11 Mart 2017 Cumartesi

Gençler size söylüyorum: YGS’yi bir deneme sınavı gibi düşünün.




Sevgili gençler!
Size seslenmek istiyorum.
Sizler elinizden geleni yaptınız.
Artık bu saatten sonra telaşlanmayınız.
Rahat olunuz. Stres yapmayın. Yarın gireceğiniz YGS, her zaman girdiğiniz bir deneme sınavı niteliğinde olacaktır.
Deneme sınavlarına nasıl giriyorduysanız bu sınav da  aynısıdır. Size düşen  her soruyu  görmek, düşünerek doğru  bir biçimde karara varmak. Ve  doğru olarak işaretlemektir.
Bazı soruları yapamayabilirsiniz, hiçbir şekilde moralinizi bozmadan bütün soruları elden geçirmeniz gerekmektedir.  Size zor gelenler başkalarına da zor gelecektir. Hiçbir zaman moralinizi bozarak sınavdan kopmayınız….
Şimdilik yapacağınız tek şey rahat olmaktır. Elbette  çalışmanızın karşılığını alacaksınız.




Yüce Allah’a, sınavda başarılı olmak için gönülden yalvararak  rahatlayınız. Allah’a tevekkül ederek iç huzuru yakalayınız.
Sınavı düşünerek telaşlanmayınız. Bu günü ve yarını diğer günler gibi normal bir gün olarak  geçirİniz.
Yarın ki sınav her şeyin sonu değildir. Sadece üniversiteye girmek için atılması gereken ilk adım olduğunu unutmayınız.
YGS’den alacağınız sonucu düşünerek  kendinizi yormayınız. Bu sınava takılıp kalmayınız. Önünüze bakınız.
YGS’den alacağınız sonucu ,pekâla LYS’de daha yükseklere çıkarabilirsiniz.
Kendinize güven duyunuz!
Başaracaksınız!
Yarın gireceğiniz YGS’sınavında Yüce Allah’tan başarılı olmanızı diliyorum




Mutlu olun. Mutlu kalın!

Her şey gönlünüzce olsun!


Efkan VURAL


Bu yazı aşağıdaki sitelerde yayınlanmıştır:

Milliyet Blog

Celal'in Penceresinden

8 Mart 2017 Çarşamba

Bir güne değil her güne damgasını vuran kadınlarımızın değeri



8 Mart dünya kadınlar günü olarak kutlanır. Yılın bir gününü  kadınlar günü kabul ederek  diğer günlerde kadınları  umursamamak   doğru olmaz . Kadınlar her gün için değerlidir,önemlidir.
Dinimizde kadınlara çok önem verilmiştir.
 İslam öncesi cahiliye devrinde kız çocuklarına ve kadınlara önem verilmezdi. Bir kadın erkek çocuk doğurduktan sonra ailenin bir üyesi olarak kabul edilirdi.
Yeni doğan kız çocukları diri diri toprağa gömülüyordu. Bir kimsenin kız çocuğu  dünyaya geldiği zaman   utanır ve toplumun içine giremezdi.
Sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.) kadınlara ve kız çocuklarına değer vermiştir. Kız çocuklarının diri diri öldürüldüğü  o dönemde peygamberimiz yeni doğan kız  ve erkek çocukları için akika kurbanı kesilmesini  öneriyor.  Allah’ın güzel bir nimeti olan kız veye erkek çocuğu için akika kurbanı  Allah’a şükür olarak kesiliyor. Böylece kız çocuğuna ve kadına önem veriliyordu.
İslam öncesi cahiliye dönemi adetlerinden Kur’an’da şöyle bahsedilir:
“Geçim endişesi ile çocuklarınızın canına kıymayın. Biz, onların da sizin de rızkınızı veririz. Onları öldürmek gerçekten büyük bir suçtur” (İsra suresi,31. Ayet)
Kız evladı dünyaya gelen bir babanın cahiliye dönemindeki durumunu  Yüce Allah şöyle dile getiriyor:”

“Onlardan biri, kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir! Kendisine verilen kötü müjde yüzünden, halktan gizlenmeye çalışır; onu utana utana tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün? Ne kötü hükmediyorlar!” (Nahl suresi,58.59.ayetler)





Dinimizde kadına ve erkeğe değer verilmiştir. Kur’an’ı  Kerim’de Yüce Allah şöyle buyurur:
“…Onlar (kadınlar) sizin elbisenizdir, siz de onların elbisesisiniz…” (Bakar suresi,187)
Hz.Muhammed(s.a.v) kız evladının değerini şu sözüyle ortaya koyarak,dinimizin kadınlara verdiği önemi göstermektedir.
Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:
“ Kim iki kız çocuğu, erginliğe erişinceye kadar,besleyip büyütürse kıyamet gününde (iki parmağını bitiştirip işaret ederek)şöylece beraber oluruz.” (Müslim.c.4 s.2028)
Hz.Muhammed (s.a.v.) kadınlara  değer vermiş ve onlara iyi davranılmasını istemiştir. Şöyle buyurmuştur: ” Dikkat! Kadınlara hayırlı olmanızı (birbirinize) tavsiye ediniz.” (Müslim.rade,11.)
“ Kadınlar hususunda Allah’tan korkunuz. Çünkü siz onları Allah’tan emanet olarak aldınız.” (Ebu Davud,Menâsik,84)
“Mü’minlerin iman bakımından en  kâmili, ahlakça en güzel olanlarıdır ve sizin en hayırlınız kadınlarınıza hayırlı olanlarınızdır.” (İbni Mace,nikah,50.)
Peygamberimiz erkeklerin kadınlar üzerinde,kadınların erkekler üzerinde hakları  vardır. Bu haklara riayet etmeliyiz.
 Hz.Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur:
“Dikkat! Kadınların üzerinde sizin hakkınız, sizin üzerinizde kadınlarınızın hakkı vardır…”
(İbni Mace,nikah,3.)

Ne mutlu, her gün kadınlara değer verenlere…



Efkan VURAL


Bu yazı aşağıdaki sitelerde yayınlanmıştır.

Kur’an-ı Kerim’den mesaj var – 4





Yüce Allah insanlara iyiliği,doğruluğu,çalışmayı,okumayı,güzel ahlaklı olmayı, ve hayatın her türlü serüvenini öğretmek için peygamberler görevlendirmiştir. Allah peygamberlere melek aracılığı ile mesajlar göndermiştir. Bu mesajlar bazen sayfalar halinde, bazen de kitaplar şeklinde olmuştur.

Allah insanların doğruyu görebilmeleri için onlara gönderdiği elçilerin sonuncusu  olan Hz. Muhammed’e bildirdiği ilk mesaj “Oku!” emridir.
Yüce Allah’ın  insanlara ilk emri okudur. Bizler 

okuyarak,öğrenerek,araştırarak,inceleyerek hayatı öğrenip düzgün yaşamalıyız. Okumak,öğrenmek, düşünmek ,araştırmak,düşündüğünü ifade etmek,karar vermek,istemek insan olmanın gereğidir. Bu özellikler insanı diğer canlılardan ayırmaktadır.

Düşünebilmek için, doğruyu görebilmek için önce okumalıyız. Allah’ın ilk emri olan okumayı beşikten mezara kadar adet edinmeliyiz.

Okuyarak ilim sahibi olmalıyız. Yaptığımız her şeyi bilerek yapmalıyız. Nelerin yararlı, nelerin zararlı olduğunu okuyarak ve araştırarak öğrenebiliriz.  Körü körüne taklit etmemeliyiz.

Bir  Müslüman  olarak yapılması gereken şeyleri bilmeliyiz. Dinimizin emir ve yasaklarını, helali ve haramı, doğruluğu ve dürüstlüğü, güzeli ve çirkini, ibadetleri, insanlar arası ilişkileri ve  diğer  hususları dinimizin kaynaklarından okumalıyız. Öncelikle Kur’an-ı Kerim’in meali ve tefsiri, hadis tercümeleri ve diğer İslami eserlerden okuyup öğrenmeliyiz.

Hayatımızı kolaylaştırmak, teknolojiyi geliştirmek için ve insanlığın yararına olmak üzere diğer bilim dallarıyla ilgili eserleri de okumalıyız. Bilim için de okumak ve araştırmak zorundayız. Okumaktan başka çıkar yol yoktur. 
Kısaca okumak ve öğrenmek hayatımızın en önemli parçası olmalıdır. Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “ İlim tahsili  her  Müslüman’a  farzdır.
(İbni Maca,mükaddime,17)

Bu konuda, Yüce Allah’ın Kur’an-ı Kerim’deki ilk mesajı  şöyledir:
“Yaratan Rabbı’nın adıyla Oku!” (Alak suresi,1.ayet)

Ne mutlu hayatı okuyabilenlere …

Efkan VURAL



1 Mart 2017 Çarşamba

Kur’an-ı Kerim’den mesaj var – 3




Allah insanları akıllı ve irade sahibi olarak yaratmıştır. İnsanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliği akıllı olmasıdır. İnsan aklı sayesinde düşünür, kararlar alır, inceler, araştırır, iyiyi ve kötüyü,faydalıyı ve zararlıyı anlar.

İnsan aklını kullanarak hareket eder. Allah insana aklını kullanırken hür bir irade vermiştir.Yani yaptığı işlerde onu serbest bırakmıştır. Çünkü Allah insanı yaptıklarından sorumlu tutacaktır ve hesaba çekecektir. En başta Allah bize hür bir irade vermeseydi yaptıklarımızdan sorumlu tutulmazdık.

Allah, insanların kendi istekleriyle yaptığı her şeyin karşılığını vereceğini ilahi mesajında belirtmektedir.

Yaptığımız ve yapacağımız her şeyin - en küçük miktarda da olsa – hesabını vereceğiz. Yaptıklarımızın karşılığını alacağız. Bu Allah’ın kesin vaadidir.


Bu konuda, Yüce Allah’ın Kur’an-ı Kerim’deki mesajı şöyledir:

 “O gün insanlar, amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölükler halinde fırlayıp çıkacaklardır.
Her kim zerre kadar bir hayır işlemişse onu görecek; her kim de zerre kadar bir kötülük işlemişse  onu görecektir.” 
(Zilzal suresi,6-8.ayetler)

Zerre miktarını değerlendirecek olan Allah, kocaman olanları da değerlendirmez mi? Hiç… Elbette değerlendirecektir….


Ne mutlu kurtulanlara…


Bu yazı aşağıdaki sitelerde yayınlanmıştır:


28 Şubat 2017 Salı

Af ve Hoşgörü



Ahlaki davranışlarımızdan  biri de af etmek ve hoşgörülü olmaktır. İnsanlar birlikte yaşamak zorundadır. Toplumdan uzak bir şekilde yalnız  başına yaşamak  çok zor bir durumdur. Dinimiz toplumsal yaşama önem vermektedir. Toplum içinde yaşarken insanların birbirleriyle olan ilişkilerinde bazen  uygun olmayan davranışlara rastlanabilmektedir.
Davranışlarımızda af edici ve hoşgörülü olmalıyız. İyiliğe iyilikle karşılık vermeliyiz. Kötülüğe de yine iyilikle karşılık vermeliyiz. Bu suretle kötülüğü ve kötü davranışları engelleye biliriz.
Kötü davranışlarını ısrarla sürdürmek isteyenlere de elbette gereken karşılığı vermeliyiz.
Bizler her şeyden önce af ve hoşgörü yolunu seçmeliyiz. Af ve hoşgörü karşısında kötülüğün duramayacağı açık ve nettir. Af  ve müsamaha kişilerin kalplerini yumuşatır,dostluk ve sevgiyi artırır. Af ve hoşgörü düşmanlığı, kin ve nefreti yok eder.
Yüce Allah kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır:
“Güzellikle çirkinlik/iyilikle kötülük bir olmaz! Kötülüğü, en güzel tavırla sav! O zaman görürsün ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sımsıcak bir dost gibi oluvermiştir.”(Fussilet suresi,34.ayet)
Af ve hoşgörü  müslümana yakışan bir davranıştır. Büyük bir fazilet ve üstünlüktür.
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Bir kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür. Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükâfatı Allah'a aittir. Doğrusu O, zalimleri sevmez.” (Şura suresi,40.ayet)
Affedici olmalıyız.Ailemize,çocuklarımıza, çevremizdekilere karşı hoşgörülü olmalıyız. Yapılan hataları ve kusurları affetmekle Allah’ın merhametine ve yardımına layık olmaya çalışmalıyız.
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Onlar bollukta ve darlıkta sarf ederler, öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler. Allah iyilik yapanları sever.” (Ali İmran suresi,134.ayet)
Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.) hoşgörülü bir kişiydi. Bizler de peygamberimizi örnek almalıyız. Peygamberimizin affediciliğini  ve hoşgörüsünü  yaşantımızda ortaya koymalıyız. Peygamberimiz  Yüce Allah’a şöyle dua ederdi: “Allah’ım şüphe yok ki, sen affedicisin, affı seversin, o halde beni affet” (Tirmizi daavat ,85)
Peygamberimiz Taif’e islamı anlatmaya gittiği zaman  Taifliler peygamberimizi taşlamışlar ve yoluna dikenler koymuşlardır. Peygamberimiz kan revan içinde sıkıntılı anlar  yaşamış olmasına rağmen;Taiflilere beddua  etmemiş,onlar için  Allah’tan hidayet (doğru yolu) dilemiştir.


Yine Peygamberimiz ve Müslümanlar Mekke’de Müşrikler tarafından görülmemiş işkencelere ve sıkıntılara maruz kalmıştır. Bütün bunlara rağmen Peygamberimiz Mekke’yi fethettiği vakit  Mekkelileri affetmiş ve onlara hoşgörülü davranmıştır. Peygamberimizin hoşgörüsü karşısında Mekkeliler   İslam dinine hür iradeleriyle  girmişlerdir.
Peygamberimizin aşağıdaki hadislerine kulak vererek, nasıl  davranmamız gerektiğini düşünelim:
Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)şöyle buyurur:
“İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.” (Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16)

“Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.” (İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta’, Akdıye, 31)
Kim bir müslümanın (kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onun  ( kusurunu) örter.”
(Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.)

Ne mutlu, hoşgörülü davranarak ve affederek,Allah’ın hoşgörüsüne ve affına mazhar olanlara…..


Efkan VURAL

Bu yazı aşağıdaki sitelerde yayınlanmıştır:

Of Havadis:

Milliyet Blog:




13 Şubat 2017 Pazartesi

Selam vermek



Selam İnsanların birbirleriyle iletişim kurmalarının ilk adımıdır. Selamı kimseden
esirgememeliyiz. Selam “selamun aleyküm” sözüyle verilir, “aleyküm selam“ sözüyle
de selama karşılık verilir.
Duruma göre,Günaydın,iyi günler,merhaba,iyi akşamlar,iyi geceler gibi sözlerde
kullanarak muhatabımızla iletişime geçebiliriz.İnsanların birbirinden uzaklaştıklarını
görmekteyiz.İnsanlar artık yüz yüze değil,interaktif ortamlarda görüşür olmuşlardır.
Sosyal hayatta selamın yerini hiçbir şey tutmaz. Bunun için birbirimize selam
vermeyi ihmal etmemeliyiz.
Yüce Allah Kur’an’da selamla ilgili şöyle buyurmaktadır:
“Bir selamla selamlandığınızda, siz ondan daha güzeliyle selam verin ya da aynıyla
karşılık verin. Şüphesiz, Allah her şeyin hesabını tam olarak yapandır.” (Nisa
suresi,86.ayet)
“Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi fark ettirip ev halkına
selam vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha iyidir. Herhalde (bunu) düşünüp
anlarsınız.”(Nur suresi,27.ayet)
“İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla
mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır.” (Furkan
suresi,75.ayet)
Sevgili Peygamberimiz de selamla ilgili şöyle buyurmaktadır:
“Selam kelamdan öncedir.(Önce selam verilir sonra konuşmaya başlanır.)”
(Tirmizi,isti’zan,11)
“Şüphesiz ki Allah indinde insanların en iyisi önce selam verendir.”(Ebu
Davud,edeb,133.)

“Mü’min olmadıkça Cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de mü’min
olamazsınız. Size bir amel bildireyim mi ki onu yaptığınız takdîrde birbirinizi
seversiniz: Aranızda selâmı yayınız.” [Müslim, Îmân, 93;
Nebi (sallallâü aleyhi vesellem)’ e birisi: Yâ Rasûlalah! İslam’ın hangi ibadeti hayırlıdır? Diye sordu. Nebi (s.a.v.): “(Aça) yemek yedirmen,tanıdığına ve tanımadığına selam vermendir.” Diye cevap verdi. (Buhâri,İman,6,20.)
Enes (r.a.) Rasulüllah’in kendisine şöyle dediğini rivayet eder:
“Oğlum! Ailenin yanına girdiğinde selam ver ki,sana ve ev halkına bereket olsun.”
( Tirmizi,isti’zan,10)
Allah’ın selamını birbirimizden eksik etmeyelim.
Allah’ın selamı hepinizin üzerine olsun!

Efkan VURAL


Bu yazı aşağıdaki sitelerde yayınlanmıştır:

Of Havadis:

Milliyet Blog:










3 Şubat 2017 Cuma

Kur’an-ı Kerim’den mesaj var -2



Yüce Allah insanlara  mesajını,  Kur’an’ı Kerim’de  iletmiştir. 
Biz Allah’ın mesajlarına kulak vermeliyiz.

Allah kullarının dosdoğru olmalarını emrediyor. Dosdoğru olmak demek, yapılan tüm hareketlerde ölçülü ve dürüst olmak demektir. Hak ve adalet çizgisinden ayrılmamak demektir.

Kişinin dosdoğru olabilmesi için, Allah’tan hakkıyla korkması gerekir. Helal ve harama dikkat etmesi gerekir. İçi ile dışının bir olması gerekir.  Görünüşte değil gerçekte dürüst olmalıdır.
Hareketlerimizde istikamet üzerinde olmalıyız. Yani doğruluktan ayrılmamalıyız. İstikamet, hak ve adalet, helal ve haram çizgisidir.

Allah bize bu çizginin dışına çıkmadan dosdoğru olmamızı ve haddi aşmamamızı emrediyor.
Hepimiz top yekun  sözlerimizde, yaptıklarımızda, işimizde, komşuluk ilişkilerimizde, görev ve sorumluluklarımızda  hak ve adaletten ayrılmadan devletin ve milletin hakkını  gözetmeliyiz.

Unutmayalım, herkes  ahirette hesabını verecektir. Mahkeme-i Kübra’da (Büyük Mahkeme) hiçbir şey gizli kalmayacaktır.

Bunun için attığımız her adımda dosdoğru olmalıyız. İstikametten ayrılmamalıyız. Doğruluk, dürüstlük, Hak ve adaletten uzaklaşarak aşırılığa düşmemeliyiz. Unutmayalım ki, Allah tüm yaptıklarımızı görür.



Yüce Allah  Kur’an’da şu mesaja yer vermektedir:

“Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberinde ki, tövbe edenler de dosdoğru olsunlar.  Aşırı da gitmeyin. Çünkü O, sizin yaptıklarınızı çok iyi görendir. ”
(Hud suresi 112. ayet)


Ne mutlu  Kur’an’daki mesajlara kulak verenlere!


Efkan VURAL


Bu yazı aşağıdaki sitelerde yayınlanmıştır: