12 Ekim 2020 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

  Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler):76-BÂTIN

       Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler): 

                                                   BÂTIN

Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el-Bâtın’dır.

Bâtın kelimesi, “gizli olmak; bilmek, bir şeyin iç yüzüne ve bir kimsenin

 sırlarına vâkıf olmak” mânalarına gelir.

El-Bâtın: Görülmesi ve mahiyetinin bilinmesi açısından gizlidir.

El-Bâtın: Zâtı gizli olan O’dur.

El-Bâtın: Mukaddes zâtı akıllara ve idraklere sığmayacak kadar gizli

 olan.

El-Bâtın: Aklın tasavvurundan örtülü ve gizli olan O'dur.

El-Bâtın: Bütün her şeyde gizli olan O'dur.

Batın,zatının görülmesi ve mahiyetinin bilinmesi açısından gizli.

El-Bâtın ,Akılların idrak edemeyeceği yüceliği gizli olan, her şeyin iç

 yüzünden haberdar olan. Yarattıkları varlıkların nazarlarında gizli

 olanı, görünmeyeni bilen, her şeyin iç yüzünden haberdar olan.

O'nun zâtının mahiyeti gizlidir, yaratılmışlarca bilinemez; gözler O'nu

 göremez, akıllar O'nu idrak edemez.O ise bütün gizlilikleri bilir, her

 şeye nüfuz eder.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

O, ilk ve sondur. Zahir ve Batın'dır. O, her şeyi hakkıyla bilendir.”

(Hadid Suresi,3.Ayet)

“Allah göklerin ve yerin gizliliklerini bilir. O, gönüllerde saklı olanı da

 bilendir.”( Fâtır Sûresi,38. Ayet)

"Rabbin, onların kalplerinde gizlediklerini de açığa vurduklarını da

 bilir.  (Kasas Suresi 69. Ayet)

“Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun; bilin ki O, kalplerin

 içindekini bilmektedir.”(Mülk Suresi 13. Ayet)

“Günahın açığını da gizlisini de bırakın! Çünkü günah işleyenler,

 yaptıklarının cezasını mutlaka çekeceklerdir. (En’âm Suresi 120.

 Ayet)”

Peygamberimiz bir hadis-i Şerifte şöyle buyurur:

"Allahım! Sen evvelsin, senden önce olan yoktur; sen âhirsin, senden

 sonra da hiçbir şey yoktur. Sen zâhirsin, senden daha açık ve üstün

 olan yoktur; Sen bâtınsın, senden daha gizli ve senden öte hiçbir şey

 yoktur…"  (Müslim, "Zikr" , 61; Tirmizî, "Da'avât)

 

(Bu yazı, Diyanet İslam Ansiklopedisinden yararlanarak hazırlanmıştır.)

 (Devam edecek)

Efkan VURAL

9 Ekim 2020 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 09.10.2020 Tarihli Cuma Hutbesi:MÜMİNİN YUMUŞAK HUYLULUĞU

 

MÜMİNİN YUMUŞAK HUYLULUĞU




Muhterem Müslümanlar!


Din-i mübîn-i İslam’da iman, ibadet ve güzel ahlak bir bütündür. Yüce dinimiz biz müminlere samimiyetle ibadete devam etmenin yanı sıra, güzel ahlak sahibi ve geçim ehli olmayı öğütler. Bilhassa ailemizle, komşularımızla, akraba ve arkadaşlarımızla iyi niyet, hakkaniyet ve merhamete dayalı ilişkiler kurmamızı ister. Muhatap olduğumuz herkesi Allah’ın yarattığı ve gözettiği bilinciyle saygılı ve nezaketli davranmamızı tavsiye eder.


Aziz Müminler!


Peygamber Efendimiz (s.a.s) insanlık için en güzel örnektir. O, bizlere erdemli bir kul olmanın ve insanlarla güzel geçinmenin yollarını bizzat yaşayarak öğretmiştir. Allah Resûlü (s.a.s), yumuşak huylu, zarif ve ince ruhlu bir insandı. Edep, hayâ ve tevazu sahibiydi. Çevresindekilere huzur ve güven verir, korku ve endişe yaymazdı. Ailesine ve ashabına karşı yüreği sevgi ve şefkat doluydu. İyi günde olduğu kadar, zor zamanda da sabırlı, hoşgörülü ve affediciydi. Cenâb-ı Hak, Peygamberimizin bu vasfını şöyle övmüştür: 

“Sen onlara Allah’ın lütfu sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz onlar etrafından dağılır giderlerdi.”[1]

 

Kıymetli Müslümanlar!

Sevgili Peygamberimizi rehber edinen müminler olarak, hasbi ve samimi davranmayı prensip edinelim. Vefalı ve fedakâr, temiz özlü ve doğru sözlü olmak için emek verelim. Unutmayalım ki, riyâkar, menfaatçi, kibirli ve ikiyüzlü kişi, Allah katında da insanlar arasında da sevgi ve değer göremez. İyi huylu bir müminin hayatında kötü söze, kaba davranışa, şiddet ve nefrete yer yoktur. Zira o, Peygamberimizin şu sözlerini daima hatırında tutar: “Mümin cana yakındır. İnsanlarla yakınlık kurmayan ve kendisiyle yakınlık kurulamayan kimsede hayır yoktur.”[2] “Kendisi cehennem ateşine ve cehennem ateşi de kendisine haram olan kişiyi size bildireyim mi? Cana yakın, yumuşak huylu, kolaylaştırıcı kimse.” [3]

Değerli Müminler!

İçinde yaşadığımız bu aziz milletin ve bu müstesna toplumun değerini bilelim. Sevinci ve kederi, varlığı ve yokluğu paylaşalım. Hal ve hareketlerimizle birbirimize sükûnet, huzur ve muhabbet aşılayalım. Başta eşimiz ve çocuklarımız olmak üzere güler yüzümüzü, güzel sözümüzü, insaf ve anlayışımızı kimseden esirgemeyelim. Böylelikle hem kendimiz hem de çevremizdekiler için hayatı kolaylaştıralım.

Aziz Müslümanlar!

Hutbemin sonunda, işgal atındaki topraklarını kurtarma mücadelesinde şehit düşen Azerbaycanlı kardeşlerimize Yüce Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.



[1] Âl-i İmrân, 3/159.

[2] İbn Hanbel, II, 400.

[3] Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 45.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 
KAYNAK:
Diyanet Hutbeleri2

8 Ekim 2020 Perşembe

Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var –20

                   Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var 

                                 Mazlumun Bedduası

Dinimizde dua çok önemlidir. Allah’a yapılan münacatlar geri çevrilmez. Yapılan dualar ya bu dünyada ya da öteki alemde karşılığını bulacaktır.

Duanın yanında bir de “Beddua” vardır. Beddua haksızlıklar karşısında Allah’a yapılan yakarışlardır. Kötülük, işkence ve zulüm yapanlara karşı mazlumların ahı ve bedduası onların perişan ve zelil olmalarına sebep olur.

Mazlumun samimi yakarışı ile Allah arasında herhangi bir engel yoktur.

Zulüm, işkence ve eziyet yapanlar sonunda cezalarını çekecektir. Bu Allah’ın adaleti ve vaadidir.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in bir hadis-i şerifinde mesajı şöyledir:

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Mazlumun bedduasından sakının, çünkü onunla Allah arasında perde yoktur.”

(Buhari, zekat,63. Müslim,iman,29)

Dünyada yapılan hiçbir haksızlık karşılıksız kalmayacaktır. Yapılan zulüm ve işkencelerin hesabını Allah elbet bir gün soracaktır.

Yüce Allah yapılan şeyler zerre miktarınca bile olsa karşılığını vereceğini bildirmektedir.

Kur’an-ı Kerim’de Allah şöyle buyurur:” O gün insanlar, amellerinin karşılığı kendilerine gösterilmek üzere bölük bölük çıkacaklardır. Her kim zerre kadar hayır işlemişse onu görecektir. Her kim, zerre kadar şer işlemişse onu görecektir.”(Zilzal Suresi,6-8.ayetler)

Dünyanın neresinde olursa olsun, zulüm ve işkence yapanlar bir gün hesap verecektir.

Yıllardır birçok coğrafyada (Uygur/Urumçi, Doğu Türkistan, Filistin, Suriye, Irak, İran, Azerbaycan, Keşmir, Myanmar, Yemen, Arakan gibi bir çok bölgede) zulüm ve işkencelere uğrayan milyonlarca insanın ahı boş da kalmayacaktır.

Allah zulüm yapanları rezil ve rüsvay yapacaktır.

Ama bu dünyada ama öteki alemde…

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

HAFTANIN HADİSİ

            Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:

لاَ يُؤْمِنُ أحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لأخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ

Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.

Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.


5 Ekim 2020 Pazartesi

Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler):75-ZÂHİR

 Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler):                                        

                                              ZÂHİR

Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de ez-Zâhir’dir.

Sözlükte “ortaya çıkmak, belirgin olmak; üstün olmak, galip gelmek;

 yardım etmek” anlamlarındaki zuhûr kökünden türeyen zâhir, terim

 olarak “varlığını ve birliğini belgeleyen birçok delilin bulunması

 açısından belirgin olan” mânasında kullanılır

Ez- Zâhir, Görünen, varlığı aşikar olan.

Ez-Zahir, Âşikâr olan, kat’î delillerle bilinen…

Ez-Zâhir, Varlığını ve birliğini belgeleyen bir çok delilin bulunması

 açısından aşikârdır.

EZ-ZAHİR; her şeyin üsütünde zahir olan ve onların üsütüne

 çıkan;varlığı apacık görünen.Açık aşikar.. her yerde eserleri ve

 sanatlarıyla,tasarrufu ve gücüyle,azametiyle  tecelli eden,apacık

 görünüp bilinen.

Zâhir, varlığı her şeyde açıkça görülen demektir. Çünkü her şey O’nun

 varlığına delildir.

Evvel-âhir, zâhir-bâtın isimlerini birbiriyle bağlantılı biçimde çeşitli

 yönlerden açıklanmaya çalışılmıştır. Bu isimler birlikte kullanıldığı

 takdirde muhteva açısından tamamlayıcı bir denge meydana

 gelmektedir.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

“O, Evveldir (başlangıcı olmayandır) ve Âhirdir (sonu olmayan, ebedi

 olandır). Zahirdir (varlığı fillerinin etki ve sonuçlarından bilinendir).

 Batındır (zatının hakikati ve mahiyeti gizli olup duyularla

 kavranamayan ve gözlerle görünemeyendir). O, her şeyi en güzel

 biçimde bilendir.” (Hadîd Suresi 3. Ayet)

“Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki yanlarına uğrarlar da

 onlardan yüzlerini çevirerek geçerler.” (Yûsuf Suresi 105. Ayet)

“Varlığımızın delillerini, (kâinattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi

 nefislerinde onlara göstereceğiz ki, o Kur’an’ın gerçek olduğu onlara

 iyice belli olsun. Rabbinin, her şeye şâhit olması yetmez mi?”

 (Fussilet Suresi 53. Ayet)

“Üstlerinde kanatlarını aça-kapata uçan kuşları (hiç) görmediler mi?

 Onları (havada) rahmân olan Allah'tan başkası tutmuyor. Şüphesiz O

 her şeyi görmektedir.”( Mülk Suresi 19. Ayet)

 

“Üstlerindeki göğe bakmazlar mı? Onu nasıl bina ettik, nasıl donattık!

 Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik yoktur.” (Kâf Suresi 6. Ayet)



(Bu yazı, Diyanet İslam Ansiklopedisinden yararlanarak hazırlanmıştır.)

 (Devam edecek)

Efkan VURAL

 

 


HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır: