Efkan Vural'ın Yazıları
12 Kasım 2021 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 12.11.2021 Tarihli Cuma Hutbesi: İBADET: ALLAH İLE KUL ARASINDAKİ KUTLU BAĞ
ibadet: Allah ile kul arasındaki kutlu bağ
Muhterem Müslümanlar!
İslâm nurunun Mekke topraklarını aydınlatmaya başladığı günlerdi. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), Kabe’nin yanındaki Safâ tepesine çıktı ve Mekkelilere şöyle seslendi:
“‘Şu vadinin arkasında size saldırmak üzere bekleyen bir ordu var.’ desem bana inanır mısınız?” Mekkeliler hep bir ağızdan, “Evet, inanırız. Zira biz senin yalan söylediğini hiç işitmedik.” dediler. Bunun üzerine Rahmet Elçisi (s.a.s), “Ben sizi elîm bir azaba karşı uyarıyorum.”[1] buyurdu.
Ve
Mekkeliler nezdinde bütün insanlığı İslam’a ve ebedi kurtuluşa davet etti.
Aziz Müminler!
İki Cihan Serveri Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in bu
çağrısı insanları Âlemlerin Rabbine kul olmaya ve O’na ibadet etmeye davettir. Bu
davette yalnızca Allah’a iman ve kulluk vardır. Bir ve tek olan Allah’ın
huzurunda eğilmek, eğildikçe yücelmek vardır. Bu davette şirk ve nifaktan,
küfür ve isyandan, fitne ve fesattan, hile ve tuzaktan, yalan ve aldatmadan
uzak durmak vardır.
Kıymetli Müslümanlar!
İnsanın yaratılış gayesi Yüce Rabbine kulluk ve ibadettir.
Cenâb-ı Hakk’ın rızasını, dünya ve ahiret mutluluğunu kazandıracak salih
amelleri işlemektir. Yaratıcısı ile arasındaki bağı, iman ve ibadetle canlı
tutmaktır. Zira bizi
yoktan var eden Yüce Allah’ın varlığına ve birliğine inanmamız, O’na kâmil
manada kul olmamız Rabbimizin bizim üzerimizdeki en büyük hakkıdır. Nitekim bir
gün Allah Resûlü (s.a.s), Muaz b. Cebel (r.a.) ile yolculuk yaparken ona, “Ya Muâz! Sen, Allah’ın, kulları üzerindeki
hakkının ne olduğunu biliyor musun?”
diye sormuştu. Muâz b. Cebel: “Allah ve Resûlü daha iyi bilir” şeklinde cevap
verince Resûl-i Ekrem Efendimiz şöyle buyurmuştu: “Allah’ın, kulları üzerindeki hakkı, kulların
O’na ibadet etmeleri ve hiçbir şeyi O’na ortak koşmamalarıdır. Kulların Allah
üzerindeki hakkı ise kendisine ortak koşmayan kimselere azap etmemesidir…”[2]
Aziz Müminler!
Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:
“Erkek veya kadın,
mümin olarak kim iyi amel işlerse, onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız.
Ve mükâfatlarını, elbette yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz.”[3]
O halde geliniz, Rabbimize karşı kulluk vazifemizin idrakinde
olalım. O’na canı gönülden bağlanalım, vefakâr bir kul olalım.
İbadetlerimizi aksatmayalım, en güzel şekilde yerine getirelim.
İbadet ederken mâsivâdan, her türlü dünyevi meşguliyetten ve
riyadan arınalım. Böylelikle Rabbimizin ihsan ve ikram ettiği
sonsuz nimetlere şükrümüzü eda edelim. İbadetleri terk ve
ihmalin dünyada manevi boşluk, bereketsizlik ve huzursuzluk
sebebi, Rabbimiz katında ise vebali ağır bir yük olduğunu asla
unutmayalım.
11 Kasım 2021 Perşembe
7 Kasım 2021 Pazar
Hadis-i Şerifler aydınlatıyor-12
Hadis-i Şerifler aydınlatıyor
Amel Defterini Açık Tutan Üç Şey
İnsan oğlu öldüğü zaman amellerinin son bulmasıyla birlikte sevap
yazılması durumu da sona ermektedir. Ama öyle ameller var ki, amel defterini
açık tutar ve sevapların da yazılmasını devam ettirir.
İnsanın dünyaya geliş amacı Allah’ı tanıması ve kulluk görevini yerine
getirmesidir. Kulluğun gereğini yerine getiren Müslümanlar Allah’ın rızasını
kazanarak cennete girerler.
Cennetteki nimetlere ve tüm güzelliklere ulaşabilmek için iman etmek
şartıyla güzel ameller (güzel iş ve davranış) yapmalıyız. Amellerimizi ne kadar
çok artırabilirsek o kadar çok sevap kazanmış oluruz. İman ve sevaplarımız
karşılığında cennetteki yerimiz çok güzel olacaktır, inşallah!
Sınırlı olarak yaşadığımız dünya, ahiretin tarlası olup, burada
yaptığımız her şeyin karşılığını orada almış olacağız.
Amellerimiz karşılığında sevaplarımızı artırmak ve devamlı hale getirmek
için gayret içinde olmalıyız.
Amellerimiz karşılığında alacağımız sevapların öldükten sonra da devam
etmesini sağlayan bazı güzel davranışlar vardır.
Peygamberimiz amel defterinin öldükten sonra da kapanmayacağı hakkında
bizi bir hadisinde şöyle aydınlatır:
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur:
“İnsan ölünce üç şey dışında ameli kesilir. Sadaka-i câriye yani faydası
kesintisiz devam eden hayır, kendisinden faydalanılan ilim ve kendisine dua
eden hayırlı evlat. ” (Müslim, Vasiyyet, 14)
Bu hadis-i şerifte de belirtildiği gibi insan
öldükten sonra da sevaplarının yazılmaya devam edeceği müjdelenmiştir.
Amel defterinin açık kalmasını ve sevapların
yazılmasını sağlayan üç şey:
1-Hayırlı bir evlat yetiştirmek.
2-Sadaka-i cariye (Devam eden sadaka) Herkesin
yararlanabileceği şeyler yapmak. (Yol, su, köprü, okul. cami, kütüphane,
değirmen, barınak, yurt vb. yaptırmak.)
3-İlim öğretmek, bilgiyi yayma, kitap yazma,
Ne mutlu Allah rızası için güzel amel işleyenlere.
Ne mutlu öldükten sonra da amel defteri
kapanmayanlara...
Efkan VURAL
5 Kasım 2021 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 05.11.2021 Tarihli Cuma Hutbesi: İNSAN İMANLA YÜCELİR
İNSAN İMANLA YÜCELİR
Muhterem Müslümanlar!
Yüce Rabbimiz, bizlere sayamayacağımız kadar bol ve güzel nimetler verdi. Ancak, bu nimetler içinde öyle bir nimet var ki hepsinden daha değerli ve daha önemlidir. İşte bu büyük nimet, imandır. Zira insan, imanla yücelir. Kalpler, imanla huzur bulur. Vicdanlar, imanla berraklaşır. Akıllar, imanla durulur. Kabirler, imanla aydınlanır. Mahşer, imanla feraha erer. Sırattan imanla geçilir. Cennete imanla girilir.
İmandır o cevher ki İlâhî ne büyüktür…
İmansız olan paslı yürek sinede yüktür!
Aziz Müminler!
İman; Peygamber Efendimizin Allah Teâlâ’dan getirdiği her şeyin doğru olduğunu dil ile ikrar, kalp ile tasdik etmektir. Cebrail (a.s)’ın “İman nedir?” sorusuna Allah Resûlü (s.a.s) şöyle cevap vermiştir: “İman; Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, hayır ve şerriyle kadere inanmaktır.”
İman edip dünya ve ahiret için yararlı işler yapanlara, içinde ebedi kalacakları ve hiç ayrılmak istemeyecekleri Firdevs cenneti vardır. Rabbinin ayetlerini, ahireti inkâr edip peygamberini alaya alanlara gelince, işte onlar, dünyasını ziyan etmiş kimselerdir. Ahirette ise varacakları yer cehennemdir.
Değerli Müslümanlar!
İslam ile şereflenmenin ilk şartı Allah’a imandır. Mümin, Rabbinin bir tek olduğuna, her şeyi yoktan var ettiğine, yaşattığına ve yönettiğine canı gönülden inanır. Yalnızca Allah’a ibadet eder ve yalnızca O’ndan yardım diler.
Allah’a samimiyetle bağlanan mümin, doğumundan ölümüne kadar yanı başında bulunan, kendisini koruyan, bağışlanması için dua eden meleklerin varlığıyla huzur bulur.
Mümin, ruhuna ve bedenine şifa, gönlüne ve zihnine sükûnet, sözüne ve hayatına anlam katan Kur’an-ı Kerim’e sımsıkı sarılır. Yüce Kitabımızı en güzel bir şekilde yaşayan Peygamberimizin sünnetine tabi olur. Zira o bilir ki, sözün en güzeli Allah’ın Kitabı, rehberliğin en güzeli ise Peygamberimizin rehberliğidir.
Mümin, ahirete de iman eder. Dünyanın geçici, ahiretin ise asıl yurdu olduğunu bilir. Dünyada iken yapıp ettiklerinin hesabını ahirette vereceği bilinciyle bir ömür sürer. Nihayetinde mümin, kadere ve kazaya, hayır ve şerrin ancak Allah’ın yaratmasıyla meydana geldiğine inanır. Bununla birlikte o, iradesini, aklını ve vicdanını kullanır. En iyiye, en doğruya ve en güzele ulaşmak için var gücüyle gayret eder. Zira kula düşen çalışıp çaba göstermektir; takdir, elbette Cenâb-ı Hakk’a aittir.
Kıymetli Müminler!
İmanın gönlümüzde kök salması, iman esaslarını hayatımıza yansıtmaktan geçmektedir. Nitekim Peygamberimiz (s.a.s) bir hadislerinde şöyle buyurur: “İmanın yetmiş küsur şubesi vardır. Bunların en üstünü ‘Allah’tan başka ilâh yoktur’ sözüdür. En alt derecesi ise yoldaki eziyet veren şeyleri kaldırmaktır. Hayâ da imanın bir şubesidir.”
Öyleyse geliniz, inandığımız değerleri yaşamaya ve yaşatmaya gayret edelim. Tüm canlıların elimizden ve dilimizden güvende olmasına özen gösterelim. Kul ve kamu hakkını, yetimin malını koruyup gözetelim. Etrafımıza sevgi ve muhabbet dağıtalım. İyilik yaptığımızda sevinip hamd edelim; kötülük yaptığımızda ise üzülüp tevbe edelim. Unutmayalım ki dünya ve ahiret mutluluğu, hakkıyla Rabbine itaat eden, içtenlikle iman esaslarına sarılan, ihlasla ibadetlere devam eden ve güzel ahlaktan taviz vermeyen müminlerin olacaktır.
1 Kasım 2021 Pazartesi
HAFTANIN AYETİ
Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:
وَيَوْمَ تَشَقَّقُ السَّمَٓاءُ بِالْغَمَامِ وَنُزِّلَ الْمَلٰٓئِكَةُ تَنْز۪يلًا
O gün gök bulutlarla yarılıp parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir.
Furkan Sûresi 25. Ayet

