Efkan Vural'ın Yazıları
10 Kasım 2023 Cuma
HAFTANIN HADİSİ
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:
إيَّاكُمْ وَالحَسَدَ، فإنَّهُ يَأْكُلُ الحَسَنَاتِ كَمَا تَأكُلُ النَّارُ الحَطَبَ-
"Resûlulah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Hasedden kaçının. Çünkü o, ateşin odunu yiyip tükettiği gibi, bütün hayırları yer tüketir."
[Ebu Dâvud, Edeb 52, (4903).]
Diyanet İşleri Başkanlığının 10.11.2023 Tarihli Cuma Hutbesi:AZİM VE GAYRET SAHİBİ BİR MÜMİN OLABİLMEK
AZİM VE GAYRET SAHİBİ BİR MÜMİN OLABİLMEK
Muhterem Müslümanlar!
Peygamber
Efendimiz (s.a.s), bütün insanlığı, bir olan Allah’a inanmaya ve sadece O’na
kul olmaya çağırdı. Mekkeli müşrikler, onun bu davetine icabet etmediler.
Dahası ona cephe aldılar, düşmanlık ettiler. Her türlü zulüm ve baskıyı ona
reva gördüler. Allah Resûlü (s.a.s) ise hiçbir zaman davasından vazgeçmedi.
İnancını, azmini ve gayretini asla yitirmedi. Çünkü onun bir gayesi vardı. O
gaye, yeryüzünün en değerli varlığı olan insanoğluna başıboş bırakılmadığını,
sorumluluklarının olduğunu hatırlatmaktı.
Aziz Müminler!
Bugün, Müslümanların içinde bulunduğu sıkıntıların temel sebebi, inandıkları dava uğrunda yeterince azim ve gayretlerini gösterememeleridir. Bu uğurda, ahlaklı, dürüst, ilkeli ve disiplinli çalışma alışkanlıklarına gereken önemi verememeleridir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), bir hadisinde şöyle buyurmaktadır:
“Allah
Teâlâ, sizden birinin yaptığı işi en güzel şekilde yapmasından memnun kalır.”[i]
Kıymetli Müslümanlar!
Sevgili
Peygamberimiz (s.a.s)’in ümmeti olarak bize düşen, İslam davası uğruna azim ve
gayret sahibi bir mümin olabilmektir. Azim, İslam’ın hayat veren mesajlarına
bağlı kalma kararlılığıdır. Samimi bir niyetle iyiye ve güzele ulaşma
arzusudur. Bütün sıkıntılara rağmen morali yüksek, ümidi diri tutma iradesidir.
Gayret ise azmedilen şeyleri hayata aktarma çabasıdır. Maddi ve manevi bütün
sebeplere sarıldıktan sonra sabırla hedefe yürümektir. Her daim iyiliğin ve
hayrın yayılması için mücadele etmektir. Kötülerin kötülüklerine rağmen iyi
kalabilme ve iyiliği hâkim kılabilmektir. Zalimlerin zulmüne rağmen hak ve
hakikatten ayrılmamaktır. Bu yolda asla yılgınlığa kapılmamak, âcizlik
göstermemektir.
Değerli Müminler!
Resûl-i Ekrem (s.a.s),
إِنَّ اللّٰهَ يَلُومُ عَلَى الْعَجْزِ
Allah, ihmalkârlık ve gevşeklikten hoşlanmaz.”[ii] buyurmaktadır.
Bunun içindir ki Müslüman, hayatının hiçbir
anında gevşeklik göstermez, rehavete kapılmaz. Vazgeçmez, mücadeleyi bırakmaz.
Nemelazımcılık, vurdumduymazlık ve boş vermişlik mümine yakışmaz. Müslüman,
tembellikten uzak durur. O, çalışmadan kazanamayacağını, emek vermeden ve alın
teri dökmeden başarı elde edemeyeceğini bilir.
Muhterem Müslümanlar!
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in dualarından biri de şöyledir:
اَللَّهُمَّ! إِنِّى أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ
“Allah’ım! Acizlikten ve tembellikten sana sığınırım.”[iii]
Onun
bu duasına gönülden “Âmin!” diyen müminler olarak, azim ve gayrete sarılıp
insanlığı haksızlık ve zulümlerden kurtaracak olan bizleriz. İmanımızdan
aldığımız güçle insanlığın barış ve huzuru için çalışacak olan biziz. Bizlerin
azim ve gayretiyle başta Filistin’deki kardeşlerimiz olmak üzere bütün
mazlumların yüzü gülecektir; hüzün, yerini sevince bırakacaktır. Zira
inancımız, bize bu görevi yüklemekte; insanlık, bizden bunu beklemekte;
tarihimiz, bizi buna davet etmektedir.
Öyleyse
Aziz Kardeşlerim!
İlmin, irfanın ve bilimin ışığında
çalışmalarımıza hız verelim. Yeryüzünün imarı, güvenli bir geleceğin inşası
için sorumluluklarımızı yerine getirelim. Yaptığımız her işin hakkını verelim;
en sağlam, en doğru ve en güzelini yapmaya çaba gösterelim. Nitekim böyle bir
sorumluluk bilinciyle çalışan şanlı ecdadımız, aziz şehitlerimiz ve kahraman
gazilerimiz, bu toprakları bize vatan kılmak için var gücüyle gayret
gösterdiler. Nice başarılar elde ettiler. Her birini rahmet ve minnetle yâd
ediyoruz. Mekânları cennet, makamları âlî olsun. Unutmayalım ki, Rabbimiz, azim
ve gayretle çalışan hiçbir kulunun emeğini asla zayi etmeyecektir.
Hutbemi Kehf suresi otuzuncu ayetin mealiyle bitiriyorum:
“İman
edip dünya ve ahiret için yararlı işler yapanlar bilmelidirler ki, biz güzel iş
yapanların ecrini asla zayi etmeyiz.”[iv]
7 Kasım 2023 Salı
4 Kasım 2023 Cumartesi
İsrail'in Filistin Zulmü
İsrail’in Filistin Zulmü
(İsrail
Filistin Savaşı-2023)
Bu Savaş değil, bir vahşet.
Bu Savaş değil, bir zulüm.
Bu Savaş değil, bir soykırım.
Bu Savaş değil, topyekûn yok etme.
Bu Savaş değil, bir Katliam.
Bu Savaş değil, terörist bir saldırıdır......
Bu bir savaş değil, barbarlık ve korkunç bir vahşet.
Bu sadece vahşet değil, tarihe geçecek bir savaş suçu.
Söylenecek çok şey var...
İsrail'in işi bu. Bunu biliyoruz.
Ama dünyayı anlamakta güçlük çekiyoruz.
Bugünkü dünya imtihanı kaybetti. Sınıfta kaldı, ne
yazık ki..
Gerçi geçmişte de birçok kere sınıfta kalmıştı. Ama
bir türlü kaydı silinmedi.
Dünya devletleri, birlikler, Uluslararası kurum ve
kuruluşlar da değerini yitirdi.
Bu arada sivil ve savunmasız bebek, çocuk, kadın,
erkek, hasta, yaşlı engelli kişilere yapılan saldırıların kimler tarafından
yapılırsa yapılsın buna Hamas ve diğerleri dahil asla kabul edilemez. Bu ve
bunun gibi saldırıları nefretle kınıyoruz.
İSRAİL'in FİLİSTİN' e yaptığı bu saldırılarda hiçbir
haklılık payı yoktur. Çünkü savaş kuralları hiçe sayılmış insanlık sıfırlanıp
eksilere düşmüştür.
Sivillere hiçbir ayırım yapılmaksızın insanlık dışı
bir muamele ile saldırılar yapılmaktadır.
Hastane, okul, mabet ve tüm hanelere destursuz bomba
atılarak cehenneme döndürüldü Gazze.
Savaşın 28.gününe kadar bugüne kadar hava saldırılarında 3
bin 760’ı çocuk olmak üzere en az 9 bin Filistinli hayatını kaybetti.
Sadece öldürülen çocuk sayısı 3760 dır.
Bugün hasta taşıyan ambulans konvoyunu da bombalayan
İsrail’in yaptıklarını anlatmak veya yazmak için İnsan dayanacak gibi değil. Ben
de bu yazıyı insan olarak yazmaya hicap ediyorum.
Bu nasıl bir şey. Bu nasıl bir durum. İnsanlık nerede.
Merhamet nerede..
Bu iş galiba rüya olmalı.
Tarih bu sahneleri kara sayfa olarak kaydedecek.
Bu savaş, İsrail'in Filistin Zulmü olarak tarihe
geçecek.
İlerde Tarih okuyanlar bu olayları okurken
(İsrail-Filistin savaşları) insan oldukları için utanacaklar. Bu savaşı
yapanları, savaşa destek verenleri, sessiz ve tarafsız kalanları tarih
affetmeyecek.
Bu savaş sorumluları da ayrıca Allah tarafından
lanetlenecek.
Kirli bir iz olarak kıyamette yüzlerinde parlayacak.
Şimdi, hemen. ATEŞKES UYGULANMALI.
HEMEN BARIŞ SAĞLANMALI.
EĞER bu olmaz saldırılar devam ederse.
Dünya ayağa kalkmalı...
İsrail'e yaptırımlar uygulanmalı.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER NEREDE...
İLERİ DÜNYA NEREDE...
İNSAN HAKLARI SAVUNUCUSU AVRUPA NEREDE...
İSLAM TEŞKİLATI NEREDE...
Gerçi bunları hiç mazlumların yanında göremedik,
(Azerbaycan'da-Karabağ'da-Doğu Türkistan'da-Arakan'da-Afganistan’da-Bosna'da-Irak
ve Suriye gibi yerlerde yapılan katliamlarda hep sessiz kaldılar)
İsrail amacına ulaşınca o zaman bunlar devreye
girer....
Bugün gördüklerimiz sanki bir film. İnsan filmden daha
çok etkilenmekte...
Bugün vurdum duymaz olmuş insanlık.
Oysa biz;
"YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ" İstiyoruz.
Biz her zaman barıştan yanayız.
Barışı sağlamak için de şu bir gerçek ki; Çoooooook
Güçlü olmak zorundayız. Bunun için Çooooooook Çalışmalıyız.
Allah tüm mazlumların yardımcısı olsun.( Amin)
Dünyanın hiçbir yerinde keşke savaş olmasaydı
kan dökülmeseydi.
Yüce Allah Şöyle buyurmaktadır:
İşte bundan dolayı İsrâiloğulları’na şöyle
yazmıştık: “Bir cana kıymaya veya yeryüzünde fesat çıkarmaya karşılık olması
dışında, kim bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de
bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.” Şüphesiz
peygamberlerimiz onlara apaçık deliller getirdiler. Ama bundan sonra da onların
çoğu yeryüzünde taşkınlık göstermektedirler.
(Maide,32.Ayet)
Çok söze hacet yok.
Rezillik, vahşet ve zulüm ortada varken.
İnsanlara şöyle seslenmek istiyor Filistinli çocuklar:
Yazıklar olsun insanlığınıza…
Yazıklar olsun anlayışınıza…
Yazıklar olsun bilimsel buluşlarınıza…
Yazıklar olsun medeniyetinize…
Yazıklar olsun zenginliğinize…
Yazıklar olsun bizi gördüğü halde ilgisiz duranlara…
Yazıklar olsun bizi vuranlara destek olanlara…
Yazıklar olsun bizim gibi inancı olup ta seyirci
kalanlara…
Yazıklar olsun vurdum duymaz olanlara ve sesi
çıkmayanlara…
Evet, İnsan olan herkes elinden geldiğince bu zulmün
son bulması için bir şeyler yapmalıdır….
Bu ana şahit olan herkes sorumlu olduğunu bilmelidir.
Vicdanlarınca tabii……
Yazıyı Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un bu güne de ışık
tutan ve haksızlığa uğrayanların sesi olacak aşağıdaki şiir ifadeleriyle sonlandırmak istiyorum.
Zulmü alkışlayamam, zalimi
asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdı mı, hatta boğarım! ...
-Boğamazsın ki!
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
……
Ulusun, korkma! Nasıl böyle
bir imânı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?
Efkan VURAL
3 Kasım 2023 Cuma
HAFTANIN HADİSİ
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:
Diyanet İşleri Başkanlığının 03.11.2023 Tarihli Cuma Hutbesi: ZULME RIZA GÖSTERMEK ZULÜMDÜR
ZULME RIZA GÖSTERMEK ZULÜMDÜR
Muhterem Müslümanlar!
Bugün, fert,
toplum ve insanlık olarak ağır bir imtihandan geçiyoruz. Hak, hukuk, ahlak,
vicdan ve merhamet gibi insanı insan yapan değerler; işgalci zalimler ve
destekçileri tarafından ayaklar altına alınmaktadır. Filistinli kardeşlerimiz
yaklaşık bir asırdır kendi vatanlarında baskı, esaret ve zulüm altında yaşamaya
mahkûm edilmiştir. Bugün de Gazze’de kadın, çocuk, yaşlı demeden
dünyanın gözü önünde büyük bir soykırım gerçekleştirilmektedir.
Aziz Müminler!
Eşi görülmemiş bu soykırımı
gerçekleştiren gözü dönmüş caniler, cesaretlerini ümmet-i Muhammed’in suskunluğundan
ve dağınıklığından almaktadır. Oysa yüce dinimiz İslam, bizleri vahdete
çağırmaktadır. Birlik olmaya, birlikte hareket etmeye davet etmektedir. Sadece
dualarımızı değil, bilgimizi, gücümüzü, maddi ve manevi imkânlarımızı birleştirmemizi
istemektedir. İstiklal Şairimiz bu hususu ne de güzel ifade etmektedir:
Girmeden tefrika bir millete,
düşman giremez,
Toplu vurdukça
yürekler onu top sindiremez.
Ey İnsanlar!
Yaşanan bu vahşet, sadece
Müslümanların değil bütün insanlığın ortak sorunudur. Dünyanın gözü önünde
gerçekleştirilen cinayetlere seyirci kalmak hatta destek olmak, bütün
insanlığın ayıbıdır. Zira kendilerini diğer insanlardan üstün tutan, yeryüzünü
özel mülkleri gören zalimler, sadece Müslümanların değil, bütün insanlığın
geleceğine kastetmektedir. Ülkemiz, dinimiz, dilimiz, ırkımız ne olursa olsun
böyle bir katliama karşı çıkmak insan olmanın gereğidir.
Zulüm nerede işlenirse işlensin zalime dur demek insan
olarak hepimizin mesuliyetidir. Çünkü zulme rıza göstermek de zulümdür.
Kıymetli Kardeşlerim!
Hutbeme başlarken okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
“İçinizden sadece zulmedenlere dokunmakla kalmayacak olan bir musibetten sakının ve bilin ki Allah’ın cezası çok şiddetlidir.”[i]
Hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmaktadır:
“İnsanlar zalimin zulmünü görür
de ona engel olmazsa, Allah’ın onları genel bir azaba uğratması kaçınılmazdır.”[ii]
Bu ayet ve hadisten anlamaktayız ki; masum canlara kıyan katillerin zulmüne karşı durmazsak ateş tüm dünyayı saracak, kimse güvende olmayacaktır. Çocukların bombalar altındaki çığlıklarını duymazsak herkesin canı yanacaktır. Unutmayalım ki herkesin, her zaman kötülüğe engel olmak için yapabileceği bir şeyler mutlaka vardır. Zulme engel, mazluma umut olmak için caydırıcı rol üstlenelim; elimizle, dilimizle ve kalbimizle ne gerekiyorsa yapalım. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır:
“Kim bir
kötülük ve haksızlık görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü
yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin...”[iii]
Aziz Müslümanlar!
Kadın
erkek, genç yaşlı her birimiz dünyadaki tüm zulümlerin son
bulması için sorumluluklarımızı yerine getirelim. Hz. İbrahim’in ateşini söndürmeye
giden karınca misali hakkın yanında, bâtılın karşısında yer almaya devam
edelim. Bizler inanıyoruz ki bu zor günler elbet sona
erecektir. Zalimlerin zulmü mutlaka bitecek, mazlumların yüzü gülecek, zafer
inananların olacaktır. Mazlumların umudu olan aziz milletimiz, ümmet
bilinciyle dünyamızı yeniden barış yurdu haline getirecektir.
Hutbemi bir ayet-i kerime ile bitiriyorum:
رَبَّنَٓا اَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْراً وَثَبِّتْ اَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَۜ
“Rabbimiz!
Bize sabır ve dayanma gücü ver. Ayaklarımızı senin yolunda sabit kıl. Kâfirlere
karşı bize yardım eyle.”[iv]

