Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:
إِنَّمَا بُعِثْتُ لِأُتَمِّمَ صَالِحَ الْأَخْلَاقِ( İbn Hanbel, II, 381
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:
إِنَّمَا بُعِثْتُ لِأُتَمِّمَ صَالِحَ الْأَخْلَاقِ( İbn Hanbel, II, 381
İLİM
YOLU, CENNET YOLUDUR
Muhterem Müslümanlar!
Hutbemin başında okuduğum Alak suresinin ilk beş ayeti, Kur’an-ı Kerim’in insanlıkla buluşan ilk ayetleridir. Bu ayetlerde Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur:
“Yaratan
Rabbinin adıyla oku! O, insanı alaktan yaratmıştır. Oku! Rabbin sonsuz kerem
sahibidir. Kalemle yazmayı öğreten O’dur. İnsana bilmediğini öğreten O’dur.”[i]
Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur:
“Ben,
bir öğretmen olarak gönderildim.”[ii]
Değerli Müminler!
Yüce dinimiz İslam’a göre ilim öğrenmek, kadın erkek her Müslüman’a farzdır. İlim, öncelikle kişinin kendini, Rabbini ve çevresini tanımasıdır. Yaratılış gayesinin farkında olmasıdır. Varlığı ve bütün kâinatı doğru okumasıdır.
Aziz Müslümanlar!
Bilgiyi kıymetli kılan; insanlığın
faydasına olmasıdır. Sahibini Allah’ın rızasına ulaştırmasıdır. Toplumu
adalete, doğruya ve iyiliğe götürmesidir. Haksızlıktan, zulümden ve her türlü kötülükten
uzaklaştırmasıdır. Zihinlerin bulanmasına, nesillerin ifsadına,
toplumların helâkine, dünyamızın tahribine sebep olan bilgi ise değersizdir,
zararlıdır.
Kıymetli Müminler!
Cehalet, İslam’ın en büyük düşmanıdır. Bütün kötülüklerin kaynağıdır. Cehalet, kişiyi Allah katında da insanlar katında da değersiz kılar. Okumak, faydalı bilgilerle donanmak, ilmi insanlığın hayrına kullanmak ise kişiyi yüceltir. Yüce Rabbimiz,
قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذ۪ينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَۜ
“De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”[iii] buyurmaktadır.
Bir başka ayette ise hakiki ilim sahipleri şöyle övülmektedir:
“Kulları içinde Allah’a en çok saygı
duyanlar, âlimlerdir.”[iv]
Değerli Müslümanlar!
İlim yolu, cennet yoludur. Peygamber Efendimiz (s.a.s),
“İlim öğrenmek için yola koyulan kişiye, Allah cennete giden yolu kolaylaştırır.”[v] buyurmuştur.
Bizler, geçmişte
olduğu gibi günümüzde de bu bilinçle ilme sarılırsak, bilim ve teknolojinin
imkânlarını doğru kullanırsak insanlığa yeniden yön verebiliriz. Kalem ve
kelamın gücünü hayatımıza yansıtırsak, tüm dünyaya yeniden adalet ve iyiliği hakim
kılabiliriz. İlim ve irfanı mihmandarımız kılarsak, ilahi ve insani değerlerin
örselendiği ve ötelendiği günümüz dünyasına yeniden umut olabiliriz. Ancak, ilim
ve irfandan uzaklaşırsak, bilgi ve teknolojiyi amacı dışında kullanırsak felakete
sürükleniriz. İnsanlık, bugün içine düştüğü zulmün ve haksızlığın karanlığından,
şiddet ve huzursuzluk girdabından kurtulamaz.
Kıymetli Müminler!
Önümüzdeki Pazartesi günü yeni bir eğitim öğretim yılı başlıyor. Milyonlarca çocuğumuz ilim ve irfan yuvası okullarımızla buluşacak. Yavrularımızın milli ve manevi değerlere bağlı, milletine ve insanlığa faydalı nesiller olarak yetişmesi, hepimizin ortak görevidir. Öyleyse İslam’ın emrettiği ilim ufkuyla göz aydınlığı yavrularımızı, aklı, duygusu ve ameli birbiriyle dengeli olan bir mümin olarak yetiştirelim. Çocuklarımızı eğitirken başlıca yöntemimiz,
اُدْعُ اِلٰى سَب۪يلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ
“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et.”[vi] ayet-i kerimesi olsun. En temel gayemiz ise,
إِنَّمَا بُعِثْتُ لِأُتَمِّمَ صَالِحَ الْأَخْلَاقِ
“Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.”[vii]
buyuran Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in güzel ahlakıyla çocuklarımızı ahlaklandırmak olsun. Bu vesileyle yeni eğitim öğretim yılının öğrencilerimize, öğretmenlerimize, ailelerimize ve milletimize hayırlar getirmesini Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.
Muhterem Müslümanlar!
Hutbemi
sonlandırırken bir hususu daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Diyanet İşleri
Başkanlığımıza bağlı 4-6 yaş grubu Kur’an kurslarımız önümüzdeki Pazartesi günü
başlıyor. 18 Eylül’de ise bütün Kur’an kurslarımız açılacak olup kayıtlarımız devam
etmektedir. Ayrıca kurslarımıza gelemeyecek kardeşlerimiz için çevrimiçi
eğitimler düzenlenecektir. Çocuklarımızı, gençlerimizi, kadın erkek her yaştan
insanımızı sahih dini bilginin öğretildiği Kur’an kurslarımıza bekliyoruz.
Hutbemi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in bir hadis-i şerifiyle bitiriyorum:
“Ya öğreten ol, ya öğrenen ol, ya dinleyen ol,
ya da ilmi destekleyen ol. Beşincisi olma, helâk olursun!”[viii]
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:
إنَّ الْغَضَبَ مِنَ الشَّيْطَانِ،
وَإنَّ الشَّيْطَانَ خُلِقَ مِنَ النَّارِ، وَإنَّمَا تُطْفَأُ
النَّارُ بِالْمَا فَإذَا غَضِبَ أحَدُكُمْ فَلْيَتَوَضَّأ
"Öfke şeytandandır, şeytan da ateşten yaratılmıştır, ateş ise su ile söndürülmektedir; öyleyse biriniz öfkelenince hemen kalkıp abdest alsın."
[Ebû Dâvud, Edeb 4, (4784).]
SAKIN İNCİTME BİR CÂNI!
Muhterem
Müslümanlar!
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in müezzini olma şerefine nail olmuş Bilâl-i Habeşî (r.a) ile sahabenin önde gelenlerinden Ebû Zer (r.a) bir defasında tartışmışlardı. Ebû Zer (r.a), bu tartışma esnasında Hz. Bilâl’e “Siyah kadının oğlu” demişti. Yaşanan bu hadiseden haberdâr olan Allah Resûlü (s.a.s), Ebû Zer’i şöyle uyardı:
“Ebû
Zer! Annesinin siyahi olmasından dolayı Bilâl’i küçümsüyor ve ayıplıyor musun?
Demek ki sen, kendisinde hâlâ cahiliye izleri olan bir kimsesin.”[i]
Aziz Müminler!
Yüce dinimiz İslam’a göre dili, ırkı, rengi, cinsiyeti, mezhebi ve meşrebi ne olursa olsun her insan değerlidir, hürmete layıktır. İnsan, eşref-i mahlûkattır; haysiyetine yakışır bir şekilde yaşamayı hak etmektedir. Her insanın canı, malı ve onuru saygındır, dokunulmazdır. Takvamız yani Rabbimize karşı gelmekten sakınmamız, emirlerine itaat edip O’nun hoşnutluğunu kazanmamız dışında birbirimize üstünlüğümüz yoktur. Nitekim hutbeme başlarken okuduğum ayet-i kerimede Cenâb-ı Hak bu hakikati bizlere şöyle haber vermektedir:
“Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve birbirinizle tanışasınız diye sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdâr olandır.”[ii]
Hutbeme başlarken okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) tüm insanlara şöyle seslenmektedir:
“Ey insanlar! Dikkat edin; Rabbiniz birdir,
atanız da birdir. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap’a; beyazın siyaha,
siyahın beyaza takva dışında bir üstünlüğü yoktur.”[iii]
Kıymetli Müslümanlar!
Bizler, insanların ayaklarına dolanan bir taşı bulunduğu yerden kaldırmayı imanın parçası gören İslam medeniyetinin temsilcileriyiz. İnsanların onur ve haysiyetini ayaklar altına alacak tutum ve davranışlar bize asla yakışmaz. Bizler, merhameti, adaleti, sevgiyi, saygıyı ve birlikte yaşama ahlakını dünyaya hâkim kılmış aziz bir milletin evlatlarıyız. Ayrıştırmak, ötekileştirmek, dışlamak, hor görüp ayıplamak hayatımızın hiçbir alanında yer bulamaz. Bizler, nebevi ahlakı kuşanan Anadolu irfanının temsilcileriyiz. Rabbimizin nazargâhı olan bir kalbi kırmak, bir gönlü incitmek, Müslüman kimliğimizle asla bağdaşmaz. Cenâb-ı Hak Kur’an’da beş defa
وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰىۚ
“Hiçbir günahkâr bir başkasının günahını yüklenmez.”[iv] buyurmaktadır.
Kur’an-ı Kerim’i kendisine rehber edinen bir mümin, suçun şahsiliği ilkesini
unutmaz. Aile, etnik köken, inanç ve mezhep gibi aidiyetleri kötülük işleyenle
bir tutmaz. İşlenilen suçu genelleştirerek hiçbir masum cana kıymaz.
Değerli Müminler!
Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz (s.a.s) bizleri şöyle uyarmaktadır:
لاَ تَحَاسَدُوا ، وَلاَ تَدَابَرُوا ، وَلاَ تَبَاغَضُوا ، وَكُونُوا عِبَادَ اللّٰهِ إِخْوَانًا
“Birbirinize haset etmeyin. Birbirinize sırtınızı dönmeyin. Birbirinize kin ve nefret beslemeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun!”[v]
O halde birbirimizin hak ve hukukuna saygı gösterelim. Farklılıklarımızı en büyük zenginliğimiz bilelim. Ülfet ve muhabbet bağıyla birbirimize bağlanalım.
اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ فَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ
“Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin.”[vi]
ayetinde buyrulduğu üzere yıkıcı değil, yapıcı
olalım. Ayrıştırıcı değil, birleştirici olalım. “Sakın incitme bir cânı,
yıkarsın arş-ı Rahmân’ı” hassasiyetiyle her insana, canlı cansız tüm mahlûkata
sevgi ve şefkatle muamele edelim. Birlik ve beraberliğimizi, toplumsal barış ve
huzurumuzu zedeleyecek her türlü söz, tutum ve davranışla topyekün mücadele
edelim. Unutmayalım ki, birlik, beraberlik ve kardeşliğimizi koruduğumuz
müddetçe aşamayacağımız hiçbir engel, üstesinden
gelemeyeceğimiz hiçbir sıkıntı yoktur.