okunmalı, Kur’an okuyanlar dinlenmeli, Kur’an’ın anlamı (emir ve yasakları) üzerinde düşünmeli. Kur’anı Türkçe mealinden okumalı.

3-Bol bol dua edilmeli

4-Tevbe-istiğfar edilmeli, günahlardan arınmak için Yüce Allah’a yalvarılmalı.

5-Zikr ve tefekkür edilmeli; Cenab-ı Hakk’a olan iman, sevgi ve bağlılıklar tazelenmeli.

6-Dini öğütlere kulak verilmeli.

7- Bu geceden sonra yaşadığımız sürece Kur’an’a bağlı kalacağımıza, O’nun mealini sürekli okuyacağımıza ve Kur’an’ın sunduğu bilgiye uygun olarak iman etmeye ve İslamı yaşamaya gönülden söz vermeliyiz.

Bu geceye adını veren Kadir suresinin anlamı şöyledir:

Bismillahirrahmanirrahim

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

1. Doğrusu, Biz, Kuran'i kadir gecesinde indirmişizdir.

2. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?

3. Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır.

4. Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler.

5. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir. Evet, her geceyi kadir gecesi,her günü Cuma, her ayı da Ramazan ayı gibi düşünerek hareketlerimizi düzenlemeliyiz…


Ramazan Bayramı

Ramazan ayı denildiğinde akla ilk gelen şey oruçtur.Bir ay boyunca oruç tutulur. Nefsi arzuları bir kenara koyarak, Kur’an’ı Kerim okuyarak, zikrederek, selavat getirerek, teravih namazını kılarak, fitreyi vererek, günlerini iyilik ve fazilet üzerine geçirerek bir ay sabreden Müslümanlara Allah’ın bahşettiği Ramazan Bayramı sevinç ve coşkunun yaşandığı, kardeşlik duygularının kabardığı,sevgi ve saygının öne çıktığı bir gündür.
Bayramlar vesilesiyle dargınlıklara son vermeli, sırf Allah rızası için tanıdığımız veya tanımadığımız kimselerle bayramlaşmalı, hal ve hatırları sorulmalı. Bayram günlerinde İslam kardeşliği bir kez daha önem kazanır. 

Sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v) şöyle buyurur:

“Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz.” (Buhari.nikah.45.) 

Sevgi barış ve kardeşliğin öne çıktığı bayram günleri dışında da bu güzel hasletleri devam ettirmeliyiz. Birbirimizi Allah için sevmeliyiz.

Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır:

 “Mü’min olmadıkça cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de Mü’min olamazsınız…” (Müslim,İman, 93.) Kendimiz için istediğimizi din kardeşimiz için de istemeliyiz.

Sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v) şöyle buyurur :

 Hiç biriniz kendi nefsi için istediğini (Mü’min ) kardeşi için de istemedikçe (tam) Mü’min olamaz.”(Buhari,İman, 7) Başka bir hadiste ise peygamberimiz şöyle buyurmaktadır:

“Müslüman müslümanın kardeşidir, ona hiyanet etmez,yalan konuşmaz ve onu sahipsiz bırakmaz. Müslümanın her şeyı ; ırzı malı ve kanı müslümana haramdır…” (Müslim ,birr ve sıla, 32.) Bayram dolayısıyla küs ve dargınlıkarı sonlandırmalı, barış ve sevgi içinde yaşamalıyız. S

evgili Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır:

“ Bir müslümana kardeşine üç günden fazla küsmesi helal olmaz. (Buhari, edeb, 57-62.)

Evet bayram günlerinde şunları yaparsak Allah’ın rızasını kazanmış oluruz:

1-  Bayram namazını kılmak,

2-  Bayram namazı sonrasında cemaatle bayramlaşmak,

3-  Bayramlaşırken selavat getirmek,

4-  Çocukları ve yetimleri sevindirmek,

5-  Ailemizle bayramlaşmak, aile fertleri arasında sevgi ve saygıyı artırmak,

6-  Komşu ve akrabalarla bayramlaşmak,

7-    Hastaları ziyaret etmek, onlarla bayramlaşmak, Engelli kardeşlerimizi ihmal etmemek.

8-  İkramda bulunmak,

9-  Mezarlıkları ziyaret etmek, Ölümü düşünmek,

10-            Dargınları barıştırmak,

11-            Bayram vesilesiyle sevgi,barış,kardeşlik ve höşgörüyü yaygınlaştrmak ve bayram sonrasına taşımak. Ramazan bayramını tebrik eder, Milletimize ve tüm İslam alemine hayırlara vesile olmasını Yüce Allahtan dilerim. Nice bayramlara…….

Efkan VURAL