EFKAN VURAL'IN EĞİTİM KÜLTÜR ve BİLGİ SİTESİ
Efkan Vural'ın Yazıları
6 Şubat 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 06.02.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:BİRLİK VE BERABERLİK
BİRLİK VE BERABERLİK
Muhterem Müslümanlar!
İnsanları toplum haline getiren, milletlerin
tarih sahnesinde yer almasını sağlayan değerlerden biri de birlik ve beraberlik
duygusudur.
Yüce dinimiz İslam; sevgi ve saygı içinde kardeşçe yaşamayı, şefkat ve merhametle birbirimize muamele etmeyi emretmektedir.
Cenâb-ı Hak, “Hep birlikte Allah’ın ipine, sımsıkı
sarılın. Bölünüp parçalanmayın…”[i]
buyurarak; ayrılığı,
kardeşlik bağlarını koparmayı, birbirimizden ilgi ve alakayı kesmeyi
yasaklamaktadır.
Aziz Müminler!
Birlik
ve beraberliğimizin en güzel tezahürü vatan sevgisinde ortaya çıkmaktadır. Zira
vatan;
tarihimizdir, kültürümüzdür, geçmişimizdir, geleceğimizdir. Hürriyetimiz için
her türlü sıkıntıya göğüs gerdiğimiz cennet yurdumuzdur. Uğruna canını veren
aziz şehitlerimizin ve cepheden cepheye koşan kahraman gazilerimizin bizlere bıraktığı
en kıymetli emanettir.
Kıymetli Müslümanlar!
Birlik ve beraberliğimizin,
hürriyet ve bağımsızlığımızın sembolü ise şanlı bayrağımızdır. Ay yıldızlı
bayrağımızın dalgalandığı yerde zulme ve zalime, korkuya ve kedere geçit
yoktur. Bizler; rengini şehitlerimizin kanından alan bayrağımızı başımızın
üstünde tutmayı şeref bildik. En mutlu günlerimizi onun gölgesinde yaşadık. Onu
gördüğümüz her yerde huzur bulduk. Bayrak şairimiz, içimizde yeşerttiğimiz bu duyguları ne de güzel ifade etmiştir:
Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını
okudum, senin destanını yazacağım.
Değerli Müminler!
Birlik ve beraberliğimizin en güçlü göstergelerinden biri de afet günlerinde ve zor zamanlarda gösterdiğimiz yardımlaşma ve dayanışma ruhudur. Nitekim üç yıl önce bugün, hepimizi derinden sarsan iki büyük deprem yaşadık. Her zaman olduğu gibi o gün de omuz omuza verdik. Enkazdan kurtulan her bir kardeşimiz için birlikte sevindik. Hayatını kaybeden her bir canımız için aynı hüznü yaşadık.
Rabbimizin inayeti, devletimizin iradesi ve milletimizin kenetlenmesiyle yaralarımızı sardık.
Aşımızı ve evimizi paylaşarak acılarımızı dindirdik.
“Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat
göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk
ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer”[ii] hadis-i şerifinin yaşayan şahitleri olduk.
Aziz Kardeşlerim!
Bugün bize düşen; birlik ve beraberlik ruhunu hayatımızın her alanına taşımaktır.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in,
“Müminler bir binanın birbirini destekleyen tuğlaları
gibidir”[iii]
hadis-i şerifleri gereğince ellerimizi ve gönüllerimizi birbirine kenetlemektir. Aramızdaki
muhabbeti diri tutmak, kardeşlik bağlarımızı daha da güçlü kılmaktır. Unutmayalım
ki, aynı inanç ve idealler etrafında, bu cennet vatan üzerinde, ay yıldızlı
bayrağımızın gölgesinde bir ve beraber olduğumuz müddetçe aşamayacağımız
hiçbir engel, üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir zorluk yoktur.
Bu vesileyle Kahramanmaraş merkezli
depremler başta olmak üzere yaşadığımız afetler sebebiyle ahirete irtihal eden
kardeşlerimize, mukaddes değerlerimiz uğruna canını feda eden şehitlerimize
Cenâb-ı Hak’tan rahmet diliyoruz. Memleketimizi, aziz milletimizi ve bütün
insanlığı her türlü afetten, fitne ve fesadın şerrinden muhafaza etmesini Yüce
Rabbimizden niyaz ediyoruz.
2 Şubat 2026 Pazartesi
1 Şubat 2026 Pazar
30 Ocak 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 30.01.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:TÖVBEYE YÖNELMEK
TÖVBEYE YÖNELMEK
Muhterem Müslümanlar!
Bir defasında Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) ölüm döşeğinde olan bir gencin ziyaretine gitti ve ona “Kendini nasıl hissediyorsun?” diye sordu. O genç, “Ey Allah’ın Resûlü! Rabbimin rahmetini ümit ediyorum, ama günahlarımdan da korkuyorum” diye cevap verdi. Bunun üzerine Allah Resûlü (s.a.s) şöyle buyurdu:
“Bir kulun kalbinde ümit ve korku bir arada olunca,
Allah ona umduğunu verir, korktuğundan da onu emin kılar.”[1]
Aziz Müminler!
İnsan, beşerdir; unutur, yanılır, hata eder. Kimi zaman Rabbinin emir ve yasaklarına uymakta rehavete kapılır, kimi zaman da kul ve kamu hakkını gözetmeyerek günaha dalar. Ancak şu hususlar çok önemlidir: Kişi, günahlarını küçük görmemelidir. Haramlarla övünmemelidir. Hata ve yanlışlarında ısrar etmemelidir.
Cenâb-ı Hak, takva sahibi müminlerin bu özelliğini bizlere şöyle haber vermektedir:
“Onlar, çirkin bir
şey yaptıkları veya kendilerine kötülük ettikleri zaman Allah’ı hatırlar, hemen
günahlarının bağışlanmasını dilerler. Zaten günahları Allah’tan başka kim
bağışlayabilir ki? Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.”[2]
Değerli Müslümanlar!
Zaman hızla akıp gidiyor. Ömür sermayemiz tükeniyor. Her geçen gün, ahiret hayatına bir adım daha yaklaşıyoruz. Dikkat edelim! Şu kısacık hayatımızın sonucu, ebedi mutluluk veya hüsrana uğramak olabilir. Bizim için en bereketli kazanç; Rabbimizin razı olduğu amelleri eda etmek, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in güzel ahlakını kuşanmaktır. İyilikleri düstur edinmek, kötülüklerden uzak durmaktır. En büyük kaybımız ise; ‘Nasıl olsa Allah affeder’, ‘Vakti gelince tövbe ederim’ gibi düşüncelere kapılarak günahlara dalmak, tövbe kapısını aralamayı ihmal etmektir.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) hadis-i şeriflerinde,
“Her insan hata yapar; hata yapanların en hayırlısı ise hatasına
tövbe edendir”[3]
buyurmaktadır.
Kıymetli Müminler!
Önümüzdeki Pazartesi’yi Salı’ya bağlayan gece, Ramazan ayının
müjdecisi olan Berat Kandilini idrak edeceğiz. Bu mübarek geceyi, hayatımıza
yeni bir başlangıç için fırsat bilelim. Hatalarımızı gözden geçirelim,
işlediğimiz günahlara tövbe edelim. Ruhumuzu huzursuzluğa, ailemizi mutsuzluğa,
iş ve ticaretimizi bereketsizliğe götüren her türlü haramdan uzak duralım.
Zaaflarımıza yenik düşüp günaha düştüğümüzde ise Yüce Rabbimizin af ve
mağfiretine sığınalım. Unutmayalım ki, günah, kalpte iz bırakan bir leke
gibidir. Küçük görülen bu leke, süreklilik arz ederse giderek büyür ve kalbin
kararmasına sebep olur. Kalp
kararınca da akıl, idrak edemez; göz, hakkı göremez; kulak hakikati duyamaz,
dil doğruyu söyleyemez hale gelir.
Bu vesileyle Berat Kandilimizi
şimdiden tebrik ediyoruz. Hutbemizi Yüce Rabbimizin şu müjdesiyle bitirmek
istiyorum:
“De ki: Ey kendi aleyhlerine
günahta haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz
Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet
edendir.”[4]