Efkan Vural'ın Yazıları
18 Aralık 2022 Pazar
HAFTANIN HADİSİ
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:
اَلْمُسْلِمُ : مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ
“Müslüman, diğer müslümanların elinden ve
dilinden zarar görmediği kimsedir”.
(Buharî: İman 4; Müslim: İman 64)
16 Aralık 2022 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 16.12.2022 Tarihli Cuma Hutbesi:ÇOCUK: RABBİMİZİN KIYMETLİ EMANETİ
ÇOCUK: RABBİMİZİN KIYMETLİ EMANETİ
Muhterem Müslümanlar!
Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir ve büyük
mükâfat Allah katındadır.”1 Okuduğum hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Çocuğunun senin üzerinde hakkı vardır.”2
Aziz Müminler!
Çocuklarımız, Cenâb-ı Hakk’ın bizlere bahşettiği kıymetli bir emanettir. Onlar, hayatımızın neşesi, yuvamızın bereketidir. Ailemizin umudu,
geleceğimizin teminatıdır. Onun içindir ki çocuklarımızı sağlıklı bir aile ortamında, sevgi ve güzel ahlakla yetiştirmek öncelikli görevimizdir. Onları her türlü ihmal ve istismardan korumak, dini, ahlaki, hukuki ve insani sorumluluğumuzdur.
Kıymetli Müslümanlar!
Maalesef çocuklarımızla ilgili vicdanlarımızı derinden yaralayan haberlerin öne çıktığı bir gündemin içerisindeyiz. Ne acıdır ki, yozlaşmanın, ahlakı ve hukuku kaybetmenin, vicdansızlığın bedelini en fazla çocuklar ödüyor. Bir yanda yaşanan savaşların ve trajedilerin, mülteci kamplarının ve yoksulluğun; diğer yanda ihmal, istismar ve insanlık dışı davranışların en büyük mağduru çocuklar oluyor. Bu mağduriyetlerden biri de “küçük yaşta evlilikler”, “çocuk evlilikleri”, “çocuk gelinler” gibi ifadelerle gündeme gelen aşırılıklardır.
Değerli Müminler!
Kız çocuklarını, aile kurma sorumluluğuna sahip olmadan evliliğe zorlamak ve bunu İslam dininden hareketle meşrulaştırmaya çalışmak, büyük bir günah, ağır bir vebaldir. Bu yanlış tutum ve söylemin İslam’ın evlilik anlayışıyla hiçbir ilgisi yoktur. Çocukların emeğinin, bedeninin, geleceğinin istismar edilmesi, insanlığın iflas ettiğinin bir göstergesidir. Nerede, nasıl, ne zaman olursa olsun ve kim tarafından yapılırsa yapılsın, çocukların ihmal ve istismarı, akılla, vicdanla ve ahlakla bağdaşmayan, insanlık dışı bir eylemdir. Çocukları mağdur eden, onların geleceklerini karartan hiçbir söz ve davranışın mazereti ve meşruiyeti olamaz. Bir çocuğun hayatını karartmak, insanlığa ve vicdana karşı işlenebilecek en büyük cürümdür. Hem Yüce Allah hem de insanlık önünde hesabı verilemeyecek ağır bir suçtur.
Kıymetli Müminler!
Çocukların küçük yaşta evlendirilmesi ve çocuk istismarı vakalarının yüce dinimiz İslam ile anılması ve Müslüman kimliğinin zedelendiği bir sürece dönüştürülmesi asla kabul edilemez. İslam’a göre kadın ve erkek hem duygusal ve fiziksel, hem de ruhsal ve zihinsel olgunluğa erişmeden, aile kurmanın anlam ve sorumluluğunu idrak edecek rüşt yaşına gelmeden evlendirilemez. Zira evlilik için sadece ergen olmak yeterli değildir. Ergenlik biyolojik bir süreçtir. Evlilik ise reşit olmayı gerektirir. Nitekim ülkemizde evlilik yaşının asgari sınırı on sekiz olarak kanunlarla belirlenmiştir. Başta anne-babalar olmak üzere herkesin evlilik yaşı ile ilgili sınırlara riayet etmesi hem dini bakımdan gerekli bir davranış hem de ailede kalıcı huzur ve mutluluğu sağlamanın en temel şartıdır.
Aziz Müslümanlar!
Allah’ın emaneti olan yavrularımız, vicdan ve merhamet konusunda insanın ve toplumun en hassas terazileridir. O halde, yarınlarımızın ümidi olan çocuklarımıza karşı sorumluluklarımızın idrakinde olalım. Onların eğitimlerine, psikolojik, sosyal, kültürel gelişimlerine, dini ve ahlaki terbiyelerine özen gösterelim. Çocuklarımıza yönelik her türlü ihmal ve istismara karşı hep birlikte mücadele edelim. Çocuk istismarı gibi son derece hassas bir konuyu bilinçaltı mesajlarla İslam ve Müslümanlarla ilişkilendirmeye çalışanlara karşı da uyanık olalım. Unutmayalım ki insanlık, çocukların güven ve huzurunu temin etmedikçe asla iyiliğe erişemeyecektir. Hutbemi Kur'an-ı Kerim’de bize öğretilen şu dua ile bitiriyorum:
“Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle.”3
1 Enfâl, 8/28.
2 Müslim, Sıyâm, 183.
3 Furkân, 25/74.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
12 Aralık 2022 Pazartesi
11 Aralık 2022 Pazar
9 Aralık 2022 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 09.12.2022 Tarihli Cuma Hutbesi:HAYDİ NAMAZA! HAYDİ KURTULUŞA!
HAYDİ NAMAZA! HAYDİ KURTULUŞA!
Muhterem Müslümanlar!
Günde beş vakit bir nida duyarız minarelerden. Gök kubbenin altında Rabbimizin kutlu daveti yankılanır:
حَىَّ عَلَى الْفَلاَحِ حَىَّ عَلَى الصَّلاَةِ
“Haydi namaza! Haydi kurtuluşa!” Bu davet, camiye ve
cemaatedir. Bu davet, Cenâb-ı Hakkın huzurunadır. Bu davet, namazla dirilişe,
namazla kurtuluşadır.
Aziz Müminler!
اَلصَّلاَةُ عِمَادُ الدّ۪ينِ
“Namaz, dinin direğidir.”[i]
أَوَّلُ مَا يُحَاسَبُ بِهِ الْعَبْدُ الصَّلاَةُ
“Namaz, kıyamet gününde kulun hesaba çekileceği ilk amelidir.”[ii]
مِفْتَاحُ الْجَنَّةِ الصَّلاَةُ
“Namaz, cennetin anahtarıdır.”[iii]
İslam’ın beş temel esasından biri olan namaz, kulun hem
bedeni hem de ruhuyla Rabbine yönelmesi, O’nunla daimi ve sağlam bir bağ
kurmasıdır. Kalabalıklar içinde yalnızlaşan
insanın Rabbiyle buluşması, O’nunla konuşması, halini O’na arz etmesidir.
Kıymetli Müslümanlar!
Biz namazı kılarız, namaz da bizi kâmil bir mümin kılar. Namazını
hakkıyla eda edenleri iyiliğe sevk eder, kötülükten beri kılar. Kur’an-ı
Kerim’de bu hakikat şöyle ifade edilir: “Kitaptan
sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan
ve kötülükten meneder…”[iv]
Değerli Müminler!
Her Müslümana farz olan beş vakit namazı, camide cemaatle
kılmanın büyük bir fazileti ve sayısız hikmeti vardır. Cemaatle namaz kılmak o
kadar önemlidir ki Yüce Rabbimiz cihad meydanında dahi namazlarımızı cemaatle
nasıl kılacağımızı Kur’an-ı Kerim’de ayrıntılı olarak açıklamıştır.[v] Sevgili Peygamberimiz
(s.a.s) ise “Cemaatle kılınan
namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi kat daha faziletlidir.”[vi] buyurmuştur.
Cemaatle kılınan namaz, kalplerimizi birbirine bağlar. Aramızdaki sevgi, saygı
ve muhabbeti artırır. Birbirimizle tanışmaya, kaynaşmaya, sevinç ve kederde
ortak olmaya vesile olur.
Aziz Müslümanlar!
Şu anda eda ettiğimiz Cuma namazı ise müminlerin haftalık
buluşmasıdır. Cuma namazı, iman
kardeşliğinin, kaynaşma ve bütünleşmenin, yek vücûd tek yürek olmanın en canlı
örneğidir. Önder
bir ümmet, hayırlı bir toplum olmamızın en büyük nişanesidir. Cenâb-ı Hak, bu mübarek günde dünyevî telaşlarımızı
bir kenara bırakarak Cuma namazına koşmamızı şöyle emretmektedir: “Ey iman edenler! Cuma günü namaz için
çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz,
bu sizin için çok hayırlıdır.”[vii]
Geçerli bir mazeret olmadan Cuma
namazını terk etmek ise ağır bir vebal, büyük bir günahtır. Nitekim Allah Resûlü (s.a.s) bir
hadisinde şöyle buyurmaktadır:
“Her kim önemsemediğinden dolayı Cuma namazını üç defa terk ederse kalbi
mühürlenir.”[viii]
Kıymetli Anne Babalar!
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) bizlere şöyle sesleniyor: “Yedi yaşına geldiklerinde çocuklarınızı namaza alıştırın.”[ix]
Öyleyse geliniz, çocuklarımızı tatlı dille,
güler yüzle, sabırla ve anlayışla namaza davet edelim. Ellerinden tutarak hep
birlikte ailece camiye koşalım. Camilerin huşû ve huzur veren ikliminden
çocuklarımız da nasiplensin. Onlara cami adabını elbette öğretelim. Ancak
çocukluklarının gereği olarak camide oynamalarına ve koşmalarına da hoşgörüyle
yaklaşalım. Atacağımız yanlış bir adımla çocuklarımızın camiden ve cemaatten
uzaklaşmalarına neden olmayalım.
Sevgili Gençler!
Resûl-i Ekrem
(s.a.s), Rabbine ibadet ederek yetişen gençlerin kıyamet günü arşın gölgesinde
gölgeleneceklerini müjdelemektedir.[x]
O halde genç kardeşim, ömrünün bu en değerli günlerini cemaatle namaz kılarak
bereketlendir. Ne olur, seni en çok Rabbine yaklaştıran namazdan kendini mahrum
bırakma. Unutma, Allah’ın evinde cemaatle kıldığın namazlardan elde ettiğin
iman ve cesaretle, hutbe ve vaazlardan öğrendiğin ilim ve hikmetle dünyanı
huzur yurduna, ahiretini de cennete çevireceksin inşallah.
Aziz Müslümanlar!
Namaz kılmanın önünde hiçbir engel yoktur.
Namazdan bizi alıkoyacak, ondan daha önemli hiçbir gerekçemiz olamaz. O halde,
her gün beş vakit namazımızı camide kılmaya özen gösterelim. Özellikle,
cemaatle kılınması farz olan Cuma namazına göre vaktimizi planlayalım. İşçi,
işveren, amir, memur, öğrenci, öğretmen, çocuk, genç, yaşlı hep beraber Cuma
namazında buluşalım. Eş, dost ve arkadaşlarımızı namazlarımızı camide kılmaya
ve Cuma namazına teşvik edelim. Ahiret yolculuğumuza da yine bir cami
avlusundan, omuz omuza saf tuttuğumuz kardeşlerimizin hüsnü şehadetleri, duaları
ve kılacakları cenaze namazıyla uğurlanacağımızı unutmayalım.
