ADALET: HER HAK SAHİBİNE HAKKINI VERMEK
Muhterem
Müslümanlar!
Okuduğum
ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Ey iman edenler! Allah için adaleti ayakta tutun, adil şahitler olun. Bir
topluluğa duyduğunuz kin, sizi asla adaletsizliğe sevk etmesin. Adil olun; bu,
takvaya daha uygundur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan
haberdardır.”[i]
Okuduğum
hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor:
“Yönettikleri insanlara,
ailelerine ve sorumlu oldukları kişilere karşı adaletle davrananlar, Allah
katında nurdan hazırlanmış tahtlarda ağırlanacaklardır.”[ii]
Aziz Müminler!
Yüce Rabbimizin güzel isimlerinden biri de اَلْعَدْلُ’dir.
Rabbimiz, mutlak adalet sahibidir. Adaletin yegâne kaynağıdır. O, bütün
varlıklara adaletle muamele edendir.
Adalet, toplumu ayakta tutan en temel değerdir.
Adalet, vicdanın sesidir; huzurun teminatıdır; güvenin dayanağıdır. Adalet, her hak sahibine hakkını vermektir.
Aleyhimize de olsa hakkı üstün tutmaktır. Daima haklının yanında yer almaktır.
Kıymetli Müslümanlar!
Adalet,
hayatın tüm alanlarına hâkim kılındığı zaman gerçek
anlamını bulur. Mümin,
her şeyden önce ailesine karşı adaleti gözetmelidir. Anne ve babasına, eşine ve
çocuklarına şefkat, merhamet ve nezaketle davranmalıdır. Onlara kötü söz
söylememeli, kalplerini kırmamalıdır.
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in,
اِعْدِلُوا
بَيْنَ أَبْنَائِكُمْ
“Çocuklarınız arasında adaletli davranın.”[iii] emrine uyarak evlatları arasında hiçbir konuda ayrım
yapmamalıdır.
Mümin, sorumluluğu altındaki kişilere karşı
adil olmalıdır. Onların haklarını korumalıdır. Alın terini yok saymamalıdır.
Mümin, ticaretinde adaleti elden
bırakmamalıdır. Cenâb-ı Hakk’ın,
وَاَق۪يمُوا الْوَزْنَ بِالْقِسْطِ وَلَا
تُخْسِرُوا الْم۪يزَانَ
“Ölçüyü doğru yapın,
eksik tartmayın.”[iv] ilahi
ikazına bağlı kalmalıdır. Hiç kimseyi aldatmamalı, rızkına haram bulaştırmamalıdır.
Mümin, toplumsal ilişkilerinde de adaleti
gözetmelidir. Kendisi için istediğini kardeşi için de istemelidir. Eliyle ve
diliyle hiç kimseye zarar vermemelidir.
Değerli Müminler!
Bugün, kadın, erkek, çocuk, yaşlı demeden masum
insanları katleden zalimler, yeryüzünde adaletin temsilcisi olduğunu iddia
etmektedirler. Son örneğini Filistin ve Gazze’de gördüğümüz gibi bunlar,
‘Dünyada adaleti sağlayacağız’ söylemiyle beldeleri, şehirleri, ülkeleri
yaşanmaz hale getirmektedirler. Kendi çıkarları uğruna insani ve ahlaki bütün
değerleri hiçe saymaktadırlar. İşlemiş oldukları tarifsiz zulümlerle,
çıkardıkları büyük fitne ve fesatlarla nice acı ve gözyaşına sebep
olmaktadırlar. Yeryüzünün düzenini bozan bu zalimleri Yüce Rabbimiz bizlere
şöyle tanıtmaktadır:
“Onlara, ‘Yeryüzünde fesat çıkarmayın’ denildiğinde, ‘Biz ancak ıslah
edicileriz!’ derler. İyi bilin ki onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat
onlar anlamazlar.”[v]
Aziz Müminler!
Şu
gerçek unutulmamalıdır ki, dün olduğu gibi bugün de yeryüzünde adaleti, İslam’a
gönülden bağlı müminler tesis edecektir. Yeter ki bizler, kaybolan adaleti
dünyamıza yeniden hâkim kılmak için sorumluluklarımızı yerine getirmeye gayret
edelim. Hayatımızın her alanında hakkı
gözetelim. Hakikati dile getirmekten geri durmayalım. Kimden gelirse gelsin,
kime yönelik olursa olsun zalimin karşısında, mazlumun yanında yer alalım. Geleceğe
dair ümitlerimizi diri tutalım. İlahi adaletin mutlaka tecelli edeceğine olan inancımızı asla
yitirmeyelim.
Hutbemi
bir ayet-i kerime mealiyle bitiriyorum:
“Biz, kıyamet gününde adalet terazileri kurarız; kimseye hiçbir şekilde
haksızlık edilmez. Yapılanlar, bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu adalet
terazisine getiririz. Hesap görücü olarak biz yeteriz.”[vi]
[ii] Nesâî, Âdâbü’l-kudât, 1.
[iii] Ebû Dâvûd, Büyû’ (İcâre),
83.
[vi] Enbiyâ, 21/47.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü