Efkan Vural'ın Yazıları
14 Kasım 2022 Pazartesi
11 Kasım 2022 Cuma
10 Kasım 2022 Perşembe
Diyanet İşleri Başkanlığının 11.11.2022 Tarihli Cuma Hutbesi:ÖNCE TEDBİR SONRA TEVEKKÜL
ÖNCE TEDBİR SONRA TEVEKKÜL
Muhterem Müslümanlar!
Mülkün yegâne sahibi olan Yüce Rabbimiz,
en küçük zerreden uçsuz bucaksız kâinata varıncaya kadar her şeyi bir ahenk ve
düzen içerisinde yaratmıştır.
Yaratılıştaki bu muhteşem uyum, “Sünnetullah”a yani Allah’ın hükmüne ve
kanunlarına göre işlemektedir. Bizlere düşen, bu ilahi
düzen ve yasalara göre hareket etmek, evrende var olan sebep-sonuç ilişkisine
uygun davranmaktır.
Aziz
Müminler!
Sebepler dairesinde cereyan eden hadiselerden biri de afetlerdir. Deprem gibi afetlere engel olmak elbette mümkün değildir. Ancak akıl, bilim ve tecrübe ışığında afetlere karşı tedbir almak ve bunların yol açacağı tahribatı en aza indirmek öncelikli görevimizdir. İslam’ın emrettiği tevekkül anlayışının gereği de budur. Dinimiz, önce bütün tedbirleri almamızı, üzerimize düşen bütün sorumlulukları yerine getirmemizi emreder. Ondan sonra Allah’a tevekkül etmeye, O’na güvenip teslim olmaya davet eder.
Nitekim bir adam Peygamber Efendimiz (s.a.s)’e gelerek,
“Ya Resûlallah! Devemi bağlayıp da mı Allah’a tevekkül edeyim, yoksa
bağlamadan mı tevekkül edeyim.” diye sorduğunda Allah
Resûlü (s.a.s), ona şöyle cevap vermiştir: “Önce deveni
bağla, sonra Allah’a tevekkül et!”[1]
Kıymetli Müslümanlar!
Aldığımız bütün tedbirlere rağmen acı
bir hadiseyle karşılaştığımızda ise biz müminlere düşen sabırlı ve metanetli
olmak, Allah’ın takdirine rıza göstermektir. İçinde bulunduğumuz durumu akl-ı
selim ile değerlendirmek, ihmal, yanlış ve hatalardan gerekli dersleri
çıkarmaktır. Cenâb-ı Hakk’a tazarruda bulunmak; tevbe ve istiğfarla, dua ve
niyazla O’na sığınmak, rahmet ve yardımını istemektir.
Değerli
Müminler!
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:
“İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu; böylece Allah yanlış yoldan dönsünler diye işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor.”[2]
Evet, afetlerin kötü neticelerinin bir kısmı kendi hata ve ihmallerimiz sebebiyledir. O halde geliniz! Afetlere karşı bilinçli, tedbirli ve hazırlıklı olalım.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in
“Allah Teâlâ, birinizin yaptığı işi en
sağlam şekilde yapmasından memnun olur.”[3] hadisini kendimize rehber
edinelim. Deprem kuşağı üzerinde yer alan ülkemizin
gerçeklerine uygun adımlar atalım. Evlerimizi
en doğru yere, en sağlam malzemeyle ve en güzel şekilde inşa etmenin gayretinde
olalım. Heyelan ve sel riski bulunan bölgelerde, dere yataklarında bina yapmaktan
kaçınalım. Kendi elimizle kendimizi tehlikeye atmayalım.
Aziz
Müslümanlar!
Yüzlerce vatandaşımızın vefatına, binlercesinin etkilenmesine sebep olan 12 Kasım 1999 Düzce depreminin sene-i devriyesi olan yarın saat 18.57’de depremlere karşı toplumumuzda farkındalık oluşturmak amacıyla ülke genelinde “Çök, Kapan, Tutun” hareketleriyle deprem tatbikatı yapılacaktır.
Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de,
وَمَنْ اَحْيَاهَا فَكَاَنَّمَٓا اَحْيَا النَّاسَ جَم۪يعاًۜ
“Kim, bir canı kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış
gibi olur.”[4] buyurmaktadır. Bir canı kurtarmak, bir insanın hayata tutunmasına
katkıda bulunmak, bu amaca yönelik faaliyetlerin içerisinde olmak, son derece
saygın ve değerlidir. Bu vesileyle siz kıymetli kardeşlerimizi bulunduğunuz
yerdeki en güvenli noktada hem bu tatbikatta yer almaya hem de AFAD tarafından
verilen eğitimlere katılmaya davet ediyorum.
Hutbemi bitirirken geçmişten günümüze afetlerde vefat eden
bütün kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Cenâb-ı Hak,
ülkemizi, milletimizi ve tüm insanlığı her türlü afetten muhafaza
buyursun.
8 Kasım 2022 Salı
6 Kasım 2022 Pazar
4 Kasım 2022 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 04.11.2022 Tarihli Cuma Hutbesi:HAYAT REHBERİMİZ KUR’AN
HAYAT REHBERİMİZ KUR’AN
Muhterem
Müslümanlar!
Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Şüphesiz bu Kur’an en doğru olana iletir; dünya ve ahiret için
yararlı işler yapan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu
müjdeler.”[i]
Okuduğum hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor:
“Sözlerin en doğrusu, Allah’ın Kitabı; hâl ve tavrın en güzeli
ise Muhammed’in hâl ve tavrıdır.”[ii]
Aziz Müminler!
Rahman ve Rahim olan Allah, insanı yarattı. Ona okumayı ve öğrenmeyi
nasip etti. Kullarının aklını ve kalbini, vahiyle, imanla, ahlâkî öğütlerle
besledi. İslam’ın iyice kavranabilmesi için son peygamber Hz. Muhammed Mustafa
(s.a.s)’i ve hayat rehberimiz Kur’an-ı Kerim’i lütfetti.
Kıymetli Müslümanlar!
Kur’an, hidayettir; dünyada yolunu kaybetmek istemeyenlere, dine uygun
yaşamaya çalışanlara, muttakîlere bir rehberdir. Kur’an, beyandır; insanlara
Yüce Allah’ın isim ve sıfatlarını, dinimizin hükümlerini açıklayan bir
kılavuzdur. Kur’an, Furkân’dır; doğruyla yanlışı birbirinden ayıran,
gerçeklerin fark edilmesini sağlayan Kelâmullah’tır. Kur’an, şifa ve rahmettir;
dertli gönüllere deva, suya muhtaç iklimlere bolluk ve berekettir.
Değerli Müminler!
Kur’an, geceyi ve gündüzü, karayı ve denizi, doğumu ve ölümü birer ibret kaynağı olarak düşünmemizi ister.
“Hayvanlarda sizin için elbette ibret vardır”[iii] buyurarak, karıncadan, arıdan, örümcekten ve diğerlerinden ibret almamızı tavsiye eder. Geçmiş ümmetlerin başından geçen hadiselerden çarpıcı kesitler sunar bizlere. Peygamberlerin yaşadığı zorlukları ve Allah’a yakarışlarını anlatarak şöyle buyurur:
“Onların kıssalarında akıl sahipleri için elbette ibret vardır.”[iv]
Aziz Müslümanlar!
Kur’an-ı Kerim’i okuyan Müslüman, Hz. İbrahîm’in emsalsiz tevhid
mücadelesini görecek ve Allah’ın birliğine iman ettiğine bir kez daha
sevinecektir. Karşılaştığı her türlü zorluk ve eziyete göğüs geren Hz. Mûsâ’nın
azmini örnek alacaktır. Yûsuf aleyhisselâmın kendisini haramdan nasıl
koruduğunu, Îsâ aleyhisselâmın Allah’ın verdiği mucizelerle insanlığı nasıl
müjdelediğini öğrenecektir. Allah Resûlü’nün vahiyle yoğrulan hayatından,
ayetlerle şekillenen ahlâkından muazzam dersler çıkaracaktır.
Saygıdeğer Müminler!
Ecdadımız, Allah kelâmının en üstün tutulması uğruna ömürlerini vakfettiler. Bütün dünya nimetleri ellerinin altında olsa da, Mushaf-ı Şerîf’i baş tacı kıldılar. Evlatlarının eğitimine Allah’ın adıyla, kitabının Fatiha’sıyla başladılar. Her gece yatmadan önce okuduğumuz Âmenerrasûlü’nün ilk cümlesini oluşturan
اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّه۪ وَالْمُؤْمِنُونَۜ
“Peygamber, Rabbinden kendisine
indirilene inandı; müminler de inandılar”[v]
ifadesinin sırrına
mazhar olmaya çalıştılar.
Kıymetli Müminler!
Kur’an-ı Kerim ile bağlarımızı diri tutalım. Okuduğumuz ayetlerin anlamlarını da öğrenmeye çalışalım. Çocuklarımızın yazın öğrendiklerini kışın unutmamaları için onlara yardımcı olalım. Kur’an okuma ve anlama becerilerini tekrar ettirelim onlara.
خَيْرُكُمْ مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ وَعَلَّمَهُ
“Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerdir”[vi] buyuran Peygamber
Efendimizin sözünden ibret ve ilham alalım. Kur’an öğrenmeye ve öğretmeye
ayrılan her saniyenin, hatta her anın, Allah’ın rızasını kazanmaya vesile
olduğunu unutmayalım.
Hutbeme son verirken, Cenâb-ı Hakk’ın bize
bahşettiği imandan ve Kur’an’dan kıyamete dek nesillerimizi de mahrum
etmemesini niyaz ediyorum.

