19 Mayıs 2020 Salı

Kur’an ayetleri aydınlatıyor-1


BİN AYDAN DAHA HAYIRLI OLAN KADİR GECENİZİ TEBRİK EDER,HAYIRLARA VESİLE OLMASINI YÜCE ALLAHTAN DİLERİM.


Kur’an ayetleri  aydınlatıyor-1

Kur’anı Kerim İslam dinin birinci ve en önemli kaynağıdır. Yüce Allah tüm insanları aydınlatmak ve uyarmak için Kur’an’ı Hz.Muhammed’e indirdi.

Hz.Muhammed’de Allah’tan aldığı Kur’an ayetlerini çevresindekilere aktarıyor ve onları aydınlatıyordu.  Hz.Muhammed’in yanındakiler gelen ayetleri yazıyor ve ezberliyordu.

İnsan oğlu  çevresine bakarak bir çok sorunun cevabını aramaktadır.
Bu sorulara birkaç örnek vermek istiyorum.

Evren nasıl yaratıldı. Evreni kim yarattı. İnsan ilk nasıl yaratıldı. Allah nasıl bir varlıktır. Ruh nedir. Hayatın sonu ölüm niçin vardır. Öldükten sonra neler olacaktır. Kıyamet ne zaman ve nasıl kopacaktır. Ahiret halleri,cennet ve cehennem, hayatın anlamı ,dünyada huzurun kaynağı, iyi ve kötü olanlar, çeşitli inanışlar ve davranışlar nelerdir? ……. Bu soruları uzatıp gidebiliriz.

İşte bütün bu soruların cevabını Kur’an’da ve Peygamberimizin hadislerinde bulabiliyoruz.
İnsanlar özellikle din,ahlak ve hayat konularında  başkalarının ağzına  bakarak din görüşlerini oluşturmaktadırlar. Tam olarak tanımadığı kişilerin yaşam tarzını hayatlarına uyguluyor. Ve böylece taklit yoluyla kendilerini cahil bırakıyorlar.

Gerçek bilgi ve gerçek aydınlanma  Allah’ın ayetlerinde, Hz. Muhammed’in söz ve hareketlerinde aranmalıdır.
İslam’ın iki kaynağı : Alah’ın Kur’anı  ve Hz.Muhammed’in sünnetidir.
Bu iki kaynaktan aydınlanmamız  gerekir. Din ve hayatla ilgili bilgi ve uygulamaları bu iki kaynaktan sizlere aktarmak için; üç adet  yazı dizisi ile blog  sayfasında yazılar yayınlamaktayım. Bu yazı dizilerine inşallah iki tane daha eklemek istiyorum.
Bu yazı dizileri şöyle;
1-      Kur’anı Kerim’den Mesaj Var.
2-      Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var.
3-      Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın  Öğretisi.
4-      Kur’an ayetleri  aydınlatıyor.
5-       Hadis-i Şerifler  aydınlatıyor.

Kur’an ayetleri  aydınlatıyor” yazı dizisinin ilkinde inşallah bugünün önemine binaen kadir suresini kısaca dile getirmeye çalışacağız.



Yüce Allah Kur’anı Kerim’de şöyle buyurur:”
“Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
1. Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik.
2. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin!
3. Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
4. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner.
5. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.”(Kadir suresi,1-5.Ayetler)
Görüldüğü üzere bu ayetler çok açık anlaşılmaktadır.
Yüce Allah bu ayetlerde bizi kısaca şöyle aydınlatmaktadır:
1-Kur’an Yüce Allah tarafından indirilerek gönderilmiştir.
2-Kur’an’ın indirildiği gecenin 1000 aydan(yaklaşık 83 yıl) daha hayırlı ve üstün olduğu bildirilmektedir.
3-Kadir gecesinde melekler inerek iyi ve güzel şeyler için  yer yüzüne yayılırlar.
4-O gece sabaha kadar esenlik ve huzur vardır. Allah’ın feyzi ve keremi yayılacaktır.
5-Kadir gecesinin üstünlüğü elbette bu gecede inen “Kur’an” hürmetindendir.
6-Kur’an’ın insanlık için ne kadar önemli olduğu anlaşılmaktadır
7-Kur’an’ın meal ve tefsirini okuyarak dinimiz konusunda her zaman aydınlanmalıyız.
Bu ayetlerden kısaca şunu anlamalıyız. Kur’an bir Müslüman için ve aslında tüm insanlık için çok üstün ve çok önemli bir kitaptır. Bu kitaba göre hareket etmeliyiz.
İnşallah bu yazı dizisi ile kutsal kitabımız Kuranı kerimden  ayetler aktararak aydınlanmaya çalışacağız. Hayırlara vesile olur İnşallah...
Bu geceyi elimizden geldiğince değerlendirmeye çalışalım.
Sadece bu gece ile yetinmemeliyiz. Bazı geceler de Yüce Allah’a özel niyazda bulunmalı, manevi hazzımızı devam ettirmeliyiz.
Kadir gecesinin tüm insanlığa hayırlar  getirmesini diler,sağlıklar sunarım.
Bu yazı aşağıdaki web sitelerinde yayınlanmıştır:

MİLLİYET BLOG

EFKAN CORDANOĞLU WEB SİTESİ

15 Mayıs 2020 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 15.05.2020 Tarihli Cuma Hutbesi:KUR’AN’LA YAŞAMAK



KUR’AN’LA YAŞAMAK    

Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimelerde Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Şüphesiz, biz Kur’ân’ı Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Cebrâil o gece, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yeri ağarıncaya kadar esenlik doludur.”[1]
Okuduğum hadis-i şerifte Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) bizleri şöyle müjdeliyor: “Kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak Kadir gecesini ihyâ ederse geçmiş günahları bağışlanır.”[2]

Aziz Müminler!

Önümüzdeki Salı gününü Çarşamba’ya bağlayan gece Kadir gecesini idrak edeceğiz inşallah. Kadir gecesi, Rabbimizin, kullarına af ve mağfiretinin, esenlik ve merhametinin tecelli ettiği, ilahî lütuf ve ihsanlarla dolu bir gecedir. İnsanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği gecedir. İnsanoğlunun Kur’an’ın aydınlığıyla tanıştığı, eşsiz bir ufka eriştiği müstesna bir gecedir.

Kıymetli Müslümanlar!

Bu gece kıymetini Kur’an-ı Kerim’den alır. Zira Kur’an, insanlığa öğüt, kalplere şifadır. Müminler için rahmet kaynağıdır. İnananların yolunu aydınlatan bir nurdur. Sözlerin en güzeli, Yüce Rabbimizin biz kullarına en büyük ikramıdır. Okumak, anlamak ve yaşamak için gönderilen bir hayat kitabıdır.  Zorlukları aşmada, doğru kararlar vermede, sonu huzur ve başarıyla biten sağlam adımlar atmada insana yardımcı olan eşsiz bir rehberdir. Küçük büyük, kadın erkek, herkes için umut ve bereket kaynağıdır. Kur’an, insanlığın muhtaç olduğu itikadi ve ameli en mükemmel hükümleri içerir. Nitekim Yüce Rabbimiz “Bu Kur’an, bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Ona uyun ve günahtan korunun ki size rahmet edilsin.”[3]buyurmaktadır.
O halde, geliniz! Bizleri Kur’an’ın nazil olduğu Kadir gecesine eriştiren Rabbimize şükrümüzün nişânesi, Sevgili Peygamberimize itaatimizin alameti, hayatımızda yeni bir başlangıcın arefesi olması için onun bazı ayetlerini birlikte tefekkür edelim.

Değerli Müminler!

Vahyin ilk mesajı, “oku” emriyle başlar söze. 
                   
  اِقْرَأْبِاسْمِرَبِّكَالَّذ۪يخَلَقَۚ

“Yaratan rabbinin adıyla oku!”[4]ayeti bilginin değerini hatırlatır bize. Vahyi anlamayı, Allah’ı tanımayı, varlık âlemini okumayı, ders ve ibret almayı emreder. Allah’ın adıyla ve yalnızca O’nun rızasını elde etmek, insanlığa faydalı olmak için ilim elde etmeyi öğütler.
Kur’an, yaratan Rabbimizi tanıtır bize. Doğru bir Allah tasavvuru yerleştirir zihnimize.

                قُلْهُوَاللّٰهُاَحَدٌۚ. اَللّٰهُالصَّمَدُۚ. لَمْيَلِدْوَلَمْيُولَدْۙ. وَلَمْيَكُنْلَهُكُفُواًاَحَدٌ.

“De ki O Allah’tır, bir tektir. Allah Samed’dir. Doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir.”[5]
Bu surede, İslam’ın esası olan tevhid özetlenir. Allah’ın birliği, tekliği, eşsizliği anlatılır.  Her şey O’na muhtaçken O’nun hiçbir şeye ihtiyaç duymadığı bildirilir. Rabbimizin her şeyin maliki ve mukadderatının hâkimi olduğu ilan edilir.

Aziz Müslümanlar!

Yüce Allah, insanlığa doğru yolu göstermek üzere nice peygamber ve kitap göndermiştir. Ne var ki insanoğlu tarihin çeşitli dönemlerinde akl-ı selimden uzaklaşmış, vahyin aydınlığında yürümek yerine ihtiraslarının esiri olmuştur. Rabbimiz, Peygamberlerin sonuncusu Muhammed Mustafa (s.a.s) ve son kitap Kur’an-ı Kerim ile dinini kemale erdirmiş, kullarına nimetini tamamlamış ve din olarak İslam’ı seçmiştir.[6] Şu halde
                اِنَّالدّ۪ينَعِنْدَاللّٰهِالْاِسْلَامُ۠

“Şüphesiz Allah katında din İslam’dır.”[7] Allah’ın hoşnutluğunu elde etmenin ve cennete varis olmanın yegâne yolu İslam’ın hükümlerine bütünüyle inanmak ve onları hayata aktarmaktır.

Muhterem Müminler!

Hidayet rehberimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur:

    وَنَفْسٍوَمَاسَوّٰيهَاۙۖ.فَاَلْهَمَهَافُجُورَهَاوَتَقْوٰيهَاۙۖ.  قَدْاَفْلَحَمَنْزَكّٰيهَاۙۖ.وَقَدْخَابَمَنْدَسّٰيهَاۜ.

“Nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.”[8]
Bu ayet-i kerimeler bize bildirmektedir ki Allah Teâlâ, insanın fıtratına doğruyu ve yanlışı, iyiliği ve kötülüğü, günahı ve sevabı bilme,  birini diğerine tercih etme gücü ve özgürlüğü bahşetmiştir. Bu özgürlüğün, fücurdan değil takvadan, günahtan değil sevaptan, isyandan değil ibadetten yana kullanılmasını istemiştir. Ancak o zaman insan Rabbinin hoşnutluğunu kazanacak ve ebedi kurtuluşa erecektir.

Kıymetli Müminler!

Kul olmak Allah’a saygılı olmayı, O’na asi olmamayı, nimetlerine nankörlük etmemeyi, hiçbir zaman O’nu unutmamayı gerektirir. Nitekim bu hakikat Kur’an-ı Kerim’de şu şekilde ifade edilir:

                يَٓااَيُّهَاالَّذ۪ينَاٰمَنُوااتَّقُوااللّٰهَحَقَّتُقَاتِه۪وَلَاتَمُوتُنَّاِلَّاوَاَنْتُمْمُسْلِمُونَ

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gereği gibi saygılı olun ve ancak Müslüman olarak can verin.”[9]O haldemümin bu bilinçle daima Rabbine itaat etmeli, verdiği nimetlere şükretmeli ve O’nu bir an olsun hatırından çıkarmamalıdır. Hayatı boyunca aynı hassasiyetle imanını muhafaza etmelidir.

Değerli Müslümanlar!

Kul olmak
                وَتَعَاوَنُواعَلَىالْبِرِّوَالتَّقْوٰىوَلَاتَعَاوَنُواعَلَىالْاِثْمِوَالْعُدْوَانِۖ

“İyilik ve takvâ hususunda yardımlaşın, günah ve haksızlık yolunda yardımlaşmayın.”[10]ayetini rehber edinmeyi gerektirir. Onun içindir ki mümin kul, daima Allah’ın rızasını gözetmeli ve insanlığın hayrı için çaba göstermelidir. Kulluk ve takvada, iyilik ve ihsanda yardımlaşmalı,  günah ve inkâra,  zulüm ve düşmanlığa sebep olabilecek söz ve davranışlardan kaçınmalıdır.
Kul olmak söz ve davranışında, niyet ve inancında, Allah’a saygı ve bağlılığında dürüst olanlarla beraber olmaktır, onları kendisine örnek almaktır.

                      يَٓااَيُّهَاالَّذ۪ينَاٰمَنُوااتَّقُوااللّٰهَوَكُونُوامَعَالصَّادِق۪ينَ

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.”[11]ayetine kulak vermektir.
Muhterem Müminler!
Yüce kitabımızda insanın, yaratılış gayesine uygun olarak dünya hayatında birçok imtihandan geçeceği anlatılır.

                  اَحَسِبَالنَّاسُاَنْيُتْرَكُٓوااَنْيَقُولُٓوااٰمَنَّاوَهُمْلَايُفْتَنُونَ

“İnsanlar, denenip sınanmadan, sadece ‘İman ettik’ demekle bırakılacaklarını mı sanıyorlar?[12]Unutulmamalıdır ki niceleri başarır, niceleri ise kaybeder bu imtihanları. Bize düşen görev, amaçsız yaratılmadığımızı, başıboş bırakılmadığımızı unutmamaktır. İbadetimizle, salih amelimizle ve güzel ahlakımızla iman kalemizi güçlü kılmaktır. Rabbimizin şu müjdesine gönülden iman etmektir:

         اِنَّالَّذ۪ينَاٰمَنُواوَعَمِلُواالصَّالِحَاتِاِنَّالَانُض۪يعُاَجْرَمَنْاَحْسَنَعَمَلاًۚ

“İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlar bilmelidirler ki, biz güzel iş yapanların ecrini asla zâyi etmeyiz.”[13]Zira Cenab-ı Hak, mülkün yegâne sahibidir. İyilik de kötülük de O’nun katında malumdur. Rızası doğrultusunda çalışanı, gönülleri yapanı, garipleri sevindireni, imanının gereği ile hayatını imar edeni asla ihmal etmez. Samimiyetle yapılan hiçbir iyiliği, hiçbir emeği karşılıksız bırakmaz.

Aziz Müslümanlar!

Yüce Rabbimizin bin aydan daha hayırlı olduğunu müjdelediği Kadir gecesine yaklaşıyoruz. Bu mübarek gecenin kadr ü kıymetini bilip bereketinden istifade edelim.  Kur’an-ı Kerim’in kalplere huzur veren tilâvetini bir nimet olarak görelim. Ruhumuzun açlığını doyurmak için Kur’an sofrasına yönelelim. Ayetlerini tefekkür ederek nice dersler çıkaralım, hikmet kapılarını aralayalım. İlahi hakikatleri bize duyurmasına fırsat tanıyalım. Umutsuzluğumuza onunla umut aşılayalım. Manevi sıkıntılarımıza onunla şifa bulalım.  Ahlakımızı onunla güzelleştirelim. Hayatımızı Yüce Mevlamızın vahyi ile yönlendirelim. Hesabını verebileceğimiz bir hayatı yaşayabilmek için Kur’an’la yaşayalım. Onu hayatımızın rehberi yapalım.  
Bu vesileyle Kadir gecemizin aziz milletimize, İslam âlemine ve bütün insanlığa hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Cenâb-ı Hak, her birimizi sağlık, huzur ve afiyet içerisinde bayrama kavuştursun. Ülkemize ve dünyaya musallat olan salgın hastalıktan bir an önce kurtulmayı bizlere lütfetsin.




[1]  Kadir, 97/1-5.
[2]Buhârî, FadluLeyleti'l-Kadr, 3.
[3]  Enâm,6/155.
[4]  Alak,96/1.
[5]İhlas, 112/1-4.
[6]Mâide, 5/3.
[7]Âl-i İmrân, 3/19.
[8]  Şems, 91/7-10.
[9]Âl-i İmrân, 3/102.
[10] Mâide,5/2.
[11]Tevbe, 9/119.
[12] Ankebût,29/2.
[13] Kehf,18/30.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

14 Mayıs 2020 Perşembe

Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var –18



Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var



Yaşamımızı sürdürürken hiçbir kişiye zarar vermemeye dikkat etmeliyiz. İyi bir Müslüman kimseye kötülük yapmaz ve hiçbir varlığa hor davranmaz.

Kendi işlerimizi başkalarına yaptırmamalıyız. Kendi işimizi kendimiz görmeliyiz. Kişisel menfaatlerimizi temin için başkalarını kullanmamalıyız.

Sorumlu olduğumuz bir görevi yerine getirirken karşımızdakileri üzmemeye ve kırmamaya özen göstermeliyiz.

Resmi görevli olan kimseler muhataplarının iş ve işlemlerini kolaylaştırmalıdır. Onlara karşı zorluk ve meşakkat çıkarmamalıdır.

Bir kısım kimselerden şöyle yakınmalar duyarız:
Falan yerde,falan kurumda,falan dairede işimi yapmadılar,zorluk çıkardılar. Bugün git yarın gel dediler. Tekrar gittim şunlar eksik, tamamla da gel diler….

Bu ve benzeri davranışlar insanları çileden çıkarıyorlar… Hatta işinizi görmek için torpil veya rüşvet söz konusu olduğu duyulmaktadır.

İşte bunlar ,insanlara verilen işkenceler ve meşakkatler kul hakkına girmektedir.

Resmi olsun özel olsun herhangi bir iş hususunda insanlara karşı iyi davranmalıyız, işlerini kolaylaştırmalıyız,yardım etmeliyiz  ve onlara yol göstermeliyiz.

İnsanların hak ve hukuklarını gözetlemeliyiz. 

Yaptığımız iş ve davranışlarda özellikle “kul hakkına” dikkat etmeliyiz.

Hareketlerimizde ölçülü olursak, kul hakkına riayet edersek kimseye sıkıntı vermemiş oluruz. Bu şekilde de Allah’ın sevdiği bir kul olabiliriz.

Yok eğer, yaptığımız davranışlarla başkalarına meşakkat çıkarır ve zarar verirsek, Allah’ta bize zarar verir. Bundan dolayı olumsuzluklar yaşarız.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in bir hadis-i şerifte mesajı şöyledir:

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “(Bir kimseye) zarar  verene Allah’ta zarar verir.Meşakkat verene Allah’ta meşakkat verir.” (Tirmizi,Birr ve Sıla,27.)

Efkan VURAL


Kur’an’ı Kerim’den Mesaj Var-36


Kur’an’ı Kerim’den Mesaj Var

Dinimizde dost ve arkadaş seçiminin önemi:

İnsan oğlunun hayatını tek başına sürdürebilmesi zordur.
İnsanlar her zaman birbirlerine muhtaçtır.

Yalnız başına yaşamak zorunda kalan kimseler hayatın zorluklarıyla baş etmesi pekte mümkün gözükmemektedir.

Sorunlarını çözemeyen kişilerin sıkıntıları örümcek ağı gibi artarak devam eder. Böyle bir kişinin bunalıma girmesinden daha doğal ne olabilir.

İşte insanın hayatını sürdürürken dertlerini,sevinç ve kederini  paylaşacağı ve destek alabileceği dostları olmalıdır.

Kendimizi toplumdan dışlayamayız.Toplumla iç içe yaşamalıyız. Bu bizim yaratılışımızın gereğidir. İnsanın akrabaları,dostları, arkadaşları  ve meslektaşları olmalıdır. Kısaca insan toplumla birlikte yaşamak zorundadır.

Birbirimize güvene bileceğimiz can dostlarımız bize iyilik üzerine  yardımcı olurlar.

Hayatın karşımıza çıkardığı güçlükleri dostlarımızla aşabiliriz. Bu bakımdan iyi ve güvenilir dostlarımız olmalıdır.

Dost ve arkadaşlarımızı da çok iyi seçmeliyiz. Onların düzgün ve güvenilir olmalarına dikkat etmeliyiz.

İnsanı iyi ve güzel olan şeylere yöneltecek gerçek dostlarıdır.

Dost ve arkadaşlarımız bizi kötü ve yanlış şeylere yönelterek bizi hem bu dünyada ve hem de öteki alemde rezil ve rüsvay edebilirler. Bundan dolayı da dostlarımızı özenle seçmeliyiz.
İş işten geçmeden dost ve arkadaşlarımıza dikkat etmeliyiz.

Gerekirse ilişkilerimizi yeniden değerlendirmeliyiz.
Görünen bu dünyadan sonra görünmeyen ama inancımıza göre gerçek olan bir Ahiret hayatımız olacaktır.

Öldükten sonra varacağımız sonsuz hayat ahiret hayatıdır.
Orada dünyada yaptığımız her şeyden hesaba çekileceğiz.
Orada pişmanlık bir fayda vermeyecektir.

Her şeyi dünyada iyice değerlendirip Allah’ın istediği şekilde davranışlar sergilemeliyiz.

Dünyada yapmış olduğumuz dostluk ve arkadaşlıklarımıza dikkat etmeliyiz.

Dost ve arkadaşlar kişilerin hayatlarını yönlendirmektedir. Bu bakımdan dostlarımızı seçerken dikkatli olmalıyız.

Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:

 “‘Kişi arkadaşının dini üzeredir. Sizden biriniz kiminle arkadaş olduğuna baksın.” (Ebu Davud, Edeb,19)

O halde dünyada edindiğimiz dost ve arkadaş gruplarını iyi değerlendirip iyi ölçmeliyiz.
Beraber olduğumuz arkadaşlarımız bizi iyiye de kötüye de yönlendirebilir.

Dolayısıyla arkadaşlarımız yüzünden iyi yolda olabileceğimiz gibi yanlış yolda da olabiliriz. Bu konuda dikkatli ve uyanık olmalıyız.

Dünyadaki dostluklar ve arkadaşlıklarımızın ahrette de yansıması olacaktır.

Çok dikkatli olmamız gerekiyor. Sonra iş işten geçiyor, pişmalık ise hiçbir fayda vermiyor.

Çünkü ölümden sonraki hayatta pişman olmak hiçbir şeyi değiştirmeyecek.Çünkü tekrar dünyaya dönme şansı yoktur.

Orası hesap verilecek ve hesabın sonunda ebedi kalınacak yerdir.
Orada yani ahrette güzel bir yer olan Cennete girebilmek için bu dünyada yaptığımız her şeye dikkat etmeliyiz.

Şimdi yaşadığımız bu hayatta iyi düşünelim güzel  davranışlar sergileyelim.

İyi insanlar,iyi dostlar ve güzel ahlaklı arkadaşlarla beraber olmaya gayret edelim. Sonra pişmanlık duymayalım.

Yüce Allah’ın  Kur’anı Kerim’deki mesajı şöyledir: 

(Hesabın görüldüğü gün kişi diyecek ki,)
“Yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim!”
 (Furkân Suresi 28. Ayet)

Ne mutlu o gün(Mahşer günü) hesabını kolay verenlere...

               Efkan VURAL

8 Mayıs 2020 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 08.05.2020 Tarihli Cuma Hutbesi:RAMAZAN: İNFAK, YARDIMLAŞMA VE PAYLAŞMA AYI


RAMAZAN: İNFAK, YARDIMLAŞMA VE PAYLAŞMA AYI 

Muhterem Müslümanlar!

 Yüce dinimiz İslam, toplum hayatında huzur ve sükûnetin hakim olmasını amaçlar. Bunun için iyilik ve fedakârlığı, yardımlaşma ve paylaşmayı emreder. Kötülüğü, bencilliği ve cimriliği ise yasaklar. İnsan, yaratılışı gereği bir diğerinin ilgi ve sevgisine, yardım ve desteğine ihtiyaç duyar. Cenâb-ı Hak “Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Bir kısmı diğerini istihdam etsin diye çeşitli alanlarda kimini kimine, derece derece üstün kıldık.”1 buyurarak bu gerçeği bize haber verir. İnsana düşen sahip olduğu imkanları bencilce kullanmak değil, elindekileri kardeşleriyle paylaşmaktır. İşte insana paylaşma bilinci kazandıran, böylelikle dünya ve ahiret mutluluğuna, nihayetinde Rabbinin rızasına kavuşturan tüm ibadetlerin ortak adı infaktır. 

Aziz Müminler!

 İnfak, kişinin Allah’ın kendisine emanet ettiği mal ve servetten, maddi ve manevi nimetlerden başkalarını da yararlandırmasıdır. Bütün canlılara iyilik yapma ve yardımda bulunma çabasıdır. Anne babaya, eş ve çocuklara, yakın ve uzak akrabaya, arkadaş ve komşulara hasılı tüm insanlara faydalı olma gayretidir.  

İnfak, insanın fıtratında var olan yüce duyguları harekete geçirir. Kişinin nefsini arındırmasına, çevresiyle ilişkisini güçlendirmesine, üzüntü ve kederden kurtulup Rabbinin hoşnutluğunu kazanmasına vesile olur. Nitekim Cenâb-ı Hak bir ayet-i kerimede şöyle buyurur:
 “Mallarını gece gündüz; gizli ve açık infak edenler için Rableri katında ecirler vardır; onlar için korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.”2 

Kıymetli Müslümanlar!

 Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Allah yolunda infak edin. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin, kuşkusuz Allah iyilik edenleri sever.”3 Ayet-i kerimedeki “kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın” emriyle Yüce Rabbimiz, cimrilik edip Allah yolunda infak etmekten kaçınmanın, hem fert hem de toplum için tehlike oluşturacağını haber vermektedir.   

Değerli Müminler! 

Her alanda olduğu gibi infak konusunda da en güzel örneğimiz Resûl-i Ekrem (s.a.s)’dir. O, ümmetini daima cömertliğe, kanaatkârlığa, paylaşmaya  ve yardımlaşmaya davet etmiştir. Zekat, sadaka, fitre ve fidyelerin yanında gönüllü yardımlarla zengin ve fakirler arasında iyilik köprüleri kurmuştur. Bir defasında kestiği koyundan geriye ne kaldığını Hz. Âişe validemize sormuş, “Sadece bir kürek kemiği kaldı Ya Resûlallah!”  cevabını alınca, “Ey Âişe, desene bir kürek kemiği hariç tamamı bizim oldu.”4 buyurmuştur. 

Peygamberimiz bu veciz ifadesiyle verdiğimiz kadar kazandığımıza ve Allah yolunda harcamanın bereketine işaret etmiştir. Bir başka hadisinde ise müminleri şu sözlerle iyiliğe teşvik etmektedir: “Her kim Müslüman kardeşinin bir ihtiyacını giderirse; Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Her kim de bir Müslüman’ın bir sıkıntısını giderirse, Allah da onun kıyamet sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir. Her kim dünyada bir Müslüman’ın ayıbını örterse Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter.”

Aziz Müslümanlar!

 Allah ve Resûlüne gönülden bağlanan müminler, tarih boyunca infak bilincini kuşanmış, yardımlaşmayı hayatlarının merkezine almıştır. Sahip oldukları ilmi ve iktisadi birikimlerini başkalarıyla paylaşmıştır. Cömertlik ve fedakarlıkta hep ön safta olan ecdadımız, infakı kalıcı hale getirmiş, yaşadıkları her coğrafyada vakıf ve merhamet medeniyeti inşa etmiştir. Yeryüzünde hayrın ve hasenatın, iyiliğin ve güzelliğin hakim olması için çalışmak bizim köklerimizde vardır. Bu gün de aziz milletimiz aynı şuur ve gayeyle iyiliğin öncüsü, insanlığın umudu, huzurun ve güvenin teminatı olmaya devam etmektedir elhamdülillah!   

Muhterem Müminler! 

İnfak, sadece maddi yardımlardan ibaret değildir. Allah Resûlü (s.a.s), gönülden gelen, yüreklere dokunan, dertlere deva olan her güzel davranışı infak kapsamında değerlendirmiştir. Peygamberimize göre infak, kimi zaman namaz için atılan bir adım, kimi zaman da sevinci ve kederi, varlığı ve darlığı paylaşmaktır. Kimi zaman muhtaca, mazluma, muhacire el uzatmak, kimi zaman da yolunu şaşırana yol göstermek, insanlara eziyet veren bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Bazen borçluya anlayışlı davranmak, bazen de eş ve çocuklara, ana baba ve kardeşlere, akraba ve komşulara güleryüzlü davranmak, tatlı söz söylemektir. Bazen hayvanlara iyilikle muamele etmek, bazen de yeryüzünün barış ve ıslahı için çaba sarf etmektir. 

Değerli Müslümanlar! 

Maalesef, tüketim ve bencilliğin öncelendiği, yardımlaşma ve paylaşmanın ötelendiği bir çağı yaşıyoruz. Sonu gelmez hırslar ve menfaat çatışmaları sebebiyle dünyamızı yakıp yıkan savaşlar yaşanıyor. Dünyanın bir ucunda insanlar bir lokma ekmeğe ve bir damla suya muhtaçken diğer ucunda tonlarca nimet bilinçsizce israf ediliyor.  Halbuki insanoğluna düşen, Cenâb-ı Hakk’ın kendisinden beklediği adaletli ve merhametli hayatı inşa etmektir. Bu hayatın kodlarında, dine ve akl-ı selime aykırı şeyler yoktur. Hayır ve hasenat yapmaktan kaçınmak yani cimrilik ve bencillik yoktur. Bu güzide hayatta iyilik, yardımlaşma, paylaşma, cömertlik ve infak vardır.   

Kıymetli Müminler!

 Mağfiret gölgesinin üzerimize düştüğü Ramazan-ı şerif, infak, yardımlaşma ve paylaşma ayıdır. Allah rızası için karşılıksız vermenin mutluluğunu derinden hissetme, fakirlere, kimsesizlere, yetimlere ve darda kalanlara gönüllerimizi açma vaktidir. Zekâtlarımızı, fitre ve sadakalarımızı ihtiyaç sahipleriyle buluşturma anıdır. 

O halde, bu mübarek ayda bol bol infak etmeye gayret edelim. Mümine yakışır bir nezaket ve zarafetle, infak adabına ve ihsan ahlakına uygun olarak, incitmeden ve asla gösterişe kapılmadan yardımlarımızı yapalım. Cenâb-ı Mevlâ’nın “Allah yolunda her ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir.”6 müjdesiyle hayır ve hasenatımızın sevap ve mükafat olarak bize geri döneceğini aklımızdan çıkarmayalım. Unutmayalım ki infak etmenin hazzını ve huzurunu idrak edememiş, cimriliğe saplanmış, israf çıkmazında debelenen bir ferdin ne kendisine ne de içinde yaşadığı topluma faydalı olması, huzur ve güven telkin etmesi mümkün değildir.  

Hutbemi Yüce Rabbimizin şu uyarısıyla bitiriyorum: “Herhangi birinize ölüm gelip de ‘Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de infakta bulunup iyilerden olsam!’ demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda infak edin.”
                                                          
 1 Zuhruf, 43/32. 2 Bakara, 2/274. 3 Bakara, 2/195. 4 Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 33. 5 Müslim, Birr, 58; Tirmizî, Hudûd, 3. 6 Sebe, 34/39. 7 Münâfikûn, 63/10. 

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
   Diyanet Hutbeleri2

7 Mayıs 2020 Perşembe

Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler):65-VÂCİD


                                el-VÂCİD


Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el-Vâcid’dir.

Vâcid kelime anlamı açısından ‘İstediğini istediği zaman bulan; hiçbir şeye muhtaç olmayan’ anlamına gelmektedir.

El-Vâcid: Hiçbir şey kendisine gizli kalmaz.

El-Vacid: Kendisine acizlik ve fakirlik ârız olmayan, mutlak zengin olan.
 El-Vâcid: Her istediğini isteği zamanda bulan. El-Vacid: Kerem ve ihsanı bol olan, her şeyi var eden O'dur.

Vâcid , bulan, vücuda getiren, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan anlamına gelir. Yüce Allah istediği şeyi, istediği canlıyı istediği zaman bulur, hükmünü hemen yerine getirir. Bir şeyi bulmak için, meydana getirmek için O’nun zamana, mekana, plana veya başka bir şeye ihtiyacı yoktur. Hiçbir canlı O’ndan gizlenemez. Hiçbir şey O’ndan kaçamaz. O’nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Her şey O’na muhtaçtır.
Cenab-ı Hakk’ın, herhangi bir şeyi ele geçirmek için; zaman kollamaya bunu sağlamak amacıyla önlem almaya ihtiyacı yoktur. Her şey daima O’nun huzurundadır. Dilediği an hükmünü infaz eder ve bunda da O’nun için hiçbir zorluk söz konusu olmaz. Ne lütfunu hemen kullarına ulaştırmada, ne de cezasını yerine getirmekte O’nun için bir güçlük bulunmaz.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

“Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. O da hemen oluverir.” (Yâsîn Suresi 82. Ayet)

“Seni ihtiyaç içinde bulup da zengin etmedi mi?” (Duhâ Suresi 8. Ayet)

“Her şeyin hazineleri sadece bizim katımızdadır ve biz oradan indirdiğimizi belirli bir ölçüye göre indiririz.” (Hicr Suresi - 21 . Ayet)

“Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Fetih Sûresi,7. Ayet)

“Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız. Allah ise her bakımdan sınırsız zengin olandır, övülmeye hakkıyla lâyık olandır.” (Fâtır Suresi 15. Ayet)

“Allah, yere gireni, yerden çıkanı; gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, çok merhamet edicidir, çok bağışlayıcıdır.” (Sebe’ Suresi 2. Ayet)

“(Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun, ona dair Kur’an’dan ne okursan oku ve (ey insanlar, sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın, siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. Ne yerde, ne de gökte, zerre ağırlığınca, (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun, hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz; hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı)dır.” (Yûnus Suresi 61. Ayet)

 (Bu yazı,Diyanet İslam Ansiklopedisinden yararlanarak hazırlanmıştır.)
 (Devam edecek)

Efkan VURAL