7 Nisan 2025 Pazartesi

6 Nisan 2025 Pazar

Peygamberimizin Hayatı-1

 Neden Peygamberimizin Hayatı

Peygamberimiz Hz. Muhammed Peygamberlerin sonuncusudur.

O'nun Peygamberliği kıyamete kadar hüküm sürecektir.

O'na gönderilen ilahi vahiy(Kur'an-ı Kerim) kıyamete kadar geçerli olacaktır.

Hz. Muhammed'in öğrettiği Kur'an hiçbir değişikliğe uğramadan orijinal olarak kıyamete kadar devam edecektir.

Yüce Allah şöyle buyurur: "Şüphesiz o Zikr’i (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz." (Hicr Suresi 9. Ayet)

Son ve geçerli din olan İslam'ı öğreten, anlatan, yaşayan ve yaşatan her haliyle Müslümanlara örnek olan Hz.Muhammed'in yaşamı, hayatı ibadetleri, nasihatleri, ahlağı, söz ve fiillerini bilmek ve öğrenmek her inanan için çok önemli ve gereklidir.

    Yüce Allah şöyle buyurur:

"Ey inananlar! And olsun ki, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok anan kimseler için Resulullah (Allah'ın Elçisi) en güzel örnektir."(Ahzâb Suresi 21. Ayet)

"De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Âl-i İmrân Suresi 31. Ayet)

İnanlar için örnek olan ve kendisine uyulmamız istenen Peygamberimizin hayatını bilmek gerekli olmuştur.

Bu bakımdan Peygamberimiz Hz.Muhammed'in hayatını ana hatlarıyla sayfamızda anlatmaya çalışacağız.

İnşallah Sevgili Peygamberimizi örnek almamız açısından biraz olsun hayatını dile getirmeye çalışacağız.

Allah muaffak eylesin.

Allah bize Peygamberimizin yolundan gitmeyi nasip eylesin ve bizi bu yolda gayret göstermeye sevk etsin. Amin.


4 Nisan 2025 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

Diyanet İşleri Başkanlığının 04 /04/ 2025 Tarihli Cuma Hutbesi : GÜÇLÜ BİR TOPLUMUN İNŞASINDA ANNE BABANIN ROLÜ

 GÜÇLÜ BİR TOPLUMUN İNŞASINDA ANNE BABANIN ROLÜ




Muhterem Müslümanlar!

Bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in huzuruna bir adam gelerek, “Ey Allah’ın Resûlü! Mükâfatını Allah’tan bekleyerek hicret ve cihad etmek istiyorum.” dedi. Bunun üzerine Allah Resûlü (s.a.s), “Annen ve baban hayatta mı?” diye sordu. Adam, “Evet, ikisi de hayatta.” deyince Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), ona şu öğüdü verdi: “Öyle ise anne babana dön ve onların gönüllerini al.”[1]

Aziz Müminler!

Yüce Rabbimizin bize bahşettiği en kıymetli nimetlerden biri de anne ve babamızdır. Annemiz; gönlümüze şefkat ve muhabbet tohumları eken; bize, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, hakkı batıldan ayırma şuuru kazandıran ilk öğretmenimizdir. Annemiz; aileyi ayakta tutan, evladına karşılıksız sevgi veren, insanlığa faydalı nesiller armağan eden rahmet ve merhamet nişanesidir. Babamız ise; hayatın zorlukları ve sıkıntıları karşısında sırtımızı yaslayacağımız ulu bir çınardır. Her türlü kötülüğe ve tehdide karşı sığınabileceğimiz güçlü bir kaledir. Hülasa, anne ve babamız; sabırla bizleri geleceğe hazırlayan, yerleri asla doldurulamayacak mümtaz şahsiyetlerdir. Onlara saygı, Allah’a saygıdır. Onlara hürmet, Allah’a hürmettir. Duaları, cennetin anahtarıdır. İslam’a uygun meşru istek ve tavsiyeleri ise huzurun kaynağıdır. 

Kıymetli Müslümanlar!

Sorumluluk sahibi bir anne; Hz. İsmâil için bütün sıkıntıları göğüsleyen, onun maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamak için koşuşturan Hz. Hâcer gibi olmalıdır. Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendilerimizi yetiştiren Ehl-i Beyt-i Mustafa’nın nadide goncası Hz. Fâtıma gibi olmalıdır.

hutbe qr kodSorumluluk sahibi bir baba ise; “…Haydi yavrum gel, sen de bizimle birlikte gemiye bin…”[2] diyen Hz. Nûh gibi evladını kötülüklerden kurtarabilmenin çabasında olmalıdır. “Yavrucuğum! Yaptığın iş bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa, bir kayanın içinde saklansa veya göklerde yahut yerin dibinde bulunsa yine de Allah onu açığa çıkarır...”[3] tavsiyesi ile çocuğuna hesap verme bilinci aşılayan; “Yavrucuğum, namazını özenle kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelen musibetlere sabret…”[4] nasihatiyle onu namaza, iyiliğe, hakka ve hakikate davet eden; “…Yeryüzünde gururla, kibirle yürüme!... Yürüyüşünde ölçülü ol, sesini de yükseltme…”[5] tavsiyesi ile de nezaket ve görgü kurallarını ona öğreten Hz. Lokmân gibi olmalıdır.

Değerli Anne Babalar!

Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadislerinde,      وَإِنَّ لِوَلَدِكَ عَلَيْكَ حَقًّا “Çocuğunun da senin üzerinde hakkı vardır.”[6] buyurmaktadır. Dinimize göre; çocuklarımızı helal rızıkla beslemek, onlara Allah’ın razı olacağı güzel isimler vermek ve şefkatle muamelede bulunmakla yükümlüyüz. Onları; vatanını, devletini ve milletini seven; milli ve manevi değerlerine bağlı; hayırlı bir insan olarak yetiştirmekle mesulüz. Kur’an-ı Kerim’i ve Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in örnek hayatını onlara öğretmek, sahih dini bilgiyle onları buluşturup İslam ahlakıyla donatmak çocuklarımızın üzerimizdeki hakkıdır.

Kıymetli Müminler!

Bugün, çocuklarımız, dünya ve ahiretlerine zarar verecek çok büyük tehlikelerle karşı karşıyadır. Yavrularımız; alkol, kumar ve uyuşturucu bataklığına, fuhuş tuzağına çekilmek istenmekte, zararlı akımlar ve batıl ideolojiler gençlerimizi esir almaya çalışmaktadır.  Dolayısıyla evlatlarımızın; Allah’ın razı olacağı bir kul, topluma ve insanlığa faydalı bir insan olmaları için daha çok çaba göstermeliyiz.

وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰىۖ وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِۖ  

“…İyilikte ve takvada yardımlaşın, kötülükte ve düşmanlıkta yardımlaşmayın...”[7] emrine uyan, toplumsal huzuru ve barışı sağlayan bir nesil olmaları için daha fazla gayret göstermeliyiz.

 Özümüzle, sözümüzle ve davranışımızla çocuklarımıza örnek olmalı; onları, ilgimizden ve sevgimizden mahrum bırakmamalıyız. Unutmayalım ki, güçlü bir toplum inşa etmenin yolu; inancına, ibadetlerine, tarihine ve kültürüne bağlı, kutsal değerlere saygılı, namazlarını kılan, Allah’ın emirlerine uyan ve yasaklarından uzak duran bir nesil yetiştirme sorumluluğuna sahip anne baba olmaktan geçmektedir.

Hutbemi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu hadisiyle bitiriyorum:

Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir miras bırakmamıştır.”[8]

 



[1] Müslim, Birr, 1.

[2] Hûd, 11/42.

[3] Lokmân, 31/16.

[4] Lokmân, 31/17.

[5] Lokmân, 31/18,19.

[6] Müslim, Sıyâm, 183.

[7] Mâide, 5/2.

[8] Tirmizî, Birr, 33.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

31 Mart 2025 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

Diyanet İşleri Başkanlığının 30/03/ 2025 Tarihli Ramazan Bayramı Hutbesi : Ramazan Bayramı Sevinç ve Kardeşlik Günlerl

RAMAZAN BAYRAMI: SEVİNÇ VE KARDEŞLİK GÜNLERİ




Muhterem Müslümanlar!

Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennem azabından kurtuluş olan Ramazan-ı şerifi idrak ederek bayram sabahına kavuştuk elhamdülillah. Bizleri, Ramazan Bayramı’na ulaştıran Yüce Rabbimize sonsuz şükürler olsun. İslam’ın şeâiri olan bayramların kıymetini öğreten Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’e, ehl-i beytine ve ashabına salat ve selam olsun. Ramazan Bayramımız mübarek olsun.

Aziz Müminler!

Bugün bayramdır. Neşe, sevinç ve mutluluk günüdür. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in,

“Birbirinize haset etmeyin. Birbirinize sırtınızı dönmeyin. Birbirinize kin ve nefret beslemeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun!”[i] uyarısına kulak vererek, gönlümüzü birbirimize samimiyetle açma, ayrılık ve gayrılığı kalbimizden söküp atma günüdür.

Bugün bayramdır. Bayramlar, yüce dinimiz İslam’ı, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in güzel ahlakını, Kur’an ve sünnetten beslenen örf ve kültürümüzü nesillerimize aktarma günüdür. Bizi biz yapan, bizi millet kılan milli ve manevi değerlerimizi yaşama ve yaşatma günüdür.

Kıymetli Müslümanlar!

hutbe qr kodBugün bayramdır. Bayramlar, anne ve babamızdan, akraba ve dostlarımızdan, ihtiyaç sahibi kardeşlerimizden uzaklaştığımız günler değildir. Bilakis bayramlar; varlık sebebimiz olan anne babamızın varsa ihtiyaçlarını giderme,  ellerini öpüp hayır dualarını alma günleridir. Hayatın yükünü birlikte omuzladığımız eşimize tatlı dil ve güler yüzümüzü; göz nuru evlatlarımıza ilgi ve şefkatimizi sunma günleridir. Allah Resûlü (s.a.s)’in, 

“Ey insanlar! Selâmı aranızda yayın, yemek yedirin, akrabalık bağlarınızı gözetin, insanlar uyurken namaz kılın ki selâmetle cennete giresiniz.”[ii] müjdesine nail olmak için sıla-i rahme tutunduğumuz, akraba ve komşularımızı ziyaret edip hatırlarını sorduğumuz huzur ve mutluluk günleridir. Muhtaçların, hasta ve yaşlıların kapısını çaldığımız, yetim ve öksüzlerin başlarını okşadığımız, ihtiyaçlarını giderdiğimiz, bayramın coşkusunu onların da yüreklerinde yaşattığımız yardımlaşma ve paylaşma günleridir. Aziz şehitlerimizin, ahirete göç eden kahraman gazilerimizin ve ebediyete irtihal eden geçmişlerimizin kabirlerini ziyaret ettiğimiz, onları hayırla yâd ettiğimiz rahmet ve dua günleridir.

Değerli Müminler!

Bugün bayramdır. Yüce Rabbimizin, 

 “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.”[iii] emri gereğince yüreklerimizi ağırlaştıran dargınlıkları ve küskünlükleri bir kenara bıraktığımız; el ele, gönül gönüle verdiğimiz muhabbet günüdür.

 Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in,

“Müminler, birbirini sevmede, birbirine merhamet ve şefkatte, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da bu acıyı paylaşan bir beden gibidir.”[iv] hadisi gereğince birbirimize karşı şefkat ve merhamet gösterdiğimiz hoşgörü ve dayanışma günüdür.

 Cenâb-ı Hakk’ın 

 وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ ر۪يحُكُمْ “Allah’a ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz, gücünüz elden gider…”[v] emrine uyarak, birbirimize tutunduğumuz, birbirimizin hak ve hukukunu gözettiğimiz kardeşlik günüdür.

Aziz Müslümanlar!

Bu mübarek bayram sabahının sevinç ve huzuru yüreklerimizi doldururken; maalesef, Gazze’de kardeşlerimiz, bayramın neşe ve coşkusundan çok uzaklar. Zalim siyonistler; kadın-erkek, çocuk-yaşlı demeden masum insanları katletmeye devam ediyorlar. Kardeşlerimize hiçbir şekilde hayat hakkı tanımıyorlar. Onların en temel ihtiyaçlarını dahi karşılamalarına, bir lokma ekmeğe, bir yudum suya ulaşmalarına engel oluyorlar. Şu husus asla unutulmamalıdır ki, zulüm ebedi değildir. Zalimler mutlaka mağlup olacaklardır.   

        وَاللّٰهُ مُتِمُّ نُورِه۪ وَلَوْ كَرِهَ الْـكَافِرُونَ 

“Kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.”[vi]

Kardeşlerimizin sevinç, huzur ve güven içinde bayram yapacağı günler gelecektir. Bize düşen, kardeşlerimize verdiğimiz maddi ve manevi her türlü desteğimizi devam ettirmektir. Yüreğimiz yanıyor ve gönül dilimiz şöyle feryat ediyor:

Ey Müslümanlar!

Gazze’de bir toplum yok ediliyor. Güçlerimizi birleştirip zalimlerin zulmüne son vermek için daha ne kadar bekleyeceğiz?

Ey İnsanlar!

Gazze’de insanlık ölüyor. İnsanlığımızı kurtarmak için daha ne kadar çocuğun, kadının, masumun katledilmesi gerekiyor?

Bu bayram sabahında gönülden yapacağımız dualarımızın ve dilimizden dökülen âminlerimizin; ümmet bilincimizin ve din kardeşliğimizin güçlenmesine, Gazze’de akan kanın ve gözyaşının dinmesine vesile olmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum. Başta aziz milletimiz olmak üzere bütün İslam âleminin Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyorum.



[i] Buhârî, Edeb, 57.

[ii] Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 42.

[iii] Hucurât, 49/10.

[iv] Müslim, Birr, 66.

[v] Enfâl, 8/46.

[vi] Saff, 61/8.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 


HAFTANIN HADİSİ