10 Nisan 2022 Pazar

Hadis-i Şerifler aydınlatıyor-16

Amellerin Kabulü Allah’ın Rızasına Bağlıdır

İnsan, Rabbini tanıması ve O’na kulluk etmesi için yaratılmıştır. İnsanın yaratılış amacı Allah’a kulluktur. Allah insanı yaratıp yalnız başına bırakmamıştır. İnsana dünyada neler yapması gerektiğini Peygamberler aracılığıyla bildiren Allah; insanı başı boş bırakmamıştır.

Allah Kur’an’da insanlara şöyle seslenmektedir:” Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.” (Enbiya suresi,16. Ayet)

İnanan insanın en önemli işi Allah’a kulluktur.

Kulluk, Allah’ın emirleri doğrultusunda hayatı sürdürmektedir. Allah kulluğumuzu kabul etmesi için; bizden iman etmemizi ve imanın gereği olarak ta ibadetlerimizi yerine getirmemizi istemektedir. Ancak ibadetlerimizi yaparken tek amacımız Allah’ın rızası olmalıdır.

Yaptığımız amellerimizi ihlas ve samimiyetle yapmalıyız.

İbadetlerimizin Allah tarafından kabul edilmesi konusunda Peygamberimiz bir hadislerinde bizi şöyle aydınlatmaktadır:

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur: ”Allah sadece samimi bir şekilde ve kendi rızası gözetilerek yapılan amelleri kabul eder.”(Nesai,Chad,24)

İyi bir kul yaptığı hayır ve ibadetleri sırf Allah’ın rızası için yapmalıdır.

İbadetlerimizin kabul edilmesi için niyetimiz çok önemlidir. Bir ibadeti veya herhangi bir güzel davranışı yaparken yalnızca Allah’ın rızası gözetilmelidir. O iş ve davranışa gösteriş katılmamalıdır. İhlas ve samimiyetle ibadetlerimizi yerine getirmeliyiz. İbadetlerimizde menfaat gözetmemeliyiz. Yaptıklarımızda tamamen samimi olmalıyız. Eğer yaptıklarımıza gösteriş katarsak veya herhangi bir menfaat gözetirsek, ibadetimiz Allah tarafından kabul olmaz.

Yüce Allah bu konuyu bir benzetme ile şöyle dile getirir:” Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doğru yola iletmez.” (Bakara Suresi 264. Ayet)

Kulluk görevimizi ve yaptığımız güzel davranışları sadece Allah için yerine getirmeliyiz.

Yaptığımız ve yapacağımız bir davranış için kendimize şu soruları sormalıyız.

 Ben bu davranışı niçin yapıyorum.

 Davranışımda gerçek amacım nedir.

İçimden gelen yönlendirme nedir.

Tüm yaptıklarımızı Allah’ın rızası için mi? Yapıyorum.

Her hususta Allah’ın rızasına göre hareket etmeliyiz ki, yaptıklarımız kabul olsun.

Ne mutlu iyi ve güzel işlerini sırf Allah için yapanlara…

Ne mutlu yaptığı ibadetleri Allah tarafından kabul edilenlere…

Efkan VURAL

8 Nisan 2022 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:   


نَضَّرَ اللهُ امْرَءًاسَمِعَ مَقاَلَتِي، فَوَعاَهاَ، وَحَفِظَهاَ، وَبَلَّغَهاَ


“Allah, benim sözümü -hadisimi- işiten, bunu iyice kavrayan, ezberleyen ve başkalarına duyuran kişinin yüzünü nurlandırsın”.

             (Tirmizî: İlim 7; Ebu Davud: İlim 10; İbn Mace: Mukaddime 18.)

Diyanet İşleri Başkanlığının 08.04.2022 Tarihli Cuma Hutbesi:RAMAZAN VE DOĞRULUK

             RAMAZAN VE DOĞRULUK




Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Şüphesiz ‘Rabbimiz Allah’tır’ deyip, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: Korkmayın, üzülmeyin, size dünyada iken vaad edilen cennetle sevinin!”[i]

Okuduğum hadis-i şerifte Allah Resûlü (s.a.s) şöyle buyuruyor:

“Doğruluk insanı iyiliğe, iyilik de cennete götürür. Kişi devamlı doğru söyler ve doğruluktan ayrılmazsa Allah katında sıddîk olarak tescillenir…”[ii]

Aziz Müminler!

Yüce dinimiz İslam, söz ve davranışlarımızda dosdoğru olmamızı emreder. Fıtratımızla bağdaşmayan ve istikametimizi bozan yalanı da yasaklar. Doğruluk, İslam’ın özü, ahlaklı ve erdemli bir toplumun en temel vasfıdır. Nitekim “Ey Allah’ın Resûlü! Bana İslâm hakkında öyle bir söz söyle ki, bu konuda hiç kimseye bir şey sorma ihtiyacı duymayayım” diyen bir sahabiye Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle cevap vermiştir:

قُلْ آمَنْتُ بِاللّٰهِ فَاسْتَقِمْ 

Allah’a inandım de, sonra da dosdoğru ol.[iii]

Kıymetli Müslümanlar!

Doğruluk, Allah’a gönülden inanmak, Resûlüllah’a gönülden bağlanmaktır. Bedenimizi ibadetle, ruhumuzu takvayla yoğurmaktır. Her daim hak ve hakikatin yanında yer almaktır. Sözümüze sadık kalmak, ahde vefa göstermek, emanete riayet etmektir. Yalandan, gıybetten, iftiradan ve kötü sözlerden kaçınmaktır.

Aziz Kardeşlerim!

Mümin, doğruluğu söz ve davranışlarına yansıtır. Özü sözü birdir müminin. İçi dışı aynı, niyeti ile davranışları tutarlıdır. Geliniz, yolumuz doğruluk, özümüz sözümüz bir olsun. Olsun ki, dünyamız ma’mûr, akıbetimiz cennet olsun.

Müminin hayatında doğruluk önce ailede tesis edilir. Doğruluğun hâkim olduğu bir yuvada aile fertleri birbirine sadakatle bağlanır. Çocuklar, dürüstlüğü anne babanın güzel davranışlarından öğrenir. Ailenin güven veren ikliminde hayatın yükü birlikte omuzlanır. Geliniz, yolumuz doğruluk, ahlakımız güzel olsun. Olsun ki gönüllerimiz muhabbetle, hanelerimiz huzurla dolsun.

Mümin, ticaretinde dürüsttür; daha fazla kazanma arzusu ya da zarar etme korkusuyla doğruluktan ayrılmaz. Dünya hırsına kapılıp da harama bulaşmaz. O, bilir ki اَلرِّزْقُ عَلَى اللّٰهِ “rızık Allah’tandır.” Yine bilir ki Allah Resûlü (s.a.s),

مَنْ غَشَّنَا فَلَيْسَ مِنَّا

“Bizi aldatan bizden değildir.”[iv] buyurmuştur.

Mümin, sanal âlemde de istikametini muhafaza eder, doğruluktan ayrılmaz. Yalan ve iftira ile insanların onur ve haysiyetini zedelemez. Kul ve kamu hakkını ihlal eden asılsız paylaşımlarda bulunmaz. Geliniz, yolumuz doğruluk, niyetimiz iyilik olsun. Sevgili Peygamberimizin ifadesiyle Allah’a ve ahiret gününe iman eden, ya hayır söylesin ya da sussun.[v]

Kardeşlerim!

Resûl-i Ekrem (s.a.s) bizleri şöyle uyarmaktadır: “Yalan söylemeyi ve yalanla iş yapmayı terk etmeyen kimsenin, yemesini içmesini bırakmasına Allah’ın ihtiyacı yoktur.”[vi]

O halde, doğruluğu kuşanmak ve hayatımıza hâkim kılmak için Ramazan-ı şerifi bir fırsat bilelim. Unutmayalım ki, doğruluğu kaybetmek bizzat iyiliği kaybetmektir. Dünyalık fayda sağlayacağı düşünülen yalanlar ve haksızlıklar mutlaka kötülüğe götürür. Her işimizde ve her sözümüzde dosdoğru olmak ise iyiliğe, iyilik de cennete götürür.



[i] Fussilet, 41/30.

[ii] Buhârî, Edeb, 69.

[iii] Müslim, İman, 62.

[iv] Müslim, İman, 164.

[v] Buhârî, Edeb, 3.

[vi] Buhari, Savm, 8.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

4 Nisan 2022 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

Kur’an ayetleri aydınlatıyor-16

 Allah’ın ilmi ve Hikmeti Sonsuzdur

Yüce Allah Kur’an’da kendisini biz kullarına tanıtmak için birçok ayette nice özelliklerinden bahseder. Kur’an’da Allah kendisinden ve sahip olduğu sıfatlardan söz ederken şu hususa önem vermektedir. Allah’ın sıfatları, sahip olduğu tüm özellikleri, yaptığı ve yapacağı her şeyde sınırsız güç, kuvvet ve yeteneğe sahiptir. O’nun için hiçbir sınırlama söz konusu değildir.

Mesela Allah için şöyle bir niteleme yapılabilir.

O her şeyi hiçbir şeye ihtiyaç duymadan görür ve işitir. O istediği bir şeyi anında yapar. O bir şeyin olmasını istediğinde o şeye sadece “ol” der, o da oluverir.

Sonsuz evreni O yönetir. Tüm canlıların rızkını O verir. Her şeyi yaratandır. Onun yaratması hiçbir zaman son bulmaz

O her şeyi bilir. İlmi ve hikmetini yazmakla bitiremeyiz.

Bu konuda Yüce Allah bizi şöyle aydınlatmaktadır:

Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: ”Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Lokman Sûresi,27. Ayet)

Bu ayette Yüce Allah bize kendi sözlerinin, kelimelerinin yani ilmi ve hikmetinin sınırsız olduğunu bildirir. Allah’ın ilmini ve hikmetini yazmaya kalksak, tüm ağaçlar kalem ve tüm denizler mürekkep olsa yine de O’nun ilmini ve hikmetini yazıp bitiremeyiz.

Allah’ın ilmi ve hikmeti öylesine geniş ve sonsuzdur ki, bu denizlere yedi katı daha eklense bile Allah’ın ilmini yine yazmaktan aciz kalırız.

Elbette bu ayette mecazi anlam vardır. Burada Allah bize şunu açıklamak istiyor. Allah diyor ki; benim sözlerim, benim ilmim ve hikmetim sonsuzdur. Her şeyin bilgisine ve hikmetine sahibim.

İşte bu ve benzeri ayetler ışığında Yüce Allah’a imanımızı oluşturup dine bağlanmalıyız.

Şunu unutmamalıyız, yaşantımız ve hayatımız Allah içindir. Ve O’nun yolundan gitmeliyiz. O’nun ilim ve hikmeti yolunda yürümeliyiz. Yani Kur’an ve sünnet yolunda olmalıyız.

Allah’ın bize bildirdiği kelimeleri (Kur’an ayetlerini) iyi okuyup anlamalıyız.                                                                                    Bugün dünyanın ve insanlığın sorunlarının çözümü Yüce Allah’ın sonsuz kelamında olduğunu bilmeliyiz.

Ne mutlu Allah’ın vahyine kulak verenlere…

Ne mutlu Allah’ın adaletini anlayıp, adaletli olmaya çalışanlara…

Ne mutlu Allah’ın hükmünü hayatına uygulayanlara…

Efkan VURAL

 

1 Nisan 2022 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:   


مَنْ لَمْ يَدَعْ قَوْلَ الزُّورِ والعَمَلَ بِهِ فلَيْسَ لِلَّهِ

 حَاجَةٌ في أَنْ يَدَعَ طَعامَهُ وشَرَابهُ


“Kim yalan konuşmayı ve yalan-dolanla iş yapmayı terketmezse,  Allah o kimsenin yemesini, içmesini bırakmasına kıymet vermez.”

                    (Buhârî, Savm, 8, Ebû Dâvûd, Savm, 25)

Diyanet İşleri Başkanlığının 01.02.2022 Tarihli Cuma Hutbesi:MERHABA YA ŞEHR-İ RAMAZAN

        MERHABA YA ŞEHR-İ RAMAZAN




Muhterem Müslümanlar!

Çoktandır buruktu gönüller, ıssızdı mabetler, ezanlar hüzünlü, hilalin boynu büküktü. Hasretiyle yanmış yürekler, özlemle yolunu gözlüyordu. Suya hasret toprağın yağmuru beklediği gibi bekliyordu müminler, onun rahmet ve bereket iklimini... Ve nihayet ruhlara neşe veren bahar rüzgârları gibi geldi. Kalplere ve vicdanlara esenlik veren bir muştuyla geldi Ramazan.

Hanelerimiz bu kutlu misafir için şenlendi. Mabetlerimiz, bu güzel buluşma için süslendi. Ezanlar coşkuyla yankılandı gök kubbede. Ve dudaklarımızda tatlı bir terennüm yükseldi: “Hoş geldin ya şehr-i Ramazan, hoş geldin.”

Kıymetli Müminler!

Hutbeme başlarken okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: 

“Ramazan, insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği aydır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin...”[i]

Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor:

“Mübarek Ramazan ayı geldi. Yüce Allah bu ayda oruç tutmayı farz kıldı. Bu ayda cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanların azgınları bağlanır.”[ii]

Değerli Müslümanlar!

Ramazan-ı şerif, Rabbimizin rahmet ve ecir kapılarını ardına kadar açtığı hazine değerinde bir aydır. Bu mübarek ayda oruçlar tutulacak, iftar sofraları kurulacak. Neşeyle kalkılacak sahurlara. Büyükler de şenlenecek çocuklar gibi. Mabetler dolup taşacak, kubbeler mukabele sesleriyle çınlayacak. Ailece koşar adım gidilecek teravih için camilere. Huşuyla kılınacak namazlar. Ruhlar arınacak kirlerden. El açılacak yüce makama. Mağfiret ayında gözyaşlarıyla af dilenecek. Verdikçe bereketlenecek kazançlar. Muhtaçlar sevindirilecek. Yüzü gülecek gariplerin. Esenlik kaplayacak her yanı. Aydınlanacak karanlıklar, zincire vurulacak tüm şeytanlar.

Aziz Kardeşlerim!

Kur’an ayıdır Ramazan. Mevla’mızın bize en büyük rahmeti, Ramazanın ziynetidir Kur’an. Çokça okunacak ve anlaşılacak bu ayda. Bolca tefekkür edilecek, ölü hayatlarımıza hayat verecek ilkeleri. Murakabe edilecek yaşantımız. Gözden geçirilecek geçen ömrümüz. Hesabı yapılacak o pek çetin hesap gününün.

Ve paylaşma ayıdır Ramazan. Zekâtımızla, fitremizle, sadakamızla ve her türlü infakımızla Rabbimizin rızasını umacağız. Rabbimizin verdiğinden kullara vereceğiz ki artsın rızkımız, rahmet kuşatsın her yanı. Gülsün yüzler ve toplumda huzur egemen olsun.

Kardeşlerim!

Evvelinde rahmet tecelli etsin diye dört elle sarılalım Ramazana. Ortasında bereket olsun diye artıralım ibadetleri ve sadakaları. Ahirinde günahlardan azat olalım diye çoğaltalım tövbeyi ve istiğfarı. Niyazımız Yüce Mevla’mızdan; bir daha yaşatmasın bize buruk Ramazanları.

Ya Rab! Hamd sana, şükür sana. Eriştirdin bizi yine Ramazana. Müjdeler olsun kavuşanlara. Rahmet olsun kavuşamayanlara. Hastalarımız şifa, dertlilerimiz deva bulsun. Ramazan-ı şerifiniz, mübarek olsun.



[i] Bakara, 2/185.

[ii] Nesâî, Sıyâm, 5.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü