9 Eylül 2022 Cuma

HAFTANIN HADİSİ


Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) Mescid-i Nebevî’de biri dua ve niyazda bulunan, diğeri ilimle meşgul olan iki grup gördü. Her iki grubun da hayır üzere olduğunu söyledi. Ardından إِنَّمَا بُعِثْتُ مُعَلِّماً 

“Ben ancak bir muallim olarak

 gönderildim.” buyurarak ilimle meşgul

 olanların yanına oturdu.[i]

                    (Dârimî, Mukaddime, 32.)

Diyanet İşleri Başkanlığının 09.09..2022 Tarihli Cuma Hutbesi:İLİM BİR NURDUR

 

İLİM BİR NURDUR




Muhterem Müslümanlar!


Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) Mescid-i Nebevî’de biri dua ve niyazda bulunan, diğeri ilimle meşgul olan iki grup gördü. Her iki grubun da hayır üzere olduğunu söyledi. Ardından إِنَّمَا بُعِثْتُ مُعَلِّماً 

“Ben ancak bir muallim olarak gönderildim.” buyurarak ilimle meşgul olanların yanına oturdu.[i]

Aziz Müminler!

Yüce dinimiz İslam ilme ve irfana, bilgiye ve hikmete büyük önem verir. 

اِقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذ۪ي خَلَقَۚ  

“Yaratan Rabbinin adıyla oku![ii] emriyle başlayan ilk vahiy, bizleri kâinatı ve bütün varlığı vahyin ışığında okumaya ve anlamaya davet eder.

“De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?[iii] 

ayet-i kerimesi, ilmin ve âlimin Allah katındaki değerini gösterir. Rabbimizin kalem üzerine yemin etmesi, Kur’an-ı Kerim’de “Kalem” ismiyle müstakil bir sûrenin bulunması da kadın erkek her mümin için ilmin ve bilginin ne denli kıymetli olduğuna işaret eder.

Kıymetli Müslümanlar!

İlim, insanlığa her alanda rehberlik eden çok değerli bir hazinedir. Zira insan, kendini ilimle bilir. Rabbini ilimle tanır. Allah’ın mesajlarını ilimle anlar. Varlığın gaye ve hikmetini ilimle kavrar. Nefsini ilimle terbiye eder. Hakkı, adaleti, ahlakı, fazileti ve doğruyu ilimle öğrenir. Yaratıcısına karşı sorumluluklarını ve kulluk görevlerini ilimle yerine getirir.

Değerli Müminler!

İlmin asıl sahibi Yüce Allah’tır. Allah Teâlâ, insanı yaratmış, ona bilmediklerini öğretmiştir. İlim tahsil etmenin amacı da Cenâb-ı Hakk’ı tanımak, rızasını kazanmak ve insanlığa faydalı olmaktır.   Bu gayelerden yoksun bir ilim insanlığa barış ve huzur değil savaş ve felaket getirir. Nitekim Resûlüllah (s.a.s) Cenâb-ı Hakk’a şöyle dua etmiştir:

“Allah’ım! Fayda vermeyen ilimden sana sığınırım.”[iv] “Allah’ım! Bana öğrettiklerinle beni faydalandır. Fayda verecek ilmi bana öğret ve ilmimi artır.”[v]

Aziz Müslümanlar!

Resûl-i Ekrem (s.a.s) şöyle buyurmuştur: 

“Kuşkusuz âlimler peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler miras olarak ne altın ne de gümüş bırakmışlardır; onların bıraktıkları yegâne miras ilimdir.”[vi] 

O halde Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in mirasına sahip çıkalım. İlmi, Hakk’ın sevgisini kazanmak için talep eden ve bildiğiyle amel edenlerden olalım. Yarınlarımızın teminatı olan evlatlarımızın ilim, irfan, hikmet ve güzel ahlakı kuşanmış bireyler olarak yetişmeleri için gayret gösterelim.

Kıymetli Kardeşlerim!

Önümüzdeki hafta on sekiz milyonu aşkın öğrencimizle üniversite öncesi okullarımız, ardından da sekiz milyonu aşan öğrencimizle üniversitelerimiz eğitim öğretime başlayacaktır. En büyük zenginliğimiz olan çocuklarımızı ve gençlerimizi ilim, irfan, bilgi, hikmet ve güzel ahlakla yetiştirmek millet olarak en önemli sorumluluğumuzdur. Bu süreçte evimizin de bir eğitim yuvası olduğunu unutmayalım. Evlatlarımızdan ilgi ve desteğimizi esirgemeyelim. Onlara okulu, öğretmeni, hocayı, kitabı sevdirelim. Bu vesileyle yeni eğitim-öğretim yılının öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz, tüm ailelerimiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.

Hutbemi en güzel muallim olan Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu müjdesiyle bitiriyorum: Kim ilim öğrenmek için yola çıkarsa Allah da ona cennete giden yolu kolaylaştırır.”[vii]



[i] Dârimî, Mukaddime, 32.

[ii] Alak, 96/1.

[iii] Zümer, 39/9.

[iv] Nesâî, İstiâze, 13.

[v] Tirmizî, Deavât 128.

[vi] Tirmizî, İlim, 19.

[vii] Tirmizî, İlim, 19.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

5 Eylül 2022 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

AYIN SÖZÜ

  Ayın Seçme Sözü ve Yorumu

“İşimiz Bağımlılık Gücümüz Mücadele”

Ankara Valiliği bağımlılıkla mücadelenin önemine binaen bu sloganla bağımlılığı önlemek için duyarlılık oluşturuyor.

Bu sloganı ayın sözü olarak seçmiş bulunmaktayız. Ankara Valiliği bağımlılıkla mücadelede çok önemli faaliyetlere imza attığını görmekteyiz.

Ankara Valiliğinin  bağımlılıkla mücadele çerçevesinde birtakım çalıştaylar düzenleyerek toplumda farkındalık uyandırmak suretiyle önemli bir görevin yerine getirildiğine şahit olduk.

Bu çalıştaylardan son iki tanesine katılma fırsatı buldum. Bunlardan ilki Tütün ve tütün ürünlerinin kullanımı ile mücadele çalıştayı, diğeri de Uyuşturucu ile mücadele.(İnşallah daha sonra bu çalıştaylarla ilgili yazı yazmaya çalışacağım.)

 Her iki çalıştay çok kıymetli bir çalışma. Bu çalıştaylarda öne çıkan slogan “İŞİMİZ BAĞIMLILIK,GÜCÜMÜZ MÜCADELE”

Bağımlılıkla mücadeleyi işimizin gereği olduğundan dolayı yapmaktayız. Bizim işimiz bağımlılıkla mücadeledir. Bu konuda gücümüzü de mücadele oluşturmaktadır.

Mücadele bir iş konusunda usanmadan bıkmadan sürekli çalışmaları devam ettirmektir.

Tütün ve tütün ürünlerinin kullanımı, her türlü bağımlılık ve uyuşturucu ile mücadeleyi her yerde ve her daim sürdürmeliyiz.

Geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerimizi zararlı alışkanlıklardan korumalıyız. Onları bağımlı yapacak davranışlardan ve maddelerden uzak tutmalıyız.

Bağımlılıkla mücadelede en önemli şey. Bağımlılık yapan şeyleri hiçbir şekilde ve hiçbir zaman yapmamaktır. Esas olan budur. İşte bunun için mücadele şarttır. Top yekun mücadele etmeliyiz. Aileler başta olmak üzere herkes bu konuda uyanık olmalı. Okullarımız başta olmak üzere tüm kurumlar mücadeleyi önemsemeli.

Gençlerimizi sportif, sosyal, sanatsal ve kültürel faaliyetlere yönlendirmeliyiz. Gezi ve inceleme, doğa yürüyüşleri, bağ, bahçe işleriyle, hayvanları sevme ve koruma gibi meşguliyetler oluşturmalıyız.

Cep telefonu tablet ve bilgisayarlara gömülen çocuklarımız ve gençlerimizin başkaca uğraşları olmadığı için mutluluğa ulaşmanın yolunu bağımlı olan şeylere yönelerek arıyorlar. Bu şekilde bağımlı olduklarından insanca yaşama zevkini tadamıyorlar. Mutsuz ve yalnız başına yaşayarak hayatlarını mahvediyorlar.

Çocuklarımıza milli, manevi, insani ve ahlaki değerleri yaşamlarının bir parçası haline getirmeliyiz.

Gençlerimize yaratılış amacına uygun olarak çok güzel bir varlık olduğunu, çevresinde en değerli olduğunu anlatmalıyız.

Yaratıcı olan Yüce Allah’ın insana akıl ve irade vererek ona ayrı bir değer verdiğini empati ile iyi bir şekilde anlatmalıyız. Hayatın içinden çeşitli örnekler vererek bu durumun iyice anlaşılmasını sağlamalıyız.

Dini ve ahlaki değerlerin insan olmamıza ve insanca yaşamamızın gereği olduğu anlayışının verilmesi ile kötü davranışlardan uzak olunmasına katkı sunacaktır.

Gençlerimizin bu anlayış ile kendilerinin yaşamın güzelliklerini görebilecekleri inancı verilmelidir. Güzel bir yaşantı ile geçirilen ömür sonunda mutlu olarak bu dünyadan ayrılarak öteki dünyada da mutluluğa erişebileceği İslami inancımızı gençlerimize öğretmeliyiz.

Öldükten sonra yeni bir hayata geçiş yaparak sonsuz bir yaşama başlayacağımız inancı (Ahiret inancı) sağlam ve doğru bir şekilde verilmeli.

İnsan oğlunun çok değerli olduğu vurgulanmalı. Çok değerli olan bir varlık ölümle yok olmayacağı gerçeği mantığımızla da anlaşılmaktadır. Bu inanış da gençlerimize iyi kavratılmalıdır.

Dinimizde Allah insana bedenini ve ruhunu korumasını ve onlara zarar vermemesini istemektedir. Kötü ve zararlı alışkanlıklarla vücudumuza zarar vermiş oluyoruz. Bu şekilde yaptıklarımızla bedenimize vermiş olduğumuz zarar ile Allah’a karşı sorumlu oluyoruz.

Allah’ın sevdiği iyi bir kişi olmak için kötü davranışlardan bedenimize ve ruhumuza zarar veren davranışlardan uzak durmalıyız. Bu inanış ve bu davranışı gençlerimize kazandırmalıyız. Bağımlılığı önlemek için bunlar da önemlidir elbette…

İşimiz bağımlılık, gücümüz mücadele…

Bu iş zor ama sonucu güzel…

Güzel olan şeylere devam…

“İŞİMİZ BAĞIMLILIK,GÜCÜMÜZ MÜCADELE”


Efkan VURAL

2 Eylül 2022 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

      Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:  


                            اَلْحَياَءُ مِنَ اْلإِيماَنِ

                “Hayâ -utanma- imandandır”.

                                           (Buharî: İman 16; Müslim: İman 59)

Diyanet İşleri Başkanlığının 02.09..2022 Tarihli Cuma Hutbesi:ANNE BABA: CENNETİ KAZANMA VESİLESİ

 

ANNE BABA:

CENNETİ KAZANMA VESİLESİ




Muhterem Müslümanlar!


Medine’ye bir genç gelmişti. Uzun ve meşakkatli bir yoldan geldiği belliydi. Doğruca Allah Resûlü (s.a.s)’in yanına koştu ve “Anne babamı ardımdan ağlar halde bırakıp sana geldim Yâ Resûlallah!” dedi. Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurdu:

“Anne babanın yanına geri dön ve her ikisini de nasıl ağlattıysan öylece güldür!”[1]

Aziz Müminler!

Anne babamız, kendilerine iyilik yapmamızı en çok hak eden

 kişilerdir. Zira onlar, bu dünyaya gelme vesilemizdir. Kimi

 zaman gözyaşı ve duayla, kimi zaman da göz nuru ve alın teriyle

 bizleri bu günlere onlar taşıdı. İlgi ve destekleriyle hayata

 tutunduk. Sevgiyi, şefkati ve merhameti ilk onlarda gördük.

 Sabır ve fedâkârlığın zirvesini onlardan öğrendik. Hangi yaşta

 olursak olalım hayat yolculuğumuzdaki en büyük sığınağımız ve

 dayanağımız hep anne babamız oldu.

Kıymetli Müslümanlar!

Anne babamıza iyilikle muamele etmek yüce dinimizin emridir. İslam, anne baba hakkını gözetmeyi ve onların gönüllerini hoş tutmayı tavsiye eder. Bilhassa yaşlandıklarında yanlarında olmanın, sevgi ve merhametle ihtiyaçlarını karşılamanın bir vefa borcu olduğunu bildirir. Onları ihmal etmeyi ve incitmeyi ise yasaklar. Nitekim hutbemin başında okuduğum ayet-i kerimede Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır: Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi ve anne babanıza iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlanırsa onlara öf bile deme! Onları azarlama! İkisine de gönül alıcı güzel sözler söyle. Onlara merhametle ve alçak gönüllülükle kol kanat ger. ‘Rabbim! Onlar nasıl küçüklükte beni şefkatle eğitip yetiştirdilerse şimdi sen de onlara merhamet göster’ diyerek dua et.”[2]

Değerli Müminler!

Resûl-i Ekrem (s.a.s), şöyle buyurur:

رِضَا الرَّبِّ فِى رِضَا الْوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ فِى سَخَطِ الْوَالِدِ “Rabbin hoşnutluğu anne babanın hoşnutluğuna, Rabbin öfkesi de, anne babanın öfkesine bağlıdır.”[3]  O halde geliniz, her birimiz şu soruları kendimize soralım. Anne babamıza iyilik etmeyi Rabbimize kulluğun bir gereği olarak görüyor muyuz? Onların rızasını kazanmak ve yüzlerini güldürmek için çaba gösteriyor muyuz? Gönüllerimizde ve hanelerimizde onlara yer açıyor muyuz? Aile olmanın sıcaklığını ve huzurunu anne babamıza hissettirebiliyor muyuz? Yanlarında olmaya, uzakta olduğumuzda ise hal ve hatırlarını sorup ihtiyaçlarını gidermeye gayret ediyor muyuz? Yoksa çeşitli bahanelerin ardına sığınıp onları ilgi ve sevgimizden mahrum mu bırakıyoruz?

Aziz Müslümanlar!

Ana baba hakkına riayet edelim. Onların gönlünü yapmanın ve hayır dualarını almanın gayretinde olalım. Anne baba rızasını kazanmayı dünyada en büyük bahtiyarlık, ahirette ise kurtuluş vesilemiz olarak görelim. İyilik ve ihsanımızı, tatlı dilimizi ve güler yüzümüzü, saygı ve hoşgörümüzü, anne babamızdan asla esirgemeyelim. Dâr-ı bekâya göçmüş olan anne babalarımızı duasız, Fatihasız bırakmayalım. Amel defterlerini kapattırmayan salih evlatlardan olalım.

Hutbemi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu hadisiyle

 bitiriyorum: “Anne baba, kişinin cennete girmesine vesile

 olacak en yüce kapılardan birisidir. Bu kapıdan girme fırsatını

 kaybetmek ya da değerlendirmek artık sana kalmıştır!”[4]



[1] Ebû Dâvûd, Cihâd, 31.

[2] İsrâ, 17/23, 24.

[3] Tirmizî, Birr, 3.

[4] Tirmizî, Birr, 3.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü