EFKAN VURAL'IN EĞİTİM KÜLTÜR ve BİLGİ SİTESİ
Efkan Vural'ın Yazıları
25 Eylül 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 25.09.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:TEBLİĞ SORUMLULUĞUMUZ
TEBLİĞ SORUMLULUĞUMUZ
Muhterem Müslümanlar!
Medineliler Allah Resûlü (s.a.s)’den İslam
dinini kendilerine öğretecek bir kişi istediler. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s),
bu ulvi görev için Mus‘ab b. Umeyr’i seçti. Hz. Mus‘ab; küçük büyük demeden
herkese İslam’ı tebliğ etti, nice gönlün İslam’la buluşmasına vesile oldu.[1]
Öyle ki, bir yıl içerisinde Medine’de Efendimiz (s.a.s)’den bahsedilmeyen
hiçbir ev kalmadı.[2]
Aziz Müminler!
Genç Mus‘ab’ı kısa bir sürede
bu denli başarılı kılan, Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in güzel ahlakını kendisine
rehber edinmesiydi. Peygamberimiz (s.a.s); yumuşak sözlüydü, güler yüzlüydü. O;
zorlaştıran değil kolaylaştıran, nefret ettiren değil müjdeleyen bir rahmet
elçisiydi.
Kıymetli Müslümanlar!
Cenâb-ı Hak,
“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel
öğütle davet et…”[3]
ayetiyle işaret ettiği üzere İslam’a davet, toplumun bir kısmıyla sınırlı değildir.
İslam’ın güzelliklerini anlatmak ve hayatımızda görünür kılmak, hepimiz için bir
kulluk sorumluluğudur. Her Müslüman; gücü ve imkânı nispetinde söz ve davranışlarıyla
ailesine, çevresine ve bütün insanlara en güzel şekilde örnek olmalı, hak ve
hakikati onlara anlatmak için gayret göstermelidir. Nitekim çocuğunun iki cihan
saadeti için koşuşturan her anne ve baba, öğrencilerinin hayatında olumlu izler
bırakmak için gayret gösteren her öğretmen, müşterisine güven veren her esnaf,
akrabalık bağlarını gözeten ve komşusuyla iyi geçinen her insan nebevî daveti kuşanmış
demektir.
Değerli Müminler!
Tebliğin özünde bir gönle girmek vardır. Bu, bazen bir tebessümle, bazen de bir selam ile olur. Güler yüzle, tatlı dille yürekleri fethetmek isteyen herkes, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in Hz. Âli’ye buyurduğu,
“Allah’a
yemin olsun ki Rabbimizin senin vesilenle bir kişiyi hidayete erdirmesi, senin
için dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır”[4] sözünü, kendisine
yapılmış bir öğüt olarak bilmelidir.
Kardeşlerim!
Teknolojinin gelişimi tebliğ metodumuza yeni yollar açmaktadır. Bu yollar; bizlere, hiç gitmediğimiz coğrafyalardaki insanlarla iletişim imkânı sunmaktadır. Bununla birlikte dikkat edeceğimiz hususlar da artmaktadır.
Dolayısıyla sosyal mecralarda paylaşımda bulunan her bir kardeşimiz; Yüce Rabbimizin,
“İnsan
hiçbir söz söylemez ki onun yanında yaptıklarını gözetleyen ve kaydeden hazır
bir melek bulunmasın”[5] uyarısını
dikkate almalıdır. Bir sözü paylaşmadan
önce doğruluğuna, bir başkasının hayatına dair yorum yapmadan önce ise mahremiyetine
özen göstermelidir. İlim meclislerinde dile getirilmesi gereken konuları sosyal
medyada gelişigüzel ve ölçüsüzce tartışmamalıdır. Düşünülmeden söylenen bir sözün,
önemsenmeden yapılan bir paylaşımın, sinelerde yıllarca taşınacak bir yaraya
dönüşebileceğini unutmamalıdır.
Aziz
Müslümanlar!
Bizi gören, İslam’ın
güzellikleriyle tanışmak istesin. Sözümüzü dinleyen, Peygamberimiz (s.a.s)’in
ahlakını kuşansın ve elimizi uzattığımız, kendini güvende hissetsin.
Hutbemizi Rahmet Elçisi
Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz:
“Allah, bizden bir söz işitip, onu işittiği gibi başkasına ulaştıran
kişinin yüzünü ak etsin.”[6]
21 Eylül 2026 Pazartesi
18 Eylül 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 18.09.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:AHÎLİK AHLAKI
AHÎLİK AHLAKI
Muhterem
Müslümanlar!
Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in doğumunu, “Peygamberimiz
ve Güzel Ahlak” temasıyla kutladığımız şu günlerde; onun gibi etrafına güven
veren, elinden ve dilinden emin olunan bir insan olmamızın gerekliliğini toplumumuzla
paylaşmaya gayret gösteriyoruz. Peygamber Efendimiz (s.a.s) ile özdeşleşen güvenilir
ve emin olma erdemini yansıtmamız gereken alanlardan biri de ticaretimizdir.
Aziz Müminler!
Öncelikle şu hususu ifade edelim ki;
hayatımızın her alanına yön veren ilahi ve nebevi ilkeler, ticaretimizde de bizlere
rehberlik etmektedir. Dini, insani ve vicdani olan bu ilkeler; helal kazancın
peşinden gitmek, dürüst ve güvenilir olmak, haksız rekabetten kaçınmak,
adaleti, doğruluk ve dürüstlüğü ticarette hâkim kılmak, sözleşmelere riayet
etmek gibi değerlerdir.
Kıymetli Müslümanlar!
Alicenap milletimiz; dinimizden,
medeniyet ve örfümüzden aldığı ilhamla, Ahîlik gibi bir teşkilatı ihdas
etmiştir. Bu teşkilat ile ticaret, zanaat ve ustalığı; ahlak, kanaat ve hayırlı
insan yetiştirme anlayışıyla bir araya getirmiş, esnaf ve müşteri arasında kardeşlik
köprüsü kurmuştur. Hatta kurduğu bu kardeşlik köprüsü öyle bir hal almıştır ki;
nice insanın İslam’la şereflenmesine ve nice beldenin kılıçsız fethedilmesine zemin
hazırlamıştır. Şanlı ecdadımız; “Halka hizmet, Hakk’a
hizmettir!” şuuruyla hareket etmiş, nesillerini; “Eline, beline, diline sahip
ol!” düsturuyla yetiştirmiştir.
Değerli
Kardeşlerim!
Üzülerek ifade edelim ki, kimi insanımız, maddiyatı her şeyin önüne geçirebiliyor; aldatmayı kurnazlık, kandırmayı başarı olarak görebiliyor.
Peygamberimiz (s.a.s)’in,
“Bizi aldatan bizden değildir!”[1]
ikazı apaçık ortada dururken, dünyalık kazanç uğruna malının kusurunu gizlemeyi
ustalık, gerçeği çarpıtmayı ise pazarlama tekniği sayabiliyor.
Ey Esnaf Kardeşim!
Ey Tüccar Kardeşim!
Ey Zanaatkâr Kardeşim!
İşte tam bu noktada bizlerden beklenen; Yüce Rabbimizin,
“Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay haline! Onlar, insanlardan bir şey ölçüp aldıkları zaman tam ölçerler. Fakat, kendileri onlara bir şey ölçüp, yahut tartıp verdikleri zaman eksik ölçüp tartarlar”[2] uyarısını dikkate almaktır.
Bizlerden beklenen; günlük meşgalelere dalmadan Allah’a karşı kulluk
görevlerimizi yerine getirmek, kul ve kamu hakkına riayet etmektir. Bizlerden
beklenen, dinimizce haram görülen şeylerin ticaretini yapmaktan; rüşvet, faiz,
karaborsacılık ve stokçuluk gibi gayr-ı meşru yollardan uzak durmaktır.
Aziz Müslümanlar!
Kaynağını vahy-i ilahiden ve
Efendimiz (s.a.s)’in sünnet-i seniyyesinden alan Ahîlik ilkelerini ticaretimize
yansıttığımız ölçüde, toplumumuzda güveni, huzur, barış ve adaleti daha da güçlü
hale getireceğimizi hatırlatıyor; hutbemizi, Allah Resûlü (s.a.s)’in şu
duasıyla bitiriyoruz:
“Satarken, satın alırken, alacağını talep ederken hoşgörülü davranıp kolaylık gösteren kimseye Allah rahmetiyle muamele eylesin.”[3]