NAMAZ
Muhterem Müslümanlar!
Dünyamızı huzur ve mutluluğa, ahiretimizi
ebedi cennete dönüştüren ibadetlerin en başında namaz gelir. Namaz kılan; yüzünü
kıblemiz Kâbe’ye, yönünü Rabbine çevirir. Bedenini kirlerden, kalbini
günahlardan arındırır. Ruhunu miraca, gönlünü sükûnete erdirir.
Aziz Müminler!
Namaz; tekbirle başlayan, selamla
tamamlanan bir kulluk yolculuğudur. Her tekbir, Allah’tan başka ilah olmadığının ilanıdır. Her kıyam, haksızlığa ve zulme asla
rıza gösterilmeyeceğinin sembolüdür. Her kıraat, Kur’an-ı Kerim ile irtibatı
kuvvetlendirmektir. Her rükû, bir tevazu; her secde, Allah’a teslimiyettir. Her
tahiyyat, kelime-i şehâdetin izharıdır. Her
selam, elinden ve dilinden emin olunan bir Müslüman olmanın ahdidir.
Kıymetli Müslümanlar!
Hayat akıp giderken namazı kendimize rehber kılmalıyız. Gönlümüz daraldığında namazla ayağa kalkmalıyız. Sıkıntı veya hastalık anında namazla Rabbimize sığınmalıyız. Gündüzün telaşında namazla ruhumuzu dinlendirmeliyiz. Gecenin sessizliğinde namazla dirilişimizi gerçekleştirmeliyiz. Camide, evde, okulda, işyerinde, tarlada ve bahçede namazla Cenâb-ı Hakk’ın rahmet ve mağfiretine yönelmeliyiz. Zira namaz, müminin miracıdır.
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in buyurduğu üzere, “Cennetin
anahtarı namazdır.”[1]
Yaratan ile kulun
arasındaki muhabbeti güçlü tutacak en sağlam bağ namazdır. Kişiyi,
kötülüklerden uzaklaştırıp iyiliğe ulaştıracak en
güzel yol namazdır. Aynı safta inanan gönülleri
birleştirecek; birlik, beraberlik ve kardeşliği pekiştirecek olan da namazdır.
Değerli Müminler!
Namaz, büyük bir rahmettir.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) hadis-i şeriflerinde,
“Sizden biri namaz kılarken aslında Rabbiyle konuşuyordur”[2] buyurmaktadır. Dolayısıyla dinen meşru bir mazeret olmaksızın namazdan uzak kalmak, Allah Teâlâ ile hasbihalden mahrum kalmaktır. Sonra kılarım diye namazı ötelemek, dinin direğini zayıflatmaktır. Dünyalık meşgalelere dalarak namazı ihmal etmek, ilâhî lütfa mazhar olamamaktır.
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de,
“Ailene
namazı emret, kendin de ona sabırla devam et”[3]
buyurmaktadır.
Aziz Müslümanlar!
Önümüzdeki Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece, beş vakit namazın hediye edildiği Miraç Kandilini idrak edeceğiz. Bu mübarek gece, Mescid-i Aksâ’nın Cenâb-ı Hak katındaki değerini yeniden hatırlatmaktadır. Tevhid ve vahdetin sembolü olan cami ve mescitlerin saygınlığını korumamız gerektiğini haber vermektedir. Bizler de Miraç Kandilini vesile kılarak, camilerde huzurda olalım. Omuz omuza vererek aynı safta divana duralım.
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in
“Kulun
Rabbine en yakın olduğu an secde halidir”[4] müjdesine
nail olmak için secdelerde buluşalım. İşlediğimiz hata ve günahlarımız için tövbe
edelim. Vatanımızın selameti, devletimizin bekası, insanlığın huzur ve barışı, Mescid-i Aksâ’nın ve Gazze’nin
özgürlüğü için Cenâb-ı Hakk’a niyazda bulunalım.
Bu vesileyle Miraç Kandilimizi şimdiden tebrik ediyorum.
Hutbemizi Yüce Rabbimizin şu müjdesiyle bitirmek istiyorum: “Kurtuluşa eren müminler,
namazlarını titizlikle kılmaya devam ederler. İşte Firdevs cennetinin vârisleri
onlardır. Orada ebedi kalacak olanlar da onlardır.”[5]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder