15 Ağustos 2017 Salı

Hac İbadeti ve Önemi

KABE - MEKKE





                
                  Bu günlerde Hac ibadetini yerine getirmek için, hacı adayları kutsal topraklara ulaşmaya başladılar.
                Zengin sayılan ve belli şartları taşıyan müslümanların ömürlerinde bir defa hac yapmaları İslam dininin 5 temel prensibinden biridir.  Hac ibadeti çok özel bir ibadettir. Çünkü ömrümüzde bir kere yapmak zorundayız. Devamlı ve istediğimiz vakitte yapılan sıradan bir ibadet değildir.
                Yüce Allah hac ibadeti için şöyle buyurur:

                “Haccı ve umreyi Allah için tam yapın... “   (Bakara, suresi 196. ayet)
               "Orada apaçık ayetler (ve) İbrahim'in makamı vardır. Kim oraya girerse o güvenliktedir. Ona bir yol bulup güç yetirenlerin Ev'i (Ka’be’yi) haccetmesi Allah'ın insanlar üzerindeki hakkıdır. Kim de inkar ederse, şüphesiz, Allah alemlere karşı muhtaç olmayandır."      (Al-i İmran suresi  97.ayet)
             "Hani Biz İbrahim'e Evin (Kabe'nin) yerini belirtip hazırladığımız zaman (şöyle emretmiştik:) "Bana hiçbir şeyi ortak koşma, tavaf edenler, kıyam edenler, rükua ve sücuda varanlar için Evimi tertemiz tut." (Hac suresi, 26.ayet)
             "Şüphesiz, 'Safa' ile 'Merve' Allah'ın işaretlerindendir..."  (Bakara suresi ,158.ayet)

 
MESCİD-İ NEB İ- MEDİNE


             Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) de şöyle buyurmaktadır: 

            "İslam beş temel üzerine bina kılınmıştır: Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şahitlik etmek. Namazı dosdoğru kılmak, zekâtı hakkıyla vermek, Allah'ın evi Kâbe'yi haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak."  (Buhârî, Îmân , 2,)
            “Ey insanlar, Allah size Haccı farz kıldı. Ohalde haccediniz...” (Müslim Hacc,412)
           “Kötü söz söylemeden ve büyük günah işlemeden hacceden kimse,       annesinden doğduğu gün gibi günahsız olarak evine döner.”  (Buhari, Hac,4)
            Hac ibadetini yerine getirirken İslam dininin “belgesel” niteliği sayılan şeyleri yerinde görmekteyiz. İslam dininde gözle görülen ve dokunulabilen kutsal yerleri görerek iman ve itikadımızı kuvvetlendirmiş oluruz. Dini duygu ve düşüncelerimizi zenginleştirmiş oluruz.
           İslam dininde belge niteliğinde olan şeyler şunlardır.(Dokunup gördüğümüz şeyler):
           Kur’an-ı Kerim, Hadis-i Şerifler,Mekke ve Kabe-i Muazzama,Hz.İbrahim Makamı,Safa ve Merve tepeleri, Arafat dağı,Müzdelife,Mina,Hira ve Sevr Mağarası,Medine ve Mescid-i Nebi,Peygamberimizin Kabri(Ravza-ı Mutahhara),Cennet’ul-Mualla ve Cennet’ul Baki mezarlıkları,Uhud dağı,Uhud şehitliği,Bedir şehitliği, Peygamberimizin  ve sahabelerin yaşadığı ve savaştığı yerler v.b.
Bu yerleri görmek,dolaşmak,bazı şartları da yerine getirmek suretiyle ibadet etmiş oluruz. Buralar sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed’in zamanından günümüze kadar gelmiştir. Peygamberimizin ve Sahabelerin yaşadığı,dolaştığı,savaştığı yerlerdir,bunlar. Hac görevi esnasında bu duygularla dolup taşmalı insan...
Orada İslam dininin yayılışı ve Peygamberimizin mücadelesinin geçtiği yerleri ziyaret etmek suretiyle İslam ve Peygamberimiz Hz. Muhammed sevgisinin  artmasına sebep olacaktır.
Hac ibadetini yerine getiren bir müslüman bir çok manevi şeyler kazanır. İsalmi duygu ve düşünceleri zenginleşir. Bütün dünyadaki inanan müslümanların kardeş olduğu , birlik ve beraberlik içinde olmamız gerektiği bilinci kazanılır. İnsan sevgisi yanında,hayvan,bitki ve doğa sevgisi de gelişir.Çünkü, hac görevi esnasında genel olarak hiçbir şeye zarar verilmez. Bir sineğe dahi dokunamazsınız...


 
ARAFAT



Hac ibadetiyle özellikle Arafatta mahşer gününü yaşamış gibi oluruz. İhramlı olan binlerce hacının aynı giyimde oluşlarıyla mal ,mülk, makam,mevki,gibi dünyalık şeylerin orada hiçbir öneminin olmadığı görülür. Orada tek bir şey hakimdir,Allah’a karşı yapılan ibadetler, takva ve samimiyet.
Arafatta mahşeri kalabalık bize ölüm sonrası dirilmeyi de hatırlatarak adeta mahşeri yaşatmaktadır. Burada da dünya menfaatlerinin önemli olmadığını anlarız. Yine sadece dünyada imanımız,yaptığımız ibadet ve iyiliklerin dışındaki şeylerin faydasının olmadığını kavrarız.
Diyelim ki,çok meşhur bir kişisin, ama Arafat dağında binlerce kişi içinden bir kimsesin,seni o anda kim tanır,herkes kendi ruhi haliyle Yüce Allah’tan af diliyor,dua ediyor, zikir ediyor. Herkes o anı değerlendiriyor. Arafattaki vakfe anı ömürde bir kere yakalanabilecek bir an... İşte o an sen kim olursan ol...Başkaları için hiç bir değerin yok...Yalnız Allah’a yakınlık,yalnız takva ve yalnız samimiyet önemlidir,o an. Aslını söylemek gerekirse her an bu duyguyu ve düşünceyi yaşamalıyız.
 Orada yaşadığımız Yüce Allah’a  çok yakın olma,sadece O’na yönelme ve O’na yalvarma,tövbe etme,iyi ve güzel duygular geliştirme, sağlam bir inanç kazanma,düzgün bir müslüman olma, iyi ve yararlı bir kişi olma duygularını geliştirip,hac ibadeti sonrası bunları devam ettirme kararlılığı göstermek her hacı için ulaşılması arzu edilen bir durumdur.
Hacda ayrıca birbirine tahammül  etmeyi ,sabrı ve  saygıyı da öğreniyoruz. Orada hiçbir zaman kötü söz ve kırıcı hareketler olmaz. İbadetin özü bunu gerektirir.









NOT:Bu yazı ile önemli olduğunu düşündüğüm şu açıklamayı da yapmak zorunda olduğumu düşünüyorum.
Çevremizde devamlı bu konuyla ilgili sorularla karşılaşıyoruz:
Hac ibadetinin yapılması zorunlu olan masrafların (Yol-Yemek-Konaklama) dışında hiçbir harcama yapma zorunluluğu yoktur. İnsanlar hac parasının dışında bir sürü masraflar yaparak hac parasını toparlamanın zor olduğu bilinmektedir.
Yani kısaca şunu ifade etmek istiyorum. Hac yemeği yedirmek  ve sonrasında hediye verme Hac ibedeti dışında yapılan fazla bir şeydir. Gücü olanlar yapabilir,herkese mecbur değil,yani dinin gereği değil....
Mümkünse Sadece Zemzem ve Hurma ikramı yeterlidir.
(Seccade,havlu,tesbih,takke,koku,yüzük,incik boncuk,oyuncak vb.şeyler  haccın maddi yükünü artıran şeyler olup,hac ibadetiyle ilgisi yoktur. Zengin olup bunları yapanlara sözüm yoktur. İyilik ve hediyeleşmek her zaman yapılabilir. Unutmayalım ki,tebessüm de sadakadır.)

Ne mutlu,  yaptığı hac ibadeti kabul olanlara ve hac esnasında kazandığı  güzellikleri devam ettirenlere....



Efkan VURAL

Bu yazı aşağıdaki sitelerde yayınlanmıştır:


Of-Havadis Gazetesi

Milliyet blog:

Celal'in penceresinden:



15 Temmuz 2017 Cumartesi

Her zaman ihtiyaç duyduğumuz şey: Birlik ve beraberlik








Birlik ve baraberlik içinde yaşamak güçlü ve sarsılmaz olmaktır. Gücümüzü artırmak ve varlığımızı sürdürmek için toplum olark birlik ve beraberlik içinde olmalıyız.Düşman karşı tarafı yenmek için öncelikle bölüp parçalamayı düşünür. Hayvanlar bile avını bölüp parçalayarak yer bitirir.
Birlik ve bütünlüğün olmadığı yerde ayrılıklar ortaya çıkar. Ayrı ayrı oluşumlar bir bütün karşısında dayanamayıp,yok olurlar.
Varlığımızı korumak için birlik ve beraberlik içinde fitne, fesat ve ayrılıkçılıktan uzak   bizi bir arada tutan değerlere sımsıkı sarılarak İslam kardeşiği içinde birbirimize saygı duyarak yaşamalıyız.
Türk Milletinin birlik ve beraberliğinden ,kardeşliğinden ,hoşgörülü oluşundan,demokratik yapısından ,toplumsal barışındandan rahatsız olan menfaatçi  iç ve dış güçler her zaman olduğu gibi iş başında olabilirler. Çok uyanık olmalıyız. Bütün bu güçler karşısında birlik ve beraberliğimizi koruyarak mücadelemizi sürdürmeliyiz.  Milletimizin birlik ve beraberliğini zedelemek ve yok etmek isteyenlere fırsat vermemeliyiz.  Hangi kökenden olursa olsun vatandaşlarımızın hepsini kucaklayacağız. Vatanımızda herkes güven içinde yaşayacaktır.  Ülkemiz olan Türkiye Cumhuriyeti  huzur ve güvenin merkezi, kardeşlik ve sevginin kaynağı dır. Ülkemiz tüm dünya için özellikle İslam ülkeleri için örnektir.


Millet olarak bizi farklı kılan değerlerimize sımsıkı sarılmalıyız. Siyasi düşüncelerimize, kanaatlerimize bakmadan,tahriklere kapılmadan ve birbirimize düşmeden birliğimizi korumalıyız.
Birlik ve beraberlik konusunda Yüce Allah kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:
    “ Hep birlikte Allah’ın ipine (İslam’a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın...” (Al-i İmran Suresi, 103.ayet)
   “ Ey iman edenler! Hep birden barışa girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü  o apaçık düşmanınızdır” (Bakara Suresi, 208.ayet)
“Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.”  (Enfal Suresi, 46)
“Eğer mü’minlerden iki grup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin. Şayet biri ötekisine saldırırsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla savaşın. Eğer dönerse artık aralarını adaletle düzeltin ve (her işte) adaletli davranın. Şüphesiz ki Allah, adil davrananları sever.” (Hucurat Suresi,9.ayet)

Sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)  de şöyle buyurmuştur:
“Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları kardeş olun... (Buhari,Edeb,57)
“Size birlik halinde bulunmanızı tavsiye eder, ayrılıp dağılmaktan şiddetle kaçınmanızı isterim ...” (Tirmizi,fiten,7)
“ Müslüman topluluğundan bir karışta olsa ayrılan kimse boynundaki İslam bağını çözmüş demektir.” (Ebu Davud,sünnet,27)
 


Birlikteliğimizi pekiştirmek,terör ve hainlerin  pisliğinden kurtulmak için şunlara dikkat etmeliyiz:
1-Bizi biz yapan ortak değerlerimize daha fazla bağlanmalıyız.
2-Yüce dinimiz olan İslam  dininin kurallarını bilinçli olarak uygulamalıyız.
3-Milletimizin birlik ve beraberliğinin temelinde İslam kardeşliğinin olduğunu unutmamalıyız.
4- Devlet olarak adalete  önem vermeliyiz. Çünkü adalet mülkün temelidir.Ülkemizde yaşayan tüm vatandaşlarımızın hepsinin  eşit haklara sahip olduğunu bilmeliyiz.Uygulamalarda buna dikkat etmeliyiz.
5-Devletimiz tüm gücüyle terörü ve hain girişimleri  bitirmek için uğraşırken, biz de millet olarak askerimiz ve polisimizin yanında olmalıyız. Unutmamalıyız ki güvenlik güçlerimiz bağımsızlığımız, birliğimiz ve varlığımız için canlarını ortaya koymaktadır. Ve bunun  için şehit olmaktadırlar.
6-Bölücülere  ve Terör örgütlerine katılanlar, örgüt faaliyetlerinde yer alanlar, kamu düzenini bozmaya çalışanlar, halka ve kamu malına zarar verenler cezalandırılmalıdır ve asla affedilmemelidir.
7-Terörüst, bölücü,hain,ve kamu düzenini  bozmak isteyenlere karşı Cumhuriyetimizi ve demokrasimizi her zamankinden daha fazla önemsemeliyiz.
8-Ülkemizde yaşayan vatandaşlarımızın ırkı ve kökeni  ne olursa olsun ; düşünce, inanç, kanaat ve mezhebi farklı olsada hepsi  bir ve beraber olduğumuz  miilletimizin bir ferdidir. Hepsiyle aynı şartlarda yaşadığımızı  ve aynı değerler etrafında birleştiğimizi unutmamalıyız.
9-Milli meselelerde, vatan ve millete yapılan saldırılarda, bağımsızlığımız söz konusu olduğunda, bütünlüğümüze zarar verildiği durumlarda tek vücut olarak mücadele etmemiz gerektiğini en iyi bir biçimde anlamalıyız.
10-Hep beraber Milletimizin refahını yükseltmek, ülkemizin birlik ve beraberliği için, el  ele, yürek yüreğe vererek  samimi olarak çalışmalıyız...
11- Artık iyi bilinmelidir ki, hep birlikte hareket  ettiğimiz  sürece her türlü şeyin üstesinden geliriz. Milli şairimiz Akif’in dediği gibi;Toplu vurdukça yürekler onu top bile sindiremez!
12-Biz bu vatan üzerinde yüzyıllardır bir ve beraber yaşadık; bundan sonrada yüzyıllarca hatta bin yıllarca beraber yaşayacağız... Hep ileri gideceğiz, her zaman güçlü olacağız.
Bizi hiç kimse bu kutsal yoldan ayıramaz...

Yüce Allah’a şükürler olsun ki, cesur Türk Mileti’nin azmi, kararlılığı,inancı,birlik ve beraberliği ile  nice zaferlere imza atılmıştır.
Tarihimiz bu zaferlerle doludur. Zaferleri anlatacak olursak sayfalar yetmez...
Türk Milleti tarihte birlik ve baraberlik ruhuyla çeşitli etnik yapılara rağmen tek vücut olarak varlığını sürdüre gelmişdir.
Herkes şunu iyi bilsin ki, her zaman olduğu gibi milletimiz topyekün bölücülerin ve vatan hainlerinin karşısındadır.
Bir yıl önce 15 Temmuz 2016 günü Türk Milleti’nin  Fetöcü cuntacılara ve hainlere karşı direnişi; Ortadoğu da ve tüm dünyada örnek olmuştur.
15 Temmuz ruhu gelecek kuşaklara herzaman model  olacaktır ve unutulmayacaktır.
Bu vesile ile tüm şehitlerimizi  rahmetle anıyor  ve gazilerimize hürmetlerimi sunuyorum.
15 Temmuzu unutmayacağız ve unutturmayacağız.

 Efkan VURAL