14 Ağustos 2020 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 14.08.2020 Tarihli Cuma Hutbesi:ŞÜKREDEN HUZUR BULUR

                                         ŞÜKREDEN HUZUR BULUR


Muhterem Müslümanlar!

Peygamber Efendimiz bir gece namaz kılarken o kadar çok ağladı ki, sakalından süzülen gözyaşları göğsüne hatta yere damladı. Bu hali gören Hz. Âişe hayret ederek, “Yâ Resûlallah! Yüce Allah senin geçmiş ve gelecek bütün günahlarını affettiği halde niçin ağlıyorsun?” diye sordu. Peygamberimiz (s.a.s) şöyle cevap verdi: “Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı?”[1]

Aziz Müminler!

Peygamberimizin gözyaşlarında saklı olan şükür, yapılan iyiliğin değerini bilmek ve iyiliğe iyilikle karşılık vermektir. Namazın anlamında var olan şükür, maddi ve manevi bütün nimetlerin asıl sahibinin Allah Teâlâ olduğunu idrak etmektir. Kulun dilinde daim olan şükür, Allah’a gönülden itaat edip günahlardan uzak durmak suretiyle, nimete minnettar olmaktır.

Kıymetli Müslümanlar!

Cenâb-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Artık siz beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, nankörlük etmeyin!”[2]

Rabbimiz Vehhâb’dır, Rezzâk’tır, Melik’tir, Kerîm’dir. Küçük-büyük, zengin-fakir, güçlü-zayıf her insan, hayatını ancak O’nun verdiği imkân ve ikram sayesinde sürdürebilir. Bu gerçeğin farkında olmak, kadir kıymet bilmek ve Nimetin Sahibi’ne şükretmek, mümin bir kul olmanın vazgeçilmez gereğidir.

Mümin, Rabbine olan minnettarlığını bütün varlığıyla hisseder, dile getirir ve gösterir. Kalbiyle şükreder; Rabbini daima gönlünde taşıyarak O’na karşı borçlu olduğunu bilir. Diliyle şükreder; Rabbini her an övgüyle anar. Bedeniyle şükreder; elini, dilini, gözünü, kulağını iyi işlerde kullanarak her türlü çirkinlikten uzak tutar.

Mümin bilir ki aklın şükrü iman etmek ve faydalı bilgi üretmek, ilmin şükrü bildiğini öğretmek ve uygulamak, malın şükrü ihtiyaç sahipleriyle paylaşmak, sağlığın şükrü ise hayırlı bir insan olmak için çalışıp çabalamaktır.

Değerli Müminler!

Peygamber Efendimiz buyurur ki, “İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a da şükretmez.”[3] O halde, mümin, kendisine yapılan hiçbir iyiliği küçük görmez; nankörlük ve kibir göstermez. Anne babası, eşi ve çocukları başta olmak üzere, iyilik gördüğü herkese teşekkür etmekle mutlu olur.

Aziz Müslümanlar!

Rabbimiz, Şekûr’dur; yaptığımız faydalı işleri ödüllendirir. Hırslı ve açgözlü davranmayan, aksine kanaatkâr ve nimete razı olan kullarını sever. Hutbemi bu hakikati anlatan bir ayetle bitiriyorum: “Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: ‘Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.’”[4]



[1] Buhârî, Teheccüd, 6; Müslim, Sıfâtü’l-münâfikîn, 79; İbn Hibbân, Sahîh, II, 386.

[2] Bakara, 2/152.

[3] Tirmizî, Birr, 35.

[4] İbrahim, 14/7.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 
KAYNAK:


13 Ağustos 2020 Perşembe

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:

اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ


Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.

(Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.)

Kur’an ayetleri aydınlatıyor-4

                   Kur’an ayetleri  aydınlatıyor

Selam Huzur ve Güvendir.

Yüce Allah insanların mutlu ve huzurlu olmalarını arzu etmektedir. Bunun için Allah peygamberleri aracılığıyla insanlara mutluluk ve huzur yollarını göstermektedir.

Allah aile fertlerinin güzel bir hayat geçirmeleri için en başta birbirlerine selam vermek suretiyle esenlik ve mutluluk içinde yaşamalarını arzu etmektedir.

Bu konuda Yüce Allah bizi şöyle aydınlatır:

Kur’an’da Allah şöyle buyurmaktadır:

“Evlere girdiğiniz zaman, Allah tarafından mübarek ve pek güzel bir yaşama dileği olarak kendinize (birbirinize) selâm verin. İşte Allah, düşünüp anlayasınız diye size âyetleri böyle açıklar.” (Nûr Suresi 61. Ayet)

İnsanlar birbirlerine “Allah’ın Selamını” vermek suretiyle aralarında huzur ve güven tesis edilmiş  olur.

Birbirine güvenen ,birbirine yardım eden, birbirinin mutluluğunu isteyen kişilerden oluşan toplumlarda birlik ve beraberlik daha kolay sağlanır.

Toplumda en büyük beklenti karşılıklı saygı ve sevgidir, güvendir,huzurdur,mutluluktur ve sağlıklı yaşamdır.

Huzur,mutluluk ve güveni  sağlayacak ilk adım Allah’ın selamını vermektir.  Selam ise esenlik ,huzur ve güvendir.

Birbirimizden,aile fertlerimizden,komşularımızdan,iş arkadaşlarımızdan, vel hasıl herkesten “selamı” esirgemeyelim.

İyi ve güzel davranmayı,karşılıklı iyi niyeti,güveni ,selamı,hoşgörüyü ve anlayışı her vakit  kendimize düstur edinelim.

Selam ver,güven al.

Selam al,güvenli kal.

İnsanları sev ki, sevilesin.

Hayvanları sev ki, merhametli olasın.

Allah’ı sev ki,Allah’ta seni sevsin.

Ne mutlu Allah’ın selamını yayanlara….

 Efkan VURAL

 





11 Ağustos 2020 Salı

Şehit Eren BÜLBÜL’ü unutma!

 

Şehit Eren BÜLBÜL’ü unutma!

 

 

Şehit Eren BÜLBÜL, Türk Milletinin  tarih boyunca yetiştirdiği kahraman şehitlerden biriydi.


Üstelik bu şerefe çok genç bir yaşta ulaştı. 11 Ağustos 2017'de Trabzon'un Maçka ilçesinde PKK'lı teröristlerin saklandığı sığınağı güvenlik güçlerine gösterirken çıkan çatışmada şehit düştü Eren Bülbül.


O günden beri de Türk halkı onu hiç unutmadı. Adı sadece yurt içinde değil yurt dışında da yaşatıldı.

 

Medyadan çok duymuşuzdur Şehit Eren BÜLBÜL’ü .  Şehit yavrumuz teröristlerin  bulunduğu yeri güvenlik güçlerimize haber veriyor. Teröristlerin yerini askerlerimize göstermek için onlarla beraber gidiyor.


 Orada çatışma çıktığı için,15 yaşındaki Eren BÜLBÜL ve J.Asb.Kd.Bçvş. Ferhat Gedik şehit oluyor.

  

Eren Bülbül, Maçkalı Ayşe ve Hasan Bülbül çiftinin çocuğu olarak 1 Ocak 2002 yılında dünyaya geldi. Babasını küçük yaşta kaybeden Bülbül, Maçka’ya  bağlı Köprüyanı Mahallesi'ndeki tek katlı evde annesi ve  kardeşleriyle yaşamını sürdürdü.

 

İlkokulu Köprüyanı, ortaokulu Çatak İlköğretim Okulunda okuyan Bülbül, eğitimine Maçka Anadolu İmam Hatip Lisesinde devam etti.


Çevresinde futbola tutkusuyla tanınıyordu, Trabzonspor sevdalısıydı.

 

Eğitiminden arta kalan zamanlarda ailesinin geçimine katkıda bulunmak amacıyla bağ, bahçe ve yük taşıma gibi gündelik işlerde çalışan Bülbül, küçük yaşına rağmen elinden geldiğince ailesine destek oldu.

 

Çok çalışkan bir çocuktu.Annesinin her işinde ona yardım ediyordu. Küçük yaşına rağmen, evin ihtiyacı olan  yakacak odunu ve hayvanların yiyeceği  otları sırtında  taşırdı.Yaşamı boyunca karşılaştığı zorlukları göğüsledi.


 Trabzon'un Maçka ilçesi kırsalında evlerinin yakınında 11 Ağustos 2017'de, bölücü terör örgütü mensuplarıyla sağlanan sıcak temas sırasında ağır yaralandı.

 

Bülbül, kaldırıldığı Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesinde yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Bülbül'ün cenazesi, 12 Ağustos 2017'de Maçka Merkez Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Köprüyanı Mahallesi'ndeki aile kabristanlığında toprağa verildi.

Şehit Bülbül'ün ölümü Türkiye'yi yasa boğarken, ölmeden önce sosyal medyadaki fotoğrafları ve paylaşımları dikkat çekti.

Sosyal medyada küçük yaşında odun taşırken görüntülendiği fotoğrafı ve "Biri de çıkıp demiyor ki Eren iyi ki varsın" paylaşımıyla hafızalarda derin iz bırakan şehit Bülbül'ü, Türkiye kalbine gömdü.

Sevenlerinin "İyi ki varsın Eren" sözleriyle hatırladığı Bülbül, çalışkanlığı, vatan sevgisi ve kahramanlığıyla herkese örnek oldu.

Şehit Eren Bülbül'ün adı, memleketinin hemen hemen her yerinde çeşitli mekanlara verilerek yaşatılıyor.


Eren BÜLBÜL’ün adının yaşatılması için,yeni doğan yeğenine EREN adı verildi.

 Şehit Eren Bülbül'ün adı, okuduğu okul  olan Trabzon- Maçka  Anadolu İmam Hatip Lisesine verildi.


Maçka Belediyesince de ilçede yeni yaptırılan camiye, Eren’in adının yaşatılması için "Eren Bülbül Camii" denildi.


Ayrıca ilçe yolu güzergahındaki bir tünele "Eren Bülbül" adı verilirken, ilçeye bağlı Başar Mahallesi'ndeki bir ilkokulda "Şehit Eren Bülbül" adına kütüphane, Bekçiler mevkiinde de hatıra ormanı kuruldu.


Türk Hava Yollarının (THY) filosuna katılan Dreamliner tipi uçağa, Şehit Eren Bülbül'ün anısına "Maçka" ismi verilirken, uçağın ilk uçuşu da Trabzon'a gerçekleştirildi.


Baykar Teknik Müdürü (CTO) ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, haziran ayında sosyal medya hesabı Twitter'da, eğitimde kullandıkları Bayraktar TB2 SİHA'lardan birine Eren'in adını verdiklerini duyurdu.

 

Türkiye'nin dışında Bülbül'ün adına Somali'de de "Eren Bülbül Yetimhanesi" açıldı.

 Ayrıca, şehit Eren Bülbül'ün adının yanı sıra giydiği "kara lastik"leri de Bolu'nun Gerede ilçesinde kurulan Yaşayan Ayakkabı Müzesinde sergileniyor.

 

Şehit Eren BÜLBÜL’ ün kabri , evlerinin önünde babasının kabrinin yanında yer almaktadır.

 

Onun yaşamış olduğu  köyü  görenimiz azdır.

 

Eren’in evi Maçka’dan bayağı yukarıda bir dağın tepesine yakın ormanın bitişiğinde yalnız başına bir yerdedir. Eren orada yaşardı. Ev çarşıya ve okula çok uzak, yol var ama yol yokuş ve virajı bol. Gerçi yolun bir kısmı asfalt bir kısmı beton…

 

Trabzon belediyesi tarafından Eren BÜLBÜLÜN şehadetinden sonra yolun asfalt dışındaki kısmı beton döküldü.  Bunun için Trabzon belediyemize ayrıca teşekkür ederiz.

 

Bu bölgeyi bilmeyenler için, buralara gitmek cesaret ister… Çünkü oralarda  duman,sis  ve yağmur  eksik olmaz. Belki, İyi hava şansınıza olabilir…

 

Şehit Eren BÜLBÜL’e Allahtan rahmet diliyor,annesine ve yakınlarına sabır diliyorum.

“Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez”

 

 #İyikivarsınErenBÜLBÜL



 

 

 

10 Ağustos 2020 Pazartesi

Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler):69-KÂDİR

                               KÂDİR


Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el-Kâdir’dir.

Sözlükte “gücü yetmek; ölçü ile yapmak, planlamak; kıymetini bilmek; rızkını daraltmak” anlamlarına gelen kadr (kudret) kökünden sıfat olup “her şeye gücü yeten” demektir

El-Kâdir: Gücü kuvveti ve kudreti her şeye yetendir.

 El-Kâdir: Dilediğini dilediği gibi yapan kudret sahibi O'dur.

El-Kâdir: Kudretlidir, her şeye gücü yeter.

Kādir dilerse yapan, dilemezse yapmayandır.

Âlimler kādir ismine genellikle “âciz olmayan, aklen imkân dahilinde olan her şeye kayıtsız şartsız gücü yeten” şeklinde anlam vermiş ve irade sıfatıyla ilişkili olduğunu belirtmişlerdir.

Gücü kuvveti, kudreti sonsuz olan O'dur. O her şeyi bilendir, her şeye kâdir olan demektir.

Yerde ve gökte ne varsa hepsine kudreti yetiyor ve artıyor. Bildiğimiz ve bilmediğimiz alemlerin tümüne ve onların hareketlerine  intizam sağlayan şüphesiz Hz.Allah’tır.

Hiçbir şey O’nu aciz bırakamaz. Tüm alem mutlak kudrete ve iradeye sahip olan Allah tarafından yaratılmış durumdadır.

Her şey onun kontrolü altındadır ve istediğini istediği zaman yaratır ve elde eder.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

“…Şüphesiz, Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.” (Bakara Suresi 148. Ayet)

“Gökleri ve yeri yaratan, bunları yaratmakla yorulmayan Allah'ın, ölüleri diriltmeye de gücünün yeteceğini düşünmezler mı? Evet O, her şeye kadirdir.” (Ahkâf Suresi 33. Ayet)


“De ki: "İçinizde olanı gizleseniz de açıklasanız da Allah onu bilir. Göklerde olanları da, yerde olanları da bilir. Allah her şeye Kadir'dir".” (Âl-i İmrân Suresi 29. Ayet)

“Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.” (Hac Suresi 74. Ayet)

“Evet, Biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle yeniden yapmaya kadiriz.”(Kıyamet Sûresi,4. Ayet)

(Bu yazı,Diyanet İslam Ansiklopedisinden yararlanarak hazırlanmıştır.)

 (Devam edecek)

Efkan VURAL  

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَمْوَاتٌۜ بَلْ اَحْيَٓاءٌ وَلٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ 


"Allah yolunda öldürülenler için "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler, fakat siz bilemezsiniz."

(Bakara Suresi,154 . Ayet)

7 Ağustos 2020 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 07.08.2020 Tarihli Cuma Hutbesi:MÜMİNCE BİR DUYARLILIK: İYILIĞI EMRETMEK, KÖTÜLÜKTEN SAKINDIRMAK


MÜMİNCE BİR DUYARLILIK: İyiliği emretmek, Kötülükten SAKINDIRMAK



Muhterem Müslümanlar!

Kâinatın yaratılışında ve varlık âleminin birbirleriyle ilişkisinde asıl olan iyiliktir. Yüce dinimiz İslam’ın gönderiliş gayesi de iyiliğin yeryüzünde hâkim olması, kötülüğün ortadan kalkmasıdır.
Müslüman; iyi bir insan, salih bir kul, erdemli bir birey olmalıdır. Ancak aynı zamanda bünyesinde var olan iyilik niyetini ve kötülükle mücadele gayretini topluma da yansıtmakla sorumludur. Bu sorumluluğun adı, emr-i bi’l-maruf nehy-i ani’l-münker, yani iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmaktır.
Cenâb-ı Hak, imanlı, vicdanlı ve duyarlı bireylerden oluşan İslâm ümmetini Kur’an’da şöyle anlatır: 
“Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emredersiniz, kötülükten alıkoyarsınız ve Allah’a inanırsınız.”[1]

Aziz Müminler!

İman ve iyilik birbirinin ayrılmaz eşidir. Peygamberimizin ifadesiyle, “İyilik güzel ahlâktır.”[2] Dolayısıyla hayatta adalet, merhamet, saygı, dürüstlük, vefa ve hoşgörü gibi, güzel ahlâka dair ne varsa, hepsi birer iyiliktir. Mümin ise iyiliğin temsilcisidir. Bir yandan davranışlarıyla iyiliği yaşatırken, diğer yandan da hikmetli bir dille, güzel öğütle, doğru bilgiyle çevresini iyiliğe davet eder. Peygamberimizin tavsiyesine uyarak, hayatı kolaylaştırır, zorlaştırmaz; insanları müjdeler, nefret ettirmez.[3]

Mümin, hüsn-i zan besler, iyi düşünmenin ve iyiyi söylemenin imanın gereği olduğunu bilir. İnsanlara karşı iyi niyet besler ve şefkatli davranır. Hayatının her alanında safiyetin, dürüstlüğün ve doğruluğun yanında yer alır.

Mümin, kötülüklerin son bulması için elinden gelen gayreti gösterir. Kötülüğe göz yummaz, dilini yalan ve iftirayla, zihnini su-i zanla kirletmez. Fitne ve dedikodu ateşine odun taşıyan asılsız sözlerin peşine düşmez. Zira o bilir ki insanların şeref ve haysiyetleri birbirine emanettir. Emanete hıyanet ise kötülüğün bir şubesidir.

Kıymetli Müslümanlar!

Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadisinde şöyle buyurur: “İçinizden biri bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin. Buna gücü yetmezse diliyle değiştirsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin. Bu ise imanın asgarî gereğidir.”[4]

O halde, bilgimiz ve tecrübemiz, gücümüz ve imkânımız nispetinde daima iyiliği tavsiye edelim, kötülüklere engel olalım. Bunun her birimizin üzerine dinî bir vecibe ve insanî bir vazife olduğunu unutmayalım. İyiliğin yayılması ve kötülüğün engellenmesi uğruna attığımız her adımın bir sevabı olacağına gönülden inanalım. 

Muhterem Müminler!

Hutbemin sonunda önemli bir hususu hatırlatmak istiyorum. Kendimizin, sevdiklerimizin ve toplumumuzun sağlığını korumak için salgınla mücadelede tedbiri elden bırakmayalım. Hastalığı hafife almayalım, gerekli özeni gösterelim. Maske, mesafe ve temizlik konusunda kararlı davranalım. İyiliğimiz, sağlığımız ve güvenliğimiz için özveriyle çalışan kardeşlerimizin işlerini zorlaştırmayalım. Böyle önemli bir konuda ihmal ve kusurumuzun hem insanlara hem de Cenâb-ı Hakka karşı bize vebal yüklediğini unutmayalım.



[1] Âl-i İmrân, 3/110.
[2] Müslim, Birr ve Sıla, 14.
3 Buhârî, Cihâd, 164.
4 Müslim, Îmân, 78.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 
KAYNAK: