6 Aralık 2024 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 06.12.2024 Tarihli Cuma Hutbesi :MİRAS: SINIRLARINI ALLAH’IN BELİRLEDİĞİ HAK

       MİRAS: SINIRLARINI ALLAH’IN BELİRLEDİĞİ HAK




Muhterem Müslümanlar!

Yüce dinimiz İslam’ın yerine getirmemizi istediği sorumluluklardan biri de mirası Allah ve Resûlü’nün emrettiği şekilde paylaştırmaktır. Miras, vefat eden bir insanın geriye bıraktığı mal, mülk ve servetin belirli ölçüler içerisinde vârisler arasında pay edilmesidir.

Kur’an-ı Kerim’de mirasla ilgili hükümler en ince detayına kadar açıklanmış, ‘Hudûdullah’ yani Allah’ın koyduğu sınırlar olarak ifade edilmiştir.

 Peygamber Efendimiz (s.a.s),

“Miras malını hisse sahipleri arasında Allah’ın Kitabı’na göre taksim edin…”[1] buyurarak, mirasta hiçbir vârisin hak ettiği paydan mahrum bırakılmamasını istemiştir.

Aziz Müminler!

Dinimiz İslam, her işimizde olduğu gibi miras taksiminde de adaleti titizlikle uygulamamızı, miras paylaşımında kadın-erkek, büyük-küçük demeden her hak sahibine hakkını vermemizi emretmiştir. Nitekim Nisâ sûresi yedinci ayette Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: 

“Anne babanın ve yakınların miras olarak bıraktıklarından erkeklere pay vardır; yine anne babanın ve akrabanın miras olarak bıraktıklarından kadınlara da pay vardır. Allah, miras malının azından da çoğundan da bunları farz kılınmış birer hisse olarak belirlemiştir.”[2] 

Bununla birlikte dinimiz, miras taksiminde kadınları asla mağdur etmemiş; anne ve babasından, eşinden ve çocuklarından, hatta yeri geldiğinde torunlarından bile onlara pay ayırmıştır.[3] Ayrıca vârislerin karşılıklı rızaya dayanarak mirası kendi aralarında diledikleri şekilde taksim etmelerini de meşru görmüştür.

Kıymetli Müslümanlar!

Günümüzde aile içi sorunların artmasına, kardeşler ve akrabalar arasına dargınlıkların girmesine, kavgaların ortaya çıkmasına sebebiyet veren olumsuzlukların başında miras paylaşımında yapılan haksızlıklar gelmektedir. Oysaki miras paylaşımında İslam’ın koyduğu ölçülere riayet etmemek, büyük bir günah, ağır bir vebaldir. Kız çocuklarına haklarını tam vermemek, evlendikleri için onları mirastan mahrum bırakmak, hiçbir vârisin istemediği değersiz mülk ve arazileri onlara layık görmek apaçık bir zulümdür. Ayette buyrulduğu üzere yetimlerin mirasla ilgili haklarını gasp etmek ateşten bir parçayla karnı doldurmaktır.[4] Bir kimse adaletten ayrılmamak şartıyla çocukları arasında malını paylaştırabilir.

 Mirasın tamamını veya bir kısmını çocuklardan birine hibe ederek diğerlerinin haklarını çiğnemek ise adaletten sapmaktır.

 Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.s), 

اِتَّقُوا 

اللّٰهَ وَاعْدِلُوا فِى أَوْلاَدِكُمْ  “Allah’tan korkun ve evlatlarınız arasında adaletli olun.”[5] buyurmaktadır.


Değerli Müminler!


Allah’ın koyduğu bütün kurallar gibi miras taksiminde yer alan ölçüler de insan fıtratına en uygun hükümlerdir. Günümüzdeki bütün olumsuzlukları ve miras paylaşımında yaşanan sıkıntıları ortadan kaldırmanın yegâne yolu, İslam’ın getirdiği adalet ilkesine hakkıyla riayet etmekten geçmektedir.


Aziz Müslümanlar!


Kur’an-ı Kerim’de miras taksiminde haksızlık yapanların acı sonu şöyle haber verilmektedir: 

Kim Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve O’nun koyduğu sınırları aşarsa, Allah onu ebedi kalacağı cehennem ateşine atar. Onun için elem verici bir azap vardır.”[6] 

O halde, geçici dünya menfaatlerine aldanarak ve hırslarımıza kapılarak Yüce Rabbimizin mirasla ilgili belirlediği sınırları asla ihlal etmeyelim. Her hak sahibine hakkını verelim, kul hakkı yemeyelim. Miras paylaşımında merhamet ve hakkaniyeti, insaf ve adaleti gözetelim. Unutmayalım ki, mirasta Rabbimizin taksimine razı olmayan ve hakkından fazlasına göz dikenlerin sonu, dünyada hüsran, ahirette ise elem verici bir azaptır.

Hutbemi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu uyarısıyla bitiriyorum:

“Hiç kimse hakkı olmayan bir karış toprağı bile almasın! Şayet alırsa, kıyamet gününde Allah, yedi kat yeri onun boynuna geçirir.”[7]

 



[1] Müslim, Ferâiz, 4.

[2] Nisâ, 4/7.

[3] Nisâ, 4/11; Dârekutnî, es-Sünen, 5/160-161.

[4] Nisâ, 4/10.

[5] Müslim, Hibe, 13.

[6] Nisâ, 4/14.

[7] Müslim, Müsâkât, 141.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

5 Aralık 2024 Perşembe

29 Kasım 2024 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

Diyanet İşleri Başkanlığının 29.11.2024 Tarihli Cuma Hutbesi :MADDİ VE MANEVİ TÜKENİŞ: KUMAR

                            MADDİ VE MANEVİ TÜKENİŞ: KUMAR




Muhterem Müslümanlar!

Yüce dinimiz İslam’ın şiddetle yasakladığı haramlardan biri de kumardır. Kumar; birisinin kazanıp diğerinin kaybetmesi esasına dayalı haksız bir kazançtır. Kumar; sevgi ve kardeşlik duygularını yok eden; kin, nefret, düşmanlık ve intikam duygularını körükleyen zararlı bir alışkanlıktır. Kişinin akıl ve ruh sağlığını bozan, aile huzurunu yok eden, kazanma hırsıyla bencil ve menfaatçi insanlar yetiştiren bir hastalıktır.

Aziz Müminler!

Yüce Rabbimiz, Mâide sûresinin doksanıncı ayetinde kumarın haram olduğunu şöyle haber vermektedir: 

“Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.”[1] 

Cenâb-ı Hak, bu ayetin hemen ardından kumarın haram kılınmasının sebeplerinden birisini de şöyle ifade etmektedir:

“Şeytan, içki ve kumarla,  aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?”[2]


Değerli Müslümanlar!


İsmi ne olursa olsun, gerçek hayatta ya da dijital mecralarda oynansın, yasal olsun olmasın, kumarın her çeşidi haramdır. Zira her yasal olan, helal değildir. Dolayısıyla masa başında veya sanal ortamlarda oynanan; kazananın kaybedenlerden haksız kazanç elde ettiği oyunların tamamı kumardır, haramdır. At yarışlarında oynanan ganyan, kumardır, haramdır. Hayvanların dövüştürülmesi gibi vahşete dayanan her türlü oyun ve bu oyun üzerinden elde edilen kazanç, kumardır, haramdır. Bütün şans oyunları, yılbaşı, özel gün ve haftalar vesilesiyle çekilen piyango, kazı kazan ve şans topu gibi oyunlar kumardır, haramdır. Dijital mecralarda oynanan bütün bahis oyunları; toto, loto, iddia gibi dinen meşru olmayan oyunların hepsi kumardır, haramdır.

Kıymetli Müminler!

İslam dinine göre asıl olan, rızkımızı helal yollardan kazanmaktır. Bu sebeple, faiz, kumar ve benzeri haram yollardan elde edilen parayla sevap beklenerek hayır hasenat yapılamaz. Cami ve mescit inşa edilemez; hac, zekât ve kurban gibi mali ibadetler yerine getirilemez.

Maalesef, bugün, internet ortamında türlü hilelerle ve bazı sosyal medya fenomenlerinin yayınlarıyla nice insanımız kumar tuzağına çekilmektedir. Mobil cihazlar, çevrimiçi oyunlar ve e-sporlar aracılığıyla nice gencimiz sanal kumar bataklığına itilmektedir. Televizyonlarda, gazetelerde, hatta en basit internet oyunlarında dahi kumar reklamları verilerek küçücük yavrularımız bile bu kötülüğe özendirilmektedir. Hâlbuki mahremiyet sınırlarını ihlal eden, haramların yaygınlaşmasına sebep olan, dijital platformlar ve farklı ortamlarda kumar oynamayı özendiren bu reklamların engellenmesi; dinî, vicdanî ve insanî bir sorumluluktur.

Aziz Müslümanlar!

Kumar, hem oynatan hem de oynayan için maddi ve manevi bir tükeniştir. Kişi, kumarda kazanınca başkasını, kaybedince kendini zarara uğratmaktadır. Bütün bağımlılıklarda olduğu gibi kumardan korunmanın en etkili yolu ise ona hiç başlamamak, kumar oynayan ve oynatan insanlarla bir arada olmamaktır. Öyleyse, nice ocaklar söndüren, nice yuvalar dağıtan, nice felaketlere sebep olan kumar belasından uzak duralım. Gençlerimizi ve çocuklarımızı her türlü bağımlılıktan korumak için; onlarla sevgi, muhabbet ve güven temeline dayalı bir ilişki kuralım. Onların iyi arkadaşlarla ve iyi ortamlarda yetişmeleri için gayret gösterelim. Kumarın; içki, yalan, dolandırıcılık ve cinayet gibi büyük günahlara sebebiyet verdiğini asla unutmayalım.

Değerli Müminler!

Hutbenin önemli özelliklerinden biri de, hutbeyi dinlemek, anlatılan bilgileri cami dışındaki insanlarla da paylaşmaktır. Bu bilgileri ailemizle, akrabalarımızla, komşularımızla ve çevremizle paylaşmak, toplumsal huzurumuza katkı sağlayacaktır.

Hutbemi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu hadisiyle bitiriyorum: 

Hiç kimse elinin emeğiyle kazandığından daha hayırlı bir rızık asla yememiştir...”[3]

 



[1] Mâide, 5/90.

[2] Mâide, 5/91.

[3] Buhârî, Büyû’, 15.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

25 Kasım 2024 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


وَاِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّح۪يمُ۟


İlâhınız bir tek Allah'tır. O'ndan başka ilâh yoktur. O, rahmândır, rahîmdir.

                          Bakara Suresi 163. Ayet

24 Kasım 2024 Pazar