6 Haziran 2019 Perşembe

Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler)-41-HASÎB


                                                                    HASÎB




Allah’ın isimlerinden biri de el-Hasîb’dir.

El-Hasîb,kullarına yeten,onları hesaba çeken, her şeye gücü yeten anlamına gelmektedir.
Herkesin yaptığı işlerin hesabını bilen ve  bu hesabı görecek olan  Allah’tır. Ahirette Yaradanımız bizleri yaptıklarımızdan hesaba  çekecektir. Ceza ve mükafat veren ve kendisine tevekkül eden kullarına yeten, onlara yardım eden  Yüce Rabbımızdır.
Herkesin hayatı boyunca yapıp ettiklerini, bütün ayrıntılarıyla hesabını iyi bilen; Her şey’e ve herkese her ihtiyacı için kâfi gelen yaratıcımız Allah’tır.
Allah herkesin yaptığı işlerin hesabını bilen. Ahirette onları hesaba çeken. Ceza ve mükafat veren ve kendisine tevekkül eden kullarına yeten, onlara yardım edendir.

Allah bir çok ayette şöyle der: Dost olarak Allah yeter… Yardımcı olarak Allah yeter… Her şeyi bilen olarak Allah yeter… Şahit olarak Allah yeter… Vekil olarak Allah yeter… Günahlarını bilici ve görücü olarak Allah yeter…

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

“Allah, sizin düşmanlarınızı çok daha iyi bilir. Allah, dost olarak yeter. Allah, yardımcı olarak da yeter.” (Nisâ Suresi 45. ayet)
“Allah, kuluna yetmez mi? Seni O’ndan (Allah’tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur.” (Zümer Suresi 36. ayet)

“Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.” (Enbiyâ Suresi 47. ayet)


“Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana-babamı ve inananları bağışla.”(İbrahim Suresi 41. ayet)
“...Hesap görücü olarak Allah yeter.” (Nisâ Suresi 6.ayet)
“Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.” (Nisâ Suresi 86. Ayet)
“İşte onlar için, kazandıklarından büyük bir nasip vardır. (Şüphesiz) Allah'ın hesabı çok süratlidir.” (Bakara Suresi 202. ayet)
 (Bu yazı,Diyanet İslam Ansiklopedisinden yararlanarak hazırlanmıştır.)
 (Devam edecek)
Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Celal'in Penceresinden:




4 Haziran 2019 Salı

Diyanet İşleri Başkanlığının 04.06.2019 Tarihli Ramazan Bayramı Hutbesi:RAMAZAN BAYRAMI


RAMAZAN BAYRAMI



Muhterem Müslümanlar!

Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennemden selamet olan Ramazan-ı şerifi bir defa daha yaşamanın şükrünü eda ediyoruz. Bu mübarek ayın nihayete ermesiyle hüzünleniyor ama aynı zamanda vefa ve kardeşlik duygularının dalga dalga yayıldığı bayram sabahına kavuşmanın sevincini taşıyoruz. Bizi bayrama ulaştıran Rabbimize sonsuz hamd ü senalar olsun. Bayramları neşe, sevinç ve Allah’ı zikretme günleri olarak niteleyen Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa’ya salât ve selam olsun. Bayramımız mübarek olsun.

Aziz Müminler!

Ramazan ayının gündüzünde gecesinde, orucunda teravihinde Rabbimizin rızasını aramaya gayret ettik. İbadetlerimizi ve iyiliklerimizi çoğaltmaya, sabrımızı ve tevbemizi artırmaya, Kur’an’la beslenip takva elbisesi kuşanmaya çalıştık. Mukabelelerle Peygamberimizin sünnetini ihya ederken, iftar sofralarında lokmamızı sevdiklerimizle ve ihtiyaç sahipleriyle paylaştık. Zekât ve sadakalarımızın bizi mal tutkusundan, dünya hırsından arındırmasını niyaz ettik. Tekbir ve salavatların yükseldiği camilerimizde ümmet olmanın coşkusunu yürekten hissederken, itikâfla kulluk bilincimizi tazeledik. Geçen yıllarımızın muhasebesini yaptık. Hata ve günahlarımızdan tövbe ettik, Rahmân’ın affına sığındık. İşte böylesine feyizli ve bereketli bir ayın sonunda bayram sabahına ulaştık elhamdülillah!

Kıymetli Müslümanlar!

Bayram günleri, Ramazanı eda eden kullarına Rabbimizin bir ikramıdır. Bugün birbirimize yaklaşma, gönlümüzün ve hanemizin kapılarını açma, mutluluğumuzu paylaşma vaktidir. Bugün bayrama kavuşan bir mümin olmanın umudunu, şükrünü ve sevincini gittiğimiz her yere taşıma zamanıdır.

Öyleyse hürmete ve ikrama en çok layık olan anne-babamızla, acı-tatlı günlerimizin ortağı, can yoldaşımız eşimizle, evlerimizin tazecik neşesi ve ümidi olan çocuklarımızla birlikte bu sevinci yaşayalım. Aile büyüklerimizi, akrabalarımızı, komşularımızı, arkadaş ve dostlarımızı ziyaret edelim.

Hatırı sorulmamış hiçbir hasta, gönlü alınmamış hiçbir yaşlı bırakmayalım. Yetimlerin, gariplerin ve kimsesizlerin tebessümleriyle bayramımıza bir kat daha anlam katalım.
Bu bayram sabahında omuz omuza aynı kıbleye yöneldiğimiz kardeşlerimizle aramızdaki küskünlüklere, dargınlıklara son verelim. 

Yüce Rabbimizin 

 “Müminler ancak kardeştir.”[1] ilahî fermanına uyarak aramızdaki muhabbet ve güven bağlarını pekiştirelim.

Âhirete göç eden geçmişlerimizi ve mübarek vatanımız için canlarını seve seve feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle yâd edelim. İslam beldelerinde darda ve sıkıntıda olan kardeşlerimiz için el açıp Rabbimize yalvaralım. Onların da barış, huzur ve güven içinde ulaşacağı nice bayramlar için Cenâb-ı Haktan lütuf ve inayet dileyelim.

Aziz Müslümanlar!

Bir Ramazan-ı şerifi daha uğurluyoruz. Biliyoruz ki Allah’a kulluk görevimiz Ramazan ayıyla sınırlı değildir. Teravihlerden sonra da camilerimiz beş vakit dolmalı, iftarlardan sonra da muhtaçların sofrası donatılmalı, orucun zindeliği, sadakanın cömertliği bir yıla yayılmalıdır. Nitekim Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine kulluk et.”[2] buyurarak ömrümüzün her anını kulluk şuuruyla geçirmeye bizleri davet etmektedir.

Rabbimizin bu emrine uyarak, bu ilahi davete icabet ederek, Ramazan’da kazandığımız güzel hasletleri hayatımız boyunca devam ettirelim. Ramazan günleri bitmiş olsa da Ramazan bereketi ve Ramazan samimiyeti ömrümüzden eksik olmasın.

Bu duygu ve düşüncelerle başta aziz milletimiz olmak üzere bütün İslam âleminin Ramazan Bayramını tebrik ediyorum. Bayramın insanlığa hayırlar getirmesini Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.

Hutbemi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifi ile bitiriyorum: “Ey insanlar! Selâmı aranızda yaygınlaştırın, yemek yedirin, akrabalık bağlarınızı gözetin, insanlar uyurken namaz kılın ki selâmetle cennete giresiniz.”[3]




[1] Hucurât, 49/10.
[2] Hicr, 15/99.
[3] Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 42.


Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

KAYNAK:


3 Haziran 2019 Pazartesi

Bayram Barış ve kardeşlik için bir fırsattır




Sevgili okurlar,

Hepinizin Ramazan Bayramı mübarek olsun.

Ramazan Bayramı sevinç ve coşkunun yaşandığı, kardeşlik duygularının kabardığı,sevgi ve saygının öne çıktığı önemli bir  gündür.

Bu güzel gün bahanesiyle dargınlıklarımıza son vermeliyiz. Tanıdığımız veya tanımadığımız kişilerle bayramlaşmalıyız. Komşu ve yakınlarımızın hal ve hatırlarını sormalıyız. Komşu ve akrabalarımızı ziyaret etmeliyiz. Onlarla  bayramlaşmalıyız.

Bayram günlerinde  dargınlıklarımızı daha kolay yok edebiliriz. Çünkü bayramlar barış ve kardeşlik için iyi bir fırsattır.

Bazı mağazalar yılın belli zamanlarında indirim uygular ve “fırsat ürünleri” belirler. Bu fırsat belli bir süre için geçerli olur.

İşte bu bayram günlerini de fırsata çevirmeliyiz.

Şu azgın nefsimizi biraz zapt edip mübarek Ramazan ve Bayram günlerinde dargın olduğumuz kişilerle barışmanın yollarını aramalıyız. Barışmak için üçüncü kişilere de iş düşebiliyor. Üçüncü kişiler de çekinmeden  bayram günlerini fırsat bilerek  dargınları barıştırmaya gayret göstermelidir.

Ne acıdır ki,her zaman dargınlıkların devam ettiğini görmekteyiz. Büyükler barışarak gençlere örnek olmalıdırlar.

Günümüzde  ne yazık ki, dargınlıkları her alanda görmekteyiz. İş yerindeki meslektaşlarda,  ailede, komşular arasında,arkadaşlar arasında dargınlıklar süre gelmektedir. Hatta kardeşler,eşler ,baba oğul vb. yakınlar bile birbirlerine dargın durumdalar....

Üç günlük geçici şu dünyada değer mi dargınlıklar.... Ölümlüyüz elbette. Er geç bir gün bu dünyadan göç edeceğiz.

İş işten geçmeden dargın olduğumuz kişilerle konuşalım, görüşelim,dertleşelim ..... Bunları insan olmamız  nedeniyle yapmamız gerekiyor.





Dinimiz  dargın durmanın uygun olmadığı bildirilmiştir.
  
Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “ Bir müslümana kardeşine üç günden fazla küsmesi helal olmaz. (Buhari, edeb, 57-62.)

Ayrıca dostluk ve kardeşlik için Sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v) şöyle buyurur: “Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz.” (Buhari.nikah.45.)

Sevgi barış ve kardeşliğin öne çıktığı bayram günleri dışında da bu güzel davranışları devam ettirmeliyiz. Birbirimizi Allah için sevmeliyiz.

 Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “Mü’min olmadıkça cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de Mü’min olamazsınız…” (Müslim,İman, 93.)

 Kendimiz için istediğimizi din kardeşimiz için de istemeliyiz. Sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v) şöyle buyurur : Hiç biriniz kendi nefsi için istediğini (Mü’min ) kardeşi için de istemedikçe (tam) Mü’min olamaz.”(Buhari,İman, 7)

Başka bir hadiste ise peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “Müslüman müslümanın kardeşidir, ona hiyanet etmez,yalan konuşmaz ve onu sahipsiz bırakmaz. Müslümanın her şeyi ; ırzı malı ve kanı müslümana haramdır…” (Müslim ,birr ve sıla, 32.)

 Bayram dolayısıyla küs ve dargınlıkları sonlandırmalı, barış ve sevgi içinde yaşamalıyız.

Hiç kimsenin düşünce ve kanaatine,siyasi görüşüne, dini anlayışına ve diğer farklılıklara bakmaksızın insanca  birlikte ve saygı içinde yaşamalıyız. 

Hepimiz aynı bayrak altında, aynı vatan toprağında, aynı inanç, aynı tarihi ve kültürel değerlerle bir ve beraberiz. Kısaca aynı gemi içindeyiz. Bu gemi Türkiye Cumhuriyetidir. Geminin bayrağı ise Türk Bayrağıdır. Gideceğimiz başka bir yer yoktur.

Bu vatan hepimizindir.

Gelin şu bayram günlerinde sevinç ve coşkuyla birbirimizle barışık bir şekilde sevgi ve saygı içinde birbirini kucaklayalım. Bayram bahanesiyle dargınlıkları giderelim. Kardeşçe yaşayalım.

Sevgi ve barış dolu nice bayramlara İnşallah!

Bayramınız kutlu olsun.

Efkan VURAL

31 Mayıs 2019 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 31.05.2019 Tarihli Cuma Hutbesi -KADİR GECESİ: KUR’ÂN İLE ŞEREFLENEN GECE


KADİR GECESİ:
KUR’ÂN İLE ŞEREFLENEN GECE



Muhterem Müslümanlar!

Ramazan-ı şerifin sonuna yaklaştığımız bu mübarek Cuma gününde Rabbimizin şu ayetlerine dikkat kesilelim: “Şüphesiz, biz Kur’ân’ı Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Cebrâil o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.”[1]

Bu muazzez Cuma vaktinde Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in müjdesine ümit bağlayalım: “Kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak Kadir gecesini ihyâ ederse geçmiş günahları affolunur.”[2]

Aziz Müminler!

Bu gece inşallah Kadir gecesini idrak edeceğiz. Kadir gecesi, insanı Rahman’ın affıyla, insanlığı Kur’an’ın aydınlığıyla buluşturan eşsiz bir gecedir. Bu müstesna zaman diliminin kadr ü kıymetini bilen ve onu ihya etmek isteyen her mümin, elbette öncelikle Kur’an’a yönelmelidir. Kur’an-ı Kerim’i güzel okumanın, en güzel biçimde anlamanın ve yaşamanın hayatın ana gayesi olduğunu bir defa daha hatırlamalıdır. Ömrümüzü Kur’an ile aydınlatmak ve bereketlendirmek istiyorsak Kadir Gecesi bunun tam zamanıdır.

O halde geliniz! Bu gece vesilesiyle Kur’an-ı Kerim’in hidayete ve hakikate davet eden ayetlerinden bazılarını birlikte tefekkür edelim.    
                                                             

 “Bilinmelidir ki hâlis dindarlık yalnız Allah için olanıdır.”[3]
İnsanın boşuna yaratılmadığı gibi, yaratıldıktan sonra da başıboş bırakılmadığını idrak eden bir Müslüman, yalnızca Allah’a kulluk eder. Her türlü kibir ve gösterişten uzak durur, ihlas ve samimiyet içinde yaşar. İman ederek verdiği sözü, ibadetleriyle ve Kur’an ahlakıyla hayatına yansıtır.

                  
   
“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.”[4] Müslüman, hayatın her alanında Sevgili Peygamberi Muhammedü’l-Emîn’i model alır ve onun gibi dürüst olur. İstikametten, hak ve hakikatten asla ayrılmamaya gayret eder. Yalanın, iftiranın ve ihanetin imanla asla uyuşmayacağını bilir. Doğruluktan ödün vermez.

 “Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.”[5] Canımız, malımız, ailemiz bize emanettir. Bitkisiyle, hayvanıyla, suyuyla, toprağıyla tabiat bize emanettir. Yeryüzünün adaletle, barışla, iyilikle imarı ve yönetilmesi bize emanettir. Erdemli bir Müslüman emanetleri ehline verir, adaleti ayakta tutar.   
 
                                                     
“Ey iman edenler! Akitlerinizin gereğini yerine getirin.”[6]                Mümin, adı üstünde güvenilen kimsedir. Söz verdiğinde sözünde durur. Allah’ın emir ve yasaklarına riayet ettiği gibi insanlarla yaptığı sözleşmelerin de gereğini îfâ eder. Mümin bilir ki, konuştuğunda yalan söylemek, verdiği sözde durmamak ve emanete hıyanet etmek münafığın alametleridir.



 
“Ey iman edenler! Karşılıklı rızâya dayanan ticaret dışında mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Kendinizi helak etmeyin.”[7] Müslüman rızkını helal yollardan temin eder, ticaretine haram bulaştırmaz. Hırsızlık, gasp, rüşvet, faizcilik, tefecilik, kumar, fâhiş fiyat, aldatma gibi bâtıl yollara tevessül etmez.


“Hani Rabbiniz şöyle bildirmişti: ‘Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.’”[8] Allah’ın sayısız nimetiyle hayatını sürdüren mümin, elindeki imkanları Rabbinin rızasına uygun şekilde kullanır. Servetin şükrü infak etmek, ilmin şükrü bilgiyi insanlığın yararına kullanmak, sağlığın şükrü ise iyilik ve ihsan yolunda hizmet etmekle olur.               


“Ey iman edenler! Allah’a itaatsizlikten sakının. Herkes yarın için ne hazırladığına baksın.”[9] Müslüman, bugün ne ektiyse yarın onu biçeceğini, bu dünyanın bir de ahireti olduğunu bilir. Elinde fırsat varken âhiret yurdu için nasıl bir hazırlık yaptığını kendisine sorar. Ebedi kurtuluşa ermek için Kur’an’ın çizdiği yolda yürürken, hedefini ahiret mutluluğu olarak belirler.
Aziz Müslümanlar!
Kadir gecesini, ancak Kur’an’ın kadrini, kıymetini bildiğimiz müddetçe ihyâ etmiş oluruz. O halde Kur’an-ı Kerim’in nazil olduğu bu geceyi fırsat bilerek zihnimizi ve gönlümüzü Kur’an’a bağlayalım. Kur’an’ı daha çok okuyalım, anlamak için emek verelim, yaşamaya ve yaşatmaya gayret edelim. Kadir gecesini kendimizi muhasebe edebileceğimiz, günahlarımızdan af ve mağfiret dileyeceğimiz bir fırsat olarak değerlendirelim. Ömrümüzün tamamını bereketlendirmek için her gecenin kadrini, her nimetin kıymetini bilelim. Böylelikle bin aydan daha hayırlı olan bu lütuf ve ikram gecesinin feyzinden istifâde etmiş olalım.
Muhterem Müminler!
Hutbemi bitirirken önemli bir hatırlatmada bulunmak istiyorum. Bayrama kavuşmamıza sayılı günler kaldı. Birçoğumuz bugünden itibaren bayramı sevdiklerimizle geçirmek için yola çıkacağız. Gidiş ve dönüş yollarındaki yoğunluk her zamankinden daha fazla dikkatli olmamızı gerektirmektedir. Zira yaşanan trafik kazaları bayram sevincimizi hüzne dönüştürmekte; millet olarak hepimizin yüreğini dağlamaktadır. Hız ihlali, hatalı sollama, yakın takip, yorgunluk gibi sebeplerle meydana gelen kazalarda nice insanımız, nice kardeşimiz can veriyor. Nice ocaklar sönüyor. Bu noktada bütün kardeşlerimizi trafik kurallarına uymaya, sabırlı, anlayışlı ve dikkatli davranmaya, birbirimizin hak ve hukukuna saygılı olmaya davet ediyorum.




[1] Kadîr, 97/1-5.
[2] Buhârî, Fadlu Leyleti'l-Kadr, 3.
[3] Zümer, 39/3.
[4] Hûd,11/112.
[5] Nisâ,4/58.
[6] Mâide 5/1.
[7] Nisâ,4/29.
[8] İbrâhim,14/7.
[9] Haşr, 59/18.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

KAYNAK:

30 Mayıs 2019 Perşembe

Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler)-40- MUKÎT

Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler)-40



                                                       MUKÎT

Allah’ın isimlerinden biri de el-Mukit’dir.

El-Mukît, Her yaratılmışın rızkını ihsan eden. Bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren, gücü yeten ve koruyan anlamındadır.

Gıdalandıran, besleyen, bakıp  gözeten, muktedir olan, her şeyin karşılığını veren, gözetici ve şahit.

Allah Teâlâ, bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp verendir. Yarattığı bütün canlılara ne kadar ömür takdir etmişse ona göre rızıklarını da tayin ve takdir etmiştir.

El-Mukît, rızıkları yaratan ve bedenlere ulaştıran demektir. El-Mukît ismi, er-Rezzak ismi şerifine benzer. Ancak arada şöyle bir fark vardır: er-Rezzak ismi, sadece maddi rızıkları içine alırken; el-Mukît ismi maddi rızıklarla birlikte; iman, muhabbet,güzel ahlak ve marifet gibi manevi rızıkları da içine almaktadır. Bu durumda, el-Mukît ismi, er-Rezzak isminden daha kapsamlıdır. 

Allah el-Mukît ismiyle bedenleri rızıklandırdığı gibi kalpleri de rızıklandırır. Ruh ve bedenden meydana gelen insan, maddi ve manevi rızkı isteyen duygularla donanımlıdır. Her birinin rızkı farklıdır. Mideyi doyuran yiyecekler manevi duyguları doyuramaz. Çünkü onların rızkı da manevidir. Mesela aklın gıdası ilim, tefekkür, marifetullah; kalbin gıdası iman, takva, ibadet, zikir, muhabbetullahtır ki, Kur'an-ı Kerim’de Yüce Allah  bu gerçeği bize şöyle ifade etmektedir;

 Kalpler ancak Allah'ın zikriyle mutmain olur”. (Rad Suresi ,28.ayet)

Tüm yaratıkların ihtiyacını Allah karşılar. Her canlıya nimet veren, azık ve rızık veren  Allah’tır. İnsan çalışır Allahta bunun karşılığını verir.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurur:

“Fakirlik korkusuyla çocuklarınızın canına kıymayın! Biz onların da sizin de rızkınızı veririz. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır.” (İsrâ Suresi,31 ayet)

“Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz?”( Fâtır Suresi 3. ayet)

“Kim güzel bir işte) aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse, ona da o kötülükten bir pay vardır. Allah’ın her şey üzerine Mukit’tir (her şeyi gözetip karşılığını verir)“ (Nisa sûresi, 85)
“Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç, Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayan kimselerin olacaktır.”( Tâ-Hâ Suresi 132. Ayet)
 (Bu yazı,Diyanet İslam Ansiklopedisinden yararlanarak hazırlanmıştır.)
 (Devam edecek)
Efkan VURAL
Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Celal'in Penceresinden:
Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Celal'in Penceresinden: